Banka Hesabıma Bloke Konuldu Ne Yapmalıyım?

Banka Hesabıma Bloke Konuldu Ne Yapmalıyım?

Bu yazı, banka hesabınıza bloke konulduğunda hangi adımların hangi sırayla atılacağını ele alır. Blokenin icra, vergi, ceza soruşturması veya banka kaynaklı olmasına göre değişen itiraz yollarını, yasal süreleri ve haczedilemez maaş sınırını anlatır. Ayrıca haksız blokede başvurulabilecek tazminat ve hukuki yolları özetler.

Bloke Kaynağının Belirlenmesi ve Bankadan Yazılı Bilgi Talebi

Bloke Kaynağının Belirlenmesi

Banka hesabındaki kısıtlamanın kaldırılması veya itiraz edilmesi için önce blokenin hangi işlemden kaynaklandığı belirlenmelidir. İcra takibi, vergi tahsilatı, ceza soruşturması, şüpheli işlem incelemesi ve bankanın kendi güvenlik prosedürleri farklı mercilerin karar veya bildirimlerine dayanır. Bu nedenle yalnızca kartın çalışmaması, para transferinin gerçekleşmemesi ya da mobil bankacılığa erişilememesi, blokenin hukuki niteliğini tek başına göstermez.

İcra kaynaklı bir kısıtlama, bankaya gönderilen haciz ihbarnamesi üzerine uygulanabilir. İcra ve İflas Kanunu m.89 kapsamında haciz ihbarnamesi bankaya tebliğ edildiğinde banka, üçüncü kişi sıfatıyla, borç bulunmadığını yedi gün içinde bildirebilir. Banka bu süre içinde itiraz etmezse borç bankanın zimmetinde sayılır. Bu nedenle hesabın bloke edildiği öğrenildiğinde, işlemin icra dosyasına, haciz ihbarnamesine veya başka bir icra yazışmasına dayanıp dayanmadığı bankadan ve ilgili icra dosyasından kontrol edilmelidir.

Blokenin ceza soruşturmasıyla bağlantılı olması hâlinde hesap sahibi, işlemin elkoyma, banka hesabının geçici olarak askıya alınması veya şüpheli işlem incelemesi niteliğinde olup olmadığını ayırt etmelidir. Ceza soruşturmalarında dosyanın gizliliği ve bilgi vermeme yükümlülükleri, bloke nedeninin bütün ayrıntılarıyla açıklanmasını sınırlayabilir. CMK m.157 ve m.153 ile 5549 sayılı Kanun m.4 uyarınca uygulanan gizlilik ve açıklamama hükümleri nedeniyle banka, soruşturmanın içeriği veya ihbarın kaynağı hakkında kapsamlı bilgi vermeyebilir.

Bankadan alınan ilk bilgi, başvurulacak merciyi belirler. İcra işleminde icra dosyası ve haciz evrakı, ceza soruşturmasında karar veya soruşturma makamı, başka bir idari işlemde ise ilgili kamu kurumu incelenir. Blokenin kaynağı belirlenmeden yapılan genel nitelikteki itirazlar, doğru başvuru yolunu ve uygulanacak süreyi ortaya koymayabilir.

Bankadan Yazılı Bilgi Talebi ve Başvuru Kaydı

Hesap sahibi, bankaya yazılı başvurarak kısıtlamanın hangi hesapta ve hangi tutar bakımından uygulandığını sormalıdır. Başvuruda blokenin başlangıç tarihi, işlemi tesis eden kurum veya makam, dayanak yazının tarihi ve sayısı, dosya numarası, kısıtlamanın kapsamı ve bankaya ulaşan bildirim bilgileri açıkça istenebilir. Hesabın tamamının mı yoksa belirli bir bakiyenin mi kullanıma kapatıldığı da ayrıca sorulmalıdır.

Başvuru, bankanın müşteri hizmetleriyle yapılan telefon görüşmesiyle sınırlı bırakılmamalıdır. Yazılı dilekçe, güvenli elektronik ileti, bankanın kayıtlı başvuru kanalı veya başvuru numarası veren diğer yöntemler kullanılabilir. Başvurunun bankaya ulaştığını gösteren kayıt, tarih ve başvuru numarası saklanmalıdır. Bankanın verdiği cevapta blokenin kaynağı, tutarı ve kapsamı yer alıyorsa bu cevap daha sonraki icra, idari veya adli başvurulara eklenebilir.

