Yeni Nafaka Düzenlemesi 2025

Yeni Nafaka Düzenlemesi 2025

Güncelleme (19.10.2026): Bu yazı, 2025 yılında kamuoyuna yansıyan nafaka düzenlemesi taslağını ele almak amacıyla hazırlanmıştır. Yazıda anlatılan evlilik süresine bağlı kademeli nafaka sistemi, çalışabilir durumdakilere ilişkin kısıtlamalar ve nafaka sonrası sosyal destek mekanizmaları bugüne kadar yasalaşmamıştır; 13. Yargı Paketi de bu tarih itibarıyla kanunlaşmış değildir. Güncel durum şöyledir: Anayasa Mahkemesi, 4/6/2026 tarihli ve E.2025/156, K.2026/131 sayılı kararıyla Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "süresiz olarak" ibaresini Anayasa'ya aykırı bularak iptal etmiştir. Karar 30/9/2026 tarihli ve 33386 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmış olup iptal hükmü yayımdan dokuz ay sonra, 30 Haziran 2027'de yürürlüğe girecektir. O tarihe kadar TMK m.175 bugünkü hâliyle uygulanmaya devam eder. İptal, yalnızca nafakanın süre sınırı olmaksızın bağlanabilmesine ilişkindir; yoksulluk nafakası kurumu kaldırılmamıştır. Yeni süre esaslarını ve geçiş hükümlerini belirleyecek düzenlemeyi TBMM'nin yapması beklenmektedir. Bu nedenle bugün itibarıyla süresiz nafakanın "kaldırıldığını" söylemek doğru değildir; yazının devamındaki açıklamalar, o dönem tartışılan taslağın içeriğini yansıtmaktadır.

Adalet Bakanlığı'nın 2025-2029 yıllarını kapsayan 4. Yargı Reformu Strateji Belgesi kapsamında nafaka uygulamasında köklü değişiklikler gündeme geldi. Yıllardır tartışma konusu olan süresiz nafaka uygulamasının sona erdirilmesi ve evlilik süresiyle orantılı yeni bir sistem getirilmesi öngörülüyordu. Düzenlemenin 10. Yargı Paketi'nde değil, ayrı bir yasa teklifi olarak Meclis'e sunulacağı açıklanmıştı.

Yeni Nafaka Düzenlemesinin Temel Özellikleri

Türkiye'de uzun yıllardır tartışma konusu olan nafaka sistemi, 2025 yılında köklü bir değişimin eşiğine geldi. Adalet Bakanlığı'nın 2025-2029 yıllarını kapsayan 4. Yargı Reformu Strateji Belgesi kapsamında, mevcut nafaka uygulamasında radikal değişiklikler öngörüldü. Taslak, toplumun farklı kesimlerinden gelen talep ve eleştiriler doğrultusunda şekillendirilmişti. Özellikle süresiz nafaka uygulamasının yarattığı tartışmalar ve mağduriyetler, yeni düzenlemenin temel çıkış noktasını oluşturuyor.

Süresiz Nafaka Uygulamasının Sona Erdirilmesi Önerisi

Mevcut sistemde, boşanma durumunda yoksulluğa düşecek olan eşe, diğer eş tarafından mali gücü oranında süresiz olarak nafaka ödenmesi söz konusu. Bu imkân, TMK m.175/1'deki "süresiz olarak" ibaresine dayanmaktadır; söz konusu ibare Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olup iptal 30 Haziran 2027'de yürürlüğe girecektir. Ancak uygulamada, nafaka ödemelerinin evlilik bitse bile ömür boyu devam etmesi, özellikle nafaka ödeyen taraf açısından ciddi mağduriyetlere yol açabiliyor.

Taslakta, süresiz nafaka uygulamasının tamamen ortadan kaldırılması öngörülüyordu. Bu değişiklik, nafaka ödeyen tarafın ekonomik özgürlüğünü geri kazanmasını sağlarken, nafaka alan tarafın da belirli bir süre sonra kendi ayakları üzerinde durabilmesi için teşvik edici bir unsur olarak değerlendiriliyor.

Süresiz nafaka uygulamasının kaldırılması önerisi, AK Parti kaynaklarına göre, sistemin bazı kişilerce istismar edilmesinin önüne geçmeyi amaçlıyordu. Özellikle çalışabilecek durumda olup çalışmayan ve eski eşinden süresiz nafaka alan kişilerin varlığı, toplumda adaletsizlik algısı yaratıyordu. Yeni düzenleme, bu tür istismarların önüne geçmeyi hedefliyor.

