
7589 Sayılı Kanun Neleri Kapsıyor?
Kamuoyunda 12. Yargı Paketi olarak adlandırılan 7589 sayılı Kanun, özel hukuktan ceza yargılamasına kadar pek çok temel mevzuatta önemli yenilikler barındırmaktadır. Yargı süreçlerinin etkinleştirilmesini hedefleyen bu geniş kapsamlı düzenlemenin getirdiği kritik değişiklikleri inceledik.
7589 Sayılı Kanun (12. Yargı Paketi) Yürürlük ve Temel Çerçevesi
Türk yargı sisteminde usul ekonomisinin sağlanması, yargılama süreçlerinin hızlandırılması ve yargılamanın etkinliğinin artırılması amacıyla hazırlanan 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, temel hukuk mevzuatında kapsamlı değişiklikler gerçekleştirmektedir. Kamuoyunda "12. Yargı Paketi" olarak adlandırılan bu yasal düzenleme; özel hukuk yargılamasından ceza muhakemesine, infaz uygulamalarından mülkiyet uyuşmazlıklarına ve yargı teşkilatının kurumsal yapısına kadar geniş bir yelpazede kanuni revizyonlar içermektedir. Toplam 13 farklı kanunda değişiklik yapan bu düzenleme, bir genel af veya infaz indirimi niteliği taşımamakta; doğrudan yargılama mekanizmalarının işleyişini iyileştirmeyi hedeflemektedir. Yargı kurumlarının iş yükünü azaltmak ve hak arama hürriyetini usul hukuku bakımından daha işlevsel hale getirmek gayesiyle yürürlüğe konulan Kanun, uygulamadaki aksaklıkları gidermeyi ve yargısal süreçlerde standartlaşmayı sağlamayı amaçlamaktadır.
Kanunun Kabulü ve Resmî Gazete Yayımlanma Bilgileri
Yasama sürecinin TBMM bünyesinde tamamlanmasıyla birlikte Türk hukuk düzenine dahil edilen düzenleme, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda yapılan itinalı görüşmeler sonucunda 16 Temmuz 2026 tarihinde kabul edilerek yasalaşmıştır. Yasama organı tarafından kabul edilen 7589 sayılı Kanun, yürürlük şekli ve yayımlanma süreçleri bakımından Anayasa ve mevzuat hazırlama esaslarına uygun olarak yayımlanma aşamasına aktarılmıştır.
Kanun metni, 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak resmen ilan edilmiştir. Resmî Gazete'de "Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" başlığı altında yayımlanan bu düzenleme, birden fazla temel kanunda aynı anda değişiklik gerçekleştiren çerçeve bir kanun niteliği taşımaktadır. Resmî Gazete’deki yayımı ile birlikte düzenleme; ilk derece mahkemeleri, bölge adliye mahkemeleri ve Yargıtay daireleri açısından doğrudan uygulanması zorunlu bir yasal dayanak halini almıştır.
Yürürlük Tarihleri ve Uygulama Esasları
7589 sayılı Kanun’un yürürlük hükümleri incelendiğinde, kanun koyucunun normların yürürlüğe girişi bakımından kademeli bir takvim benimsediği görülmektedir. Düzenlemenin genel esaslarına ilişkin yürürlük takvimi ve zaman bakımından uygulama ilkeleri şu şekildedir:
- Derhal Yürürlüğe Giren Hükümler: Kanun’un büyük bir bölümünü oluşturan temel maddeler, Resmî Gazete’de yayımlandığı tarih olan 31 Temmuz 2026 itibarıyla aynı gün yürürlüğe girmiştir.
- Süreli Yürürlük Maddeleri: Kanun’un 21 inci ve 22 nci maddeleri, uygulayıcıların ve yargı organlarının yeni usule uyum sağlamasını kolaylaştırmak amacıyla yayımı tarihinden itibaren üç ay sonra yürürlüğe girecek şekilde düzenlenmiştir.
Usul hukuku kurallarının zaman bakımından uygulanmasında geçerli olan "derhal uygulama ilkesi" uyarınca, 7589 sayılı Kanun ile getirilen usuli yenilikler derdest davalarda kural olarak derhal tatbik edilir; ancak yürürlük tarihinden önce usulüne uygun şekilde tamamlanmış işlemler geçerliliğini korur.
