
WhatsApp Grubunda Yapılan Hakaretlerde Şikayet Süreci
WhatsApp grupları gündelik iletişimin merkezine yerleştikçe, bu ortamlarda yapılan hakaretler de ceza yargılamasının sık karşılaşılan konularından biri haline geldi. Peki bir WhatsApp grubunda yapılan hakaret suç oluşturur mu? Ekran görüntüsü tek başına delil sayılır mı? Şikayet süresi ne kadar? Bu yazımızda, WhatsApp grubu hakaretlerinde şikayet sürecini, suçun unsurlarını ve dijital delillerin ispat değerini Yargıtay kararları ışığında ele alıyoruz.
WhatsApp Grubunda Hakaret Suçunun Yasal Dayanağı ve Unsurları
WhatsApp grupları üzerinden işlenen hakaretler, sanal bir ortamda gerçekleşmiş olmaları nedeniyle ceza hukukunun dışında kaldığı yönündeki yaygın algıya rağmen, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125. maddesi kapsamında doğrudan suç oluşturur. Dijital platformda yazılan bir ileti ile yüze karşı söylenen bir söz arasında hukuki sonuç bakımından fark bulunmamaktadır; belirleyici olan, kullanılan sözlerin kişinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edici nitelikte olup olmadığıdır.
Hakaret Suçunun Tanımı ve Cezası
Hakaret suçu iki ayrı biçimde işlenebilir: bir kimseye somut bir fiil veya olgu isnat etmek (örneğin "hırsızsın" demek) ya da sövmek suretiyle kişinin değerlerine saldırmak (örneğin "şerefsiz" demek). Her iki halde de korunan hukuki değer, kişinin şeref, haysiyet ve toplumdaki saygınlığıdır.
Suçun temel şekli (TCK m.125/1) uyarınca, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden ya da sövmek suretiyle saldıran kişi üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Hâkim, bu iki cezayı birlikte değil, ya hapis ya da adli para cezasından birini seçerek hükmeder ve hangi yaptırımın neden seçildiğini yasal ve yeterli gerekçeyle açıklamak zorundadır.
WhatsApp grubunda yapılan hakaretler bakımından kritik nokta, mağdurun gıyabında işlenen hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerektiğidir. Yani mesajın gönderildiği grupta mağdur dışında en az üç kişinin bulunması ve bu kişilerin hakareti bizzat öğrenmiş olması aranır.
İleti Yoluyla ve Gıyapta Hakaret Ayrımı
WhatsApp üzerinden işlenen hakaretin hukuki niteliğini belirleyen en önemli ayrım, mesajın doğrudan mağdura mı yoksa üçüncü kişilere mi gönderildiğidir.
TCK m.125/2 uyarınca, fiilin mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde de aynı ceza uygulanır. Buna göre:
- Mesaj doğrudan mağdura gönderilmişse (örneğin kişisel sohbette veya mağdurun da bulunduğu grupta açıkça onu hedef alarak), ileti yoluyla hakaret söz konusu olur ve bu, huzurda hakaret gibi cezalandırılır.
- Mesaj üçüncü kişilere ya da mağdurun bulunmadığı bir gruba gönderilmişse, gıyapta hakaret gündeme gelir ve cezalandırma için en az üç kişiyle ihtilat şartı aranır.
İleti yoluyla hakaretin huzurda hakaret gibi cezalandırılabilmesi için failin "iletme kastı" ile hareket etmesi, yani mağduru hedef aldığını bilmesi ve fiilin mağdur tarafından öğrenileceğini istemesi gerekir. Bu unsur uygulamada belirleyici olmaktadır.
Nitekim Yargıtay, sanığın katılanın kardeşine gönderdiği mesajda içeriğin katılana iletilmesini istediği olayda, bu durumu iletme kastı sayarak eylemi TCK m.125/2 kapsamında huzurda hakaret kabul etmiştir (Y4CD 2020/11488 E., 2021/10085 K.). Bu kararda, iletme kastıyla üçüncü kişiye gönderilen mesajda üç kişiyle ihtilat şartının aranmadığı vurgulanmıştır.
