
İş Kazasında Arabuluculuk Zorunlu mu?
İş kazası geçiren çalışanların hak arama süreçlerinde en çok merak edilen konulardan biri, dava açmadan önce arabulucuya gitme zorunluluğunun olup olmadığıdır. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'na göre iş kazası tazminat davaları zorunlu arabuluculuk istisnası olsa da, işçilik alacakları bu kapsamdan muaf değildir. Bu makalede iş kazası davalarında arabuluculuk şartının sınırları, ihtiyari arabuluculuk sürecindeki riskler, zamanaşımı süreleri ve Yargıtay'ın emsal kararları detaylıca ele alınmaktadır.
İş Kazası Davalarında Zorunlu Arabuluculuk Kapsamı ve İstisnalar
İş Kazasında Arabuluculuk Zorunlu mu?
İş Kazası ve Meslek Hastalığı Tazminat Davalarında Arabuluculuk Dava Şartı Aranmaz
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3/3. maddesi uyarınca, iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davalarında arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak aranmaz. Bu davalar zorunlu arabuluculuk kapsamı dışında tutulmuştur ve doğrudan iş mahkemesinde açılabilir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 2021/11042 Esas ve 2021/15246 Karar numaralı kararında bu kural açıkça vurgulanmıştır:
"7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında, kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu hüküm altına alınmışken, aynı maddenin üçüncü fıkrasında iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları hakkında birinci fıkra hükmünün uygulanmayacağı açıkça düzenlenmiştir."
Yargıtay aynı kararda, iş kazası kaynaklı uyuşmazlıkların ticari dava niteliğinde bulunmadığını, 5510 sayılı Kanun'un 101. maddesi gereği iş mahkemelerinin görevli olduğunu ve arabuluculuğa başvuru şartı aranmaksızın sonuçlandırılması gerektiğini tespit etmiştir.
İşçilik Alacakları ile İş Kazası Tazminatının Ayrımı
İş kazası dosyaları hem iş hukuku hem de tazminat hukuku alanına temas ettiğinden, her talep kalemi için arabuluculuk şartı farklılık gösterir. Talep edilen hakkın hukuki niteliğinin doğru belirlenmesi kritik önem taşır:
- Arabuluculuk zorunlu olan alacaklar: Ücret alacağı, fazla mesai, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, hafta tatili ve genel tatil ücreti gibi iş sözleşmesinden doğan işçilik alacakları
- Arabuluculuk zorunlu olmayan alacaklar: İş kazasından kaynaklanan maddi tazminat (sürekli/geçici iş göremezlik, kazanç kaybı, tedavi giderleri), manevi tazminat, destekten yoksun kalma tazminatı
- İdari nitelikteki davalar: SGK'ya karşı açılan iş kazasının tespiti veya maluliyet oranına ilişkin davalar
İş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları genellikle haksız fiil sorumluluğuna dayanır. Bu tür davalarda doğrudan iş sözleşmesinden kaynaklanan bir alacak değil; kazadan doğan zarar söz konusudur. Manevi tazminat davaları da çoğunlukla arabuluculuk dava şartına tabi değildir; ancak dosyada işçilik alacaklarıyla birlikte ileri sürülüyorsa talep kalemleri ayrıştırılarak değerlendirilmelidir.
Zorunlu Arabuluculuğa Başvurulmadan Açılan İşçilik Alacağı Davalarının Sonucu
Arabuluculuğa başvurulmadan açılan işçilik alacağı davalarında mahkeme dava şartı yokluğu nedeniyle davayı usulden reddeder. Mahkeme bu durumu re'sen inceler. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin 26/03/2019 tarih, 2019/983 E. ve 2019/835 K. sayılı kararında, arabuluculuk görüşmesinde hafta tatili alacağı için faaliyet yürütülmediği anlaldığından, bu alacak yönünden dava şartının karşılanmadığı gerekçesiyle 7036 sayılı Kanun'un 3/2. son hükmü uyarınca davanın usulden reddine karar verilmesi yerinde bulunmuştur.
