Eski Sevgilim Fotoğraflarımı Yayıyor: Acele Tedbir ve Şikayet

Eski Sevgilim Fotoğraflarımı Yayıyor: Acele Tedbir ve Şikayet

Eski sevgilinizin veya eşinizin özel fotoğraflarınızı ya da görüntülerinizi rızanız dışında internette yayması, sosyal medyada paylaşması veya başkalarına göndermesi, Türk Ceza Kanunu kapsamında açık bir suçtur. Bu durumda hızlı hareket etmek, hem içeriğin yayılmasını durdurmak hem de hukuki haklarınızı korumak açısından kritik önem taşır. Bu yazıda; özel hayatın gizliliğini ihlal suçu, haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu, internetten içerik kaldırma ve acele erişim engelleme yolları, şikayet süreleri ve güncel Yargıtay kararları ışığında izlenmesi gereken adımları ayrıntılı biçimde açıklıyoruz.

Fotoğraf ve Görüntü İfşasında Uygulanan Suç Tipleri

Eski sevgili veya eş tarafından özel fotoğraf ve görüntülerin rıza dışı yayılması, Türk hukukunda tek bir suç tipiyle sınırlı değildir. İfşa edilen içeriğin niteliğine, elde edilme biçimine ve yayma şekline göre fail; özel hayatın gizliliğini ihlal suçu (TCK m.134), haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu (TCK m.132) veya verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçu (TCK m.136) kapsamında cezalandırılır. Bu suçların hangisinin uygulanacağı, somut olayın koşullarına göre belirlenir ve doğru hukuki nitelendirme, yürütülecek soruşturmanın seyrini doğrudan etkiler.

Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu (TCK m.134)

Kişiye ait çıplak, mahrem veya özel yaşam alanına ilişkin görüntülerin rıza dışı yayılması, esas olarak özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturur. Bu suç, "Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar" başlığı altında düzenlenmiştir ve iki ayrı fiil biçiminde işlenebilir.

İlk fiil, görüntü veya seslerin kaydedilmesi suretiyle ihlaldir. Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimse 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır; gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde verilecek ceza bir kat artırılır (TCK m.134/1). Bu durumda fail için öngörülen ceza fiilen 2 yıldan 6 yıla kadar hapis seviyesine yükselir. Suçun bu şeklinde, görüntüdeki kişinin tanınabilir veya sesin anlaşılabilir olması gerekmez; özel hayata ilişkin görüntü veya sesin ilgilinin bilgisi ve rızası dışında bir yere sabitlenmesiyle suç tamamlanır. Failin kayıtları izlememiş veya dinlememiş olması dahi suçun oluşumunu engellemez.

İkinci ve eski sevgili/eş ifşalarında en sık karşılaşılan fiil ise ifşa suretiyle ihlaldir. Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır; ifşa edilen verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur (TCK m.134/2). Burada kritik olan nokta şudur: ifşa edilen görüntü veya sesin hukuka uygun yollarla, hatta ilgilinin rızasıyla elde edilmiş olması suçun oluşmasını engellemez. Yani ilişki döneminde rıza ile çekilmiş bir mahrem görüntünün, ilişki bittikten sonra karşı tarafın rızası olmaksızın üçüncü kişilerle paylaşılması ifşa suçunu oluşturur. İfşanın gerçekleşmiş sayılması için ses veya görüntüyle mağdurun anlaşılması veya en azından anlaşılabilir olması aranır.

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal ve Verileri Hukuka Aykırı Verme Suçları

İfşa edilen içeriğin niteliğine göre farklı suç tipleri devreye girer. Eğer yayılan içerik bir görüntü veya ses değil de WhatsApp, Facebook, e-posta gibi araçlarla yapılan bir haberleşme içeriği ise, kişinin kendisiyle yapılan haberleşmenin içeriğinin ifşa edilmesi halinde haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu (TCK m.132/2) oluşur ve bu suçun cezası 2 yıldan 5 yıla kadar hapistir. Bu suçun oluşması için içeriğin birden fazla kişi tarafından algılanabilme imkanı bulunan aleni bir ortamda, diğer tarafın rızası dışında ve hukuka aykırı şekilde ifşa edilmesi gerekir.

