Alkol Ölçümünü Reddetmenin Hukuki Sonuçları

Alkol Ölçümünü Reddetmenin Hukuki Sonuçları

Alkol ölçümünü reddetmenin hukuki sonuçları, yaptırımın dayanağı olan kanun maddeleri, kolluğun uyması gereken usul adımları ve açılan iptal davasında görevli yargı yerine göre şekillenir. Bu yazıda ölçümü reddetmenin hangi işlemlere yol açtığını, ehliyetin iki yıl süreyle geri alınmasının hangi maddeye dayandığını, ret tutanağının neden mutlak iptal sebebi sayıldığını, kan tahlili ile ölçüm arasındaki zaman farkının sonuca nasıl etki ettiğini ve sürücü sıfatının nasıl belirlendiğini okuyacaksınız. Yazı boyunca Yargıtay ve Danıştay kararları ile idare mahkemesi kararlarına dayanan somut ölçütler yer alıyor.

Ölçümü Reddetmenin Yaptırımı: Sürücü Belgesinin Geri Alınması ve İdari Para Cezası

Alkol ölçümünü kabul etmeme, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 48. maddesinde alkollü araç kullanmaktan ayrı bir fiil olarak düzenlenmiştir. Aynı maddenin dokuzuncu fıkrası, ölçümü kabul etmeyen sürücü hakkında sürücü belgesinin iki yıl süreyle geri alınmasını öngörür (2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.48/9). İptal davasına konu işlemlerde belge geri alma kararının dayanağı olarak bu fıkra gösterilir. Fiil, alkollü araç kullanma olarak nitelendirilmez; yaptırım doğrudan ölçümü kabul etmemeye bağlanır.

Sürücü belgesinin geri alınması, belgenin iki yıl boyunca sürücünün elinden alınması sonucunu doğurur. Süre kanunla belirlenmiştir; kısaltılması öngörülmemiştir. İki yıllık geri alma, ölçümü kabul etmeme fiiline özgü olarak ayrıca düzenlenmiştir.

Uygulamada belge geri alma işlemi, ölçümü kabul etmeme fiilinin sabit görülmesi üzerine tesis edilir. Fiil m.48/9 kapsamında değerlendirilir ve iki yıllık süre bu fıkra uyarınca uygulanır. Aynı olay nedeniyle ayrıca idari para cezası işlemi düzenlenir; iki işlem birbirinin yerine geçmez.

Ölçümü reddetmeye bağlanan yaptırımın ağırlığı, alkollü araç kullanmaya bağlanan yaptırımla karşılaştırıldığında belirginleşir. Alkollü olarak araç kullandığı tespit edilen sürücünün belgesi aynı maddenin beşinci fıkrası uyarınca altı ay süreyle geri alınır (m.48/5). Altı ay ile iki yıl arasındaki fark, ölçümü reddeden sürücüye yapılacak bilgilendirmenin kapsamını belirler. Tetkik Hakimi, altı aya karşılık iki yıl öngörüldüğüne dikkat çekerek görevli memurların sürücüyü bu daha ağır yaptırım konusunda bilgilendirmesi gerektiği görüşünü bu karşılaştırmaya dayandırmıştır. Aynı görüşte, bilgilendirmenin yapılmaması hâlinin hakkaniyete aykırı olacağı belirtilmiştir.

Ölçümü reddeden sürücü hakkında tek bir işlem tesis edilmez. Sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin işlemin yanında aynı olay nedeniyle idari para cezası verilir. Kanunun 16. maddesi, idari para cezasını ve sürücü belgesi geri alma tutanağını kanunda sayılan idari yaptırım türleri arasında sayar (m.16). Her iki işlem de idari yaptırım niteliği taşır. Bu nitelendirme, işlemlere karşı görevli yargı yerinin belirlenmesi tartışmasında karşı oy gerekçesinde anılmıştır.

