İş Kazasında Ceza Sorumluluğu Kimdedir?

İş Kazasında Ceza Sorumluluğu Kimdedir?

İş kazası meydana geldiğinde cezai sorumluluğun kime ait olduğu, kusur esası, şahsilik ilkesi ve asıl işveren-alt işveren ilişkisi çerçevesinde mevzuat ve Yargıtay içtihatları doğrultusunda incelenmektedir.

İş Kazalarında Cezai Sorumluluğun Temel Esasları ve Kusur İlkesi

İş Kazasında Ceza Sorumluluğu Kimdedir?

İş kazalarından doğan cezai sorumluluk, ceza hukukunun temel evrensel ilkeleri ve Türk Ceza Kanunu düzenlemeleri çerçevesinde belirlenmektedir. Bir iş kazası neticesinde meydana gelen ölüm veya yaralanma hallerinde ceza sorumluluğunun kime yükleneceği hususundaki en temel kural ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesidir (TCK m.20/1). Bu ilke uyarınca, hiç kimse başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz ve tüzel kişilere doğrudan ceza yaptırımı uygulanamaz. Dolayısıyla iş kazası neticesinde bir ceza soruşturması veya kovuşturması yürütüldüğünde, sorumluluk doğrudan işyerindeki gerçek kişilere yöneltilmektedir.

Ceza Sorumluluğunun Şahsiliği ve Kusur Esası

İş kazalarında cezai sorumluluğun tesisi tamamen kusur esasına dayanır. Bir kaza sonucunun belirli bir kişiye yüklenebilmesi ve o kişi hakkında ceza tayin edilebilmesi için, failden mevzuata ve hukuka uygun davranmasının bekleniyor olması gerekmektedir.

İş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmaması genellikle ihmali davranışlarla ortaya çıkar. İhmali suçlarda veya ihmali davranışla işlenen suçlarda, şahsın yapmakla hukuken yükümlü olduğu icrai davranışı gerçekleştirmemiş olması ve bu icrai davranışın o kişiden somut koşullarda beklenebilmesi aranır. İşyerinde hukuken yükümlülük altında olan yetkili veya ilgilinin, kendisine tereddütsüz şekilde yüklenebilecek bir iş sağlığı ve güvenliği tedbirini almaması veya denetim görevini yerine getirmemesi durumunda cezai sorumluluğu doğmaktadır.

İş Sağlığı ve Güvenliği Mevzuatı Bakımından Sorumluların Tespiti

İş kazası, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (İSGK m.3/g) uyarınca; işyerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet veren veya vücut bütünlüğünü bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olay olarak tanımlanmıştır. Kazanın meydana gelmesi halinde hukuki ve cezai süreçler eş zamanlı ancak farklı prensiplerle işletilmektedir.

İş kazalarında cezai yönden şahsi sorumluluğun tespiti yapılırken şu hususlar dikkate alınmaktadır:

  • Gerçek Kişi Olma Şartı: Ceza sorumluluğu şahsi olduğundan (TCK m.20/1), ceza davasının muhatabı işveren tüzel kişi değil; işveren vekili, iş güvenliği uzmanı, şantiye şefi, teknik nezaretçi veya idari yetkileri haiz gerçek kişilerdir.
  • Görev ve Yetki Dağılımı: İşyerinde kimin hangi önlemi alma, denetleme ve talimat verme yükümlülüğü olduğu incelenir. Kendisinden norma uygun davranması hukuken beklenen kişinin bu yükümlülüğü yerine getirip getirmediği değerlendirilir.
  • Asıl İşveren - Alt İşveren Ayrımı: 4857 sayılı İş Kanunu (İş K. m.2/6) uyarınca alt işverenin işçilerine karşı verilen zararlardan asıl işveren ile alt işveren birlikte sorumlu tutulmaktadır. Ancak bu birlikte sorumluluk (müteselsil sorumluluk) kuralı hukuki (tazminat) sorumluluk bakımından geçerlidir. Ceza sorumluluğu bakımından ise her bir işveren veya yetkilinin somut olaydaki bireysel kusuru, yetki alanı ve ihmali ayrı ayrı belirlenmek zorundadır.

