Sosyal Medyada Yorum Yazarak Zarara Uğrayan Esnaf İçin Haklar

Sosyal Medyada Yorum Yazarak Zarara Uğrayan Esnaf İçin Haklar

Dijitalleşen ticari hayatta tüketiciler satın alma kararlarını büyük ölçüde internet üzerindeki yorumlara göre vermektedir. Tek bir gerçeğe aykırı yorum dahi bir esnaf için ciddi ekonomik zarara yol açabilmektedir. Peki sosyal medyada veya Google'da yazılan kötüleyici yorumlar nedeniyle zarara uğrayan esnafın hukuki hakları nelerdir? Bu yazımızda ticari itibarın korunması, haksız rekabet, kişilik haklarının ihlali, hakaret suçu ve içeriğin kaldırılması süreçlerini Türk hukuku çerçevesinde inceliyoruz.

Ticari İtibar Kavramı ve Haksız Rekabet Yoluyla Korunması

Dijitalleşmenin ticari hayat üzerindeki etkisinin artmasıyla birlikte tüketici davranışları köklü biçimde değişmiştir. Günümüzde tüketiciler satın alma kararlarından önce bir işletmeye ilişkin internet değerlendirmelerini incelemekte; özellikle Google yorumları işletmelerin müşteri kazanımı, marka değeri ve ticari güvenilirliği üzerinde belirleyici rol oynamaktadır. Bu noktada tek bir olumsuz yorum dahi tüketici tercihlerini değiştirebilmekte, sistematik biçimde yapılan gerçeğe aykırı yorumlar ise bir esnaf veya işletme için ciddi ekonomik sonuçlar doğurabilmektedir.

Ticari İtibarın Ekonomik Değer Olarak Tanımı

Ticari itibar, bir işletmenin veya tacirin müşteri çevresi, iş ortakları ve piyasa nezdindeki güvenilirliğini ifade eden bir değerdir. Bu değer soyut bir kavram olmaktan öte, işletmenin ekonomik varlığının doğrudan bir parçası kabul edilmektedir. Ticaret kültürümüzde referansların ve müşteri memnuniyetinin taşıdığı ağırlık dikkate alındığında, ticari itibarın korunması yalnızca manevi bir mesele değil, aynı zamanda işletmenin ekonomik geleceğini ilgilendiren bir konudur.

Eskiden müşteriler arasında kulaktan kulağa yayılan hizmet veya ürün değerlendirmeleri, bugün internet üzerinde kalıcı izler bırakmaktadır. Sosyal ağlarda, forumlarda, şikayet sitelerinde ve özellikle Google İşletme Profillerinde paylaşılan olumsuz içerikler, arama motorları sayesinde yıllarca müşterilerin karşısına çıkabilmektedir. Bu nedenle ticari itibarın dijital ortamda hukuken korunması, çağdaş ticaret hukukunun öne çıkan başlıklarından biri hâline gelmiştir.

TTK Kapsamında Haksız Rekabet ve Kötüleme Fiilleri

Google yorumlarına ve sosyal medya paylaşımlarına ilişkin uyuşmazlıklarda temel koruma alanı, Türk Ticaret Kanunu'ndaki haksız rekabet hükümleridir. Bu hükümlerin amacı yalnızca rakip işletmeleri korumak değil, aynı zamanda tüketicilerin ve piyasanın dürüst rekabet düzeni içinde işleyişini güvence altına almaktır.

TTK m.54 uyarınca rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına aykırı davranış ve ticari uygulamalar haksız rekabet teşkil eder. Bu düzenleme, dijital platformlardaki yorumların hukuki niteliğini değerlendirirken başvurulacak temel ölçüttür.

