WhatsApp Grubunda Yapılan Hakaretlerde Şikayet Süreci

WhatsApp Grubunda Yapılan Hakaretlerde Şikayet Süreci

WhatsApp grupları günlük iletişimin ayrılmaz bir parçası haline geldikçe, bu platformlar üzerinden işlenen hakaret suçları da yargı önüne giderek daha sık taşınmaktadır. Peki bir WhatsApp grubunda yapılan hakaret hangi durumda suç oluşturur? Grup üye sayısı aleniyet bakımından ne ifade eder? Ekran görüntüsü tek başına delil sayılır mı? Şikayet süresi ne kadardır ve nereye başvurulmalıdır? Bu makalede TCK m.125 ve ilgili Yargıtay içtihatları ışığında WhatsApp grubunda yapılan hakaretlerde şikayet sürecini, suçun unsurlarını ve ispat yöntemlerini tüm yönleriyle ele alıyoruz.

WhatsApp Grubunda Hakaret Suçunun Yasal Çerçevesi ve Unsurları

WhatsApp grupları, aile, iş, apartman veya arkadaş ortamlarında yoğun bir yazışma trafiğinin yaşandığı dijital alanlardır. Bu ortamlarda paylaşılan mesajlar, kişinin onur, şeref ve saygınlığını hedef aldığında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125. maddesi kapsamında hakaret suçu gündeme gelir. Suçun klasik biçimleriyle dijital ortamdaki görünümü arasında temel unsurlar bakımından fark bulunmaz; ancak ispat, aleniyet ve ileti yoluyla işleme gibi noktalarda WhatsApp grubuna özgü değerlendirmeler önem kazanır.

Hakaret Suçunun Tanımı ve İşleniş Biçimleri

Hakaret suçu (TCK m.125/1) uyarınca iki ayrı şekilde işlenebilir:

  • Somut bir fiil veya olgu isnat etmek: Kişiye belirli bir davranış yüklenmesi (örneğin "hırsızsın", "rüşvet aldın" demek).
  • Sövme yoluyla saldırı: Soyut ve genel nitelikteki aşağılayıcı ifadelerle kişiyi değersizleştirmek (örneğin "şerefsiz", "haysiyetsiz" demek).

Bu fiillerden birini gerçekleştiren kişi üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Hakim, bu iki yaptırımı birlikte değil; ya hapis ya da adli para cezasından birini seçerek uygular ve tercih ettiği yaptırımın gerekçesini açıklamak zorundadır.

765 sayılı eski Türk Ceza Kanunu'nda yer alan hakaret ve sövme ayrımı kaldırılmış; her iki fiil de tek bir suç tipi altında düzenlenmiştir. Korunan hukuki değer, kişinin şeref, haysiyet, namusu ile toplumdaki itibar ve saygınlığıdır. Bu değer, Anayasa'nın 17. maddesi kapsamında korunan manevi varlığa ilişkindir. Suç yalnızca gerçek kişilere karşı işlenebilir; dernek, vakıf veya şirket gibi tüzel kişiler hakaret suçunun mağduru olamaz.

Hakaret yalnızca sözle değil; yazı, yorum, şekil, görüntü, el işareti veya mimik ile de işlenebilir. WhatsApp grubunda paylaşılan bir görsel, dışkı resmi altına yazılan bir yorum ya da aşağılayıcı bir görüntü de bu kapsamda değerlendirilir.

İleti Yoluyla Hakaret (DM, Grup Mesajı)

WhatsApp gruplarındaki hakaretler bakımından en kritik düzenleme TCK m.125/2 hükmüdür. Bu hükme göre, hakaretin mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde de birinci fıkradaki ceza uygulanır. İleti kapsamına şu araçlar girer:

  • WhatsApp ve Telegram mesajları ile grupları
  • SMS ve telefon konuşmaları
  • E-posta ve mektup
  • Sosyal medya hesaplarından gönderilen özel mesajlar (DM)

Özel mesaj (DM) yoluyla edilen hakaretin suç oluşturmayacağı yönündeki yaygın algı yanlıştır. TCK m.125/2, hakaretin iletiyle işlenmesini ayrıca düzenlediğinden, doğrudan mağdura yönelik gönderilen mesaj huzurda hakaret gibi cezalandırılır.

