
Deepfake Mağdurlarının Başvurabileceği Cezai ve Hukuki Yollar
Yapay zekâ ile üretilen sahte görüntü ve sesler, kişilerin özel hayatını, biyometrik verilerini, onurunu ve mesleki itibarını ciddi biçimde etkileyebilir. Deepfake mağdurlarının başvurabileceği cezai, hukuki ve idari yollar; delil tespiti, içerik kaldırma, erişim engelleme, suç duyurusu, KVKK başvurusu ve tazminat süreçleriyle birlikte ele alınmalıdır. Bu rehber, somut olayın niteliğine göre izlenebilecek başvuru yollarını ve dikkat edilmesi gereken süreleri açıklamaktadır.
Deepfake İçeriklerin Hukuki Niteliği ve Kişilik Hakları
Deepfake Kavramı ve Türk Hukukundaki Yeri
Deepfake, bir kişinin yüzünün, sesinin, mimiklerinin veya hareketlerinin yapay zekâ ve derin öğrenme teknikleriyle başka bir görüntü, video ya da ses kaydına gerçeğe yakın biçimde yerleştirilmesi veya mevcut içeriğin bu yöntemlerle değiştirilmesidir. Bu teknoloji, kişiyi gerçekte söylemediği sözleri söylemiş, yapmadığı eylemleri gerçekleştirmiş ya da bulunmadığı bir ortamda bulunmuş gibi gösterebilir. İçeriğin teknik olarak yapay zekâ tarafından üretilmesi, ortaya çıkan hukuki ihlali tek başına ortadan kaldırmaz. Değerlendirmede içeriğin niteliği, kullanım amacı, mağdurun hangi değerlerinin etkilendiği ve fiilin insan fail tarafından gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği esas alınır.
Türk hukukunda deepfake adıyla müstakil bir suç tipi düzenlenmemiştir. Bu nedenle ceza sorumluluğu, teknolojinin kullanılmasına değil, somut olayda gerçekleşen fiilin kanunda tanımlanan unsurlara uyup uymadığına göre belirlenir. Türk Ceza Kanunu’nun m.2 hükmünde düzenlenen suçta ve cezada kanunilik ilkesi, deepfake kullanımının tek başına cezalandırılmasını engeller; uygulanacak suç tipi, içeriğin üretimi, kullanılması veya yayılması sırasında gerçekleştirilen somut eyleme göre tespit edilir.
Yapay zekâ sistemi, mevcut hukuk düzeninde bağımsız bir ceza faili olarak kabul edilmez. TCK m.20 uyarınca cezai sorumluluk gerçek kişiye aittir. Bu çerçevede deepfake üretim aracını kullanan, içeriği hazırlayan, bilerek yayan veya belirli bir hukuka aykırı sonuca ulaşmak amacıyla kullanan kişinin eylemi incelenir. Sorumluluğun kurulmasında TCK m.21, m.22 ve m.23 kapsamında kast ve taksir esasları dikkate alınır. Failin içeriği hangi amaçla oluşturduğu, sahte olduğunu bilerek yayıp yaymadığı ve meydana gelen sonucu isteyip istemediği somut delillerle değerlendirilir.
Özel Hayat, Görüntü, Ses ve Biyometrik Verilerin Korunması
Bir kişinin görüntüsü ve sesi, kişi belirli veya belirlenebilir olduğu sürece kişisel veri niteliği taşıyabilir. Yüzün veya sesin özel teknik işlemlerle kimlik doğrulama ya da kişiyi benzersiz biçimde tanımlama amacıyla işlenmesi hâlinde biyometrik veri bakımından da değerlendirme yapılır. Bu verilerin deepfake üretiminde kullanılması, yalnızca ortaya çıkan içeriğin hukuki niteliğini değil, verinin elde edilme ve işlenme sürecini de hukuken önemli hâle getirir.
Anayasa m.17, kişinin maddi ve manevi varlığının korunmasını güvence altına alırken, Anayasa m.20 özel hayatın korunmasına ilişkin temel güvenceyi oluşturur. Rıza dışında bir kişinin yüzünün, sesinin veya mahrem yaşamına ilişkin unsurların manipüle edilmesi; kişinin özel yaşam alanını, onurunu ve kendisi üzerindeki tasarruf yetkisini etkileyebilir. İçeriğin kamuya açık bir kaynaktan alınmış olması, görüntü veya sesin her türlü amaçla kullanılabileceği anlamına gelmez. Verinin erişilebilir olması ile farklı bir hukuki veya teknik amaçla sınırsız biçimde işlenebilmesi birbirinden ayrıdır.
KVKK m.4 uyarınca kişisel verilerin işlenmesinde hukuka ve dürüstlük kurallarına uyulması, belirli, açık ve meşru amaçlarla işlenmesi ve amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olması gerekir. KVKK m.5 ve m.6, kişisel ve biyometrik verilerin işlenebilmesi için gerekli hukuki şartları düzenleyen çerçeveyi oluşturur. Bu şartlar bulunmadan bir kişinin görüntüsünün veya sesinin yapay zekâ aracına yüklenmesi, kaydedilmesi ya da deepfake içeriğe dönüştürülmesi hukuka aykırılık iddiasına konu olabilir.
Veri sahibi, KVKK m.11 kapsamında sahip olduğu hakları kullanabilir. Veri sorumlusunun veri güvenliğine ilişkin yükümlülükleri ise KVKK m.12 kapsamında değerlendirilir. Verilerin hukuka aykırı biçimde işlendiği veya gerekli güvenlik tedbirlerinin alınmadığı iddiasında, veri sorumlusuna yapılacak başvurunun ardından KVKK m.14 çerçevesinde Kişisel Verileri Koruma Kuruluna şikâyet yolu gündeme gelir.
