WhatsApp Grubunda Yapılan Hakaretlerde Şikayet Süreci

WhatsApp Grubunda Yapılan Hakaretlerde Şikayet Süreci

WhatsApp gruplarında yapılan hakaretler giderek yaygınlaşan bir mağduriyet kaynağı haline geldi. Peki bir grup mesajında kişiye hakaret edildiğinde hangi suç oluşur, şikayet için ne kadar süreniz var ve ekran görüntüsü tek başına yeterli bir delil midir? Bu rehberde, TCK m.125 kapsamında WhatsApp grubu hakaretlerinin hukuki niteliğini, gıyapta hakaret ve aleniyet koşullarını, dijital delillerin nasıl toplanması gerektiğini ve şikayet sürecinin tüm aşamalarını Yargıtay kararları ışığında açıklıyoruz.

WhatsApp Grubunda Hakaret Suçunun Hukuki Niteliği ve Yasal Çerçeve

WhatsApp grupları, iş yeri ekipleri, apartman sakinleri, okul velileri ya da arkadaş çevreleri arasında günlük iletişimin merkezine yerleşmiş durumda. Bu yoğun kullanım, kişiler arasındaki anlaşmazlıkların da büyük ölçüde dijital platformlara taşınmasına yol açtı. Bir grup mesajında kullanılan onur kırıcı ifadeler, hukuken yüz yüze söylenen sözlerden farksızdır ve Türk Ceza Kanunu'nun 125. maddesi kapsamında hakaret suçunu oluşturur.

Hakaret Suçunun Tanımı ve Cezası

Hakaret suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125-131. maddeleri arasında "şerefe karşı suçlar" başlığı altında düzenlenmiştir. (TCK m.125/1) uyarınca suç iki farklı biçimde işlenebilir:

  • Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat etmek (örneğin "hırsızsın", "rüşvet aldın" demek),
  • Sövmek suretiyle soyut ve genel nitelikteki sözlerle kişiyi değersizleştirmek (örneğin "şerefsiz", "haysiyetsiz" demek).

Suçun temel halinin cezası üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Hâkim bu iki yaptırımı birlikte değil, ya hapis ya da adli para cezasından birini seçer ve tercihini yasal ve yeterli gerekçeyle açıklar.

Hakaret suçu yalnızca gerçek kişilere karşı işlenebilir; dernek, vakıf veya şirket gibi tüzel kişiler hakaret suçunun mağduru olamaz. Suçun oluşması için belirleyici olan, kişiyi rencide eden ve değersizleştiren bir fiilin gerçekleşmesidir. Eylemin hakaret oluşturup oluşturmadığı mağdurun öznel değerlendirmesiyle değil, eylemin objektif yapısı ile toplumda hâkim olan anlayışlara, örf ve âdetlere göre belirlenir.

Suçun nitelikli halleri (TCK m.125/3) ile ayrıca düzenlenmiştir. Hakaretin;

  • Kamu görevlisine görevinden dolayı (a bendi),
  • Kişinin dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından dolayı (b bendi),
  • Mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle (c bendi)

işlenmesi halinde cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz. Bu nitelikli hallerden kamu görevlisine görevinden dolayı işlenen hakaret, şikâyete tabi olmaktan çıkar ve savcılık tarafından resen soruşturulur.

WhatsApp Mesajının İleti Yoluyla Hakaret Olarak Değerlendirilmesi

WhatsApp grubunda yazılan hakaret içerikli bir mesajın hukuki niteliği, (TCK m.125/2) hükmü çerçevesinde belirlenir. Bu hükme göre fiilin mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde de birinci fıkradaki ceza uygulanır.

İleti kapsamına şu araçlar girer:

  • WhatsApp ve Telegram mesajları ile grupları,
  • SMS, e-posta ve mektup,
  • Telefon konuşmaları,
  • Sosyal medya hesaplarından gönderilen doğrudan mesajlar (DM).