Buna karşılık, yayılan içerik kişinin özel hayatına ilişkin bir görüntü içermiyorsa; örneğin bir kişinin fotoğrafı, isim ve soyadı, telefon numarası gibi özel hayata ilişkin sayılmayan kişisel verileri rıza dışı yayılmışsa, fiil verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçu (TCK m.136) kapsamında değerlendirilir. Yargıtay içtihatlarında, mağdurun yüzünü gösteren ancak özel yaşam alanına girmeyen sıradan bir fotoğrafının ad ve soyadıyla birlikte yayınlanması TCK m.136/1 kapsamında kişisel verileri yayma suçu olarak kabul edilmiştir.

Ayrıca, ifşa fiilinin failin sıfatına göre cezası ağırlaşabilir. Suçun kamu görevlisi tarafından görevinin verdiği yetkiyi kötüye kullanarak veya belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlenmesi halinde verilecek ceza 1/2 oranında artırılır (TCK m.137). Örneğin cep telefonu bayisi işleten bir failin, müşterisine ait özel fotoğrafları mesleğinin sağladığı erişim kolaylığıyla ele geçirip yayması bu nitelikli halin tartışılmasını gerektirir.

Kaydetme ve İfşa Eylemlerinin Bağımsızlığı

Uygulamada en kritik nokta, kaydetme (TCK m.134/1) ve ifşa (TCK m.134/2) eylemlerinin birbirinden bağımsız iki ayrı suç oluşturduğudur. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2022/1756 E., 2022/4593 K. sayılı kararında bu ilke açıkça vurgulanmıştır:

TCK m.134/1 ve m.134/2 birbirinden bağımsız iki ayrı suçtur. İlk fıkradaki suçun oluşması için görüntüdeki kişinin tanınabilir veya sesin anlaşılabilir olması gerekmez; özel hayata ilişkin görüntü veya sesin kaydedilmesiyle suç tamamlanır. İkinci fıkrada ise ifşanın kabulü için ses veya görüntüyle özel hayatı ihlale uğrayan kişinin anlaşılması veya en azından anlaşılabilir olması gerekir.

Bu içtihat doğrultusunda, bir kişi hem mağdurun özel görüntülerini gizlice kaydeder hem de bunları üçüncü kişilerle paylaşırsa, her iki suçtan ayrı ayrı cezalandırılır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2022/4722 E., 2024/8048 K. sayılı kararında, sanığın aynı hastanede çalıştığı şikayetçinin nöbet sırasında uyurken fotoğrafını çekmesinin TCK m.134/1 ikinci cümle kapsamında kaydetme suçunu, aynı fotoğrafı şikayetçinin şefine göndermesinin ise TCK m.134/2 kapsamında ifşa suçunu oluşturduğu ve her iki suçtan ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiği belirtilmiştir.

Bu bağımsızlık ilkesi, eski sevgili veya eş ifşalarında failin sorumluluğunun kapsamını genişletir. İlişki döneminde rıza ile çekilen görüntülerde kaydetme suçu oluşmasa dahi, bu görüntülerin ilişki sonrası rıza dışı yayılması tek başına ifşa suçundan (TCK m.134/2) mahkumiyeti gerektirir.

Şikayet Süresi, Görevli Mahkeme ve Uzlaştırma

Eski sevgili veya eş tarafından özel fotoğraf ve görüntülerin rıza dışı yayılması halinde mağdurun hukuki haklarını koruyabilmesi, doğru sürede ve doğru mercie başvurmasına bağlıdır. Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu (TCK m.134), takibi şikayete bağlı bir suç olduğundan, mağdurun pasif kalması durumunda failin cezalandırılması mümkün olmaz. Bu nedenle suçun şikayet usulü, hak düşürücü süreler, görevli mahkeme ve uzlaştırma kuralları büyük önem taşır.

