AFAD Hak Sahipliği İtiraz Süreci Nasıl İşler?

AFAD Hak Sahipliği İtiraz Süreci Nasıl İşler?

AFAD hak sahipliği itiraz süreci, başvurunun hangi nedenlerle reddedilebileceğini, itirazın nereye ve hangi sürede yapılacağını ve itirazın reddedilmesi hâlinde idare mahkemesinde nasıl dava açılacağını açıklar. Başvuru sahiplerinin ilan ve tebligat tarihlerini takip etmesi, ret gerekçesine uygun belgeleri sunması ve hasar tespiti ile hak sahipliği işlemlerini birbirinden ayırması gerekir. Sürelerin kaçırılması hak kaybına yol açabileceğinden, idari başvuru ve dava aşamalarının birlikte değerlendirilmesi önem taşır.

AFAD Hak Sahipliği Kararının Hukuki Niteliği ve İtirazın Kapsamı

Hak sahipliği kararı, afet nedeniyle zarar gören kişinin konut, iş yeri, ahır veya inşaat kredisi yardımından yararlanıp yararlanamayacağını belirleyen idari değerlendirmedir. Bu değerlendirme, yapının yalnızca hasar durumuna göre yapılmaz. Başvurucunun afet tarihindeki mülkiyet ilişkisi, aile durumu, aynı yerde başka hasarsız konut bulunup bulunmadığı ve mevzuatta öngörülen diğer şartlar birlikte incelenir. Bu nedenle hak sahipliği kararının hukuki niteliği, hasar tespitinden farklı bir işlem olarak belirlenir.

7269 sayılı Kanun, deprem, sel, yangın ve benzeri afetlerde alınacak tedbirleri, yapılacak yardımları ve afetzedelerin hak sahipliğinin belirlenmesini düzenler. Kanunun 29. maddesi, afetzedelerin konut veya inşaat kredisi yardımından yararlanma şartlarını düzenleyen hükümler arasındadır. Kişinin veya eşinin aynı yerde hasarsız başka konutunun bulunması gibi koşullar, binanın hasar derecesinden ayrı olarak hak sahipliği incelemesinde dikkate alınır.

Hasar Tespiti ile Hak Sahipliğinin Ayrılması

Hasar tespiti, afet nedeniyle yapının gördüğü zararın teknik ve maddi durumunu belirler. Hak sahipliği incelemesi ise bu tespit sonucundan hareketle kişinin kanunda ve ilgili düzenlemelerde öngörülen yardım türlerinden yararlanıp yararlanamayacağını değerlendirir. Hasar tespit raporunda yapının belirli bir hasar sınıfında gösterilmesi, tek başına hak sahipliğinin kesinleştiği anlamına gelmez. Aynı şekilde hak sahipliği başvurusunun reddedilmesi de her durumda hasar tespitinin yanlış olduğu anlamına gelmez.

Hasar tespitine itiraz ile hak sahipliği kararına itirazın konusu ve süresi ayrıdır. Hasar tespit raporlarına, sonuçların mahallî ilanından itibaren 30 gün içinde itiraz edilmesi gerekir. Bu süre, hak sahipliği kararına yönelik itiraz süresinden bağımsız olarak hesaplanır. Hasarsız sayılan veya hiç incelenmeyen yapı sahiplerinin, dava yolundan önce idareye başvurması gereken durumlar 7269 sayılı Kanun m.13/a kapsamında düzenlenmiştir. Bu başvuru, yapının hasar durumuna ilişkin uyuşmazlığın idari aşamada ileri sürülmesini sağlar.

Hak sahipliği incelemesinde ise hasar tespitinin yanında kişinin hak sahibi olup olmadığı araştırılır. Örneğin yapının hasarlı olması, başvurucunun mülkiyet veya aile durumuna ilişkin şartları taşımadığı hâllerde tek başına yeterli olmayabilir. Kişinin veya eşinin aynı yerde hasarsız başka konutunun bulunup bulunmadığı, hak sahipliğini etkileyen koşullardan biridir ve 7269 sayılı Kanun m.29 kapsamında değerlendirilir. Bu nedenle hak sahipliği kararına karşı yapılan itirazda yalnızca yapının hasar derecesinin ileri sürülmesi, ret gerekçesini karşılamayabilir.

