
Özel Kurs veya Dershane Ücreti İade Edilmiyorsa Ne Yapılır?
Çocuğunuzu kaydettirdiğiniz özel kurs, dershane veya okuldan ayrıldınız ancak ödediğiniz ücret iade edilmiyor mu? Özel öğretim kurumlarında ücret iadesi keyfi bir uygulama değil, Millî Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği'nin 56. maddesiyle açıkça düzenlenmiş bir haktır. Bu yazıda; öğretim yılı başlamadan ve başladıktan sonra ayrılma hallerinde iade oranlarının nasıl hesaplandığını, sözleşmedeki haksız kesinti maddelerinin neden geçersiz olduğunu, Tüketici Hakem Heyeti ve tüketici mahkemesine başvuru sürecini ve konuya ilişkin emsal yargı kararlarını ayrıntılı biçimde bulacaksınız.
Özel Öğretim Kurumlarında Ücret İadesinin Yasal Çerçevesi ve Hesaplama Esasları
Özel kurs, dershane, etüt merkezi veya özel okula yapılan ücret ödemelerinin iadesi, kurumların takdirine bırakılmış keyfi bir konu değildir. Bu alan, 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu ve buna bağlı çıkarılan Millî Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği ile emredici biçimde düzenlenmiştir. 5580 sayılı Kanun, özel öğretim kurumlarının açılış ve işleyişine ilişkin usul ve esasları belirlerken; okul öncesi eğitim kurumları, ilkokul, ortaokul, ortaöğretim okulları, yabancı dil kursları, öğrenci etüt eğitim merkezleri ve çeşitli kursları kapsamına almaktadır. Bu kurumlarla yapılan kayıt sözleşmeleri, tüketici işlemi niteliği taşıdığından aynı zamanda tüketici hukukunun koruyucu hükümlerine de tabidir.
İade hesabının iki temel değişkeni vardır: ayrılma zamanı (öğretim yılı başlamadan mı, başladıktan sonra mı) ve ücretin belirlenme biçimi (yıllık ücret mi, ders saati esaslı mı). Bu iki ölçüt, Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği'nin 56. maddesi çerçevesinde iade tutarının nasıl hesaplanacağını belirler.
Öğretim Yılı Başlamadan Ayrılmada İade Oranı
Öğretim yılı henüz başlamadan kurumdan ayrılan öğrenciye, yıllık ücretin yalnızca %10'u kesilir ve geri kalan %90'lık kısım iade edilir (Yönetmelik m.56). Bu aşamada henüz hiçbir ders alınmadığından, öğrenim görülen güne ilişkin herhangi bir ek kesinti uygulanması mümkün değildir.
Söz konusu %10 cayma bedeli, kurumun kesebileceği azami orandır. Somut bir örnek üzerinden açıklamak gerekirse:
- Yıllık 60.000 TL üzerinden sözleşme yapan ve öğretim yılı başlamadan ayrılan öğrenciden yalnızca 6.000 TL (%10) kesilir.
- Geri kalan 54.000 TL öğrenciye iade edilir.
Bu kural, yönetmeliğin kapsamına giren okul öncesi eğitim kurumu, ilkokul, ortaokul, özel eğitim okulu, ortaöğretim okulları ve öğrenci etüt eğitim merkezleri için aynı şekilde uygulanır. Ayrıca öğretim yılı başlamadan, sınavla öğrenci alan resmî okulların 9. sınıflarına kayıt yaptırdığını belgeleyenlere yıllık ücretin tamamı iade edilir; bu hâlde %10'luk kesinti dahi yapılamaz.
Öğretim Yılı Başladıktan Sonra Ayrılmada Hesaplama
Öğretim yılı başladıktan sonra ayrılan öğrenci açısından hesaplama iki kalemli hale gelir. Bu durumda öğrenciden:
- Yıllık ücretin %10'u (cayma bedeli), ve
- Fiilen öğrenim görülen günlere isabet eden ücret
düşülür; bu iki tutarın dışında kalan kısım öğrenciye iade edilir (Yönetmelik m.56). Yani öğrenci, eğitime başladıktan sonra ayrılmışsa hem %10'luk cayma bedelini hem de kuruma devam ettiği günlerin karşılığını öder, kullanmadığı dönemin ücretini ise geri alır.