Yargıtay İçtihatları Işığında Sorumluluk Statülerinin Değerlendirilmesi

İş kazalarında asıl işveren ve alt işveren ilişkileri ile denetim yetkilerinin sınırları, kişilerin hukuki ve cezai konumlarının belirlenmesinde kritik rol oynamaktadır. Konuya ilişkin Yargıtay'ın yaklaşımını gösteren ilam şu şekildedir:

YARGITAY 21. Hukuk Dairesi
Esas No: 2017/4908
Karar No: 2017/8118
Karar Tarihi: 23.10.2017

"MAHKEMESİ: Bölge Adliye Mahkemesi… Uyuşmazlık, 13/05/2014 tarihinde davalı … Kömür İşletmeleri A.Ş. tarafından işletilen yer altı maden ocağında meydana gelen ve 301 madencinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan iş kazası sonrasında, müteveffanın hak sahipleri tarafından açılan maddi ve manevi tazminat davasına ilişkindir… Anahtar teslimi olarak kabul edilemeyecek bir sözleşme ile kendisine olağan denetim sınırlarını aşacak şekilde yetkiler tanınmış olan davalı Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu Genel Müdürlüğü’nün 4857 sayılı Yasa’nın 2. maddesi gereğince asıl işveren, diğer davalı … Kömür İşletmeleri A.Ş.’nin ise alt işveren olarak kabul edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Manevi tazminat hususunda, mülga BK m.47 ve yürürlükteki 6098 sayılı TBK m.56 uyarınca, hakimin bedensel bütünlüğün zedelenmesi halinde zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar vereceği belirtilmiştir."

Karardan da anlaşılacağı üzere, taraflar arasındaki sözleşmenin niteliği, yetki devrinin kapsamı ve denetim sınırları işyerindeki statüleri belirlemektedir. Tazminat hukuku boyutunda 4857 sayılı İş Kanunu (İş K. m.2/6) uyarınca asıl işveren ve alt işveren ortak sorumluluk taşırken, ceza hukuku boyutunda bu statüler bünyesindeki gerçek kişilerin yetki ve denetim alanları dikkate alınmaktadır. Ceza yargılamasında, söz konusu yetki ve denetim sınırları içerisinde kalan gerçek kişilerin ihmal veya icraları neticesinde kusurlu olup olmadıkları tespit edilerek şahsi ceza sorumlulukları tayin edilmektedir.

Asıl İşveren ve Alt İşveren İlişkisinde Sorumluluğun Kapsamı

İş Kazasında Ceza Sorumluluğu Kimdedir?

İş kazaları, Türk hukuk sisteminde yalnızca tazminat sorumluluğu doğuran mali vakıalar olmayıp; idari, hukuki, rücu ve cezai boyutları bulunan çok yönlü olaylardır. Bir iş kazasının meydana gelmesi halinde, meydana gelen neticenin (yaralanma veya ölüm) ceza hukuku anlamında kime yükleneceği hususu, ceza sorumluluğunun temel prensipleri çerçevesinde somut olayın özelliklerine göre belirlenmektedir.

Ceza Sorumluluğunun Şahsiliği ve Kusur Esası

İş kazalarından doğan cezai sorumluluğun temel dayanağını kusur ilkesi oluşturur. Ceza hukukunun en temel kurallarından biri uyarınca, kimse başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz (TCK m.20/1). Bu doğrultuda, tüzel kişilerin doğrudan cezai ehliyeti bulunmadığından, iş kazası neticesinde ortaya çıkan yaralanma veya ölüm olaylarında ceza sorumluluğu her zaman olaya sebebiyet veren veya önlem alma yükümlülüğünü yerine getirmeyen gerçek kişilere yüklenir.

Bir iş kazası sonucunun şahsa yüklenebilmesi için şu hukuki unsurlar aranır:

  • Failden hukuka ve norma uygun davranmasının beklenebilir olması,
  • Kişinin icrai veya ihmali bir davranışla iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini ihlal etmiş bulunması,
  • Meydana gelen netice ile alınmayan tedbir veya yapılan hatalı davranış arasında nedensellik bağının kurulabilmesi.

İş kazalarında cezai sorumluluk sıklıkla ihmali suçlar şeklinde karşımıza çıkar. İhmali suçlarda failin, mevzuat veya sözleşme gereği yapmaya hukuken yükümlü olduğu icrai davranışı yapmaması ve bu davranışın kişiden beklenebilir olması aranmaktadır.

6331 Sayılı Kanun Kapsamında İş Kazası ve İSG Tedbir Yükümlülüğü

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından beklenmeyen ve önceden planlanmamış bir olay olarak tanımlanan iş kazası, mevzuatımızda açıkça düzenlenmiştir. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (İSGK m.3/g) uyarınca iş kazası; işyerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet veren yahut vücut bütünlüğünü bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olayı ifade eder.

İş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin alınması, işveren ve işveren vekilleri açısından birincil derecede somut bir yükümlülüktür. İşyerinde risklerin tespit edilmemesi, gerekli eğitimlerin verilmemesi veya denetim mekanizmalarının işletilmemesi durumunda, bu görevleri yürütmekle yükümlü kılınan kişilerin ihmali fiilleri cezai sorumluluğu doğurmaktadır.