Evlilik Süresine Bağlı Kademeli Sistem

Yeni nafaka düzenlemesinin en önemli özelliği, nafaka süresinin evlilik süresine bağlı olarak kademeli bir şekilde belirlenmesi. Bu sistem, evliliğin süresini temel alarak, adil ve orantılı bir nafaka süresi öngörüyor.

Taslağa göre nafaka sürelerinin şu şekilde belirlenmesi öngörülüyordu:

  • 3 yıla kadar süren evliliklerde en fazla 5 yıl nafaka ödenecek. Bu, kısa süreli evliliklerde bile nafaka alan tarafın yeni bir hayat kurabilmesi için makul bir süre tanındığını gösteriyor.

  • 3-10 yıl arası süren evliliklerde en fazla 10 yıl nafaka ödemesi yapılacak. Orta vadeli evliliklerde, tarafların birbirine olan ekonomik bağımlılığının daha fazla olabileceği düşünülerek, daha uzun bir nafaka süresi öngörülüyor.

  • 15 yıl ve üzeri süren evliliklerde en fazla 20 yıl nafaka ödenmesi planlanıyor. Uzun süreli evliliklerde, özellikle bir tarafın çalışma hayatından uzak kalmış olabileceği göz önünde bulundurularak, daha uzun bir nafaka süresi belirleniyor.

Bu kademeli sistem, evliliğin süresiyle orantılı olarak nafaka süresinin de artmasını sağlayarak, hem nafaka ödeyen hem de alan taraf için daha adil bir çözüm sunmayı amaçlıyor. Özellikle uzun yıllar evli kalan ve bu süre içinde çalışma hayatından uzak kalan eşlerin, boşanma sonrasında ekonomik olarak ayakta kalabilmeleri için yeterli süre tanınması hedefleniyor.

Ayrıca, yeni düzenlemede 5-6 yıl evli kalanlar için 7 yıl nafaka ödenmesi gibi ara kademeler de bulunuyor. Bu detaylar, sistemin daha hassas ve adil olmasını sağlayacak şekilde tasarlandığını gösteriyor.

Kademeli sistem, nafaka süresinin sona ermesiyle birlikte, tarafların ekonomik bağımsızlıklarını tamamen kazanmalarını ve yeni hayatlarına adapte olmalarını kolaylaştırmayı hedefliyor. Ancak, nafaka süresi sona erdiğinde ekonomik zorluk yaşayan taraflar için Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından sosyal yardım mekanizmaları da devreye sokulacak.

Bu yeni düzenleme, Türk aile hukukunda önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Evlilik süresine bağlı kademeli nafaka sistemi, hem nafaka ödeyen hem de alan tarafın haklarını gözeterek, daha dengeli ve sürdürülebilir bir çözüm sunmayı amaçlıyor. Düzenlemenin 10. Yargı Paketi içinde yer almayacağı, ayrı bir yasa teklifi olarak Meclis'e sunulacağı belirtiliyor.

Nafaka Alımında Yeni Kriterler ve İstisnalar

2025 yılında yürürlüğe girmesi beklenen ancak yasalaşmayan nafaka düzenlemesi taslağı, sadece nafaka sürelerini değil, aynı zamanda nafaka alabilme koşullarını da önemli ölçüde değiştirmeyi öngörüyordu. Türk aile hukukunda uzun yıllardır tartışma konusu olan nafaka uygulaması, Adalet Bakanlığı'nın 4. Yargı Reformu Strateji Belgesi kapsamında yeniden ele alınıyor. Taslağa göre nafaka alabilmek için belirli kriterlerin karşılanması gerekecek ve bazı özel durumlarda istisnalar uygulanacaktı.

Çalışabilir Durumda Olanların Nafaka Hakkında Değişiklik

Yeni düzenlemenin en dikkat çekici yönlerinden biri, çalışabilecek durumda olup çalışmayan kişilerin nafaka almasının engellenmesi olacak. Mevcut uygulamada, boşanma sonrası ekonomik olarak zor duruma düşen eş, herhangi bir çalışma kriteri aranmaksızın nafaka talep edebiliyordu. Ancak yeni sistem, nafaka alacak kişinin çalışma potansiyelini ve iş bulma imkanlarını da değerlendirmeye alacak.