Buna karşılık, hakaret içeren mesajın tesadüfen mağdur tarafından öğrenildiği durumlarda iletme kastı bulunmaz. Yargıtay, sanığın müştekinin teyzesinin telefonuna gönderdiği hakaret içerikli mesajların müşteki tarafından teyzeden öğrenilmesinde iletme kastıyla hareket edilmediği gerekçesiyle mahkumiyet yerine beraat verilmesi gerektiğine hükmetmiştir (Y18CD-K.2019/12396).
WhatsApp grubu uyuşmazlıklarında mağdurun grupta etiketlenip etiketlenmediği de önem taşır; mağdurun açıkça hedef alınmadığı durumlarda matufiyet ve ihtilat unsurları mahkemece somut delillerle ayrı ayrı tartışılmalıdır.
Ayrıca TCK m.126 uyarınca, mağdurun ismi mesajda açıkça belirtilmese veya isnat üstü kapalı geçiştirilmiş olsa bile, sözlerin niteliği ve mağdurun şahsına yöneldiğinde duraksanmayacak bir durum (matufiyet) varsa hem isim belirtilmiş hem de hakaret açıklanmış sayılır. Bu nedenle grupta isim verilmeden yapılan ancak bağlamından kimi hedef aldığı anlaşılan hakaretler de suç kapsamında değerlendirilir.
Hakaret Sayılan ve Sayılmayan Sözler
Hangi sözlerin hakaret oluşturduğu kanunda tek tek sayılmamış olup, ölçüt sözün kişiyi rencide edici, değersizleştirici nitelikte olup olmadığıdır. Eylemin hakaret oluşturup oluşturmadığı, mağdurun öznel değerlendirmesiyle değil, eylemin objektif yapısı ile toplumda hâkim olan telakkiler, örf ve âdetlere göre belirlenir.
Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre hakaret oluşturan ifadeler şunlardır:
- "Şerefsiz", "haysiyetsiz", "geri zekâlı", "aptal", "salak", "müsvedde" gibi sövme niteliğindeki sözler
- Hayvan isimleriyle hitap etmek
- Kişinin fiziksel veya psikolojik özelliğine vurgu yapan ifadeler (örneğin görme engelliye "kör herif", topal birine "Allah'ın topal adamı")
- Yazı, şekil, görüntü veya emoji ile yapılan aşağılayıcı paylaşımlar
Buna karşılık hakaret oluşturmayan ifadeler de bulunmaktadır:
- Kaba ve nezaketsiz sözler ("terbiyesiz", "saygısız", "yalancı", "riyakâr")
- Beddua niteliğindeki ifadeler ("Allah belanı versin", "cehenneme kadar yolun var")
- Ağır eleştiri niteliğinde olup kişiyi küçük düşürmeye yönelik olmayan sözler
Önemli bir ayrım da isnat edilen fiilin gerçekliği bakımından ortaya çıkar: kişisel özellik dışında isnat edilen bir fiil ispatlanırsa suç oluşmaz; ancak daha önce hırsızlıktan sabıkalı bir kişiye dahi "sen hırsızsın" demek hakaret sayılır. WhatsApp grubunda bu unsurların her olay özelinde dikkatle değerlendirilmesi, suçun oluşup oluşmadığının belirlenmesinde temel rol oynar.
İhtilat Unsuru ve WhatsApp Grubunda Aleniyetin Değerlendirilmesi
WhatsApp grubunda yapılan hakaretin cezalandırılabilmesi, suçun mağdurun yüzüne karşı mı yoksa gıyabında mı işlendiğine göre farklı koşullara bağlanmıştır. Mağdurun gruba üye olmadığı, yani sözlerin onun yokluğunda söylendiği durumlarda devreye ihtilat unsuru girer. Bu unsurun varlığı, suçun oluşup oluşmadığını doğrudan belirler. Bunun yanında, grubun büyüklüğüne bağlı olarak aleniyet (TCK m.125/4) tartışması da gündeme gelir ve cezada artırım sonucunu doğurur.