Özel mesaj veya grup mesajı yoluyla yapılan hakaretin suç oluşturmayacağı yönündeki yaygın algı hukuken yanlıştır. TCK m.125/2 tam da bu tür yazılı iletileri ayrıca düzenlediğinden, WhatsApp grubunda yazılan onur kırıcı bir ifade doğrudan hakaret suçu kapsamında değerlendirilir.

Bu noktada iletme kastı belirleyici önem taşır. Failin mağduru hedef aldığını bilmesi ve hakaretin mağdur tarafından öğrenilmesini istemesi halinde huzurda hakaret gibi cezalandırma söz konusu olur. WhatsApp grubunda mağduru etiketleyerek veya açıkça hedef göstererek yazılan mesajlar, mağduru muhatap alan ileti niteliği taşır.

Hangi Sözler Hakaret Sayılır, Hangileri Sayılmaz

Hangi sözlerin hakaret oluşturduğu kanunda tek tek sayılmamıştır; ancak Yargıtay'ın yerleşik içtihatları net bir ayrım ortaya koymaktadır.

Hakaret suçu oluşturan ifadeler:

  • "Şerefsiz", "haysiyetsiz", "geri zekâlı", "aptal", "salak", "müsvedde", "it", "köpek" gibi sövme niteliğindeki sözler,
  • Kişinin fiziksel veya psikolojik özelliğine vurgu yapan ifadeler (örneğin görme engelliye "kör herif", topal birine "Allah'ın topal adamı"),
  • Sabıkalı dahi olsa kişiye yöneltilen ve küçük düşürme amacı taşıyan isnatlar.

Hakaret suçu oluşturmayan ifadeler:

  • Kaba ve nezaketsiz sözler ("terbiyesiz", "saygısız", "yalancı", "riyakar", "lan"),
  • Beddualar ("Allah belanı versin", "cehenneme kadar yolun var"),
  • Ağır eleştiri niteliğindeki sözler (özellikle siyasetçilere ve kamuya mal olmuş kişilere yönelik).

Yargıtay, sözlerin kaba söz kapsamında kaldığı hallerde mahkûmiyet yerine beraat kararı verilmesini isabetli bulmaktadır:

Sözlerin kaba söz kapsamında kaldığı değerlendirilerek beraat kararı verilebilmektedir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2021/37126 E., 2024/11604 K.).

Bu karar, WhatsApp grubunda yazılan her sert ifadenin otomatik olarak hakaret sayılmadığını göstermektedir. Mahkeme, sözlerin onur, şeref ve saygınlığı rencide edici boyutta olup olmadığını somut olayın bütünlüğü içinde değerlendirir; kaba söz veya beddua niteliğindeki ifadeler bu eşiği aşmadığından cezalandırılmaz.

Mağdurun belirlenebilirliği (matufiyet) de suçun oluşması bakımından kritik bir unsurdur. (TCK m.126) uyarınca mağdurun ismi açıkça belirtilmemiş veya isnat üstü kapalı geçiştirilmiş olsa bile, ifadenin niteliğinden ve mağdurun şahsına yöneldiğinden duraksanmayacak bir durum varsa, hem isim belirtilmiş hem de hakaret açıklanmış sayılır. WhatsApp grubunda kişinin adı yazılmadan, ancak grup üyelerinin kimden bahsedildiğini tereddütsüz anlayabileceği biçimde yapılan hakaretler de bu kapsamda değerlendirilir. Buna karşılık isim belirtilmeden ve belirli bir kişiye yöneltildiği anlaşılmayan genel ifadeler matufiyet unsurunu taşımadığından hakaret suçunu oluşturmaz.

Gıyapta Hakaret, İhtilat Şartı ve Aleniyet Unsurunun WhatsApp Gruplarındaki Görünümü

WhatsApp gruplarında işlenen hakaret suçunun hukuki niteliği, mağdurun grubun üyesi olup olmamasına ve grubun büyüklüğüne göre köklü biçimde değişir. Mağdur hakaretin yapıldığı grupta bulunuyor ve mesajı doğrudan görebiliyorsa huzurda hakaret, grupta bulunmuyor ve mesajdan haberi yoksa gıyapta hakaret söz konusu olur. Bu ayrım, suçun unsurlarının ispatı ve cezanın belirlenmesi bakımından belirleyicidir.