Kişisel verilere ilişkin bilgi talebi, KVKK m.11 ve m.13 kapsamında bankaya yöneltilebilir. Banka bu başvuruyu en geç otuz gün içinde cevaplar. Talepte hesap hareketleri, bloke kaydı, işlem tarihi ve banka tarafından işlenen ilgili kişisel veriler hakkında bilgi istenebilir. Ancak bu başvuru, soruşturma dosyasını açtıran veya blokeyi kendiliğinden kaldıran genel bir itiraz yolu değildir. Bankanın KVKK başvurusuna cevap vermesi, adli ya da idari tedbirin sona erdiği anlamına gelmez.

Ceza soruşturması ihtimali bulunan durumlarda bankadan istenebilecek bilgiler, gizlilik hükümleriyle sınırlanabilir. Banka, soruşturmanın taraflarını, ihbarın içeriğini veya kolluk ve savcılık yazışmalarını açıklamayabilir. Bu durumda başvuru, açıklanabilen bilgilerle sınırlı tutulmalı; bankanın verdiği cevap, cevap vermediği hususlar ve başvurunun tarihi birlikte kaydedilmelidir. Bankanın yalnızca incelemenin sürdüğünü bildirmesi, işlemin hangi hukuki tedbire dayandığını kesin olarak göstermez.

İcra Blokesinde Fek Yazısı, Usulsüz Haciz Şikayeti ve Haczedilemez Kısım

Haciz Kaldırma ve Fek Yazısı

İcra kaynaklı banka blokesinin kaldırılması için yalnızca borcun ödenmesi yeterli değildir. Ödeme veya haczin sona ermesini gerektiren başka bir neden ortaya çıktıktan sonra icra müdürlüğünden bankaya gönderilmek üzere fek yazısı alınmalıdır. Banka, haczi kendiliğinden kaldırmaz; icra müdürlüğünün kaldırma bildirimine göre hesabı kullanıma açar.

Borcun tamamen ödenmesi, haczin kaldırılmasının başlıca yollarından biridir. Ödeme, asıl alacağın yanı sıra işlemiş faiz, vekâlet ücreti, harç ve masrafları da kapsamalıdır. Haricen ödeme yapılmışsa ödeme belgesi icra dosyasına sunulmalı ve dosyanın buna göre kapatılması istenmelidir. Alacaklının yazılı muvafakati veya uygun bir teminat gösterilmesi de haczin kaldırılması için değerlendirilebilir. Ancak bu hâllerde de bankaya gönderilecek kaldırma yazısının icra dosyasından düzenlenmesi gerekir.

Kanuni taksitlendirmede, borcun en az dörtte birinin peşin ödenmesi ve kalan miktarın en fazla üç aylık taksitlerle ödenmesinin taahhüt edilmesi hâlinde satış durur. Bu düzenleme satış işlemini durdursa da banka blokesinin kendiliğinden kalkacağı anlamına gelmez. Blokenin kaldırılması için ayrıca alacaklıyla mutabakat sağlanması veya icra dosyasından bankaya fek yazısı gönderilmesi gerekebilir (İcra ve İflas Kanunu m.111).

Haricen ödeme hâlinde tahsil harcının da dikkate alınması gerekir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 12.11.2015 tarihli, E. 2015/14210 ve K. 2015/27809 sayılı kararında, haricen ödeme sonrasında tahsil harcı için borçluya muhtıra çıkarılması gerektiği kabul edilmiştir. Kararda ilgili kanun hükmü İİK m.15 olarak gösterilmiştir. Buna göre ödeme yapılmış olsa bile icra dosyasındaki harç ve kaldırma işlemleri tamamlanmadan bankadaki bloke devam edebilir.

Haciz tarihinden itibaren bir yıl içinde alacaklı, haczedilen paranın icra dosyasına aktarılmasını talep etmezse haciz düşer (İİK m.106 ve m.110). Bu süre hak düşürücü süredir; ancak banka sistemleri bu süreyi kendiliğinden uygulamaz. Borçlunun icra dairesine başvurarak haczin düştüğünü ileri sürmesi ve kaldırma işleminin yapılmasını istemesi gerekir.