Bu değişiklikle birlikte mahkemeler, nafaka talebinde bulunan tarafın:

  • Mesleki yeterliliğini
  • Eğitim durumunu
  • Sağlık koşullarını
  • İş piyasasındaki konumunu
  • İş arama çabalarını

detaylı olarak inceleyecek. Eğer kişi çalışabilecek durumda olmasına rağmen iş aramıyor veya çalışmayı reddediyorsa, nafaka talebi reddedilebilecek veya sınırlı bir süre için nafakaya hükmedilecek.

Bu düzenleme, nafakanın bir "tembellik maaşı" olarak algılanmasının önüne geçmeyi ve boşanma sonrası her iki tarafın da ekonomik bağımsızlığını kazanmasını teşvik etmeyi amaçlıyor. Ayrıca, nafaka ödeyen tarafın üzerindeki mali yükün adil bir şekilde değerlendirilmesini sağlamayı hedefliyor.

Bakıma Muhtaç Kadınlar İçin Özel Düzenleme

Yeni nafaka düzenlemesi, evlilik süresine bağlı kademeli bir sistem getirse de, bakıma muhtaç kadınlar için önemli bir istisna içeriyor. Düzenlemeye göre, boşanma sonrası bakıma muhtaç durumda olan kadınlar için nafakanın ömür boyu devam etmesi öngörülüyor.

Bakıma muhtaçlık kriterleri şu şekilde belirlenecek:

  • Ciddi sağlık sorunları veya engellilik durumu
  • Yaşlılık nedeniyle çalışamama
  • Bakıma muhtaç çocuk veya aile üyelerine bakım verme zorunluluğu
  • İş piyasasına girmeyi imkansız kılan diğer özel durumlar

Bu istisna, özellikle uzun yıllar ev içi emek vererek çalışma hayatından uzak kalmış, mesleki becerilerini kaybetmiş veya hiç kazanamamış ve boşanma sonrası iş piyasasına girme şansı çok düşük olan kadınları korumayı amaçlıyor. Böylece taslak, bir yandan süresiz nafaka uygulamasını kaldırmayı hedeflerken, diğer yandan gerçekten ihtiyaç sahibi olan kişileri koruma altına alıyor.

Tarafların Kusur Durumunun Nafakaya Etkisi

Yeni nafaka düzenlemesinde dikkate alınacak bir diğer önemli faktör, boşanmada tarafların kusur durumu olacak. Mevcut uygulamada da kusur durumu nafaka miktarını etkileyebiliyordu, ancak yeni düzenlemeyle bu etki daha sistematik hale getirilecek ve nafaka süresini de doğrudan etkileyecek.

Kusur durumunun değerlendirilmesinde şu faktörler göz önünde bulundurulacak:

  • Boşanmaya sebep olan olaylardaki sorumluluk payı
  • Evlilik birliği görevlerinin yerine getirilmesindeki ihmaller
  • Sadakatsizlik, şiddet, kötü muamele gibi ağır kusur halleri
  • Diğer eşin onurunu zedeleyici davranışlar

Örneğin, boşanmada ağır kusurlu olan tarafın nafaka talep etmesi durumunda, bu talep reddedilebilecek veya nafaka süresi ve miktarı önemli ölçüde azaltılabilecek. Buna karşılık, boşanmada hiçbir kusuru olmayan veya çok az kusuru olan tarafın nafaka talebi daha olumlu değerlendirilecek ve daha uzun süreli nafakaya hükmedilebilecek.

Bu düzenleme, nafaka sisteminin daha adil işlemesini sağlamayı ve evlilik birliği içindeki davranışların boşanma sonrası ekonomik sonuçlarını daha net bir şekilde ortaya koymayı amaçlıyor.

Nafaka Miktarının Belirlenmesinde Yeni Kriterler

Yeni düzenleme, nafaka miktarının belirlenmesinde de daha objektif kriterlerin kullanılmasını öngörüyor. Mahkemeler, nafaka miktarını belirlerken:

  • Her iki tarafın gelir durumunu
  • Mal varlıklarını
  • Çalışma potansiyellerini
  • Yaşam standartlarını
  • Evlilik süresince edinilen mesleki becerileri
  • Çocukların bakım ve eğitim ihtiyaçlarını

detaylı olarak değerlendirecek. Bu değerlendirme sonucunda, nafaka miktarı hem nafaka alacak kişinin gerçek ihtiyaçlarını karşılayacak hem de nafaka ödeyecek kişiyi ekonomik olarak çökertmeyecek şekilde belirlenecek.