İleti yoluyla hakaretin "huzurda" sayılması için failin mağduru hedeflemesi ve fiilin öğrenileceğini istemesi şarttır. İleti başkasına gönderilmiş ve mağdur tarafından tesadüfen öğrenilmişse huzurda hakaret oluşmaz; bu durumda eylem gıyapta hakaret kapsamında değerlendirilir. Nitekim Yargıtay, sanığın müştekinin teyzesinin telefonuna gönderdiği hakaret içerikli mesajın teyzesinden öğrenildiği olayda, iletme kastı bulunmadığı gerekçesiyle mahkumiyet yerine beraat verilmesi gerektiğine hükmetmiştir (Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2019/12396 K.).

Hangi Sözler Hakaret Sayılır, Hangileri Sayılmaz

Hangi ifadelerin hakaret oluşturduğu kanunda tek tek sayılmamıştır; eylemin hakaret niteliği, mağdurun öznel değerlendirmesiyle değil, eylemin objektif yapısı ile toplumda hakim olan örf ve adetlere göre belirlenir.

Hakaret sayılan ifadeler (Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre):

  • "Şerefsiz", "haysiyetsiz", "geri zekalı", "aptal", "salak", "müsvedde"
  • Hayvan isimleriyle hitap ("it", "köpek", "hayvan")
  • Fiziksel veya psikolojik özelliğe vurgu yapan sözler ("kör herif", "allahın topal adamı")
  • Sabıkalı olsa dahi kişiye yöneltilen "sen hırsızsın" türü isnatlar

Hakaret sayılmayan ifadeler:

  • Kaba ve nezaketsiz sözler ("terbiyesiz", "saygısız", "yalancı", "lan")
  • Beddualar ("Allah belanı versin", "cehenneme kadar yolun var")
  • Ağır eleştiri niteliğindeki sözler

Mağdurun ismi açıkça belirtilmese dahi suç oluşabilir. TCK m.126 uyarınca, isnat üstü kapalı geçiştirilmiş olsa bile, mağdurun şahsına yönelik olduğunda duraksanmayacak bir durum (matufiyet) varsa hem isim belirtilmiş hem de hakaret açıklanmış sayılır. WhatsApp grubunda kişinin adı geçmese bile, paylaşımdaki bağlam, tarih ve görsellerden kimin kastedildiği anlaşılıyorsa matufiyet unsuru gerçekleşir.

Hakaretin haksız bir fiile tepki olarak işlenmesi halinde TCK m.129 özel bir düzenleme getirir. Buna göre:

  • Hakaret bir haksız fiile tepki olarak işlenmişse faile ceza verilmeyebilir veya cezası 1/3'üne kadar indirilebilir (m.129/1).
  • Hakaret kasten yaralamaya tepki olarak işlenmişse faile ceza verilmez (m.129/2).
  • Karşılıklı hakaret halinde taraflardan birine veya her ikisine ceza verilmeyebilir ya da 1/3'üne kadar indirilebilir (m.129/3); karşılıklılığın aynı zaman diliminde gerçekleşmesi şart değildir.

WhatsApp grubunda karşılıklı atışma şeklinde gelişen tartışmalarda bu hükümler sıkça uygulama alanı bulur. Grup içindeki bir provokasyona ani öfkeyle verilen tepki, TCK m.129 kapsamında lehe değerlendirilebilir.

Gıyapta Hakaret ve İhtilat Unsuru: WhatsApp Grubunda Üç Kişi Şartı

WhatsApp grubunda yapılan bir hakaretin cezalandırılıp cezalandırılamayacağı sorusunun yanıtı, çoğu zaman gıyapta hakaret ve ihtilat unsuru kavramlarında gizlidir. Mağdurun kendisinin bulunmadığı, yani gıyabında işlenen hakaret, ancak belirli koşulların gerçekleşmesi halinde suç teşkil eder. WhatsApp gruplarının yapısı gereği mesajlar birden çok kişiye aynı anda ulaştığından, bu platformlardaki hakaret iddialarında ihtilat unsurunun titizlikle değerlendirilmesi zorunludur.

En Az Üç Kişiyle İhtilat Koşulu

TCK m.125/1 son cümle uyarınca, mağdurun gıyabında işlenen hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir. Bu sayıma failin kendisi dahil değildir; dolayısıyla failin dışında en az üç kişinin hakareti öğrenmiş olması aranır.

WhatsApp grubu özelinde bu kural şu anlama gelir: hakaret içeren mesajın gönderildiği grupta, fail dışında en az üç üyenin bu mesaja ulaşmış ve içeriğini öğrenmiş olması gerekir. Sadece iki kişinin bulunduğu bir grupta veya fail ile mağdur dışında yalnızca bir-iki kişinin yer aldığı bir ortamda gönderilen hakaret mesajı, ihtilat unsuru gerçekleşmediğinden gıyapta hakaret suçunu oluşturmaz.