En Az Üç Kişiyle İhtilat Şartı
Mağdurun grupta bulunmadığı hallerde işlenen hakaret, hukuki nitelik itibarıyla gıyapta hakaret sayılır. Türk Ceza Kanunu, gıyapta hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesini şart koşar (TCK m.125/1 son cümle).
WhatsApp grubu özelinde bu şart şu şekilde değerlendirilir:
- Hakaret içeren mesajın en az üç kişiye veya en az üç kişinin bulunduğu bir gruba gönderilmiş olması gerekir.
- Bu üç kişilik sayıya failin kendisi dahil değildir; yani fail dışında en az üç kişinin grupta bulunması aranır.
- Salt mesajın gruba düşmüş olması yeterli görülmez; muhatapların sözleri bizzat öğrenmiş, anlamış ve içeriğine vakıf olmuş olması gerekir.
Bu noktada önemli bir ayrıntı, ihtilatın yalnızca "öğrenilebilir" olmasının yetmemesidir. Yargıtay'ın yerleşik yaklaşımına göre üç kişinin sözleri bizzat algılaması ve anlaması aranır; örneğin grup üyelerinden birinin mesajı hiç görmemiş veya okumamış olması halinde bu kişi ihtilat sayısına dahil edilemez. Dolayısıyla iki kişilik bir WhatsApp grubunda ya da yalnızca iki kişinin bizzat okuduğu bir mesajda gıyapta hakaret suçu oluşmaz.
Gıyapta hakaret için muhatapların sözleri bizzat anlamaları gerektiği; ayrıca farklı tanıklar huzurunda 2-3 aylık zaman aralıklarıyla söylenen sözlerde suç işleme kararının yenilendiği, gerçek içtima kuralı uyarınca her eylemin ayrı değerlendirileceği belirtilmiştir (Yargıtay 21. Ceza Dairesi 2015/10184 E., 2017/1068 K.).
Bu karar, WhatsApp gruplarında farklı tarihlerde, belli zaman aralıklarıyla tekrarlanan hakaretlerin tek bir suç olarak değil, her eylemin ayrı suç olarak değerlendirilebileceğine işaret etmesi bakımından önemlidir. Aynı kişiye karşı aylar arayla söylenen hakaretlerde suç işleme kararının yenilendiği kabul edilebilir.
Grup Üye Sayısı ve Aleniyet (TCK m.125/4)
WhatsApp grubunda hakaret değerlendirilirken sıkça karıştırılan iki kavram, ihtilat ve aleniyettir. İhtilat suçun temel oluşumunu ilgilendirirken, aleniyet cezada artırım sebebidir. Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır (TCK m.125/4).
Aleniyetin gerçekleşmesi için aranan kriter nettir: hakaretin belirlenemeyen sayıda ve herkes tarafından görülme, duyulma, algılanma olasılığının bulunması gerekir. Bu çerçevede grup üye sayısı belirleyici bir ölçüt haline gelir:
- Sınırlı sayıda kişiden oluşan, kapalı WhatsApp gruplarında aleniyet oluşmayabilir. Belirli kişilerden meydana gelen, herkesin katılamayacağı özel bir grupta yapılan hakarette aleniyet unsuru kural olarak gerçekleşmez.
- Buna karşılık çok sayıda üyenin bulunduğu, geniş katılımlı gruplarda içeriğin belirsiz sayıda kişiye ulaşma olasılığı arttığından aleniyet tartışılır hale gelir.
Önemle vurgulamak gerekir ki TCK m.125/4 artırımı otomatik uygulanamaz. Her olay özelinde grubun büyüklüğü, üyelerin kimliği ve içeriğe erişim olanağı somut olarak değerlendirilmelidir.
Sosyal paylaşım sitesindeki paylaşımın herkes tarafından görülme olanağı bulunup bulunmadığının tespit edilmesi ve sonucuna göre aleniyetin değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2023/16997 E., 2026/1007 K.).
