IBAN'a Yanlışlıkla Para Gönderdim Ne Yapmalıyım?

IBAN'a Yanlışlıkla Para Gönderdim Ne Yapmalıyım?

IBAN’a yanlışlıkla para gönderen kişinin öncelikle bankasına başvurması ve geri çağırma talebi oluşturması gerekir. Bu yazıda EFT, havale ve FAST işlemlerinde izlenecek başvuru adımları, bankanın ve alıcının sorumlulukları, para iade edilmezse kullanılabilecek icra ve dava yolları ile ilgili zamanaşımı süreleri açıklanmaktadır. Hesabına tanımadığı bir kişiden para gelenlerin hangi işlemlerden kaçınması gerektiği de ele alınmaktadır.

Yanlış Transfer Fark Edildiğinde Bankaya Başvuru

Eft, Havale ve FAST İşlemlerinde Geri Çağırma Talebi

Yanlış transfer fark edildiğinde ilk başvuru gönderen bankaya yapılmalıdır. İşlemin iptal edilmesi veya geri çağrılması, transferin türüne ve işlemin tamamlanıp tamamlanmadığına göre değişir. Bu nedenle hata fark edilir edilmez bankanın müşteri hizmetleriyle veya ilgili başvuru kanalıyla iletişime geçilmeli, işlemin durumu öğrenilerek iptal ya da geri çağırma talebi oluşturulmalıdır.

EFT işlemleri genellikle kısa sürede tamamlanır. Bu nedenle EFT’nin henüz sonuçlanmadığı durumlarda iptal ihtimali bulunabilir; ancak başvurunun gecikmesi, paranın alıcı hesabına aktarılması ve bankanın tek taraflı işlem yapma imkânının ortadan kalkması sonucunu doğurabilir. Havale ve FAST işlemleri çoğunlukla anlık gerçekleştiğinden bu işlemlerde geri çağırma ihtimali daha sınırlıdır. Yine de işlem tamamlanmadan yapılan hızlı bir başvuru, bankanın iptal veya geri alma için gerekli işlemleri başlatmasını sağlayabilir.

Başvuru sırasında bankaya aşağıdaki işlem bilgileri eksiksiz verilmelidir:

  • İşlemin tarihi ve saati.
  • Paranın gönderildiği IBAN.
  • Alıcının adı.
  • Transfer edilen tutar.
  • İşleme ait referans numarası.

Bu bilgiler, bankanın hatalı transferi belirlemesi ve geri çağırma talebini ilgili birimlere iletmesi için gereklidir. Başvurunun hangi kanaldan yapıldığı ve başvuruya ilişkin kayıt numarası da saklanmalıdır. Bankaya yapılan bildirim, yanlış transferin ne zaman fark edildiğini ve gönderenin geri alma yönünde ne zaman harekete geçtiğini göstermesi bakımından önem taşır.

Ödeme Hizmetleri Yönetmeliği m.70/2-4 uyarınca, yanlış yönlendirilen ödeme işleminde gönderen banka geri alma için gerekli girişimleri yapmakla yükümlüdür. Alıcı banka da bu sürece iş birliğiyle katılmalıdır. Bu kapsamda gönderen banka, geri çağırma talebini alıcı bankaya iletebilir ve alıcıdan iade alınması için gerekli iletişimi yürütebilir. Ancak işlemin tamamlanmış olması hâlinde bankanın geri alma girişiminde bulunması, paranın mutlaka iade edileceği anlamına gelmez.

Geri alma girişimleri sonuç vermezse bankalar, hukuki başvurularda kullanılabilecek bilgi ve belgeleri sağlamalıdır. Bu belgeler arasında transfer kaydı, işlem bilgileri, bankaya yapılan başvuru ve geri çağırma sürecine ilişkin yazışmalar bulunabilir. Bankaya başvurunun yalnızca sözlü olarak yapılması yerine, başvuru kaydının ve verilen yanıtların alınması sonraki süreçte önem taşır.

