
Deprem Bölgesinde Hak Arama: Afet Hukukunda Pratik Rehber
Deprem bölgesinde hak arama süreci, hasar tespit raporlarına itirazdan tazminat ve ceza soruşturmalarına kadar birçok hukuki işlemi içerir. Bu rehberde hasar tespit ve yıkım işlemlerindeki süreleri, delil tespiti ve mirasçılık belgesi işlemlerini, müteahhitler ile idarelerin sorumluluğunu, DASK başvurularını ve deprem zararları için açılabilecek davaları öğrenebilirsiniz.
Deprem Sonrası Hasar Tespiti ve İtiraz Süreleri
Hasar Derecesinin Belirlenmesi
7269 sayılı Kanun kapsamında yapılan hasar tespiti, depremden sonra yapıların mevcut durumunu belirlemek ve tahliye, yıkım, onarım, güçlendirme ile hak sahipliği süreçlerine esas oluşturmak amacıyla yürütülür. İnceleme sonucunda yapılar hasarsız, az hasarlı, orta hasarlı, ağır hasarlı, acil yıktırılacak veya yıkık olarak sınıflandırılabilir. Hasar derecesi, yapının taşıyıcı sistemi ve deprem nedeniyle meydana gelen gözlemlenebilir hasarları esas alınarak belirlenir.
Hasarsız veya az hasarlı kabul edilen yapılarda kullanım imkânı, yapının tespit edilen durumu ve ilgili idari işlemler çerçevesinde değerlendirilir. Orta hasarlı yapılarda güçlendirme veya onarım yapılmadan kullanım mümkün değildir. Ağır hasarlı ve acil yıktırılacak yapılar bakımından ise can ve mal güvenliği nedeniyle tahliye ve yıkım süreci uygulanır. Yıkık yapı, taşıma kapasitesini ve bütünlüğünü kaybetmiş yapı olarak değerlendirilir.
Acil yıktırılacak yapılar, göçme veya belirgin ve kalıcı yer değiştirme gibi nedenlerle derhâl boşaltılması ve yıkılması gereken yapılardır. Bu yapılarda mal sahibine tehlikenin giderilmesi için en çok 3 gün süre verilir. Bildirime karşı mal sahibi veya vekili, 3 gün içinde yetkili idari kurula itiraz edebilir. İtirazın da en geç 3 gün içinde karara bağlanması gerekir. Sürenin kısa olması, yapının kullanılmaya devam edilmesinden doğabilecek tehlike ile ilgilidir.
Acil yıktırılacak yapılar dışındaki yapılara ilişkin kesin hasar tespit sonuçları ilan edilir. Bu sonuçlar yapıların yıkım, tahliye, onarım, güçlendirme ve hak sahipliği süreçlerini etkileyebilir. Hasar tespitinin yalnızca teknik bir sınıflandırma olarak görülmemesi gerekir. Hasar derecesi, taşınmazın ekonomik değerini, kullanılabilirliğini ve hukuki durumunu doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle rapordaki sınıflandırmanın gerçeğe aykırı olduğu düşünülüyorsa hem idari itiraz hem de koşulları varsa yargısal başvuru yolları süresinde kullanılmalıdır.
Hasar Tespitine ve Yıkım İşlemine İtiraz
7269 sayılı Kanun m.13, hasar tespit raporlarına ve yıkılması gereken yapılara ilişkin itiraz süreçlerinin temel dayanağıdır. Acil yıktırılacak yapılar bakımından bildirimin yapıldığı tarihten itibaren 3 günlük özel itiraz süresi uygulanır. İtiraz, bildirimi yapan veya duyuruda belirtilen yetkili idari makama yöneltilmelidir. İtiraz dilekçesinde yapı adresi, mevcut hasar derecesi, başvurucunun malik veya vekil sıfatı, itirazın teknik nedenleri ve talep açıkça belirtilmelidir.
Acil yıktırılacak yapılar dışındaki kesin hasar tespit sonuçlarına ise ilan tarihinden itibaren 30 gün içinde itiraz edilir. Süre, deprem tarihinden veya inceleme gününden değil, kesin hasar tespit sonucunun ilan edildiği tarihten başlar. Bu nedenle ilan tutanaklarının, askı kayıtlarının ve duyuruların hangi tarihte yapıldığı belirlenmelidir. İtirazın süresinde yapıldığını gösteren evrak kayıt numarası, başvuru numarası veya elektronik kayıt saklanmalıdır.