İhtilat unsurunun gerçekleşmesi için kişilerin aynı yerde bulunması da şart değildir. Önemli olan üç kişinin hakareti öğrenmesidir; bu öğrenme, WhatsApp grubu, mektup, telefon, SMS veya e-posta gibi farklı araçlarla da gerçekleşebilir. Ancak burada kritik nokta, "öğrenilebilir" olmanın yeterli olmadığı, üç kişinin hakareti fiilen öğrenmiş olmasının gerektiğidir.

Bu hususu netleştiren Yargıtay 18. Ceza Dairesi K.2017/15615 kararına göre, en az üç kişinin hakareti gerçekten öğrenmesi şart olup salt öğrenilme olasılığının bulunması yeterli değildir. Karara konu yorumda, üç kişiden birinin (örneğin kulaklıkla müzik dinlemesi nedeniyle) sözleri duymaması halinde suçun oluşmayacağı vurgulanmıştır. WhatsApp grubuna uyarlandığında bu ilke şu anlama gelir: grupta çok sayıda üye bulunsa dahi, hakaret mesajının üç üye tarafından gerçekten görülüp okunduğunun ortaya konulması gerekir. Grup üye sayısının teorik olarak yüksek olması, ihtilatın fiilen gerçekleştiğini kendiliğinden ispatlamaz.

İhtilatın İspatı ve Tanık Dinlenmesi

Gıyapta hakaret iddialarında ihtilat unsurunun nasıl ispatlanacağı, uygulamada en sık karşılaşılan tartışma konularından biridir. İhtilatın gerçekleşip gerçekleşmediği, mesajı öğrendiği iddia edilen kişilerin tanık olarak dinlenmesiyle ortaya konulur.

Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2019/8104 E., 2020/4096 K. kararı, bu noktada belirleyicidir. Karara göre gıyapta hakarette ihtilat unsurunun ispatı için ilgili tanığın mahkemece bizzat dinlenmesi zorunludur; kolluğun usulüne uygun tanık dinleme yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla yalnızca kolluk aşamasında alınan ifadeyle yetinilerek hüküm kurulması, eksik kovuşturma niteliğinde bozma nedenidir.

WhatsApp grubunda yapılan hakaretlerde bu ilke şu pratik sonucu doğurur:

  • Grup üyelerinden hakaret mesajını gördüğünü beyan edenlerin mahkeme huzurunda tanık olarak dinlenmesi gerekir.
  • Tanıkların yalnızca mesajın gönderildiğini değil, içeriğini bizzat görüp algıladıklarını ortaya koymaları aranır.
  • Üç kişilik ihtilat sayısına ulaşılıp ulaşılmadığı, bu tanık beyanları üzerinden değerlendirilir.

Bu nedenle WhatsApp grubunda hakarete maruz kalan mağdurun, mesajı gören grup üyelerinin kimliklerini ve beyanlarını şikayet sürecinde ortaya koyması, ihtilat unsurunun ispatı bakımından büyük önem taşır.

İleti Yoluyla Hakarette İletme Kastı

Gıyapta hakaret ile ileti yoluyla hakaret arasındaki ayrım, iletme kastı kavramı üzerinden belirginleşir. Hakaret içeren bir mesaj, mağdura değil de üçüncü bir kişiye gönderilmişse, suçun niteliği failin kastına göre değişir.

Yargıtay 18. Ceza Dairesi K.2019/12396 kararında, mağdurun gıyabında üçüncü kişiye gönderilen mesajın tesadüfen öğrenilmesinde iletme kastı bulunmadığından beraat kararı verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Karara konu olayda sanık, müştekinin teyzesinin telefonuna hakaret içerikli mesaj göndermiş, müşteki bunu teyzesinden öğrenmiş; ancak failin iletme kastıyla hareket etmediği değerlendirilerek mahkumiyet yerine beraat verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Buna karşılık, fail mesajını mağdura iletilmesini isteyerek üçüncü kişiye gönderdiğinde durum değişir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2020/11488 E., 2021/10085 K. kararına göre, iletme kastıyla mağdurun yakınına gönderilen ve mağdura iletilmesi istenen mesajda TCK m.125/2 kapsamında suç oluşur; bu halde üç kişiyle ihtilat şartı aranmaz. Karara konu olayda mağdurun kardeşine gönderilen ve mağdura ulaştırılması istenen mesajda iletme kastı bulunduğundan, ileti yoluyla hakaret suçu sabit görülmüştür.