En Az Üç Kişiyle İhtilat Koşulu

Mağdurun gıyabında (yokluğunda) işlenen hakaretin cezalandırılabilmesi, fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi koşuluna bağlıdır (TCK m.125/1 son cümle). WhatsApp özelinde bu, hakaret içeren mesajın en az üç kişiye veya en az üç kişinin bulunduğu bir gruba gönderilmesi anlamına gelir. Burada faile bu sayı dahil değildir; mağdurun yokluğunda en az üç kişinin hakareti öğrenmesi gerekir.

İhtilat unsuru salt sayısal bir tespitle değil, içeriğin gerçekten anlaşılıp anlaşılmadığıyla değerlendirilir. Yargıtay, sözlerin yalnızca duyulabilir veya görülebilir olmasını yeterli görmez; üçüncü kişilerin mesajı bizzat anlaması ve içeriğine vakıf olması aranır.

İhtilat unsurunun gerçekleşmesi için sözlerin sadece duyulabilir olması yeterli olmayıp muhatapların bizzat anlamaları ve vakıf olmaları gerekir (Y18CD-K.2016/15988).

Bu karar, WhatsApp grupları bakımından kritik bir sonuç doğurur: Bir grupta nominal olarak çok sayıda üye bulunsa dahi, mesajı fiilen okuyan ve içeriğini anlayan kişi sayısı belirleyicidir. Gruba kayıtlı olup mesajı hiç açmamış, içeriğine vakıf olmamış üyeler ihtilat sayısına dahil edilemez. Dolayısıyla "öğrenilebilir olması" değil, fiilen öğrenilmiş olması esas alınır. Bu nedenle gıyapta hakaret iddialarında, mesajı okuyan grup üyelerinin tanık olarak dinlenmesi ve içeriği gerçekten algılayıp algılamadıklarının tespiti zorunludur.

WhatsApp Grubunda Aleniyet ve Ceza Artırımı

Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda bir oranında artırılır (TCK m.125/4). Ancak her WhatsApp grubu mesajı otomatik olarak aleni sayılmaz. Aleniyet, grubun büyüklüğüne, kimlere açık olduğuna ve içeriğin belirsiz sayıda kişiye ulaşma olasılığına göre değerlendirilir.

Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre aleniyetin temel ölçütü, fiilin belirli olmayan ve birden fazla kişi tarafından algılanabilir olmasıdır:

Aleniyetin oluşması için hakaretin belirlenemeyen sayıda kişi ve herkes tarafından görülme, duyulma ve algılanabilme olasılığının bulunması, herhangi bir sınırlama olmaksızın herkese açık yerlerde işlenmesi gerekmektedir (Y4CD 2024/5063 E., 2024/14439 K.).

Bu ölçütün WhatsApp gruplarına uygulanması şu sonuçları doğurur:

  • Az sayıda kişiden oluşan, kişiye özel kapalı gruplarda aleniyet kabul edilmez; muhataplar belirli ve sınırlı olduğundan TCK m.125/4 artırımı uygulanamaz.
  • Geniş katılımlı, çok sayıda üyesi bulunan gruplarda içeriğin belirlenemeyen sayıda kişi tarafından görülme olasılığı doğduğundan aleniyet kabul edilebilir ve ceza altıda bir oranında artırılır.

Bu nedenle mahkemenin, ceza artırımına gitmeden önce grubun üye sayısını, niteliğini ve paylaşımın kimlere açık olduğunu somut olarak tespit etmesi gerekir. Kapalı ve izole mesajlaşma ortamlarında söylenen sözler için aleniyet artırımının otomatik uygulanması hukuka aykırıdır; her olay kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir.