İtiraz, hasar derecesinin teknik açıdan hatalı olduğu, yapının hiç incelenmediği, yanlış taşınmaza ilişkin değerlendirme yapıldığı veya raporda açık maddi hata bulunduğu gerekçelerine dayanabilir. Ruhsat, proje, fotoğraf, video, önceki teknik raporlar ve mühendislik değerlendirmeleri dilekçeye eklenebilir. Özel teknik rapor, idari hasar tespit raporunun yerine geçmez; ancak itirazın somutlaştırılmasına yardımcı olabilir.
İtiraz üzerine yetkili teknik birimler yeniden inceleme yapar. İnceleme sonucunda hasar derecesi değişebilir veya önceki tespit korunabilir. İtirazın kabul edilmesi kendiliğinden hasarsızlık kararı verilmesi anlamına gelmez; yeni teknik değerlendirme sonucunda başka bir hasar sınıfı belirlenebilir. Yeni kararın tapu, yıkım, tahliye, onarım, güçlendirme ve hak sahipliği kayıtlarına işlenip işlenmediği ayrıca kontrol edilmelidir.
Hasar tespit raporuna veya rapora dayalı işlemlere karşı dava yolu da gündeme gelebilir. Özel bir dava süresi bulunmayan idari işlemler bakımından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesinde düzenlenen genel dava açma süresi 60 gündür. Ancak acil yıktırılacak yapılara ilişkin 3 günlük itiraz ve yıkım sürecindeki özel süreler ayrıca dikkate alınmalıdır. Hasar tespit raporlarının doğrudan hukuki sonuç doğurabildiği kabul edildiğinden, rapora karşı başvurunun yalnızca daha sonraki yıkım veya tahliye işlemini bekleyerek ertelenmesi hak kaybına yol açabilir.
Delil Tespiti, Mirasçılık ve Adli Yardım İşlemleri
Enkaz ve Malvarlığı Zararlarının Belgelendirilmesi
Deprem nedeniyle meydana gelen enkaz, bina, taşınır mal ve diğer malvarlığı zararları bakımından delil tespiti yapılmalıdır. Delil tespiti, zararın kapsamının ve sorumluluğun belirlenmesi için mevcut durumun korunmasını sağlayan bir işlemdir. Enkaz kaldırılmadan, taşınır mallar taşınmadan veya hasarlı yapı üzerinde onarım ve güçlendirme yapılmadan önce gerçekleştirilen tespitler, sonradan yapılacak sorumluluk ve tazminat değerlendirmelerinde kullanılabilir.
Delil tespiti şu yollarla yapılabilir:
- Cumhuriyet Başsavcılığına başvurularak savcılık ve bilirkişi ekipleri aracılığıyla inceleme yapılması istenebilir.
- Yetkili mahkemeden delil tespiti talep edilebilir.
- Noter huzurunda bilirkişi ve avukatlar aracılığıyla tespit gerçekleştirilebilir.
- Bina, enkaz, taşınır mallar ve diğer malvarlığı unsurları bakımından mevcut durumun kayıt altına alınması istenebilir.
Tespit sırasında enkazın, yapının, taşınır malların ve zarar gören diğer unsurların kapsamı belirlenir. Bilirkişi incelemesi, zararın niteliğinin ve miktarının ortaya konulmasına yardımcı olur. Sorumluluğun belirlenmesi bakımından zarar gören yapı veya eşyanın durumu, hasarın meydana geliş biçimi ve mevcut fiziksel bulgular önem taşır. Bu nedenle delil tespiti, yalnızca fotoğraf çekilmesinden ibaret değildir; savcılık, mahkeme, noter veya bilirkişi aracılığıyla yürütülebilen usulî bir işlemdir.