Bu karar, sosyal medya ve grup ortamlarında aleniyetin kendiliğinden kabul edilemeyeceğini, mahkemenin paylaşımın herkesçe görülebilir olup olmadığını araştırması gerektiğini ortaya koyar. Aynı ilke WhatsApp grupları için de geçerlidir: kapalı bir grupta otomatik aleniyet artırımı uygulanması bozma nedenidir.
İhtilatın İspatı ve Tanık Dinleme Zorunluluğu
Gıyapta hakaret suçunda ihtilat unsurunun gerçekleşip gerçekleşmediği, çoğunlukla grup üyelerinin tanıklığıyla ortaya konulur. Mesajları gören ve içeriğine vakıf olan grup üyelerinin beyanı, ihtilat sayısının ve niteliğinin belirlenmesinde belirleyicidir. Ancak bu beyanların hangi makam önünde alındığı kritik öneme sahiptir.
Kolluğun usulüne uygun tanık dinleme yetkisi bulunmadığından, ihtilat unsurunun ispatı için tanığın mahkemece dinlenmesinin zorunlu olduğu, kolluk ifadesiyle yetinilerek hüküm kurulamayacağı belirtilmiştir (Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2019/8104 E., 2020/4096 K.).
Bu karara göre ihtilat unsurunun ispatında kolluk ifadesiyle yetinilmesi yeterli değildir. İhtilat öğesinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti için ilgili tanıkların doğrudan mahkemece dinlenmesi gerekir. Yalnızca kolluk huzurunda alınan beyanlara dayanılarak mahkumiyet kurulması, eksik kovuşturma niteliğinde olup bozma sebebidir.
Bu durumun pratik sonuçları şunlardır:
- WhatsApp grubunda hakareti gören üyelerin mahkeme huzurunda tanık sıfatıyla dinlenmesi sağlanmalıdır.
- Mahkeme, en az üç kişinin sözleri bizzat okuduğunu ve anladığını tutanağa açık biçimde geçirmelidir.
- İhtilatın ne suretle oluştuğu, kanıtlarıyla birlikte açıklanıp tartışılmadan kurulan hükümler hukuka aykırı sayılır.
Sonuç olarak WhatsApp grubunda yapılan hakaretin cezalandırılabilmesi için ihtilat ve aleniyet unsurlarının somut delillerle ortaya konulması, gruptaki üye sayısının ve içeriğe erişim olanağının özenle değerlendirilmesi zorunludur. Bir sonraki bölümde, bu unsurların ispatında en kritik delil aracı olan ekran görüntülerinin ve dijital delillerin değeri ele alınacaktır.
Ekran Görüntülerinin ve Dijital Delillerin İspat Değeri
WhatsApp grubunda yapılan hakaretin ispatında en sık başvurulan delil, mesajın ekran görüntüsüdür. Ancak ceza yargılamasında ekran görüntüsünün tek başına mahkumiyete yeterli olup olmadığı, içeriğin doğrulanabilirliğine ve diğer delillerle desteklenip desteklenmediğine bağlıdır. Dijital içeriğin değiştirilebilir niteliği nedeniyle Yargıtay, salt ekran görüntüsüne dayanan mahkumiyetlerde teknik doğrulama aramaktadır.
Ekran Görüntüsünün Tek Başına Yeterliliği
Ekran görüntüsü ceza yargılamasında delil olarak kullanılabilir; ancak özellikle sanığın inkâr ettiği durumlarda tek başına yeterli kabul edilmemektedir. Yargıtay, mesajın aslının bulunmadığı ve teknik incelemeyle doğrulanamadığı hallerde şüpheden sanık yararlanır ilkesini uygulamaktadır.
Yalnızca ekran görüntüsü sunulması, mağdurun telefonunda asıllarının bulunmaması ve mesaj tespit tutanağının olmaması durumunda bu deliller yeterli kabul edilmemiş ve beraat kararı onanmıştır (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2020/27697 E., 2023/264 K.).
