Elektrikli Scooter Kazalarında Tazminat Sorumluluğu

Elektrikli Scooter Kazalarında Tazminat Sorumluluğu

Elektrikli scooter kazaları, sürücülerin sınırlı korumaya sahip olması ve şehir içi trafik yoğunluğu nedeniyle ciddi bedensel ve ekonomik zararlara yol açabilir. Bu yazıda; sürücünün, karşı aracın, araç işleteninin, kiralama platformunun ve yol bakımından sorumlu idarenin hangi koşullarda sorumlu tutulabileceği açıklanmaktadır. Kusur değerlendirmesi, müterafik kusur indirimi, sigorta seçenekleri, talep edilebilecek zarar kalemleri, delil toplama yöntemleri ve başvuru yolları Türk hukuku çerçevesinde ele alınmaktadır.

Elektrikli Scooterların Hukuki Statüsü ve Sorumluluk Rejimi

E-Skuter Tanımı ve Kullanım Sınırları

Elektrikli scooterların hukuki statüsü, aracın teknik özellikleri ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.3 kapsamında hangi taşıt kategorisine girdiği belirlenerek tespit edilir. E-skuter, ayakta kullanılan elektrikli taşıt niteliğindedir. Motorlu bisikletten farklı olarak e-skuterin tanımı; kullanım biçimi, teknik kapasitesi ve ulaşabileceği azami hız esas alınarak yapılır. Bu sınıflandırma yalnızca terminolojik bir ayrım değildir. Kazada uygulanacak sorumluluk hükümleri, zorunlu trafik sigortasının bulunup bulunmadığı ve zarar görenin hangi kişilere başvurabileceği doğrudan aracın hukuki niteliğine bağlıdır.

E-skuter kullanımının yasal zemine kavuşması, 30 Aralık 2020 tarihli ve 31350 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türkiye Çevre Ajansının Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile gerçekleşmiştir. Bu düzenlemeyle e-skuter ve motorlu bisiklet gibi araçlara ilişkin tanımlar KTK m.3 kapsamına alınmış, bu taşıtların şehir içi ulaşım sistemindeki konumu belirginleştirilmiştir.

Bir aracın dış görünüşünün scooter biçiminde olması, tek başına hukuki sınıflandırma için yeterli değildir. Teknik kapasitesi yasal tanımdaki sınırları aşan bir araç, bilirkişi incelemesi sonucunda farklı bir taşıt kategorisinde değerlendirilebilir. Bu nedenle kaza sonrasında aracın marka ve modeli, motor gücü, teknik belgeleri, yazılım üzerinden belirlenen hız kapasitesi ve fiili kullanım özellikleri incelenir. Sınıflandırma bakımından belirleyici olan, aracın yalnızca kullanıcı veya platform tarafından nasıl adlandırıldığı değil, mevzuattaki teknik tanıma uygunluğudur.

Motorlu Araçlardan Ayrılan Sorumluluk Esasları

E-skuterlerin sorumluluk rejimi, motorlu araçlara uygulanan hükümlerle aynı değildir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.85, motorlu araç işleteninin, motorlu aracın işletilmesinden doğan zararlar bakımından tehlike sorumluluğunu düzenler. Ancak e-skuterin motorlu araç sayılıp sayılmadığı, aracın mevzuattaki teknik özelliklerine göre belirlenir. Bu nedenle her scooter kazasında doğrudan KTK m.85’e dayanılması mümkün değildir.

KTK m.103 uyarınca motorsuz taşıtlar ile motorlu bisiklet sürücülerinin hukuki sorumluluğu genel hükümlere tabidir. Bu düzenleme, söz konusu araçların karıştığı kazalarda sorumluluğun özel bir motorlu araç rejimi yerine genel haksız fiil hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesini gerektirir. Zarar gören kişi, öncelikle zararın meydana geldiğini, zararla ilgili davranış arasındaki nedensellik bağını ve sorumlunun kusurunu ortaya koymalıdır.

Bu çerçevede temel dayanak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.49 hükmüdür. Kusurlu ve hukuka aykırı fiille başkasına zarar veren kişi, bu zararı gidermekle yükümlüdür. E-skuter sürücüsünün trafik kurallarına aykırı davranması, dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlal etmesi veya başkalarının güvenliğini tehlikeye düşüren bir kullanım gerçekleştirmesi hâlinde TBK m.49 kapsamında sorumluluğu doğar.

Motorlu araçlardan ayrılan bu sistemin önemli sonucu, zararın otomatik olarak bir zorunlu trafik sigortacısına yöneltilememesidir. Sorumluluk, somut olayda kusurlu davranışı bulunan sürücüye, aracın işletilmesini organize eden platforma veya kazaya başka bir araçla katılan sorumlu kişiye göre belirlenir. Aracın hukuki sınıfı kesinleştirilmeden sigorta başvurusu ve dava yöneltilmesi, yanlış sorumluya başvurulmasına neden olabilir.

