Yapay Zeka Kullanılarak Hazırlanan Vasiyetnamenin Geçerliliği Sorunu

Yapay Zeka Kullanılarak Hazırlanan Vasiyetnamenin Geçerliliği Sorunu

Yapay zeka teknolojilerinin hukuk alanındaki kullanımı giderek yaygınlaşırken, ölüme bağlı tasarrufların en hassas türü olan vasiyetnamenin yapay zeka desteğiyle hazırlanması ciddi hukuki tartışmaları beraberinde getirmektedir. Türk Medeni Kanunu'nun öngördüğü katı şekil şartları, mirasbırakanın son iradesinin tereddütsüz tespit edilmesini amaçlarken, yapay zekanın bu iradeyi tam olarak yansıtıp yansıtamayacağı sorusu güncelliğini korumaktadır. Bu yazıda, konuya ilişkin yasal çerçeve, uzman görüşleri ve Yargıtay içtihatları bir arada ele alınmaktadır.

Vasiyetname Kavramı ve Türk Medeni Kanunu'ndaki Şekil Şartları

Vasiyetname, miras bırakanın ölümünden sonra hüküm doğurmak üzere tek taraflı olarak yaptığı, terekesinin paylaşımına ve son isteklerine ilişkin ölüme bağlı bir tasarruftur. Karşı tarafın kabulüne ihtiyaç göstermeyen bu irade beyanı, mirasbırakan tarafından hayatta olduğu sürece her zaman değiştirilebilir veya geri alınabilir; buna aykırı kayıtlar geçersizdir. Vasiyetname yapabilmenin ön şartı kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olarak düzenlenmiştir ve vekil aracılığıyla kullanılamaz; on beş yaşını doldurmuş olmak ve ayırt etme gücüne (temyiz kudretine) sahip bulunmak zorunludur (TMK m.502). Bu yaş ve ehliyet şartı, hem resmi hem el yazılı hem de sözlü vasiyetname türleri için aynı şekilde geçerlidir ve düzenleme anında mevcut olmayan ehliyet sonradan giderilemez.

Türk Medeni Kanunu, ölüme bağlı tasarrufların şekline ilişkin sınırlı sayı ilkesini benimsemiştir; kanunda öngörülen üç şekilden birine uyulmadan yapılan vasiyetname geçerli sayılmaz. Bu üç şekil resmi vasiyetname, el yazılı vasiyetname ve sözlü vasiyetnamedir. Şekil şartlarının katılığı tesadüfi değildir; mirasbırakanın acele etmeden, düşünerek karar almasını sağlamak, iradesinin şüpheye yer bırakmayacak biçimde açıklanmasını temin etmek ve gerçek ölüme bağlı tasarrufu bir taslaktan ayırmak amacına hizmet eder. Bu şartlardan herhangi birinin ihlali, vasiyetnamenin iptali davasına konu olabilir; kurucu unsurun tamamen yokluğu ise iptal edilebilirlikten öte doğrudan yokluk sonucunu doğurur.

Resmi Vasiyetname Düzenleme Usulü

Resmi vasiyetname, sulh hâkimi, noter veya kanunla kendisine yetki verilmiş diğer bir memur tarafından, iki tanığın katılımıyla düzenlenir (TMK m.532-537). Uygulamada bu tür vasiyetnameler büyük ölçüde noterlerce yapılmakta ve en güçlü ispat değerine sahip vasiyetname türü olarak kabul edilmektedir. Düzenlemeye katılacak memur ve tanıkların da kanuni niteliklere sahip olması gerekir; fiil ehliyeti bulunmayanlar, kamu hizmetinden yasaklılar, okuma-yazma bilmeyenler ile mirasbırakanın eşi ve yakın hısımları memur veya tanık sıfatıyla işleme katılamaz.

Kanun, mirasbırakanın okuma ve imzalama yeteneğine göre iki farklı usul öngörmüştür:

  • Okunarak-imzalanarak yapılan resmi vasiyetname (TMK m.533): Mirasbırakan isteklerini memura beyan eder, memur bunu yazıya geçirir veya yazdırır, metin mirasbırakana okunur ve mirasbırakan tarafından imzalanır; ardından tanıklar, mirasbırakanın beyanını ve okuma-imzalama işlemini kendi önlerinde gerçekleştiğini şerh düşerek imzalarını atar.
  • Okunmadan-imzalanmadan yapılan resmi vasiyetname (TMK m.535): Mirasbırakan vasiyetnameyi bizzat okuyamaz veya imzalayamazsa, memur metni iki tanık önünde ona okur; mirasbırakan bu metnin son arzularını içerdiğini beyan eder. Tanıklar, bu beyanın kendi önlerinde yapıldığını ve vasiyetnamenin memur tarafından mirasbırakana okunduğunu vasiyetnameye yazarak imzalamak zorundadır.