Kişilik Hakkına Saldırı ve Tazminat Talepleri
Deepfake içeriği, gerçek dışı olsa dahi mağdurun kişilik hakkı üzerindeki etkisi bakımından hukuki sonuç doğurabilir. Kişinin toplumdaki itibarı, mesleki konumu, özel yaşamı, görüntüsü ve manevi bütünlüğü sahte bir içerikle zedelenebilir. Bu nedenle değerlendirme yalnızca içeriğin gerçek olup olmadığına indirgenemez; içeriğin kişiyi nasıl gösterdiği ve kişilik değerlerinde ne tür bir saldırı meydana getirdiği de incelenir.
TMK m.24, kişilik hakkına yönelik hukuka aykırı saldırılara karşı koruma sağlar. TMK m.25 kapsamında mağdur; saldırının önlenmesini, sürmekte olan saldırının durdurulmasını, hukuka aykırılığın tespitini ve şartları oluştuğunda eski durumun tesisini isteyebilir. Deepfake içeriğinin kaldırılması, yeniden yayılmasının önlenmesi ve saldırının hukuka aykırılığının belirlenmesi bu koruma yolları kapsamında değerlendirilir.
Deepfake nedeniyle ekonomik kayıp ortaya çıkmışsa, TBK m.49 uyarınca haksız fiil sorumluluğu çerçevesinde maddi tazminat talep edilebilir. Gelir kaybı, iş ilişkisinin sona ermesi veya somut biçimde belgelenebilen diğer zararlar maddi zarar kapsamında ileri sürülebilir. Kişinin onurunun, özel hayatının, görüntüsünün veya manevi bütünlüğünün zedelenmesi hâlinde ise TBK m.58 kapsamında manevi tazminat istenebilir.
Tazminat değerlendirmesinde saldırının niteliği, içeriğin mağduru hangi biçimde gösterdiği, kişilik değerleri üzerindeki etkisi ve meydana gelen zarar birlikte ele alınır. İçeriğin sahte olması, mağdurun yaşadığı itibar veya manevi zararın hukuken önem taşımadığı sonucunu doğurmaz. Ancak talebin kapsamı ve miktarı, somut olayda kanıtlanan zarar ile hukuka aykırı saldırının özelliklerine göre belirlenir.
Deepfake Fiillerinde Cezai Sorumluluk
Özel Hayatın Gizliliğinin İhlali ve Kişisel Verilerin Yayılması
Deepfake içeriğinin suç oluşturup oluşturmadığı, yapay zekâ teknolojisinin kullanılmasından ziyade görüntü, ses veya diğer kişisel veriler üzerinde gerçekleştirilen somut fiile göre belirlenir. Bir kişinin özel hayatına ilişkin görüntü veya seslerin rıza dışında kaydedilmesi, üretilmesi, kullanılması ya da ifşa edilmesi hâlinde TCK m.134 gündeme gelir. İçeriğin tamamen yapay olarak oluşturulmuş olması, mağdurun özel hayatına ilişkin bir görünüm veya sesin gerçeğe aykırı biçimde sunulması nedeniyle ortaya çıkan hukuki sonucu kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Yüz, ses ve kişiyi belirli veya belirlenebilir kılan diğer unsurların hukuka aykırı biçimde kaydedilmesi, ele geçirilmesi veya yayılması ayrıca TCK m.135 ve m.136 kapsamında değerlendirilir. Bu noktada görüntünün kamuya açık bir internet sitesinden alınmış olması belirleyici değildir. Verinin daha önce erişilebilir olması, onu farklı bir amaçla manipüle etme ve yayma yetkisi vermez. Özellikle mağdurun yüzünün cinsel, aşağılayıcı veya itibar zedeleyici bir içeriğe yerleştirilmesi hâlinde, özel hayatın gizliliği ile kişisel verilerin korunmasına ilişkin suç tipleri aynı olayda birlikte tartışılabilir.
Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2024/8765 E. sayılı kararında şu değerlendirmeye yer verilmiştir:
Yapay zeka ile üretilen ve mağdurun yüzünü içeren cinsel içerikli görüntünün, TCK 134, 136 ve 226 hükümlerinin içtimaen uygulanmasını gerektirdiği ve ceza alt sınırının ağırlaştığı kabul edilmiştir.
Bu yaklaşım, yapay zekâ ile üretilen içeriğin cinsel nitelik taşıması ve mağdurun yüzünün kullanılması hâlinde tek bir suç tipiyle yetinilemeyeceğini ortaya koymaktadır. Somut olayda özel hayatın ihlali, kişisel verilerin hukuka aykırı kullanılması ve müstehcenlik yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapılması gerekir.
Kamuya açık alanda bulunan kişilerin görüntüleri bakımından da otomatik bir serbestlik söz konusu değildir. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2016/8242 sayılı kararında şu ilkeler belirtilmiştir:
Özel hayat; kişinin yalnızca gözlerden uzakta, kapalı alanlardaki yaşamından ibaret olmayıp, herkesin bilmediği veya bilmemesi gereken kişiye özgü hayat olaylarını ve bilgileri de kapsar. Kamuya açık alanda bulunmak, o alandaki her görüntü veya sesin kaydedilmesine ve sürekli olarak izlenmesine rıza gösterildiği anlamına gelmez. Özel hayat kapsamının belirlenmesinde kişinin konumu, mesleği, tanınırlığı, davranışları, rızası, öngörüleri, fiziki çevre ve müdahalenin derecesi dikkate alınmalıdır.
Bu değerlendirme, kamuya açık bir kaynaktan alınan görüntünün deepfake üretiminde kullanılmasını tek başına hukuka uygun hâle getirmez. İçeriğin elde edilme biçimi, manipülasyonun amacı ve yayılma şekli birlikte incelenir.
