Radar Cezasına İtiraz Edilebilir Mi?

Radar Cezasına İtiraz Edilebilir Mi?

Radar cezasına itiraz, idari para cezasına karşı kanunun öngördüğü süre içinde sulh ceza mahkemesine başvurmakla yapılır. Yazıda itirazın yasal dayanağı olan 5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.27/1 hükmü, on beş günlük sürenin tebliğ veya tefhim tarihinden işlemeye başlaması, görevli mahkemenin nasıl belirlendiği ve plakaya düzenlenen tutanaklardaki özel usul ele alınır. Dilekçede bulunması gereken bilgiler, radar cihazına ilişkin kalibrasyon ve muayene belgeleri ile ölçüm görüntüleri gibi teknik delil talepleri, itirazın reddi hâlinde izlenecek kanun yolu ve süre kaçırmanın sonuçları da Yargıtay kararlarıyla birlikte değerlendirilir.

Radar Cezasına İtiraz Hakkı ve On Beş Günlük Süre

Radar denetimi sonucunda düzenlenen ceza tutanağı, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu kapsamında idari para cezasıdır. Bu cezaya karşı başvuru yolu, aynı Kanun'un m.27/1 hükmünde gösterilmiştir. Hükme göre idari para cezasına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç on beş gün içinde sulh ceza mahkemesine başvurulabilir (5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.27/1). Radar cezasına itirazın yasal dayanağı bu hükümdür.

Başvuru, cezayı kesen idari birime değil, sulh ceza mahkemesine yöneltilir. Hüküm, cezanın muhatabına on beş günlük bir başvuru süresi tanır ve bu süre içinde ölçümün hatalı olduğu, aracın yanlış tespit edildiği veya tebligatın usule aykırı yapıldığı iddiaları ileri sürülebilir. Başvurunun kabul edilip edilmeyeceği mahkemenin değerlendirmesine bağlıdır; hüküm "başvurulabilir" ifadesiyle hakkın kullanımını ve sonucunu mahkemeye bırakmıştır.

Süre on beş gündür ve hükümdeki "en geç" ifadesi bu sürenin üst sınırını belirtir. Başvurunun on beşinci günün bitiminden önce yapılması gerekir. Süre, ceza tutanağının düzenlendiği tarihten değil, kararın muhatabına bildirildiği tarihten işlemeye başlar. Tutanağın düzenlenme tarihi ile süreyi başlatan tarih bu nedenle birbirinden farklı olabilir.

Sürenin Başlangıcı: Tebliğ veya Tefhim Tarihi

m.27/1 iki bildirim biçimini ayrı ayrı sayar: tebliğ ve tefhim. Kararın muhatabına yazılı olarak bildirilmesi tebliğdir; kararın ilgiliye yüze karşı açıklanması tefhimdir. On beş günlük süre, karar tebliğ edilmişse tebliğ tarihinden, tefhim edilmişse tefhim tarihinden itibaren işlemeye başlar. Kanunun iki biçimi birlikte anması, hangi usul uygulanmışsa sürenin o usulün tarihine bağlanması sonucunu doğurur.

Uygulamada belirleyici olan, süreyi başlatan tarihin doğru tespitidir. Tebliğ, muhatabın kararı öğrendiği anı belgelendirir. Tebliğ işlemi usulüne aykırı yapılmışsa öğrenme tarihi ile tebliğ tarihi birbirinden ayrılır ve sürenin hangi tarihten işlemeye başladığı bu ayrıma göre belirlenir. On beş günlük sürenin doğru hesaplanabilmesi için tebligatın usulüne uygun yapılıp yapılmadığı denetlenir; tebliğ tarihi tebligat evraklarından tespit edilir ve bu evrakların incelenmesi sürenin başlangıcı bakımından gereklidir.

Tefhim, kararın muhatabına sözlü olarak bildirilmesidir ve bu hâlde süre tefhim tarihinden başlar. Kanun koyucu tebliğ ile tefhim arasında sürenin başlangıcı yönünden bir ayrım gözetmemiş, her iki durumda da süreyi bildirim tarihine bağlamıştır. Karar ister yazılı tebliğle ister tefhimle bildirilmiş olsun, başvuru için tanınan süre on beş gündür.