Hasar tespit raporuna ilişkin bağımsız başvuru ve dava yolunun bulunup bulunmadığı konusunda Anayasa Mahkemesi de değerlendirme yapmıştır. Anayasa Mahkemesinin 30.11.2023 tarihli, E.2023/134, K.2023/209 sayılı kararında, hasar tespit raporlarının yalnızca asıl işlemlerle birlikte dava konusu edilebileceğini öngören düzenleme incelenmiştir:

6 Şubat depremleri sonrası 7269 sayılı Kanun kapsamında hasar tespit raporlarının ancak asıl işlemlerle birlikte dava konusu edilebileceğini öngören ibare İPTAL EDİLMİŞTİR. Mahkeme, raporun sonradan bir işlem kurulsun ya da kurulmasın taşınmazın değerini etkilediğini, bu nedenle tek başına dava açılmasının önlenmesinin etkili başvuru hakkıyla bağdaşmadığını belirtmiştir. Kararda ayrıca hak sahipliği başvurusunda hasar oranına bakılmayacağı vurgulanmıştır. Karar Resmî Gazete'de 16.01.2024 tarihinde yayımlanmıştır.

Bu karardan sonra hasar tespit raporuna karşı bağımsız başvuru ve dava yolu mümkün hâle gelmiştir. Ancak hasar tespitine ilişkin başvuru ile hak sahipliği kararına yönelik itiraz aynı işlem hakkında yapılmış sayılmaz. Başvurucu, hasar tespit raporundaki teknik veya maddi hataları ayrı, hak sahipliğinin reddine ilişkin mülkiyet, aile durumu veya diğer hukuki nedenleri ayrı şekilde ileri sürmelidir. Her iki işlem bakımından ilgili ilan ve tebliğ tarihleri takip edilerek 30 günlük hasar tespiti itiraz süresi ile hak sahipliği kararına ilişkin özel itiraz süresi birbirine karıştırılmamalıdır.

Hak Sahipliği Ret Kararına İdari İtiraz

Hak sahibi kabul edilmeyen kişi, ret kararına karşı 7269 sayılı Kanun m.22 kapsamında idari itirazda bulunabilir. İtiraz, ret gerekçesinin hukuka veya maddi duruma aykırı olduğunu ortaya koymayı amaçlar. Bu aşamada başvurucu, yalnızca hak sahibi olmak istediğini belirtmekle yetinmemeli; ret kararında esas alınan koşulun neden gerçekleşmediğini ve başvuruyla birlikte sunulan hangi bilgi veya belgelerin değerlendirilmediğini açıklamalıdır.

İtiraz Süresi ve Başvuru Yeri

Hak sahipliği ret kararına itiraz süresi 15 gündür. Süre, kararın usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği veya ilgili ilanla duyurulduğu tarihe göre hesaplanır. 6 Şubat 2023 depremleri bakımından 7269 sayılı Kanun geçici m.27, hak sahipliği başvuruları ile sonuçların ilan yoluyla duyurulmasına ilişkin özel hükümler içerir. Bu nedenle başvurucu, yalnızca kişisel tebligat yapılıp yapılmadığını takip etmemeli; AFAD, valilik, il AFAD müdürlüğü ve ilgili yerel ilan kanallarındaki duyuruları da izlemelidir.

İlanın tebligat yerine geçtiği durumlarda 15 günlük itiraz süresinin başlangıcı, kararın ilan edildiği tarihe bağlanır. Ret kararının ilan tarihinin, tebliğ tarihinin ve itiraz süresinin son gününün ayrı ayrı belirlenmesi gerekir. Başvurucu, sürenin son gününü beklemeden itirazını yapmalı ve başvurunun gerçekleştirildiğini gösteren kayıtları saklamalıdır. İtiraz başvurusunun süresinde yapıldığını kanıtlayan evrak kayıt numarası, elektronik başvuru çıktısı veya teslim alındı belgesi daha sonra açılabilecek dava bakımından da önem taşır.

Ret kararına yönelik idari itiraz, AFAD il teşkilatınca belirlenen Hak Sahipliği Ofislerine veya ilgili İl AFAD Müdürlüğüne yapılır. Başvurunun hangi birime sunulacağı, ret kararında veya ilgili duyuruda belirtilen usule göre belirlenmelidir. Hak Sahipliği Ofisi tarafından belirlenen başvuru yöntemi, teslim yeri ve belge formatı dikkate alınmalıdır. Başvurucu, dilekçeyi yetkili birime sunduğunu ve eklerini teslim ettiğini belgelemelidir.