Hakaret, Tehdit ve Şantaj
Deepfake içeriği, mağduru toplum nezdinde küçük düşürücü, onur veya saygınlığını zedeleyici biçimde gösteriyorsa TCK m.125 kapsamında hakaret suçu gündeme gelebilir. Sahte görüntü veya sesin mağdurun söylemediği sözleri söylemiş ya da gerçekleştirmediği davranışları yapmış gibi göstermesi, içeriğin niteliğine göre kişiye yöneltilmiş onur kırıcı bir isnat oluşturabilir. İçeriğin paylaşılması, yayımlanması veya belirli kişilere gönderilmesi değerlendirmede önem taşır.
Deepfake’in mağduru korkutmak, baskı altına almak veya belirli bir davranışa zorlamak amacıyla kullanılması hâlinde TCK m.106 kapsamında tehdit hükümleri uygulanabilir. Tehdidin sahte bir görüntü ya da ses kaydına dayanması, mağdur üzerindeki baskı etkisini ortadan kaldırmaz. Failin amacı, içeriğin mağdura veya üçüncü kişilere nasıl sunulduğu ve hangi davranışın talep edildiği somut delillerle ortaya konulmalıdır.
Sahte içeriğin yayımlanacağı, yakınlara gönderileceği veya sosyal medya hesaplarında paylaşılacağı belirtilerek mağdurdan para, sessizlik ya da başka bir menfaat istenmesi ise TCK m.107 kapsamında şantaj yönünden değerlendirilir. Bu durumda suçun hukuki niteliği, içeriğin gerçek olup olmadığından çok, deepfake’in mağdurun iradesini zorlamak ve menfaat elde etmek için araç olarak kullanılıp kullanılmadığına göre belirlenir.
Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2021/5820 sayılı kararında şu sonuca varılmıştır:
Sanığın, mağdurun özel görüntülerini internet ortamında yayımlamakla tehdit etmesi ve daha sonra bu görüntüleri Facebook üzerinden yayımlaması olayında, şantaj ve görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarının oluştuğu kabul edilmiştir.
Karar, yayımlama tehdidi ile fiilî yaymanın aynı olay içinde farklı hukuki sonuçlar doğurabileceğini göstermektedir. Deepfake vakalarında mesajlar, menfaat talebi, paylaşım tehdidi ve sonradan yapılan yayımlar ayrı ayrı korunmalı ve soruşturma makamlarına sunulmalıdır.
Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2019/4874 sayılı kararında da şu değerlendirme yapılmıştır:
Mağdurun özel görüntülerini yayımlamakla tehdit ederek para ve cinsel ilişki talep eden, ardından sahte Facebook hesabı üzerinden görüntü ve telefon numarasını yayımlayan sanığın eylemlerinin hakaret, şantaj, cinsel taciz, özel hayatın gizliliğini ihlal ve kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçlarını oluşturduğu kabul edilmiştir.
Bu karar, sahte hesap kullanımının ve kişisel verilerin içerikle birlikte yayımlanmasının ayrıca dikkate alınacağını ortaya koymaktadır. Deepfake’in üreticisi dışında, hukuka aykırı içeriği bilerek yayan kişilerin eylemleri de somut katkıları ve kastları bakımından incelenir.
Müstehcenlik, İftira ve Dolandırıcılık
Cinsel veya pornografik nitelikte sahte görüntülerin üretilmesi, yayılması ya da kullanılması hâlinde TCK m.226 hükümleri gündeme gelir. Mağdurun yüzünün pornografik bir içeriğe yerleştirilmesi, içeriğin gerçek bir kayıt olmaması nedeniyle otomatik olarak ceza hukuku dışında kalmaz. Bununla birlikte uygulanacak hüküm, içeriğin niteliği, üretim ve yayma biçimi ile somut olayın diğer unsurlarına göre belirlenir.
Çocukların kullanıldığı veya çocuklara yönelik cinsel içerikli deepfake vakalarında TCK m.103 ve TCK m.226/3 ayrıca değerlendirilir. Çocuk yüzünün cinsel içerikli yapay görüntüde kullanılması, olayın çocuk bakımından doğurduğu hukuki sonuçlar nedeniyle daha ağır bir inceleme gerektirir. Aynı fiilin birden fazla suçu oluşturduğu iddiasında ilgili suçların unsurları ve uygulanacak içtima hükümleri somut olay temelinde ele alınır.
Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2021/5904 sayılı kararında şu ifade kullanılmıştır:
Yaşı küçük katılana ait müstehcen görüntülerin depolanması eyleminin hem müstehcenlik hem de özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarını oluşturduğu, tek eylemle birden fazla suç oluştuğundan TCK 44 uyarınca daha ağır cezayı gerektiren TCK 226/3 kapsamında hüküm kurulması gerektiği belirtilmiştir.
Bu karar, çocuklara ilişkin cinsel içeriklerde depolama fiilinin dahi ayrıca önem taşıdığını göstermektedir. Deepfake içeriğinin yapay olması, çocukların kullanıldığı veya çocuklara yönelik cinsel içerik bakımından ceza soruşturması yapılmasına engel değildir.
Deepfake ile gerçekte gerçekleşmemiş bir suçun belirli bir kişiye isnat edilmesi hâlinde TCK m.267 kapsamında iftira yönünden değerlendirme yapılabilir. Burada içeriğin yalnızca kişiyi küçük düşürmesi yeterli olmayıp, sahte görüntü veya sesin belirli bir kişiye hukuka aykırı bir fiil isnat edecek şekilde kullanılması ve ilgili suç tipinin unsurlarının oluşması aranır. Somut olayın niteliği, isnadın içeriği ve yayılma biçimi belirleyicidir.