Bu çerçevede Kanun; Hukuk Muhakemeleri Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu, Türk Ceza Kanunu ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu gibi temel mevzuatta yer alan yeni usul ve esasların, öngörülen yürürlük tarihleri itibarıyla mahkemeler ve icra organları tarafından resen dikkate alınmasını zorunlu kılmaktadır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu Kapsamındaki Usul Değişiklikleri
7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) bakımından sivil yargılama usulünün en temel kurumlarında köklü değişiklikler hayata geçirmiştir. Yargılama süreçlerinin hızlandırılması, hukuki belirsizliklerin giderilmesi ve dava türleri arasındaki karmaşanın sonlandırılması amacıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamında özel düzenlemeler yapılmıştır. Yapılan usul değişikliklerinin odak noktasını, hak arama hürriyetinin usul ekonomisi ilkesiyle dengelenmesi oluşturmaktadır.
Belirsiz Alacak Davasının Kaldırılması
7589 sayılı Kanun ile getirilen en radikal usul değişikliği, HMK m. 107 bünyesinde düzenlenen belirsiz alacak ve tespit davasının mülga edilerek tümüyle sistemden kaldırılmasıdır. Yapılan düzenlemeyle birlikte Türk sivil usul hukukunda alacaklıların miktarını tam olarak tayin edemedikleri alacaklar için belirsiz alacak davası açma imkânı tamamen sona ermiştir.
Uygulamada eda davası ile belirsiz alacak davası arasındaki sınırın belirsizleşmesi, dava şartı yokluğu nedeniyle verilen red kararları ve uzayan yargılama süreçleri bu yasal değişikliğin temel gerekçesini oluşturmuştur. HMK m. 107 hükmünün kaldırılmasıyla birlikte davacılar, dava açarken alacak haklarını ya tam eda davası şeklinde kesin olarak talep etmek ya da kısmi dava yoluna başvurmak zorundadır.
Mülga düzenleme döneminde usul şartlarına ilişkin Yargıtay içtihatları son derece kritik bir rol oynamaktaydı. Bu hususa ilişkin emsal kararda şu ifadeye yer verilmiştir:
Dairemiz kararlılıkla hukuki yarar şartının tamamlanabilir dava şartı olduğunu kabul etmektedir. Bu nedenle belirsiz alacak davası veya kısmi dava açıldığında, dava konusu edilen alacak
Yukarıda yer alan yargı kararında da vurgulandığı üzere, mülga m. 107 döneminde belirsiz alacak davası ile kısmi dava arasındaki geçişler ve hukuki yarar eksikliği bir "tamamlanabilir dava şartı" olarak değerlendirilmekteydi. Ancak HMK m. 107 maddesinin kaldırılmasıyla birlikte, hukuki yarar değerlendirmesi belirsiz alacak davası özelinde tamamen konusuz kalmış; taraf usul işlemleri kısmi dava ve tam eda davası ekseninde yeniden şekillenmiştir.
Kısmi Davada Talep Sonucunun Artırılması Esasları
Belirsiz alacak davasının kaldırılması sebebiyle hak kayıplarının önüne geçilmesi ve usul ekonomisinin sağlanması amacıyla HMK m. 109 maddesinde yeni bir talep artırım mekanizması ihdas edilmiştir. HMK m. 109 maddesine eklenen fıkra uyarınca kısmi davalarda talep sonucunun artırılması kesin ve somut kurallara bağlanmıştır.
Yeni usul rejimi kapsamında kısmi davada talep artırımına ilişkin temel esaslar şunlardır:
- Tek Seferlik Hak: Davacı, kısmi dava olarak açtığı yargılamada talep sonucunu aynı dava içerisinde bir defaya mahsus olmak üzere artırabilir.
- İddianın Genişletilmesi Yasağından Muafiyet: Talep sonucunun artırılması işlemi, iddianın ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağına tabi olmaksızın gerçekleştirilir. Bu sayede davacının karşı tarafın muvafakatine veya ıslah kurumuna başvurma zorunluluğu ortadan kaldırılmıştır.
- Hak Düşürücü Yargılama Aşaması: Talep artırım imkânı, yargılamanın tahkikat sona erinceye kadar kullanılmalıdır. Tahkikatın tamamlanmasından sonra talep sonucunun artırılması usulen mümkün değildir.
HMK m. 109 ile getirilen bu imkân, ıslahtan farklı olarak tek bir usul işlemiyle ve ıslah harcına/sınırlamalarına takılmaksızın alacak miktarının netleştirilmesini sağlamaktadır. Böylece, HMK m. 107'nin kaldırılmasıyla doğabilecek mağduriyetlerin önüne geçilmiş, tahkikat aşaması bitene kadar bilirkişi raporu veya elde edilen deliller ışığında davacıya alacağını tam ve eksiksiz olarak dava konusuna dâhil etme yetkisi verilmiştir.
Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukukundaki Yeni Düzenlemeler
7589 sayılı Kanun, ceza adaleti sisteminin işleyişini hızlandırmak ve hak arama hürriyetini güvence altına almak amacıyla 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu üzerinde radikal değişiklikler gerçekleştirmiştir. Bu kapsamda özellikle ceza yargılamasında en sık uygulanan kurumlardan biri olan Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) müessesesi ve malvarlığına karşı işlenen suçlardaki etkin pişmanlık rejimi yeniden yapılandırılmıştır.
