
Hatay'da Afet Konutu Kura Sonucuna İtiraz Davası
6 Şubat 2023 depremlerinden sonra Hatay'da hak sahibi ilan edilen afetzedelere konut tahsisi kura usulüyle yapılmaktadır; ancak kura sürecinde yaşanan mükerrer tahsisler, hatalı hak sahipliği tespitleri ve idari gecikmeler mağduriyetlere yol açabilmektedir. Bu yazıda, 7269 sayılı Kanun'un 29. maddesi ve ilgili Yönetmelik hükümleri temelinde hak sahipliği kavramı, Hatay'daki ilçelere göre değişen itiraz süreleri, idari itiraz ve idare mahkemesinde açılacak iptal davası süreçleri detaylı biçimde açıklanmaktadır.
Afet Konutu Hak Sahipliği ve Kura Uygulamasının Hukuki Temeli
6 Şubat 2023 depremlerinin ardından Hatay genelinde afetzedelere yapılan konut tahsislerinin hukuki zemini, kura çekimi öncesinde tamamlanmış olması gereken bir idari işlemler bütününe dayanır. Kura sonucunda ortaya çıkan mükerrer tahsis, hatalı yönlendirme veya hak sahipliği listesine yanlışlıkla dahil edilme/edilmeme gibi sorunların hukuki değerlendirmesi yapılmadan önce, hak sahipliğinin tanımının ve mülkiyet ilişkisinin nasıl tevsik edildiğinin netleştirilmesi gerekir.
Hak Sahipliğinin Tanımı ve Kapsamı
Hak sahipliği müessesesinin yasal dayanağı 7269 sayılı Kanun m.29'dur. Bu madde uyarınca konutu yıkılan, yanan veya ağır hasara uğrayan ya da uğraması muhtemel ailelere Devlet tarafından konut yaptırılması veya inşaat kredisi verilmesi öngörülmüştür. Hatay'daki kura uygulamasının hukuki temeli tam olarak bu yükümlülüktür; kurada isim çıkması, idarenin bu kanuni yükümlülüğünü somut bir konut tahsisi biçiminde yerine getirmesinin son aşamasıdır.
Hak sahipliği statüsünün doğması için binanın hasar derecesinin belirli bir eşiği aşmış olması aranır; az hasarlı veya hasarsız olarak kayda geçen binalar bu statünün dışında kalır, ancak tespitin hatalı olduğu iddiası ayrı bir itiraz konusu oluşturabilir. Kura sürecinde yaşanan mükerrer tahsis gibi sorunlar da genellikle bu ön aşamadaki kayıt hatalarının veya listeleme çakışmalarının bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır; dolayısıyla mağduriyetin kaynağı çoğu zaman kura anındaki teknik bir hatadan ziyade, hak sahipliği listesinin oluşturulma sürecindeki tutarsızlıklardır.
Hak sahipliğinin kapsamı, yalnızca yıkılan veya ağır hasarlı binanın maliki ile sınırlı değildir; ebeveynleriyle birlikte veya ayrı oturan evli çocuklar da kendi adlarına ayrı hak sahibi sayılabilmektedir. Ancak kendisine veya eşine ait başka müstakil bir konutu bulunanlar hak sahibi sayılmaz. Bu noktada Anayasa Mahkemesi'nin E:2024/93, K:2025/98, T:22.04.2025 sayılı kararı büyük önem taşır:
Hak sahipliğinde "o yerde hasarsız konuta sahip olmama" şartındaki "o yer" ve "eşine" ibarelerinin Anayasa'ya aykırı olmadığına hükmedilmiştir.
