Trafik Kazasında Karşı Taraf Sigortası Ödeme Yapmıyorsa

Trafik Kazasında Karşı Taraf Sigortası Ödeme Yapmıyorsa

Trafik kazası mağdurları için karşı taraf sigortasının ödeme yapmaması veya eksik ödeme yapması ciddi bir hak kaybı riskidir. Bu rehberde, sigorta şirketine zorunlu başvuru şartından Sigorta Tahkim Komisyonu'nun hızlı çözüm yollarına, tazminat davalarındaki güncel limitlerden zamanaşımı sürelerine kadar tüm yasal süreçleri uzman bir bakış açısıyla ele alıyoruz.

Sigorta Şirketine Yazılı Başvuru Zorunluluğu ve Dava Şartı

Trafik kazalarından kaynaklanan maddi ve bedeni zararların tazmini sürecinde, zarar görenlerin hak kayıplarını önlemek ve yargı organlarının üzerindeki iş yükünü hafifletmek amacıyla kanun koyucu tarafından belirli usuli yükümlülükler getirilmiştir. Bu doğrultuda, uyuşmazlıkların mahkeme veya tahkim aşamasına taşınmasından önce sigorta şirketine başvuru yapılması yasal bir zorunluluk ve tamamlanması gereken bir dava şartıdır. Bu sürecin temel hukuki dayanaklarını 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri oluşturmaktadır.

Zorunlu Başvuru Usulü

Zarar gören kişilerin doğrudan dava açma hakları, yapılan yasal düzenlemelerle belirli bir usule bağlanmıştır. 6704 Sayılı Kanun m.5 ile 2918 Sayılı KTK m.97 hükmünde yapılan değişiklik uyarınca, zarar görenlerin zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında dava açmadan veya 5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu çerçevesinde Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurmadan önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması zorunlu hale getirilmiştir. Bu başvuru, sigorta hukukunda "dava şartı" niteliğindedir.

Yazılı başvuru usulü; noter vasıtasıyla çekilecek bir ihtarname, iadeli taahhütlü posta, kargo alındısı veya evrak kayıt sureti gibi ispat gücü yüksek yöntemlerle ya da doğrudan sigorta şirketinin resmi e-posta adresine güvenli yollarla iletilecek bir dilekçe ile gerçekleştirilmelidir. Başvuru sahibinin gerçek kişi olması halinde kimlik belgesi fotokopisi, tüzel kişi olması halinde ise imza sirküleri ve yetki belgesi gibi evrakların eklenmesi zorunludur. Ayrıca uyuşmazlığın niteliğine göre kaza tespit tutanağı, ekspertiz raporu, hasar fotoğrafları, tedavi gideri faturaları veya ölümlü kazalarda veraset ilamı gibi destekleyici belgelerin de başvuru dilekçesine eklenmesi gerekmektedir.

Bu zorunlu başvuru yapılmadan doğrudan Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açılması veya Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulması halinde, mahkeme davayı doğrudan reddetmemektedir. HMK m.115/2 hükmü gereğince, sigorta şirketine başvuru eksikliği giderilebilir bir dava şartı olarak kabul edilir. Bu durumda mahkeme, davacı tarafa bu eksikliği tamamlaması için kesin süre verir.

"İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi’nin 14/02/2019 T., 2019/393 E. ve 2019/171 K. sayılı kararında; KTK m. 97 uyarınca getirilen başvuru koşulunun tamamlanabilir bir dava şartı olduğu, kesin süre içinde başvuru yapılıp 15 günlük cevap süresi beklendikten sonra davanın esasına girilmesi gerektiği, aksi halde davanın usulden reddedileceği hüküm altına alınmıştır."

Bu karar, usul ekonomisi ilkesinin bir yansıması olup, davanın hemen usulden reddedilerek hak sahiplerinin tekrar yargılama gideri ödemesinin önüne geçmektedir. Mahkemenin verdiği kesin süre içinde sigorta şirketine müracaat edilmeli ve kanuni bekleme süresi dolduktan sonra yargılamaya devam edilmelidir.