Sürücü ve Platformun Hukuki Sorumluluğu

E-skuter sürücüsü, aracı kullanırken başkalarının beden ve malvarlığı güvenliğini gözetmek zorundadır. Kazanın sürücünün kusurlu davranışından kaynaklandığı tespit edilirse sürücü, TBK m.49 uyarınca zarar görenin maddi ve manevi zararlarından sorumlu tutulabilir. Sürücünün sorumluluğunun kapsamı; kazanın oluş şekli, tarafların davranışları, olay yeri koşulları ve teknik inceleme sonucunda belirlenir.

Paylaşımlı scooter hizmetlerinde ise sorumluluk yalnızca kullanıcı davranışıyla sınırlı değildir. Platformun aracı kullanıcıya sunmadan önce güvenli ve kullanılabilir durumda bulundurması, teknik sorunları tespit etmesi ve işletme faaliyetini düzenli biçimde yürütmesi gerekir. Fren, direksiyon veya benzeri teknik sorunların kazaya etkisi bulunduğunda, platformun işletme faaliyetinden kaynaklanan kusuru ayrıca incelenir. Aracın bakım ve güvenlik sürecindeki eksiklikler, platformun sorumluluğunun değerlendirilmesinde doğrudan önem taşır.

Platformun sorumluluğu, aracın paylaşımlı olması nedeniyle kendiliğinden doğmaz; sorumluluk kazayla platformun faaliyetindeki eksiklik arasında kurulacak nedensellik bağına dayanır. Buna karşılık sürücünün kusurlu kullanımı ile aracın teknik veya organizasyonel eksikliğinin birlikte bulunması hâlinde, her bir sorumlunun katkısı ayrı ayrı belirlenir. Böylece tazminat sorumluluğu, aracın hukuki statüsüyle birlikte kazanın somut nedenleri üzerinden değerlendirilir.

E-skuter kazalarında hukuki değerlendirme için şu ayrımların yapılması zorunludur:

  • Aracın KTK m.3 kapsamındaki teknik tanıma uyup uymadığı,
  • Kazanın motorlu araç, yaya veya başka bir scooter kullanıcısıyla gerçekleşip gerçekleşmediği,
  • Sürücünün kusurlu bir davranışının bulunup bulunmadığı,
  • Platformun bakım, güvenlik veya işletme organizasyonunda eksiklik olup olmadığı,
  • Zarar ile sürücü veya platform davranışı arasında nedensellik bağının kurulup kurulamadığı,
  • Uygulanacak sorumluluk rejiminin KTK m.85, KTK m.103 veya TBK m.49 kapsamında hangisine dayandığı.

Bu ayrımlar yapılmadan sorumlunun belirlenmesi ve tazminat talebinin hukuki dayanağının oluşturulması mümkün değildir. E-skuter kazalarında araç sınıfı, kusur ve işletme faaliyeti birlikte incelenerek sonuca ulaşılır.

Kusur Dağılımı ve Müterafik Kusurun Tazminata Etkisi

Trafik Kuralı İhlallerinin Kusur Değerlendirmesine Etkisi

Elektrikli scooter kazalarında kusur dağılımı, tarafların kaza anındaki somut davranışları ve bu davranışların zarar üzerindeki etkisi esas alınarak belirlenir. Scooter sürücüsünün trafik kurallarına aykırı hareket etmesi, karşı tarafın kusurunu ortadan kaldırmaz. Aynı şekilde motorlu araç sürücüsünün ihlali de scooter kullanıcısının kendi davranışlarının değerlendirme dışı bırakılmasını sağlamaz. Kusur incelemesi, kazaya katılan her kişinin eylemi ile meydana gelen zarar arasındaki nedensellik bağını ayrı ayrı ortaya koymalıdır.

Kusur değerlendirmesinde özellikle aşağıdaki davranışlar incelenir:

  • Kırmızı ışık veya diğer trafik işaretlerine uyulmaması,
  • Yaya geçidinde yayalara öncelik verilmemesi,
  • Scooterın kullanılması gereken alanlar dışına çıkılması,
  • Hızın yol, trafik ve görüş koşullarına göre ayarlanmaması,
  • Şerit veya yön değiştirme sırasında gerekli dikkat ve özenin gösterilmemesi,
  • Motorlu araç sürücüsünün hatalı manevra yapması veya scooterı fark etmeden hareket etmesi,
  • Kaza ile zarar arasındaki bağlantıyı etkileyen yol, görüş ve trafik koşulları.

Kusur oranı yalnızca trafik tutanağındaki değerlendirmeye dayanmaz. Tutanak, kamera görüntüleri, tanık anlatımları, olay yeri incelemesi ve teknik bilirkişi raporları birlikte değerlendirilir. Özellikle scooterın seyir yönü, çarpışma noktası, araçların olaydan sonraki konumu ve tarafların kaza öncesindeki hareketleri belirleyici niteliktedir. Taraflardan birinin kural ihlalinde bulunması, bu ihlalin kazanın oluşumuna gerçekten katkı sağlayıp sağlamadığı incelenmeden tazminata doğrudan yansıtılamaz.

Zarar gören scooter kullanıcısının kusurunun bulunması, tazminat talebinin bütünüyle reddedilmesini gerektirmez. Kusurun kazaya veya zararın kapsamına etkisi belirlenir ve tazminat buna göre değerlendirilir. Bu nedenle kusur oranının hangi delillerle ve hangi teknik gerekçelerle belirlendiği, tazminat miktarı kadar önem taşır.