Önemle vurgulamak gerekir ki, öğretime başladıktan sonra ayrılan öğrenci veya kursiyerden alınacak ücret, sözleşmeyle belirlenen öğrenim ücretinden fazla olamaz. Bu kural, kurumların orantısız tahsilat yapmasının önündeki açık bir yasal engeldir.
Ders Saati Esaslı Sözleşmelerde İade
Öğrenim ücretini ders saati ücreti olarak belirleyen kurumlarda (özellikle kurslarda) hesaplama gün esası yerine alınan ders saati üzerinden yapılır:
- Dönem başlamadan ayrılanlara, öğrenim ücretinin %10'u dışındaki kısım iade edilir.
- Dönem başladıktan sonra ayrılanlara ise, ücretin %10'u ile fiilen öğrenim görülen ders saati sayısına göre hesaplanan miktarın dışındaki kısım iade edilir.
Bu yöntemde belirleyici olan, kullanılmayan ders saatleridir; öğrencinin almadığı ders saatlerine karşılık gelen tutar iadeye tabidir. Dönemsel sözleşme yapılması halinde iade hesabının yıllık tutar üzerinden değil, sözleşmede belirlenen dönemsel tutar üzerinden yapılması gerekir.
Kesinti Yapılmayan İstisnai Haller
Yönetmelik, belirli hallerde %10'luk kesinti dahi yapılmadan, ayrılış tarihinden sonraki gün ve saatlere isabet eden ücretlerin tamamının iade edilmesini öngörmüştür. Bu istisnai haller şunlardır:
- Öğrencinin başka bir okula nakli,
- Sağlık raporuyla tespit edilmiş sağlık nedeniyle ayrılma,
- Kurumun kapanması veya dönemin açılamaması,
- Kurumun eğitim ortamının olumsuz yönde değiştiğinin il eğitim denetmenlerince tespiti,
- Velinin öğrenciyi kurumda okutamayacak duruma düştüğünün resmî kurumlarca belgelenmesi.
Bu hallerde öğrenci veya veli, kurumdan cayma bedeli kesintisi olmaksızın, yalnızca fiilen alınan hizmetin karşılığını ödeyerek kalan tutarın tamamını talep edebilir.
İade Süresi ve Fahiş Ücret Artışına Karşı Koruma
Ücret iadesinin süresi de bağlayıcı bir kurala tabidir: Kurumdan ayrılan öğrenci veya kursiyerlerin ücret iadeleri, ayrılış tarihinden itibaren en geç bir ay içinde yapılır. Bu süre içinde iade yapılmaması, öğrenci lehine bir para alacağı hakkı doğurur ve tüketici hukukunun başvuru yolları devreye girer.
Özel okullarda eğitim ücretlerine yapılan fahiş artışlar bakımından ise Yönetmelik m.53 belirleyicidir. Bu maddeye göre özel okullarda ara sınıfların eğitim ücreti, bir önceki yılın öğretim ücretine göre belirlenir ve artış (bir önceki yılın ortalama Yurt içi ÜFE + bir önceki yılın ortalama TÜFE)/2+5 oranı ile sınırlandırılmıştır. Bu orandan fazla artırım yapılması hukuka aykırıdır ve fahiş ücret mağduru veliler için Tüketici Hakem Heyeti'ne başvuru ya da Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu'na şikâyet imkânı doğar.