Yaptırımın muhatabı, sürücü sıfatını taşıyan kişidir. Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 97. maddesinin ikinci fıkrası, sürücülerin her zaman alkol kontrolüne tabi tutulabileceğini düzenler (Karayolları Trafik Yönetmeliği m.97/2). Bu hüküm, kontrolün yapıldığı anda aracın sevk ve idare edilmesi şartını aramaz. Danıştay, işlem anında araç kullanılmıyor olsa bile bu fıkrayı esas alarak denetimin hukuka uygunluğunu değerlendirmiştir. Denetim yetkisinin zamanla veya yerle sınırlanmaması, kolluğun ölçüm talebini hukuka uygun kılar.

Yaptırımın uygulanabilmesi, ölçümü reddetme fiilinin belirlenmesine bağlıdır. Cihazdan alınan ret çıktısı, sürücü beyanları ve işlem tutanakları fiilin sabit görülmesinde birlikte esas alınır.

Belge geri alma işlemi, usul adımları tamamlanmadan uygulanamaz. Ölçümü reddetmenin yaptırıma bağlanabilmesi için kolluk görevlilerinin kanundaki adımları eksiksiz uygulaması gerekir. Sürücüye uygulanacak müeyyidenin bildirilmemesi, cihazdan ret çıktısı alınmaması veya ayrı bir bilgilendirme ve red tutanağının düzenlenmemesi hâlinde işlem sakatlanır. Bu eksiklik, dayanağı m.48/9 olan belge geri alma kararını ve idari para cezasını iptal sonucuna götürür.

Reddin Usul Şartları ve Ret Tutanağının Zorunlu Unsurları

Ölçümü reddetmenin yaptırıma bağlanması, fiilin tespitine ve sürücünün bilgilendirilmesine ilişkin usul adımlarının tamamlanmasına bağlıdır. Yargıtay 7. Ceza Dairesi, ölçümü reddetmenin otomatik olarak alkollü araç kullanma anlamına gelmediğini, yaptırımın hukuka uygun olabilmesi için belirli usul adımlarının eksiksiz uygulanması gerektiğini belirtmiştir (Esas: 2025/3224, Karar: 2025/9892, 09.09.2025). Ret fiili tek başına alkollü araç kullanma sayılmaz; yaptırımın dayanağı kolluğun yürüttüğü usulün bütünüdür. Zincirin bir halkası eksik kaldığında işlem sakatlanır.

Sürücüye Müeyyidenin Bildirilmesi ve Ret Çıktısı

Kolluğun ölçüm talebini sürücüye yöneltmesi, ölçümü reddetme fiilinin başlangıcıdır. Talebin yöneltilmesiyle birlikte sürücüye, ölçümü kabul etmemesi hâlinde uygulanacak müeyyide bildirilir. Bildirimin konusu, sürücü belgesinin geri alınması ve buna eşlik eden idari para cezasıdır. Görevli memurların sürücüyü ölçümü reddetmenin sonuçları konusunda bilgilendirmesi gerekir; aksi hâl ölçümü kabul etmeme fiiliyle bağlantılı yaptırımın ağırlığı ile uyuşmaz. Tetkik Hakimi, bilgilendirme ve red tutanağının bulunmamasını iptal sonucuna götüren gerekçe olarak değerlendirmiştir.

Sürücüye uygulanacak müeyyidenin bildirilmesi amacıyla ayrı bir bilgilendirme ve red tutanağı düzenlenir. Bu tutanağın düzenlenmesi, sürücünün karşılaşacağı yaptırımı bilerek ölçümü reddettiğinin yazılı kaydıdır. Ayrı tutanağın dosyada bulunmaması, kolluğun bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirmediğini gösterir.

Ölçümü kabul etmeme fiilinin tespitinde cihazdan alınan ret çıktısı aranır. Sürücü üflemeyi reddettiğinde alkolmetre ölçüm yapmaz ve cihaz, ölçümün gerçekleşmediğini gösteren bir çıktı üretir. Uyuşmazlıkta ret çıktısı, sürücü beyanları ve işlem tutanakları fiilin sabit görülmesinde birlikte esas alınmıştır. Ret çıktısı tek başına fiili kanıtlamaz; beyanlar ve tutanaklarla birlikte değerlendirilir. Cihazdan ret çıktısı alınmaması hâlinde, ölçüm talebinin sürücüye yöneltildiği ve sürücünün üflemeyi kabul etmediği belgelenmemiş olur. Ret çıktısı, beyan ve tutanak unsurlarının birlikte bulunması fiili sabit kılar; bunlardan birinin yokluğu tespiti zayıflatır.