İşlemin müşteri tarafından onaylandığı ve hatanın bankacılık sisteminden kaynaklanmadığı yönündeki ispat yükü, Ödeme Hizmetleri Yönetmeliği m.54/2 uyarınca ödeme hizmeti sağlayıcısına aittir. Bu düzenleme, bankanın işlem kayıtlarını ve onay sürecini ortaya koymasını gerektirir. Buna karşılık, gönderenin yanlış IBAN veya alıcı bilgisi verdiği iddiası ile bankacılık sisteminden kaynaklanan bir hata iddiası aynı şekilde değerlendirilmez. Bu nedenle başvuru sırasında işlem talimatının nasıl verildiği, hangi bilgilerin kullanıldığı ve işlemin hangi aşamada gerçekleştiği açıkça belirtilmelidir.

Hatalı işlem nedeniyle finansal tüketiciden ücret alınması da sınırlıdır. Tebliğ m.12/2 uyarınca belirli kamu veya üçüncü kişi masrafları dışında finansal tüketiciden ücret alınamaz. Banka başvuru sırasında bir ücret talep ederse bu ücretin hangi işlem veya masrafa dayandığı öğrenilmeli ve başvuru kayıtlarıyla birlikte saklanmalıdır.

Para Alıcı Hesabına Geçtiğinde İade Süreci

Alıcı Onayı ve Bankaların Yetki Sınırı

Para alıcı hesabına geçtiğinde bankanın işlem üzerindeki teknik müdahale imkânı sınırlanır. Banka, alıcının açık onayı veya başka bir hukuki dayanak bulunmadan alıcı hesabından tek taraflı olarak para çekemez. Bu nedenle gönderenin bankaya yaptığı geri çağırma başvurusu, paranın otomatik biçimde iade edileceği anlamına gelmez. Banka, iade talebini alıcıya iletebilir ve alıcının onay vermesi hâlinde iade işleminin gerçekleştirilmesine yardımcı olabilir.

Alıcının onay vermemesi, gönderenin parayı geri isteme hakkını ortadan kaldırmaz. Yanlış transfer geçerli bir borca, sözleşmeye veya başka bir hukuki nedene dayanmıyorsa, alıcının malvarlığındaki artış Türk Borçlar Kanunu m.77 ve devamındaki sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde değerlendirilir. Haklı bir sebep olmaksızın başkasının malvarlığından zenginleşen kişi, elde ettiği değeri geri vermekle yükümlüdür. Bu kapsamda gönderici, paranın kendi malvarlığından çıktığını, alıcının malvarlığında artış meydana geldiğini ve bu iki durum arasında bağlantı bulunduğunu ortaya koymalıdır.

Banka, alıcının kimliğini veya hesap bilgilerini her durumda doğrudan göndericiyle paylaşmayabilir. Ancak iade talebini alıcıya aktarabilir ve süreçteki başvurulara ilişkin kayıtları saklayabilir. Alıcı iade talebini kabul ederse bankanın yönlendirmesiyle paranın gönderildiği hesaba iade yapılır. İade talebinin hangi tarihte iletildiği, alıcının ne cevap verdiği ve bankanın hangi işlemleri yaptığı sonradan ortaya çıkabilecek uyuşmazlık bakımından önem taşır. Bu nedenle banka başvurusuna ilişkin kayıt numarası, yazılı cevap ve iade talebine dair iletişim belgeleri korunmalıdır.

Hataen yapılan ödemenin geri istenebilmesi için yanlışlığın ispatlanması gerekir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin E. 2021/17993, K. 2022/16081, T. 05.12.2022 tarihli kararında bu husus şöyle ifade edilmiştir:

Borç olmayanı hataen ödeyen kişi, ödemeyi yanlışlığa düşerek yaptığını ispat ettiği takdirde ödediğini geri isteyebilir.

Buna göre ödeme yapan kişi, paranın mevcut bir borcun ifası amacıyla gönderilmediğini ve transferin hata sonucu gerçekleştiğini kanıtlamalıdır. Dekont, işlem açıklaması ve banka kayıtları bu değerlendirmenin dayanakları arasında yer alabilir. Havalenin borç ödeme amacı taşıdığı yönündeki karinenin aksini ileri süren gönderenin ispat yükü bulunduğuna ilişkin Yargıtay kararları da vardır. Bu nedenle transferin yanlışlıkla yapıldığını gösteren işlem bilgileri ve taraflar arasındaki iletişim birlikte değerlendirilir.