İleti Yoluyla Hakarette İletme Kastı

WhatsApp mesajıyla işlenen hakaret, mağduru doğrudan muhatap aldığında huzurda hakaret gibi cezalandırılır (TCK m.125/2). Ancak ileti üçüncü bir kişiye gönderilmiş ve mağdur durumu tesadüfen öğrenmişse, suçun oluşması failin iletme (iletilme) kastıyla hareket etmesine bağlıdır. Failin, mesajın mağdura ulaşacağını bilmesi ve bunu istemesi gerekir.

Sanığın müştekinin gıyabında teyzesinin telefonuna hakaret içerikli mesaj gönderdiği, müştekinin bunu teyzesinden öğrendiği, dolayısıyla iletme kastıyla hareket etmediği gerekçesiyle mahkumiyet yerine beraat verilmesi gerektiğine hükmetmiştir (Y18CD 2019/12396).

Bu karar, WhatsApp üzerinden yapılan hakaretlerde failin iradesinin tespitinin ne kadar önemli olduğunu ortaya koyar. Mesaj üçüncü bir kişiye gönderilmiş ve mağdurun bunu öğrenmesi failce istenmemişse huzurda hakaret oluşmaz; bu durumda eylem ancak gıyapta hakaret kapsamında, en az üç kişiyle ihtilat şartının gerçekleşmesi halinde cezalandırılabilir. Failin iletme kastıyla, yani sözünün mağdura ulaştırılacağını öngörerek hareket ettiği hallerde ise üç kişiyle ihtilat şartı aranmaksızın TCK m.125/2 kapsamında huzurda hakaret oluşur. Bu nedenle soruşturmada failin mesajı hangi amaçla ve kime gönderdiğinin açıkça ortaya konulması belirleyicidir.

Dijital Delillerin Toplanması ve Ekran Görüntülerinin İspat Değeri

WhatsApp grubunda işlenen hakaret suçunun cezalandırılabilmesi, büyük ölçüde dijital delillerin hukuka uygun biçimde toplanmasına ve mahkemenin denetimine elverişli şekilde dosyaya kazandırılmasına bağlıdır. Ekran görüntüsü uygulamada en sık başvurulan delil olmakla birlikte, tek başına ekran görüntüsü çoğu zaman mahkumiyet için yeterli sayılmamaktadır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatları, içeriğin doğrulanabilirliğini, mesajın kim tarafından gönderildiğini ve delilin teknik bütünlüğünü mahkumiyetin temel koşulu olarak öne çıkarmaktadır.

Ekran Görüntüsü ve Noter (e-Tespit) Tespiti

Ekran görüntüsünün delil değeri, içeriğin sonradan denetlenebilir olmasıyla doğru orantılıdır. Yargıtay, cep telefonu mesajlarının yalnızca ekran görüntüsü veya fotokopi olarak sunulduğu, asıllarının telefonda bulunmadığı ve mesaj tespit tutanağının düzenlenmediği bir tehdit davasında, sanığın suçu işlediğinin sabit olmadığı yönündeki yerel mahkeme kararını hukuka uygun bulmuştur (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2020/27697 E., 2023/264 K.). Bu karar, salt ekran görüntüsüne dayanan iddiaların ispat gücünün zayıf olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Bu nedenle delillerin, içerik silinmeden veya değiştirilmeden kayıt altına alınması kritik önem taşır. Türkiye Noterler Birliği'nin e-tespit sistemi, internetteki içeriklerin URL bazlı tarama ile noter onayıyla tespit edilmesine olanak tanır. Bu yöntemle alınan tespit, içerik sonradan silinse dahi delil değerini koruyan resmi belge niteliği taşır. Mağdurun hakarete maruz kaldığı anda yapması gerekenler şunlardır:

  • Hakaret içeren mesajın ekran görüntüsünü, tarih ve saatin net görünmesini sağlayacak şekilde almak
  • Mümkünse içerik silinmeden önce e-noterlik (e-tespit) ile resmi tespit yaptırmak
  • Mesajın bulunduğu cihazı orijinal haliyle muhafaza etmek; çünkü asıllarının cihazda bulunması ispat açısından belirleyicidir

Ekran görüntülerinin diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi halinde mahkumiyete dayanak oluşturabildiği de görülmektedir. Nitekim WhatsApp mesajına ilişkin ekran görüntüsü ve sanığın açık ikrarıyla mahkumiyet onanmıştır (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2021/39599 E., 2024/12931 K.). Buna karşılık delilin teknik doğrulaması yapılmadığında, ekran görüntüsü tek başına kesin kanaat oluşturmaya elverişli sayılmaz.