Hak Düşürücü Şikayet Süresi

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun tüm halleri şikayete tabidir (TCK m.139). Bu, hem görüntü ve seslerin kaydedilmesi suretiyle ihlali (TCK m.134/1) hem de bu içeriklerin ifşa edilmesi suretiyle ihlali (TCK m.134/2) için geçerlidir. Mağdur şikayetçi olmadan kolluk veya savcılık re'sen ya da ihbar üzerine soruşturma başlatamaz; şikayet, bir muhakeme şartı olarak kabul edilir ve bu şart yerine getirilmedikçe ceza muhakemesi süreci işletilemez.

Şikayet süresi, mağdurun fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren 6 aydır (TCK m.73). Bu süre hak düşürücü niteliktedir ve mahkemece re'sen dikkate alınır. Süre, sürenin başlangıcı bakımından her iki unsurun da (hem fiil hem fail) bilinmesini gerektirir; fiilin öğrenildiği ancak failin sonradan tespit edildiği hallerde süre, failin de öğrenildiği tarihten başlar.

Şikayetin 6 aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra yapılması halinde dava düşer. Nitekim Yargıtay 12. Ceza Dairesi, TCK m.134/2 kapsamındaki ifşa suçunun TCK m.139/1 uyarınca şikayete tabi olduğunu, TCK m.73/1'deki 6 aylık süre geçtikten sonra yapılan şikayet nedeniyle davanın düşmesine karar verilmesi gerektiğini açıkça belirtmiştir (Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2019/9053 K.). Bu nedenle özel fotoğraf veya görüntülerinin rıza dışı yayıldığını öğrenen mağdurların vakit kaybetmeden Cumhuriyet Başsavcılığı'na veya kolluk makamlarına şikayette bulunması gerekir.

Şikayet süresinden ayrı olarak, suçun kovuşturulmasında dava zamanaşımı süresi 8 yıldır (TCK m.66). Dava zamanaşımı, suçun işlendiği tarihten itibaren işlemeye başlar ve bu süre dolduğunda devlet cezalandırma yetkisini kaybeder.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu nedeniyle açılacak davada görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir. Suçun temel ve nitelikli hallerinin tamamı bu mahkemenin görev alanına girer.

Yetkili mahkeme ise genel kurala göre suçun işlendiği yer mahkemesidir (CMK m.12). İnternet üzerinden işlenen ifşa suçlarında suçun işlendiği yerin belirlenmesi pratikte tartışmalı olabilmekle birlikte, içeriğin yayımlandığı, erişildiği veya mağdurun yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemelerinin yetkisi gündeme gelebilir. Mağdurun şikayet dilekçesini bizzat ikamet ettiği yerdeki Cumhuriyet Başsavcılığına vermesi, soruşturmanın hızlanması açısından pratik bir yol sunar.

Şikayetten Vazgeçmenin Sonuçları ve Uzlaştırma

Şikayete bağlı suçlarda mağdur, şikayetinden vazgeçebilir; ancak bu vazgeçmenin geri dönülmez sonuçları vardır. Kollukta veya savcılıkta şikayetten vazgeçilmesi halinde aynı fiil için yeniden şikayet hakkı ortadan kalkar; zira hukukumuzda "şikayetten feragatten vazgeçmek" mümkün değildir. Bu nedenle mağdurların, baskı veya geçici duygusal etkilerle şikayetten vazgeçmeden önce sonuçlarını dikkatle değerlendirmesi gerekir.

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu, şikayete tabi olması nedeniyle uzlaştırma kapsamındadır (CMK m.253-254). Bu, soruşturma ve kovuşturma aşamasında öncelikle uzlaştırma prosedürünün uygulanması gerektiği anlamına gelir. Uzlaştırma usulü işletilmeden doğrudan hüküm kurulması, Yargıtay tarafından istikrarlı biçimde bozma nedeni sayılmaktadır.

Uzlaştırma sürecinin işleyişine ilişkin temel noktalar şunlardır:

  • Uzlaştırma zorunlu bir aşamadır; uzlaştırmacı atanarak taraflara uzlaşma teklif edilir.
  • Tarafların uzlaşması halinde dava açılmaz veya açılmış dava düşer.
  • Uzlaşma sağlanamazsa soruşturma ve kovuşturma genel hükümlere göre devam eder.