Asıl İşveren - Alt İşveren İlişkisinde Sorumluluğun Sınırları

İş organizasyonlarında asıl işveren - alt işveren ilişkisinin kurulduğu durumlarda cezai ve hukuki sorumluluk kanuni düzenlemelere göre şekillenmektedir. 4857 sayılı İş Kanunu (İş K. m.2/6) hükmü uyarınca alt işverenin işçilerine karşı asıl işveren, alt işveren ile birlikte müteselsilen sorumlu tutulmuştur. Ancak bu ortak sorumluluk kuralı ağırlıklı olarak hukuki (tazminat) sorumluluk bakımından mutlak bir nitelik taşır.

Cezai sorumlulukta ise fiili denetim, yetki devri ve yetki sınırları belirleyicidir. Eğer asıl işveren, alt işverene işi "anahtar teslimi" olarak vermemişse ve olağan denetim sınırlarını aşacak şekilde yetkileri elinde tutuyorsa, İSG tedbirlerinin alınmaması nedeniyle doğan kazalarda asıl işveren konumundaki yetkililerin de cezai ve hukuki sorumluluğu doğmaktadır.

Yargıtay Kararları Işığında Sorumluluk Analizi

Asıl işveren ve alt işveren arasındaki yetki ve denetim sınırlarının, meydana gelen kazalardaki sorumluluğa etkisi Yargıtay içtihatlarında detaylıca ele alınmaktadır:

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, T. 23.10.2017, E. 2017/4908, K. 2017/8118 "13/05/2014 tarihinde meydana gelen maden kazasında… Anahtar teslimi olarak kabul edilemeyecek bir sözleşme ile kendisine olağan denetim sınırlarını aşacak şekilde yetkiler tanınmış olan davalı Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu Genel Müdürlüğü’nün 4857 sayılı Yasa’nın 2. maddesi gereğince asıl işveren, diğer davalı … Kömür İşletmeleri A.Ş.'nin ise alt işveren olarak kabul edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Manevi tazminat hususunda, mülga BK m.47 ve yürürlükteki 6098 sayılı TBK m.56 uyarınca, hakimin bedensel bütünlüğün zedelenmesi halindeki takdir yetkisi…"

Yargıtay kararında da vurgulandığı üzere, taraflar arasındaki sözleşmenin niteliği "anahtar teslimi" bir iş yapısını yansıtmıyorsa ve asıl işveren yetkilerini denetim sınırlarının ötesinde kullanmaya devam ediyorsa, meydana gelen iş kazasından doğan zararlardan (TBK m.56 / mülga BK m.47) asıl işveren doğrudan sorumlu tutulmaktadır. Cezai boyutta ise, bu yetkiyi fiilen elinde bulunduran ve denetim yükümlülüğünü yerine getirmeyen yönetici ve teknik personelin şahsi kusuru tespit edilerek cezai işlem uygulanmaktadır.

Yargıtay İçtihatları Çerçevesinde Tazminat ve Sorumluluk Tespiti

İş Kazasında Ceza Sorumluluğu Kimdedir?

İş kazalarından doğan cezai sorumluluğun tespiti, ceza hukukunun en temel prensiplerinden biri olan ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi (TCK m.20/1) çerçevesinde şekillenmektedir. Türk Ceza Kanunu sistematiğinde tüzel kişilerin doğrudan cezai sorumluluğu bulunmadığından, bir iş kazası neticesinde meydana gelen ölüm veya yaralanma neticelerinden dolayı şirketler veya kurumlar adına ceza yaptırımı uygulanamaz. Hapis veya adli para cezası biçimindeki yaptırımlar, ancak kazanın meydana gelmesinde kusuru, ihmali veya hukuki yükümlülüğünü ihlal eden gerçek kişilere yüklenmektedir.

İş kazası neticesinde bir gerçek kişinin cezai olarak sorumlu tutulabilmesi için kusur esası aranmaktadır. Bir kazanın hukuki neticesinin faile yüklenebilmesi, kişinin yapmakla yükümlü olduğu icrai bir davranışı yerine getirmemesi (ihmali davranış) ya da yapmaması gereken bir eylemi gerçekleştirmesi (icrai davranış) hallerinde mümkündür. İhmali suçlarda ceza sorumluluğunun doğması için, kişiden hukuken norma uygun davranmasının ve iş sağlığı önlemlerini almasının beklenebilmesi gerekmektedir.

İş Sağlığı ve Güvenliği Mevzuatı ve Yetki Devri Bakımından Sorumlular

İş kazası, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (İSGK m.3/g) uyarınca işyerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet veren veya vücut bütünlüğünü ruhen ya da bedenen engelli hâle getiren olaydır. İşyerinde meydana gelen iş kazalarında cezai sorumluluğun kime ait olduğu saptanırken şirket organizasyon yap

Yazar Görseli
Müellif

Av. Ali Haydar GÜLEÇ

Güleç Hukuk Bürosu'nda 9 yıldır yöneticilik ve avukatlık yapmaktadır.