İhtiyari Arabuluculuk ve Zamanaşımı Riski
Taraflar istemeleri halinde iş kazası uyuşmazlıklarını ihtiyari arabuluculuk yoluyla çözmeyi tercih edebilirler. İhtiyari arabuluculuk sürecinde gönüllülük ve gizlilik ilkeleri geçerlidir. Dava açıldıktan sonra ihtiyari arabuluculuğa başvurulması halinde mahkeme yargılamayı en fazla üç ay süreyle erteler; zorunlu hallerde taraflar birlikte talepte bulunarak bu süreyi üç ay daha uzatabilir (HUAK m.15/5).
HUAK m.16/2 hükmüne göre arabuluculuk sürecinin başlamasından sona ermesine kadar geçirilen süre, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz. İş Mahkemeleri Kanunu'nda ise (İMK m.3/17) arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımının durduğu ve hak düşürücü sürelerin işlemediği belirtilmiştir.
Uygulamada en sık rastlanan ve telafisi zor hatalardan biri, arabulucuya gitme zorunluluğu olduğu düşüncesiyle zamanaşımı süresinin kaçırılmasıdır. İş kazası tazminat davalarında zamanaşımı süresi kural olarak 10 yıl olup, bu sürenin arabuluculuk zorunluluğu nedeniyle bekleme gerekçesiyle kaçırılması hak kaybına yol açmaktadır.
İhtiyari Arabuluculuk Anlaşmasının Hukuki Niteliği ve İşçi Korunması
İhtiyari arabuluculuk sonunda düzenlenen anlaşma belgesi, borçlar hukuku anlamında bir sözleşme ve nitelik itibarıyla sulh sözleşmesi niteliği taşır. İşçinin haklarından feragatini sınırlayan TBK m.420 hükmü uyarınca, işçilik alacaklarının sulh veya ibra sözleşmesine konu olması halinde sözleşmenin Anayasa, iş mevzuatının emredici yapısı ve TBK bakımından denetime tabi olacağı belirtilmiştir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 2023/2864 E. ve 2024/8516 K. sayılı kararında, iş kazası nedeniyle düzenlenen ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının niteliği değerlendirilmiştir. Kararda, 6325 sayılı Kanun'un 18/5. maddesinde yer alan "üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamayacağı" kuralının kesin hüküm niteliği taşımadığı ve hak arama özgürlüğünü mutlak şekilde engellemeyeceği vurgulanmıştır:
"Arabuluculuk faaliyeti sonunda düzenlenen anlaşma belgesi, borçlar hukuku anlamında bir sözleşme ve nitelik itibarıyla sulh sözleşmesidir. İşçinin haklarından feragatini sınırlayan TBK m. 420 hükmü uyarınca, işçilik alacaklarının sulh veya ibra sözleşmesine konu olması halinde sözleşmenin Anayasa, iş mevzuatının emredici yapısı ve TBK bakımından denetime tabi olacağı belirtilmiştir."
Somut olayda davacı işçi, iş kazasından dört gün sonra henüz hastaneden yeni çıkmışken ve sürekli işgöremezlik oranı belli olmadan arabuluculuk anlaşma tutanağını imzalamıştır. Yargılama aşamasında işçinin %34 oranında sürekli işgöremezlik bulunduğu, karşılanmayan maddi zarar oranının ise %49 olduğu tespit edilmiştir. Yargıtay, arabuluculuk anlaşma tutanağının aşırı yararlanma, yanılma, korkutma ve aldatma gibi irade fesadı hallerinde geçersizliğinin ileri sürülebileceğini ifade etmiştir.