Şikayet süresinin kısalığı, suçun ispatına yönelik delillerin hızla yok olabilme riski ve uzlaştırma prosedürünün zorunluluğu birlikte değerlendirildiğinde; mağdurun özel görüntülerinin rıza dışı yayıldığını öğrendiği anda hem ceza şikayetini yapması hem de eş zamanlı olarak içeriğin internetten kaldırılması için acele tedbir başvurularını başlatması en doğru hukuki stratejidir.

İnternetten Acele İçerik Kaldırma ve Erişim Engelleme Yolları

Özel fotoğraf veya görüntülerin internette yayılması halinde mağdurun ilk önceliği, içeriğin dijital ortamda daha fazla yayılmasının önüne geçmektir. Türk hukuku, özel hayatın gizliliğinin internet üzerinden ihlali halinde, ceza yargılamasının sonucunu beklemeksizin acele tedbir niteliğinde erişim engelleme mekanizmaları öngörmüştür. Bu mekanizmalar 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun ile düzenlenmiş olup, mağdura hem Bilgi Teknolojileri ve İletişim Başkanlığı'na (BTK) doğrudan başvuru hem de Sulh Ceza Hakimliği'ne başvuru imkanı tanır. Her iki yol da son derece hızlı işler; verilen kararlar erişim sağlayıcılar tarafından derhal, en geç 4 saat içinde yerine getirilir.

BTK'ya Doğrudan Başvuru ve Acele Tedbir

Özel hayatın gizliliğinin ihlali (TCK m.134) halinde mağdur, mahkeme kararına gerek olmaksızın doğrudan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Başkanlığı'na başvurarak erişimin engellenmesini isteyebilir (5651 sayılı Kanun m.9/A). Bu başvuru, mağdurun bizzat kendisi veya avukatı aracılığıyla yapılabilir. Başvurunun usulüne uygun şekilde işleme alınabilmesi için aşağıdaki unsurları içermesi zorunludur:

  • İhlale neden olan yayının tam adresi (URL)
  • İhlalin ne şekilde gerçekleştiğine ilişkin açıklama
  • Başvuranın kimlik bilgileri

Bu unsurlardan herhangi birinin eksik olması halinde talep işleme konulmaz (5651 sayılı Kanun m.9/A-2). Bu nedenle başvuru hazırlanırken, ihlal edici içeriğin yer aldığı her sayfanın URL adresinin ayrı ayrı ve eksiksiz biçimde belirtilmesi büyük önem taşır.

BTK'nın vereceği erişim engelleme kararı URL bazlı olarak uygulanır; yani kural olarak ihlalin gerçekleştiği belirli sayfaya erişim engellenir, sitenin tamamı engellenmez. Bu karar, ilgili içerik ve yer sağlayıcılar ile erişim sağlayıcı tarafından derhal, en geç 4 saat içinde yerine getirilir. Ayrıca gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, doğrudan BTK Başkanının emriyle engelleme yapılabilir (5651 sayılı Kanun m.9/A-8). Mahrem görüntülerin saniyeler içinde paylaşılıp yayıldığı dijital ortamlarda, bu doğrudan emir yetkisi mağdura kritik bir hız avantajı sağlar.

Sulh Ceza Hakimliğine Başvuru

İfşa edilen içerik özel hayatın gizliliğini ihlal etmesinin yanı sıra kişilik haklarını da ihlal ediyorsa, mağdur 5651 sayılı Kanun m.9 kapsamında Sulh Ceza Hakimliği'ne başvurarak içeriğin çıkarılmasını veya erişimin engellenmesini talep edebilir. Kişilik haklarına yapılan saldırı suç teşkil etmese dahi her türlü kişilik hakkı ihlali nedeniyle erişimin engellenmesi kararı verilebilir.