Koruyucu Ekipman Eksikliği

Kask ve diğer koruyucu ekipmanların kullanılmaması, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.52 kapsamında müterafik kusur değerlendirmesine konu olabilir. Bunun için yalnızca kaskın takılmadığının belirlenmesi yeterli değildir. Kask eksikliği ile meydana gelen yaralanma arasında somut ve tıbbi bir bağlantı kurulmalıdır. Başka bir ifadeyle, ekipman kullanılmamasının zararın doğmasına veya mevcut zararın artmasına katkı sağladığı ortaya konulmalıdır.

Kask takılmaması, karşı tarafın kusurunu ortadan kaldırmaz. Motorlu araç sürücüsünün kazaya neden olan ihlali devam eder; ancak zarar görenin koruyucu ekipman kullanmaması, zarar miktarının belirlenmesinde indirim nedeni oluşturabilir. Bu değerlendirmede yaralanmanın yeri ve niteliği, kaskın koruma sağlayabileceği bölge ve ekipman kullanılmış olsaydı zararın hangi ölçüde önlenebileceği dikkate alınır.

Kaynak verilerde, kask takmamanın yaralanmaya etkili olduğunun belirlenmesi hâlinde tazminattan %20’ye varan indirim uygulanabileceği aktarılmıştır. Ayrıca kaynakta karar numarası bulunmayan 2025 tarihli bir Yargıtay kararında, kask takılmamasının kalıcı sakatlığa etkisi nedeniyle %20 oranındaki indirimin uygun bulunduğu belirtilmiştir. Kararın tarih ve esas-karar numarası kaynakta açıkça verilmediğinden bu bilgiler ayrıca belirtilmemelidir.

Kask dışında reflektör, aydınlatma veya diğer koruyucu donanımların bulunmaması da ancak somut zararla bağlantısı kurulabildiği ölçüde değerlendirilir. Ekipman eksikliği, kazanın meydana gelme sebebi ile yaralanmanın ağırlaşma sebebinin birbirinden ayrılmasını gerektirir. Bu ayrım yapılmadan uygulanan genel ve gerekçesiz bir indirim hukuken yeterli değildir.

Bilirkişi Raporları ve Çelişkilerin Giderilmesi

Kusur oranının belirlenmesinde bilirkişi raporu önemli bir delildir; ancak rapor, hâkimin hukuki değerlendirme yetkisini ortadan kaldırmaz. Bilirkişinin olayın teknik yönlerini açıklaması, hangi delili neden esas aldığını göstermesi ve tarafların davranışlarını kaza oluşumuyla bağlantılı biçimde incelemesi gerekir. Farklı kurum veya uzmanlar tarafından hazırlanan raporlar birbirinden ayrılıyorsa, mahkeme bu çelişkiyi gidermeden hüküm kuramaz.

Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin scooter kazasına ilişkin istinaf incelemesinde, kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiği kabul edilmiştir. İlk derece mahkemesinin raporlar arasından birini neden üstün tuttuğunu somut biçimde açıklamaması ve çelişkiyi gidermeden karar vermesi, eksik inceleme olarak değerlendirilmiştir. Bu yaklaşımda, farklı kusur oranları içeren raporların yalnızca dosyada bulunması yeterli görülmemiş; güvenilir ve denetlenebilir bir kusur tespiti yapılması aranmıştır.

Bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğunda mahkemece şu hususlar açıklığa kavuşturulmalıdır:

  • Raporların hangi maddi delillere dayandığı,
  • Olay yeri ve çarpışma noktası bakımından hangi bulguların esas alındığı,
  • Tarafların trafik kuralı ihlallerinin kazaya etkisi,
  • Kask veya diğer ekipman eksikliğinin yaralanmaya etkisinin bulunup bulunmadığı,
  • Raporlar arasındaki farklılığın teknik veya yöntemsel nedeni,
  • Yeni rapor alınmasının gerekip gerekmediği.

Çelişki giderilmeden verilen karar, HMK m.353/1-a-6 kapsamında kaldırma sonucuyla karşılaşabilir. Bu durumda dosya, kusur raporları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi ve eksik incelemenin tamamlanması için ilk derece mahkemesine gönderilir. Böylece tazminat hesabından önce kusur temelinin doğru kurulması sağlanır. Kusur oranı kesinleşmeden yapılan maddi ve manevi tazminat değerlendirmesi, zarar hesabı doğru olsa dahi hukuki dayanağını kaybeder.

Tazminat Kalemleri, Sigorta ve Müteselsil Sorumluluk

Bedensel Zararlar ve Gelir Kayıpları

Elektrikli scooter kazasında bedensel zararların tazmini, yaralanmanın geçici veya kalıcı sonuçlarına göre ayrı ayrı belirlenir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.54, bedensel zarar nedeniyle ortaya çıkan tedavi giderlerini, kazanç kaybını, çalışma gücünün azalması veya tamamen yitirilmesinden doğan kayıpları ve ekonomik geleceğin sarsılmasını tazminat kapsamına alır.