Cevap Süreleri ve Uyuşmazlığın Doğumu

Sigorta şirketine yapılan yazılı başvurunun ardından, şirketin iddia edilen zararı değerlendirip karara bağlaması için kanunen belirlenmiş belirli süreler bulunmaktadır. 2918 Sayılı KTK m.97 uyarınca, sigorta şirketi kendisine yapılan yazılı başvuruya tebliğ tarihinden itibaren en geç 15 Gün içinde yazılı olarak cevap vermekle yükümlüdür.

Trafik sigortası dışındaki diğer ihtiyari sigorta branşlarında ise süreç 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu hükümlerine tabidir. Bu kanun uyarınca, ilgili branşlardaki sigorta uyuşmazlıklarında sigorta şirketinin cevap verme süresi 15 İş Günü olarak belirlenmiştir. Ancak karayolu üzerinde meydana gelen trafik kazalarındaki zorunlu mali sorumluluk sigortası uyuşmazlıklarında, sonraki tarihli ve özel kanun niteliğinde olan Karayolları Trafik Kanunu’ndaki 15 Günlük süre esas alınmaktadır.

Sigorta şirketinin bu süreler içinde hiç cevap vermemesi, talebi kısmen kabul edip eksik ödeme yapması veya talebi tamamen reddetmesi durumunda hukuki anlamda "uyuşmazlık" doğmuş kabul edilir. Mağdur, bu aşamadan sonra Asliye Ticaret Mahkemesinde tazminat davası açma veya Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurma hakkını kazanır.

Uygulamada sigorta şirketleri, eksik belge sunulduğu veya maluliyet raporunun yetersiz olduğu gerekçesiyle süreci uzatma yoluna gidebilmektedir. Ancak yargı organları bu durumun hak aramayı engellememesi gerektiği görüşündedir.

"İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi’nin 28/12/2018 T., 2018/4018 E. ve 2018/1880 K. sayılı kararında, sigorta şirketinin maluliyet raporunun yetersizliği gerekçesiyle talebi karşılamaması durumunun KTK m. 97 kapsamında verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olarak değerlendirilmesi gerektiği ve dava şartının gerçekleşmiş sayılacağı karara bağlanmıştır."

Bu karar göstermektedir ki, sigorta şirketinin belgelerin yetersizliğini ileri sürerek ödeme yapmaktan kaçınması, kanunun aradığı uyuşmazlık koşulunu yerine getirmekte ve zarar gören tarafa dava açma hakkı tanımaktadır. Dolayısıyla, sigorta şirketinin süreci sürüncemede bırakan her türlü olumsuz veya yetersiz yanıtı, dava şartının gerçekleştiğinin kanıtı olarak kabul edilmektedir.

Sigorta Tahkim Komisyonu Başvuru Süreci ve Karar Limitleri

Sigorta sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıkların hızlı, etkin ve daha düşük maliyetle çözümlenmesi amacıyla yapılandırılan alternatif çözüm mekanizmalarının başında Sigorta Tahkim Komisyonu gelmektedir. Ülkemizde sigorta hukuku uyuşmazlıklarında uzmanlaşmış hakem heyetleri vasıtasıyla yargılama yapan bu merci, özellikle mahkemelerin iş yükünü azaltmakta ve hak sahiplerinin tazminat taleplerine kısa sürede kavuşmasını sağlamaktadır. Komisyonun kuruluşu, işleyişi ve uyuşmazlık çözüm yetkisi 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu kapsamında düzenlenmiştir.