Tutanağın İmzalanması ve Kamera Kaydının Delil Değeri

Ret tutanağının geçerliliği, tutanağı imzalayanların sayısına ve sıfatına bağlıdır. Tutanak en az iki kolluk görevlisi ve sürücü tarafından imzalanır. İmza sahiplerinin bu sayıya ulaşmaması, tutanağın taşıdığı ispat değerini ortadan kaldırır. Tutanağın düzenlenmemesi mutlak iptal sebebi sayılır. Bu sonuç, ret fiili ile yaptırım arasındaki belgesel bağı gösterir; tutanak yoksa, dayanağı ölçümü kabul etmeme olan belge geri alma işlemi ile idari para cezası iptal edilir.

Sürücüye sözlü bilgilendirme yapıldığı, kamera kaydına dayanılarak ileri sürülebilir. Sözlü bilgilendirme iddiasının kamera kaydıyla ispatlanması hukuken geçerli sayılmaz. Kolluk görevlisinin sürücüyü sözlü olarak bilgilendirdiğini beyan etmesi, ayrı bilgilendirme ve red tutanağının yerini tutmaz. Kamera kaydı, tutanağın zorunlu unsurlarını tamamlamaz; görüntüde yer alan bir konuşma, sürücüye müeyyidenin bildirildiğini ve sürücünün bunu anladığını tek başına göstermez. Bilgilendirmenin belgesi tutanaktır.

Usul adımları şu sırayla tamamlanır: sürücüye müeyyidenin bildirilmesi, bildirimin ayrı bir tutanakla belgelenmesi, cihazdan ret çıktısının alınması, tutanağın en az iki kolluk görevlisi ve sürücü tarafından imzalanması. Bu adımların herhangi birinin eksik kalması, ölçüm talebinin usulüne uygun yapıldığının ispatlanmaması sonucunu doğurur.

Yargıtay 7. Ceza Dairesinin yerleşik içtihatları, usul adımlarının eksiksiz uygulanmasını ret fiiline bağlanan yaptırımın önkoşulu olarak kabul eder. Bildirim, ret çıktısı, tutanak ve imza adımları tamamlanmadan tesis edilen belge geri alma işlemi dayanağından yoksun kalır; iptal istemine konu işlem yalnızca fiilin sabit görülmesiyle değil, usulün belgelenmesiyle ayakta durur.

Kan Tahlili ile Ölçüm Arasındaki Süre Farkı ve Kastın Ortadan Kalkması

Kan tahlili ile alkolmetre ölçümü arasındaki zaman farkı, yaptırımın iptaline götüren ayrı bir değerlendirmeye konu olur. Sürücü ölçüm talebinden sonra hastanede kan tahlili yaptırdığında, ölçüm talebinin yöneltildiği an ile tahlilin yapıldığı an arasındaki süre hesaplanır. Tahlilde alkol oranının yasal sınırın altında çıkması tek başına yeterli değildir; bu değer geriye dönük hesaba girilir. İki zaman noktası arasındaki fark, ilk ölçüm anındaki oranın belirlenmesini sağlar. İnceleme, ret tutanağının bulunmadığı hâllerdeki iptal gerekçesinden bağımsız yürütülür.

Kandaki Alkolün Saatlik Azalma Oranı ve Geriye Dönük Hesap

Kandaki alkol oranı saatte ortalama 0,15 promil azalır. Bu oran, vücudun alkolü yakma hızını gösterir ve geçen süre boyunca kandaki değerin düştüğünü belirler. Aradan geçen her saat için kandaki alkol oranı 0,15 promil geriler. Geriye dönük hesap bu hıza dayanır: hastanede tespit edilen değere, ölçüm ile tahlil arasında geçen saat sayısıyla 0,15 promil eklenir. Ulaşılan sonuç, ilk ölçüm anındaki alkol oranıdır.