Bu kapsamda talep edilebilecek başlıca maddi zarar kalemleri şunlardır:

  • Hastane, muayene, ameliyat, ilaç ve tedavi giderleri,
  • Yaralanma nedeniyle yapılan ulaşım ve bakım giderleri,
  • Geçici iş göremezlik dönemindeki kazanç kaybı,
  • Sürekli iş göremezlik veya çalışma gücündeki azalma nedeniyle oluşan gelir kaybı,
  • Çalışma gücünün tamamen yitirilmesi hâlinde doğan ekonomik zarar,
  • Yaralanmanın kişinin mesleki ve ekonomik geleceği üzerindeki olumsuz etkileri.

Geçici iş göremezlik ve sürekli iş göremezlik bakımından sağlık raporlarının niteliği belirleyicidir. Geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının, kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yetkili sağlık kuruluşlarınca oluşturulan uzman doktor heyeti tarafından doğru biçimde belirlenmesi gerekir. Gelir kaybının hesaplanmasında ise kişinin çalışma durumu, gelir belgeleri ve iş göremezlik süresinin ekonomik etkisi dikkate alınır.

Kazazedenin başkasının yardımına muhtaç hâle gelmesi, bakıcı giderini de tazminat konusu yapar. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 13.05.2014 tarihli, 2013/5693 E., 2014/7588 K. sayılı kararında, bakıcı giderinin hesaplanmasında bakıcıyı çalıştıran davacının brüt asgari ücret kadar ödeme yapması gerektiği, net asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmasının hatalı olduğu belirtilmiştir. Bu yaklaşım, bakım ihtiyacının yalnızca fiilen ödenmiş tutarla sınırlı değerlendirilemeyeceğini ortaya koyar.

Bedensel bütünlüğün zedelenmesi, kişinin yaşadığı acı ve elem ile yaşamındaki etkiler bakımından manevi tazminat talebine de temel oluşturur. TBK m.56 uyarınca bedensel bütünlüğü zedelenen kişi lehine manevi tazminata hükmedilebilir. Ölüm hâlinde ise aynı hüküm kapsamında ölenin yakınları için manevi tazminat gündeme gelir. Manevi tazminat miktarı belirlenirken yaralanmanın ağırlığı, kalıcı sonuçları, kusur durumu, olayın özellikleri ve tarafların sosyal ve ekonomik koşulları değerlendirilir.

Ölümle sonuçlanan scooter kazalarında zarar kalemleri TBK m.53 kapsamında belirlenir. Cenaze giderleri, ölümden önce yapılan tedavi giderleri, çalışma gücünün kaybından doğan zararlar ve ölen kişinin desteğinden yoksun kalanların uğradığı zarar talep edilebilir. Destekten yoksun kalma tazminatı, ölen kişinin sağlığında sağladığı ekonomik desteğin kaybına dayanır.

Araç ve Kişisel Ekipman Zararları

Scooter kazası yalnızca bedensel zarara yol açmaz; scooterın kendisi, karşı araç ve kazada kullanılan kişisel ekipmanlar da hasar görebilir. Maddi hasar taleplerinde hasarın kazayla bağlantısı, onarım gerekliliği ve zarar miktarı teknik belgelerle ortaya konulmalıdır.

Scooterın hasar görmesi hâlinde onarım bedeli, hasarlı parçaların niteliği ve aracın kaza öncesindeki durumu incelenir. Hasarın onarılamayacak düzeyde olması durumunda aracın ekonomik değeri ile hasarlı hâli arasındaki fark değerlendirmeye alınır. Hasar fotoğrafları, servis raporları, ekspertiz belgeleri ve ödeme makbuzları bu kalemin ispatında önem taşır.

Kişisel ekipman zararları da somut olayın özelliklerine göre talep edilebilir. Kask, mont, eldiven, dizlik, bot, çanta, telefon tutacağı, reflektör veya GPS cihazının kazada zarar görmesi hâlinde, bu eşyaların kazadan önceki durumu ve hasar nedeniyle oluşan ekonomik kayıp belirlenir. Kullanılmış eşyalarda kullanım ve eskime payı dikkate alınır; bu nedenle talep, her durumda yeni ürün bedeline eşit kabul edilmez.

Zorunlu trafik sigortasının koruyucu ekipman hasarlarını karşılamadığı belirtilmiştir. Bununla birlikte kasko, ferdi kaza veya kişisel aksesuar teminatı içeren poliçeler, poliçe kapsamı ve istisnaları çerçevesinde ayrıca incelenebilir. Ekipman zararının tazmini bakımından fatura, satın alma kaydı, fotoğraf, servis tespit tutanağı ve ekspertiz raporu birlikte değerlendirilir.

Sigorta Teminatları ve Rücu

E-skuterlerin kural olarak zorunlu trafik sigortasına tabi olmaması, zarar görenin hiçbir güvenceye sahip olmadığı anlamına gelmez. Kazaya motorlu bir araç karışmış ve bu aracın sürücüsü kusurlu bulunmuşsa, zarar gören motorlu aracın zorunlu trafik sigortacısına başvurabilir. Ancak başvurulabilecek sigorta kuruluşu ve teminat kapsamı, aracın hukuki sınıfı ile kazadaki sorumluluk ilişkisine göre belirlenir.