Bu karar, çıktıların fotokopiden ibaret olduğu, asılların mağdurun telefonunda mevcut olmadığı ve mesaj tespit tutanağının düzenlenmediği bir tehdit davasına ilişkindir. Yargıtay, suçun sabit olmadığına dair yerel mahkeme kararını hukuka uygun bulmuştur. Buradan çıkan sonuç açıktır: WhatsApp grubunda hakarete maruz kalan mağdur, yalnızca ekran fotoğrafı sunmakla yetinmemeli, mesajların aslını cihazında muhafaza etmeli ve içeriği denetime elverişli biçimde belgelendirmelidir.
Buna karşın ekran görüntüsü, diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde mahkumiyete dayanak olabilmektedir.
WhatsApp ekran görüntüsü ve sanığın açık ikrarıyla kurulan hakaret mahkumiyeti yerinde bulunmuştur (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2021/39599 E., 2024/12931 K.).
Bu karar, ekran görüntüsünün ikrar gibi destekleyici delillerle birleştiğinde kesin kanaat oluşturduğunu ortaya koymaktadır. Dolayısıyla ekran görüntüsünün ispat gücü, yanında yer alan ikrar, tanık beyanı veya teknik tespit gibi unsurlarla doğru orantılıdır.
Mesajların Kim Tarafından Gönderildiğinin Tespiti
WhatsApp grubu hakaretlerinde en kritik tartışma, mesajın gerçekten sanık tarafından mı gönderildiğidir. Hattın veya hesabın aidiyeti tek başına failin tespiti için yeterli olmayabilir; çünkü bir hesap üzerinden farklı cihazlardan mesaj gönderilmesi teknik olarak mümkündür.
Sanık müdafiinin, mağdurenin sanığın telefonunu ele geçirdiği kısa sürede WhatsApp Web uygulamasındaki QR kodu okutarak sanığın hattından mesaj gönderebileceği iddiası karşısında; mesajların kim tarafından, hangi konumdan, WhatsApp Web yoluyla gönderilip gönderilmediği, hangi cihazdan erişildiği, konum ve IP adreslerinin tespit edilmesi gerekirken eksik gerekçeyle mahkumiyet kurulması, 5271 sayılı Kanun'un 230. maddesine aykırı bulunmuştur (Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2024/4261 E., 2025/929 K.).
Bu karar, WhatsApp Web üzerinden QR kod okutularak başkasının hattından mesaj gönderilebileceği gerçeğini hukuki bir kuşku olarak kabul etmektedir. Mahkeme, mesajların hangi cihaz, konum ve IP adresinden gönderildiğini tespit etmeden mahkumiyet kuramaz. Bu nedenle WhatsApp grubu hakaretlerinde, hesabın aidiyetinin yanı sıra erişim IP'sinin ve cihaz bilgilerinin teknik olarak doğrulanması zorunludur.
CMK m.134 Kapsamında Tutanağa Bağlama
Dijital delillerin hukuka uygun şekilde elde edilmesi ve denetime elverişli hale getirilmesi, CMK m.134 kapsamında düzenlenen usule tabidir. WhatsApp mesajlarının yalnızca özet halinde ifade tutanağına geçirilmesi yeterli görülmemektedir.
CMK m.217/1 uyarınca hâkim, kararını ancak duruşmada tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu nedenle WhatsApp yazışmalarının görüşme tarih ve saatleri belirtilerek, ayrıntılı diyaloglar ve ekran görüntüleriyle denetime olanak verecek şekilde tutanağa bağlanması gerekir (Y10CD-K.2021/5922). Cihaz üzerinde yapılacak inceleme ise hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle mümkündür; aksi halde elde edilen veri hukuka aykırı delil sayılır.
Delillerin baştan itibaren güvenli biçimde toplanması da büyük önem taşır. Bu noktada öneriler şunlardır:
- Ekran görüntüsü alınırken tarih ve saatin net görünmesi sağlanmalıdır.
- Mesajın aslı silinmeden cihazda muhafaza edilmelidir.