WhatsApp grubu bağlamında bu ayrım şu şekilde önem kazanır:

  • Hakaret mesajı doğrudan mağduru hedef alarak ve mağdurun öğrenmesi istenerek gönderilmişse, ileti yoluyla hakaret (TCK m.125/2) gündeme gelir ve ihtilat şartı aranmaz.
  • Mesaj mağdura yönelik olmakla birlikte grupta diğer üyelere yöneltilmiş ve mağdur tarafından tesadüfen öğrenilmişse, iletme kastı bulunmadığından huzurda hakaret oluşmaz ve eylem gıyapta hakaret kapsamında en az üç kişiyle ihtilat şartına tabi olur.

Bu nedenle WhatsApp grubunda yapılan hakaretin hukuki nitelendirmesi yapılırken, failin mesajı kime yönelttiği, mağdurun öğrenmesini isteyip istemediği ve mesajın kaç üye tarafından fiilen görüldüğü ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Aleniyet Unsuru ve Grup Büyüklüğüne Göre Ceza Artırımı

WhatsApp grubunda işlenen hakaret suçunda en çok tartışma yaratan unsurlardan biri aleniyettir. Çünkü aleniyetin varlığı, doğrudan verilecek cezanın miktarını etkilemektedir. TCK m.125/4 uyarınca hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda bir oranında artırılır. Bu artırım otomatik bir uygulama olmayıp, somut olayda aleniyet unsurunun gerçekten oluşup oluşmadığının her olay özelinde ayrı ayrı tartışılmasını zorunlu kılar. WhatsApp gruplarında ise bu değerlendirme, grubun üye sayısına ve içeriğin kimler tarafından görülebildiğine göre yapılır.

TCK m.125/4 Uyarınca Aleniyet ve Altıda Bir Artırım

Aleniyetin hukuken oluşabilmesi için söz veya davranışın belirlenemeyen sayıda kişi tarafından görülme, duyulma ve algılanma olasılığının bulunması gerekir. Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre, hakaretin gerçekleştiği yerde başkalarının bulunması tek başına aleniyet için yeterli değildir; içeriğin herhangi bir sınırlama olmaksızın herkese açık bir ortamda işlenmiş olması aranır.

Sosyal medya bağlamında bu ölçüt şu şekilde somutlaşmaktadır:

  • Herkese açık profilden yapılan paylaşımlarda aleniyet kural olarak oluşur.
  • Yalnızca arkadaşların görebileceği kapalı/kilitli hesaplarda aleniyet oluşmayabilir.
  • Paylaşımın sınırlı sayıda kişiye (örneğin yalnızca belirli arkadaşlara) açık olduğu hallerde aleniyetten söz edilemez.

Yargıtay, aleniyet unsuru tartışılmadan TCK m.125/4'ün uygulanmasını istikrarlı biçimde bozma nedeni saymaktadır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2021/20142 E., 2024/550 K. kararında, paylaşımın herkes tarafından görülebilir olup olmadığı araştırılmadan dördüncü fıkranın uygulanması hukuka aykırı bulunmuştur. Aynı yöndeki Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2019/4842 ve 2019/11905 sayılı kararlarda da Twitter ve Facebook paylaşımlarında aleniyet unsurunun gerçekleşip gerçekleşmediği, yani paylaşımların herkes tarafından görülüp görülemeyeceği tartışılmadan TCK m.125/4 uygulanmasının bozmayı gerektirdiği vurgulanmıştır.

Bu içtihatlar WhatsApp grupları bakımından doğrudan uygulanabilir niteliktedir. Bir WhatsApp grubunda yapılan hakaretin aleni sayılabilmesi için, mahkemenin grubun üye sayısını, grubun kimlere açık olduğunu ve mesaja kimlerin erişebildiğini somut delillerle ortaya koyması gerekir. Aleniyet artırımı, mesajın "üç kişiye ulaşmış olması" gibi gıyapta hakaret kriterleriyle karıştırılmamalıdır; bunlar birbirinden bağımsız iki ayrı değerlendirmedir.

Kapalı Grup ve Özel Mesajda Aleniyetin Tartışılması

WhatsApp grupları, üye sayısı ve katılım niteliği bakımından son derece farklı yapılara sahip olabilir. Bu nedenle her grup mesajının otomatik olarak "aleni" kabul edilmesi hatalıdır.