Birden fazla kişinin aynı zararın meydana gelmesine katılması hâlinde 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.88 kapsamında müteselsil sorumluluk gündeme gelir. Bu durumda sürücü, işleten ve sigortacı gibi farklı hukuki nedenlerle sorumlu tutulan kişiler, kabul edilen zararın tamamı bakımından sorumluluk taşıyabilir. Zarar gören, sorumlular arasındaki iç ilişkiyi beklemek zorunda olmadan tazminatını sorumlulardan talep edebilir. Zararı karşılayan sorumlunun, kendi payını aşan ödeme bakımından diğer sorumlulara rücu hakkı bulunur.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 21.05.2007 tarihli, 2007/1307 E., 2007/1738 K. sayılı kararı, işleten, sürücü ve sigortacı gibi birden fazla kişinin aynı zarardan müteselsilen sorumlu olabileceği ve sorumluların kabul edilen zararın tamamından sorumlu tutulması gerektiği yönündeki değerlendirme bakımından kaynaklarda anılmıştır. Bu sorumluluk biçiminde tazminatın hangi kişi tarafından karşılanacağı ile sorumluların birbirlerine karşı rücu ilişkisi birbirinden ayrılır.

Sigortacıya yöneltilecek taleplerde tedavi belgeleri, sağlık raporları, gelir kayıtları, kusur tespitleri, hasar belgeleri ve varsa bakım giderlerine ilişkin kayıtlar sunulmalıdır. Sigorta ödemesi zararların tamamını karşılamıyorsa, karşılanmayan bölüm bakımından diğer sorumlulara başvuru imkânı ayrıca değerlendirilir. Yapılan ödeme, zarar kalemlerinin tamamını karşılamadığı sürece eksik kalan maddi ve manevi zararlar yönünden talep hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Paylaşımlı Scooter Platformlarının ve İşletenlerin Sorumluluğu

Bakım ve Teknik Güvenlik Yükümlülüğü

Paylaşımlı scooter platformunun sorumluluğu, yalnızca aracı kullanıcıya tahsis etmekten ibaret değildir. Platformun işletme organizasyonu içinde scooterların kullanılabilirliğini ve teknik güvenliğini sağlayan bir bakım sistemi kurması gerekir. Fren, gidon, lastik, aydınlatma ve benzeri temel parçaların arızalı olması; yazılım kaynaklı hız sınırlama sorunlarının bulunması veya daha önce bildirilen arızaların giderilmeden aracın yeniden kullanıma açılması, kazanın oluşumuyla bağlantısı kurulduğu takdirde platform sorumluluğunu doğurur.

Bu değerlendirmede platformun kusurunun soyut biçimde ileri sürülmesi yeterli değildir. Arızanın kazadan önce mevcut olup olmadığı, platformun arızadan haberdar edilip edilmediği, bakım ve servis kayıtlarının tutulup tutulmadığı, aracın hangi tarihte kontrol edildiği ve teknik sorunun kazaya etkisi incelenmelidir. Bu nedenle uygulama yolculuk kayıtları, kullanıcıların arıza bildirimleri, servis formları, bakım periyotları, araç üzerindeki hata kayıtları ve platformun iç yazışmaları önem taşır.

Platformun işletme faaliyetinden kaynaklanan organizasyon kusuru, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.66 kapsamında değerlendirilebilir. Bu hüküm bakım, teknik arıza ve işletme organizasyonundaki eksikliklerle bağlantılı sorumluluk bakımından kaynaklarda dayanak olarak gösterilmiştir. Platform, güvenlik denetimini yalnızca kâğıt üzerinde yürütmemeli; arızalı olduğu bildirilen veya teknik incelemeden geçmeyen scooterı kullanıma kapatmalıdır. Kullanıcıya arızalı bir aracın tahsis edilmesi ile yaralanma veya eşya zararı arasında nedensellik bağı kurulursa, platformun sorumluluğu gündeme gelir.

İşletmenin niteliği ayrıca TBK m.71 yönünden incelenebilir. Önemli ölçüde tehlike arz eden işletmeler bakımından bu hüküm, kusursuz sorumluluk ihtimalinin dayanağı olarak aktarılmıştır. Paylaşımlı scooter filosunun genişliği, işletmenin şehir trafiğine sunduğu araçların sayısı ve faaliyet biçimi, bu değerlendirmede somut olayın özellikleriyle birlikte ele alınır. Ancak yalnızca platformun ticari faaliyet yürütmesi, her kazada otomatik sorumluluk sonucunu doğurmaz; araçtaki teknik veya organizasyonel eksiklik ile zarar arasındaki bağlantı ortaya konulmalıdır.