Cayma Hakkı, Sözleşmedeki Haksız Şartlar ve Senet İcra Takibine İtiraz
Özel öğretim kurumlarında ücret iadesi tartışmalarının önemli bir kısmı, öğrencinin ayrılma serbestisi, sözleşmeye konulan kesinti maddelerinin geçerliliği ve ödenmeyen senetler nedeniyle başlatılan icra takipleri etrafında yoğunlaşır. Bu üç başlık, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ile Millî Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği'nin 56. maddesi çerçevesinde, büyük ölçüde tüketici lehine bir koruma sistemi oluşturur.
13.01.2017 Sonrası Sözleşmelerde Ayrılma Serbestisi
Geçmişte özel öğretim kurumlarından ayrılan öğrencinin ücret iadesi alabilmesi, çoğu zaman belirli haklı sebeplerin (sağlık, nakil gibi) varlığına bağlanıyordu. Ancak 13.01.2017 tarihinden sonra özel öğretim kurumlarıyla yapılan sözleşmelerde, öğrencinin ayrılma nedenine ilişkin herhangi bir kısıtlama bulunmamaktadır. Bu tarihten sonra imzalanan sözleşmelerde öğrenci, haklı bir sebep göstermek zorunda olmaksızın, istediği zaman kurumdan ayrılma iradesini ortaya koyabilir.
Bu serbestinin pratik sonucu şudur: Velinin ya da öğrencinin "hizmeti beğenmedim", "başka kuruma geçtim" veya hiçbir gerekçe belirtmeksizin ayrılma talebinde bulunması, ücret iadesi hakkını ortadan kaldırmaz. Bu durumda iade, doğrudan Yönetmelik m.56'daki orana göre hesaplanır; yani öğretim yılı başlamadan ayrılmışsa yalnızca %10 cayma bedeli kesilir, kalan kısım iade edilir. Ayrılma talebinin kuruma yazılı olarak iletilmesi ve dilekçenin alındı belgesiyle teslim edilmesi, hesaplamanın doğru tarihe göre yapılması bakımından kritik öneme sahiptir.
Yönetmeliğe Aykırı Sözleşme Maddelerinin Geçersizliği
Özel öğretim kurumları, sözleşmelerine sıklıkla "iptal halinde iade yapılmaz", "ilk dönem ücreti yanar" veya "tüm yıllık ücret tahsil edilir" gibi maddeler koyar. Bu tür hükümler, sözleşmede yer alsa dahi geçerli kabul edilmez. Mevzuata aykırı bir sözleşme maddesi geçersiz sayılır ve iade, yönetmelik kuralına göre yeniden hesaplanır.
İki temel dayanak bu sonucu doğurur:
- 6502 sayılı Kanun m.5 uyarınca, tüketicinin iyi niyet kuralına aykırı biçimde aleyhine dengesizlik yaratan sözleşme maddeleri haksız şart sayılır, geçersizdir ve mahkemece resen (kendiliğinden) dikkate alınır. "İade yapılmaz" veya "tüm yıllık ücret tahsil edilir" tarzındaki maddeler tipik haksız şart örnekleridir.
- Yönetmelik m.56'da öngörülen %10'luk azami cayma bedelini aşan talepler fazlalık yönünden geçersizdir. Örneğin sözleşmede %15 cayma bedeli kararlaştırılmış olsa dahi, bu oranın %10'u aşan kısmı geçerli değildir ve fazla tahsil edilen tutarın iadesi talep edilebilir.
Bu noktada taksitli hizmet sözleşmeleri için ek bir koruma bulunur: Taksitli hizmet alım sözleşmelerinde cayma hakkı, sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren 7 gündür. Bu süre içinde cayan tüketici herhangi bir kesinti olmaksızın haklarını kullanabilir. Sürenin geçmesi veya bedelin peşin ödenmesi halinde ise Yönetmelik m.56'daki iade kuralları devreye girer.
Senet İcra Takibine İtiraz Süresi
Uygulamada sıkça karşılaşılan bir durum, velinin ayrılma sonrası kalan senetleri ödememesi üzerine kurumun icra takibi başlatmasıdır. Çocuğunu kuruma kaydedip senetleri ödeyemeyen ya da hizmet alınmayan döneme ilişkin senet bedellerini ödemek istemeyen kişilere karşı kurum, ilamsız icra takibine başvurabilir.