Mesajın Kim Tarafından Gönderildiğinin Teknik Tespiti

WhatsApp mesajlarında en kritik mesele, mesajın gerçekten sanık tarafından gönderilip gönderilmediğinin teknik olarak ortaya konulmasıdır. Özellikle sanığın aidiyeti inkar ettiği durumlarda, mahkemenin yalnızca ekran görüntüsüyle yetinmesi hukuka aykırı kabul edilmektedir.

Yargıtay, sanık müdafiinin mağdurenin sanığın telefonunu ele geçirerek WhatsApp Web uygulamasındaki QR kodu okuttuğu ve sanığın hattından mesaj gönderdiği iddiası karşısında, mesajların kim tarafından, hangi konumdan, hangi cihazdan ve hangi IP adresinden gönderildiğinin tespit edilmesi gerektiğine hükmetmiştir. Bu teknik araştırma yapılmadan eksik gerekçeyle mahkumiyet kurulması, 5271 sayılı Kanun'un 230. maddesine aykırı bulunmuştur (Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2024/4261 E., 2025/929 K.).

Mesajların kim tarafından, hangi konumdan, Whatsapp Web yoluyla gönderilip gönderilmediği, hangi cihazdan erişildiği, konum ve IP adreslerinin tespit edilmesi gerekirken eksik gerekçeyle mahkumiyet kurulması, 5271 sayılı Kanun'un 230. maddesine aykırı bulunmuştur.

Bu karar, dijital iletişim delillerinde aidiyetin teknik olarak doğrulanmasının zorunlu bir adım olduğunu göstermektedir. WhatsApp grubunda yapılan bir hakarette, failin numarasının veya hesabının kendisine ait olduğunu kabul etmesi halinde delil seti güçlenirken; inkar halinde IP tespiti, cihaz incelemesi ve konum bilgisi gibi unsurların araştırılması şarttır.

CMK m.134 Kapsamında İnceleme ve Tutanak Zorunluluğu

WhatsApp ve Telegram gibi uygulamalardaki mesajların delil olarak kullanılabilmesi için CMK m.134 kapsamında usulüne uygun inceleme yapılması gerekir. Bu inceleme için hakim kararı ya da gecikmesinde sakınca bulunan hallerde süresinde hakim onayına sunulmak üzere Cumhuriyet savcısının yazılı emri zorunludur. İnceleme sonucunda mesajlaşma kayıtlarının görüşme tarih ve saatleri belirtilerek, ekran görüntülerine de yer verilen ve denetime elverişli ayrıntılı bir tutanağa bağlanması gerekir.

Yargıtay, WhatsApp yazışmalarının Cumhuriyet savcısı huzurunda yalnızca özet halinde ifade tutanağına geçirilmesini yeterli görmemiştir. CMK m.217/1 uyarınca hakimin kararını ancak duruşmada tartışılmış delillere dayandırabileceği, dolayısıyla mesajların CMK m.134 kapsamında görüşme tarih ve saatleri belirtilerek ayrıntılı diyaloglar ve ekran görüntüleriyle denetime olanak verecek şekilde tutanağa bağlanması gerektiği vurgulanmıştır (Yargıtay 10. Ceza Dairesi K.2021/5922).