Bilişim sistemlerinin veya banka ve kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığı sahte ses ve görüntü senaryolarında TCK m.158/1-f kapsamında nitelikli dolandırıcılık gündeme gelebilir. Failin başka bir kişinin sesi, yüzü veya kimliği izlenimini oluşturarak mağduru para göndermeye ya da ekonomik bir işlem yapmaya yöneltmesi hâlinde, deepfake teknolojisi dolandırıcılık fiilinin aracı olarak değerlendirilir. Ancak bu hüküm, olayda ayrıca dolandırıcılık ve bilişim veya banka sistemi kullanımına ilişkin unsurların bulunmasına bağlıdır; yalnızca sahte içerik oluşturulması tek başına bu sonucu doğurmaz.
Kamu barışını bozmaya elverişli yanıltıcı bilgilerin özel kasıtla alenen yayılması hâlinde TCK m.217/A da gündeme gelebilir. Bu değerlendirmede içeriğin kamuya açık biçimde yayılması, yanıltıcı niteliği ve kamu barışına etkisi birlikte incelenir. Her gerçeğe aykırı deepfake içeriği bu suçu oluşturmaz; hukuki nitelendirme, içeriğin hedefi, yayılma şekli ve somut etkileri üzerinden yapılır.
Delil Tespiti, İçerik Kaldırma ve Erişim Engelleme
Dijital Delillerin Güvence Altına Alınması
Deepfake içeriğine ilişkin başvurularda ilk işlem, içeriğin kaldırılmasından veya hesabın kapatılmasından önce dijital delillerin güvence altına alınmasıdır. İçerik daha sonra silinse, değiştirilse veya farklı bir hesap üzerinden yeniden yayımlansa dahi ilk hâlinin ne olduğu ve hangi tarihte erişilebilir bulunduğu ortaya konulmalıdır. Bu kapsamda aşağıdaki unsurlar birlikte korunmalıdır:
- İçeriğin tam URL’si,
- İçeriğin yayımlandığı tarih ve saat,
- Kullanıcı adı, hesap adı ve profil bağlantısı,
- Video, ses, görsel veya paylaşımın kendisi,
- Ekran görüntüleri ve mümkünse ekran kayıtları,
- Paylaşım, görüntülenme ve etkileşim bilgileri,
- İçeriğin gönderildiği mesajlar ve yazışmalar,
- İçeriği paylaşan hesaplarla mağdur arasındaki iletişim,
- İçeriğin farklı platformlardaki bağlantıları.
Basit bir ekran görüntüsü, içeriğin varlığı hakkında başlangıç niteliğinde bilgi sağlayabilir; ancak tek başına içeriğin bütün özelliklerini, yayın zamanını veya sonradan değiştirilmediğini göstermeyebilir. Bu nedenle ekran görüntüsüyle yetinilmemeli, URL ve hesap bilgileriyle birlikte daha güvenilir bir tespit yöntemi kullanılmalıdır.
HMK m.400 vd. kapsamında mahkemeden delil tespiti talep edilmesi, içerik henüz erişilebilirken dijital unsurların yargılamada kullanılabilir biçimde belirlenmesini sağlar. Delil tespiti talebinde hangi içeriğin, hangi internet adresinde, hangi tarihte ve hangi nedenle tespit edilmek istendiği açıkça gösterilmelidir. Deepfake’in mağdurun yüzünü, sesini veya diğer kişisel unsurlarını nasıl kullandığı da tespit kapsamına dahil edilmelidir.
İnternet içeriğinin zaman bakımından sabitlenmesi için Noterlik Kanunu m.61 kapsamında noter aracılığıyla tespit yoluna başvurulabilir. Ayrıca Türkiye Noterler Birliği E-Tespit Hizmeti, içeriğin URL, tarih ve görüntü bilgileriyle birlikte teknik olarak tespit edilmesi amacıyla kullanılabilecek yöntemler arasındadır. Tespit işlemi sırasında yalnızca görselin değil, içeriğe erişilen adresin, sayfa bilgilerinin ve mümkün olan diğer teknik unsurların da kayda geçirilmesi önem taşır.
Tespit işlemi, içeriğin hukuki niteliği hakkında kesin bir karar vermez. Bununla birlikte içeriğin daha sonra silinmesi veya değiştirilmesi hâlinde, mağdurun hangi dijital materyal üzerinden başvuru yaptığını ve saldırının hangi biçimde gerçekleştiğini gösterebilir. Özellikle aynı deepfake içeriğinin birden fazla hesapta yayıldığı durumlarda her URL ve hesap ayrı ayrı belirlenmelidir.
Platform ve Arama Motoru Başvuruları
Deliller korunduktan sonra içeriğin yayımlandığı platforma doğrudan kaldırma başvurusu yapılabilir. Başvuruda içeriğin bağlantısı, mağdurun kimliğini belirleyen bilgiler, ihlalin niteliği ve talep edilen işlem açıkça belirtilmelidir. İçeriğin kişilik haklarına, özel hayata veya kişisel verilere yönelik ihlal oluşturduğu somut biçimde açıklanmalıdır.
Platforma yapılan başvuru, içeriğin kaldırılmasını veya yeniden yayımlanmasının önlenmesini sağlamak amacı taşır. Başvurunun yapıldığı tarih, kullanılan bildirim kanalı, başvuru numarası ve platformun verdiği yanıt ayrıca saklanmalıdır. Platform içeriği kaldırırsa, kaldırma işleminden önce alınmış deliller başvurunun dayanağını korur; içerik kaldırıldıktan sonra alınan ekran görüntüsü ise önceki yayımın kapsamını her zaman göstermeyebilir.