Kapalı, özel ve sınırlı sayıda üyeden oluşan gruplar, izole iletişim ortamları olarak değerlendirilir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2022/13022 E., 2025/9430 K. kararı, internet ortamında alenen hakaret suçunda aleniyet kavramını ve hakaret ile ağır eleştiri/ifade özgürlüğü arasındaki sınırı ele almış; pratik sonuç olarak kapalı grup, özel mesaj veya kişiye direkt mesaj gibi izole ortamlarda söylenen sözler için TCK m.125/4 artırımının otomatik uygulanamayacağı ortaya konmuştur. Buna göre aleniyet unsuru her olay özelinde değerlendirilmeli; mesajın erişim olanağı, grubun açık ya da kapalı olması teknik olarak incelenmelidir.

Bu çerçevede WhatsApp gruplarında aleniyet değerlendirmesinde dikkate alınması gereken temel kriterler şunlardır:

  • Az sayıda kişiyle sınırlı, üyeliği davete bağlı özel gruplar: Aleniyet kural olarak oluşmaz; bu durumda yalnızca temel hakaret hükmü (TCK m.125/1 veya m.125/2) gündeme gelir.
  • Geniş katılımlı, çok sayıda üyenin yer aldığı gruplar: İçeriğin belirlenemeyen sayıda kişi tarafından algılanabilir olması nedeniyle aleniyet kabul edilerek ceza artırımına gidilebilir.
  • Kişiye doğrudan gönderilen özel mesaj (DM): İzole bir iletişim olduğundan aleniyet oluşmaz; bu eylem TCK m.125/2 kapsamında ileti yoluyla hakaret olarak değerlendirilir.

Önemle belirtmek gerekir ki, aleniyetin oluşmaması suçun oluşmadığı anlamına gelmez. Kapalı bir grupta veya özel mesajda yapılan hakaret de TCK m.125 kapsamında cezalandırılır; yalnızca TCK m.125/4'teki altıda bir oranındaki artırım uygulanmaz. Dolayısıyla failin, mesajı kapalı bir grupta gönderdiğini ileri sürmesi sorumluluğunu ortadan kaldırmaz; sadece cezanın ağırlaştırılmasına engel olabilir.

Uygulamada mahkemelerin sıklıkla yaptığı hata, grup üzerinden işlenen her hakareti otomatik olarak aleni saymaktır. Yargıtay'ın yukarıda anılan kararları, bu yaklaşımın hukuka aykırı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Aleniyet unsuru, grubun teknik özellikleri ve erişilebilirliği somut delillerle araştırılmadan kabul edilemez.

Ekran Görüntülerinin Delil Değeri, Failin Tespiti ve Dijital İnceleme

WhatsApp grubunda yapılan bir hakaretin yargı önünde sabit sayılması, çoğu zaman sunulan ekran görüntüsünün delil değeriyle doğrudan ilişkilidir. Uygulamada mağdurlar suça konu mesajı telefonlarından fotoğraflayarak veya ekran görüntüsü alarak savcılığa sunmaktadır. Ancak ceza yargılamasının temel ilkesi olan "şüpheden sanık yararlanır" kuralı gereğince mahkumiyet, kesin ve hukuka uygun delillere dayanmak zorundadır. Bu nedenle ekran görüntüsünün ne zaman tek başına yeterli olduğu, ne zaman teknik incelemeyle desteklenmesi gerektiği büyük önem taşımaktadır.

Ekran Görüntüsünün Tek Başına Delil Olup Olmadığı

Ekran görüntüsü, dijital içeriğin doğrulanabilirliğine bağlı olarak delil değeri taşır. İçeriğin sanık tarafından ikrar edilmediği, hesabın aidiyetinin tartışmalı olduğu durumlarda yalnızca ekran görüntüsüne dayanılarak mahkumiyet kurulması hukuka aykırıdır.

Nitekim Yargıtay, mesajların yalnızca ekran görüntüsü olarak dosyaya sunulduğu, çıktıların fotokopiden ibaret olduğu, mağdurun telefonunda asıllarının bulunmadığı ve mesaj tespit tutanağının da olmadığı bir tehdit davasında, sanığın suçu işlediğinin sabit olmadığına ilişkin yerel mahkeme kararını hukuka uygun bulmuştur (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2020/27697 E., 2023/264 K.). Bu karar, salt ekran görüntüsünün asılları ve tespit tutanağı olmaksızın tek başına mahkumiyete yeterli olmadığını ortaya koymaktadır.