Maaş Hesabında Haczedilemez Kısım

Maaş, ücret ve emekli maaşının dörtte biri haczedilebilir. Hesabın tamamına bloke konulması veya haczedilebilir sınırın aşılması hâlinde, borçlu aşan kısmın kaldırılmasını icra mahkemesinden isteyebilir (İİK m.83/a). Bu başvuruda hesabın maaş veya emekli maaşı hesabı olduğu ve bloke edilen tutarın haczedilebilir miktarı aştığı ortaya konulmalıdır.

Maaş hesabındaki haciz, gelirin tamamının kullanıma kapatılmasına yol açamaz. Haczedilebilecek kısım ile borçlunun tasarrufunda kalması gereken kısım ayrı değerlendirilmelidir. Bloke işlemi dörtte birlik sınırı aşıyorsa borçlu, fazlaya ilişkin haczin kaldırılması için icra mahkemesine şikâyette bulunabilir. Şikâyet sonucunda yalnızca hukuka aykırı bulunan bölümün kaldırılması istenebilir.

Haciz tarihinden itibaren bir yıllık sürenin geçmesi de maaş hesabındaki haczin sona ermesi bakımından önem taşır. Alacaklı bu süre içinde paranın icra dosyasına aktarılmasını talep etmezse haciz düşer. Bununla birlikte düşme sonucu bankadaki kaydın kendiliğinden silinmesi beklenmemelidir. Borçlu, sürenin dolduğunu belirterek icra dairesine başvurmalı ve bankaya fek yazısı gönderilmesini istemelidir.

Usulsüz Haciz Şikayeti ve Süreler

Usulsüz haciz işlemine karşı şikâyet, işlemin öğrenildiği tarihten itibaren yedi gün içinde yapılmalıdır (İİK m.16). Şikâyet, haciz işlemini yapan icra dairesinin bağlı olduğu İcra Hukuk Mahkemesine yöneltilir. Dilekçede haczin hangi tarihte öğrenildiği, işlemin neden usulsüz olduğu, hangi hesap veya tutarı kapsadığı ve kaldırılması istenen bölüm açıkça belirtilmelidir.

Maaşın haczedilebilir sınırını aşan bloke, haciz tarihinden itibaren bir yıl içinde paranın icra dosyasına aktarılmaması veya borcun ödenmesine rağmen haczin kaldırılmaması şikâyet konusu olabilir. Şikâyet dilekçesine ödeme dekontu, banka hesap dökümü, maaş veya emekli maaşı niteliğini gösteren belgeler ve icra dosyasındaki haciz kayıtları eklenebilir.

Şikâyet, icra işlemlerini kendiliğinden durdurmaz. Bu nedenle yalnızca şikâyet dilekçesi verilmesi bankadaki blokenin hemen kalkmasını sağlamaz. Gerekli hâllerde icra işleminin durdurulması ayrıca talep edilmelidir. Mahkemenin kaldırma kararı veya icra dairesinin fek yazısı bankaya ulaştığında, kaldırılması gereken haciz bakımından işlem yapılabilir.

Vergi Blokesinde Ödeme Emri ve Dava Süreleri

Ödeme Emrine İtiraz Süresi

Vergi borcu nedeniyle banka hesabına bloke konulabilmesi için vergi idaresinin tahsil sürecini başlatması gerekir. Bu süreçte gönderilen ödeme emri, borcun ödenmesini ve süresi içinde itiraz edilmemesi hâlinde cebri tahsil işlemlerinin yürütülmesini sağlar. Ödeme emrinin tebliğ edilmesiyle birlikte, borçlu bakımından itiraz süresi işlemeye başlar.

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun m.58 uyarınca vergi borcuna ilişkin ödeme emrine karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde itiraz edilmelidir. Bu süre içinde başvuru yapılmazsa ödeme emri itirazsız kalır. Borcun ödenmemesiyle birlikte vergi idaresi, banka hesabı ve diğer malvarlığı değerleri üzerinde haciz işlemleri uygulayabilir. Bu nedenle ödeme emrinin tebliğ tarihi, vergi blokesine karşı izlenecek yol bakımından esas alınır.

Ödeme emrine itiraz edilmesi, ödeme emrinin hangi yönüne karşı çıkıldığının açıkça ortaya konulmasını gerektirir. İtiraz süresi içinde başvuru yapılmadığında borcun varlığına veya ödeme emrinin içeriğine ilişkin itiraz imkânı daralır. Borcun ödenmemesi ve ödeme emrinin itirazsız kalması, vergi idaresinin haciz yoluna başvurmasının dayanaklarından biri olabilir.