Bu başvuruda görevli mahkeme Sulh Ceza Hakimliği'dir. Hakim, başvuruyu en geç 24 saat içinde duruşma yapmaksızın karara bağlar. Verilen karar doğrudan Erişim Sağlayıcıları Birliği'ne (ESB) gönderilir ve erişim sağlayıcı tarafından derhal, en geç 4 saat içinde yerine getirilir. Hakim de tıpkı BTK gibi, esas olarak yalnızca ihlalin gerçekleştiği yayın, kısım veya bölümle ilgili URL bazlı engelleme yöntemiyle karar verir; zorunlu olmadıkça yayının tümüne erişim engellenemez.

Önemli bir koruma da arama motorları yönünden öngörülmüştür. 5651 sayılı Kanun m.9/10 uyarınca, kişilik hakları ihlal edilenlerin talebi üzerine hakim, başvuranın adının karara konu internet adresleriyle ilişkilendirilmemesine karar verebilir; bu sayede mağdurun adı arama motorlarında o içeriklerle birlikte gösterilmez ve hangi arama motorlarına bildirim yapılacağı kararda gösterilir. Mağdur ayrıca, Sulh Ceza Hakimliği'ne başvurmadan önce veya sonra içerik sağlayıcısına, ulaşamazsa yer sağlayıcısına başvurarak uyarı yöntemiyle içeriğin çıkarılmasını da isteyebilir.

Sürelerin İşleyişi ve İtiraz Yolu

BTK'ya yapılan doğrudan başvurularda sürelerin titizlikle takip edilmesi şarttır. Talep eden kişi, talepten itibaren 24 saat içinde Sulh Ceza Hakimine başvurmak zorundadır. Hakim, kendisine gelen talebi en geç 48 saat içinde karara bağlar ve kararını doğrudan BTK'ya gönderir; aksi halde tedbir kendiliğinden kalkar. Aynı şekilde, BTK Başkanının gecikmesinde sakınca bulunan hallerde doğrudan verdiği karar da 24 saat içinde hakim onayına sunulur ve hakim 48 saat içinde kararını açıklar. Bu mekanizma, hızlı tedbirin yargısal denetim altında kalmasını güvence altına alır.

Erişimin engellenmesi kararına karşı CMK m.267 vd. hükümlerine göre itiraz edilebilir. İtiraz süresi, kararın tebliği veya öğrenilmesinden itibaren iki haftadır. Bu önemli bir noktadır: Kararın ilgiliye tebliğ edilmemiş olması halinde, itiraz öğrenme tarihinden itibaren işlenecek süre içinde yapılabilir ve süre yönünden reddedilemez. İtiraz, kararı veren Sulh Ceza Hakimliğinden sonraki sıra numaralı hakimlik tarafından incelenir; örneğin İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliği kararına itiraz İstanbul 2. Sulh Ceza Hakimliği'ne yapılır.

Özel hayatın gizliliğini ihlal eden içeriklerin yayılması temel hak ve özgürlükleri doğrudan ilgilendirdiğinden, mağdurun zaman kaybetmeksizin bu yasal yollara başvurması büyük önem taşır. İçeriğin yer aldığı her bir URL adresinin tespiti için noter onaylı e-tespit yaptırılması, hem erişim engelleme başvurusunda hem de açılacak ceza ve tazminat davalarında güçlü bir delil oluşturur.

Yargıtay İçtihatları Işığında Suçun Sınırları

Eski sevgili veya eş tarafından özel fotoğraf ve görüntülerin rıza dışı yayılmasına ilişkin Yargıtay kararları, suçun hangi durumda ve hangi madde kapsamında oluştuğunu net biçimde ortaya koymaktadır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin yerleşik içtihadı, kaydetme ve ifşa fiillerinin ayrı suçlar olduğunu, rıza dışı paylaşımın suç teşkil ettiğini ve içeriğin niteliğine göre müstehcenlik suçunun da gündeme gelebileceğini istikrarlı biçimde vurgulamaktadır.

Rıza Dışı İfşa ve Mahkumiyet Kararları

Yargıtay, eski ilişki taraflarından birinin diğerine ait özel görüntü ve fotoğrafları rıza dışı yayması eylemini açıkça özel hayatın gizliliğini ihlal suçu kapsamında değerlendirmektedir. Eski sevgilinin rızası dışında özel görüntülerini ifşa eden sanık hakkında suçun sübut bulduğu kabul edilmiştir:

Eski sevgilinin rızası dışında özel görüntülerini ifşa eden sanık hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun sübut bulduğu kabul edilmiştir (Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2017/5926 K.).