İçerik arama motoru sonuçlarında görünüyorsa, ilgili bağlantıların arama sonuçlarından çıkarılması için arama motorlarına da başvurulabilir. Arama sonucu ile içeriğin yayımlandığı kaynak aynı işlem değildir. Bu nedenle kaynak sayfanın kaldırılması veya erişimin sınırlandırılması için platforma ya da ilgili içerik sağlayıcısına yapılan başvuru, arama sonuçlarının temizlenmesine yönelik başvurudan ayrı yürütülmelidir.
Başvurularda aşağıdaki hususların birbirinden ayrılarak açıklanması gerekir:
- İçeriğin bulunduğu kaynak adresi,
- İçeriğe yönlendiren arama sonucu,
- İçeriğin hangi kişiyi veya kişisel veriyi hedef aldığı,
- İçeriğin kaldırılmasının ya da erişimin sınırlandırılmasının neden istendiği,
- Daha önce yapılan bildirimler ve alınan yanıtlar.
Platforma bildirim yapılması, gerekli hâllerde 5651 sayılı Kanun m.8, m.8/A, m.9 ve m.9/A kapsamında başvuru yapılmasına engel değildir. İçeriğin yurt dışında bulunan bir platformda yer alması da Türkiye’deki erişimin sınırlandırılmasına yönelik hukuki yolların değerlendirilmesini ortadan kaldırmaz. Ancak Türkiye’den erişimin engellenmesi, içeriğin tüm internet ortamından veya yabancı platformun asıl sisteminden silindiği anlamına gelmez. Bu nedenle kaynak platforma yapılan kaldırma başvurusu ile Türkiye’de erişimin sınırlandırılması talebi birlikte planlanmalıdır.
Sulh Ceza Hâkimliği Başvurusu
Kişilik haklarını, özel hayatı veya kişisel verileri ihlal eden deepfake içeriğinin internet ortamında yayılmaya devam etmesi hâlinde 5651 sayılı Kanun m.9 ve m.9/A kapsamında Sulh Ceza Hâkimliğine başvuru yapılabilir. İçeriğin niteliğine göre m.8 ve m.8/A kapsamındaki erişim engelleme yolları da gündeme gelebilir. Hangi hükmün uygulanacağı; içeriğin suç oluşturan niteliğine, kişilik hakkı ihlaline ve Türkiye’den erişimin sınırlandırılmasının gerekip gerekmediğine göre belirlenir.
Başvuru dilekçesinde erişimin engellenmesi veya içeriğin çıkarılması istenen internet adresleri tek tek gösterilmelidir. Genel ve belirsiz bir talep yerine, ihlale konu olan URL’ler, içerik başlıkları, hesap bilgileri ve yayım biçimi açıkça belirtilmelidir. Delil tespit tutanağı, platforma yapılan bildirimler, ekran kayıtları, yazışmalar ve içeriğin mağdur üzerindeki etkisini gösteren belgeler başvuruya eklenebilir.
Kaynaklarda, erişim engelleme başvurusunun 24 saat içinde karara bağlanacağı ve verilen kararın 4 saat içinde uygulanacağı belirtilmiştir. Bu süreler, deepfake içeriğinin hızla yayılması nedeniyle başvurunun geciktirilmemesi gerektiğini gösterir. Ancak erişim engelleme kararı, failin kimliğinin tespit edilmesi veya cezai sorumluluğun belirlenmesi yerine geçmez. Failin belirlenmesine yönelik ceza soruşturması ayrıca yürütülmelidir.
Erişim engelleme veya içerik çıkarma talebinde yalnızca ilk paylaşım değil, bilinen yeniden paylaşımlar da belirtilmelidir. İçerik farklı hesaplarda veya farklı bağlantılarda yer alıyorsa, her adresin ayrı ayrı gösterilmesi gerekir. Böylece başvurunun kapsamı somutlaştırılır ve hangi içeriğe ilişkin işlem istendiği belirgin hâle gelir. Sulh Ceza Hâkimliği başvurusu ile içerik kaldırma, ceza soruşturması ve delil koruma işlemleri birbirinin alternatifi değil, olayın özelliklerine göre birlikte yürütülebilecek hukuki araçlardır.
Ceza Soruşturması, Tazminat ve İdari Başvuru Süreçleri
Cumhuriyet Başsavcılığına Suç Duyurusu
Deepfake içeriğinin üretildiği, kullanıldığı veya yayıldığı tespit edildiğinde Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmalıdır. Başvuru, içeriğin niteliğine göre özel hayatın gizliliğinin ihlali, kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi veya yayılması, hakaret, tehdit, şantaj, müstehcenlik, iftira ya da nitelikli dolandırıcılık iddialarını içerebilir. Suç duyurusunda tek bir hukuki nitelendirmeye bağlı kalınması yerine, olayın bütün unsurları ve farklı eylem aşamaları kronolojik biçimde açıklanmalıdır.
Başvurunun usulî dayanağı CMK m.158 kapsamında Cumhuriyet Başsavcılığına yapılacak ihbar veya şikâyettir. Dilekçede fail biliniyorsa kimlik ve hesap bilgileri, bilinmiyorsa kullanılan kullanıcı adları, profil bağlantıları, iletişim kanalları ve ödeme bilgileri gösterilmelidir. İçeriğin ne zaman fark edildiği, hangi platformlarda yayımlandığı, mağdura veya üçüncü kişilere nasıl ulaştığı ve varsa tehdit ya da menfaat talebinin ne şekilde gerçekleştiği somutlaştırılmalıdır.
Suç duyurusuna, daha önce güvence altına alınan dijital materyallerin yanı sıra platform bildirimleri, yazışmalar, ödeme kayıtları ve içerik bağlantıları eklenmelidir. Özellikle içeriğin sahte olduğuna ilişkin teknik inceleme ihtiyacı açıkça belirtilmelidir. Deepfake’in üretiminde kullanılan hesapların, cihazların veya iletişim kanallarının incelenmesi; failin tespiti ve kastının belirlenmesi bakımından önem taşır.