Vergi haczine ilişkin hüküm 6183 sayılı Kanun m.79’da düzenlenir. Bu hüküm vergi alacağının tahsili amacıyla haciz uygulanmasına ilişkindir. Ödeme emrine yönelik itiraz bakımından ise m.58’deki 15 günlük süre uygulanır. Bu iki aşama birbirinden ayrılmalıdır: Ödeme emrine karşı başvuru süresi m.58’e, vergi haczinin uygulanmasına ilişkin hukuki çerçeve ise m.79’a dayanır.

Hesaba bloke konulduğunda, işlemin yalnızca vergi haczine mi yoksa daha önce tebliğ edilmiş bir ödeme emrine mi dayandığı belirlenmelidir. Bankadan alınan yazılı bilgiler ve vergi dosyasındaki belgeler birlikte incelenerek ödeme emrinin tebliğ tarihi, bloke tarihi ve uygulanan haczin dayanağı karşılaştırılabilir. Ödeme emrine itiraz süresi geçirilmişse, sonradan konulan blokenin öğrenilmesi yeni bir 15 günlük ödeme emri itiraz süresi başlatmaz.

Dava Açılması ve Yürütmenin Durdurulması

Vergi blokesine ilişkin uyuşmazlıkta dava açma süresi, uygulanacak özel düzenlemeye göre belirlenir. Özel bir süre öngörülmemişse İYUK m.7 uyarınca vergi mahkemesinde dava açma süresi 30 gün, idare mahkemesinde dava açma süresi 60 gündür. Hangi sürenin uygulanacağı, işlemin niteliğine ve davanın görevli yargı merciine göre değerlendirilir.

Ödeme emrine karşı 6183 sayılı Kanun m.58’de özel olarak 15 günlük süre öngörüldüğünden, bu işlem bakımından özel süre dikkate alınır. İYUK m.7’deki genel dava süreleri, özel kanun hükmünün yerine geçmez. Bu nedenle ödeme emrinin tebliği üzerine başvuru süresi ile vergi haczi veya başka bir idari işlem hakkında açılacak davanın süresi aynı olmayabilir.

Dava açılması, vergi alacağının tahsilini kendiliğinden durdurmaz. Bu nedenle yalnızca dava dilekçesinin verilmesi, banka hesabındaki blokenin veya diğer tahsil işlemlerinin otomatik olarak sona ermesini sağlamaz. Vergi idaresi, dava açılmış olsa bile tahsil işlemlerini sürdürebilir. Dava açan kişi, tahsil işleminin geçici olarak durdurulmasını ayrıca istemelidir.

Koşulları varsa yürütmenin durdurulması talebi İYUK m.27 kapsamında ileri sürülebilir. Bu talep, dava sonuçlanıncaya kadar vergi tahsilatının ve buna bağlı banka blokesinin geçici olarak durdurulmasını amaçlar. Yürütmenin durdurulması istemi, dava açılmasından ayrı bir hukuki sonuç doğurur; dava açılmış olması tek başına bu sonucu oluşturmaz.

Vergi blokesine karşı başvuruda ödeme emrinin tebliğ tarihi, haciz veya bloke işleminin tarihi ve işlemin hangi vergi dosyasına dayandığı birlikte değerlendirilmelidir. Süre hesabı, ilgili işlemin tebliğ veya öğrenilme biçimine göre yapılır. Özel süreye tabi ödeme emri bakımından 15 günlük süre, özel süre bulunmayan idari işlemler bakımından ise İYUK m.7’deki 30 günlük veya 60 günlük süre dikkate alınır.

Ceza Soruşturmasında Elkoyma, Banka Askısı ve Süreler

Kuvvetli Şüphe ve Elkoyma Kararı

Ceza soruşturması kapsamında banka hesabındaki paraya elkoyma, suçun işlendiğine ve hesabın suçtan elde edilen değerleri içerdiğine ilişkin somut delillere dayanan kuvvetli şüphe bulunması hâlinde uygulanabilir. Bu tedbirin dayanağı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.128’dir. Elkoyma, hesabın belirli bir tutarına veya soruşturmayla ilişkilendirilen malvarlığı değerine yönelik olabilir. Bu nedenle hesabın tamamen kullanılamaması, işlemin kapsamının ve kararın hangi tutarı içerdiğinin ayrıca incelenmesini gerektirir.