Kullanım Sözleşmeleri ve Haksız Şartlar

Kullanıcı ile platform arasındaki ilişki, uygulama üzerinden kabul edilen kullanım koşulları ve hizmet sözleşmesiyle düzenlenir. Bu sözleşmelerde hız, park, yolcu taşıma, alkollü kullanım, aracın teslim alınması ve arıza bildirme yükümlülüklerine ilişkin kurallar bulunabilir. Kullanıcının sözleşmeye aykırı davranması, platformun kendi bakım ve güvenlik yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz. Aynı şekilde platformun sözleşmeye koyduğu genel bir sorumsuzluk kaydı, teknik arıza veya işletme organizasyonundaki eksikliklerden doğan sorumluluğu kendiliğinden bertaraf etmez.

Tüketiciyle müzakere edilmeksizin hazırlanan ve tüketici aleyhine dengesizlik oluşturan kayıtlar, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.5 kapsamında haksız şart olarak değerlendirilebilir. “Tüm risk kullanıcıya aittir”, “platform hiçbir zarardan sorumlu değildir” veya platformun kendi kusurunu tamamen ortadan kaldıran benzeri kayıtlar, somut sözleşme ve olay koşulları içinde incelenir. Haksız şart niteliği taşıyan kayıtlar geçersizdir. Bu nedenle kullanıcı, sözleşmeyi kabul etmiş olsa bile platformun kendi hizmet kusurundan kaynaklanan zararı bakımından talepte bulunabilir.

Hizmet sağlayıcısının tüketiciye karşı sorumluluğu 6502 sayılı Kanun m.9 ve m.11 kapsamında değerlendirilir. Sunulan hizmetin güvenli, sözleşmeye uygun ve kullanıcıya bildirilen nitelikleri taşıması gerekir. Scooterın teknik arızası, uygulamada verilen güvenlik bilgilerinin yetersizliği veya arıza bildirimlerinin etkisiz bırakılması, hizmetin gereği gibi sunulmadığı iddiasına dayanak oluşturabilir.

Sözleşme hükümleri incelenirken özellikle şu noktalar ayrıştırılmalıdır:

  • Kullanıcının trafik ve kullanım kurallarına aykırı davranışı,
  • Platformun aracı bakım ve teknik kontrolden geçirme yükümlülüğü,
  • Arızanın kullanıcıya önceden bildirilip bildirilmediği,
  • Platformun sorumluluğunu bütünüyle kaldıran kayıtların niteliği,
  • Zarar ile hizmetin ayıplı veya eksik sunulması arasındaki nedensellik bağı.

Bu ayrım, kullanıcı kusuru ile platformun sözleşmesel veya işletmesel sorumluluğunun birbirine karıştırılmasını önler.

Yol Kusuru ve İşveren Sorumluluğu

Scooter kazasının nedeni her zaman sürücü veya platform değildir. Çukur, bozuk zemin, yetersiz yol güvenliği, eksik işaretleme ya da bisiklet yolu bulunmaması kazanın oluşumuna katkı sağlayabilir. Böyle bir durumda yolun bakımından sorumlu idarenin sorumluluğu, yol kusurunun kazaya etkisi ve gerekli bakım çalışmalarının yapılmaması üzerinden incelenir. İdarenin hangi kapsamda sorumlu tutulacağı, yolun niteliği, bakım görevinin hangi kuruma ait olduğu ve somut olayda gerekli güvenlik önlemlerinin alınıp alınmadığı belirlenerek saptanır.

Kritik verilerde yer alan TBK m.7:658 ve TBK m.6:174 atıfları Hollanda hukuku bakımından; sırasıyla işveren sorumluluğu ile yol ve yapıların bakımından doğan sorumluluk için belirtilmiştir. Bu hükümler Türk hukuku bakımından doğrudan mevzuat dayanağı olarak kullanılmamalıdır. Türk hukukunda somut olay için uygulanacak sorumluluk normu, olayın tarafları ve kamu hizmetinin niteliğine göre ayrıca belirlenir.

Scooter platformunda çalışan personelin bakım, saha kontrolü, araç toplama veya teknik servis görevi sırasında gerçekleştirdiği davranışlar da TBK m.66 kapsamında incelenebilir. Araçların denetimsiz biçimde kullanıma bırakılması, arıza bildirimlerinin sisteme işlenmemesi veya güvenlik kontrolünün gereği gibi yapılmaması, işletme organizasyonunun yetersizliğini gösterebilir. Bu durumda yalnızca personelin bireysel davranışı değil, platformun seçme, talimat verme ve denetim süreçleri de değerlendirilir.

Kaza bir işçinin scooterı görev sırasında kullanmasıyla gerçekleşmişse işverenin sorumluluğu ayrıca ele alınır. Sorumluluk için kullanımın işin yürütülmesiyle bağlantısı, çalışanın görev kapsamı, aracın işverene veya platforma ait olup olmadığı ve kazanın iş organizasyonu içindeki konumu belirlenmelidir. Böylece yol kusuru, platformun organizasyon kusuru, çalışan davranışı ve scooter kullanıcısının kendi kusuru birbirinden ayrılarak gerçek sorumluluk dağılımı oluşturulur.