İade yükümlülüğünün kapsamı, alıcının iyi niyetli veya kötü niyetli olmasına göre değişir. Türk Borçlar Kanunu m.79 uyarınca iyi niyetli zenginleşen, elinden çıktığını ispat ettiği kısım bakımından belirli ölçüde sorumluluktan kurtulabilir. Bunun için paranın kendi malvarlığından çıktığını ve elinde bulunmadığını ispat etmesi gerekir. Buna karşılık kötü niyetli zenginleşenin iade sorumluluğu daha geniştir. İade talebini öğrendikten sonra parayı elden çıkarmak, alıcının iyi niyet iddiasının somut olay bakımından ayrıca incelenmesine yol açabilir.

Geri isteme hakkı Türk Borçlar Kanunu m.82 uyarınca, hak sahibinin geri isteme hakkını öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten itibaren on yıl içinde ileri sürülmelidir. Bu süre içinde bankaya yapılan başvuru, iade talebinin iletilmesi ve alıcının cevabı belgelenmelidir. Bankanın iade girişimi sonuçsuz kalırsa gönderici, sebepsiz zenginleşme hükümlerinden doğan istemini bu süreleri gözeterek ileri sürmelidir.

İade Gerçekleşmezse Başvurulabilecek Hukuki Yollar

İhtarname, İcra Takibi ve Sebepsiz Zenginleşme Davası

Banka aracılığıyla yürütülen geri çağırma girişimi sonuçsuz kaldığında, alıcıya noter aracılığıyla ihtarname gönderilebilir. İhtarnamede yanlış transferin tarihi, tutarı, gönderilen IBAN, işlemin hangi nedenle hatalı olduğu ve iade talebi açıkça belirtilmelidir. İade talebinin karşı tarafa ulaştığını gösteren ihtarname, alıcının talebi ne zaman öğrendiğinin ve buna rağmen ödeme yapıp yapmadığının ortaya konulmasına yardımcı olur. Banka yazışmaları, geri çağırma başvurusu ve alıcının verdiği cevap da ihtarnameyle birlikte değerlendirilir.

İade yapılmazsa gönderici, yanlış transfer nedeniyle doğan alacağını ilamsız icra takibine konu edebilir. Takipte talep edilen ana para, koşulları oluşmuşsa faiz ve ilgili diğer alacak kalemleri gösterilmelidir. Alıcının kimliği bilinmiyorsa bu bilgi banka kayıtları veya yetkili makamlar aracılığıyla belirlenebilir. Banka, hesap sahibinin bilgilerini her durumda doğrudan göndericiye vermeyebilir; bu nedenle kimlik tespiti icra veya yargılama sürecinde yapılabilir.

İlamsız icra takibinde ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz edilebilir. Alıcı bu süre içinde itiraz etmezse takip kesinleşebilir ve haciz aşamasına geçilebilir. İtiraz edilmesi hâlinde takip kendiliğinden kesinleşmez. Bu durumda gönderici, İİK m.67 uyarınca itirazın iptali davası açabilir. Koşulları oluştuğunda itirazın iptaliyle birlikte en az yüzde yirmi oranında icra inkâr tazminatı talep edilmesi de gündeme gelebilir.

İcra takibinin dayanağı, yanlış transferin haklı bir hukuki sebebe dayanmaması ve alıcının bu nedenle sebepsiz zenginleşmesidir. Gönderici, kendi malvarlığında meydana gelen eksilmeyi, alıcının malvarlığındaki artışı, bu iki durum arasındaki bağlantıyı ve transferin geçerli bir borcun ifası olmadığını ortaya koymalıdır. Dekont, transfer açıklaması, banka kayıtları, geri çağırma başvurusu, ihtarname ve taraflar arasındaki iletişim bu iddiaların değerlendirilmesinde kullanılabilir. Sadece paranın bir hesaba gönderilmiş olması, transferin neden yapıldığını her durumda açıklamaz.

Havalenin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığına ilişkin karine, yanlış transfer iddiasında ayrıca dikkate alınır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin E. 2023/2697, K. 2024/2344, T. 17.09.2024 tarihli kararında şu ifadeye yer verilmiştir:

Havale, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapılmış sayılır. Havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını ileri süren havaleci, bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür.

Buna göre gönderen, havalenin mevcut bir borcu sona erdirmek için yapılmadığını ve hata sonucu gerçekleştiğini kanıtlamalıdır. Ödeme açıklaması, taraflar arasındaki önceki ilişki ve yazışmalar, bu ispat yükünün yerine getirilmesinde önem taşır.

Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 18.12.2019 tarih, 2015/9972 E., 2016/7042 K. sayılı kararında da havalenin hukuki niteliği ve ispat yükü şöyle belirtilmiştir:

Havale, hukuksal nitelikçe bir ödeme vasıtasıdır ve mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yönünde yasal karine bulunmaktadır. Bu karinenin tersini, yani havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını ileri süren havaleci ispatlamakla yükümlüdür. Davacı, havalenin sehven gönderildiği iddiasını kanıtlayamadığından davanın reddine karar verilmesi gerekir.

Bu kararlar, yanlış transfer iddiasının yalnızca dekonta dayanamayacağını gösterir. Gönderen, işlemin hata sonucu yapıldığını ve alıcıya karşı mevcut bir borcun bulunmadığını somut delillerle açıklamalıdır.

İcra takibine itiraz edilmesi veya doğrudan icra yolunun tercih edilmemesi hâlinde sebepsiz zenginleşme davası açılabilir. Davada alıcının haklı bir neden olmadan elde ettiği değer bakımından iade yükümlülüğü ileri sürülür. Alıcının iyi niyetli veya kötü niyetli olması, iade sorumluluğunun kapsamını etkiler. İyi niyetli alıcı elinden çıktığını ispat ettiği kısım bakımından sınırlı bir savunma ileri sürebilirken kötü niyetli alıcının sorumluluğu daha geniş değerlendirilir.

İade talebi, Türk Borçlar Kanunu m.82 uyarınca geri isteme hakkının öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten itibaren on yıl içinde ileri sürülmelidir. Sürenin geçirilmemesi için ihtarname, icra takibi veya dava sürecinin somut olayın özelliklerine göre zamanında başlatılması gerekir.

Hesaba Tanımadığınız Birinden Para Geldiğinde Hukuki Riskler

İade Talebinin Güvenli Şekilde Yerine Getirilmesi

Hesaba tanımadığınız bir kişiden para geldiğinde tutar kullanılmamalı, çekilmemeli ve başka bir hesaba aktarılmamalıdır. Yanlışlıkla yapılan EFT, havale veya FAST işlemi sonucunda hesaba geçen para, alıcının mülkiyetine kendiliğinden geçmez. Paranın hangi işlemden geldiği bankadan öğrenilmeli ve durum bankaya bildirilmelidir. Hesap sahibi, bankaya yaptığı bildirimin kaydını, işlem bilgilerini ve hesap hareketlerini saklamalıdır.

Parayı bilerek harcamak veya iade etmemek ceza sorumluluğuna yol açabilir. Türk Ceza Kanunu m.160, hata sonucu ele geçen eşya üzerinde iade etmeksizin ya da yetkili mercileri haberdar etmeksizin malik gibi tasarrufta bulunulmasını düzenler. Hesaba yanlışlıkla gelen paranın bilerek harcanması, çekilmesi veya kişinin kendi yararına kullanılması somut olayın özelliklerine göre bu hüküm kapsamında değerlendirilebilir. Bu durumda şikâyet üzerine bir yıla kadar hapis veya adli para cezası gündeme gelebilir.

Ceza sorumluluğunun değerlendirilmesinde paranın hesaba nasıl geldiği, hesap sahibinin hatalı transferi öğrenip öğrenmediği, iade talebinden sonra nasıl davrandığı ve parayı kendi malvarlığı için kullanıp kullanmadığı dikkate alınır. Para geldiği fark edilmesine rağmen bankanın veya yetkili makamların bildirimleri görmezden gelinirse, iade etmeme iradesine ilişkin değerlendirme yapılabilir. Bu nedenle gönderen olduğunu belirten kişinin doğrudan talimatıyla işlem yapmak yerine önce bankayla doğrulama yapılmalıdır.

İade işlemi, arayan kişinin bildirdiği farklı bir IBAN’a yapılmamalıdır. Hesap sahibinden parayı başka bir hesaba göndermesini isteyen kişi, gerçek gönderen olmayabilir. Farklı IBAN’a aktarım talepleri dolandırıcılık veya para aklama riski taşıyabilir ve hesabındaki parayı aktaran kişiyi de hukuki risk altında bırakabilir. Güvenli yöntem, bankaya başvurarak hatalı transferin doğrulanmasını ve iadenin paranın geldiği asıl hesaba yapılmasını istemektir.