Elkoyma kararına karşı sulh ceza hâkimliğine itiraz edilebilir. İtirazda hesabın suçla bağlantısının bulunmadığı, kararın somut delile dayanmadığı, tedbirin kapsamının soruşturma konusu olayla orantılı olmadığı veya bloke edilen paranın suçtan elde edilen menfaat niteliği taşımadığı ileri sürülebilir. Başvurunun etkili olabilmesi için hesap hareketleri, dekontlar, ödeme belgeleri, paranın kaynağını gösteren kayıtlar ve işlemle soruşturma arasındaki bağlantıyı açıklayan belgeler birlikte sunulmalıdır.

Elkoyma ile banka hesabının geçici olarak askıya alınması aynı işlem değildir. Elkoymada ceza soruşturmasındaki adli tedbir uygulanırken, banka askısında hesabın belirli suçlar bakımından kısa süreli kullanıma kapatılması söz konusudur. Bu ayrım, başvurulacak makamı ve uygulanacak süreyi belirler. Bankadan alınan yazılı cevapta işlemin elkoyma kararı mı, geçici askı mı, yoksa şüpheli işlemin ertelenmesi mi olduğu belirtilmiyorsa, hesap sahibi bu ayrımı karar, yazı ve dosya bilgileri üzerinden netleştirmelidir.

Banka Askısı ve Cumhuriyet Başsavcılığına Başvuru

CMK m.128/A kapsamında banka hesabı, yalnızca maddede belirtilen suçlar bakımından ve makul şüphe bulunması hâlinde en çok 48 saat süreyle askıya alınabilir. Bu kapsamda TCK m.142/2-e’deki nitelikli hırsızlık, TCK m.158/1-f ve l’deki nitelikli dolandırıcılık ile TCK m.245’te düzenlenen banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçları yer alır. Askı tedbirinin uygulanabilmesi için hesabın veya işlem hareketlerinin bu suçlardan biriyle bağlantılı olduğuna ilişkin makul şüphe bulunmalıdır.

Hesap sahibi, askının kaldırılması için Cumhuriyet başsavcılığına başvurabilir. Savcı, başvuru üzerine 24 saat içinde karar verir. Başvuruda askının hangi tarihte başladığı, hangi hesap ve tutarı kapsadığı, hesabın belirtilen suçlarla bağlantısının bulunmadığı ve paranın kaynağının ne olduğu açıklanmalıdır. Hesap sahibi, işlemin ticari veya kişisel dayanağını gösteren sözleşmeleri, dekontları, fatura ve teslim belgelerini başvurusuna ekleyebilir.

Başvurunun bankaya yapılması, savcının 24 saatlik karar süresini başlatmaz. Bu nedenle yalnızca banka şubesine, müşteri hizmetlerine veya bankanın yazılı başvuru kanalına yapılan müracaat, CMK m.128/A kapsamındaki başvuru yerine geçmez. Başvurunun doğrudan Cumhuriyet başsavcılığına yöneltilmesi ve başvuru tarihinin ispatlanabilir şekilde kaydedilmesi gerekir. Bankanın hesabı incelemeye aldığını bildirmesi de tek başına CMK m.128/A kapsamında 48 saatlik askı uygulandığını göstermez.

Askı süresinde hesabın hangi işlemler bakımından kullanılamadığı, bloke edilen tutarın tamamını mı yoksa belirli bir bakiyeyi mi kapsadığı ve işlemle ilişkilendirilen suçun ne olduğu belirlenmelidir. Askı ile adli elkoyma birbirinden farklı olduğundan, 48 saatlik süre diğer tedbirler bakımından otomatik olarak uygulanmaz. Hesap hakkında ayrıca elkoyma kararı verilmişse, hesabın kullanıma açılması yalnızca askı süresinin sona ermesine bağlı olmayabilir.