Kötüleme fiilleri bakımından en doğrudan dayanak ise TTK m.55/1-a hükmüdür. Bu hüküm; başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini ya da ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemeyi dürüstlük kuralına aykırı saymaktadır. Dijital platformlardaki gerçeğe aykırı yorumlar, klasik "ticari kötüleme" fiilinin çevrim içi görünümü hâline gelmiştir. Bir işletmenin hizmetini veya ürününü hiç almadığı hâlde kötüleyen, asılsız iddialarla işletmeyi karalayan içerikler bu hüküm kapsamında değerlendirilmektedir.

Haksız rekabetin tespiti hâlinde başvurulabilecek talepler TTK m.56 kapsamında düzenlenmiştir. Buna göre haksız rekabete maruz kalan kişi:

  • Haksız rekabetin tespitini,
  • Haksız rekabetin men'ini (önlenmesini),
  • Hukuka aykırı durumun ref'ini (ortadan kaldırılmasını),
  • Kusur hâlinde maddi ve manevi tazminat ödenmesini

talep edebilir. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2017/3473 E., 2019/2417 K. sayılı kararına konu uyuşmazlıkta, bir uydu yayın platformunun TV kanalları, internet sitesi ve sosyal medya hesaplarında kullandığı kötüleyici ifadelerin TTK m.55/1-a-1'de tanımlanan kötüleme kapsamında haksız rekabet oluşturduğu kabul edilmiştir. Bu karar, kötüleme fiilinin yalnızca geleneksel yayın araçlarıyla değil, internet siteleri ve sosyal medya hesapları üzerinden de gerçekleştirilebileceğini açıkça ortaya koymaktadır.

Dijital Platformlarda Yıldız Düşürme ve Anonim Hesap Sorunu

Dijital platformlardaki yorumlar, dürüst rekabet düzenini doğrudan etkileyebilen organize faaliyetlerin aracı hâline gelebilmektedir. Rakip işletmelerce planlı şekilde gerçekleştirilen yıldız düşürme faaliyetleri ve gerçeğe aykırı değerlendirme kampanyaları, bir esnafın Google profilindeki ortalama puanını sistematik biçimde düşürerek ekonomik zarar doğurabilir. Bu tür faaliyetler, rakiplerin müşteri ilişkilerini doğrudan etkileyen aldatıcı davranışlar olduğundan, TTK m.54 ve m.55 kapsamında haksız rekabet değerlendirmesine tabi tutulabilir.

Uygulamadaki en önemli sorun, yorumların çoğu zaman anonim hesaplar üzerinden yapılması ve failin tespit edilememesidir. Yorum yazan kişinin gerçekten o işletmenin müşterisi olup olmadığının belirlenememesi, rakip firmaların bu tür yorumları üçüncü kişilere yazdırma ihtimalini de gündeme getirmektedir. Cep telefonu aktivasyonu dahi yorum yapan kişinin ilgili firmadan hizmet alıp almadığını doğrulamamaktadır. Platform sağlayıcıların kullanıcı bilgisi paylaşımı konusundaki sınırlı yaklaşımı, failin tespit edilmesini ve sorumluluğun belirlenmesini güçleştirmektedir.

Bu güçlüklere rağmen ticari itibarı zedelenen esnaf ve işletmeler, gerçeğe aykırı ve kötüleyici içeriklere karşı haksız rekabet hükümlerine dayanarak dava açabilmektedir. Önemli olan, somut olayda yorumun salt bir beğenmeme ifadesi mi yoksa işletmeyi yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötüleyen bir fiil mi olduğunun değerlendirilmesidir.

Kişilik Haklarının ve Şirket İtibarının Hukuki Korunması

Sosyal medya ve Google yorumları aracılığıyla yayılan kötüleyici içerikler yalnızca işletmenin ekonomik değerini değil, aynı zamanda işletme sahibinin veya şirket yetkililerinin kişilik haklarını da doğrudan ihlal edebilmektedir. Haksız rekabet hükümlerinin sağladığı koruma rekabet düzenini hedef alırken, kişilik haklarının korunmasına ilişkin düzenlemeler bireyin onur, şeref ve saygınlığını güvence altına almaktadır. Bu iki koruma alanı, aynı fiil bakımından çoğu zaman birlikte uygulanabilir niteliktedir.