Bu karar, iş kazası sonrası maluliyet oranı kesinleşmeden arabuluculuk aşamasında anlaşmaya varılmasının eksik tazminat gibi ciddi hak kayıplarına yol açabileceğini göstermektedir. Arabulucunun sürece dahil olması sözleşmenin niteliğini değiştirmediği gibi, arabuluculuk faaliyeti de yargılama süreci ile eş değer kabul edilmemektedir; dolayısıyla işçinin haklarından vazgeçme yasağını düzenleyen kurallar arabuluculuk yoluyla yapılan anlaşmalar için de aynen uygulanır.
İhtiyari Arabuluculuk Süreci ve Anlaşma Tutanağının Hukuki Niteliği
İş Kazasında Arabuluculuk Zorunlu mu?
İş Kazası ve Meslek Hastalığı Tazminat Davalarında Arabuluculuk Dava Şartı Değildir
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3/3. maddesi, iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davalarını zorunlu arabuluculuk kapsamı dışında tutmuştur. Bu düzenleme, iş uyuşmazlıklarında genel dava şartı olarak öngörülen arabuluculuğa başvurmanın istisnasını oluşturmaktadır.
İş kazası geçiren bir çalışan, maddi ve manevi tazminat talebiyle doğrudan iş mahkemesinde dava açabilir; önceden arabulucuya başvurması gerekmez. Arabuluculuğa başvurulmaması nedeniyle davanın usulden reddi söz konusu değildir. Yargıtay uygulamalarında da bu kural kesin biçimde kabul edilmektedir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 2021/11042 Esas ve 2021/15246 Karar numaralı kararında, iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davalarında arabuluculuğa başvurunun dava şartı olarak aranmayacağı vurgulanmıştır. Kararda, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesinin birinci fıkrasında kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu hüküm altına alındığı; ancak aynı maddenin üçüncü fıkrasında iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları hakkında birinci fıkra hükmünün uygulanmayacağı açıkça düzenlendiği belirtilmiştir.
Yargıtay bu kararında, ilk derece mahkemesinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi gereğince arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar vermesini usul ve yasaya aykırı bulmuş; Adalet Bakanlığı'nın kanun yararına temyiz talebini kabul ederek kararı bozmuştur. İş kazası tazminat davalarının ticari dava niteliğinde bulunmadığı, 5510 sayılı Kanun'un 101. maddesi gereği iş mahkemelerinin görevli olduğu ve 7036 sayılı Kanun'un 3. maddesi uyarınca arabuluculuğa başvuru şartı aranmaksızın sonuçlandırılması gerektiği tespit edilmiştir.
İşçilik Alacakları ile İş Kazası Tazminatının Ayrıştırılması Gerekliliği
İş kazası dosyaları hem iş hukuku hem de tazminat hukuku alanına temas ettiğinden, her talep kalemi için arabuluculuk şartı farklılık gösterir. Talep edilen hakkın hangi hukuki niteliğe sahip olduğunun doğru belirlenmesi büyük önem taşır.
Arabuluculuk dava şartı ARANAN talepler:
- Kıdem tazminatı
- İhbar tazminatı
- Ücret alacağı
- Fazla mesai ücreti
- Yıllık izin ücreti
- Hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti
- Mobbing tazminatı
- Kötüniyet tazminatı
- Eşit davranma tazminatı
- Sendikal tazminat
- Toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan ücret farkları, ikramiyeler, sosyal yardımlar ve prim farkları
Arabuluculuk dava şartı ARANMAYAN talepler:
- İş kazasından kaynaklanan maddi tazminat (sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik, kazanç kaybı)
- İş kazasından kaynaklanan manevi tazminat
- Destekten yoksun kalma tazminatı
- Meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat
- Rücu davaları
- İş kazasının tespiti davaları
- SGK'ya karşı maluliyet oranına itiraz davaları
- SGK işlemlerine karşı açılan sosyal güvenlik uyuşmazlıkları
İş kazası sonucu açılan maddi ve manevi tazminat davaları genellikle haksız fiil sorumluluğuna dayanır. Bu tür davalarda doğrudan iş sözleşmesinden kaynaklanan bir alacak değil; kazadan doğan zarar söz konusudur. Ancak dosyada işçilik alacaklarıyla birlikte manevi tazminat ileri sürülüyorsa, talep kalemleri ayrıştırılarak değerlendirilmelidir.