Benzer şekilde, Facebook üzerinden hakaret iddiasında yalnızca siyah-beyaz ekran çıktısına dayanılmasının yeterli olmadığı; mesajların gerçekten paylaşılıp paylaşılmadığının ve hesabın kime ait olduğunun yer sağlayıcısı şirketten IP numaraları sorularak araştırılması gerektiği vurgulanmıştır (Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2019/936). Bu içtihat, sosyal medya kaynaklı hakaretlerde ekran görüntüsünün teknik doğrulamayla desteklenmesi gerektiğini açıkça göstermektedir.

Buna karşılık, sanığın hesabın veya mesajların aidiyetini açıkça ikrar etmesi halinde ekran görüntüsü diğer delillerle birlikte mahkumiyete dayanak oluşturabilir. WhatsApp mesajına ilişkin ekran görüntüsü ve sanığın açık ikrarıyla kurulan mahkumiyet onanmıştır (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2021/39599 E., 2024/12931 K.). Dolayısıyla ekran görüntüsünün delil gücü, inkâr ve ikrar durumuna göre belirgin biçimde değişmektedir.

CMK m.134 Kapsamında Dijital Delil İncelemesi

Dijital delillerin hukuka uygun şekilde elde edilmesi ve denetime elverişli kılınması, CMK m.134 çerçevesinde yürütülür. Bu hükme göre bilgisayar, telefon ve dijital içeriklerde arama, kopyalama ve el koyma işlemleri hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle yapılabilir.

WhatsApp ve benzeri uygulamalardaki mesajların yalnızca özet halinde tutanağa geçirilmesi yeterli görülmemektedir. Yargıtay, WhatsApp mesajlarının Cumhuriyet savcısı huzurunda sadece özet halinde ifade tutanağına geçirilmesinin yeterli olmadığını; CMK m.134 kapsamında görüşme tarih ve saatleri belirtilerek ayrıntılı diyaloglar ve ekran görüntüleriyle denetime olanak verecek şekilde tutanağa bağlanması gerektiğini hükme bağlamıştır (Yargıtay 10. Ceza Dairesi K.2021/5922). Bu karar, CMK m.217/1 uyarınca hâkimin kararını ancak duruşmada tartışılmış delillere dayandırabileceği ilkesiyle bütünleşmektedir.

WhatsApp grubunda yapılan hakaretlerde de bu standart geçerlidir; mesajların hangi tarih ve saatte, hangi diyalog akışı içinde gönderildiğinin tutanağa ayrıntılı biçimde yansıtılması, savunma hakkının ve denetimin gereğidir.

Failin ve Hesabın Aidiyetinin Tespiti

WhatsApp mesajlarının veya grup içi paylaşımların kim tarafından gönderildiğinin teknik olarak tespiti, mahkumiyetin sağlıklı kurulabilmesi için belirleyicidir. Özellikle sanığın mesajları kendisinin göndermediğini, hattının veya hesabının başkasınca kullanıldığını savunduğu hallerde teknik inceleme zorunlu hale gelmektedir.

Yargıtay, sanık müdafiinin mağdurenin sanığın telefonunu ele geçirerek WhatsApp Web uygulamasındaki QR kodu okutmak suretiyle sanığın hattından mesaj gönderebileceği iddiası karşısında; mesajların kim tarafından, hangi konumdan, WhatsApp Web yoluyla gönderilip gönderilmediği, hangi cihazdan erişildiği, konum ve IP adreslerinin tespit edilmesi gerekirken eksik gerekçeyle mahkumiyet kurulmasını CMK m.230'a aykırı bulmuştur (Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2024/4261 E., 2025/929 K.). Bu karar, dijital ortamda mesaj gönderimi konusunda teknik şüphenin giderilmeden mahkumiyet kurulamayacağını göstermektedir.

Failin tespiti bakımından şu hususlar önem taşır:

  • IP adresinin internet servis sağlayıcısından sorulması ve erişim kayıtlarının eşleştirilmesi
  • Hesabın bağlı olduğu elektronik posta adresi ve telefon numarasının ilgili şirketten talep edilmesi
  • Gerektiğinde CMK m.134 kapsamında adli bilişim incelemesi yapılması
  • Mesajın gönderildiği cihaz, konum ve erişim bilgilerinin belirlenmesi

WhatsApp gibi telefon numarasına bağlı uygulamalarda failin kimliği, numara üzerinden operatör şirketinden tespit edilebilir; ancak hesabın izinsiz erişimle başkasınca kullanıldığı iddiası gündeme geldiğinde bu savunmanın aksinin teknik incelemeyle ispatlanması gerekir.