Bu karar, ilişki sona erse dahi tarafların birbirine ait mahrem içerikleri yayma yetkisi kazanmadığını göstermektedir. Rızanın yalnızca içeriğin kaydedildiği veya paylaşıldığı an için geçerli olduğu, sonradan rıza dışı ifşanın bağımsız bir suç oluşturduğu kabul edilir.

Telefon konuşmalarının ifşası bakımından ise paylaşımın hangi madde kapsamına gireceği, ifşanın aleni ortamda yapılıp yapılmadığına göre belirlenir:

Gönül ilişkisi yaşanan katılan ile telefon konuşmasının kaydedilip eşine kargoyla gönderilerek ifşa edilmesi, aleni ortam bulunmadığından TCK m.132/3 değil TCK m.134/2 kapsamında özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturur (Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2017/3302 E., 2018/1900 K.).

Bu kararda Daire, kişinin kendisiyle yapılan haberleşmeyi alenen ifşa etmesi suçunun (TCK m.132/3) ancak birden fazla kişinin algılayabileceği aleni bir ortamda işlenebileceğini, kargoyla tek bir kişiye gönderme halinde aleniyet unsuru gerçekleşmediğinden eylemin TCK m.134/2 kapsamında özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturacağını ortaya koymuştur. Bu ayrım, somut olayda doğru suç tipinin belirlenmesi açısından kritik öneme sahiptir.

İlişki bittikten sonra mahrem görüntülerin çok sayıda kişiye gönderilmesi ve aşağılayıcı içeriklerle birleştirilmesi halinde ise birden fazla suçtan sorumluluk doğar:

İlişki bittikten sonra katılanın bikinili, otel ortamındaki ve çıplak görüntülerini arkadaşlarına gönderen, ayrıca hakaret içerikli fotomontaj paylaşan sanık hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal ve hakaret suçlarından mahkumiyet hukuka uygun bulunmuştur (Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2016/277 K.).

Bu kararda, görüntülerin yayılmasının yanı sıra fotomontaj yoluyla mağduru rencide eden paylaşımların hakaret suçunu da ayrıca oluşturduğu kabul edilmiştir.

Müstehcenlik Suçuyla İlişki

İfşa edilen görüntülerin mağduru, 18 yaşından küçük bir çocuk olduğunda hukuki nitelendirme değişir. Bu durumda eylem yalnızca özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu değil, aynı zamanda müstehcenlik suçunu da kapsar:

  • 18 yaşından küçük mağdurların çıplak görüntülerinin ifşası hem TCK m.134/2 hem de müstehcenlik suçunu (TCK m.226/5) oluşturur.
  • Bu durumda fikri içtima kuralı (TCK m.44) uygulanır ve fail, daha ağır cezayı gerektiren müstehcenlik suçundan cezalandırılır (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 24.03.2015 tarihli karar).

Fikri içtima gereği, tek fiille birden fazla farklı suç oluştuğunda fail en ağır cezayı gerektiren suçtan sorumlu tutulur. Çocuk mağdurların söz konusu olduğu olaylarda müstehcenlik suçunun daha ağır yaptırım öngörmesi nedeniyle, özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan ayrıca hüküm kurulmaz; bu suçtan hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilir.

Kaydetme ile İfşanın Ayrı Suç Oluşturması

Yargıtay içtihatlarının ortaya koyduğu en önemli ilkelerden biri, görüntü veya sesin kaydedilmesi ile bunların ifşa edilmesi fiillerinin birbirinden bağımsız iki ayrı suç teşkil etmesidir:

TCK m.134/1 (kaydetme) ve m.134/2 (ifşa) birbirinden bağımsız iki ayrı suçtur; hem kayıt hem ifşa eylemi gerçekleşirse her iki suçtan ayrı ayrı sorumluluk doğar (Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/1756 E., 2022/4593 K.).