6 Şubat 2023 depremleri bakımından talep ve taahhütname başvuruları için kaynaklarda belirtilen temel süre, ilgili ilanın tarihinden itibaren 60 gündür. AFAD, başvuru süresine en fazla bir ay ek süre verebilir. Bu 60 günlük süre, hak sahipliği başvurusunun yapılmasıyla ilgilidir; ret kararına karşı kullanılacak 15 günlük itiraz süresiyle aynı süre değildir. Başvuru süresinin geçirilmesi, itiraz aşamasında ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husus olduğundan, talep ve taahhütname başvurusunun zamanında yapıldığını gösteren kayıtlar da itiraz dosyasına eklenmelidir.

İtiraz süresi içinde başvuru yapılmaması, ret kararının idari aşamada kesinleşmesine ve sonraki yargısal başvuru bakımından süre sorunlarının doğmasına yol açabilir. Bu nedenle kararın hangi tarihte öğrenildiği değil, hangi tarihte tebliğ edildiği veya ilanla duyurulduğu belirlenerek süre hesabı yapılmalıdır.

İtiraz Dilekçesinde Sunulacak Belgeler

İtiraz dilekçesinde önce ret kararının tarih ve sayısı, kararın hangi tarihte tebliğ edildiği veya ilan edildiği ve başvurunun hangi taşınmaza ilişkin olduğu belirtilmelidir. Ardından ret gerekçesi açıkça yazılmalı ve bu gerekçenin neden hatalı olduğu somut belgelerle açıklanmalıdır. Dilekçede, idarenin hangi olguyu eksik veya yanlış değerlendirdiği, hangi belgenin dikkate alınmadığı ve talebin hangi hukuki nedenle yeniden incelenmesi gerektiği gösterilmelidir.

Ret gerekçesi mülkiyet veya hisse durumuna dayanıyorsa tapu kayıtları, hisse belgeleri ve taşınmazın afet tarihindeki maliklerini gösteren resmi kayıtlar sunulmalıdır. Tapusuz yapı veya taşınmaz bakımından, mülkiyet ve hak sahipliğini ispatlayan belgeler ayrıca önem taşır. Bu durumda Afet Sebebiyle Hak Sahibi Olanların Tespiti Hakkındaki Yönetmelik m.14 kapsamında kabul edilebilecek ispat araçları değerlendirilmelidir.

Ret gerekçesi afet tarihinde başka hasarsız konut bulunduğu iddiasına dayanıyorsa, başvurucuya ve eşine ait taşınmazların edinme tarihleri, tapu kayıtları, taşınmazların bulunduğu yer, niteliği ve hasar durumu ortaya konulmalıdır. Özellikle depremden sonra edinilen bir konutun afet tarihinde mevcut olmadığını gösteren tapu kayıtları itiraz bakımından doğrudan önem taşır. Evlilik durumunun ret gerekçesinde dikkate alındığı hâllerde evlenme tarihini gösteren nüfus kayıtları ile eşe ait taşınmazın edinme tarihini gösteren belgeler birlikte sunulmalıdır.

Ret gerekçesi hasar durumu, yapı niteliği veya teknik raporlara dayanıyorsa hasar tespit raporu, yapı kayıtları, ruhsat ve ilgili teknik belgeler dilekçeye eklenmelidir. Hasar tespit raporuna ilişkin itiraz, hak sahipliği ret kararına itirazdan ayrı değerlendirildiğinden, başvurucu teknik itirazlarını ayrıca ve açık biçimde ileri sürmelidir. Dilekçede yalnızca yapının hasarlı olduğu belirtilmemeli; hasar raporundaki hangi tespitin yanlış olduğu, bu yanlışlığın hak sahipliği kararını nasıl etkilediği açıklanmalıdır.

Miras yoluyla hak sahipliği ileri sürülüyorsa veraset ilamı, mirasçılık durumunu gösteren kayıtlar ve taşınmazla bağlantıyı ortaya koyan belgeler sunulmalıdır. Başvurucunun aile durumu, ikamet durumu veya temsil ilişkisi ret gerekçesine konu edilmişse nüfus kayıtları, ikamet belgeleri ve temsil yetkisini gösteren belgeler de eklenmelidir. Her belge, dilekçede hangi iddiayı desteklediği belirtilerek numaralandırılmalı; başvuru teslim belgesi ve ek listesinin bir örneği saklanmalıdır.