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) ve Kanun Yolu Değişikliği
7589 sayılı Kanun ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesinin 5 ilâ 14. fıkraları (CMK m. 231/5-14) yeniden yazılmıştır. Yapılan bu köklü değişiklik, sanık hakkında verilen HAGB kararlarının uygulanma şartlarını, denetim sürelerini ve en önemlisi denetim mekanizmalarını yeniden belirlemektedir.
Yapılan yasal düzenleme uyarınca HAGB müessesesi şu temel esaslar çerçevesinde uygulanacaktır:
- Uygulama Kapsamı: Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, 2 yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası ise HAGB hükümleri uygulanabilir (CMK m. 231/5).
- Denetim Süresi: HAGB kararı verilmesi halinde sanık, 5 yıl süreyle denetim süresine tabi tutulur.
- Denetimli Serbestlik Tedbiri: Denetim süresi içinde sanık hakkında bir tedbire hükmedilmesi durumunda, uygulanacak denetimli serbestlik tedbirinin süresi en fazla 1 yıl olabilecektir.
- Kanun Yolu Değişikliği: HAGB kurumunda yapılan en kritik usul değişikliği denetim makamında gerçekleşmiştir. HAGB kararlarına karşı artık itiraz kanun yolu değil, istinaf kanun yolu açıktır.
HAGB kararlarına karşı itiraz müessesesinin kaldırılarak istinaf yolunun getirilmesi, kararların Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde hem usul hem de esas yönünden (maddi vakıa denetimi dahi kapsayacak şekilde) incelenmesini zorunlu kılmaktadır. Böylelikle HAGB kararlarının yalnızca şekli bir kontrolden geçmesi uygulamasına son verilerek adil yargılanma hakkı güçlendirilmiştir.
Etkin Pişmanlık Hükümleri ve İnfaz Koşulları
7589 sayılı Kanun, malvarlığına karşı işlenen suçlarda mağdurun zararının giderilmesini teşvik etmek amacıyla ceza ve infaz hukukunu ilgilendiren yeni bir mekanizma ihdas etmiştir. Soruşturma veya kovuşturma aşamalarında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmamış olan hükümlüler için infaz sürecini de etkileyen özel bir imkan tanınmıştır.
Getirilen bu düzenlemenin uygulama esasları ve hukuki sonuçları şu şekildedir:
- Mahkeme İhtarı: Yargılama aşamasında etkin pişmanlıktan (TCK m.168) yararlanmamış olan hükümlülere, mahkeme tarafından zararı gidermeleri yönünde resmi bir ihtar yapılacaktır.
- 6 Aylık Hak Düşürücü Süre: Hükümlü, mahkemece yapılan bu ihtardan itibaren 6 ay içinde suçtan doğan zararı tamamen tazmin etmekle yükümlüdür.
- Cezadan İndirim Oranı: Belirlenen 6 aylık süre içerisinde zararı tamamen tazmin eden hükümlünün cezasından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 168. maddesinin ikinci fıkrası (TCK m. 168/2) uyarınca yarı oranında indirim yapılacaktır.
- İnfazın Kesintisiz Devamı: Hükümlünün bu indirimden yararlanabilmesi için zararı fiilen gidermesi şarttır. Suçtan kaynaklanan zarar tamamen giderilinceye kadar hükümlü hakkında cezanın infazına devam olunur.
Bu düzenleme, bir yandan ceza infaz kurumlarındaki yoğunluğu azaltmayı ve faile infaz aşamasında dahi bir imkan sunmayı amaçlarken; diğer yandan suçtan zarar gören mağdurun maddi zararının tazmin edilmesini infazın ön şartı haline getirmektedir.
Mülkiyet Hukuku ve Yargı Teşkilatına İlişkin Diğer Hükümler
16 Temmuz 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulunda kabul edilen ve 31 Temmuz 2026 tarihli, 33326 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, sadece usul ve ceza mevzuatını değiştirmekle kalmamış; mülkiyet hukuku ile yargı teşkilatının kurumsal yapısına dair son derece kritik düzenlemeleri de hayata geçirmiştir. Yargılama süreçlerinin makul sürede tamamlanması ilkesi doğrultusunda, mülkiyet hakkından kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümü ve yargı organlarının kesintisiz işleyişi hedeflenmiştir.
