E-Devlette Görünen Dava Ne Anlama Gelir?

E-Devlette Görünen Dava Ne Anlama Gelir?

E-Devlet'te görünen bir davanın tebligat hukuku bakımından ne anlama geldiği, UYAP Vatandaş Portalında hangi bilgilerin yer aldığı ve tebligat süreleri ile adres yükümlülüklerinin nasıl işlediği bu yazıda açıklanmaktadır. Okuyucu, e-Devlet görünümünün tek başına tebligat sayılmadığını, elektronik tebligatın beşinci gün kuralını ve usulsüz tebligatta başvurulabilecek yolları öğrenecektir.

E-Devlet Görünümü ile Usulüne Uygun Tebligat Arasındaki Fark

E-Devlet Sorgulamasının Hukuki Niteliği

E-Devlet bir sorgulama platformudur. Dosyanın orada görünmesi, 7201 sayılı Tebligat Kanunu kapsamında tebligat yerine geçmez. Kişinin e-Devlet'te dosyasını görmesi, o dosyada yapılan bir işlemin usulüne uygun biçimde kendisine bildirildiği anlamına gelmez.

Tebligat, savunma hakkının ve kanuni sürelerin başlangıcını belirleyen temel işlemdir. Bu nedenle usulüne uygun tebligat yapılmadan kişiden hak kullanması beklenemez. Dosya tebligat yapılmadan da açılabilir. Bu durumda dosyanın açılmış olması, süreyi başlatmaz.

Süre türüne göre sonuçlar da farklılaşır. Hukuk davalarında dava dilekçesi tebliğ edilmeden cevap süresi başlamaz. Ceza soruşturmalarında şüpheliye hemen bildirim yapılmayabilir, ancak ifade alma, savunma isteme veya duruşma çağrısı gibi işlemlerde tebligat zorunludur. Dosyanın e-Devlet'te görünmesi bu sonuçları değiştirmez.

Usulsüz tebligatın hukuki sonucu da Yargıtay kararlarında ayrıca ele alınmıştır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 03/02/2020 tarih ve 2017/13895 E., 2020/1247 K. sayılı kararında, davalının usulüne uygun davetiyeye rağmen duruşmalara katılmadığı bir davada yerel mahkeme kararını bozmuştur. Kararın gerekçesi şu şekildedir:

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, davalı şirketin adres bırakmadan ayrıldığı yönündeki bila tebliğ iadesi üzerine mahkemenin ticaret sicilinden adres araştırması yapmadığını, sicildeki adrese tebligat çıkarmadığını ve Tebligat Kanunu m. 35 hükümlerini uygulamadığını belirtmiştir. Bu nedenle taraf teşkilinin usulünce sağlanmadığını ve HMK m. 27 kapsamındaki hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini tespit ederek kararı BOZMUŞTUR. Kararda, tebligatın usulüne uygun yapılıp yapılmadığının hâkim tarafından kendiliğinden denetlenmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Buna göre tebligatın usulüne uygunluğu, taraflardan bir itiraz gelmesini beklemeden hâkim tarafından denetlenir. Taraf teşkili sağlanmadan yapılan yargılama, HMK m.27 kapsamındaki hukuki dinlenilme hakkını ihlal eder.

Elektronik Tebligatın Zorunluluğu ve Tebliğ Tarihi

Elektronik tebligat, elektronik adres veren kişilere yapılabilir. Bu kişiler dışında kalan bazı tüzel kişiler için ise elektronik tebligat zorunludur. Tebligat Kanunu m.7/A'ya göre anonim ve limited şirketler ile sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler bu kapsamdadır.

Kanunun elektronik tebligat hükümleri, 6099 sayılı Yasa ile (RG 19.01.2011) değiştirilmiştir. Değişiklikle getirilen elektronik tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır. Bu kural için kaynakta bir madde numarası belirtilmemiştir.