Süre, kararın bildirildiği tarihten itibaren kesintisiz işler. Başvurunun hangi tarihte yapıldığının belgelendirilmesi, başvurunun süresi içinde yapıldığının tespiti bakımından önemlidir. Süresi içinde doğru mercie yapılan başvuru, kararın kaldırılması veya iptali sonucunu doğurabilir.

Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümünün 03.05.2010 tarihli, E. 2009/268, K. 2010/111 sayılı kararı, Kabahatler Kanunu m.27/1'deki on beş günlük başvuru süresini ve sulh ceza mahkemesinin görevini esas almıştır. Buna göre idari para cezalarına karşı başvuruda hem süre hem görevli mahkeme bu hükme göre belirlenir.

Radar cezasının muhatabı, elindeki tutanağın bildirim tarihini esas alarak on beş günlük süreyi hesaplar. Bildirim tarihinin tespiti, başvurunun süresi içinde yapıldığının gösterilmesi ve itirazın hangi tarihe dayandırıldığının açıklanması için gereklidir.

Başvurulacak Merci ve Görevli Mahkeme

Radar cezasına itiraz, cezayı kesen idari birime değil, sulh ceza mahkemesine yöneltilir. Görevli mahkemenin belirlenmesi 5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.3 hükmüne dayanır. Hükme göre, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nda bu Kanun uyarınca verilen idari para cezalarına karşı idare mahkemesinde dava açılabileceğine dair özel bir hüküm bulunmadığından, genel görevli mahkeme sulh ceza hakimliğidir (5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.3). 2918 sayılı Kanun, kendi bünyesinde idari para cezalarına karşı idari yargı yolunu açan bir düzenleme içermediği için trafik cezalarına itirazda görev idare mahkemesine değil sulh ceza hakimliğine aittir.

Bu tespit, itiraz dilekçesinin yöneltileceği mercii de belirler. Başvuru, idari para cezasını veren idari birime yapılmaz; cezanın iptali talebi sulh ceza hakimliğinin önüne getirilir. Dilekçenin muhatabı bu nedenle cezayı düzenleyen kolluk veya idare değil, kararı inceleyecek sulh ceza mahkemesidir. Başvurunun idari birime yapılması hâlinde talebin görevli mahkemeye ulaşması beklenemez; sürenin korunması için dilekçenin doğrudan sulh ceza mahkemesine verilmesi gerekir.

Hangi tutanağın hangi usule tabi olduğu, tutanağın dayandığı maddeye göre belirlenir. Trafik cezalarına ilişkin tutanakların büyük bölümünde itiraz sulh ceza mahkemesine yapılır. 2918 sayılı Kanun'un plakaya göre düzenlenen tutanaklara ilişkin hükmü ise ayrı bir usul öngörür. İtiraz yolunun ve merciin doğru belirlenmesi için tutanağın dayandığı kanun maddesi incelenir; 2918 sayılı Kanun'un 116. maddesi kapsamında plakaya göre düzenlenen bazı tutanaklarda farklı usul söz konusu olabilir.

Plakaya Düzenlenen Tutanaklarda Özel Usul

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.116/1, sürücüsü tespit edilemeyen araçlara tescil plakasına idari para cezası tutanağı düzenlenebilmesini öngörür. Hüküm, radar denetiminde aracın sürücüsünün belirlenemediği hâllerde cezanın doğrudan plakaya yazılmasına imkân verir. Plakaya göre düzenlenen tutanaklarda farklı bir usul öngörülmüş olabileceğinden, bu tür cezalara itirazda yalnızca itiraz süresi değil, tutanağın dayandığı madde ve bu maddenin bağladığı usul de değerlendirilir. Aracın işleteni veya plaka sahibi, sürücü olarak tespit edilmemiş olsa da cezanın muhatabı hâline gelir.

Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 09.12.2014 tarihli, E. 2014/25337, K. 2014/20807 sayılı kararı, plakaya idari para cezası uygulanabileceğini belirtmiştir. Karara konu olayda 2918 sayılı Kanun m.51/2-B'ye aykırılıktan 46 LZ 080 plakalı araca 343,00 TL idari para cezası verilmiş; Kahramanmaraş 4. Sulh Ceza Mahkemesi 15.11.2013 tarihli, 2013/801 değişik iş sayılı kararıyla başvuruyu kabul etmiştir. Kanun yararına bozma istemi (KYB 2014/300852) üzerine Daire, 7. Ceza Dairesinin 13.03.2013 tarihli, 2013/1707 E., 2013/5537 K. sayılı ilamına atıfla, m.116/1 uyarınca sürücüsü tespit edilemeyen araçlara tescil plakasına ceza tutanağı düzenlenebileceğini ve somut olayda plakaya idari para cezası uygulanabileceğini belirtmiş, başvurunun reddi yerine kabulünü isabetsiz bulmuştur. Karar, CMK m.309/4 uyarınca aleyhe tesir etmemek üzere oybirliğiyle bozulmuştur.

Dairenin değerlendirmesi şu sonucu doğurur: sürücüsü tespit edilemeyen araç adına plakaya düzenlenen ceza tutanağı, m.116/1 kapsamında düzenlenebilir. Plakaya yazılan cezaya karşı başvuruda, tutanağın m.116/1 kapsamında düzenlenip düzenlenmediği incelenir. Tutanağın dayandığı madde ile bu maddenin öngördüğü usul, başvurunun yöneltileceği merciin belirlenmesinde esas alınır. Aracın sürücüsünün tespit edilemediği bir denetimde düzenlenen tutanak, bu nedenle doğrudan plaka sahibine yöneltilir ve itiraz da bu tutanağa karşı yapılır.

Kanun yararına bozmanın aleyhe tesir etmemek üzere yapılması (CMK m.309/4), bozma kararının ilgilinin aleyhine sonuç doğurmamasını sağlar. İlk derece mahkemesinin kabul kararı bu nedenle ilgilinin aleyhine işlemez; karar, plakaya düzenlenen tutanaklarda m.116/1 usulünün uygulanacağını gösterir. Buna göre itiraz dilekçesinde tutanağın dayandığı kanun maddesi ayrıca belirtilir ve tutanağın plakaya mı yoksa sürücüye mi düzenlendiği açıkça gösterilir.

İtiraz Dilekçesinin İçeriği ve Teknik Delil Talepleri

Dilekçe, itirazın yöneltildiği ceza tutanağını tanımlayan bilgilerle başlar: tutanağın tarihi, sayısı ve dayandığı kanun maddesi. Bu bilgiler, dosyanın hangi ceza üzerinden inceleneceğini belirler ve itirazın başka bir tutanakla karıştırılmasını önler. Tutanağın dayandığı madde, başvurunun tabi olduğu usulü de gösterir. Plakaya göre düzenlenen tutanaklarda farklı bir usul öngörülmüş olabileceğinden, dilekçede tutanağın sürücüye mi yoksa plakaya mı düzenlendiği ayrıca yazılır; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.116/1 kapsamında düzenlenen tutanaklarda ceza plaka sahibine yöneltilir (2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.116/1).

Gerekçeler somut delillerle birlikte gösterilir. İtirazda ölçümün hatalı olduğu, aracın yanlış tespit edildiği veya tebligatın usule aykırı yapıldığı ileri sürülebilir; dilekçe her bir iddiayı dayandığı olguya bağlar. Tutanağın tarihi, denetimin hangi gün yapıldığını gösterir; tutanağın sayısı cezanın dosyadaki kaydını belirler; dayanağı kanun maddesi, ihlalin hangi hükme bağlandığını ortaya koyar. Bu üç bilgi verilmeden yazılan bir itirazda talebin hangi işleme karşı yöneltildiği belirsiz kalır.

Sürenin tebliğ veya tefhim tarihinden işlemeye başlaması, dilekçede bu tarihin doğru gösterilmesini gerektirir. Bildirim tarihi yanlış yazılırsa başvurunun süresi içinde yapıldığının gösterilmesi zorlaşır. Dilekçede tebliğ tarihi, tebligat evraklarındaki kayda dayanılarak belirtilir ve süre bu tarihe göre hesaplanır.

Ölçümün denetimi için istenen belgeler üç grupta toplanır:

  • Radar cihazının kalibrasyon ve muayene belgeleri.
  • Ölçüm görüntüleri.
  • Tebligat evrakları.