Yargıtay, kan tahlili ile alkolmetre ölçümü arasındaki zaman farkını bu geriye dönük hesapla değerlendirmiştir (Esas: 2021/16085, Karar: 2021/15954, 30.11.2021). Aynı yönteme dayanan süre farkı hesabı, yaptırımın iptali sonucunu destekleyen kararda da esas alınmıştır (Esas: 2022/543, Karar: 2022/648, 17.01.2022). Hastanedeki tahlil sonucunun yasal sınırın altında kalması, hesabın sonucunu kendiliğinden belirlemez; eklenen miktar, ilk ölçüm anındaki oranı yasal sınırın altına taşımalıdır. Hesap bu koşulu sağladığında yaptırımlar iptal edilir.

Süre uzadıkça geriye eklenen miktar artar ve hesap daha yüksek bir başlangıç değerine ulaşır. Ölçüm talebinin yöneltildiği saat ile tahlilin yapıldığı saatin belgelenmesi bu nedenle değerlendirmenin ilk adımıdır; süre belgelenmediğinde hesap kurulamaz. Hesaplanan oran, alkollü araç kullanma tespitine de yansır: yasal sınırın altında kalan bir oran, alkollü araç kullanma fiilinin oluşmadığını gösterir. Tahlil sonucu tek başına değil, geçen süreyle birlikte anlam kazanır.

Salgın Döneminde Ortak Cihaza Temas Etmeme

Salgın döneminde sürücünün ortak kullanılan alkolmetre cihazına ağız temasından kaçınıp kan tahlili talep etmesi, kabahatin manevi unsuru olan kastı ortadan kaldırır (Esas: 2023/37, Karar: 2023/1, 09.01.2023). Sürücü ölçümden kaçınmaz; cihazı paylaşmak istemez. Talep, alkol kontrolünden sıyrılma amacı taşımaz, cihazın ortak kullanımından doğan sağlık kaygısına dayanır. Bu hâlde fiil, alkollü araç kullanma olarak yorumlanamaz (Esas: 2022/2238, Karar: 2022/7034, 07.04.2022).

Kastın ortadan kalkması, ölçümü reddetme fiiline bağlanan yaptırımın dayanağını etkiler. Ret fiilinde sürücü, uygulanacak müeyyide kendisine bildirildiği hâlde ölçümü kabul etmez. Ortak cihaza temas etmeme hâlinde ise ölçüm talebi reddedilmiş sayılmaz; sürücü, ölçümün kan tahliliyle yapılmasını ister. Kan tahlili talebinin karşılanmaması, ölçümü kabul etmeme iradesinin varlığını göstermez. Manevi unsur bakımından bu ayrım, idari yaptırımın uygulanabilirliğini belirler. Kastı bulunmayan bir fiile idari para cezası ve ehliyetin geri alınması işlemi bağlanamaz.

Hesap ile kast değerlendirmesi birbirini tamamlar. Kan tahlili talebi karşılandığında, tahlil sonucu ile ölçüm anı arasındaki süre saatlik 0,15 promillik azalma üzerinden hesaplanır ve ilk ölçüm anındaki oran bulunur. Talep karşılanmadığında, kastın yokluğu yaptırımın manevi unsurunu ortadan kaldırır. Her iki durumda da işlem, fiilin sabit görülmesine değil, ölçümün yapıldığı veya yapılmadığı ana ilişkin belgelenmiş verilere dayanır.

Sürücü Sıfatının Belirlenmesi ve Olayın Bütün Halinde Değerlendirilmesi

Ölçümü reddetmeye bağlanan yaptırım, karayolunda aracı sevk ve idare eden kişi hakkında uygulanır; sürücü bu niteliğiyle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde karayolunda motorlu veya motorsuz aracı sevk ve idare eden kişi olarak tanımlanır (m.3). Yaptırımın uygulanabilirliği, ölçüm talebinin yöneltildiği anda bu sıfatın bulunup bulunmadığına bağlanmış görünse de sıfatın belirlenmesinde ölçü, olayın akışının bir bütün hâlinde değerlendirilmesidir.