Dijital delil zincirinin titizlikle kurulması, hukuka aykırı elde edilen delillerin yargılama dışı bırakılma riski açısından da belirleyicidir. Sanığın rızası bulunsa dahi kolluk görevlilerinin telefon içeriğini hakim kararı veya savcı emri olmaksızın kayıt altına alması hukuka aykırı delil sayılır. Bu nedenle WhatsApp grubunda işlenen hakaret suçunda mağdurun delillerini e-tespit ile belgelemesi, savcılığın ise CMK m.134 kapsamında usulüne uygun cihaz incelemesi yaptırması, delillerin mahkemede geçerli sayılması için zorunlu adımlardır.

Şikayet Süreci, Hak Düşürücü Süreler ve Görevli Mahkeme

WhatsApp grubunda yapılan hakaretin cezalandırılması, suç unsurlarının varlığı kadar usule ilişkin kuralların eksiksiz işletilmesine de bağlıdır. Mağdurun hangi süre içinde, nereye ve hangi delillerle başvuracağı; suçun şikayete tabi olup olmadığı ve hangi mahkemenin yargılama yapacağı, sürecin sonucunu doğrudan belirler. Hak düşürücü sürenin kaçırılması, en güçlü delillerin dahi bir işe yaramamasına yol açar.

Şikayet Süresi ve Yetkili Savcılık

Hakaret suçunun temel hali şikayete tabidir. Mağdur, faili ve fiili öğrendiği tarihten itibaren 6 ay içinde şikayet hakkını kullanmak zorundadır (TCK m.73/2). Bu süre hak düşürücü nitelikte olup, sürenin geçirilmesi halinde dava açma hakkı tümüyle ortadan kalkar ve ceza davası düşer.

WhatsApp grubunda gerçekleşen hakaretlerde öğrenme tarihinin tespiti özel önem taşır. Mağdurun mesajla ilk kez karşılaştığı an, sürenin başlangıcı olarak kabul edilir. Bu nedenle:

  • 6 aylık öğrenme süresi, mağdurun hem hakareti hem de faili öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
  • Fiil sonradan öğrenilse dahi, şikayet süresi fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren her halde iki yılı geçemez (TCK m.73/2). Yani gruptaki mesaj iki yıldan eski ise, mağdur yeni öğrenmiş olsa bile şikayet hakkı sona ermiş sayılır.

Yetki bakımından ileti yoluyla işlenen hakaret suçunda yetkili savcılık, eylemden haberdar olunan, yani iletinin alındığı yer Cumhuriyet Başsavcılığıdır.

İleti yoluyla işlenen hakaret suçunda yetki, eylemden haberdar olunan yerdeki mahkemeye aittir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi-K.2020/2695).

Bu kural uyarınca, WhatsApp grubundaki hakaret mesajının mağdurun telefonuna ulaştığı yerdeki Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturmayı yürütmeye yetkilidir. Şikayet dilekçesinin doğru savcılığa verilmesi, gereksiz yetkisizlik kararlarıyla zaman kaybedilmesini önler. Dilekçeye e-tespit/noter onaylı ekran görüntülerinin ve mesajların alındığı tarih-saat bilgisinin eklenmesi, soruşturmanın hızlanmasını sağlar.

Önödeme, Uzlaştırma ve HAGB Uygulaması

Hakaret suçunda uzlaştırma yoluna gidilemez (CMK m.253/3). Bu suç, uzlaştırma kapsamı dışında bırakılmıştır.

Buna karşılık ileti yoluyla işlenen hakaret bakımından önödeme kurumu devreye girer. TCK m.125/2 kapsamında WhatsApp, SMS, e-posta veya DM yoluyla işlenen hakaret, önödeme hükümlerine tabidir. Fail, kendisine yapılan önödeme önerisini tebliğden itibaren on gün içinde yerine getirirse hakkında kamu davası açılmaz; dava açıldıktan sonra ödeme yapılırsa davanın düşmesine karar verilir. Önödeme, sürecin daha erken aşamada sonlandırılmasına imkan tanır.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) açısından ise hakaret suçu kendine özgü bir konumdadır. İnternetten veya WhatsApp üzerinden işlenen hakaret suçunda HAGB için zararın giderilmesi şartı aranmaz, çünkü bu suçta doğrudan maddi zarar oluşmaz ve manevi zarar HAGB değerlendirmesinde dikkate alınmaz. Sanık hakkında doğrudan adli para cezasına hükmedilmesi, hapis cezasının ertelenmesi veya HAGB kararı verilmesi mümkündür. Ancak hakaretin şantaj suçuyla birlikte işlendiği hallerde maddi zarar doğabileceğinden, bu durumda zararın giderilmesi koşulu gündeme gelir.