Tahkim Başvuru Şartları

Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuruda bulunabilmek için kanun koyucu birtakım ön şartlar ve usuli kurallar öngörmüştür. Bu şartların eksiksiz yerine getirilmesi, başvurunun esastan incelenebilmesi için zorunludur:

  • Sigorta Kuruluşuna Yazılı Başvuru Zorunluluğu: Uyuşmazlığın Komisyona taşınabilmesi için öncelikle ilgili sigorta kuruluşuna yazılı olarak başvurulmuş olması gerekir. Sigorta şirketi, yapılan bu başvuruya trafik sigortalarında 15 gün, diğer sigorta branşlarında ise 15 iş günü içinde yazılı cevap vermekle yükümlüdür. Bu süreler içinde cevap verilmemesi veya verilen cevabın talebi karşılamaması (kısmen veya tamamen reddedilmesi) halinde uyuşmazlık doğmuş kabul edilir ve Komisyona başvuru hakkı kazanılır.
  • Derdestlik Şartı: Uyuşmazlık konusu alacağın daha önce mahkemeye, Tüketici Sorunları Hakem Heyetine veya Hukuk Muhakemeleri Kanunu çerçevesinde başka bir tahkim yoluna intikal ettirilmemiş olması gerekir. Aynı uyuşmazlık hakkında devam eden bir dava veya kesinleşmiş bir karar bulunması durumunda tahkim başvurusu reddedilir.
  • Zaman Bakımından Yetki ve Üyelik Koşulu: İhtiyari sigortalarda uyuşmazlığın çözülebilmesi için ilgili sigorta kuruluşunun tahkim sistemine üye olması veya rizikonun kuruluşun üyelik tarihinden sonra gerçekleşmesi aranır. Ancak zorunlu sigortalar (örneğin Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası) bakımından özel bir istisna getirilmiştir. Zorunlu sigortalarda, ilgili kuruluşun tahkim sistemine üye olup olmadığına bakılmaksızın, 18.04.2013 tarihinden sonra gerçekleşen tüm uyuşmazlıklar için Komisyona başvuru yapılması mümkündür.
  • Temsil Yetkisi: Başvurular şahsen, kanuni temsilci vasıtasıyla veya baroya kayıtlı bir avukat aracılığıyla gerçekleştirilebilir. Avukat vasıtasıyla yapılacak başvurularda sunulacak vekaletnamenin, alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına veya doğrudan Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru yetkisini içeren özel bir yetki barındırması yasal bir gerekliliktir.

Komisyona sunulan dosyalar öncelikle raportörler tarafından 15 günlük bir ön inceleme sürecine tabi tutulur. Ön inceleme aşamasını geçen ve usulüne uygun bulunan dosyalar bağımsız sigorta hakemlerine iletilir. Hakemlerin, kendilerine tevdi edilen dosyaları en geç 4 ay içinde karara bağlaması kanuni bir zorunluluktur. Bu süre, yargılamanın hızlı sonuçlanması ilkesinin en somut güvencesidir.

Kesinlik ve Temyiz Sınırları

Sigorta hakemleri tarafından verilen kararların hukuki niteliği ve bu kararlara karşı başvurulabilecek kanun yolları, uyuşmazlığa konu olan parasal sınırlara göre kademeli olarak belirlenmiştir:

  • Kesinlik Sınırı (35.000,00-TL altı): Hakemler tarafından verilen ve uyuşmazlık tutarı 35.000,00-TL'ye kadar olan kararlar kesin niteliktedir. Bu tutarın altındaki kararlara karşı Komisyon nezdinde itiraz yoluna başvurulması mümkün değildir.
  • İtiraz Sınırı (35.000,00-TL ve üzeri): Karar verilen uyuşmazlık tutarının 35.000,00-TL ve üzerinde olması durumunda, taraflar kararın kendilerine bildirilmesinden itibaren 10 gün içinde Komisyon nezdinde İtiraz Hakem Heyetine itiraz edebilirler. İtiraz üzerine verilen kararlar, eğer belirlenen parasal sınırların altında kalıyorsa kesinleşir.
  • Temyiz Sınırı (383.000,00-TL üzeri): İtiraz Hakem Heyetinin itiraz üzerine vermiş olduğu kararlara karşı doğrudan temyiz yoluna gidilebilmesi için uyuşmazlık tutarının en az 383.000,00-TL olması şarttır. Bu tutarın üzerindeki uyuşmazlıklarda İtiraz Hakem Heyeti kararlarına karşı Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açıktır.