Bu ilke uygulamada şu sonuçları doğurur:

  • Fail, mahrem görüntüyü hem kaydetmiş hem de yaymışsa, TCK m.134/1 ve TCK m.134/2 uyarınca iki ayrı suçtan ayrı ayrı cezalandırılır.
  • İlk fıkradaki kaydetme suçunun oluşması için görüntüdeki kişinin tanınabilir veya sesin anlaşılabilir olması gerekmez; kayıt ile suç tamamlanır.
  • İkinci fıkradaki ifşa suçunda ise mağdurun anlaşılması veya en azından anlaşılabilir olması aranır.

Bu içtihatlar bütününde öne çıkan temel ilke, ilişkinin sona ermesinin failin elinde bulunan mahrem içerikleri yayma yetkisi vermediği ve rıza dışı ifşanın somut olayın özelliklerine göre özel hayatın gizliliğini ihlal, haberleşmenin gizliliğini ihlal, hakaret veya müstehcenlik suçlarından birini ya da birkaçını oluşturabileceğidir. Mağdurun hangi suç tipinden şikayetçi olacağı, görüntünün niteliği, ifşanın aleni olup olmadığı ve mağdurun yaşı gibi faktörlere göre belirlenir.

Fotoğrafın İzinsiz Kullanımına Karşı Hukuki Yollar ve Tazminat

Özel fotoğraf ve görüntülerin rıza dışı yayılmasında ceza hukuku yaptırımları tek başına yeterli değildir. Mağdurun uğradığı maddi ve manevi zararın giderilmesi, kişilik haklarının korunması ve içeriğin kullanımının durdurulması için ceza davasından bağımsız olarak hukuk davaları da açılabilir. Türk hukuku, fotoğraf ve sesin korunmasını birden fazla mevzuat aracılığıyla güvence altına almıştır; bu nedenle mağdur, hem Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) hem de Türk Medeni Kanunu (TMK) ve Türk Borçlar Kanunu (TBK) kapsamındaki imkanlardan aynı anda yararlanabilir.

FSEK Kapsamında Korunma

Fotoğraf ve sesin korunması Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 84. maddesinde düzenlenmiştir. FSEK m.84 uyarınca bir işaret, resim veya sesi nakle yarayan bir alet üzerine tespit eden veya ticari maksatlarla haklı olarak çoğaltan ya da yayan kimse, aynı işaret, resim veya sesin üçüncü kişi tarafından çoğaltılmasını veya yayımlanmasını engelleyebilir. Bu koruma, eser niteliğinde olmayan her türlü fotoğraf, resim ve sinema mahsullerini de kapsar. Önemli bir nokta, FSEK m.84/II uyarınca bu hükümlerin uygulanması için tecavüz edenin tacir olma şartının aranmamasıdır; dolayısıyla fotoğrafı izinsiz yayan kişi ticari faaliyette bulunmasa dahi haksız rekabete ilişkin hükümler uygulanır.

Fotoğrafı veya görüntüsü izinsiz kullanılan kişinin başvurabileceği temel hukuki yol şudur:

  • Kişi, fotoğraf veya görüntüsünün ilgili web sitesinde yayınlandığını mahkeme veya noter aracılığıyla tespit ettirebilir; bu noktada fotoğraf veya sesin kendisine ait olduğunu ayrıca ispatlaması gerekmez.
  • Toplanan delillerle mahkemeye başvurularak tecavüzün önlenmesi, yani yayımın durdurulması istenebilir.
  • Lisans sözleşmesi yapılmışsa lisans bedeli, yapılmamış olsa dahi böyle bir sözleşme ilişkisine girilebileceği ispatlanarak alınabilecek miktar talep edilebilir; tazminat bedellerini üç katına kadar isteme imkanı bulunmaktadır.