İade yapılacaksa şu hususlara dikkat edilmelidir:

  • Para, bankayla doğrulama yapılmadan üçüncü kişinin verdiği farklı bir hesaba gönderilmemelidir.
  • İade talebinin hangi işlemden kaynaklandığı bankadan teyit edilmelidir.
  • İade mümkünse paranın geldiği asıl hesaba ve banka kanalı kullanılarak yapılmalıdır.
  • İşlem açıklamasında hatalı gönderime ilişkin iade yapıldığı açıkça belirtilmelidir.
  • İade dekontu, banka başvurusu, yazışmalar ve hesap hareketleri saklanmalıdır.
  • Para çekilmemeli, harcanmamalı veya başka bir hesaba aktarılmamalıdır.

Yanlışlıkla yapılan ödeme bakımından gönderenin de hukuki yükümlülükleri ve ispat sorumluluğu bulunabilir. Türk Borçlar Kanunu m.78, borç olmadığı hâlde yapılan ödemelerde, ödeyen kişinin kendisini borçlu sandığını ispat etmesi hâlinde geri isteme koşullarını düzenler. Bu nedenle ödeme yapan kişinin transferin yanlışlıkla gerçekleştiğini ve geçerli bir borcun ifası amacı taşımadığını ortaya koyması gerekir. Hesap sahibi ise kendisine yöneltilen iade talebini bankayla birlikte değerlendirmeli, işlemin gerçek kaynağı kesinleşmeden kişisel hesap bilgilerini veya parayı farklı bir yöne aktarmamalıdır.

Paranın bir bölümünün zorunlu veya yararlı giderler için kullanıldığı ileri sürülürse, bu giderlerin niteliği ve alıcının iyi niyetli olup olmadığı önem kazanır. Türk Borçlar Kanunu m.80, zenginleşenin yaptığı zorunlu ve yararlı giderlerin iyi niyet ve kötü niyet durumuna göre hangi ölçüde talep edilebileceğini düzenler. Ancak hesaba gelen paranın kendisine ait olmadığını öğrenen kişinin bu parayı harcaması, iade sorumluluğunun kapsamı bakımından ayrıca incelenir. Paranın iade edilmesi gerektiği bildirildikten sonra yapılan tasarruflar, hesabın durumuna ve kişinin bilgi düzeyine göre değerlendirilir.

Hesap sahibi, bankaya bildirim yaptıktan sonra bankanın yönlendirmesini beklemeli ve iade işlemini kayıtlı kanallar üzerinden yürütmelidir. Gönderenin kimliği, transferin tarihi, tutarı ve işlem açıklaması bankadan doğrulanmadan nakit teslim, elden ödeme veya farklı hesaba havale yapılması güvenli değildir. Bankanın incelemesi ve yönlendirmesi tamamlanıncaya kadar tutarın hesapta korunması, hem iade sürecinin doğru yürütülmesini hem de paranın kaynağıyla ilgili uyuşmazlıklarda işlem kayıtlarının korunmasını sağlar.

Yanlış Transferlerde Delillerin Korunması ve Sorumluluğun Belirlenmesi

Yanlış transfer uyuşmazlığında deliller, paranın hangi hesaptan çıktığını, hangi hesaba gönderildiğini, işlemin hata sonucu yapıldığını ve iade talebinin ne zaman iletildiğini ortaya koymalıdır. Bu nedenle dekont, banka yazışmaları ve iletişim kayıtları birlikte korunmalıdır. Sadece transferin gerçekleştiğini gösteren dekont, işlemin neden yapıldığını ve alıcının parayı hangi hukuki sebeple elinde tuttuğunu her durumda açıklamaz.

Dekontta işlemin tarihi, saati, tutarı, gönderen ve alıcı hesap bilgileri ile açıklama bölümü yer alır. Bu kayıt, paranın gönderildiğini kanıtlar. Ancak yanlışlığın ortaya konulabilmesi için bankaya yapılan geri çağırma başvurusu, başvuru kayıt numarası, bankanın cevabı ve alıcıya iletilen iade talebi de saklanmalıdır. Banka yazışmaları, gönderenin hatayı ne zaman fark ettiğini ve iade için hangi tarihte harekete geçtiğini gösterebilir. Taraflar arasındaki mesajlar ve diğer iletişim kayıtları ise transferin bir borç ödemesi mi, yoksa yanlışlıkla yapılan bir gönderim mi olduğunu açıklamaya yardımcı olur.