Dijital cihazlarda ve bilişim sistemlerinde arama, kopyalama ve inceleme yapılması bakımından CMK m.134 kapsamında gerekli tedbirlerin uygulanması talep edilebilir. Bu talep, yalnızca içeriğin bulunduğu cihazın tespitine değil, üretim sürecine, dosya geçmişine, kullanıcı hesaplarına, paylaşım kayıtlarına ve ilgili iletişim trafiğine ilişkin dijital unsurların incelenmesine de yöneltilebilir. İncelemenin kapsamı, somut olayda delil niteliği taşıyan verilerle sınırlı olarak açıklanmalıdır.
Şikâyete tabi suçlar bakımından süreler ayrıca takip edilmelidir. Kaynaklarda hakaret ve özel hayatın gizliliğinin ihlali bakımından TCK m.73 uyarınca mağdurun fiili ve faili öğrenmesinden itibaren 6 aylık şikâyet süresine atıf yapılmaktadır. Bu süre geçirilmeden başvuru yapılması gerekir. Bunun yanında ceza soruşturması ve kovuşturması yönünden dava zamanaşımı değerlendirmesi TCK m.66 çerçevesinde yapılır. Şikâyet süresi ile dava zamanaşımı aynı hukuki sonuçları doğurmadığından, her iki süre ayrı ayrı incelenmelidir.
Maddi ve Manevi Tazminat
Deepfake nedeniyle kişilik hakları ihlal edilen mağdur, ceza soruşturmasından bağımsız olarak adli yargıda tazminat talep edebilir. Ceza şikâyeti, maddi veya manevi zararın kendiliğinden karşılanmasını sağlamaz. Bu nedenle içerik kaldırma ve ceza soruşturmasıyla birlikte, uğranılan zararın türüne göre tazminat stratejisi oluşturulmalıdır.
TBK m.49 kapsamında maddi zarar talep edilebilmesi için ekonomik kaybın ve bu kayıpla deepfake eylemi arasındaki nedensellik bağının ortaya konulması gerekir. İş ilişkisinin sona ermesi, gelir kaybı, belirli bir ekonomik fırsatın kaçırılması veya içerikle bağlantılı olarak yapılan zorunlu harcamalar maddi zarar iddiasının konusu olabilir. Talep edilen kalemler belge, kayıt veya diğer delillerle somutlaştırılmalıdır.
Kişinin mahremiyetinin, onurunun, sosyal itibarının veya mesleki saygınlığının zedelenmesi hâlinde TBK m.58 kapsamında manevi tazminat istenebilir. Manevi zarar, yalnızca içeriğin gerçek olmasına bağlı değildir. Sahte görüntü veya sesin mağduru küçük düşürücü, cinsel, tehditkâr ya da mesleki itibarını sarsıcı biçimde göstermesi, saldırının manevi etkisinin değerlendirilmesini gerektirir.
Tazminat talebinde aşağıdaki hususlar somut delillerle ortaya konulmalıdır:
- İçeriğin mağduru nasıl gösterdiği ve hangi kişilik değerini hedef aldığı,
- Yayılmanın gerçekleştiği platformlar ve erişilen kişi çevresi,
- İçeriğin paylaşılma süresi ve yeniden yayımlanma biçimi,
- Mağdurun mesleği, sosyal konumu ve itibar üzerindeki etkiler,
- Uğranılan ekonomik kayıplar ve yapılan zorunlu giderler,
- İçerik nedeniyle ortaya çıkan başvuru, tedavi veya danışmanlık masrafları.
Tazminat miktarı belirlenirken saldırının ağırlığı, yayılmanın kapsamı, mağdur üzerindeki sosyal ve psikolojik etkiler ile somut ekonomik zarar birlikte değerlendirilir. Aynı olayda birden fazla kişinin içeriği üretmesi, yayması veya ekonomik menfaat elde etmesi hâlinde, her kişinin katkısı ve sorumluluğu ayrıca incelenmelidir.
Haksız fiilden doğan maddi ve manevi tazminat taleplerinde zamanaşımı bakımından TBK m.72 uygulanır. Kaynaklarda zarar görenin zararı ve faili öğrenmesinden itibaren 2 yıl, her hâlde fiilin gerçekleşmesinden itibaren 10 yıl olarak belirtilen süreler esas alınmaktadır. İçeriğin ve failin öğrenildiği tarih, özellikle anonim hesapların kullanıldığı olaylarda dikkatle belirlenmelidir.
KVKK Veri Sorumlusu ve Kurul Başvuruları
Deepfake üretiminde bir kişinin görüntüsünün, sesinin veya biyometrik niteliğe sahip verilerinin kullanılması, ceza soruşturmasının yanında KVKK bakımından da incelenebilir. Veri sorumlusunun kim olduğu, verinin hangi amaçla işlendiği, hangi hukuki sebebe dayanıldığı ve gerekli güvenlik tedbirlerinin alınıp alınmadığı ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Mağdur, öncelikle veri sorumlusuna başvurarak verilerinin hangi amaçla işlendiğini öğrenebilir; hukuka aykırı işleme varsa işlemenin durdurulmasını, verilerin silinmesini veya yok edilmesini ve ihlalin sonuçlarının giderilmesini talep edebilir. Başvuruda kullanılan görüntü veya sesin kaynağı, deepfake üretimindeki kullanım biçimi, ilgili içerik bağlantıları ve daha önce yapılan kaldırma talepleri belirtilmelidir.