Ortaklığın Giderilmesi Usulleri
Türk Özel Hukukunda en sık karşılaşılan uyuşmazlık alanlarından biri olan paylı mülkiyet ve elbirliği mülkiyetinin sona erdirilmesi (ortaklığın giderilmesi / izale-i şuyu) süreçleri, 7589 sayılı Kanun ile yeniden yapılandırılmıştır. Taşınır veya taşınmaz mallar üzerindeki mülkiyet ortaklığının yargı yoluyla tasfiyesinde yaşanan gecikmelerin önüne geçilmesi amacıyla usul kurallarında sadeliğe ve etkinliğe gidilmiştir.
Paylı ve Elbirliği Mülkiyetinin Sona Erdirilmesi süreçlerine ilişkin yapılan bu yeni düzenlemeler kapsamında öne çıkan temel esaslar şunlardır:
- Yargılama Süreçlerinin Hızlandırılması: Mahkemelerin üzerindeki iş yükünü azaltmak ve ortaklığın giderilmesi davalarında taraf teşkili başta olmak üzere uzayan usul işlemlerini basitleştirmek üzere yeni mekanizmalar kurulmuştur.
- Mülkiyet Hakkının Korunması: Paydaşların ve elbirliği ortaklarının hak kaybına uğramadan, malın aynen taksimi veya satış yoluyla ortaklığın giderilmesi taleplerinin en verimli şekilde sonuçlandırılması esası getirilmiştir.
- Taraf Teşkili ve İlan Usulleri: Hukuki dinlenilme hakkı zedelenmeksizin, taraf teşkili süreçlerindeki tıkanıklıkları giderici düzenlemeler uygulanacaktır.
Aynen taksimin mümkün olmadığı hallerde satış suretiyle ortaklığın giderilmesi usulü, yargılamanın etkin yürütülmesi amacına uygun şekilde icra ve satış süreçleriyle entegre edilmiştir. Böylelikle mülkiyet hakkının kullanımından doğan tıkanıklıklar giderilerek ekonomik değerlerin atıl kalmasının önüne geçilmesi hedeflenmektedir.
2802 Sayılı Kanun Kapsamında Görev Süreleri
7589 sayılı Kanun, yargı teşkilatının idari yapısında istikrarı sağlamak amacıyla 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu üzerinde de önemli değişiklikler yapmıştır. Yargı organlarının karar alma süreçlerindeki sürekliliği ve kurumsal hafızayı korumayı hedefleyen bu düzenleme ile üst düzey yargı unvanlarındaki görev süreleri net kurallara bağlanmıştır.
2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu kapsamında yapılan yeni düzenlemeye göre:
- Kurul başkanları,
- Kurul üyeleri,
- Grup başkanları,
- İhtisas dairesi başkanlarının görev süresi 4 yıl olarak belirlenmiştir.
Kurumsal idarede kilit rol oynayan bu makamlarda görev süresinin 4 yıl olarak sınırlandırılmasıyla birlikte, idari devamlılığın kesintiye uğramaması amacıyla özel bir güvence kuralı ihdas edilmiştir. Buna göre; görevi sona erenlerin yerini alacak kişiler göreve başlayıncaya kadar mevcut kişilerin görevi devam eder. Bu hüküm, kamu hizmetinin ve yargısal faaliyetlerin aksamaması adına kamu düzenine ilişkin bir zorunluluk olarak kanunda yerini almıştır.
Genel Değerlendirme ve Sonuç
Kamuoyunda "12. Yargı Paketi" olarak adlandırılan 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, Türk hukuk sisteminde köklü ve tahlil edilmesi gereken yenilikleri beraberinde getirmiştir.
Kanun ile usul hukukunda HMK m. 107 uyarınca belirsiz alacak davası tümüyle kaldırılmış, buna karşılık HMK m. 109 çerçevesinde kısmi davada talep sonucunun tahkikat sona erinceye kadar bir defaya mahsus artırılabilmesi olanağı getirilmiştir. Ceza yargılamasında ise CMK 231/5-14 fıkralarının yeniden düzenlenmesiyle HAGB kararlarına karşı itiraz yerine istinaf kanun yolu açılmış; TCK m. 168/2 kapsamında etkin pişmanlıktan yararlanmamış hükümlülere mahkeme ihtarından itibaren 6 ay içinde zararı gidermeleri halinde infaz indirimi imkanı tanınmıştır.
Mülkiyet hukukunda paylı ve elbirliği mülkiyetinin sona erdirilmesindeki usul kolaylıkları ve 2802 sayılı Kanun uyarınca yargı teşkilatındaki görev sürelerinin 4 yılla netleştirilmesi, kanunun getirdiği bütüncül reform anlayışını tamamlamaktadır. 31 Temmuz 2026 tarihi itibarıyla yürürlüğe giren bu düzenlemeler, hem bireysel hak arama hürriyetini hem de yargı mekanizmasının hızını doğrudan etkileyecektir.