Görevli Mahkeme ve Dava Türleri

Hakaret suçundan kaynaklanan ceza davaları asliye ceza mahkemesinde görülür. Mağdurun aynı eylem nedeniyle iki ayrı dava yolu bulunmaktadır:

  • Ceza davası: Şikayet üzerine veya resen soruşturulan hallerde Cumhuriyet savcısı tarafından açılır ve asliye ceza mahkemesinde görülür.
  • Tazminat davası: Kişilik haklarına saldırı niteliği taşıyan hakaret, TMK m.24-25 kapsamında manevi tazminat davasına konu olabilir; bu dava asliye hukuk mahkemesinde açılır. Ceza ve hukuk davaları birbirini engellemez, ayrı ayrı yürütülebilir.

Şikayete bağlı olmayan haller bakımından ise durum farklıdır. Kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret (TCK m.125/3-a) ile kurul halinde çalışan kamu görevlilerine yönelik hakaret (TCK m.125/5) şikayete tabi değildir; savcılık bu suçları resen soruşturur. Bu hallerde 6 aylık şikayet süresi uygulanmaz; soruşturmanın TCK m.66/1-e uyarınca sekiz yıllık olağan dava zamanaşımı süresi içinde açılması gerekir. Dava zamanaşımını kesen bir işlemin bulunması halinde bu süre kanunda öngörülen oranda uzayabilir.

Sonuç ve Değerlendirme

WhatsApp grubunda işlenen hakaret, klasik hakaret suçunun dijital ortamdaki görünümü olup TCK m.125 kapsamında etkili biçimde cezalandırılabilir. Ancak sürecin başarısı, hem maddi hem usuli koşulların titizlikle yerine getirilmesine bağlıdır:

  • Mağdurun gıyabında işlenen hakarette en az üç kişiyle ihtilat koşulu aranır; mesajın en az üç kişinin bulunduğu gruba gönderilmesi bu unsurun gerçekleşmesi bakımından belirleyicidir.
  • Aleniyet unsuru (TCK m.125/4) her olay özelinde değerlendirilir; az kişili kapalı gruplarda aleniyet kabul edilmezken geniş katılımlı gruplarda ceza altıda bir oranında artırılabilir.
  • Ekran görüntüleri tek başına yeterli olmayabilir; mesajın kim tarafından gönderildiğinin teknik tespiti (CMK m.134), noter/e-tespit onayı ve denetime elverişli tutanak delil zincirini güçlendirir.
  • Şikayet hakkı 6 aylık öğrenme ve 2 yıllık azami süre içinde kullanılmalı, doğru savcılığa başvurulmalıdır.

Bu çerçevede mağdurların atması gereken ilk adım, hakaret içeriğini URL ve tarih bilgisiyle ekran görüntüsü olarak almak, mümkünse içerik silinmeden önce noter aracılığıyla e-tespit yaptırmak ve hak düşürücü süre dolmadan yetkili Cumhuriyet Başsavcılığına başvurmaktır. Delil zincirinin hukuka uygun biçimde kurulması, soyut ekran görüntülerinin somut ve denetlenebilir delillere dönüştürülmesi, hem ceza davasında mahkumiyet hem de hukuk davasında tazminat bakımından sürecin sonucunu doğrudan belirleyen en kritik aşamadır.

Yazar Görseli
Müellif

Av. Ali Haydar GÜLEÇ

Güleç Hukuk Bürosu'nda 9 yıldır yöneticilik ve avukatlık yapmaktadır.