Enkazın kaldırılması, taşınır malların yer değiştirmesi veya yapı üzerinde değişiklik yapılması, ilk durumun sonradan incelenmesini güçleştirebilir. Bu nedenle tespit talebinde zarar gören malvarlığının açıkça gösterilmesi ve inceleme yapılacak yerin belirtilmesi gerekir. Başvuru, enkazın veya taşınır malların bulunduğu yerdeki yetkili mercie yöneltilir. Ölüm, yaralanma veya gaiplik hâllerinde eşler ile üçüncü dereceye kadar kan veya kayın hısımları da delil tespiti isteyebilir.
Doğal afetten kaynaklanan uyuşmazlıklarda 4539 sayılı Kanun uyarınca adli yardım hükümlerinden yararlanılabilir. Bu kapsamda afetzedelerin bazı yargısal işlemleri harç ve gider avansı alınmadan yürütülebilir. Bilirkişi incelemesi ve diğer delil tespiti işlemleri bakımından da adli yardım talep edilebilir. Adli yardım başvurusu, delil tespiti talebiyle birlikte veya ilgili yargısal işlem sırasında ileri sürülebilir.
Ölüm, Gaiplik ve Mirasçılık Belgesi
Depremde hayatını kaybeden kişilerin yakınlarının ölenin haklarını kullanabilmesi için mirasçılık belgesi alması gerekir. Mirasçılık belgesi noterlikten veya Sulh Hukuk Mahkemesinden alınabilir. Bu belge, mirasçıların kim olduğunu ve mirasçılık sıfatını gösterir. Tazminat, sigorta, malvarlığı ve diğer hukuki başvuruların mirasçılar tarafından yürütülebilmesi için mirasçılık belgesinin bulunması gerekir.
Ceset bulunamamış olsa bile ölüm kesin ise ölüm karinesi uygulanabilir. Bu durumda ölümün gerçekleştiği kabul edilerek mirasçıların haklarını kullanabilmesine yönelik işlemler yürütülebilir. Ölümün kesin olmadığı hâllerde ise depremden sonra bir yıl geçmesiyle gaiplik kararı için başvuru yapılabilir. Gaiplik başvurusu, ölümün kesin biçimde ortaya konulamadığı durumlarda mirasçılık ve diğer hukuki işlemlerin yürütülmesi bakımından başvurulabilecek yoldur.
Mirasçılık belgesi düzenlenirken öncelikle resmi kayıtlar esas alınır. Resmi kayıtlara ulaşılamadığı durumlarda güvenilir diğer deliller dikkate alınabilir. Deprem nedeniyle nüfus, ölüm veya aile bağlarına ilişkin kayıtların temininde güçlük yaşanması hâlinde mevcut belgeler, resmi kurum kayıtları ve güvenilir diğer deliller birlikte değerlendirilir. Mirasçıların, ölen kişinin haklarını takip edebilmesi için ölüm veya gaiplik durumunu ve mirasçılık sıfatını belgelendirmesi gerekir.
Deprem nedeniyle yaralanan kişiler bakımından ceza soruşturması ve şikâyet süresi de ayrıca takip edilmelidir. Basit yaralama suçlarında deprem tarihinden itibaren 6 ay içinde şikâyet edilmesi gerekir. Yaralanmaya ilişkin tıbbi belgeler, tedavi kayıtları ve diğer deliller korunmalı; delil tespiti talebiyle birlikte başvuru yapılması gerekiyorsa bu işlem geciktirilmemelidir.
4539 sayılı Kanun m.3 uyarınca doğal afetten kaynaklanan uyuşmazlıklarda afetzedeler adli yardım hükümlerinden yararlanabilir. Adli yardım, yargısal işlemlerin harç ve gider avansı alınmadan yürütülmesini ve şartları bulunduğunda ücretsiz avukatlık hizmetinden yararlanılmasını sağlayabilir. Bu imkân, özellikle delil tespiti, mirasçılık, gaiplik, tazminat ve diğer yargısal başvurularda kullanılabilir.