Veri sorumlusuna yapılan başvuruya verilen cevap, cevabın kapsamı ve başvuru tarihine ilişkin belgeler saklanmalıdır. Başvurunun reddedilmesi, eksik cevaplanması veya süresi içinde cevap verilmemesi hâlinde KVKK m.14 kapsamında Kişisel Verileri Koruma Kuruluna şikâyet yolu gündeme gelir. Kaynaklarda veri sorumlusuna başvuru ve Kurula şikâyet bakımından 30 veya 60 günlük sürelerden söz edilmektedir. Somut olayda uygulanacak sürenin ve başlangıç tarihinin ayrıca kontrol edilmesi gerekir.
KVKK başvurusu, ceza şikâyetinin alternatifi değildir. Ceza soruşturması failin ve suç oluşturan eylemlerin belirlenmesine yönelirken, KVKK süreci kişisel verilerin hukuka uygun işlenip işlenmediğini ve veri sorumlusunun yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğini inceler. Aynı olay bakımından iki başvurunun birlikte yürütülmesi, delillerin ve hukuka aykırılık iddialarının farklı yönlerden değerlendirilmesini sağlar.
Başvuruda veri sorumlusunun yalnızca içeriği yayımlayan kişi olmadığı, veriyi elde eden, işleyen, saklayan veya aktarılmasına karar veren kişi ya da kuruluşların da somut rollerinin bulunduğu açıklanmalıdır. Bununla birlikte sorumluluğun kapsamı, her aktörün fiili, veri üzerindeki hâkimiyeti ve somut olayın özelliklerine göre belirlenir. Platforma yapılan içerik bildirimi, veri sorumlusuna yapılan KVKK başvurusunun yerine geçmez; bu işlemler ayrı başvuru kanalları olarak yürütülmelidir.
Özel Olaylarda Sorumluluk ve Uygulama Riskleri
Öğretmen Görüntülerinin Deepfake İçerikte Kullanılması
Bir öğretmene ait fotoğraf veya videonun okulun internet sitesinden alınarak deepfake içerikte kullanılması, yalnızca öğrencinin bireysel eylemi olarak değerlendirilemez. İçeriğin öğretmeni hakaret veya saygısızlığa maruz bırakması, ahlak dışı bir görüntü oluşturması ya da rıza dışında fotoğraf veya video paylaşımına dayanması hâlinde okul disiplin hukuku bakımından ayrıca inceleme yapılır. Bu değerlendirmede temel düzenleme Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği m.164 hükmüdür.
Fiilin okul binası veya ders saatleri dışında gerçekleştirilmesi, disiplin sorumluluğunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Deepfake içeriğinin öğretmen-öğrenci ilişkisini, okul düzenini veya eğitim ortamındaki güveni etkilemesi; eylemin okul topluluğuyla bağlantısını ortaya koyabilir. Ancak disiplin yaptırımının hukuka uygunluğu için eylemin öğrenciyle bağlantısı, içeriğin niteliği, paylaşım biçimi ve okul düzenine etkisi somut delillerle belirlenmelidir.
Disiplin soruşturmasında içeriklerin kaynağı, oluşturulma ve paylaşılma tarihleri, kullanılan hesaplar, öğrenciyle bağlantılı cihaz veya hesap bilgileri ve içeriğin kimlere ulaştığı araştırılmalıdır. Sadece bir hesabın öğrenciyle ilişkilendirilmesi, içeriği bizzat öğrencinin oluşturduğunu kesin olarak göstermez. Hesabın başkaları tarafından kullanılıp kullanılmadığı, öğrencinin içeriği üretip üretmediği veya yalnızca yeniden paylaşıp paylaşmadığı ayrı ayrı ortaya konulmalıdır.
Disiplin cezası verilmeden önce öğrenciye isnadın açıkça bildirilmesi ve savunma hakkının tanınması zorunludur. Anayasa m.129 kapsamında savunma alınmadan disiplin cezası verilemez; kaynaklarda öğrenciye savunma için en az 7 gün süre tanınması gerektiği belirtilmektedir. Savunma süresinin ve isnadın kapsamının belirsiz bırakılması, soruşturmanın usul yönünden tartışılmasına neden olur. Öğrencinin yaşı, eylem üzerindeki hâkimiyeti ve davranışın sonuçlarını kavrama düzeyi de disiplin değerlendirmesinde dikkate alınmalıdır.
Öğretmen görüntüsünün cinsel veya müstehcen bir bağlama yerleştirilmesi, mağdur öğretmenin kişilik hakları ve özel hayatı bakımından ağır sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle okul yönetimi, içeriği kişisel cihazlarında gereksiz şekilde saklamamalı; delilleri güvenli biçimde korumalı ve yetkili adli mercilere aktarmalıdır. Kamu görevlilerinin görevleriyle bağlantılı olarak öğrendikleri suçu bildirmemesi hâlinde TCK m.279 kapsamında sorumluluk gündeme gelebilir. Bildirim yükümlülüğünün kapsamı, suç şüphesinin öğrenilme şekli ve görevin bu bilgiyle bağlantısı somut olay üzerinden belirlenir.
Çocuk Fail Bakımından Ceza ve Disiplin Süreci
Deepfake fiilini gerçekleştiren öğrencinin çocuk olması, eylemin hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmaz; ancak ceza ve disiplin süreçlerinin yürütülme biçimini etkiler. 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu, çocuk fail bakımından özel usul ve koruma yaklaşımının uygulanmasını gerektirir. Ceza soruşturması yürütülürken öğrencinin eğitim durumu, gelişim özellikleri ve eylemin sonuçlarını değerlendirme kapasitesi göz ardı edilemez.