TMK Kapsamında Kişilik Hakkı İhlali

Türk hukukunda kişilik haklarının korunmasına ilişkin temel düzenlemeler Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25. maddelerinde (TMK m.24 ve m.25) yer almaktadır. İşletme sahibinin ya da şirket yetkilisinin adını, mesleki yeterliliğini veya dürüstlüğünü hedef alan gerçeğe aykırı somut isnatlar içeren yorumlar, kişilik hakkına yönelik bir saldırı oluşturur. Bu durumda mağdur, TMK m.24 uyarınca saldırının hukuka aykırılığının tespitini, devam eden saldırının önlenmesini ve sona erdirilmesini talep edebilir.

İnternet ortamının kendine özgü yapısı, kişilik hakkı ihlalinin etkisini klasik yayın araçlarına kıyasla çok daha ağır hale getirmektedir. Bir yorumun saniyeler içinde geniş kitlelere ulaşması, arama motorları sayesinde yıllarca erişilebilir kalması ve silinmesinin teknik olarak güçlüğü, ihlalin sonuçlarını kalıcı kılar. Mahkemeler yorumları somut olay bazında değerlendirmekte; genel beğenmeme ifadelerini çoğu zaman ifade özgürlüğü kapsamında görürken, ispatlanamayan somut isnatları kişilik hakkı ihlali olarak nitelendirmektedir.

Şirketlerin Manevi Şahsiyeti ve Maddi-Manevi Tazminat

Kişilik haklarının korunmasının yalnızca gerçek kişilere özgü olmadığı, tüzel kişilerin de manevi şahsiyetinin bulunduğu Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarıyla kabul edilmiştir. Buna göre şirketlerin ticari itibarını zedeleyen yalan haber, kötüleyici söylem ve gerçek olmayan yorumlar nedeniyle TMK m.24 ve devamı hükümlerine dayanılarak ihlalin önlenmesi ile maddi ve manevi zararın tazmini talep edilebilir.

Tazminat talepleri bakımından korumanın iki ayağı bulunmaktadır:

  • Maddi tazminat: Kötüleyici yorumlar nedeniyle uğranılan müşteri kaybı, ciro düşüşü ve doğrudan ekonomik zararların giderilmesini kapsar.
  • Manevi tazminat: Türk Borçlar Kanunu'nun 58. maddesi (TBK m.58) uyarınca kişilik hakkı ihlali nedeniyle talep edilebilir. Manevi tazminata hükmedilebilmesi için hukuka aykırılığın varlığı yeterlidir; ayrıca somut bir maddi zararın doğmuş olması şart değildir.

Türk hukukunda salt ticari itibarın korunmasına yönelik doğrudan tek özel düzenleme Bankacılık Kanunu'nun 74. maddesidir (Bankacılık Kanunu m.74). "İtibarın Korunması" başlıklı bu hüküm, radyo, televizyon, internet, kablolu yayın veya elektronik bilgi iletişim araçlarıyla bir bankanın itibarını kıracak veya şöhretine ya da servetine zarar verecek bir hususa kasten sebep olunmasını ve asılsız haber yayılmasını yasaklamaktadır. Bankalar dışındaki işletmeler bakımından doğrudan bir düzenleme bulunmadığından, koruma TMK ile haksız rekabet hükümlerinin birlikte uygulanması yoluyla sağlanmaktadır.

İfade Özgürlüğü ile Ticari İtibar Arasındaki Denge

Bu alandaki en hassas mesele, ifade özgürlüğü ile ticari itibarın korunması arasındaki sınırın belirlenmesidir. Anayasa'nın 26. maddesi (Anayasa m.26) uyarınca herkes düşünce ve kanaatlerini açıklama ve yayma özgürlüğüne sahiptir. Bu özgürlük yalnızca olumlu ve hoş karşılanan ifadeleri değil; sert, rahatsız edici ve eleştirel ifadeleri de koruma altına alır. Tüketicinin bir hizmet veya ürüne ilişkin olumsuz değerlendirme yapması, kural olarak bu kapsamda meşru sayılır.