Bu ayrıma ilişkin olarak Yargıtay, TMK m.535 hükmünün gerektirdiği şerhin yokluğunu ağır bir şekil eksikliği olarak değerlendirmiştir:

Yargıtay, somut olayda vasiyetnamenin noter tarafından mirasbırakanın okur yazar olmadığı belirtilerek okuyamayan/yazamayanlara özgü şekilde düzenlendiğini, ancak tanıkların "mirasbırakanın beyanının kendi önlerinde yapıldığını" tevsik eden beyanlarının bulunmadığını tespit etmiştir. Bu beyanın yokluğu vasiyetnameyi geçersiz kılmaktadır.

Bu karar, resmi vasiyetnamede tanık şerhinin salt biçimsel bir ayrıntı olmadığını, mirasbırakanın gerçek iradesinin dışa vurulduğunun kanıtı niteliğinde olduğunu göstermektedir. Şerhin eksikliği halinde ilk derece mahkemesinin TMK m.535/2'deki şekil şartlarına uygun düzenlenmeyen vasiyetnamenin iptaline karar vermesi gerekir; aksi yöndeki değerlendirme usul ve yasaya aykırı bulunmaktadır.

Ayrıca kanun, düzenlemeye katılan memur, tanıklar, tercüman ve bunların eş, altsoy, üstsoy ve kardeşlerine vasiyetname ile kazandırma yapılmasını yasaklamıştır (TMK m.536). Bu yasağa aykırılık halinde vasiyetnamenin tümü değil, sadece ilgili kazandırmaya ilişkin kısım iptal edilir (TMK m.558). Düzenleme bu yönüyle tarafsızlığı korumayı ve mirasbırakanın gerçek iradesinin baskı veya menfaat ilişkisiyle bozulmamasını amaçlamaktadır.

El Yazılı Vasiyetnamenin Sıkı Şartları

El yazılı vasiyetname, resmi memur katılımı gerektirmeyen, en kolay ve masrafsız vasiyetname türüdür; ancak bu kolaylık, şekil şartlarının katılığıyla dengelenmiştir. TMK m.538 uyarınca vasiyetnamenin tümü, tarihi ve imzası mirasbırakanın kendi el yazısıyla olmalıdır. Metnin daktilo, bilgisayar veya benzeri bir araçla yazılması, tarihin eksik ya da yalnızca kısmen el yazısıyla atılması, imza yerine mühür, alet veya parmak izi kullanılması hâllerinde şekil eksikliğinden geçersizlik doğar. Tarih, yıl-ay-gün şeklinde belirtilmelidir; bu şart, mirasbırakanın vasiyetname düzenlendiği tarihte ayırt etme gücüne sahip olup olmadığının ve birden fazla vasiyetname bulunması halinde hangisinin sonraki ve dolayısıyla geçerli tasarruf olduğunun tespiti için önem taşır.

Vasiyetname üzerinde yapılacak ekleme veya çıkarmaların da el yazısıyla yapılması ve metin birden fazla günde hazırlanmışsa tamamlanma tarihinin belirtilmesi gerekir. El yazılı vasiyetname notere, sulh hâkimine veya yetkili memura saklanmak üzere bırakılabilir; ancak bu zorunlu değildir, mirasbırakan belgeyi kendisi de saklayabilir (TMK m.538/2).

Şeklin katılığına ilişkin bir istisna, mirasbırakanın fiziksel bir rahatsızlık nedeniyle yazım sürecinde yardım almasıdır. Bu konuda önemli olan, verilen yardımın mirasbırakanın serbest iradesini bozup bozmadığıdır; irade özgürlüğü korunduğu sürece fiziksel destek şekil şartını ihlal etmez. Buna karşılık metnin tamamının veya imzanın başkası tarafından atılması, ad-soyad yazılması gibi imza yerine geçmeyen işaretlerin kullanılması, vasiyetnameyi şekil noksanlığı nedeniyle sakatlar.

Sözlü Vasiyetnamenin Olağanüstü Niteliği

Sözlü vasiyetname, resmi veya el yazılı vasiyetnamenin yapılmasına imkân bırakmayan olağanüstü hallerde başvurulabilecek istisnai bir şekildir (TMK m.539-541). Yakın ölüm tehlikesi, ulaşım kesintisi, ağır hastalık, savaş gibi durumlar bu olağanüstü halin örnekleridir; ancak bu hallerin varlığı yeterli olmayıp, aynı zamanda başka bir vasiyet şeklinin kullanılmasının mümkün olmaması gerekir.