Yabancı para cinsinden talep edilen tazminat miktarlarında, başvuru ücretleri ve sınırların belirlenmesinde başvuru tarihindeki T.C. Merkez Bankası döviz satış kuru esas alınır. Hakemlerin yargılama giderleri ve vekalet ücretine ilişkin kararları da Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri dairesinde hüküm altına alınmaktadır. Son olarak, Sigorta Tahkim Komisyonunun sigorta şirketlerine idari para cezası verme veya lisans iptali gibi bir cezalandırma yetkisi bulunmamakta; bu denetim ve cezalandırma yetkisi Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğü ile Sigorta Denetleme Kurulunun uhdesinde yer almaktadır.

Tazminat Davalarında Temerrüt ve Faiz Esasları

Trafik kazalarından kaynaklanan maddi ve bedeni zararların tazmini süreçlerinde, borçlu sigorta şirketinin hangi tarihte temerrüde düşeceği ve tazminat alacağına uygulanacak faiz başlangıç tarihi, taraflar arasındaki en önemli uyuşmazlık konularından birini oluşturmaktadır. Bu süreçte 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri esas alınarak temerrüt ve faiz esasları belirlenmektedir.

Sigorta Şirketinin Temerrüdü

Trafik kazaları haksız fiil niteliğinde olduğundan, kazaya sebebiyet veren sürücü ve araç işleteni ihtar şartı aranmaksızın kaza tarihi itibarıyla doğrudan temerrüde düşmektedir. Ancak sigorta şirketlerinin hukuki sorumluluğu ve temerrüt başlangıcı için kanun koyucu tarafından özel bir düzenleme öngörülmüştür. Sigorta şirketinin tazminat ödeme yükümlülüğü ve dolayısıyla temerrüt süreci, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 99. maddesi (KTK m.99) çerçevesinde şekillenmektedir.

KTK m.99 uyarınca, sigortacının temerrüde düşürülebilmesi için zarar görenin kaza veya zarara ilişkin gerekli belgelerle birlikte sigorta şirketine yazılı başvuruda bulunması zorunludur. Kanun, bu belgelerin sigorta şirketinin merkez veya şubelerinden birine ulaştığı tarihten itibaren sigortacıya 8 iş günü ödeme süresi tanımıştır. Gerekli belgelerin teslim edilmesine rağmen bu 8 iş günlük süre içinde ödeme yapılmaması durumunda, sigorta şirketi kendiliğinden temerrüde düşer ve bu sürenin dolmasını takip eden gün itibarıyla temerrüt faizi işlemeye başlar.

Eğer bu başvuru süreci ve sonraki hukuki adımlar hak sahiplerinin vekilleri aracılığıyla yürütülüyorsa, vekaletnamelerin içeriği usul hukuku açısından kritik bir öneme sahiptir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 74. maddesi (HMK m.74) gereğince, vekaletnamede alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına veya doğrudan Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvuru yapabilmek için avukata verilmiş özel yetki bulunması şarttır. Özel yetki içermeyen vekaletnamelerle yapılan başvurular usulden reddedilme riski taşımaktadır.

Yargıtay İçtihatları ve Faiz Başlangıcı

Yargıtay’ın yerleşik kararları, sigorta şirketlerinin kaza tarihi itibarıyla değil, ancak usulüne uygun bir başvuru ve KTK m.99'da öngörülen sürenin dolmasıyla faizden sorumlu tutulabileceğini açıkça ortaya koymaktadır. Sigortacının temerrüdü için dava öncesi başvuru şartının yerine getirilmesi ve yasal sürenin beklenmesi kümülatif bir zorunluluktur.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, sigorta şirketinin faiz sorumluluğunun başlaması için usulüne uygun başvuru yapılması gerektiğine ilişkin sınırları şu kararı ile çizmiştir:

"Sigortacının faizden sorumlu tutulabilmesi için usulüne uygun başvuru ve 8 iş günlük sürenin dolması şarttır."
(HGK. E. 2003/10-576 K. 2003/543)

Bu doğrultuda, dava açılmadan veya Sigorta Tahkim Komisyonu'na müracaat edilmeden önce sigorta şirketine usulüne uygun ve gerekli belgeleri içeren bir başvuru yapıldığı ispatlanamazsa, sigorta şirketi bakımından temerrüt faizine ancak dava tarihinden itibaren hükmedilebilmektedir.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi de haksız fiilin diğer failleri ile sigorta şirketi arasındaki bu temerrüt ayrımını ve sigorta şirketine tanınan imtiyazlı rejimi şu kararı ile teyit etmiştir:

"Sigorta şirketleri için KTK m.99 uyarınca özel bir temerrüt rejimi öngörülmüştür."
(17.HD. E.2010/551 K.2010/4080)

Bu özel temerrüt rejiminin sonuçları şu şekilde özetlenebilir:

  • Başvuru Varlığında Faiz Başlangıcı: Davadan önce gerekli belgelerle sigorta şirketine başvurulmuşsa, faiz başlangıcı başvuruyu takip eden 8 iş günlük sürenin bittiği temerrüt tarihidir.
  • Başvuru Yokluğunda Faiz Başlangıcı: Davadan önce usulüne uygun başvuru yapılmamışsa, faiz başlangıcı dava tarihi veya icra takip tarihi olarak esas alınır.
  • Islah Edilen Kısım Yönünden Faiz: Sigorta şirketi dava öncesinde usulüne uygun başvuru ile zaten temerrüde düşürülmüşse, dava sürecinde ıslah veya talep artırımı yoluyla artırılan tazminat miktarı için ayrıca ıslah tarihinden itibaren değil, asıl alacakla birlikte belirlenen ilk temerrüt tarihinden itibaren faiz yürütülmelidir.

Zamanaşımı Süreleri ve Tazminat Limitleri

Trafik kazalarından kaynaklanan maddi ve bedeni zararların tazmini taleplerinde, hak sahiplerinin yasal süresi içinde hareket etmesi ve talep edebilecekleri azami tutarları bilmesi hayati önem taşır. Bu süreçte uygulanacak kurallar, temel olarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu hükümlerine göre belirlenmektedir. Hak sahiplerinin tazminat talepleri hem belirli zamanaşımı sürelerine tabi tutulmuş hem de sigorta şirketlerinin sorumluluğu poliçe limitleri ile sınırlandırılmıştır.

Hukuki ve Cezai Zamanaşımı

Trafik kazalarından doğan tazminat istemlerinde iki farklı zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Bu sürelerin kaçırılması durumunda, borçlunun zamanaşımı defini ileri sürme hakkı doğar ve bu durum davanın reddedilmesine yol açar.

  • Genel (Sübjektif) Zamanaşımı Süresi: Zarar gören kişinin, zararı ve tazminat yükümlüsünü (faili) öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl içinde dava açması veya Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurması gerekmektedir. Sigortalı ile sigortacı arasındaki sözleşmesel ilişkiden doğan doğrudan taleplerde de bu 2 yıllık süre uygulanır.
  • Nihai (Objektif) Zamanaşımı Süresi: Zarar ve tazminat yükümlüsü daha geç öğrenilse dahi, trafik kazasının meydana geldiği tarihten itibaren 10 yıl geçmekle tazminat istemi her halükarda zamanaşımına uğrar.
  • Uzamış (Cezai) Zamanaşımı Süresi: Eğer trafik kazasına sebebiyet veren fiil aynı zamanda ceza kanunlarında daha uzun bir zamanaşımı süresine tabi bir suçu oluşturuyorsa, hukuki tazminat davası için de bu uzun ceza zamanaşımı süreleri uygulanır. Ölüm veya yaralanma ile sonuçlanan ve ceza davasını gerektiren kusurlu hallerde, ceza zamanaşımı süresi (örneğin fiilin niteliğine göre 8 yıl veya daha uzun süreler) tazminat talepleri için de geçerlilik kazanır.