Beşinci gün kuralı, tebliğ tarihini belirleyen bir süredir. Tatil günleri de bu süreye dahildir ve sürenin ek bir süre olarak eklenmesi söz konusu değildir. Örneğin karar elektronik kutuya ulaştıktan beş gün sonra tebliğ edilmiş sayılır. Tebliğ, e-tebligatın açılıp okunmasına bağlı değildir.

Bu nedenle e-tebligatı açmamış olmak, süreleri durdurmaz. Süreler, beşinci günün sonundan itibaren işlemeye başlar.

Tebligat Yapılmadan Sürelerin İşlemesi ve Dosya Türüne göre Sonuçlar

İcra Takibinde Ödeme Emri Tebliği

İcra takibinde ödeme emri tebliğ edilmeden itiraz süresi başlamaz, takip kesinleşmez ve kural olarak haciz yapılamaz (istisnalar hariç). Eski adrese tebligat, muhtara bırakılması veya "tebliğ edilmiş sayılma" hâlleri ise borçlunun haberi olmadan süreleri işletebilir.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, elektronik tebligat adresinin ödeme emri bakımından değerlendirildiği bir kararda şu hükmü kurmuştur:

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 01.12.2020 tarih ve 2020/1361 E. - 2020/1387 K. sayılı kararını temyiz üzerine bozmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi, borçlunun UYAP kayıtlarında elektronik posta adresinin bulunduğu ve aktif olduğu gerekçesiyle ödeme emrinin elektronik yolla tebliğ edilmesi gerektiğini, bu nedenle posta yoluyla yapılan tebliğin yok hükmünde olduğunu kabul ederek ödeme emrinin iptaline karar vermiştir. Yargıtay ise, şikâyetçinin bilirkişilik sıfatıyla açılmış e-tebligat adresinin şahsi tebligatlar için aktif edilmediğine dair PTT Başmüdürlüğü yazısını dikkate almış, ödeme emri tebliğinin elektronik yolla yapılamayacağını ve fiziki tebligatın usulüne uygun olduğunu belirtmiştir. Buna göre istinaf başvurusunun esastan reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin isabetsiz olduğuna hükmederek kararı BOZMUŞTUR.

Bu karara göre, şahsi tebligat için aktif olmayan bir e-tebligat adresi üzerinden ödeme emri tebliğ edilemez ve fiziki tebligatın usulüne uygunluğu ayrıca değerlendirilir.

Ödeme emrinin UYAP Vatandaş Portalında okunması da süre bakımından ayrı bir sonuç doğurur:

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, ödeme emrini UYAP Vatandaş Portalında okuyan borçlunun şikâyet süresini bu okuma tarihinden hesaplamış ve süresinden sonra yapılan şikâyetin reddedilmesini sonucu itibarıyla doğru bulmuştur. Usulsüz tebliğde muhatabın tebliği öğrenmesi hâlinde tebliğ geçerli sayılır (Tebligat Kanunu m. 32).

Buna göre portalda okunan ödeme emrinde şikâyet süresi, okuma tarihinden itibaren işler.

Hukuk ve Ceza Davalarında Tebligat Zorunluluğu

Hukuk davalarında dava dilekçesi tebliğ edilmeden cevap süresi başlamaz. Usulen tebliğ sayılan hâllerde ise dosya ilerleyebilir.

Duruşma gününün tebliği konusunda Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin değerlendirmesi şöyledir:

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 26.12.2022 tarihli kararında, duruşma gününün 'UYAP'tan öğrenilmesi' biçiminde HMK'da ve o tarihte Tebligat Kanunu'nda düzenlenmiş bir tebligat usulü bulunmadığını belirtmiştir. Yeni duruşma gününün taraflara tebliğ edilmeden dosyanın işlemden kaldırılmasını usul hukukuna aykırı bularak bozmuştur.

Buna göre yeni duruşma günü taraflara tebliğ edilmeden dosya işlemden kaldırılamaz ve UYAP'tan öğrenilmesi tebligat yerine geçmez.