İtirazın Değerlendirilmesinde Esas Alınan Hukuki ve Teknik Kriterler

Hak sahipliği itirazı, ret kararında esas alınan mülkiyet, hasar, aile durumu ve afet tarihiyle ilgili koşulların somut belgeler üzerinden yeniden incelenmesini sağlar. İncelemede, 7269 sayılı Kanun ile Afet Sebebiyle Hak Sahibi Olanların Tespiti Hakkındaki Yönetmelik hükümleri birlikte uygulanır. Yönetmeliğin 28. maddesi uyarınca hasar tespiti ve diğer kanuni şartlar ayrı ayrı değerlendirilir. Bu nedenle itirazın, ret gerekçesindeki her koşula karşılık gelecek şekilde hazırlanması gerekir.

Mülkiyet, Hasar ve Aile Durumunun İspatı

Mülkiyet veya hisse durumuna dayanan ret gerekçelerinde, taşınmazın afet tarihindeki malikini ve başvurucunun yapı ile hukuki bağını gösteren resmi kayıtlar esas alınır. Tapu kayıtları, hisse belgeleri, taşınmazın edinme tarihini gösteren belgeler ve ilgili resmi yazışmalar bu kapsamda sunulabilir. Başvurucu, belgenin yalnızca mevcut durumu değil, afet tarihindeki mülkiyet ilişkisini de ortaya koyduğunu açıklamalıdır.

Tapusuz yapılar bakımından mülkiyet ve hak sahipliği, Afet Sebebiyle Hak Sahibi Olanların Tespiti Hakkındaki Yönetmelik m.14 uyarınca kabul edilen ispat araçlarıyla ortaya konulmalıdır. Bu durumda başvurucunun yapı üzerindeki kullanımını veya mülkiyet ilişkisini gösteren belgeler, ilgili kayıtlar ve diğer resmi kanıtlar birlikte değerlendirilir. İtiraz dilekçesinde, sunulan her belgenin hangi vakıayı kanıtladığı açıkça belirtilmelidir.

Hasar durumuna ilişkin ret gerekçelerinde hasar tespit raporu ile hak sahipliği kararı birbirinden ayrılmalıdır. Hasar tespit raporu yapının teknik durumunu gösterirken, hak sahipliği kararı kişinin konut, iş yeri, ahır veya inşaat kredisi yardımından yararlanıp yararlanamayacağını belirler. Yönetmeliğin 28. maddesi gereğince hasar tespitinin yanı sıra diğer kanuni şartlar da incelenir. Bu nedenle hasar tespit raporundaki teknik bir hata ileri sürülüyorsa, raporun hangi bölümünün gerçeğe aykırı olduğu ve bu hatanın hak sahipliği değerlendirmesini nasıl etkilediği açıklanmalıdır.

Aile durumuna dayanan değerlendirmede evlilik tarihi, eşe ait taşınmazın edinme tarihi ve taşınmazın afet tarihindeki niteliği birlikte incelenir. Eşe ait olduğu ileri sürülen konutun gerçekten aynı yerde bulunup bulunmadığı, müstakil olup olmadığı, hasarsız sayılıp sayılmadığı ve afet tarihinde mevcut olup olmadığı resmi belgelerle ortaya konulmalıdır. Nüfus kayıtları, evlenme tarihini gösteren belgeler, tapu kayıtları ve hasar durumuna ilişkin belgeler bu incelemede kullanılabilir.

Afet Sebebiyle Hak Sahibi Olanların Tespiti Hakkındaki Yönetmelik m.9, kişinin veya eşinin aynı yerde hasarsız başka konutunun bulunup bulunmadığına ilişkin koşulları düzenler. Bu koşul değerlendirilirken yalnızca taşınmazın başvurunun incelendiği tarihteki durumu esas alınamaz. Taşınmazın edinme tarihi, afet tarihindeki mülkiyet durumu, konutun niteliği ve hasar durumu birlikte değerlendirilmelidir.