Zorunlu Arabuluculuğa Başvurulmadan Açılan Davanın Sonucu
Zorunlu arabuluculuk kapsamındaki işçilik alacaklarında arabulucuya başvurulmadan dava açılması halinde mahkeme dava şartı yokluğu nedeniyle davayı herhangi bir işlem yapmaksızın usulden reddeder. Mahkeme bu durumu re'sen inceler.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin 21.06.2018 tarih, 2018/1095 Esas ve 2018/1271 Karar sayılı kararında, davacı vekilinin dava dilekçesinde arabulucuya başvurduğunu beyan etmesi üzerine 7036 sayılı Yasa'nın 3/2. maddesi gereği bir haftalık kesin süre verilmesi gerekirken süre verilmeksizin davanın usulden reddinin yerinde görülmediği belirtilmiştir.
Dava dilekçesinde arabuluculuğa başvurulduğu beyan edilmişse, mahkeme davacıya son tutanağı sunması için bir haftalık kesin süre vermek zorundadır. Bu sürede son tutanak sunulmazsa dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın usulden reddedilir.
İhtiyari Arabuluculuk ve Zamanaşımı Riski
Taraflar iş kazası tazminat uyuşmazlıklarını ihtiyari olarak arabuluculuk yoluyla çözmeyi tercih edebilirler. İhtiyari arabuluculuk sürecinde gönüllülük ve gizlilik ilkeleri geçerlidir; taraflar süreci başlatmak, devam ettirmek veya vazgeçmek konusunda tamamen serbesttir.
İhtiyari arabuluculukta kritik noktalar:
- Dava açılmadan önce bir tarafın arabuluculuk teklifinde bulunması halinde, karşı tarafın 30 gün içinde yanıt vermemesi teklifin reddedilmiş sayılmasına yol açar
- Dava açıldıktan sonra arabuluculuğa gidilmek istenirse tarafların birlikte talepte bulunması veya mahkemenin uygun görmesi gerekir
- Mahkeme bu durumda yargılamayı en fazla üç ay süreyle erteler; zorunlu hallerde bu süre bir üç ay daha uzatılabilir (HUAK m.15/5)
- Toplamda altı aya kadar yargılamanın bekletilmesi mümkündür
Uygulamada en sık rastlanan ve telafisi zor hatalardan biri, arabulucuya gitme zorunluluğu olduğu düşüncesiyle zamanaşımı süresinin kaçırılmasıdır. İş kazası tazminat davalarında zamanaşımı süresi kural olarak 10 yıldır. Bedensel zararda zaman içinde gelişen ve değişen durumlar varsa, iş göremezlik oranının kesinleştiği tarih on yıllık sürenin başlangıcı sayılır. Bedensel zararın artması durumunda, iş göremezlik oranındaki her artış yeni bir dava nedeni ve yeni bir on yıllık zamanaşımı süresinin başlangıcı oluşturur.
İhtiyari Arabuluculuk Anlaşma Tutanaklarının Hukuki Niteliği
İhtiyari arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanması halinde düzenlenen belge, borçlar hukuku anlamında bir sözleşme ve nitelik itibarıyla sulh sözleşmesidir. 6325 sayılı Kanun'un 18/5. maddesinde yer alan "üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamayacağı" kuralı kesin hüküm niteliği taşımaz ve hak arama özgürlüğünü mutlak şekilde engellemez.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 2023/2864 Esas ve 2024/8516 Karar sayılı kararında, iş kazası nedeniyle düzenlenen ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının niteliği ile aşırı yararlanma ve irade fesadı nedeniyle geçersizliğinin tespitine ilişkin uyuşmazlık ele alınmıştır. Kararda, arabuluculuk anlaşma tutanağının TBK m. 420'deki şekil şartlarına tabi olduğu; aşırı yararlanma, yanılma, korkutma ve aldatma gibi irade fesadı hallerinde geçersizliğinin ileri sürülebileceği vurgulanmıştır.