Ceza soruşturmalarında şüpheliye hemen bildirim yapılmayabilir. İfade alma, savunma isteme veya duruşma çağrısı gibi işlemlerde ise tebligat zorunludur. Savunma hakkı tanınmadan hüküm kurulamaz ve usulsüz tebligat savunma hakkının ihlali anlamına gelir. Yargıtay 4. Ceza Dairesinin bildirimin ertelenmesine ilişkin değerlendirmesi şöyledir:

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Cumhuriyet savcısının bir suç ihbarı aldığında doğrudan şüpheliyi ifadeye çağırmak zorunda olmadığını, önce delilleri toplayıp olayın gerçekliğini araştırabileceğini belirtmiştir. Soruşturma evresi, yeterli delil elde edilinceye kadar şüpheliye bildirim yapılmadan yürütülebilir.

Bu karar, bildirimin ertelenmesinin delil toplama aşaması için geçerli olduğunu gösterir. İfade alma ve savunma isteme işlemlerinde ise tebligat zorunluluğu devam eder.

Temyiz ve İstinaf Sürelerinin Başlangıcı

5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.8 uyarınca iş mahkemesi kararlarında temyiz süresi sekiz gündür. Karar yüze karşı tefhim edilmiş olsa bile kısa kararın HUMK m.383 ve devamındaki şartları taşımaması hâlinde süre gerekçeli kararın tebliğinden başlar. Bu şartların taşınıp taşınmadığı, süreyin başlangıcını belirler.

İstinaf süresi iki haftadır. Elektronik tebligatla tebliğ edilen kararda bu süre, beşinci günün sonundan itibaren işler.

Usulsüz tebliğ iddiasında süreyi başlatan tarih konusunda Yargıtay 12. Hukuk Dairesi şu değerlendirmeyi yapmıştır:

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, usulsüz tebligat iddiasında UYAP işlem kütüğünden kişinin dosyaya ilk girdiği (baktığı) anı öğrenme tarihi olarak kabul etmiş ve kanun yolu ile itiraz sürelerini bu tarihten başlatmıştır.

Bu karara göre usulsüz tebligat iddiasında kanun yolu süresi, kişinin dosyaya ilk girdiği tarihten işler.

Usulsüz Tebligat ve Adres Güncelliği

Usulsüz Tebligatın Sonuçları ve Eski Hâle Getirme

Usulsüz tebligat savunma hakkını kısıtlar, süreleri yanlış işletir ve telafisi güç hak kayıplarına yol açar. Kişi, kendisine tebliğ edilmemiş bir kararın süresinin işlediğini çoğu zaman ancak sonradan öğrenir.

Usulsüzlük iddiasında şu yollar gündeme gelebilir:

  • Süre kaçırıldığında, adres kapatılmışken tebligat çıkarılması gibi usulsüzlük ileri sürülebilir.
  • Tebliğ tarihinin öğrenme tarihine göre belirlenmesi istenebilir.
  • Kusursuz süre kaçırımında eski hâle getirme yoluna başvurulabilir.
  • İtiraz veya şikâyet yolları gündeme gelebilir.

Eski hâle getirme için elde olmayan sebebin varlığı ve engelin kalkmasından itibaren kanunda öngörülen kısa süre içinde talepte bulunulması gerekir. Bu yollar da süreye tabidir, bu nedenle usulsüzlük iddiası gecikmeden ileri sürülmelidir.

"E-tebligatı görmedim" beyanı tek başına kabul edilmez. Kişinin tebligatı görmediğini ileri sürmesi, tebligatın usulsüz olduğunu kendiliğinden göstermez.

Adres kayıt sistemi ile bilinen en son adres arasındaki sıra da usulsüzlük sayılabilir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi bu konuda şu değerlendirmeyi yapmıştır:

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, bilinen en son adres denenmeden doğrudan MERNİS adresine yapılan muhtar yoluyla tebligatların kesin olarak usulsüz olduğuna hükmetmiştir. Tebligat Kanunu m. 10 gereğince tebligat öncelikle bilinen en son adrese çıkarılmalı, ancak bu adreste yapılamazsa adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine yapılabilmelidir.