Manevi Tazminat ve Tecavüzün Önlenmesi Davaları

FSEK, mağdura ceza davasından bağımsız olarak çeşitli hukuk davaları açma hakkı tanır. Bu kapsamda öne çıkan iki temel dava türü şunlardır:

  • FSEK m.69, henüz gerçekleşmemiş ancak gerçekleşmesi muhtemel olan tecavüzün önlenmesi için muhtemel tecavüzün önlenmesi davası açma hakkı verir. Bu dava, içeriğin yayılmasının önüne geçmek isteyen mağdur için etkili bir koruma sağlar.
  • FSEK m.70, manevi zarara karşılık manevi tazminat ödenmesi davasını düzenler. Özel görüntülerin ifşası sonucu kişinin yaşadığı onur kaybı ve psikolojik yıpranma bu kapsamda tazmin edilir.

FSEK koruması dışında, kişilik hakkı ihlali doğrudan medeni hukuk kapsamında da güvence altındadır. Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25. maddeleri kişilik haklarına yönelik saldırılara karşı koruma sağlar; bu hükümlere dayanan ihlallerde manevi tazminat yaptırımı Türk Borçlar Kanunu'nun 58. maddesinde düzenlenmiştir. Dolayısıyla mağdur, kişilik haklarının ihlali nedeniyle saldırının durdurulmasını, tespitini ve manevi tazminatı talep edebilir.

Yargıtay'ın yerleşik içtihadı, özel bir fotoğrafın internette yayınlanmış olmasının dahi onun serbestçe kullanılabileceği anlamına gelmediğini açıkça ortaya koymaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararına göre, internette yayınlanmış olsa bile özel bir fotoğraf izinsiz ve ticari amaçla kullanılamaz; bir fotoğrafın tanıtım amaçlı olarak rıza ile bir siteye verilmiş olması, o fotoğrafın başkaları tarafından izinsiz şekilde ticari amaçla çoğaltılıp kullanılmasına izin verildiği anlamına gelmez. Bu içtihat, "fotoğrafımı zaten paylaşmıştım" savunmasının hukuken kabul görmeyeceğini göstermesi bakımından kritik öneme sahiptir.

Tüm bu koruma mekanizmalarının temelinde anayasal güvence yer alır. Anayasa'nın 20. maddesi özel hayatın gizliliğini güvence altına almış, AİHS'nin 8. maddesi ise özel ve aile hayatına saygı hakkını temel insan hakları arasında saymıştır. Bu nedenle kişinin fotoğrafı veya sesi ticari amaçla yayılmasa dahi izinsiz kullanıldığında bu kullanım engellenebileceği gibi, anılan davaların açılması da mümkündür.

Sonuç: Hızlı ve Çok Yönlü Hukuki Mücadele Şarttır

Eski sevgili veya eş tarafından özel fotoğraf ve görüntülerin rıza dışı yayılması, Türk hukukunda yalnızca tek bir cephede değil, birden fazla hukuki zeminde mücadele edilebilen bir ihlaldir. Mağdur, bir yandan özel hayatın gizliliğini ihlal suçu (TCK m.134), haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu (TCK m.132) veya verileri hukuka aykırı verme suçu (TCK m.136) kapsamında şikayet hakkını kullanırken; diğer yandan içeriğin internetten derhal, en geç 4 saat içinde kaldırılması için 5651 sayılı Kanun kapsamında BTK'ya veya Sulh Ceza Hakimliği'ne acele tedbir başvurusunda bulunabilir.

Bu süreçte hatırlanması gereken kritik noktalar şunlardır:

  • Ceza şikayeti için fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren 6 aylık hak düşürücü süre bulunduğundan vakit kaybetmemek gerekir.
  • İçeriğin yayılmasını durdurmak için acele erişim engelleme yolları öncelikli olarak kullanılmalıdır.
  • Ceza davasından bağımsız olarak FSEK ve TMK kapsamında tazminat ve tecavüzün önlenmesi davaları açılabilir.

Özel görüntülerin ifşası, kişinin onuru ve özel hayatı üzerinde geri dönülmesi güç tahribatlar yaratabildiğinden, mağdurun gecikmeksizin hem ceza hem de hukuk yollarına başvurması, hem mevcut ihlalin durdurulması hem de uğranılan zararın giderilmesi bakımından zorunludur.

Yazar Görseli
Müellif

Av. Ali Haydar GÜLEÇ

Güleç Hukuk Bürosu'nda 9 yıldır yöneticilik ve avukatlık yapmaktadır.