Ayrıca, nafaka miktarının düzenli olarak gözden geçirilmesi ve tarafların ekonomik durumlarındaki değişikliklere göre güncellenmesi de yeni düzenlemenin önemli bir parçası olacak. Böylece, nafaka sistemi daha dinamik ve güncel ekonomik koşullara uyumlu hale getirilecek.

Yeni nafaka düzenlemesi, Türk aile hukukunda önemli bir dönüm noktası oluşturacak ve boşanma sonrası ekonomik ilişkileri daha adil, şeffaf ve sürdürülebilir bir temele oturtmayı hedefliyor. Bu düzenleme, hem nafaka ödeyen hem de nafaka alan tarafların haklarını koruyarak, boşanma sonrası yeni hayata geçiş sürecini daha sağlıklı hale getirmeyi amaçlıyor.

Nafaka Sonrası Sosyal Destek Mekanizmaları

2025 yılında yürürlüğe girmesi planlanan nafaka düzenlemesi taslağı, süresiz nafaka uygulamasını kaldırarak evlilik süresine bağlı kademeli bir sistem getirmeyi amaçlarken, nafaka süresi sona eren kişilerin ekonomik güvencesiz kalmaması için önemli sosyal destek mekanizmaları da öngörüyor. Bu düzenleme, boşanma sonrası tarafların haklarını korurken toplumsal dengeyi de gözetmeyi amaçlıyor.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın Sosyal Yardım Programları

Yeni düzenlemeyle birlikte, nafaka süresi dolan ve ekonomik zorluk yaşayan kişilere Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından sosyal yardım desteği sağlanacak. Bu destek mekanizması, özellikle uzun yıllar ev içi emek harcamış, iş hayatından uzak kalmış ve bu nedenle iş bulma konusunda zorluk yaşayan kişilerin mağdur olmasını önlemeyi hedefliyor.

Bakanlık tarafından sağlanacak sosyal yardımlar şu şekilde planlanıyor:

  • Düzenli nakdi yardım programları: Belirli gelir seviyesinin altında kalan kişilere aylık düzenli nakit desteği
  • Barınma yardımları: Kira desteği veya sosyal konut imkanları
  • Sağlık hizmetleri desteği: Temel sağlık hizmetlerine erişim kolaylığı
  • Gıda ve temel ihtiyaç yardımları: Temel yaşam ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik destekler

Bu yardımların miktarı ve süresi, başvuran kişinin ekonomik durumu, yaşı, sağlık durumu, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin varlığı gibi faktörlere göre belirlenecek. Yardımların sürdürülebilirliği için düzenli aralıklarla değerlendirme yapılması planlanıyor.

Çalışmayan Kadınlara Özel Sosyal Destek Programı

Yeni nafaka düzenlemesinde özellikle nafakası sona eren, çalışmayan ve ekonomik ihtiyacı olan kadınlar için özel bir sosyal yardım programı oluşturulması öngörülüyor. Bu program, toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifinden hareketle, kadınların boşanma sonrası karşılaşabilecekleri ekonomik zorlukları hafifletmeyi amaçlıyor.

Bu özel program kapsamında sunulacak destekler:

  • Mesleki eğitim ve istihdam desteği: İş piyasasına giriş için gerekli becerilerin kazandırılması
  • Girişimcilik destekleri: Kendi işini kurmak isteyen kadınlara finansal ve danışmanlık desteği
  • Çocuk bakım hizmetleri: Çalışma hayatına katılımı kolaylaştırmak için çocuk bakım desteği
  • Psikolojik destek hizmetleri: Boşanma sonrası uyum sürecini kolaylaştıracak danışmanlık hizmetleri
  • Hukuki danışmanlık: Yasal haklarına erişim konusunda bilgilendirme ve destek

Bu program, kadınların ekonomik bağımsızlıklarını kazanmalarını teşvik ederken, geçiş sürecinde ihtiyaç duydukları desteği sağlamayı hedefliyor. Programın uygulanmasında sivil toplum kuruluşları ve yerel yönetimlerle işbirliği yapılması planlanıyor.