Deprem Zararlarında Ceza ve Özel Hukuk Sorumluluğu
Sorumlular hakkında Ceza Soruşturması
Deprem, tek başına suç oluşturmaz. Ancak mevzuata aykırı yapılaşma, projeye aykırı imalat, düşük kaliteli malzeme kullanımı, yetersiz yapı denetimi veya kamu görevinin gereğinin yerine getirilmemesi ölüm ve yaralanma sonucuyla nedensellik taşıyorsa ceza sorumluluğu doğabilir. Sorumluluğun belirlenmesinde yapının hangi teknik veya idari eksiklikler nedeniyle zarar gördüğü, bu eksikliklerin depremdeki ölüm ya da yaralanmayla bağlantısı ve sorumluların öngörülebilir risk karşısındaki davranışları incelenir.
Müteahhit, yapı sahibi, proje müellifi, mühendis, mimar, yapı denetim kuruluşu ve denetim görevlileri bakımından ayrı ayrı değerlendirme yapılır. Ruhsat, proje, yapı denetim kayıtları, kullanılan malzemeye ilişkin belgeler, teknik raporlar, hasar tespitleri, fotoğraflar, kamera kayıtları ve bilirkişi incelemeleri soruşturmanın temel delilleri arasında yer alabilir. Kamu görevlileri bakımından ise ruhsatlandırma, denetim, riskli yapılarla ilgili işlem yapma ve gerekli önlemleri alma görevlerinin ihlal edilip edilmediği araştırılır.
Deprem nedeniyle meydana gelen ölümlerde, mevzuata aykırı yapılaşma veya yetersiz denetim ile ölüm arasında nedensellik kurulması hâlinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.85 kapsamında taksirle öldürme suçu değerlendirilebilir. Güvenlik riskinin bilinmesine rağmen gerekli önlemlerin alınmaması hâlinde bilinçli taksir veya olayın özelliklerine göre olası kast da gündeme gelebilir. Yaralanma sonucunda ise olayın niteliğine göre ilgili yaralama hükümleri uygulanabilir. Basit yaralama suçlarında deprem tarihinden itibaren 6 ay içinde şikâyet edilmesi gerektiğinden, yaralanan kişinin tıbbi belgeleri ve tedavi kayıtlarıyla birlikte süresinde başvuru yapması gerekir.
Kamu görevlisinin görevin gereklerine aykırı davranması veya görevini ihmal etmesi, ölüm ya da yaralanmayla bağlantılı olsun veya olayın diğer koşulları bunu gerektirsin, 5237 sayılı TCK m.257 kapsamında görevi kötüye kullanma suçu yönünden incelenebilir. Bu kapsamda yalnızca aktif bir işlem değil, yapılması gereken denetim, tahliye, yıkım veya önleyici müdahalenin yapılmaması da araştırılır. Mağdurlar ve yakınları Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunabilir. Soruşturma sonunda kamu davası açılması hâlinde mağdurların ve yakınlarının mahkemeye katılma taleplerini süresinde sunması gerekir.
Ceza soruşturması ile tazminat süreci birbirinden bağımsız yürüyebilir. Ceza dosyasındaki bilirkişi raporları, keşif tutanakları, teknik incelemeler ve soruşturma belgeleri özel hukuk uyuşmazlığında da delil olarak kullanılabilir. Bununla birlikte ceza soruşturmasının sonucunun beklenmesi, tazminat talebi bakımından gerekli başvuruların ve zamanaşımı sürelerinin takip edilmesini ortadan kaldırmaz. Suç oluşturan bilinçli taksirle ölüme sebebiyet verme hâlleri bakımından kaynakta 15 yıllık süre belirtilmiştir.
Maddi ve Manevi Tazminat Kalemleri
Deprem nedeniyle ortaya çıkan zararlar için maddi ve manevi tazminat talep edilebilir. Maddi zarar hesabında ölüm, yaralanma, iş gücü kaybı, taşınmaz hasarı, eşya ve diğer malvarlığı kayıpları ayrı ayrı değerlendirilir. Ölüm hâlinde cenaze giderleri, tedavi ve kazanç kaybı ile destekten yoksun kalma zararı gündeme gelebilir. Yaralanma hâlinde tedavi, bakım, geçici veya sürekli iş göremezlik ve kazanç kaybı istenebilir. Malvarlığı zararlarında ise onarım gideri, değer kaybı ve kullanamama nedeniyle doğan zararlar dikkate alınabilir.