Sözlü vasiyetnamede mirasbırakan son arzularını iki tanığa açıklar. Tanıklardan biri, bu beyanı tarih ve yer belirterek yazıya geçirir ve derhal bir sulh veya asliye mahkemesine teslim eder ya da beyanı doğrudan hâkime sözlü olarak iletir. Askerlik hizmetinde bulunanlar için subay, deniz veya hava ulaşım araçlarında sorumlu yönetici, sağlık kurumlarında ise en yetkili yönetici, hâkimin yerine geçebilir (TMK m.540/3).

TMK m.541 hükmü, sözlü vasiyetnamenin kendiliğinden hükümsüz kalacağı bir zaman sınırı öngörmüştür: olağanüstü hâlin sona ermesinden itibaren bir ay geçmesine rağmen mirasbırakan hayattaysa, sözlü vasiyetname otomatik olarak hükümsüz hâle gelir. Bu düzenleme, sözlü vasiyetnamenin geçici ve istisnai niteliğini teyit etmekte; olağan koşullara dönen mirasbırakanın iradesini resmi veya el yazılı şekille yeniden ve daha güvenilir biçimde açıklaması beklenmektedir. Sözlü vasiyetnamenin bu derece sıkı zaman ve şekil şartlarına bağlanması, üç vasiyetname türü arasında en dar uygulama alanına sahip olmasının da temel nedenidir.

Yapay Zekanın Vasiyetname Hazırlama Sürecindeki Hukuki Sınırları

Türk Medeni Kanunu'nun vasiyetname için öngördüğü resmi, el yazılı ve sözlü şekil şartları, mirasbırakanın gerçek iradesinin tereddütsüz biçimde tespit edilmesini amaçlamaktadır. Yapay zeka araçlarının bu sürece dahil olması, kanunun aradığı şekil unsurlarının (memur huzurunda düzenleme, tanık şerhi, el yazısı, imza) yerine getirilip getirilmediği sorusunu doğrudan etkilemektedir. Nitekim yapay zeka ile hazırlanan sözleşmelerde de geçerlilik, metnin kim tarafından üretildiğine değil, kanunun öngördüğü şartların sağlanıp sağlanmadığına bağlıdır; aynı mantık vasiyetname için de geçerlidir. Ancak vasiyetnamenin kişiye sıkı sıkıya bağlı, tek taraflı ve sağlararası hukuki işlemlerden çok daha katı şekil kurallarına tabi bir tasarruf olması, yapay zekanın bu alandaki rolünü sözleşme hukukundakinden belirgin şekilde sınırlamaktadır.

Baro ve Noterlik Çevrelerinin Değerlendirmesi

Aydın Barosu Yönetim Kurulu Üyeleri Avukat Ecem Sandıkcı Kocabay ve Avukat Anıl Oğulcan Öngen ile Noter Ayşe Döver'in ortak değerlendirmesi, yapay zekânın hukukta yalnızca yardımcı bir araç olabileceği, insan iradesinin merkezde kalması gerektiği yönündedir. Kocabay, kanunda öngörülen şekil şartları karşılanıyorsa yapay zeka tarafından üretilen metnin geçerli olabileceğini, ancak noter şartı arandığı hallerde bilirkişi ya da yetkili onayının gerekli olduğunu belirtmiştir. Öngen ise resmî vasiyetnamelerde düzenleme yetkisinin memura ait olduğunu, yapay zekânın hazırladığı metnin en fazla taslak olarak kullanılabileceğini ifade etmiştir.

El yazılı vasiyetnamenin sıkı şekil şartları göz önüne alındığında, yapay zeka ürünü metinlerin bu tür için hukuki geçerlilik taşımadığı, ancak hâkimde görüş oluşturacak bir "delil başlangıcı" sayılabileceği belirtilmiştir. Sorumluluk konusunda her iki hukukçu da yapay zekânın hukuki hatalarda sorumluluk taşımadığını, sorumluluğun bireyin kendisine ait olduğunu vurgulamıştır. Öngen, yapay zekânın kullanıcıyı onaylama eğiliminin hukukta büyük risk oluşturduğuna; Kocabay ise kanun değişikliklerini kullanıcıya bildirmemesinin ciddi riskler doğurabileceğine dikkat çekmiştir. Her iki avukat, yapay zekânın avukatlık mesleğini tehdit etmeyeceğini, tamamlayıcı bir asistan rolü üstleneceğini savunmuş; kişisel verilerin yapay zekâya girilmesinin sır saklama yükümlülüğü ve mahremiyet açısından sakıncalı olduğunu vurgulamıştır.