Kalibrasyon ve muayene belgeleri, ölçümün teknik geçerliliğini denetler. Cihazın kalibrasyon kaydı, ölçüm anında cihazın hangi ayarla çalıştığını ve ölçümün geçerli bir cihazla yapılıp yapılmadığını gösterir. Bu belgelerin dosyaya alınmasıyla ölçüm değeri, cihazın kayıtlı durumuyla karşılaştırılır. Belge talebi, ölçümün hatalı olduğu iddiasının incelenebilmesi için gereken dayanağı oluşturur.

Ölçüm görüntüleri, radar ölçümüne esas görüntü kayıtlarıdır. Görüntüler, ölçümün hangi araç ve hangi an üzerinde yapıldığını gösterir. Hatalı ölçüm veya yanlış araç tespiti iddiası bu kayıtlarla somutlaşır; ölçülen aracın plakası, ölçümün yapıldığı şerit ve ölçüm anı görüntüden tespit edilir. Görüntü kaydının bulunmadığı bir denetimde cezanın hangi ölçüme dayandığı denetlenemez.

Tebligat evrakları, tebliğin usulüne uygun yapılıp yapılmadığının ve itiraz süresinin başlangıç tarihinin tespiti için istenir. Evrak, bildirimin kime, hangi adrese ve hangi tarihte yapıldığını gösterir. Tebliğ usulüne aykırı yapılmışsa öğrenme tarihi ile evrakta yazılı tarih birbirinden ayrılır ve sürenin hangi tarihten işlemeye başladığı bu evrak üzerinden değerlendirilir. Plakaya düzenlenen tutanaklarda tebligat evrakları, cezanın plaka sahibine bildirildiği tarihin belirlenmesi bakımından ayrıca incelenir.

Teknik delil talepleri dilekçede açıkça yazılır ve her talep bir gerekçeye bağlanır. Kalibrasyon ve muayene belgeleri ölçümün geçerliliğine, ölçüm görüntüleri aracın tespitine, tebligat evrakları bildirim tarihine ve sürenin başlangıcına dayanak yapılır. Talebin konusu gösterilmeden ilgili belgelerin dosyaya alınması beklenmez; hangi belgenin hangi iddiayı desteklediği dilekçede belirtilir. Böylece dosya, hem süre hem ölçüm yönünden incelenebilir hâle gelir.

Ölçümün hatalı olduğu iddiası, kalibrasyon kaydı ile ölçüm görüntüsünün karşılaştırılmasıyla incelenir. İki belge arasındaki uyumsuzluk, ölçüm değerinin dayanaksız kaldığını gösterir. Aracın yanlış tespit edildiği iddiası ise görüntüdeki plaka ile tutanakta yazılı plakanın karşılaştırılmasıyla denetlenir. Tebligatın usule aykırı yapıldığı iddiası, tebligat evrakındaki adres ve tarih bilgileri üzerinden değerlendirilir.

Dilekçe sulh ceza mahkemesine verilir. Tutanağın tarihi, sayısı ve dayanağı kanun maddesi ile birlikte kalibrasyon ve muayene belgeleri, ölçüm görüntüleri ve tebligat evraklarına ilişkin talepler dilekçede yer aldığında, itiraz hem süresi hem ölçümün teknik dayanağı bakımından incelenebilir.

İtiraz Kararına karşı Kanun Yolu ve Süre Kaçırmanın Sonucu

Sulh ceza mahkemesinin itiraz üzerine verdiği karara karşı gidilebilecek kanun yolu 5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.29 hükmünde gösterilmiştir. Hükme göre itiraz kararına karşı yalnızca itiraz kanun yolu açıktır; karar temyiz edilemez (5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.29). Temyiz yolunun kapatılması, dosyanın Yargıtay önüne taşınmasını engeller. Kararın denetimi bu iki dereceyle sınırlı kalır.

Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 12.10.2016 tarihli, E. 2015/34816, K. 2016/21460 sayılı kararı, m.29'daki bu sınırı esas alır. Daire, itiraz kararına karşı temyiz yolunun kapalı olduğunu, ret kararına karşı üst dereceli mahkemeye itiraz edilebileceğini belirtmiştir. Buna göre itiraz üzerine verilen karar, temyiz yoluyla değil, üst dereceli mahkemeye yöneltilen itirazla denetlenir. Hükmün tanıdığı tek yol itiraz olduğundan, dosya Yargıtay incelemesinden geçmez.

Ret Kararına karşı Üst Dereceli Mahkemeye İtiraz

Başvurunun reddi hâlinde itiraz imkânı sona ermez. Yargıtay 19. Ceza Dairesinin kararına göre ret kararına karşı üst dereceli mahkemeye itiraz edilebilir. İtiraz, cezayı kesen idari birime değil, ret kararını veren sulh ceza mahkemesinin üstündeki dereceli mahkemeye yöneltilir ve kararı bu mahkeme inceler. İlk derecede verilen ret kararı, itirazın konusunu oluşturur.

Üst dereceli mahkemeye itiraz süreye bağlıdır. Aynı karara göre bu yol kısa sürelere tabidir; süre aşıldığında mahkeme inceleme yapmaksızın ret kararı verilebilir. Süre, başvurunun esastan incelenip incelenmeyeceğini belirler: süresi içinde yapılan itiraz incelenir, süresi geçirilen itiraz incelemeye alınmadan reddedilebilir. Bu nedenle ret kararının muhatabına bildirildiği tarihin tespiti, itiraz için elde kalan süreyi gösterir.

Süre aşımının bu sonucu, yalnızca ret kararına yönelik itirazla sınırlı kalmaz. Üst dereceli mahkeme itirazı inceleme yapmaksızın reddettiğinde ret kararı kesinleşir; m.29 temyiz yolunu kapattığı için dosya başka bir inceleme merciine taşınamaz. İtiraz dilekçesinin gerekçeleri ve sunduğu deliller bu aşamada incelenmediğinden, sürenin kaçırılması hâlinde başvurunun esastan sonucu tartışılmaz.

Ret kararına karşı itirazın kısa süreye bağlanması, dosyanın bu aşamada seri biçimde ele alınması sonucunu doğurur. İtirazı yapacak muhatap, kararın kendisine bildirildiği tarihi esas alarak süreyi hesaplar ve dilekçesini üst dereceli mahkemeye bu süre içinde verir. Süresi içinde yapılmayan itiraz, mahkemenin incelemesine girmeden ret kararı verilmesine yol açar.

On beş günlük başvuru süresinin kaçırılması ise başka bir sonuç doğurur. Bu süre içinde itiraz edilmediğinde ceza kesinleşir. Kesinleşen idari para cezası genel olarak icra takibi yoluyla tahsil edilir. Ceza bu aşamada itiraz konusu olmaktan çıkar; tahsil işlemi icra takibi üzerinden yürütülür.

İtiraz süreci devam ederken ödeme zorunlu değildir. Başvurunun sulh ceza mahkemesi önünde görülmesi, cezanın ödenmesini gerektirmez. Ödeme zorunluluğu, on beş günlük sürenin kaçırılması ve cezanın kesinleşmesiyle birlikte icra takibi aşamasında ortaya çıkar. Süresi içinde yapılan başvuru, bu aşamayı durdurur.

Radar cezasına itiraz edecek muhatap şu sırayı izler. Tutanağın tebliğ veya tefhim tarihini tebligat evraklarından tespit eder; tutanağın tarihini, sayısını ve dayandığı kanun maddesini yazarak on beş günlük süre içinde dilekçesini sulh ceza mahkemesine verir; kalibrasyon ve muayene belgeleri, ölçüm görüntüleri ve tebligat evraklarına ilişkin taleplerini dilekçede gösterir (5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.27/1). Başvuru reddedilirse ret kararına karşı üst dereceli mahkemeye itiraz eder ve bu itirazı da kendisine tanınan kısa süre içinde yapar. Cezanın kesinleşmemesi ve icra takibiyle karşılaşılmaması için her iki sürenin de kaçırılmaması gerekir.

Yazar Görseli
Müellif

Av. Ali Haydar GÜLEÇ

Güleç Hukuk Bürosu'nda 9 yıldır yöneticilik ve avukatlık yapmaktadır.