Kaza Sonrası Başvuru, Deliller ve Zamanaşımı

Sağlık ve Olay Yeri Kayıtlarının Korunması

Elektrikli scooter kazasında tazminat sürecinin temelini, kazanın oluş biçimi ile ortaya çıkan zararın zamanında ve düzenli biçimde belgelenmesi oluşturur. Kaza sonrasında öncelikle sağlık kuruluşuna başvurulmalı; yaralanmanın niteliği, uygulanan tedavi, iş göremezlik durumu ve devam eden şikâyetler sağlık kayıtlarına geçirilmelidir. İlk muayenede belirtilmeyen veya daha sonra ortaya çıkan fiziksel ve psikolojik etkiler bakımından da sağlık başvuruları ve raporlar saklanmalıdır.

Sağlık belgeleri yalnızca tedavi giderlerinin ispatı için kullanılmaz. Yaralanmanın geçici ya da sürekli sonuçları, çalışma gücü üzerindeki etkisi ve bakım ihtiyacı da bu belgeler üzerinden değerlendirilir. Bu nedenle hastane raporları, reçeteler, tetkik sonuçları, epikrizler, istirahat veya iş göremezlik belgeleri ve tedaviye ilişkin ödeme kayıtları bir bütün hâlinde korunmalıdır. Sürekli iş göremezlik iddiası bakımından yetkili sağlık kuruluşlarınca düzenlenen uzman raporlarının bulunması gerekir.

Olay yeri bakımından ise kazanın meydana geldiği konum, araçların yönü, çarpışma noktası, yol yüzeyi, trafik işaretleri, aydınlatma ve çevredeki fiziksel koşullar gecikmeden kayıt altına alınmalıdır. Mümkün olduğu ölçüde olay yeri, scooter, karşı araç, hasarlar, koruyucu ekipmanlar ve görünür yaralanmalar fotoğraf veya video ile belgelenmelidir. Görüntüler üzerinde sonradan değişiklik yapılmamalı; kayıtların hangi tarihte ve hangi koşullarda alındığı korunmalıdır.

Kamera kayıtlarının bulunabileceği işyerleri, binalar, kavşaklar veya diğer noktalar tespit edilmeli ve bu kayıtların muhafaza edilmesi için gecikmeden girişimde bulunulmalıdır. Tanıkların ad-soyad ve iletişim bilgilerinin alınması, tanıkların olayı hangi konumdan gördüğünün not edilmesi ve olayın taraflarca nasıl anlatıldığının mümkün olduğunca erken kayda geçirilmesi delil güvenilirliğini artırır.

Kaza sonrası korunması gereken başlıca kayıtlar şunlardır:

  • Kolluk tarafından düzenlenen kaza ve olay yeri tutanakları,
  • Fotoğraf ve video kayıtları,
  • Kamera görüntüleri ve tanık bilgileri,
  • Scooterın uygulama yolculuk kayıtları ile ilgili dijital veriler,
  • Servis, bakım ve arıza bildirim kayıtları,
  • Hastane, tedavi, ilaç ve ulaşım belgeleri,
  • Gelir ve çalışma durumunu gösteren kayıtlar,
  • Hasarlı scooter ve kişisel ekipmana ilişkin ekspertiz veya servis belgeleri.

Bu kayıtların farklı kişiler veya kurumlar tarafından tutulması, delillerin kendiliğinden dosyaya gireceği anlamına gelmez. Zarar gören, hangi belgenin hangi kişi veya kurumda bulunduğunu belirlemeli ve başvuru ya da dava sürecinde bu delillerin dosyaya kazandırılmasını istemelidir.

Sigorta ve Platforma Yazılı Başvuru

Kazaya motorlu bir araç karışmışsa, sorumluluk değerlendirmesine göre aracın sigorta kuruluşuna yazılı başvuru yapılır. Sigorta başvurusunda kazanın tarihi ve yeri, tarafların bilgileri, yaralanmanın veya maddi hasarın niteliği, talep edilen zarar kalemleri ve mevcut belgeler açıkça gösterilmelidir. Başvurunun yazılı yapılması, başvuru tarihinin ve sigorta kuruluşuna sunulan belgelerin ispatlanabilmesi bakımından önem taşır.

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.97 kapsamında sigorta kuruluşuna yapılan başvurunun cevaplandırılması için kaynaklarda 15 günlük süre belirtilmiştir. Ayrıca gerekli belgelerin sunulmasından sonra sigortacının ödeme yapması gereken süre bakımından KTK m.99 uyarınca 8 iş günü öngörüldüğü aktarılmıştır. Bu sürelerin hangi tarihte başladığının belirlenebilmesi için başvuru evrakı, ekleri ve teslim alındığını gösteren kayıtlar saklanmalıdır.

Başvuruya eksik veya yetersiz cevap verilmesi, ödemenin yapılmaması ya da zarar kalemlerinin tamamının karşılanmaması hâlinde, zarar görenin hukuki yolları ayrıca değerlendirilir. Sigortaya yapılan başvuru, platforma veya kusurlu diğer kişilere yöneltilebilecek talepleri kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Özellikle e-skuterin zorunlu trafik sigortasına tabi olmadığı durumlarda başvuru doğrudan kusurlu sürücüye, platforma veya diğer sorumlu kişilere yöneltilebilir.