Bu karar, "o yer" ibaresinin köy, mahalle veya ilçe gibi bir yerleşim birimini işaret ettiğini ve belirsiz olmadığını teyit etmekte; "eşine" ibaresinin de devletin mali kaynaklarının sınırlılığı gerekçesiyle Anayasa'ya aykırılık taşımadığını ortaya koymaktadır. Hatay'da kura sonucuna itiraz eden bir hak sahibi, eşinin başka bir yerde konutu bulunduğu gerekçesiyle listeden çıkarılmışsa, bu Anayasa Mahkemesi kararı çerçevesinde itirazının hangi hukuki zeminde değerlendirileceğini bilmek zorundadır; zira kararda bu şartın kanuna uygunluğu açıkça teyit edilmiştir.
Mülkiyetin Tevsiki ve Mirasçıların Durumu
Kura sürecinde yaşanan mükerrer tahsislerin önemli bir kısmı, mülkiyet ilişkisinin doğru şekilde tevsik edilmemesinden veya mirasçılar arasındaki hak sahipliği paylaşımının netleşmemesinden kaynaklanır. Afet Sebebiyle Hak Sahibi Olanların Tespiti Hakkında Yönetmelik md.14 uyarınca mülkiyet ilişkisi tapu senedi, tasarruf belgesi, vergi kaydı veya bunlar bulunmadığında muhtarlıktan alınan onaylı ilmühaberle kanıtlanır. Hatay'da özellikle kırsal mahallelerde tapu kaydı bulunmayan yapılarda bu ilmühaber usulü sıkça devreye girmekte; ancak birden fazla kişinin aynı taşınmaz için farklı belgelerle başvurması, idarenin hak sahipliği listesini oluştururken çelişkili kayıtlarla karşılaşmasına ve dolayısıyla kura aşamasında mükerrer veya hatalı tahsislere yol açabilmektedir.
Malikin depremde veya sonrasında vefat etmesi halinde uygulanacak kural, Yönetmelik md.13'te açıkça düzenlenmiştir: mirasçılar, kendi konut durumlarına bakılmaksızın birlikte hak sahibi ve birlikte borçlu sayılır. Bu hüküm, mirasçılardan birinin ayrı bir konutu bulunması halinde dahi diğer mirasçıların hak sahipliğinden mahrum kalmayacağı anlamına gelir; ancak uygulamada idarenin bu hükmü gözden kaçırarak mirasçılardan yalnızca bir kısmını hak sahibi listesine dahil ettiği, diğerlerini dışarıda bıraktığı durumlarla karşılaşılabilmektedir. Bu tür bir eksik veya hatalı işlem, hem hak sahipliği tespitine hem de sonrasında yapılan kura tahsisine karşı ayrı ayrı itiraz konusu edilebilir niteliktedir.
Mülkiyetin tevsikinde ortaya çıkan belge eksikliği veya çelişkisi, idarenin kura öncesinde hak sahipliği listesini oluştururken yaptığı değerlendirmenin denetime tabi tutulmasını gerektirir. Zira kura sonucu doğrudan bu listeye dayandığından, listedeki bir hatanın düzeltilmemesi durumunda aynı konutun birden fazla kişiye tahsis edilmesi veya hak sahibi olması gereken bir mirasçının sürecin tamamen dışında kalması gibi sonuçlar doğabilmektedir. Bu nedenle mülkiyet tevsikine ilişkin belgelerin eksiksiz ve tutarlı biçimde sunulması, hem hak sahipliği başvurusunun hem de sonrasında kura sonucuna yönelik olası bir itirazın veya idari dava sürecinin sağlam bir zemine oturtulması bakımından belirleyicidir.
Hatay İlinde Hak Sahipliği ve Kura İtiraz Süreçleri
Hak sahipliği tespitinin ardından kura sonucuna itiraz sürecinin işleyişi, Hatay ilinde ilçeden ilçeye farklılık gösteren sıkı tarih aralıklarına tabi tutulmuştur. Bu durum, depremin ilçeler arasında farklı yoğunlukta hasar bırakması ve hasar tespit çalışmalarının farklı takvimlerde tamamlanmasından kaynaklanmaktadır. Mükerrer tahsis veya hatalı listeye alınma gibi sorunlarla karşılaşan bir hak sahibinin, öncelikle kendi ilçesine tanınan itiraz süresinin dolup dolmadığını tespit etmesi, hukuki yolun açık kalması bakımından zorunludur.