Bununla birlikte ifade özgürlüğü sınırsız değildir. Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararlarında, eleştiri sınırını aşan ve hukuka aykırılık taşıyan içeriklerin bu korumadan yararlanmadığı vurgulanmaktadır. Dolayısıyla her olumsuz yorum hukuka aykırı kabul edilemez. Hâkim, somut olayda şu ölçütleri değerlendirir:

  • İçeriğin gerçeğe uygun olup olmadığı,
  • İfadenin eleştiri sınırları içinde kalıp kalmadığı,
  • İçeriğin güncel olup olmadığı,
  • Halkın haber alma hakkı kapsamında bulunup bulunmadığı.

Bu değerlendirme sonucunda, şirketin isim, unvan ve ürünlerini açıkça kötüleyen, aşağılayan ve tüketiciyi yanıltan, gerçek dışı ifadeler hukuka aykırı sayılmakta; genel nitelikli memnuniyetsizlik beyanları ise ifade özgürlüğü kapsamında korunmaktadır. Bu dengenin sağlıklı kurulması, hem tüketicinin görüş açıklama hakkının korunması hem de işletmelerin haksız saldırılara karşı güvence altına alınması bakımından belirleyici önem taşımaktadır.

İnternette Hakaret Suçu ve Ceza Hukuku Boyutu

Sosyal medya ve Google yorumları aracılığıyla ticari itibarın zedelenmesi, çoğu zaman yalnızca özel hukuk uyuşmazlığı olarak kalmaz; yorumun içeriği belirli bir ağırlığa ulaştığında ceza hukukunun da konusu hâline gelir. İnternet üzerinden bir işletme sahibine veya şirket yetkilisine yöneltilen sövme niteliğindeki ifadeler ya da onur ve saygınlığı rencide eden somut isnatlar, Türk Ceza Kanunu'nun hakaret suçunu düzenleyen 125. maddesi kapsamında değerlendirilir. Bu nedenle gerçeğe aykırı veya aşağılayıcı yorumlarla karşılaşan esnafın elindeki hukuki araçlardan biri de cezai şikâyet yoludur.

TCK m.125 Hakaret Suçunun Unsurları

TCK m.125 uyarınca bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek somut bir fiil veya olgu isnat eden ya da sövmek suretiyle saldıran kişi, 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Suç iki farklı biçimde işlenebilir:

  • Somut bir durum veya olgunun isnat edilmesi (örneğin bir işletme yetkilisine asılsız biçimde "müşterilerini dolandırıyor" denmesi gibi),
  • Genel ve soyut sözlerle değersizleştirme (örneğin "şerefsiz", "haysiyetsiz" gibi sövme niteliğindeki ifadeler).

Önemle belirtmek gerekir ki, her olumsuz yorum hakaret suçu oluşturmaz. Yargıtay uygulamasında kaba ve nezaketsiz sözler ile beddua niteliğindeki ifadeler hakaret kapsamında kabul edilmemektedir. Buna karşılık kişinin toplum içinde değersizleştirilmesine yönelik, somut isnat veya sövme içeren ifadeler ceza sorumluluğu doğurur.

İnternet üzerinden hakaret, çoğu zaman TCK m.125/2'de düzenlenen ileti yoluyla hakaret kapsamına girebilir. Ancak Google yorumları gibi herkese açık platformlarda yapılan paylaşımlarda, suçun aleniyet unsuru gündeme gelir.

Aleniyet, Eleştiri Sınırı ve Ticari Sırların Açıklanması

Hakaretin alenen işlenmesi, suçu nitelikli hâle getirir. TCK m.125/4 uyarınca hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda bir oranında artırılır. Google yorumları, sosyal medya paylaşımları ve şikâyet sitelerindeki açık erişimli içerikler, belirlenemeyen sayıda kişi tarafından görülebildiğinden kural olarak aleniyet unsurunu sağlar.