Sosyal Destek Başvuru ve Değerlendirme Süreci

Nafaka süresi sona eren kişilerin sosyal destek mekanizmalarından yararlanabilmesi için şeffaf ve erişilebilir bir başvuru sistemi kurulması öngörülüyor. Başvurular, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na bağlı il ve ilçe müdürlükleri aracılığıyla yapılabilecek. Ayrıca e-Devlet üzerinden online başvuru imkanı da sağlanacak.

Başvuruların değerlendirilmesinde:

  • Kişinin gelir durumu
  • Mevcut iş imkanları
  • Sağlık durumu
  • Yaşam koşulları
  • Bakmakla yükümlü olduğu kişilerin varlığı
  • Eğitim durumu ve istihdam edilebilirliği

gibi faktörler göz önünde bulundurulacak. Değerlendirme sonucunda kişiye özel bir destek planı oluşturulacak ve düzenli aralıklarla gözden geçirilecek.

Sosyal Destek Mekanizmalarının Finansmanı

Yeni nafaka düzenlemesiyle birlikte hayata geçirilecek sosyal destek mekanizmalarının finansmanı için merkezi bütçeden özel bir kaynak ayrılması planlanıyor. Bu kaynağın sürdürülebilirliği için uzun vadeli bir finansman modeli oluşturulacak.

Finansman modelinde:

  • Merkezi bütçeden ayrılan pay
  • Yerel yönetimlerin katkıları
  • Sosyal sorumluluk projeleri kapsamında özel sektör destekleri
  • Uluslararası fonlar

gibi çeşitli kaynakların kullanılması öngörülüyor. Bu çok kaynaklı finansman modeli, sosyal destek mekanizmalarının sürdürülebilirliğini güvence altına almayı hedefliyor.

Sonuç olarak, 2025 yılında uygulamaya konulması planlanan nafaka düzenlemesi taslağı, süresiz nafaka uygulamasını kaldırırken, nafaka süresi sona eren kişilerin ekonomik güvencesiz kalmaması için kapsamlı sosyal destek mekanizmaları öngörüyordu. Bu mekanizmalar, özellikle çalışmayan ve ekonomik ihtiyacı olan kadınlara yönelik özel programlarla desteklenerek, boşanma sonrası yaşanabilecek mağduriyetleri önlemeyi amaçlıyor.

Düzenlemenin Yasalaşma Süreci

2025 yılında hayata geçirilmesi planlanan yeni nafaka düzenlemesi, Türkiye'nin aile hukuku alanında son yılların en kapsamlı değişikliklerinden biri olarak değerlendiriliyor. Kamuoyunda uzun süredir tartışılan ve beklenen bu düzenlemenin yasalaşma süreci, diğer yargı reformlarından farklı bir yol izleyecek.

Adalet Bakanlığı, nafaka düzenlemesinin 10. Yargı Paketi içerisinde yer almayacağını, bunun yerine ayrı bir yasa teklifi olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunulacağını açıkladı. Bu stratejik karar, nafaka konusunun hassasiyeti ve toplumsal etkisi göz önünde bulundurularak alınmış görünüyor. Böylece nafaka düzenlemesi, diğer yargı reformu başlıklarından bağımsız olarak daha detaylı ve odaklanmış bir şekilde ele alınabilecek.

Yasalaşma takvimi incelendiğinde, düzenlemenin Mart 2025 tarihinde Meclis'e sunulması planlanıyordu. Bu tarih, 4. Yargı Reformu Strateji Belgesi'nin (2025-2029) başlangıç dönemine denk gelmesi bakımından anlamlı. Adalet Bakanlığı yetkilileri, teklifin Meclis'e sunulmadan önce tüm paydaşlarla kapsamlı istişareler yapılacağını ve kadın hakları örgütleri, hukukçular ve akademisyenlerden görüş alınacağını belirtiyor.

Yasalaşma sürecinin hızlı ilerlemesi bekleniyordu. Meclis'e sunulduktan sonra ilgili komisyonlarda görüşülecek olan teklifin, 2025 yılının ilk yarısında yasalaşması hedefleniyordu. Ancak bu takvim gerçekleşmemiş; kademeli nafaka sistemi 19.10.2026 itibarıyla kanunlaşmamıştır. Bu süreçte, özellikle Adalet Komisyonu'nda detaylı tartışmaların yaşanması ve bazı maddelerde revizyonların yapılması muhtemel görünüyor.