Yapının yapım bozukluğu veya bakım eksikliği nedeniyle zarar doğması hâlinde yapı malikinin sorumluluğu TBK m.69 kapsamında kusursuz sorumluluk olarak değerlendirilir. Bu sorumluluk bakımından zarar gören kişinin, yapının malikini, meydana gelen zararı ve zarar ile yapım bozukluğu veya bakım eksikliği arasındaki bağlantıyı ortaya koyması gerekir. Yapı malikinin sorumluluğu, müteahhit, yapı denetim kuruluşu, proje müellifi, mühendis, mimar veya kusurlu diğer kişilerin sorumluluğuna başvurulmasına engel değildir.
Müteahhit ve yapı denetim kuruluşuna yöneltilecek taleplerde yapının projeye, ruhsata ve teknik kurallara uygun yapılıp yapılmadığı incelenir. Proje hatası, eksik denetim, uygun olmayan malzeme veya imalat kusuru belirlenirse sorumluluk kusur, zarar ve illiyet bağına göre paylaştırılabilir. Deprem nedeniyle ölüm veya ağır yaralanma hâlinde yakınlar maddi ve manevi tazminat talep edebilir. Yaralanan kişi kendi maddi ve manevi zararlarını isteyebilir. Taşınmaz veya ticari malvarlığı zararı bulunan malik, işletme sahibi ya da mirasçı da uğradığı zararların giderilmesini talep edebilir.
Manevi tazminat, ölüm, bedensel zarar ve deprem nedeniyle yaşanan ağır travmanın doğurduğu elem ve üzüntü için istenebilir. Ölüm hâlinde eş, çocuk, anne, baba, kardeş, nişanlı veya ölen kişiyle yakın gönül bağı bulunan kişiler talepte bulunabilir. Manevi tazminat miktarı, duyulan acı ve üzüntüyü kısmen giderecek, zarar gören kişide haksız bir zenginleşme oluşturmayacak ve sorumluluğun ağırlığını yansıtacak şekilde belirlenir.
Haksız fiil taleplerinde genel zamanaşımı, zararın ve sorumlu kişinin öğrenilmesinden itibaren 2 yıl, her hâlde fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren 10 yıldır. Deprem zararlarında süre hesabı, zararın depremle ortaya çıktığı ve sorumluluğun belirlenebildiği olayın özelliklerine göre yapılır. Tazminat talebinde bulunan kişi hasar tespit raporlarını, delil tespitlerini, teknik raporları, fotoğrafları, faturaları, tedavi belgelerini, gelir kayıtlarını ve diğer zarar belgelerini korumalıdır.
İdarenin Sorumluluğu ve Tam Yargı Davası
İdareye Ön Başvuru
Deprem nedeniyle idari eylemlerden doğan zararların tazmini için dava açmadan önce ilgili idareye başvurulması zorunludur. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.13 uyarınca başvuru, zararın öğrenilmesinden itibaren 1 yıl ve her hâlde idari eylem tarihinden itibaren 5 yıl içinde yapılmalıdır. Zarar gören kişi, başvurusunda hangi idari eylem veya ihmal nedeniyle zarara uğradığını, zarar türlerini ve talep ettiği tazminatı açıkça belirtmelidir.
Başvuruda deprem nedeniyle meydana gelen bina, işyeri, araç, eşya, gelir ve diğer malvarlığı zararları somutlaştırılmalıdır. Ölüm veya bedensel zarar hâlinde tedavi, bakım, iş gücü kaybı, destekten yoksun kalma ve manevi zararlar da talep konusu yapılabilir. Hasar tespit raporları, delil tespit tutanakları, teknik raporlar, fotoğraf ve kamera kayıtları, tedavi belgeleri, gelir kayıtları, faturalar ve diğer zarar belgeleri başvuruya eklenmelidir. Zararın kapsamı belgelenmediğinde idari başvurunun ve sonrasında açılacak tam yargı davasının değerlendirilmesi güçleşebilir.