Bu takibe karşı en kritik nokta süredir: Ödenmemiş senet nedeniyle başlatılan icra takibinde, tebligatın (ödeme emrinin) alınmasından itibaren 5 gün içinde takibe itiraz edilmesi gerekir. Süresinde yapılan itiraz, takibi kendiliğinden durdurur. Buna karşılık 5 günlük süre kaçırılırsa takip kesinleşebilir ve borçlu açısından çok daha ağır sonuçlar doğar.
İtiraz edildiğinde, senetlerin alınan eğitim süresine göre düzeltilerek iadesi de talep edilebilir. Yani öğrenci hiç hizmet almadığı ya da yalnızca kısa bir süre eğitim gördüğü dönemler için tam senet bedelinin tahsiline karşı çıkabilir; çünkü eğitim alınmayan/hizmet sunulmayan dönemlerin ücreti talep edilemez. Bu nedenle ayrılma sonrası kurumun gönderdiği ödeme emrinin tarihi dikkatle takip edilmeli ve süre geçirilmeden itiraz yoluna başvurulmalıdır.
Kitap, Yayın ve Yaz Kursu Ücretleri
Ücret iadesi uyuşmazlıklarında en çok tartışılan kalemler kitap, yayın ve yaz kursu bedelleridir. Öğrenim ücretinin iadesi %10 cayma bedeli ve öğrenim görülen gün/ders saati kuralına tabidir; ancak bu ek kalemlerin iade edilip edilmeyeceğinde belirleyici ölçüt farklıdır.
Burada esas alınacak kriter, bu kalemlerin sözleşmede ayrı ve açık biçimde düzenlenip düzenlenmediğidir. Sözleşmede ayrıca gösterilmeyen veya hizmetin karşılığını aşan fahiş ek ücretler, ayıplı ya da haksız uygulama kapsamında değerlendirilebilir. Özellikle:
- Dershaneden ayrılma halinde kullanılmamış ve iadesi mümkün materyaller için orantısız ya da fahiş bedel talep edilmesi haksız uygulama sayılır.
- Sözleşmede ayrı kalem olarak düzenlenmemiş "yayın/kitap ücreti" adı altında ek ödeme talep edilmesi tartışmaya açıktır.
Bu nedenle ödemelerin ve teslim alınan materyallerin belgelendirilmesi öğrencinin lehine sonuç doğurur. Fatura kesilmeden elden veya banka yoluyla yapılan ödemelerde banka dekontları ispat aracı olarak kullanılabilir; ödeme yapılmamış olmasına rağmen tüm ücretin talep edilmesi mümkün değildir. Sözleşmenin bir nüshasının alınması, her ödemenin açıklamalı dekontla saklanması ve teslim alınan kitap/materyalin kayıt altına alınması, olası bir uyuşmazlıkta tüketicinin elini güçlendiren temel adımlardır.
Tüketici Hakem Heyeti ve Tüketici Mahkemesine Başvuru Süreci
Özel öğretim kurumuyla veli veya öğrenci arasındaki ilişki bir tüketici işlemi niteliğinde olduğundan, ücret iadesinden doğan uyuşmazlıklar tüketici hukuku kapsamında çözülür. Kuruma yazılı kayıt iptali ve iade talebi iletildiği halde ücret iade edilmiyor, eksik iade ediliyor veya talep cevapsız bırakılıyorsa, tüketicinin başvurabileceği iki temel hukuki merci vardır: Tüketici Hakem Heyeti ve tüketici mahkemesi. Hangi mercinin görevli olduğu, kişinin keyfine değil, uyuşmazlığın parasal değerine bağlı olarak kesin kurallarla belirlenir.