MASAK Erteleme ve Elkoyma Süreleri

5549 sayılı Kanun m.19/A kapsamında şüpheli işlemin ertelenmesi, yedi iş gününü geçemez. Bu düzenleme, şüpheli işlem bildirimiyle aynı sonuç doğurmaz. Şüpheli işlem bildirimi tek başına otomatik bloke veya hesap sahibinin suçlu olduğu anlamına gelmez. Bu nedenle bankanın şüpheli işlem bildirimi yaptığını öğrenen kişi, bildirimin kendiliğinden kesin bir elkoyma ya da süresiz hesap blokesi oluşturmadığını dikkate almalıdır.

MASAK kaynaklı işlemde bankanın uyguladığı kısıtlamanın hukuki niteliği, işlemin ertelenmesiyle adli elkoymanın ayrılması suretiyle belirlenmelidir. Yedi iş günlük süre, 5549 sayılı Kanun m.19/A kapsamındaki işlemin ertelenmesine ilişkindir. Hesap hakkında ayrıca savcılık veya hâkimlik kararı verilmişse, uygulanacak süre ve itiraz yolu bu karara göre değerlendirilir. Bu nedenle hesabın hangi tarihte kısıtlandığı, bankaya hangi bildirimin ulaştığı ve sonradan adli bir karar verilip verilmediği birlikte incelenmelidir.

5549 sayılı Kanun m.17 kapsamında MASAK blokesine ilişkin elkoyma kararını savcı verirse, karar 24 saat içinde hâkim onayına sunulmalıdır. Rapor üç ay içinde alınamazsa savcılık kararı hükümsüz kalır. Bu süre, MASAK incelemesiyle bağlantılı savcılık kararının devamı bakımından önem taşır. Hesap sahibi, karar tarihini, hâkim onayına sunulma tarihini ve raporun dosyaya girip girmediğini ilgili soruşturma evrakından takip etmelidir.

Başvuru yapılırken işlemin şüpheli işlem bildirimi, yedi iş günlük erteleme, CMK m.128/A kapsamındaki 48 saatlik askı veya CMK m.128 kapsamındaki elkoyma olup olmadığı açıkça belirtilmelidir. Her tedbirin süresi ve başvuru mercii farklı olduğundan, yanlış makama yapılan başvuru hesabın kendiliğinden açılmasını sağlamaz.

Haksız Blokede Tazminat ve Hukuki Yollar

Haksız Bloke ve Kusur Değerlendirmesi

Banka hesabına uygulanan blokenin hukuka uygunluğu, işlemin dayanağı, bankanın sahip olduğu bilgi ve blokenin kapsamı birlikte değerlendirilerek belirlenir. Bankanın kendi alacağını güvence altına almak istemesi, tek başına sınırsız veya soyut bir bloke uygulamasını haklı kılmaz. Bankanın alacağının tehlikeye düştüğünü gösteren somut bir neden bulunmadan hesaptaki paranın kullanıma kapatılması, haksız işlem iddiasına konu olabilir.

Kredi borçlusunun tutuklanması veya hakkında bir soruşturma yürütülmesi de tek başına bankanın alacağının tehlikeye düştüğünü göstermez. Banka, hesabı bloke ederken sözleşmedeki rehin, takas veya mahsup hükümlerine dayanıyorsa bu hükümlerin somut olayda uygulanabilir olup olmadığı ayrıca incelenmelidir. Blokenin sözleşmeye, kanuna, yetkili makam kararına veya somut bir risk değerlendirmesine dayanması gerekir. Bankanın güçlü konumunu kullanarak hesabın tamamını soyut gerekçelerle kapatması, işlemin kusurlu ve hukuka aykırı olduğu iddiasını güçlendirebilir.

Kusur değerlendirmesinde blokenin ne zaman uygulandığı, hangi tutarı kapsadığı, bankanın hangi bilgiye dayanarak işlem yaptığı ve müşteriye açıklama yapılıp yapılmadığı önem taşır. Banka, kısıtlamanın hukuki veya sözleşmesel dayanağını açıklamıyorsa hesap sahibi yazılı başvuru yaparak gerekçeyi, işlem tarihini, bloke edilen tutarı ve dayanak belgeleri istemelidir. Daha önce bankadan alınan cevap, hesap hareketleri, dekontlar, yazışmalar ve blokenin devam ettiğini gösteren kayıtlar uyuşmazlıkta delil olarak kullanılabilir.