Sürücünün Tanımı ve İşlem Anındaki Sıfat

Uyuşmazlık, sürücünün 01/11/2014 tarihinde kollukça müdahil olunmayan maddi hasarlı trafik kazasına karışmasıyla başladı. Sürücü 155 Polis İmdat hattıyla görüştükten sonra şikâyetini bildirmek üzere aracıyla Cumhuriyet Polis Merkezi Amirliği'ne, oradan yine aracıyla Tophane Polis Merkezi Amirliği'ne gitti. Cumhuriyet Polis Merkezi'ndeki tutanakta, saat 19:11 sıralarında aracıyla gelen kişiden ve araç içinden alkol kokusu geldiğinin fark edilmesi üzerine trafik ekibine bilgi verildiği belirtilmiştir. Ölçüm burada yapılmak istendi ve sürücü alkolmetreyle ölçümü reddetti; dava konusu işlemler bu ret üzerine tesis edildi.

Rize İdare Mahkemesi 05/05/2015 tarihli kararında işlemleri iptal etti (E:2014/690, K:2015/257). Kararın gerekçesi; m.48/9'daki ölçümü kabul etmeme fiiline ilişkin düzenlemenin sürücüler hakkında uygulanabileceği, m.3'te sürücünün karayolunda motorlu veya motorsuz aracı sevk ve idare eden kişi olarak tanımlandığı, davacının işlem tesisi sırasında sürücü sıfatı taşımadığı yolundaydı. Mahkeme, sıfatı işlem anında aracın sevk ve idare edilip edilmediğine göre değerlendirdi.

Danıştay Onbeşinci Dairesi 16/11/2017 tarihli kararıyla bu değerlendirmeyi bozdu (E:2015/6902, K:2017/6744). Kararda, davacının aracıyla kazaya karıştığı ve aynı aracı kullanarak polis merkezlerine gittiğinin davacı beyanları ve tutanaklarla anlaşıldığı, bu nedenle işlem sırasında da m.3 uyarınca sürücü sayılması gerektiği belirtildi. Daire, Karayolları Trafik Yönetmeliği m.97/2 uyarınca sürücülerin her zaman alkol kontrolüne tabi tutulabileceğini ve ölçümü reddettiğinin ret çıktısı, beyanlar ve tutanaklarla sabit olduğunu tespit etti.

Sürücü sıfatını işlem anındaki duruma göre değerlendiren ilk kararda ısrar edildi; Rize İdare Mahkemesi 16/02/2018 tarihli kararıyla önceki kararına bağlı kaldı (E:2018/88, K:2018/149).

Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu 14.02.2019 tarihli kararında, davacının aracıyla bu yerlere gittiği hususunda ihtilaf bulunmadığını, olayın akışı bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacının m.3 uyarınca sürücü kabul edilmesi gerektiğini belirtti. Genel Kurul, alkolmetre ret çıktısı, davacı beyanları ve işlem tutanaklarından, sürücü sıfatını haiz davacının Yönetmelik m.97 uyarınca her zaman alkol kontrolüne tabi tutulabileceği ve ölçümü reddettiğinin sabit olduğu sonucuna vardı. Bu değerlendirmede dayanılan veriler şunlardır:

  • Aracın kaza sonrasında ve polis merkezlerine gidiş sırasında kullanılması.
  • Davacının beyanları.
  • İşlem tutanakları ve cihazdan alınan ret çıktısı.

Bu veriler birlikte, aracın sürücü tarafından sevk ve idare edildiğini olayın akışı içinde gösterir. Sıfatın kabulü için işlem anında direksiyon başında bulunma şartı aranmaz. Tutanağa geçen alkol kokusunun araç içinden ve araçla gelen kişiden gelmesi de bu gözlem içinde değerlendirilir.