E-Tespit ve Noter Yoluyla Delil Kaydı

Dijital delillerin sonradan silinmesi veya değiştirilmesi riski karşısında, mağdurun delilleri zamanında ve resmi yöntemlerle kayıt altına alması delil güvenliğini sağlar. Bu kapsamda başvurulabilecek başlıca yöntemler şunlardır:

  • Türkiye Noterler Birliği'nin e-tespit hizmeti: URL bazlı tarama yapılarak internet üzerindeki içerik noter onaylı şekilde tespit edilebilir. Bu yolla içerik silinse dahi resmi belge niteliğindeki tespit korunur.
  • Noter aracılığıyla tespit: Suça konu içeriğin tarih ve saat bilgisiyle birlikte noterlik vasıtasıyla tespit ettirilmesi.
  • Ekran görüntüsü alınırken URL (tam bağlantı adresi), tarih ve saatin net görünmesinin sağlanması.

Mağdurun, içerik kaldırma talebinde bulunmadan önce delilleri kayıt altına alması, paylaşım silinmeden e-tespit yaptırması ve dosyaların bütünlüğünü koruyacak şekilde yedeklemesi tavsiye edilir. WhatsApp grubunda yapılan hakaretlerde mesajın grubun diğer üyeleri tarafından da görüldüğü dikkate alındığında, mümkünse gruptaki diğer kişilerin tanıklığıyla ekran görüntülerinin desteklenmesi delil setini güçlendirir.

Sonuç olarak ekran görüntüsü, ceza yargılamasında geçerli bir delildir; ancak özellikle inkâr durumunda tek başına yeterli görülmemekte, hesabın aidiyeti, IP tespiti ve mesajların CMK m.134 kapsamında teknik doğrulamasıyla bütünleşen bir delil zinciri aranmaktadır.

Şikayet Süreci, Hak Düşürücü Süreler ve Yargılama

WhatsApp grubunda işlenen hakaret suçunun hukuki sonuca bağlanması, doğru zamanda, doğru makama ve doğru delillerle yapılacak bir başvuruya bağlıdır. Hakaret suçunun temel hali şikayete tabi olduğundan, mağdurun belirlenen süre içinde harekete geçmemesi halinde dava açma hakkı tümüyle ortadan kalkar. Bu bölümde şikayet süreleri, yetkili makam ve görevli mahkeme, alternatif çözüm yolları ile mağdurun başvurabileceği koruyucu mekanizmalar ele alınmaktadır.

Şikayet Süresi ve Zamanaşımı

Hakaret suçunun temel şekli (TCK m.125/1 ve TCK m.125/2) şikayete bağlıdır. Mağdur, faili ve fiili öğrendiği tarihten itibaren 6 ay içinde şikayet hakkını kullanmak zorundadır; bu süre hak düşürücü niteliktedir ve kaçırılması halinde şikayet hakkı sona erer. Ancak süre işletilirken bir üst sınır daha bulunmaktadır: Fiil sonradan öğrenilse dahi şikayet süresi, fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren 2 yılı geçemez (TCK m.73/2). WhatsApp grubunda yapılan hakaretlerde 6 aylık sürenin başlangıcı, mağdurun içeriğe ilk kez vakıf olduğu an olarak kabul edilir; bu nedenle öğrenme tarihinin ekran görüntüleri ve beyanlarla temellendirilmesi büyük önem taşır.

Suçun nitelikli halleri bakımından durum farklıdır. Hakaretin kamu görevlisine görevinden dolayı işlenmesi halinde suç şikayete tabi olmaktan çıkar (TCK m.125/3-a); bu halde cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz, savcılık resen soruşturma yürütür ve soruşturmanın en geç 8 yıllık dava zamanaşımı süresi içinde açılması gerekir. Dolayısıyla bir kamu görevlisinin görevinden dolayı WhatsApp grubunda hedef alındığı durumlarda 6 aylık şikayet süresi işlemez.

Yetkili Makam ve Görevli Mahkeme

Şikayet, mağdurun ikametinin bulunduğu yerdeki Cumhuriyet Başsavcılığı'na veya kolluk aracılığıyla verilecek bir dilekçeyle yapılır. İnternet ortamında işlenen hakaret suçlarında soruşturma, mağdurun ikametgâhının bulunduğu yer savcılığı tarafından yürütülebildiğinden, şikayet dilekçesinin doğru savcılığa sunulması süreci hızlandırır.