- İçerik silinme riskine karşı, Türkiye Noterler Birliği'nin e-tespit hizmeti ile URL bazlı tarama yapılarak içeriğin noter onaylı kesin tespiti sağlanmalıdır.
- Mümkünse dosyaların hash değeri alınarak bütünlüğün korunduğu belgelendirilmelidir.
e-tespit yöntemi, içerik silinmiş veya değiştirilmiş olsa dahi delil değerini koruyan resmi belge niteliği taşır. Bu sayede WhatsApp grubunda yapılan hakaret içeriği, ekran görüntüsü, URL, tarih ve saat bilgisiyle birlikte denetime elverişli ve hukuken sağlam bir delil seti olarak savcılığa sunulabilir.
Şikayet Süresi, Başvuru Süreci ve Yetkili Merci
WhatsApp grubunda hakarete maruz kalan kişinin hakkını koruyabilmesi, yalnızca delillerin doğru toplanmasına değil, aynı zamanda şikayet süresinin kaçırılmamasına bağlıdır. Hakaret suçunun temel şekli şikayete bağlı olduğundan, sürenin geçirilmesi dava açma hakkının tamamen ortadan kalkması sonucunu doğurur. Bu nedenle WhatsApp grubunda yapılan hakaretin tespit edildiği an, hem delil tespiti hem de hukuki başvuru bakımından kritik öneme sahiptir.
Altı Aylık Hak Düşürücü Şikayet Süresi
Hakaret suçunun temel şekli şikayete bağlıdır. Mağdur, faili ve fiili öğrendiği tarihten itibaren 6 ay içinde şikayette bulunmak zorundadır (TCK m.73/2). Bu süre hak düşürücü nitelikte olup, geçirilmesi halinde mağdurun şikayet hakkı sona erer ve kamu davası açılamaz.
Altı aylık süre, mağdurun WhatsApp grubundaki hakaret içerikli mesajı ve bu mesajı gönderen kişiyi öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Ancak süre bakımından mutlak bir üst sınır da bulunmaktadır: Fiil sonradan öğrenilse bile şikayet süresi, fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren her halde iki yılı geçemez (TCK m.73/2). Dolayısıyla mesajın gönderildiği tarihten itibaren iki yıl içinde öğrenilmemiş bir hakaret bakımından şikayet hakkı kullanılamaz.
Öğrenme tarihinin ispatı uygulamada önem taşır. WhatsApp grubu hakaretlerinde öğrenme tarihi, ekran görüntüsünün alındığı an, mesajın okunduğu zaman dilimi veya mağdurun beyanı ile temellendirilir. Bu nedenle mağdurun, içeriği fark ettiği tarihi ve ilgili ekran görüntülerini kayıt altına alması, sürenin işlemeye başladığı anı kanıtlamak bakımından kritik öneme sahiptir.
Şikayet Başvurusu ve Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı
İnternet ve sosyal medya üzerinden işlenen hakaret suçlarında şikayet, Cumhuriyet Başsavcılığı'na verilecek bir dilekçe ile veya kolluk birimleri aracılığıyla yapılır. İnternet ortamında işlenen bu tür suçlar, mağdurun ikametinin bulunduğu yer Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturulabildiğinden, dilekçenin doğru savcılığa verilmesi büyük önem taşır.
Şikayet dilekçesinde:
- Suça konu mesajların ekran görüntüleri, URL bilgisi, tarih ve saati,
- Hakaret eden kişinin kimliği biliniyorsa kimlik bilgileri, bilinmiyorsa telefon numarası veya kullanıcı bilgileri,
- Failin kimliğinin operatör şirketten veya ilgili platformdan müzekkere yazılarak tespit edilmesi talebi,
açıkça belirtilmelidir. Failin telefon numarasının bilinmesi (örneğin WhatsApp grubu üyeliği üzerinden), kimliğin tespitini büyük ölçüde kolaylaştırır.