Somut olayda davacı işçi, iş kazasından dört gün sonra henüz hastaneden yeni çıkmışken ve sürekli işgöremezlik oranı belli olmadan arabuluculuk anlaşma tutanağını imzalamıştır. Yargılama aşamasında davacının %34 oranında sürekli işgöremezlik bulunduğu, karşılanmayan maddi zarar oranının ise %49 olduğu tespit edilmiştir. Yargıtay, işçinin haklarından feragatini sınırlayan TBK m. 420 hükmü uyarınca, arabuluculuk anlaşma tutanaklarının da bu şartlara tabi olduğunu; arabulucunun sürece dahil olmasının sözleşmenin niteliğini değiştirmediğini ve işçinin haklarından vazgeçme yasağını düzenleyen kuralların arabuluculuk yoluyla yapılan anlaşmalar için de aynen uygulanacağını belirtmiştir.
Stratejik Değerlendirme
İş kazası tazminat davalarında arabuluculuk dava şartı olmamasına rağmen, ihtiyari arabuluculuğa başvurulmadan önce şu hususların netleştirilmesi zorunludur:
- Maluliyet oranının kesinleşmesi: Sürekli iş göremezlik oranı Adli Tıp Kurumu veya yetkili sağlık kurullarınca belirlenmeden anlaşmaya varılması, eksik tazminat gibi ciddi hak kayıplarına yol açabilmektedir
- Kusur oranının tespiti: İşverenin iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği bilirkişi incelemesiyle değerlendirilmelidir
- Gerçek ücret düzeyinin belirlenmesi: Bordroda düşük ücret gösterilmesi halinde, tanık beyanı ve emsal ücret araştırması ile gerçek kazanç tespit edilmelidir
- Delillerin toplanması: Olay yeri fotoğrafları, tanık isimleri, kamera kayıtları ve tutanakların olayın ardından erken aşamada temin edilmesi gerekmektedir
Bu teknik unsurlar netleştirilmeden arabuluculuk aşamasında anlaşmaya varılması, ileride iptal davası açılsa bile süreç uzaması ve delillerin zamanla kaybolması nedeniyle hak kaybına neden olabilmektedir.
İş Kazası Tazminat Davalarında Görevli Mahkeme ve Yetki Kuralları
İş Kazasında Arabuluculuk Zorunlu mu?
İş Kazası Tazminat Davalarında Arabuluculuk Dava Şartı Değildir
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3/3. maddesi uyarınca, iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davalarında arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak aranmaz. Bu davalar doğrudan iş mahkemesinde açılabilir; arabuluculuk süreci tamamlanmadan dava açılması nedeniyle usulden reddi söz konusu değildir.
İş hukukunda birçok alacak ve tazminat uyuşmazlığında dava açmadan önce arabulucuya başvurmak zorunlu olsa da, iş kazası ve meslek hastalığından doğan tazminat ve rücu davaları bu zorunluluğun açık istisnasıdır. Bu davaların zorunlu arabuluculuk dışında bırakılmasının temel nedeni, uyuşmazlıkların çözümünde kusur oranı, maluliyet ve zarar gibi teknik konuların bilirkişi incelemesini gerektirmesidir.
İşçilik Alacakları ile İş Kazası Tazminatının Ayrımı
İş kazası dosyaları hem iş hukuku hem de tazminat hukuku alanına temas ettiğinden, her talep kalemi için arabuluculuk şartı farklılık gösterir. Hak kaybı yaşamamak için öncelikle talep edilen hakkın hangi hukuki niteliğe sahip olduğunun doğru belirlenmesi zorunludur.