İdare Mahkemesi ile Danıştay Arasındaki Değerlendirme Farkı

İlk derece mahkemesi ile Danıştay arasındaki fark, değerlendirmenin zaman kesitinde toplanır. İdare Mahkemesi sürücü sıfatını işlem tesisi anına bakarak belirledi ve o anda aracın sevk ve idare edilmediği sonucuna dayandı. Danıştay ise maddi olayı bir bütün olarak ele aldı ve sıfatı, olayın akışı içindeki konuma göre belirledi.

Davalı idare temyizinde, olay anının işlem anıyla sınırlı yorumlanamayacağını ve davacının polis merkezine aracıyla geldiğinin açık olduğunu ileri sürdü. Genel Kurul, işlemlerin tesisinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna vararak iptale ilişkin ısrar kararında hukuki isabet görmedi. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne, ısrar kararının bozulmasına ve dosyanın Rize İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verildi (2577 sayılı Kanun m.49). Tebliğden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık bırakıldı. Karşı oyda, ısrar kararının onanması gerektiği belirtildi.

Genel Kurul kararının sürücü sıfatı bakımından sonucu şudur: ölçümün yapıldığı anda aracın sevk ve idare edilmiyor olması, sürücü sıfatının bulunmadığını göstermez. Sıfat, olayın akışı içindeki araç kullanımına bakılarak belirlenir; kazanın ardından aracın kullanılarak polis merkezlerine gidilmesi bu değerlendirmeye girer ve Yönetmelik m.97 uyarınca her zaman alkol kontrolüne tabi tutulma sonucunu doğurur.

Görevli Yargı Yeri ve İptal Davasında İzlenecek Yol

Ölçümü reddetme fiiline bağlanan idari para cezası ile sürücü belgesinin geri alınması işlemine karşı başvurulacak yargı yeri, işlemlerin tabi olduğu kanun hükümlerine göre belirlenir. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 27. maddesinin sekizinci fıkrası, idari para cezası ve ehliyetin geri alınması işlemlerine itirazda her iki işlemin birlikte adli yargıda değerlendirilmesini öngörür; görevli mahkeme sulh ceza hakimliğidir (m.27/8). İki işlem ayrı yargı yerlerine bölünmez. Aynı olaydan doğan belge geri alma kararı ile idari para cezası tek başvuru içinde incelenir.

Bu görev, işlemlere itiraza ilişkin mahkeme kararıyla da teyit edilmiştir (Esas: 2014/20569, Karar: 2014/20858, 09.12.2014). Anılan karar, ölçümü reddetmeye bağlanan sürücü belgesi geri alma ve idari para cezası işlemlerine itirazda görevli mahkemenin sulh ceza hakimliği olduğu sonucunu ortaya koyar. Ölçümü reddeden sürücü, belge geri alma kararını ve idari para cezasını aynı yargı yeri önüne taşır. İki işlemden biri için adli yargıya, diğeri için idari yargıya başvurulması, aynı olayın iki ayrı yargı yerinde görülmesi sonucunu doğurur; kanun bu sonucu engeller.

Sulh Ceza Hakimliği ve İdare Mahkemesi Arasındaki Görev Tartışması

Görev tartışması, belge geri alma kararı ve idari para cezasının idari yargı önüne taşındığı bir uyuşmazlıkta Danıştay'a ulaşmıştır. Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu, 14.02.2019 tarihli kararında bu uyuşmazlıkta idari yargının görevli olduğuna oyçokluğuyla karar vererek esasa geçmiştir. Karara göre idari para cezası ve sürücü belgesi geri alma tutanağı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 16. maddesinde sayılan idari yaptırım türlerindendir. Aynı kararda, 6495 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle 2918 sayılı Kanun'un 112. maddesinin yeniden düzenlendiği belirtilmiştir (6495 sayılı Kanun m.20). Anılan maddede kanun yoluna ilişkin bir düzenleme bulunmaması, görev değerlendirmesinin dayanağını oluşturur.