Yargılama bakımından görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. İleti yoluyla işlenen hakarette yetki ise eylemden haberdar olunan yerdeki mahkemeye aittir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi K.2020/2695). Şikayet dilekçesine, suça konu içeriği gösteren ekran görüntüleri, URL bilgileri, mesajın tarih ve saati ile mümkünse noter onaylı tespit tutanağının eklenmesi gerekir.

Önödeme, Uzlaştırma ve HAGB

Hakaret suçunda alternatif çözüm yollarının uygulanabilirliği fıkralara göre değişir. Hakaret suçunda uzlaştırma hükümleri uygulanamaz (CMK m.253/3). Buna karşın, hakaretin mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi hali (TCK m.125/2) önödeme kapsamındadır. WhatsApp veya mesajlaşma uygulamaları üzerinden işlenen hakaret de bu kapsamda değerlendirilir.

  • Önödeme, TCK m.125'in ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) ve (c) bentleri ile dördüncü fıkrası hakkında uygulanır.
  • Kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret (TCK m.125/3-a) ve kurul halinde çalışan kamu görevlilerine hakaret (TCK m.125/5) önödeme kapsamı dışındadır.
  • Failin tebliğden itibaren on gün içinde önödeme tutarını ödemesi halinde kamu davası açılmaz; dava açıldıktan sonra ödeme yapılırsa dava düşer.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) bakımından önemli bir kolaylık vardır: İnternetten hakaret suçunda HAGB için zararın giderilmesi şartı aranmaz, çünkü hakaret suçunda doğrudan maddi zarar oluşmaz ve manevi zarar bu kapsamda dikkate alınmaz. Hakaret suçunda doğrudan adli para cezasına hükmedilebilir ve hapis cezasının ertelenmesi de mümkündür.

Manevi Tazminat ve Erişim Engelleme

WhatsApp grubunda yapılan hakaret yalnızca ceza yargılamasına değil, aynı zamanda hukuk yargılamasına da konu olabilir. Eylem kişilik haklarına saldırı niteliği taşıdığında, mağdur TMK m.24-25 kapsamında asliye hukuk mahkemesinde manevi tazminat davası açabilir. Ceza ve hukuk davaları birbirini engellemez; ikisi paralel olarak yürütülebilir. Hâkim tazminat miktarını belirlerken mağdurun sosyal konumu, eylemin yaygınlığı, içeriğin etkisi ve süresi ile failin kusur derecesini birlikte değerlendirir.

Hukuka aykırı içerik internette yayılmaya devam ediyorsa, mağdur 5651 sayılı Kanun kapsamında koruyucu önlemlere başvurabilir:

  • Sulh ceza hâkimliği tarafından verilecek erişim engelleme kararı ile içeriğe ulaşım hızlı şekilde engellenebilir.
  • BTK Bilgi İhbar Merkezi üzerinden içeriğin kaldırılması talep edilebilir.

Failin tespiti aşamasında ise Cumhuriyet savcılığı kanalıyla platformdan IP, telefon ve e-posta bilgileri talep edilir; yurt içi servis sağlayıcılardan IP eşleştirmesi yapılır. WhatsApp gibi telefon numarasının bilindiği uygulamalarda fail tespiti daha kolaydır.


WhatsApp grubunda işlenen hakaret suçu, klasik hakaret suçunun dijital ortamdaki bir görünümü olarak TCK m.125 hükümlerine tabidir. Suçun cezalandırılabilmesi için gıyapta hakarette en az üç kişiyle ihtilat şartının (TCK m.125/1) gerçekleşmesi, aleniyet artırımının grup büyüklüğüne göre somut olayda değerlendirilmesi (TCK m.125/4) ve ekran görüntülerinin teknik incelemeyle desteklenerek delil değerinin güçlendirilmesi gerekir. Mağdurların 6 aylık hak düşürücü süreyi gözeterek, delillerini noter veya e-tespit yoluyla kayıt altına almaları ve gecikmeksizin yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurmaları, hak kaybını önlemenin en etkili yoludur. Hem ceza hem hukuk yargılaması yollarının birlikte işletilebilmesi, mağdurun hem failin cezalandırılmasını hem de uğradığı manevi zararın giderilmesini sağlamasına imkân tanır.

Yazar Görseli
Müellif

Av. Ali Haydar GÜLEÇ

Güleç Hukuk Bürosu'nda 9 yıldır yöneticilik ve avukatlık yapmaktadır.