Görevli Merciin Parasal Sınıra Göre Belirlenmesi
Görevli merci, uyuşmazlık tutarına göre tespit edilir ve bu sınır her yıl Hazine ve Maliye Bakanlığı'nca ilan edilen yeniden değerleme oranıyla güncellenir. 2026 yılı için değeri 186.000 Türk Lirası'nın altında kalan uyuşmazlıklarda Tüketici Hakem Heyeti'ne başvuru zorunludur. Bu tutarın altındaki bir iade alacağı için doğrudan tüketici mahkemesinde dava açılamaz; öncelikle hakem heyetine başvurulması gerekir.
Buna karşılık, 186.000 TL ve üzerindeki uyuşmazlıklar için hakem heyetlerine başvuru yapılamaz. Bu durumda 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73/A maddesi devreye girer:
- Önce dava şartı arabuluculuk müessesesine başvurulması gerekir.
- Arabuluculuktan sonuç alınamazsa tüketici mahkemesinde dava açılır.
- Tüketici mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi görevlidir.
Bu nedenle dershane, kurs veya özel okuldan iade talebinde bulunmadan önce uyuşmazlık tutarının net olarak belirlenmesi ve hangi mercinin görevli olduğunun saptanması, sürecin doğru başlatılması açısından kritik önem taşır.
Başvuru Yöntemi ve Yetkili Heyet
Tüketici Hakem Heyetine başvurular şahsen veya avukat aracılığıyla; elden, posta yoluyla ya da e-Devlet kapısı üzerinden Tüketici Bilgi Sistemi (TÜBİS) ile yapılabilir. Sözlü başvuru kabul edilmez; uyuşmazlık konusunu içeren dilekçenin, varsa ilgili belgelerle birlikte verilmesi zorunludur. Ticaret Bakanlığı'nın internet sayfasında yer alan başvuru formu kullanılabilir.
Başvuruda bulunması zorunlu bilgiler şunlardır:
- Başvuru sahibinin adı, soyadı veya unvanı ile T.C. kimlik numarası,
- Adres ve iletişim bilgileri, varsa vekile ilişkin bilgiler,
- Uyuşmazlık konusu, talep ve Türk Lirası cinsinden uyuşmazlık değeri,
- Şikâyet edilen kuruma ilişkin bilgiler.
Yetki bakımından, başvuru tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu veya tüketici işleminin yapıldığı (hizmetin alındığı) yerdeki hakem heyetine yapılabilir. İl tüketici hakem heyetleri il sınırları içinde, ilçe heyetleri ise ilçe sınırları içinde yetkilidir. Bu çift yetki kuralı, velinin ikamet ettiği yer ile kurumun bulunduğu yerin farklı olduğu hallerde tüketici lehine önemli bir kolaylık sağlar.
Karar Süreleri ve İtiraz Yolu
Tüketici Hakem Heyetleri, incelemeyi kural olarak dosya üzerinden yapar; gerekli görülmesi halinde taraflar ve bilirkişi dinlenebilir. Başvurular, başvuru tarih ve sırasına göre en geç altı ay içinde görüşülerek karara bağlanır. Başvurunun niteliği dikkate alınarak bu süre en fazla üç ay daha uzatılabilir. Başvuru aşamaları e-Devlet üzerinden TÜBİS kanalıyla takip edilebilir.
Verilen karar tarafları bağlayıcıdır. Tüketici hakem heyeti kararı yerine getirilmezse, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu kapsamında ilamların icrası hükümlerine göre ilgili icra dairesine başvurulabilir. Bu özellik, hakem heyeti kararını uygulamada doğrudan icra edilebilir bir karar haline getirir.
Karara katılmayan taraflar için itiraz yolu açıktır:
- Taraflar, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde tüketici hakem heyetinin veya tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesine itiraz edebilir.
- Aynı hakem heyetine yeniden başvuru yapılamaz.
- İtiraz aşamasında tüketiciler 492 sayılı Harçlar Kanunu kapsamındaki harçlardan muaftır; ancak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca gider avansı ödenmesi gerekir.
- Tüketici mahkemesinin itiraz üzerine vereceği karar kesindir.