Afet Tarihinin Esas Alınması

Hak sahipliği koşulları, idarenin inceleme tarihindeki duruma göre değil, afet tarihindeki hukuki ve fiili duruma göre değerlendirilmelidir. Bu nedenle depremden sonra edinilen hasarsız bir konut, afet tarihinde başvurucunun veya eşinin mülkiyetinde bulunmuyorsa tek başına hak sahipliği ret sebebi oluşturmaz. Aynı ölçüt, afet tarihinden sonra gerçekleşen evlilik ve bu evlilikten sonra eş adına edinilen konut bakımından da uygulanır.

Danıştay 4. Dairesinin E.2024/1151, K.2025/3488 sayılı ve 29.05.2025 tarihli kararında bu husus açıkça değerlendirilmiştir:

Yönetmelik m.9/2 hükmünün, incelenme tarihini esas alması nedeniyle iptal edilmesine karar verilmiştir. Yönetmelikteki veya eşine ait ibaresinin Kanun'a uygun olduğu kabul edilerek bu ibare yönünden dava reddedilmiştir. Bireysel işlem bakımından, davacının 06.02.2023 depreminden sonra 23.04.2023 tarihinde evlendiği ve eşine ait hasarsız konutun deprem tarihinde mevcut olmadığı gerekçesiyle ret işlemi hukuka aykırı bulunmuştur. Karar 29.05.2025 tarihinde oybirliğiyle verilmiştir.

Buna göre, eşe ait konutun hak sahipliğine etkisi değerlendirilirken yalnızca eş adına kayıtlı olması yeterli değildir. Konutun afet tarihinde mevcut olup olmadığı ve ilgili koşulları taşıyıp taşımadığı da belirlenmelidir. Depremden sonra gerçekleşen evlilik veya edinim, afet tarihinde bulunmayan bir mülkiyet ilişkisinin geriye dönük olarak başvurucu aleyhine kullanılmasına dayanak yapılamaz.

Danıştay 4. Dairesinin incelenme tarihini esas alan Yönetmelik m.9/2 hükmünü iptal eden kararı, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun E.2025/2682, K.2025/3774 sayılı ve 30.12.2025 tarihli kararıyla kesinleşmiştir. Bu nedenle itirazda, taşınmazların edinme tarihleri ile afet tarihi arasındaki ilişki açıkça gösterilmeli; başvurucunun ve eşinin afet tarihinde sahip olduğu konutların niteliği, bulunduğu yer ve hasar durumu belgelerle ortaya konulmalıdır.

İtirazın Reddedilmesi Hâlinde İdare Mahkemesinde İptal Davası

Hak sahipliği itirazının reddedilmesi üzerine verilen nihai ret işlemi, başvurucunun konut, iş yeri, ahır veya inşaat kredisi yardımından yararlanmasını engelleyen kesin ve yürütülmesi zorunlu bir idari işlemdir. Bu nedenle işlem, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.2 kapsamında iptal davasına konu edilebilir. Dava, itirazın reddine ilişkin nihai işlemin hukuka aykırı olduğu iddiasıyla açılır. Mahkeme, işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurlarını inceler.

Dava dilekçesinde, hak sahipliği başvurusunun hangi taşınmaza ve hangi yardım türüne ilişkin olduğu, ilk ret kararının hangi gerekçeye dayandığı, yapılan itirazın hangi tarihte ve hangi makama sunulduğu, itirazın ne şekilde sonuçlandırıldığı ve nihai ret işleminin ne zaman öğrenildiği veya tebliğ edildiği açıkça gösterilmelidir. Başvurucunun, itiraz aşamasında sunduğu belgelerin neden ret gerekçesini ortadan kaldırdığını açıklaması gerekir. Tapu kayıtları, afet tarihindeki malik durumunu gösteren belgeler, hasar tespit raporu, mirasçılık belgeleri, nüfus kayıtları, evlilik tarihini gösteren kayıtlar ve idareyle yapılan yazışmalar dava dilekçesine eklenebilir.

Dava, ret işleminin hukuka aykırılığının tespitini ve işlemin iptalini amaçlar. Mahkeme, idarenin başvurucunun sunduğu delilleri değerlendirip değerlendirmediğini, ret gerekçesinin somut ve mevzuata uygun olup olmadığını, hak sahipliği koşullarının doğru tarihe göre incelenip incelenmediğini ve kanunda bulunmayan bir şartın uygulanıp uygulanmadığını denetler. Hasar tespitine ilişkin uyuşmazlık ile hak sahipliği ret işlemi farklı olduğundan, dava dilekçesinde hangi idari işlemin iptalinin istendiği ayrıca belirtilmelidir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Bireysel hak sahipliği ret işlemine karşı görevli mahkeme idare mahkemesidir. İdari yargının görev alanına giren bu uyuşmazlıkta davalı, itirazı inceleyen komisyonun kendisi olarak değil, işlemin hukuken atfedildiği ilgili idare olarak gösterilmelidir. Dilekçede işlemi tesis eden veya işlemin sonuçlarından sorumlu olan idari makamın doğru belirlenmesi gerekir.