Başvuru, zarara neden olduğu ileri sürülen idareye yöneltilir. Yapı ruhsatı, yapı denetimi, imar uygulaması veya riskli yapıların denetlenmesiyle ilgili bir ihmal bulunuyorsa ilgili kamu idaresinin görev alanı incelenir. Deprem sonrasında arama-kurtarma, enkaz kaldırma veya kamu hizmetlerinin yürütülmesindeki gecikme ve eksiklikler ileri sürülüyorsa başvuruda bu eylemlerin tarihleri, niteliği ve zararla bağlantısı açıklanmalıdır. Aynı olayda birden fazla idarenin görev ve sorumluluğu bulunduğu düşünülüyorsa her idare yönünden somut vakıalar ayrı ayrı gösterilmelidir.
İdare, başvuruya 30 gün içinde cevap vermelidir. Bu süre içinde cevap verilmemesi hâlinde başvuru zımnen reddedilmiş sayılabilir ve dava süreci başlayabilir. İdarenin açık ret kararı vermesi hâlinde dava açma süresi ret kararının tebliğiyle; zımni ret hâlinde ise 30 günlük cevap süresinin sona ermesiyle hesaplanır. Başvurunun idareye ulaştığını gösteren evrak kayıt numarası, posta belgesi veya elektronik başvuru kaydı saklanmalıdır.
Başvurunun reddi veya zımnen reddedilmesi üzerine tam yargı davası açılabilir. Kaynakta belirtilen genel dava süresi 60 gündür. Bu süre içinde görevli ve yetkili idare mahkemesine başvurulması gerekir. Başvuru yapılmadan doğrudan dava açılması, dava şartı niteliğindeki ön başvuru yükümlülüğünün yerine getirilmemesi nedeniyle usulî sorun doğurabilir.
Hizmet Kusuru ve İlliyet Bağı
İdarenin sorumluluğu, kamu hizmetinin hiç işlememesi, geç işlemesi veya gereği gibi işlememesi hâlinde hizmet kusuruna dayanabilir. Deprem bakımından idarenin sorumluluğu, yalnızca deprem sonrasında gerçekleştirilen işlemlerle sınırlı değildir. İmar planlarının hazırlanması, yapı ruhsatlarının düzenlenmesi, yapıların denetlenmesi, kaçak veya riskli yapılaşmanın önlenmesi, tehlikeli yapıların tahliye ve yıkımının sağlanması ile afet yönetiminin yürütülmesi kamu hizmetleri arasında değerlendirilir.
İdarenin sorumluluğu için idari faaliyet veya hareketsizlik, zarar ve bu faaliyet ile zarar arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Deprem doğal bir olay olsa da idarenin gerekli önlemleri almaması zararın meydana gelmesine veya ağırlaşmasına katkı sağlamışsa sorumluluk değerlendirmesi yapılır. Örneğin yapı güvenliğinin denetlenmemesi, açıkça risk taşıyan bir yapı hakkında tahliye veya yıkım işlemi yapılmaması, ruhsatlandırma sürecindeki eksiklikler ya da arama-kurtarma hizmetlerinin geç yürütülmesi somut olayın koşullarına göre incelenebilir.
İlliyet bağının ortaya konulması için binanın teknik durumu ile idari işlem veya ihmal arasındaki bağlantı açıklanmalıdır. Hasar tespit raporları, yapı ruhsatı ve projeler, yapı denetim kayıtları, kamu tutanakları, soruşturma belgeleri, bilirkişi raporları, fotoğraflar ve kamera kayıtları bu değerlendirmede kullanılabilir. Bilirkişi incelemesiyle yapının hangi teknik veya idari eksiklikler nedeniyle yıkıldığı, alınması gereken önlemlerin bulunup bulunmadığı ve bu önlemlerin zararı önleyip önleyemeyeceği araştırılır.
Tam yargı davasında maddi ve manevi tazminat birlikte veya ayrı ayrı talep edilebilir. Maddi tazminat, gerçekleşen zarar kalemlerine göre belirlenir. Bina ve eşya zararları, onarım veya yeniden yapım giderleri, kullanım kaybı, tedavi ve bakım giderleri, gelir kaybı, destekten yoksun kalma ve diğer ekonomik kayıplar bu kapsamda değerlendirilebilir. Manevi tazminat ise ölüm, yaralanma ve ağır travma nedeniyle duyulan acı ve üzüntü bakımından istenebilir. Tazminat miktarı belirlenirken zarar, idari kusur, illiyet bağı ve alınabilecek önlemler birlikte değerlendirilir.