İleti yoluyla işlenen hakaret suçunda yetki bakımından özel bir kural geçerlidir: Yetkili merci, eylemden haberdar olunan yerdeki mahkemedir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi K.2020/2695). Bu, WhatsApp grubu gibi dijital ortamlarda işlenen hakaretlerde mağdurun fiili öğrendiği yer mahkemesinin yetkili olabilmesi bakımından pratik kolaylık sağlar.
Şikayete Tabi Olmayan Nitelikli Hal: Kamu Görevlisine Hakaret
Hakaretin her hali şikayete tabi değildir. Kamu görevlisine görevinden dolayı işlenen hakaret nitelikli hal olup cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz (TCK m.125/3-a). Bu nitelikli hal şikayete tabi olmaktan çıkar; savcılık resen soruşturma açar ve dava en geç 8 yıllık dava zamanaşımı süresi içinde açılır. Dolayısıyla bir WhatsApp grubunda bir kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret edilmesi halinde, mağdurun şikayeti olmasa dahi soruşturma yürütülür.
Uzlaştırma, Önödeme ve Görevli Mahkeme
WhatsApp grubu hakaretlerinde uygulanacak ceza muhakemesi kurumları, fiilin işleniş biçimine göre farklılık gösterir.
Uzlaştırma bakımından: İleti yoluyla işlenen hakarette (TCK m.125/2) uzlaştırma hükümleri uygulanmaz (CMK m.253/3). WhatsApp mesajı ileti yoluyla hakaret kapsamında değerlendirildiğinden, bu eylemler uzlaştırma yoluna gidilemeyen suçlardandır.
Önödeme bakımından: İleti yoluyla işlenen hakaret için önödeme hükümleri uygulanır. Kamu görevlisine hakaret hali (m.125/3-a) hariç olmak üzere diğer hallerde önödeme kapsamına girilir; failin tebliğden itibaren belirlenen süre içinde önödeme miktarını ödemesi halinde kamu davası açılmaz.
Görevli mahkeme: Hakaret suçuna ilişkin yargılama asliye ceza mahkemesinde yapılır.
Haksız Tahrik ve Karşılıklı Hakaret İndirimi
WhatsApp grubu tartışmalarında hakaretler çoğu zaman karşılıklı gelişir. Bu durumda lehe hükümler devreye girer. Hakaretin haksız bir fiile tepki olarak işlenmesi halinde ceza üçte birine kadar indirilebilir veya ceza vermekten vazgeçilebilir (TCK m.129). Karşılıklı hakaret halinde (TCK m.129/3) taraflardan biri veya her ikisi için ceza indirilebilir ya da kaldırılabilir; karşılıklı hakaretin aynı zaman diliminde gerçekleşmesi de şart değildir. Grup içindeki bir tartışmada her iki tarafın da hakaret etmesi durumunda, olayın çıkış sebebi ile haksız davranışların öncelik-sonralık ve etki-tepki durumu mahkemece değerlendirilir.
Sonuç
WhatsApp grubunda yapılan hakaretler, TCK m.125 kapsamında ceza yaptırımına bağlanmış olup, fiilin en az üç kişiyle ihtilat edilerek işlenmesi koşuluyla gıyapta hakaret hükümlerine tabidir. Bu suçta sonuç almanın anahtarı; mesajların kim tarafından gönderildiğinin teknik olarak tespiti, ekran görüntülerinin URL ve tarih bilgisiyle güçlendirilmesi ve mümkünse e-tespit yöntemiyle delillerin korunmasıdır. Ekran görüntüsünün tek başına yeterli sayılmadığı, ikrar veya teknik doğrulama gibi destekleyici delillerle birlikte değerlendirildiği Yargıtay uygulamasında açıkça görülmektedir. Mağdurun, faili ve fiili öğrendiği tarihten itibaren 6 aylık hak düşürücü süre içinde yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurması, hakkın korunması bakımından zorunludur. Delillerin doğru toplanması ve sürenin kaçırılmaması, WhatsApp grubu hakaretlerinde adaletin sağlanması için belirleyici unsurlardır.