Karşı oyda, idari para cezası ve sürücü belgesi geri alma tutanağının Kanun'un 16. maddesindeki idari yaptırım türlerinden olduğu, 6495 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle 2918 sayılı Kanun'un 112. maddesinin yeniden düzenlendiği ve kanun yoluna ilişkin düzenleme bulunmadığı, Kabahatler Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca adli yargı yerinin görevli olduğu belirtilmiştir (6495 sayılı Kanun m.20). Karşı oy, görevli yargı yerini kanun yoluna ilişkin düzenlemenin yokluğundan çıkarır. Genel Kurul bu görüşe katılmayarak, uyuşmazlıkta idari yargının görevli olduğu sonucuna varmıştır.

Genel Kurul kararının görev bakımından sonucu, işlemlerin idari yargı önüne geldiği uyuşmazlıkta görevin idari yargı yerine ait olduğu yönündedir. Kabahatler Kanunu m.27/8 ise idari para cezası ve ehliyetin geri alınması işlemlerine itirazda her iki işlemi sulh ceza hakimliği önünde birleştirir. Başvuru, iki işlemden yalnız birini kapsayacak şekilde kurulamaz. Sulh ceza hakimliği, belge geri alma kararı ile idari para cezasını aynı dosyada değerlendirir.

İdari yargı yolunda kararın temyizen incelenmesi, 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine dayanır (2577 sayılı Kanun m.49). Genel Kurul, anılan maddeye uygun bulduğu temyiz isteminin kabulüne ve ısrar kararının bozulmasına karar vermiştir. Bu hüküm, idari yargıda verilen karara karşı temyiz yolunun dayanağını gösterir; dosyanın hangi mahkemeye gönderileceği ve karar düzeltme yolunun açık bırakılması da aynı inceleme içinde belirlenmiştir.

İtiraz ve dava yolunun işletilmesinde işlemin tesis edildiği anda tutulan belgeler esas alınır. Ret çıktısı, bilgilendirme ve red tutanağı ile işlem tutanakları, hem fiilin sabit görülüp görülmediğinin hem de usulün tamamlanıp tamamlanmadığının değerlendirilmesinde kullanılır. Sürücü, ölçüm talebinin yöneltildiği saati ve varsa kan tahlilinin yapıldığı saati belgelendirebildiği ölçüde geriye dönük hesabı dosyaya taşıyabilir.

Ölçümü reddetme üzerine tesis edilen işlemlere karşı izlenecek yol şu adımlardan oluşur:

  • Dosyada ret çıktısının, ayrı bilgilendirme ve red tutanağının ve tutanaktaki en az iki kolluk görevlisi ile sürücü imzasının bulunup bulunmadığını tespit edin. Tutanağın yokluğu, dayanağı ölçümü kabul etmeme olan belge geri alma kararı ve idari para cezası bakımından iptal sonucunu doğurur.
  • Sürücü sıfatının bulunmadığı yönünde bir savunma ileri sürülecekse, olayın akışını bir bütün hâlinde gösteren verileri dosyaya koyun; sıfat, işlem anında aracın sevk ve idare edilip edilmediğine göre değil, olayın akışı içindeki araç kullanımına göre değerlendirilir.
  • Kan tahlili talebi karşılanmışsa, tahlil saati ile ölçüm talebi arasındaki süreyi belgelendirin ve kandaki alkolün saatte ortalama 0,15 promil azalması üzerinden geriye dönük hesabı kurun.
  • Salgın döneminde ortak kullanılan cihaza ağız temasından kaçınıldığı ileri sürülecekse, kan tahlili talebinin varlığını ve bu talebin karşılanmadığını gösteren belgelere dayanın.
  • Başvuruyu, Kabahatler Kanunu m.27/8 uyarınca hem idari para cezasını hem sürücü belgesinin geri alınması işlemini kapsayacak şekilde sulh ceza hakimliği önüne taşıyın.
Yazar Görseli
Müellif

Av. Ali Haydar GÜLEÇ

Güleç Hukuk Bürosu'nda 9 yıldır yöneticilik ve avukatlık yapmaktadır.