Bununla birlikte aleniyetin otomatik olarak kabul edilmesi mümkün değildir; paylaşımın gerçekten herkes tarafından görülebilir nitelikte olup olmadığının somut olarak araştırılması gerekir.

Sosyal medya paylaşımlarında aleniyet nedeniyle ceza artırımı yapılabilmesi için paylaşımın herkes tarafından görülebilir olup olmadığının araştırılması gerektiği, Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2021/20142 E., 2024/550 K. sayılı kararında ortaya konmuştur.

Bu karar uyarınca, paylaşımın sınırlı sayıda kişinin görebileceği şekilde ayarlandığı hâllerde aleniyet unsuru oluşmayabilir; bu nedenle mahkemelerin TCK m.125/4'ü uygulamadan önce içeriğin görünürlük durumunu somut biçimde incelemesi zorunludur.

Eleştiri sınırı ile hakaret arasındaki ayrım, ticari itibar uyuşmazlıklarında özel önem taşır. Bir tüketicinin aldığı hizmetten memnun olmadığını belirtmesi, sert ve rahatsız edici ifadeler kullanması dahi çoğu zaman ifade özgürlüğü kapsamında kalır. Ancak eleştiri sınırını aşan, kişiyi değersizleştirmeye yönelik sövme veya ispatlanamayan somut isnatlar bu korumadan yararlanmaz.

Bazı yorumlar, işletmeye ait gizli bilgileri de içerebilir. Bu durumda TCK m.239 kapsamında ticari sırların açıklanması suçu gündeme gelebilir. Ticari sır niteliğindeki bilgilerin hukuka aykırı biçimde ifşa edildiği yorumlar, hakaret suçundan bağımsız olarak ayrı bir ceza sorumluluğu doğurabilir.

Sosyal Medyada İspat ve Fail Tespiti

İnternet üzerinden işlenen hakaret suçunda en büyük güçlük, failin tespitidir. Yorumlar çoğunlukla anonim hesaplar üzerinden yapıldığından, fail tespiti için sosyal medya hesabının bağlı olduğu IP adresinin araştırılması gerekir. Ancak yurt dışı merkezli platformların kullanıcı bilgisi ve IP paylaşımı konusundaki sınırlı yaklaşımı, soruşturmaları zorlaştırmaktadır.

Şikâyet sürecinde dikkat edilmesi gereken kritik husus hak düşürücü sürelerdir:

  • Hakaretin temel şekli şikâyete bağlı suçtur. Mağdur, faili ve fiili öğrendiği tarihten itibaren 6 ay içinde şikâyet hakkını kullanmalıdır.
  • Bu süre, TCK m.73/2 uyarınca fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren her halükarda iki yılı geçemez.

Bu sürelerin kaçırılması, şikâyet hakkının düşmesine yol açar. Bu nedenle ticari itibarını zedeleyen bir yorumla karşılaşan esnafın, delilleri (ekran görüntüleri, içeriğin yayın tarihi, yorumun bağlantısı) gecikmeksizin koruması ve süresi içinde Cumhuriyet Başsavcılığına başvurması önem taşır. İçeriğin noter tespit tutanağı veya zaman damgalı kayıtlarla belgelenmesi, ileride hem ceza yargılamasında hem de tazminat davasında güçlü bir ispat aracı sağlar.

İçeriğin Kaldırılması ve Erişimin Engellenmesi Süreçleri

Ticari itibarı zedeleyen bir yorum tespit edildiğinde, esnafın elinde tazminat ve ceza davalarının yanında doğrudan içeriğin kaldırılmasını sağlayabilecek pratik hukuki yollar da bulunmaktadır. İşletmeler genellikle önce platformun kendi şikâyet mekanizmasını işletmekte, sonuç alınamaması halinde 5651 sayılı İnternet Kanunu kapsamında erişimin engellenmesi yoluna başvurmaktadır. Bu iki yol birbirini tamamlar nitelikte olup, doğru sırayla işletildiğinde zararın daha da yayılması önlenebilir.