Taşınmazla ilgili idari uyuşmazlıklarda yetkili mahkemenin belirlenmesinde taşınmazın bulunduğu yer ölçütü uygulanır. Bu düzenleme, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.34 kapsamında değerlendirilir. Hak sahipliği başvurusunun belirli bir konut, iş yeri veya başka bir taşınmazla bağlantılı olduğu durumlarda dava, taşınmazın bulunduğu yerdeki idare mahkemesinde açılır. Birden fazla taşınmaz veya farklı idari işlemin bulunduğu durumlarda her işlemin konusu ve taşınmazla bağlantısı ayrıca incelenmelidir.

Dava konusu yalnızca bireysel ret işlemi ise idare mahkemesinde iptal davası açılır. Davacı aynı zamanda düzenleyici bir hükmün de iptalini istiyorsa, görev ve yetki bakımından ayrıca değerlendirme yapılması gerekir. Bu durumda dilekçede bireysel işlemin ve düzenleyici hükmün birbirinden ayrılması, her bir talep bakımından görevli yargı merciinin belirlenmesi gerekir.

Dava Süresi ve Yürütmenin Durdurulması

Özel bir dava süresi öngörülmeyen hak sahipliği ret işlemlerine karşı, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.7 uyarınca 60 gün içinde iptal davası açılır. Bu süre, ret kararının usulüne uygun tebliğini veya tebligat yerine geçen ilanı izleyen günden itibaren başlar. 6 Şubat 2023 depremleri bakımından sonuçların ilan yoluyla duyurulabildiği dikkate alınarak, yalnızca kişisel tebligat beklenmemelidir. İlan tarihi, tebliğ tarihi ve sürenin başlangıç günü belgeler üzerinden belirlenmelidir.

İtiraz başvurusunun yapılmış olması, dava süresinin nasıl hesaplanacağını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Nihai ret işleminin hangi tarihte tesis edildiği, hangi tarihte ilan edildiği veya tebliğ edildiği ve itiraz üzerine yeni bir işlem kurulup kurulmadığı belirlenmelidir. Dava açma süresi geçirilirse mahkeme süre aşımı sorununu dikkate alır. Bu nedenle ilan görüntüleri, tebligat evrakı, elektronik başvuru kayıtları, evrak kayıt numaraları ve ret kararının örneği saklanmalıdır.

İdari makama yapılan başvurunun dava süresine etkisi ayrıca değerlendirilir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.11 kapsamındaki başvuru, dava açma süresini durdurur. İdarenin 30 gün içinde cevap vermemesi hâlinde zımni ret oluşur. Süre hesabında başvuru tarihinden önce geçen süreler korunur; başvurunun her durumda yeni bir 60 günlük süre başlattığı kabul edilmez.

Dava açılması, ret işleminin uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz. İşlemin uygulanması hâlinde başvurucunun konut, iş yeri veya kredi yardımından yararlanma imkânı ortadan kalkabilecek ya da kura, tahsis, borçlandırma ve teslim süreçleri geri dönülmesi güç biçimde ilerleyebilecekse yürütmenin durdurulması istenebilir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.27 uyarınca bu talebin kabulü için açık hukuka aykırılık ile işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zarar şartlarının birlikte ortaya konulması gerekir. Başvurucu, yalnızca hak kaybı ihtimalini belirtmekle yetinmemeli; ret işleminin hangi nedenle açıkça hukuka aykırı olduğunu ve uygulanması hâlinde doğacak zararın neden sonradan giderilemeyeceğini belgeleriyle açıklamalıdır.

Bu yanıt uygulama bağlamıyla doğrulanamadığı için gösterilemiyor. Cortex AI için doğrulanmış bir destek bağlantım yok.

Yazar Görseli
Müellif

Av. Ali Haydar GÜLEÇ

Güleç Hukuk Bürosu'nda 9 yıldır yöneticilik ve avukatlık yapmaktadır.