Bu karar, MERNİS adresinin ancak bilinen en son adreste tebligat yapılamadığında kullanılabileceğini gösterir.

Adres Değişikliği ve Yokluk Hallerinde Tebligat

Adres değişikliği yeni adrese bildirilmelidir (7201 sayılı Tebligat Kanunu m.35). Yeni adres bildirilmez ve adres kayıt sisteminde de yerleşim tespit edilemezse, evrakın eski adrese ait binanın kapısına asılması yeterlidir. Asılma tarihi tebliğ tarihidir (m.35).

Yurt dışındaki Türk vatandaşları için bildirim, Büyükelçilik veya Konsolosluk aracılığıyla adrese ulaştığı tarihten itibaren otuz gün sonra tebliğ sayılır (m.36). Yargıtay 2. Ceza Dairesi, eski adrese yapılan tebligatla ilgili şu değerlendirmeyi yapmıştır:

Yargıtay 2. Ceza Dairesi, yurt dışında yaşadığı bilinen bir kişinin Türkiye'deki eski adresine tebligat çıkarılıp yokluğunda karar verilmesini ağır bir usulsüzlük olarak değerlendirmiştir. Yurt dışındaki tebligatların Türk Konsolosluğu aracılığıyla yapılması gerektiği belirtilmiştir.

Tebligat, muhatabın bilinen en son adresinde kendisine yapılır. Adres niteliği olmayan yerlere, örneğin inşaat halindeki binalara tebligat yapılamaz. Adresten başka bir yere tebligat yapılabilmesi için muhatabın kabulü gerekir. Ev adresinde yapılamayan tebligatın iş adresinde yapılması ise geçerlidir.

Muhatabın geçici olarak adreste bulunmaması hâlinde tebligat m.20'ye göre yapılır. İhbarnamenin kapıya yapıştırılmasından on beş gün sonra tebliğ edilmiş sayılır.

Sürekli yokluk hâlinde m.21 uygulanır. Bu durumda evrak muhtar, ihtiyar heyeti üyesi veya zabıtaya imza karşılığı teslim edilir ve ihbarname kapıya yapıştırılır. Yapıştırma tarihi tebliğ tarihidir. Adreste kimse yoksa yokluk, komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, zabıta veya memurdan öğrenilir, tutanağa yazılır ve beyanına başvurulan kişiye imzalattırılır. Muhatap adreste yoksa aile halkı, birlikte yaşayan hizmetçi veya işyerinde daimi işçi tebligatı alabilir. Bu kişilerin görünüşe göre on sekiz yaşından küçük olmamaları ve bariz ehliyetsiz bulunmamaları gerekir. Muhatap veya alacak kişi adreste bulunup tebliğden kaçınırsa m.21 uygulanır.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, m.21 kapsamındaki kapıya yapıştırma işleminde tebligatı alan kişinin kim olduğunun mazbataya yazılmasını şart koşmuştur:

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, Tebligat Kanunu m. 21 kapsamında kapıya haber kağıdı yapıştırılmasında, tebligatı alan komşunun adının tebliğ mazbatasına yazılmaması hâlinde tebligatın geçersiz sayılacağına hükmetmiştir.

Aynı daire, tebligatı alan kişinin muhatapla birlikte oturup oturmadığını da inceleyen bir karar vermiştir:

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, tebligatı alan kişinin muhatapla aynı çatı altında birlikte oturmaması hâlinde tebligatın geçersiz kabul edileceğine karar vermiştir.

Buna göre m.21 uygulamasında tebligatı alan kişinin muhatapla birlikte yaşaması, mazbata kaydı ile birlikte tebligatın geçerliliğinin ön koşuludur.

UYAP Vatandaş Portalında Görünen Bilgilerin Kapsamı

Giriş Yöntemine göre Görünen Bilgiler

UYAP Vatandaş Portalı, Adalet Bakanlığı'nın tüm adli ve idari mahkemeler ile icra dairelerindeki dosyaları vatandaşların elektronik ortamda takip etmesi için sunduğu bir hizmettir. Portala e-Devlet şifresi, e-imza, mobil imza veya e-Devlet üzerinden bağlanılır. Hangi yöntemle girildiği, görünen bilgilerin kapsamını belirler.