Google İşletme Profili Üzerinden Yorum Bildirme

İçeriğin kaldırılmasında ilk ve en hızlı yöntem, Google'ın kendi şikâyet mekanizmasının işletilmesidir. Google İşletme Profili'ndeki bir yorumu bildirmek için İşletme Profili'ne girilerek "Yorumları oku" seçeneğinden ilgili yorumun yanındaki "Bildir" tıklanır ve "Spam" veya "Küfür" gibi bir neden belirtilerek rapor gönderilir. Bildirilen yorumların değerlendirilmesi genellikle birkaç gün sürmekte; raporun durumu İnceleme Yönetim Aracı üzerinden takip edilebilmektedir.

Ancak burada kritik bir sınırlama vardır: Google, yalnızca kendi içerik politikalarını açıkça ihlal eden yorumları kaldırmaktadır. Sırf beğenilmediği veya katılınmadığı için yapılan bildirimler sonuçsuz kalmaktadır; çünkü Google işletmelerle müşteriler arasındaki anlaşmazlıklara taraf olmamakta ve olumsuz yorumları her zaman politika ihlali saymamaktadır. Raporun değerlendirilmesi sonucunda üç olası durum ortaya çıkar:

  • Karar beklemede: Yorum işaretlenmiş ancak henüz değerlendirilmemiştir.
  • Rapor incelendi – Politika ihlali yok: Bu durumda tek seferlik itiraz hakkı kullanılabilir.
  • Üst birime iletildi: İtiraz üst birime taşınmış olup nihai karar e-posta ile bildirilecektir.

Politika ihlali bulunmadığı yönündeki karara karşı İnceleme Yönetim Aracı üzerinden bir defaya mahsus itiraz hakkı tanınmakta, bir seferde en fazla 10 yorum seçilebilmektedir. Bu mekanizmanın sınırlı kalması, işletmeleri hukuki yollara yöneltmektedir.

5651 Sayılı Kanun Kapsamında Erişimin Engellenmesi

Platform içi şikâyetlerin yetersiz kaldığı hallerde devreye giren temel düzenleme 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun'dur. Bu Kanun, kişilik haklarının korunması bakımından iki aşamalı bir koruma sistemi öngörmektedir.

İlk aşamada, yer sağlayıcının yükümlülüğü gündeme gelir. (5651 sayılı Kanun m.5) uyarınca yer sağlayıcı, yer sağladığı içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyet bulunup bulunmadığını araştırmakla yükümlü değildir. Ancak aynı maddenin ikinci fıkrası önemli bir istisna getirerek, yer sağlayıcının usulüne uygun şekilde haberdar edilmesi halinde hukuka aykırı içeriği yayından kaldırmakla yükümlü olduğunu düzenlemektedir. Dolayısıyla esnaf, öncelikle içerik sağlayıcıya, ona ulaşılamaması halinde yer sağlayıcıya başvurarak uyarı yöntemiyle içeriğin kaldırılmasını talep edebilir.

İkinci aşamada ise yargısal yola başvurulur. (5651 sayılı Kanun m.9) uyarınca, kişilik haklarının ihlal edildiğini iddia eden kişiler doğrudan sulh ceza hâkimine başvurarak içeriğe erişimin engellenmesini talep edebilir. Sulh ceza hâkimi bu başvuruyu değerlendirirken içeriğin eleştiri sınırları içinde olup olmadığını, gerçeğe aykırılığını, güncelliğini, ifade özgürlüğü kapsamına girip girmediğini ve halkın haber alma hakkı kapsamında bulunup bulunmadığını somut olaya göre analiz eder. Gerçek dışı, şirketin isim, unvan ve ürünlerini açıkça kötüleyen, aşağılayan ve tüketiciyi yanıltan ifadeler hukuka aykırı kabul edilerek engellenebilmektedir.