Dava dilekçesinde idari eylem veya ihmal, zararın niteliği, idareye yapılan ön başvuru, başvurunun sonucu ve talep edilen tazminat açıkça gösterilmelidir. Zararın tamamı dava tarihinde belirlenemiyorsa mevcut delillerle açıklanmalı ve talep usulüne uygun biçimde kurulmalıdır. İdarenin sorumluluğu, yalnızca deprem olayının varlığına değil, kamu hizmetinin somut olayda nasıl yürütüldüğüne ve zararın önlenebilir olup olmadığına göre belirlenir.
Dask, Hak Sahipliği ve Kentsel Dönüşüm Başvuruları
DASK Kapsamı ve Eksik Ödeme İtirazı
6305 sayılı Afet Sigortaları Kanunu kapsamında uygulanan Zorunlu Deprem Sigortası, deprem ve depreme bağlı yangın, patlama, tsunami ve yer kaymasının binada meydana getirdiği maddi zararları poliçe limiti içinde karşılar. Teminat; binanın temellerini, taşıyıcı sistemini, duvarlarını, tavan ve tabanlarını, çatısını ve ortak alanlarını kapsar. Ev eşyası, kira veya geçici ikamet giderleri, iş durması, ticari kazanç kaybı, enkaz kaldırma giderleri, ölüm, yaralanma ve manevi zararlar DASK teminatı dışındadır.
DASK tazminatı, rizikonun gerçekleştiği yer ve tarihte binanın yeniden inşası için gereken güncel maliyet esas alınarak hesaplanır. Bununla birlikte ödenecek tutar poliçedeki sigorta bedelini aşamaz. Tam hasarda sigorta bedeli, kısmi hasarda ise onarım maliyeti esas alınır. Her hasarda sigorta bedelinin %2’si oranında tenzili muafiyet uygulanır. Eksik metrekare bildirimi veya poliçede düşük sigorta bedeli bulunması, tazminatın gerçek zararın altında kalmasına neden olabilir.
Hasar, öğrenildiği tarihten itibaren gecikmeksizin ve en geç 15 iş günü içinde DASK’a bildirilmelidir. Bildirim ALO DASK 125, e-Devlet, poliçeyi düzenleyen sigortacı veya DASK’ın ilgili başvuru kanalları üzerinden yapılabilir. Başvuru sırasında poliçe veya kimlik numarası, taşınmazın adresi, tapu bilgileri ve iletişim bilgileri sunulmalıdır. Eksper incelemesinden önce binanın, bağımsız bölümün ve zarar gören unsurların fotoğraf ve videoları çekilmeli; resmî hasar tespit raporu, poliçe, eksper raporu, onarım belgeleri ve ödeme kayıtları saklanmalıdır.
DASK tarafından belirlenen hasar tutarı düşükse sigortalıdan ekspertiz raporunun ve tazminat hesabının paylaşılması istenebilir. Resmî hasar tespiti ile DASK ekspertiz raporu arasındaki farklılıklar, eksik ödeme itirazında kullanılabilecek teknik deliller arasındadır. Gerekirse bağımsız teknik rapor alınabilir. Eksik ödemenin tamamlanması veya ret kararının kaldırılması için Sigorta Tahkim Komisyonuna ya da mahkemeye başvurulabilir. DASK, Sigorta Tahkim Komisyonunun üyeleri arasındadır.
DASK talepleri bakımından kaynakta belirtilen zamanaşımı süresi 2 yıldır. Bu süre içinde başvuru ve dava haklarının kullanılmaması talebin zamanaşımına uğramasına yol açabilir. Sigorta ödemesi, müteahhit, yapı denetim kuruluşu, yapı sahibi veya diğer sorumlulara yöneltilebilecek tazminat taleplerini ortadan kaldırmaz. Ancak aynı zarar kalemi için yapılan sigorta ödemesi, sorumlulara karşı hesaplanacak tazminatta dikkate alınabilir. DASK limitini aşan bina zararları ile eşya, kira kaybı, iş durması ve manevi zararlar için ayrıca sorumlulara başvurulması veya deprem ek teminatı içeren konut sigortasından yararlanılması gerekir.