2026 Yılı Teminat Limitleri

Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (Trafik Sigortası), işletenin üçüncü kişilere vermiş olduğu zararları poliçe limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür. Sigorta şirketlerinin sorumluluğu sınırsız olmayıp, kazanın gerçekleştiği döneme ilişkin belirlenen yasal limitler çerçevesindedir.

2026 yılı itibarıyla geçerli olan zorunlu trafik sigortası teminat limitleri şu şekildedir:

  • Sakatlanma ve Ölüm Hali (Kişi Başı): 2026 yılı için belirlenen azami teminat limiti kişi başı 3.600.000 TL'dir.
  • Maddi Zararlar (Araç Başı): Kazaya karışan araç başına ödenebilecek azami maddi hasar ve değer kaybı limiti 800.000 TL olarak uygulanmaktadır.

Bu limitler dahilinde talep edilebilecek tazminat kalemleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde ölüm ve bedensel zararlar başlığı altında detaylandırılmıştır:

  • Ölüm Halinde Talep Edilebilecek Zararlar (TBK m.53): Ölümün hemen gerçekleşmediği durumlarda tedavi giderleri, cenaze ve defin masrafları ile ölenin desteğinden yoksun kalan yakınlarının talep edebileceği destekten yoksun kalma tazminatı bu kapsamdadır.
  • Bedensel Zararlar Halinde Talep Edilebilecek Zararlar (TBK m.54): Yaralanmalı kazalarda mağdurun tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından veya tamamen yitirilmesinden doğan kayıplar ile ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlar talep edilebilir.

Meydana gelen somut zararın bu yasal limitleri aşması durumunda, aşan kısım için ihtiyari mali mesuliyet sigortasına (kasko) müracaat edilebilir veya doğrudan kusurlu araç sürücüsüne, araç sahibine ve işletenine karşı hukuki yollara başvurulabilir.

Genel Değerlendirme ve Sonuç

Trafik kazası sonrasında karşı tarafın sigorta şirketinin ödeme yapmaması veya eksik ödeme yapması durumunda izlenecek süreç, sıkı şekil şartlarına ve hak düşürücü sürelere bağlanmıştır. Sürecin en başında sigorta şirketine yazılı olarak başvurulması yasal bir dava şartıdır. Şirketin bu başvuruya Karayolları Trafik Kanunu uyarınca 15 gün içinde cevap vermemesi veya talebi kısmen reddetmesi halinde uyuşmazlık resmiyet kazanır.

Zarar görenler, uyuşmazlığın çözümünde Asliye Ticaret Mahkemelerinde dava açma yolunu seçebilecekleri gibi, çok daha hızlı ve ekonomik bir alternatif olan Sigorta Tahkim Komisyonuna da başvurabilirler. Hakem heyetinin 4 ay gibi kısa bir sürede karara bağladığı tahkim süreci, özellikle belirli limitlerin altındaki uyuşmazlıklarda kesin ve bağlayıcı sonuçlar doğurmaktadır. Ancak tüm bu süreçlerin, zarar ve yükümlünün öğrenilmesinden itibaren başlayan 2 yıllık ve her halükarda kaza tarihinden itibaren işleyen 10 yıllık zamanaşımı süreleri içerisinde tamamlanması gerekir. Hak kayıplarının önüne geçilmesi, tazminat kalemlerinin doğru hesaplanması ve 2026 yılı güncel limitleri üzerinden eksiksiz tahsilat yapılabilmesi için sürecin bir sigorta hukuku uzmanı veya avukat aracılığıyla takip edilmesi önem arz etmektedir.

Yazar Görseli
Müellif

Av. Ali Haydar GÜLEÇ

Güleç Hukuk Bürosu'nda 9 yıldır yöneticilik ve avukatlık yapmaktadır.