- Arabuluculuk zorunlu olan kalemler: İş kazası sonrası talep edilen ücret alacağı, fazla mesai alacağı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, hafta tatili ve genel tatil ücreti gibi iş sözleşmesinden doğan işçilik alacakları zorunlu arabuluculuk kapsamındadır. Bu kalemler için dava açılmadan önce arabuluculuk sürecinin tamamlanması şarttır.
- Arabuluculuk zorunlu olmayan kalemler: İş kazasından kaynaklanan maddi tazminat (sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik, kazanç kaybı, tedavi giderleri), manevi tazminat ve destekten yoksun kalma tazminatı talepleri için arabuluculuğa başvurulması gerekmez; doğrudan mahkemede dava açılabilir.
- İdari nitelikli davalar: SGK'ya karşı açılan iş kazasının tespiti veya maluliyet oranına ilişkin davalar idari nitelik taşıdığından bu davalarda da arabuluculuk şartı aranmaz.
Yargıtay İçtihadı
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, iş kazası ve meslek hastalığından kaynaklanan davalarda arabuluculuğun dava şartı olmadığını kesin biçimde kabul etmiştir:
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında, kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu hüküm altına alınmışken, aynı maddenin üçüncü fıkrasında iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları hakkında birinci fıkra hükmünün uygulanmayacağı açıkça düzenlenmiştir.
Bu karar, ilk derece mahkemesinin iş kazası rücu davasını TTK m.5/A gereği ticari dava şartı arabuluculuk eksikliği nedeniyle usulden reddetmesini kanun yararına bozmuştur. Yargıtay, davanın 5510 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan bir uyuşmazlık olduğunu, ticari dava niteliğinde bulunmadığını ve 7036 sayılı Kanun'un 3. maddesi uyarınca arabuluculuğa başvuru şartı aranmaksızın sonuçlandırılması gerektiğini tespit etmiştir.
İhtiyari Arabuluculuk İmkanı
Taraflar, istemeleri halinde iş kazası uyuşmazlıklarını ihtiyari arabuluculuk yoluyla çözmeyi tercih edebilirler. İhtiyari arabuluculuk sürecinde de gönüllülük ve gizlilik ilkeleri geçerlidir. Dava açılmadan önce bir tarafın arabuluculuk teklifinde bulunması halinde, karşı tarafın 30 gün içinde yanıt vermemesi teklifin reddedilmiş sayılmasına yol açar. Dava açıldıktan sonra arabuluculuğa gidilmek istenirse tarafların birlikte talepte bulunması veya mahkemenin uygun görmesi gerekmektedir; bu durumda mahkeme yargılamayı en fazla üç ay süreyle erteler, zorunlu hallerde bu süre bir üç ay daha uzatılabilir.
İhtiyari Arabuluculuk Anlaşmasının Hukuki Niteliği
İhtiyari arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanması halinde düzenlenen belge, borçlar hukuku anlamında bir sözleşme ve nitelik itibarıyla sulh sözleşmesi niteliği taşır. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 2023/2864 E. ve 2024/8516 K. sayılı kararında, arabuluculuk anlaşma tutanağının da TBK m. 420'deki şekil şartlarına tabi olduğu, aşırı yararlanma, yanılma, korkutma ve aldatma gibi irade fesadı hallerinde geçersizliğinin ileri sürülebileceği vurgulanmıştır.
Arabulucunun sürece dahil olması, sözleşmenin niteliğini değiştirmediği gibi arabuluculuk faaliyeti de yargılama süreci ile eş değer kabul edilmemektedir; dolayısıyla işçinin haklarından vazgeçme yasağını düzenleyen kurallar arabuluculuk yoluyla yapılan anlaşmalar için de aynen uygulanır.