Dikkat çeken bir diğer nokta ise, nafaka düzenlemesinin infaz düzenlemesiyle eş zamanlı olarak yasalaşma sürecine girmesi. Adalet Bakanlığı, ceza infaz sisteminde de önemli değişiklikler öngörüyor. Yeni infaz düzenlemesinde, 1 ay ile 2 yıl arası hapis cezalarında hükümlülerin en az 1 ay cezaevinde kalması şartı getirilecek. Ayrıca, 6 aya kadar olan hapis cezalarında kamu hizmeti cezası uygulanması planlanıyor.

İnfaz düzenlemesinde ayrıca, COVID-19 salgını döneminde çıkarılan ve kamuoyunda "COVID yasası" olarak bilinen düzenlemede de değişikliğe gidilecek. 31 Temmuz 2023 tarihinden önce suç işleyenleri kapsayacak şekilde genişletilmesi planlanan bu düzenleme, cezaevlerindeki doluluk oranını azaltmayı hedefliyor. Mevcut uygulamadaki 4/4 düzenlemesinin 3/4 olarak değiştirilmesi de gündemde.

Nafaka düzenlemesinin yasalaşma sürecinde, muhalefet partilerinin ve sivil toplum kuruluşlarının yaklaşımı kritik önem taşıyor. Özellikle kadın hakları savunucuları, düzenlemenin boşanmış kadınları ekonomik açıdan zor durumda bırakabileceği endişesini dile getiriyor. Buna karşılık Adalet Bakanlığı, nafaka süresi sona eren ve ekonomik zorluk yaşayan kadınlar için Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın sosyal yardım mekanizmalarını devreye sokacağını vurguluyor.

Yasalaşma sürecinde dikkat çeken bir diğer husus, düzenlemenin geriye dönük uygulanıp uygulanmayacağı konusu. Hukuk çevrelerinde tartışılan bu konuda, mevcut düzenlemeye göre süresiz nafaka alan kişilerin durumunun ne olacağı henüz netlik kazanmış değil. Adalet Bakanlığı yetkilileri, bu konuda geçiş hükümlerinin yer alacağını ve kazanılmış hakların korunmasına özen gösterileceğini belirtiyor.

Düzenlemenin yasalaşmasından sonra uygulamada yaşanabilecek sorunları gidermek amacıyla, Adalet Bakanlığı ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın ortak bir çalışma grubu oluşturması planlanıyor. Bu grup, nafaka uygulamalarını takip edecek ve gerektiğinde ikincil düzenlemeler için öneriler geliştirecek.

Sonuç olarak, 2025 yılında hayata geçirilmesi planlanan nafaka düzenlemesi taslağı, Türkiye'nin aile hukuku sisteminde köklü bir değişim öngörüyordu. Süresiz nafaka uygulamasının kaldırılarak evlilik süresine bağlı kademeli bir sisteme geçilmesi, çalışabilir durumda olanların nafaka almasının engellenmesi ve nafaka süresi sona erenlere sosyal destek sağlanması gibi yenilikler içeren bu düzenlemenin Mart 2025'te Meclis'e sunulması ve infaz düzenlemesiyle eş zamanlı olarak yasalaşma sürecine girmesi planlanıyordu; ancak nafakaya ilişkin bu taslak yasalaşmamıştır. Toplumun geniş kesimlerini ilgilendiren bu önemli değişikliğin, tüm paydaşların görüşleri alınarak ve kazanılmış haklar gözetilerek hayata geçirilmesi, düzenlemenin başarısı için kritik önem taşıyor.

Güncel durumu özetlemek gerekirse: TMK m.175'teki "süresiz olarak" ibaresinin iptali 30 Haziran 2027'de yürürlüğe girecek; yoksulluk nafakası varlığını sürdürecek ve nafakanın hangi süre ve ölçütlerle bağlanacağını TBMM'nin yapacağı yeni düzenleme belirleyecektir.

Yazar Görseli
Müellif

Av. Ali Haydar GÜLEÇ

Güleç Hukuk Bürosu'nda 9 yıldır yöneticilik ve avukatlık yapmaktadır.