Noter Ayşe Döver, vasiyetin kişinin ölüm sonrası son isteklerini içerdiğini, bu iradenin yapay zekâ tarafından tam yansıtılamayacağını belirtmiş; yapay zekânın yalnızca tanık, sağlık raporu veya belge biçimi gibi teknik konularda yardımcı olabileceğini söylemiştir. 512 sayılı Kanun'a göre aile yükümlülüklerini yerine getirmeyenlerin mirastan çıkarılabileceğini hatırlatarak vasiyet düzenlemenin özen gerektirdiğini ifade etmiştir. Döver, kişisel verilerin yapay zekâya aktarılmasının veri ihlali ve etik sorun oluşturduğunu, noterliğin kamu güvenine dayandığını belirtmiştir. Tıpta yapay zekânın doktoru desteklediği gibi hukukta da kararın insanda kalması gerektiğini söyleyen Döver, noterliğin dijitalleşmeye Türkiye Noterler Birliği'nin şablon ve formlarıyla uyum sağladığını aktarmıştır. Üç hukukçu ortak olarak "yapay zekâ hız sağlar ama adalet duygusunun yerini alamaz, hukukun vicdanı insandır" görüşünde birleşmiştir.

Yapay Zekanın Taslak Aracı Olar

Yapay zekânın vasiyetname sürecindeki fonksiyonu, mevcut yasal çerçevede taslak hazırlama ve teknik destek ile sınırlıdır. Resmî vasiyetnamede düzenleme yetkisi kanunen sulh hâkimi, noter veya yetkili memura ait olduğundan, yapay zekâ tarafından üretilen bir metin bu memurun huzurunda okunup mirasbırakanın onayına sunulmadan hukuki sonuç doğurmaz; memurun ve tanıkların rolü, teknolojik araçla ikame edilemeyecek bir güvence mekanizmasıdır. El yazılı vasiyetnamede ise metnin, tarihin ve imzanın mirasbırakanın kendi el yazısıyla olması zorunluluğu, yapay zekâ çıktısının doğrudan vasiyetname niteliği taşımasını önler; böyle bir metin ancak mirasbırakanın kendi el yazısıyla yeniden yazması hâlinde şekil şartını sağlayabilir.

Bu sınırlılık, hukuki işlem teorisi bağlamında irade beyanının kime isnat edileceği tartışmasıyla da örtüşmektedir. Yapay zeka tarafından üretilen içerikte irade beyanının sahibinin belirlenmesi güçleşmekte; öğretide önerilen "bütünleşik kişilik modeli" çerçevesinde bile sorumluluğun nihayetinde sistemi kullanan gerçek kişiye ait olduğu kabul edilmektedir. Vasiyetname özelinde bu, yapay zekânın ürettiği metnin mirasbırakanın gerçek ve şekle uygun açıklanmış iradesi sayılamayacağı, dolayısıyla iradenin daima insana isnat edilmesi gerektiği sonucunu doğurur.

Türk hukukunda elektronik vasiyetnameye ilişkin doğrudan bir düzenleme bulunmaması da yapay zeka destekli metinlerin bağımsız bir vasiyetname türü olarak kabulünü engellemektedir; 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu'nun sağlararası işlemler için getirdiği kolaylıklar, ölüme bağlı tasarrufların sıkı şekil şartları nedeniyle bu alana aynen taşınamamaktadır. Bu durum, yapay zeka aracının vasiyetname sürecinde ancak hazırlık aşamasında kullanılabileceğini, nihai düzenleme ve imza aşamasının kanunun aradığı memur, tanık ve el yazısı şartlarına bağlı kalmaya devam edeceğini göstermektedir.

Sonuç olarak, Türk Medeni Kanunu'nun vasiyetnameye ilişkin şekil şartları, mirasbırakanın gerçek iradesinin korunması amacına hizmet eden ve sınırlı sayı ilkesine bağlı katı kurallardır; bu kurallar yapay zeka teknolojisinin gelişimiyle otomatik olarak yumuşamamaktadır. Baro ve noterlik çevrelerinin ortak vurgusu, yapay zekânın hız ve pratiklik sağlayan bir destek aracı olduğu, ancak düzenleme yetkisinin ve nihai kararın her koşulda insana ait kalması gerektiğidir. Yapay zeka çıktısının resmî vasiyetnamede taslak, el yazılı vasiyetnamede ise en fazla bir delil başlangıcı niteliği taşıyabileceği; buna karşılık kanunun aradığı memur huzuru, tanık şerhi, el yazısı ve imza şartlarının yerini hiçbir teknolojik araç alamayacağı sonucuna ulaşılmaktadır.

Yazar Görseli
Müellif

Av. Ali Haydar GÜLEÇ

Güleç Hukuk Bürosu'nda 9 yıldır yöneticilik ve avukatlık yapmaktadır.