Riskli Yapı ve Hak Sahipliği Süreci
6306 sayılı Kanun m.3, m.5 ve m.6, riskli yapıların tespiti, bu yapılara itiraz, tahliye ve yıkım işlemleri ile kentsel dönüşüm kararlarının temel dayanağını oluşturur. Riskli yapı tespiti, malik veya kanuni temsilcileri tarafından Bakanlıkça lisanslandırılmış kuruluşlara yaptırılabilir. Gerekli hâllerde Bakanlık veya ilgili idare de tespit sürecini yürütebilir. Tespit sonucuna karşı 15 gün içinde itiraz edilebilir. İtirazlar teknik heyet tarafından değerlendirilir ve riskli yapı tespiti tapu kütüğünün beyanlar hanesine işlenir.
Riskli yapı tespitinin kesinleşmesi, yapının tahliye ve yıkım sürecini başlatabilir. Maliklere yıkım için 60 günden az olmamak üzere süre verilir. Bu süre içinde yıkım gerçekleştirilmezse yapı, idari makamlarca ve gerektiğinde Bakanlıkça tahliye edilerek yıktırılabilir. Tahliye ve yıkım masrafları taşınmaz üzerine ipotek olarak işlenebilir. Malik, kiracı ve sınırlı ayni hak sahiplerine geçici konut veya işyeri tahsisi ya da kira yardımı yapılabilir.
Yıkılan yapıların bulunduğu arsalarda yeniden yapılaşma ve dönüşüm kararları maliklerin hisseleri oranında en az üçte iki çoğunluğuyla alınabilir. Bu kararlar parsellerin birleştirilmesini, yeniden yapılaşmayı, satış veya diğer değerlendirme işlemlerini kapsayabilir. Karara katılmayan maliklerin payları, rayiç değerden az olmamak üzere anlaşan paydaşlara açık artırmayla satılabilir. Satış gerçekleşmezse, bedeli ödenerek Hazine adına tescil işlemi gündeme gelebilir. Otuz gün içinde üçte iki çoğunlukla anlaşma sağlanamaması hâlinde acele kamulaştırma yapılabilir.
Kentsel dönüşüm sürecinde maliklerin riskli yapı tespit raporunu, tebligat tarihlerini, itiraz belgelerini, tahliye ve yıkım kararlarını, kira yardımı veya geçici konut başvurularını ve malik kararlarını birlikte takip etmesi gerekir. Her başvurunun yetkili makama ulaştığını gösteren evrak kayıt numarası veya elektronik başvuru kaydı saklanmalıdır. Dönüşüm uygulamalarına ilişkin idari işlemlere karşı tebliğden itibaren 30 gün içinde dava açılabilir; bu davalarda yürütmenin durdurulmasına karar verilemez.
Hak sahipliği bakımından yıkılan, yanan veya ağır hasar gören binalarda oturan ve ilgili şartları taşıyan ailelere konut yapılması veya kredi verilmesi mümkündür. Kendisine ait konutu yıkılan, yanan ya da oturulamayacak derecede ağır hasar gören afetzedeler hak sahibi sayılabilir. Başvurular e-Devlet üzerinden yapılabilir. Hak sahipliği değerlendirmesinde mülkiyet ilişkisi, binanın hasar durumu ve başvuru belgeleri esas alınır. Kiracılar ve misafirler, kaynakta belirtilen hak sahipliği düzenlemesi bakımından kapsam dışında bırakılmıştır.
Başvuru sahibi, DASK bildirimini 15 iş günü içinde yapmalı, sigorta ödeme ve ekspertiz belgelerini saklamalı, riskli yapı tespitine karşı 15 günlük itiraz süresini ve dönüşüm işlemlerine karşı 30 günlük dava süresini ayrı ayrı takip etmelidir. Hak sahipliği başvurusu, kira yardımı veya geçici konut talebi ile riskli yapı itirazı birbirinin yerine geçmez; her işlem için ilgili makama ve öngörülen süre içinde başvurulmalıdır.