Özel öğretim kurumundan iade alacağını tahsil etmek isteyen veli ya da öğrenci için izlenmesi gereken pratik sıralama; önce kuruma yazılı iade talebinin iletilmesi, talebin reddedilmesi veya cevapsız kalması halinde ödeme dekontu, sözleşme ve kayıt iptali bildirimi gibi belgelerin hazırlanması, ardından uyuşmazlık tutarına göre Tüketici Hakem Heyeti'ne veya tüketici mahkemesine başvurulmasıdır. Bu kademeli ve belgeye dayalı yürütülen süreç, fazla tahsil edilen ücretin ve gecikmeye bağlı hakların geri alınmasında belirleyici rol oynar.
İçtihat: Ücret İadesine İlişkin Emsal Yargı Kararları
Özel öğretim kurumlarında ücret iadesine ilişkin uyuşmazlıklar, Millî Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği'nin 56. maddesi çerçevesinde yerleşik bir yargı pratiği oluşturmuştur. Hem tüketici mahkemeleri hem de Yargıtay, sözleşmedeki kesinti maddelerini değil, özel hüküm niteliğindeki yönetmelik kuralını esas almakta; öğretim yılı başlamadan ayrılan öğrenciden yalnızca %10 kesinti yapılabileceğini istikrarlı biçimde teyit etmektedir. Aşağıda konuya yön veren emsal kararlar ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır.
Bakırköy 8. Tüketici Mahkemesi Kararı
Bakırköy 8. Tüketici Mahkemesi'nin 08.06.2021 tarihli kararı, öğretim yılı başlamadan kayıt sildiren öğrencinin durumunu en açık biçimde ortaya koyan emsal niteliğindedir. Olayda 22.07.2020 tarihinde imzalanan öğrenci kayıt sözleşmesi kapsamında yıllık 62.160,00 TL eğitim ücreti peşin ödenmiş, davalı 29.07.2020 tarihinde kaydını sildirip başka bir liseye geçmiştir.
Tüm dosya kapsamına toplanan deliller iddia ve savunma kapsamında; taraflar arasında davalının velisi olduğu öğrenci …..'nın eğitimi için 22.07.2020 tarihinde Öğrenci kayıt sözleşmesi imzalandığı ve davalının aynı gün yıllık olarak belirlenen 62.160,00TL eğitim ücretini peşin olarak ödediği, davalının 29.07.2020 tarihinde kaydı sildirip başka bir liseye kayıt yaptırdığı yapılan 6.126,00TL kesintinin bağış adı altında olduğu ve iadesin talep ettiği ancak davacı tarafından sunulan taraflar arasında imzalanan Öğrenci Kayıt sözleşmesi 9.maddesinde de MEB Özel Eğitim Kurumları yönetmeliğinin 56. Maddesi uygun olarak eğitim/öğretim yılı başlamadan ayrılanlara ilişkin %10 dışındaki kısmın iadesinin olacağı açıkça belirtildiği, gerek açık yasa hükmü gerekse taraflar arasında imzalanan sözleşme maddesi gereği davacı tarafından herhangi bir kusuru olmaksızın davalının kendi isteğiyle kayıt sildirmesi nedeniyle davacı kurumun yapmış olduğu yıllık eğitim ücreti üzerinden %10 oranındaki 6.126,00TL meblağın uyuşmazlık kapsamına uygun olduğu hakem heyeti gerekçesinde yazılı 6502 sayılı yasanın 24.maddesinin tüketici kredi sözleşmelerine ilişkin olduğu somut uyuşmazlığa uygulanmasının mümkün olmadığı ve özel hüküm niteliğindeki MEB Özel Eğitim Kurumları Yönetmeliğinin 56. Maddesi ve taraflar arasındaki sözleşme dikkate alındığında; davacının iddialarının usul ve yasaya uygun olduğu bu sebeple davanın kabulü gerektiği kanaatine varılarak hakem kurulu kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Bu karar iki önemli ilkeyi netleştirmektedir: İlk olarak, 6502 sayılı Kanun'un 24. maddesi tüketici kredi sözleşmelerine özgü olup özel öğretim kurumu sözleşmelerine uygulanamaz. İkinci olarak, uyuşmazlığa özel hüküm niteliğindeki Yönetmelik m.56 uygulanır ve öğretim yılı başlamadan ayrılan öğrenciden yapılan %10 oranındaki kesinti hukuka uygundur.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi Kararları