E-Devlet şifresiyle yapılan girişte dosyanın kapak bilgileri görülür. Bu bilgiler dava konusu ve değeri, taraflar, aşama, duruşma günleri ile dosyanın Yargıtay'dan dönüp dönmediğidir. Kişisel veri güvenliği nedeniyle evrakların içeriği bu yöntemle açılmaz. Dilekçe, tutanak ve kararların metnine bu girişte ulaşılamaz. Kapak bilgilerinin görünmesi, evrakın tebliğ edildiği anlamına gelmez.

E-imza veya mobil imzayla girişte görünüm genişler. Tarafı olunan tüm dosyalar listelenir ve evraklar görüntülenebilir. E-imza bir e-imza sağlayıcısından temin edilmelidir. Bu yöntemle, dosyada yüklü olan evrakların içeriğine bakılabilir.

Portalda dosya sorgulama, duruşma takibi, evrak doğrulama, harç hesaplama ve safahat sorgulama gibi işlemler de yapılabilir. Yargı birimlerinin telefon ve faks numaralarına, Yargıtay ile Danıştay dosyalarının durumuna ve mahkeme elektronik ilanlarına da bu portal üzerinden ulaşılır. Dosya gelişmeleri için SMS aboneliği menüsü de bulunur.

Görünen bilgilerde bazı sınırlar vardır. Özel kanunla gizliliği öngörülen davalar ile sisteme henüz aktarılmamış dosyalar görünmeyebilir. Bilgiler mahkemenin işlem giriş hızına bağlı olarak güncellenir, bu nedenle çok yeni yapılan işlemler hemen görünmeyebilir. Nihai karar metni de her dosyada yüklü değildir.

Karar Sonrası Dosya Görünürlüğü

Karar verilmiş olsa, hatta temyiz süreci bitmiş olsa da dosya e-Devlet'te aktif görünebilir. Bu görünüm, dosyada işlem yapıldığını tek başına göstermez.

Görünümün başlıca nedenleri şunlardır:

  • Kararın kesinleşmemiş olması. Bunun için istinaf veya temyiz süresinin geçmesi ya da temyiz kararının gelmesi gerekir.
  • Kesinleşme şerhinin geç işlenmesi.
  • UYAP ile e-Devlet arasındaki senkronizasyonun gecikmesi.
  • Dosyanın ilamlı icra için bekletiliyor olması.

Bu durumda ilk adım, mahkeme yazı işleri müdürlüğünden son durumun öğrenilmesidir. Yazı işleri müdürlüğünden, kararın verilip verilmediği, kesinleşip kesinleşmediği ve infaz edilip edilmediği netleştirilmelidir. Kayıt güncel değilse dilekçeyle UYAP kaydının güncellenmesi istenebilir.

Dosyada işlem yapılmıyorsa görünüm zarar vermez. Ancak aktif görünmesi, dosyada bir işlemin devam ettiği anlamına gelmez. Bu nedenle durum mahkemeden teyit edilmelidir.

Dosyanın durumunu kontrol eden kişi için sıra şöyledir:

  • E-Devlet şifresiyle kapak bilgilerine bakılır: aşama, duruşma günleri ve Yargıtay'dan dönüp dönmediği.
  • Evrakların içeriği için e-imza veya mobil imzayla giriş yapılır.
  • Karar verilmiş ama dosya aktif görünüyorsa mahkeme yazı işleri müdürlüğünden yazılı teyit istenir.
  • Kayıt güncel değilse dilekçeyle UYAP kaydının güncellenmesi talep edilir.
Yazar Görseli
Müellif

Av. Ali Haydar GÜLEÇ

Güleç Hukuk Bürosu'nda 9 yıldır yöneticilik ve avukatlık yapmaktadır.