Somut olayda davacı işçi, iş kazasından dört gün sonra hastaneden yeni çıkmışken ve sürekli işgöremezlik oranı belli olmadan arabuluculuk anlaşma tutanağını imzalamış; kendisine 100.000 TL maddi tazminat ödenmesi kararlaştırılmış ancak sonradan tespit edilen maluliyet oranına göre karşılanmayan maddi zarar oranının %49 olduğu belirlenmiştir. Yargıtay, maluliyet oranı kesinleşmeden arabuluculuk aşamasında anlaşmaya varılmasının eksik tazminat gibi ciddi hak kayıplarına yol açabileceğini özellikle vurgulamıştır.
Zamanaşımı ve Stratejik Önemi
İş kazası tazminat davalarında zamanaşımı süresi kural olarak 10 yıl olup, ölümle sonuçlanan destekten yoksun kalma tazminatı gibi durumlarda süre hesabı büyük önem taşımaktadır. Uygulamada en sık rastlanan ve telafisi zor hatalardan biri, arabulucuya gitme zorunluluğu olduğu düşüncesiyle zamanaşımı süresinin kaçırılmasıdır. İş kazası tazminat davaları arabuluculuk dava şartına tabi olmadığından, bu düşünceyle süre beklenmesi hak kaybına yol açmaktadır.
Buna karşılık, iş kazası sonrası işçilik alacakları için arabuluculuk süreci zamanaşımını kesen ve hak düşürücü süreleri durduran bir etkiye sahiptir (İMK m.3/17). Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süreler işlemez. Bu nedenle, iş kazası dosyalarında hem tazminat kalemleri hem de işçilik alacakları birlikte talep ediliyorsa, işçilik alacakları bakımından arabuluculuk sürecinin stratejik önemi bulunmaktadır.
Tazminat Hesaplamaları ve Sorumluluk Unsurları
İş Kazasında Arabuluculuk Zorunlu mu?
İş hukukunda zorunlu arabuluculuk, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesi ile düzenlenen bir dava şartıdır. Ancak iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlara ilişkin rücu davaları, söz konusu zorunluluk kapsamı dışında tutulmuştur. 7036 sayılı Kanun m.3/3 hükmü uyarınca, iş kazası ve meslek hastalığından doğan tazminat davalarında arabuluculuğa başvurulması dava şartı olarak aranmaz; davacı doğrudan iş mahkemesinde dava açabilir.
İş Kazası Tazminat Davalarında Arabuluculuk Dava Şartı Değildir
İş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları kural olarak haksız fiil sorumluluğuna dayanır. Bu davalarda talep konusu, iş sözleşmesinden doğan bir alacak değil; kazanın yarattığı zararın tazminidir. Bu nedenle 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3/3 uyarınca arabuluculuk dava şartı değildir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 2021/11042 Esas ve 2021/15246 Karar numaralı kararında bu konu kesin biçimde açıklığa kavuşturulmuştur:
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında, kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu hüküm altına alınmışken, aynı maddenin üçüncü fıkrasında iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları hakkında birinci fıkra hükmünün uygulanmayacağı açıkça düzenlenmiştir.
Yargıtay aynı kararda, iş kazası kaynaklı uyuşmazlıkların 5510 sayılı Kanun m.101 gereği iş mahkemelerinin görev alanına girdiğini ve ticari dava niteliği taşımadığını vurgulayarak, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.5/A kapsamındaki ticari davalara özgü arabuluculuk şartının da uygulanmayacağını tespit etmiştir.
İşçilik Alacaklarında Arabuluculuk Zorunludur
İş kazası geçiren bir çalışanın talep edebileceği haklar tek tip değildir. Kazanın hukuki niteliğine göre arabuluculuk şartı farklılık gösterir:
- İş kazası tazminatı (maddi ve manevi): Arabuluculuk dava şartı değildir; doğrudan dava açılabilir.
- Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı: Arabuluculuk dava şartıdır (7036 m.3/1).