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, ücret iadesi uyuşmazlıklarında yönetmelik hükmünün eksiksiz değerlendirilmesini zorunlu kılan birden çok karar vermiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2017/1917 E., 2018/9479 K. sayılı, 17.10.2018 tarihli kararında, kızı için özel dershaneye 15.000,00 TL ödeyen, ancak şehir dışına okul nakli nedeniyle eğitime başlamadan kaydı silinen davacının %20'lik kesinti karşısındaki durumu ele alınmıştır. Yerel mahkeme sözleşmenin kesinti maddesini haksız şart sayarak davayı kabul etmiş; Yargıtay ise değerlendirmenin doğrudan yönetmelik hükmü üzerinden yapılması gerektiğine hükmetmiştir:
Bu durumda, davacının hukuki durumunun ve yönetmelik gereği yapılabilecek kesinti tutarının yukarıda anılan maddeler kapsamında değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK'nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 17/10/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar, mahkemelerin kesinti tutarını Yönetmelik m.56/3 kapsamında somut olarak hesaplaması gerektiğini, soyut bir "haksız şart" değerlendirmesiyle yetinilemeyeceğini ortaya koymaktadır.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2017/8224 E., 2018/9262 K. sayılı, 21.11.2018 tarihli kararında ise öğretim yılı başlamadan sözleşmeden dönen ve "iptal halinde iade yapılmaz" hükmüyle karşılaşan öğrencinin durumu değerlendirilmiştir. Yargıtay bu kararda, eğitim kurumunun öğretim yılı başlamadan sözleşmeden dönülmesi halinde ücretin yalnızca %10'unu kesinti yapabileceğini, bu oran dışındaki bedelin iade edilmemesinin hakkaniyete ve yönetmelik hükümlerine aykırı olduğunu vurgulamıştır. Karar, sözleşmeye konulan tek taraflı cezai şartların tüketici lehine ve yönetmeliğe bağlı olarak sınırlandırılması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi Kararı
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2022/3046 E., 2022/5417 K. sayılı, 02.06.2022 tarihli kararı, Adalet Bakanlığı'nın kanun yararına bozma talebi üzerine verilmiş olması bakımından özel önem taşımaktadır. Olayda davalı özel okul, kayıt sırasında ücretin tamamını tahsil etmiş; öğrenci eğitime başlamadan sözleşmeden döndüğü halde iade yapılmamıştır. Yerel mahkemenin okul lehine verdiği karara karşı Yargıtay, Yönetmelik m.56 uyarınca eğitim yılı başlamadan önceki kayıt iptalinde yalnızca %10'luk kısmın kesilebileceğini, kalan bedelin iadesinin gerektiğini hükme bağlamıştır. Bu karar, ücret iadesine ilişkin yönetmelik kurallarının kamu düzenine ilişkin koruyucu normlar olduğunu ve tüketici lehine uygulanması gerektiğini bir kez daha teyit etmektedir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi ayrıca, öğrenci etüt eğitim merkezlerine ilişkin bir uyuşmazlıkta, mahkemenin Yönetmeliğin 56/3. fıkrasına göre değerlendirme yapması gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararını bozmuştur. Söz konusu kararda, yıllık ücret belirleyen kurumlarda öğretim yılı başlamadan ayrılanlara yıllık ücretin %10'u dışındaki kısmın, öğretim yılı başladıktan sonra ayrılanlara ise %10 ile öğrenim görülen günlere göre hesaplanan miktar dışındaki kısmın iade edileceği vurgulanmıştır.