15-18 yaş grubundaki öğrenciler bakımından TCK m.31/3 kapsamında yaş küçüklüğüne bağlı ceza indirimi değerlendirilir. Bu hüküm, çocuğun yetişkin faille aynı koşullarda cezalandırılmasını engelleyen özel bir düzenlemedir. İndirimin uygulanması, öğrencinin yaşının ve suç tarihinde içinde bulunduğu yaş grubunun belirlenmesine bağlıdır. Ceza sorumluluğu yönünden yapılacak değerlendirme, disiplin soruşturmasından bağımsız olarak adli makamlarca yürütülür.
Okul disiplin süreci ile ceza soruşturması birbirinin yerine geçmez. Okul, eğitim düzeni ve kurum içindeki etkiler bakımından disiplin değerlendirmesi yaparken; Cumhuriyet Başsavcılığı suçun unsurlarını, kastı, delilleri ve çocuğun ceza sorumluluğunu inceler. Aynı olayda iki sürecin yürütülmesi, birinde verilen kararın diğerini otomatik olarak belirlediği anlamına gelmez.
Öğrencinin yalnızca içeriği paylaşması ile içeriği üretmesi arasında sorumluluğun kapsamı bakımından fark bulunur. İçeriği kimin hazırladığı, öğrencinin sahte olduğunu bilip bilmediği, paylaşımın bilinçli biçimde yapılıp yapılmadığı ve eylemin kaç kez tekrarlandığı araştırılmalıdır. Birden fazla paylaşımın aynı suç işleme kararı kapsamında gerçekleştirilmesi hâlinde TCK m.43 kapsamında zincirleme suç değerlendirmesi yapılabilir. Tek fiille birden fazla suçun oluştuğu iddiasında TCK m.44 kapsamında fikrî içtima gündeme gelebilir.
Deepfake üretiminde okulun veya başka bir kurumun bilişim sistemine izinsiz girilmiş, sistemdeki veriler değiştirilmiş ya da sistemin işleyişi bozulmuşsa TCK m.243 ve TCK m.244 hükümleri ayrıca incelenir. Suçta kullanılan program veya cihazın niteliği bakımından ise TCK m.245/A kapsamında değerlendirme yapılabilir. Bu hükümlerin uygulanması, yalnızca deepfake aracının kullanılmış olmasına değil, ilgili bilişim fiillerinin kanuni unsurlarının somut olarak gerçekleşmesine bağlıdır.
Dolandırıcılık, Platform Sorumluluğu ve Yayma Fiilleri
Deepfake içeriğinin para veya başka bir ekonomik menfaat elde etmek amacıyla kullanılması, olayı kişilik hakkı ihlalinin ötesine taşıyabilir. Sahte ses, görüntü veya kimlik izlenimiyle bir kişinin para göndermeye, banka işlemi yapmaya ya da ekonomik bir karar almaya yönlendirilmesi hâlinde dolandırıcılık boyutu araştırılır. Bilişim sistemlerinin veya banka ve kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığı senaryolarda TCK m.158/1-f gündeme gelebilir. Bunun için aldatma, ekonomik zarar, menfaat sağlama ve ilgili bilişim veya banka sisteminin araç olarak kullanılması somutlaştırılmalıdır.
Mağdurun hesabından para gönderilmişse banka kayıtları, IBAN bilgileri, işlem tarihleri, ödeme açıklamaları ve iletişim yazışmaları korunmalıdır. Sahte içeriği oluşturan kişi ile paranın gönderildiği hesabın sahibi aynı kişi olmayabilir. Bu nedenle üretici, hesabı kullanan kişi, içeriği mağdura ileten kişi ve parayı alan kişi arasındaki katkı ve bilgi düzeyi ayrı ayrı incelenmelidir. İçeriği bilerek yeniden yayımlayan kişiler bakımından da yayma fiiline katkı ve kast değerlendirmesi yapılır; ancak her paylaşım otomatik olarak aynı cezai sorumluluğu doğurmaz.
Platformların sorumluluğu, platformun somut olayda hangi sıfatla hareket ettiği, kendisine ne bildirildiği, içeriğin hangi hukuki değeri ihlal ettiği ve bildirim sonrasında nasıl işlem yaptığı çerçevesinde değerlendirilir. Platforma yapılan bildirimde ilgili URL’ler, hesap bilgileri, içeriğin deepfake niteliği, hedef alınan kişi ve talep edilen işlem açıkça belirtilmelidir. Bildirim tarihinin, başvuru numarasının ve platform yanıtının saklanması, platformun olaydan ne zaman haberdar olduğunu göstermek bakımından önem taşır.
İçeriği üreten kişi ile bilerek yayan kişi aynı hukuki konumda değildir. Üretim sürecine katılma, içeriği ilk kez yayımlama, tehdit amacıyla gönderme, yeniden paylaşma veya içeriğin yayılmasını kolaylaştırma eylemlerinin her biri somut katkı bakımından incelenir. Deepfake’in sahte olduğunu bilmeyen kişinin paylaşımı ile hukuka aykırı amacı bilerek gerçekleştiren kişinin eylemi aynı şekilde değerlendirilemez.
Bu nedenle özel olaylarda tek bir başvuruya dayanmak yeterli değildir. Öğretmen görüntülerinde disiplin ve ceza süreçleri birlikte yürütülmeli; çocuk fail bakımından yaş ve savunma güvenceleri korunmalı; ekonomik menfaat sağlanan olaylarda ödeme izleri araştırılmalı; platforma yapılan bildirimler ise delil tespiti ve adli başvurularla ilişkilendirilmelidir. Deepfake vakalarında sorumluluğun doğru belirlenmesi, içeriğin teknik olarak nasıl üretildiğinden çok, kim tarafından hangi amaçla kullanıldığı, kime yayıldığı ve hangi somut zararı doğurduğunun belgelenmesine bağlıdır.