- Fazla mesai, yıllık izin, hafta tatili ücreti: Arabuluculuk dava şartıdır.
- Ücret alacağı: Arabuluculuk dava şartıdır.
- İşe iade talebi: Fesih bildiriminin tebliğinden itibaren 1 ay içinde arabulucuya başvurulması zorunludur; bu süre hak düşürücüdür.
İş kazası dosyalarında hem İş Hukuku hem de tazminat hukuku alanına temas edildiğinden, her talep kalemi ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Talep edilen hakkın hukuki niteliğinin yanlış belirlenmesi, arabuluculuğa gereksiz yere başvurulmasına veya zamanaşımı süresinin kaçırılmasına yol açabilir.
İhtiyari Arabuluculuk ve Zamanaşımı Riski
İş kazası tazminat davalarında arabuluculuk zorunlu olmasa da taraflar ihtiyari olarak arabuluculuk sürecini başlatabilir. Ancak uygulamada en sık rastlanan ve telafisi zor hatalardan biri, arabulucuya gitme zorunluluğu olduğu düşüncesiyle zamanaşımı süresinin kaçırılmasıdır.
İş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle işverene karşı açılacak maddi ve manevi tazminat davalarının zamanaşımı süresi 10 yıldır. Bedensel zararda zaman içinde gelişen ve değişen durumlar varsa, iş göremezlik oranının kesinleştiği tarih on yıllık sürenin başlangıcı sayılır. Bedensel zararın artması durumunda, iş göremezlik oranındaki her artış yeni bir dava nedeni ve yeni bir on yıllık zamanaşımı süresinin başlangıcı oluşturur.
İhtiyari Arabuluculuk Anlaşmasının Hukuki Niteliği
Taraflar ihtiyari arabuluculuğa başvurduğunda, süreç sonunda anlaşma sağlanması halinde düzenlenen belge sulh sözleşmesi niteliği taşır. Ancak bu belge, işçinin haklarından feragatini sınırlayan TBK m.420 hükümlerine tabidir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 2023/2864 Esas ve 2024/8516 Karar numaralı kararında, iş kazası nedeniyle düzenlenen ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının iptali ele alınmıştır:
Arabuluculuk faaliyeti sonunda düzenlenen anlaşma belgesi, borçlar hukuku anlamında bir sözleşme ve nitelik itibarıyla sulh sözleşmesidir. İşçinin haklarından feragatini sınırlayan TBK m. 420 hükmü uyarınca, işçilik alacaklarının sulh veya ibra sözleşmesine konu olması halinde sözleşmenin Anayasa, iş mevzuatının emredici yapısı ve TBK bakımından denetime tabi olacağı belirtilmiştir.
Somut olayda davacı işçi, iş kazasından dört gün sonra hastaneden yeni çıkmışken ve sürekli iş göremezlik oranı belli olmadan arabuluculuk anlaşma tutanağını imzalamıştır. Kendisine 100.000 TL maddi tazminat ödenmesi kararlaştırılmış, ancak yargılama aşamasında %34 sürekli iş göremezlik ve %49 karşılanmayan maddi zarar oranı tespit edilmiştir. Yargıtay, arabuluculuk anlaşma tutanağının aşırı yararlanma, yanılma, korkutma ve aldatma gibi irade fesadı hallerinde geçersizliğinin ileri sürülebileceğini vurgulamıştır.
SGK'ya Karşı Açılan Davalarda Arabuluculuk
SGK'ya karşı açılan iş kazasının tespiti veya maluliyet oranına ilişkin davalar idari nitelik taşıdığından, bu davalarda da arabuluculuk şartı aranmaz ve doğrudan yargı yoluna başvurulabilir. Rücu davaları ise SGK'nın iş kazası nedeniyle yaptığı ödemeleri kusurlu işverene rücu etmesi durumunda kurum ile işveren arasında doğan süreci ilgilendirir ve yine zorunlu arabuluculuk kapsamı dışındadır.