Paylaşımlı scooter kazalarında platforma yapılacak başvuruda, yolculuk bilgileri, scooterın kimlik veya plaka bilgisi, kaza zamanı ve konumu, arıza iddiası, daha önce yapılan bildirimler ve meydana gelen zararlar belirtilmelidir. Platformdan yolculuk kayıtları, bakım ve servis belgeleri, arıza bildirimleri, araç üzerindeki teknik incelemeler ve varsa sigorta poliçesi hakkında bilgi istenebilir. Başvurunun uygulama içi bildirimle sınırlı bırakılmaması; e-posta, kayıtlı iletişim kanalı veya teslimi ispatlanabilir yazılı yöntemlerle yapılması delil güvenliği sağlar.

Başvuru metninde yalnızca genel bir tazminat talebi ileri sürülmemeli, bilinen zarar kalemleri ayrı ayrı açıklanmalıdır. Tedavi giderleri, geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik, bakım ihtiyacı, ulaşım giderleri, araç veya ekipman hasarı ve manevi zarar bakımından mevcut belgeler başvuruya eklenmelidir. Henüz kesinleşmeyen zararlar yönünden ise sağlık sürecinin ve uzman değerlendirmelerinin devam ettiği açıkça belirtilmelidir.

Dava ve Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yolları

Sigorta veya platform başvurusundan sonuç alınamaması hâlinde dava ve diğer uyuşmazlık çözüm yolları gündeme gelir. Hangi yolun kullanılacağı; sorumlu kişinin niteliğine, sigorta ilişkisinin bulunup bulunmadığına, zararın kapsamına ve eldeki delillerin durumuna göre belirlenir. Tazminat talebinde kazanın oluşumu, sorumluluk, nedensellik bağı ve zarar ayrı ayrı ortaya konulmalıdır.

Dava hazırlığında tüm sağlık kayıtları, olay yeri belgeleri, kamera ve tanık bilgileri, uygulama verileri, servis kayıtları, başvuru yazışmaları ve ödeme belgeleri dosya hâline getirilmelidir. Kusur oranı veya sağlık raporları arasında çelişki bulunması hâlinde, bu çelişkinin giderilmesi talep edilmelidir. Zarar miktarı henüz kesin olarak belirlenemiyorsa, kaynaklarda HMK m.107 kapsamında belirsiz alacak davası imkânından söz edilmiştir. Bu yöntemde alacağın karşı tarafın verdiği bilgiler veya tahkikat sonucunda belirlenebilir hâle gelmesi üzerine talep miktarı artırılabilir.

Zamanaşımı bakımından temel düzenleme 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.72 hükmüdür. Kaynaklarda, haksız fiilden doğan tazminat taleplerinin zarar ve failin öğrenilmesinden itibaren 2 yıl içinde ileri sürülmesi gerektiği ve her hâlde 10 yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağı belirtilmiştir. Zararın veya sorumlu kişinin daha sonra öğrenilmesi, öğrenmeye bağlı sürenin başlangıcını etkileyebilir; ancak olayla ilgili belgelerin toplanması ve başvuruların zamanaşımı hesabı yapılmadan geciktirilmesi hak kaybı riski doğurur.

Zamanaşımı süresi değerlendirilirken zarar türü, failin belirlenme tarihi, yapılan başvurular ve varsa ceza soruşturması ayrıca incelenmelidir. Kaynaklarda bazı yaralanmalı veya ölümlü kazalarda ceza zamanaşımı sürelerinin etkili olabileceği belirtilmiş olmakla birlikte, bu sonuç her olay bakımından otomatik kabul edilemez. Bu nedenle somut olayın tüm belgeleri üzerinden uygulanacak süre belirlenmelidir.

Başvuru ve dava sürecinde şu hususlar birlikte yürütülmelidir:

  • Sağlık zararları kesinleşinceye kadar tedavi belgelerinin düzenli tutulması,
  • Sigorta ve platform başvurularının yazılı ve ispatlanabilir biçimde yapılması,
  • Başvuru tarihleri ile sunulan belgelerin kayda geçirilmesi,
  • Kusur ve zarar arasındaki nedensellik bağının teknik delillerle kurulması,
  • TBK m.72 kapsamındaki 2 yıllık ve 10 yıllık sürelerin takip edilmesi,
  • Eksik veya düşük ödemelerin tüm zarar kalemleri yönünden değerlendirilmesi.

Elektrikli scooter kazalarında etkili bir tazminat süreci, yalnızca başvuru yapılmasına değil, doğru delilin doğru zamanda korunmasına dayanır. Sağlık kayıtları bedensel zararı, olay yeri ve teknik veriler kusuru, mali belgeler ise tazminat miktarını ortaya koyar. Bu unsurların yazılı başvuru ve zamanaşımı takvimiyle birlikte yönetilmesi, zarar görenin sürücü, sigorta kuruluşu, platform veya diğer sorumlulara karşı haklarını eksiksiz ileri sürebilmesinin temel şartıdır.

Yazar Görseli
Müellif

Av. Ali Haydar GÜLEÇ

Güleç Hukuk Bürosu'nda 9 yıldır yöneticilik ve avukatlık yapmaktadır.