Vakıf Üniversitelerine İlişkin HGK Kararı
Vakıf üniversitelerinde kayıt sildirme ve ücret iadesi konusunda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E.2012/1932, K.2013/787, T.29.5.2013 sayılı kararı emsal niteliğindedir. Bu kararda, dönem başlamadan kaydını sildiren öğrencinin ücret iadesi hakkı bulunduğu açıkça ortaya konmuştur:
Davacı, davalı Yaşar Üniversitesine 02.09.2010'da kaydını yaptırdığını, 1 yıllık eğitimin ilk taksidi olan 7.050,00TL'yi peşin ödediğini, kendi isteği ile 13.09.2010'da kaydını sildirdiğini, davalı tarafa gönderdiği ihtara rağmen peşin ödenen bu bedelin iade edilmediğini… Mahkemece; "kayıt sırasında taraflar arasında imzalanan taahhütnamede "Üniversitede okuduğum sürece, ücret ödeyip, dönem başladıktan sonra kayıt sildirmek istemem halinde yatırılan ücretin tarafıma iade edilmeyeceğini" şeklinde açıklamanın bulunduğu, bu maddeden de; ücretin iade edilmemesi koşulunun "dönemin başlamasına" bağlı olduğu, oysa davacının 02/09/2010 tarihinde yaptırdığı kesin kaydı, Üniversite'nin eğitime başladığı 27.09.2010 tarihinden önce, 13/09/2010 tarihinde sildirdiği, bu durumda ödenen ücretin iade edilmeme şartlarının oluşmadığı, kaldı ki kayıt yaptırma süresinin ek kontenjanla uzatıldığı ve Ekim 2010 tarihinde de ek kontenjan kayıtlarının devam ettiğinden, davacının iddiasında haklı olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu karar, ücret iadesini engelleyen sözleşme hükümlerinin dahi "dönemin başlaması" şartına bağlı olduğunu, eğitim fiilen başlamadan kayıt sildiren öğrencinin ödediği bedeli geri alabileceğini göstermektedir.
Genel Değerlendirme ve Sonuç
İncelenen tüm kararlar, özel öğretim kurumlarında ücret iadesi konusunda yargının istikrarlı ve tüketici lehine bir çizgi izlediğini ortaya koymaktadır. Öğretim yılı veya dönem başlamadan ayrılan öğrenciden yalnızca %10 cayma bedeli kesilebilir; bu oranı aşan kesintiler ve "iade yapılmaz" türünden sözleşme hükümleri geçersizdir. Mahkemeler, sözleşmedeki kesinti maddelerini değil, özel hüküm niteliğindeki Yönetmelik m.56'yı esas almakta; tüketici kredilerine özgü 6502 sayılı Kanun m.24 gibi hükümlerin bu uyuşmazlıklara uygulanamayacağını vurgulamaktadır.
Bu nedenle ücret iadesi talebinizin reddedilmesi halinde:
- Kayıt iptal ve iade talebinizi mutlaka yazılı olarak ve ispat gücü yüksek yöntemlerle (iadeli taahhütlü posta, noter, alındı belgesi) iletin.
- Ödeme dekontlarını, sözleşmeyi ve teslim aldığınız materyallere ilişkin belgeleri saklayın.
- Uyuşmazlık tutarınız 2026 yılı için 186.000 TL'nin altındaysa Tüketici Hakem Heyeti'ne, üzerindeyse tüketici mahkemesine başvurun.
Özel öğretim kurumlarıyla yaşanan ücret iadesi uyuşmazlıkları, mevzuat ve yerleşik içtihat sayesinde büyük ölçüde tüketici lehine sonuçlanmaktadır. Yine de her olayın kendine özgü koşulları farklı sonuçlar doğurabileceğinden, belgelerin eksiksiz hazırlanması ve sürecin usulüne uygun yürütülmesi için profesyonel avukatlık hizmeti alınması önerilir.