Şikayet Sitelerinin Sorumluluğu ve Sanal Şantaj Sorunu

Google yorumlarının yanı sıra, tüketicilerin ücretsiz yorum yazabildiği şikâyet siteleri de esnafın ticari itibarı bakımından ciddi risk doğurmaktadır. Bu platformlarda çözülmüş şikâyetlerin çarpıcı başlıklarla yıllarca yayında tutulması, çözülmemiş içeriklerin çözülmüş gösterilmesi veya rakip firmalarca yorum yazdırılması uygulamada sıklıkla karşılaşılan sorunlardır. Yorum yapan kişinin gerçekten o firmadan hizmet alıp almadığının doğrulanamaması, hatta cep telefonu aktivasyonunun dahi bu hususu teyit etmemesi, içeriğin güvenilirliğini tartışmalı hale getirmektedir.

Bu noktada en hassas mesele "sanal şantaj" olarak adlandırılan uygulamadır. Bazı platformların, firmanın cevap hakkını kullanabilmesini ücret ödemesi koşuluna bağlaması hukuken kabul edilemez. Şirketlerin cevap hakkının ücret karşılığında tanınması, dürüstlük kuralını düzenleyen (TMK m.2) gereğince hakkın kötüye kullanılması olarak yorumlanabilmektedir. Ayrıca olumsuz yorumların yanında rakip firma reklamlarının gösterilmesi ve yorumların gerçek müşterilerce yapılıp yapılmadığının belirsiz olması, bu eylemlerin haksız rekabet boyutunu da gündeme getirmektedir.

Sonuç ve Genel Değerlendirme

Sosyal medya ve Google yorumları, artık bireysel görüş açıklamaları olmaktan çıkarak esnafın ve işletmelerin ekonomik varlığını doğrudan etkileyen hukuki fiiller haline gelmiştir. Türk hukuku, ticari itibarı zedeleyen içeriklere karşı çok katmanlı bir koruma sistemi sunmaktadır:

  • Ticaret hukuku bakımından TTK'nın haksız rekabet hükümleri (m.54, m.55/1-a, m.56) kötüleme ve organize yıldız düşürme fiillerine karşı tespit, men, ref ve tazminat imkânı tanır.
  • Medeni hukuk bakımından TMK m.24-25 ile şirketlerin manevi şahsiyeti korunmakta, TBK m.58 uyarınca manevi tazminat talep edilebilmektedir.
  • Ceza hukuku bakımından TCK m.125 hakaret suçu ve TCK m.239 ticari sırların açıklanması suçu işletilebilmektedir.
  • İçeriğin kaldırılması bakımından 5651 sayılı Kanun m.5 ve m.9 uyarınca yer sağlayıcıya başvuru ve sulh ceza hâkimliği kararıyla erişimin engellenmesi yolları mevcuttur.

Bütün bu süreçlerde belirleyici olan, ifade özgürlüğü ile ticari itibarın korunması arasındaki dengenin somut olay bazında doğru kurulmasıdır. Her olumsuz yorum hukuka aykırı sayılmamakta; sert, rahatsız edici ve eleştirel ifadeler Anayasa m.26 koruması altında kalmaktadır. Buna karşılık gerçeğe aykırı somut isnatlar, kötüleyici ve aşağılayıcı ifadeler hukuki sorumluluk doğurmaktadır. Ticari itibarı zedelenen esnafın, delilleri (ekran görüntüleri, noter tespit tutanakları gibi) usulüne uygun şekilde muhafaza ederek bu hukuki yolları zamanında ve doğru sırayla işletmesi, hak kaybının önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Yazar Görseli
Müellif

Av. Ali Haydar GÜLEÇ

Güleç Hukuk Bürosu'nda 9 yıldır yöneticilik ve avukatlık yapmaktadır.