Blokenin haksız olduğunun değerlendirilmesi, yalnızca hesabın geçici olarak kullanılamamasıyla sınırlı değildir. Bloke nedeniyle ödeme yapılamaması, ticari faaliyetlerin aksaması, çalışanlara veya tedarikçilere karşı yükümlülüklerin yerine getirilememesi ve somut maddi kayıpların doğması ayrı ayrı incelenir. Zararın miktarı ile bloke arasındaki nedensellik de ortaya konulmalıdır. Hesabın kullanılamaması iddiası, zararın varlığını ve tutarını kendiliğinden kanıtlamaz.

Tazminat Talebi ve Tüketici Yolu

Haksız bloke nedeniyle doğan zararların tazmini, koşulları varsa Türk Borçlar Kanunu m.49 ve m.112 kapsamında talep edilebilir. Bu kapsamda bankanın hukuka aykırı veya sözleşmeye aykırı davranışı, kusuru, zarar ve davranışla zarar arasındaki nedensellik bağı birlikte ortaya konulmalıdır. Maddi zarar iddiasında, bloke nedeniyle ödenen ek masraflar, gerçekleşen finansman giderleri veya doğrudan ortaya çıkan diğer kayıplar belgelerle gösterilmelidir.

Bloke nedeniyle kişilik değerlerinde bir zarar oluştuğu ileri sürülüyorsa, bu iddianın somut olayın özellikleriyle desteklenmesi gerekir. Sadece hesabın belirli bir süre kullanılamaması, her durumda ayrıca tazminat sonucunu doğurmaz. Blokenin süresi, kapsamı, bankanın tutumu ve ortaya çıkan sonuçlar birlikte değerlendirilir. Ticari itibarın zedelenmesi, işyerinin faaliyetinin aksaması veya çalışan ücretlerinin ödenememesi gibi sonuçlar ileri sürülüyorsa bunların bloke ile bağlantısını gösteren belgeler sunulmalıdır.

Bloke edilen veya banka tarafından alıkonulan tutar bakımından, koşulları varsa Türk Borçlar Kanunu m.77 uyarınca sebepsiz zenginleşmenin iadesi de değerlendirilebilir. Bu talep, bankanın haklı bir hukuki sebep olmaksızın bir değeri elinde tuttuğu veya bu değerden yararlandığı iddiasına dayanır. Ancak sözleşme, icra işlemi, vergi haczi veya adli tedbir gibi geçerli bir hukuki dayanak bulunuyorsa iade talebinin kapsamı bu dayanağa göre belirlenir.

Bloke nedeni banka tarafından yazılı olarak açıklanmıyor veya bloke haksız olduğu hâlde sürdürülüyorsa ilk olarak bankaya yazılı başvuru yapılmalıdır. Başvuruda blokenin kaldırılması, dayanağın açıklanması, işlem kapsamının bildirilmesi ve varsa zararın giderilmesi istenebilir. Başvurunun tarihi ve bankaya ulaştığını gösteren kayıt saklanmalıdır. Bankanın cevabı veya cevap vermemesi, sonraki başvurularda kullanılabilir.

Bankayla yapılan başvurudan sonuç alınamazsa, uyuşmazlığın niteliğine göre Tüketici Hakem Heyeti veya Tüketici Mahkemesi değerlendirilebilir. Bu yolun uygulanabilmesi, işlemin tüketici işlemi niteliğinde olup olmadığına ve uyuşmazlığın ilgili başvuru şartlarını taşıyıp taşımadığına bağlıdır. Adli elkoyma, icra haczi veya vergi haczi gibi işlemlerde ise Tüketici Hakem Heyeti ya da Tüketici Mahkemesi, yetkili makamın kararını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Bu nedenle önce blokenin kaynağı belirlenmeli, ardından ilgili başvuru yolu ile tazminat talebi birbirinden ayrılmalıdır.

Somut olayda izlenecek sıra, bankadan yazılı gerekçe ve kayıtların alınması, zararı gösteren belgelerin toplanması, blokenin dayandığı işlemin yetkili merci önünde incelenmesi ve koşulları varsa tazminat veya iade talebinin ileri sürülmesidir. Bankanın işlemiyle zarar arasındaki bağlantı ve zararın miktarı açıkça ortaya konulmadıkça yalnızca blokenin varlığı tazminat için yeterli olmaz.

Yazar Görseli
Müellif

Av. Ali Haydar GÜLEÇ

Güleç Hukuk Bürosu'nda 9 yıldır yöneticilik ve avukatlık yapmaktadır.