Delillerin tarih sırasına göre muhafaza edilmesi gerekir. Transfer dekontu, bankaya yapılan ilk başvuru, bankanın geri alma girişimine ilişkin cevap, alıcıyla yapılan iletişim ve varsa ihtarname aynı dosyada tutulmalıdır. Ekran görüntülerinin yanında bankadan alınan doğrulanabilir işlem kayıtları da korunmalıdır. İade yapılmışsa iade dekontu ve işlemin açıklama bölümü ayrıca saklanmalıdır. Bu belgeler, yanlış transferin yapıldığını, göndericinin geri alma iradesini ve alıcının iade talebine verdiği cevabı birlikte gösterebilir.

Yanlış hesaba gönderilen paranın iadesi, Türk Borçlar Kanunu m.77-82 arasındaki sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanabilir. Gönderici, kendi malvarlığında meydana gelen eksilmeyi, alıcının malvarlığındaki artışı, bu iki durum arasındaki bağlantıyı ve zenginleşmenin geçerli bir hukuki sebebe dayanmadığını ortaya koymalıdır. Transferin mevcut bir borcun ifası amacıyla yapılmadığı iddiası da somut delillerle desteklenmelidir. Ödeme açıklaması, taraflar arasındaki yazışmalar ve önceki hukuki ilişki bu değerlendirmede dikkate alınabilir.

Hukuki sebep iddiası ayrıca incelenmelidir. Geçerli bir sözleşme, borç ilişkisi veya başka bir hukuki neden varsa uyuşmazlık sebepsiz zenginleşme hükümlerinden farklı değerlendirilebilir. Bunun yanında, hukuka veya ahlaka aykırı bir sonuca ulaşmak amacıyla verilenlerin kural olarak geri istenemeyeceği Türk Borçlar Kanunu m.81 kapsamında gözetilmelidir. Bu nedenle dava veya icra takibinden önce ödemenin amacı, taraflar arasındaki ilişkinin niteliği ve transferin hangi nedenle yapıldığı belirlenmelidir.

Özel bir görev kuralı bulunmayan sebepsiz zenginleşme uyuşmazlıklarında Asliye Hukuk Mahkemesi görevli mahkeme olarak gündeme gelir. Yetki bakımından HMK m.6 uyarınca genel yetkili mahkeme, kural olarak davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Alıcının kimliği veya yerleşim yeri bilinmiyorsa, banka kayıtlarının yetkili makamlar aracılığıyla belirlenmesi gerekebilir. Banka bilgileri her durumda doğrudan göndericiye vermeyebilir; bu nedenle kimlik tespiti icra veya yargılama sürecinde yapılabilir.

Sorumluluğun belirlenmesinde alıcının paranın yanlışlıkla gönderildiğini ne zaman öğrendiği ve bu bilgiden sonra nasıl davrandığı önem taşır. Alıcı, iade talebini öğrendikten sonra parayı elden çıkarır, harcar veya başka bir hesaba aktarırsa bu işlemlerin iade yükümlülüğüne etkisi ayrıca değerlendirilir. Gönderici ise transferin hata sonucu yapıldığını, geçerli bir borcun bulunmadığını ve iade talebini zamanında ilettiğini belgelerle göstermelidir.

Bu nedenle transfer fark edildiğinde dekont ve işlem kayıtları alınmalı, banka başvurusu yazılı veya kayıt numarası alınabilecek bir kanaldan yapılmalı, tüm yazışmalar saklanmalı ve iade talebinin karşı tarafa ulaştığı belgelenmelidir. İade gerçekleşmezse deliller, uygulanacak Türk Borçlar Kanunu hükümleri ve görevli mahkeme birlikte değerlendirilerek icra veya dava yoluna başvurulmalıdır.

Yazar Görseli
Müellif

Av. Ali Haydar GÜLEÇ

Güleç Hukuk Bürosu'nda 9 yıldır yöneticilik ve avukatlık yapmaktadır.