İlçelere göre İtiraz Tarih Aralıkları
Hatay'da hak sahipliği başvuru sonuçlarına (kabul/red) yönelik itirazlar, ilçe bazında farklı tarih aralıklarında alınmıştır. Buna göre Altınözü ve Yayladağı ilçelerinde itiraz süresi 12-26.10.2023 tarihleri arasında işlemiştir. Depremden en ağır şekilde etkilenen ve nüfus yoğunluğu yüksek merkez ilçelerde ise süreç daha geç başlamış ve İskenderun'da 20.10-03.11.2023, Antakya ve Samandağ'da ise 23.10-06.11.2023 tarihleri arası itiraz için tanınmıştır. Bu ilçelerdeki gecikme, hasar tespit ve hak sahipliği listelerinin oluşturulmasındaki iş yükünün diğer ilçelere kıyasla daha fazla olmasıyla açıklanabilir.
Aynı dönemde diğer ilçeler için de benzer şekilde kademeli tarih aralıkları belirlenmiştir; Reyhanlı, Payas, Erzin, Dörtyol ve Belen'de 13-27.10.2023, Arsuz'da 17-31.10.2023, Kumlu'da 18.10-01.11.2023 ve Kırıkhan'da 21.10-04.11.2023, Defne'de ise 22.10-05.11.2023 tarihleri itiraz penceresi olarak uygulanmıştır. Bu tablo, Hatay'daki kura ve hak sahipliği sürecinin tek bir merkezi takvimle değil, ilçe bazlı ayrı idari takvimlerle yürütüldüğünü göstermektedir.
Bu itirazlar, ilçelerdeki Mahalli Hak Sahipliği İnceleme Komisyonu tarafından değerlendirilmekte ve kesin karar yine aynı kanallar (İlçe Kaymakamlığı, Mahalle Muhtarlığı, E-Devlet) üzerinden hak sahiplerine bildirilmektedir. Burada altı çizilmesi gereken kritik husus, belirtilen tarih aralıkları dışında yapılan itirazların idarece değerlendirmeye alınmayacağının açıkça vurgulanmış olmasıdır. Bu düzenleme, itiraz süresini fiilen bir hak düşürücü süre niteliğine büründürmekte; süresinde itiraz edilmeyen bir hatalı tespit veya mükerrer tahsis durumunun idari itiraz yoluyla düzeltilmesi imkânı ortadan kalkmaktadır. Böyle bir durumda hak sahibinin geriye kalan tek yolu, doğrudan idare mahkemesinde iptal davası açmak olacaktır; ancak idari itiraz yolu tüketilmeden dava açılması, davanın esasına girilmeden önce süre ve idari başvuru şartları yönünden değerlendirilmesini gerektirebilir.
Sonraki Dönem Başvuru ve İtiraz Süreleri
Hatay'daki hak sahipliği ve kura süreci, 2023 yılındaki ilk dalga başvurularla sınırlı kalmamış, sonraki dönemlerde de yeni başvuru ve itiraz pencereleri açılmıştır. Buna örnek olarak, 21.11.2024-22.11.2024 tarihlerinde alınan hak sahipliği başvurularına ilişkin itirazların 03.01.2025-17.01.2025 tarihleri arasında 15 gün süreyle kabul edildiği görülmektedir. Bu durum, hak sahipliği tespit ve kura sürecinin tek seferlik değil, ihtiyaç ve kapasiteye göre dönemsel olarak tekrarlanan bir idari işleyiş olduğunu ortaya koymaktadır; dolayısıyla daha önceki dönemde başvuru yapmamış veya reddedilmiş kişiler için yeni itiraz ve başvuru fırsatları doğabilmektedir.
Bu dönemdeki itiraz usulü de teknik olarak somutlaştırılmıştır: itiraz, e-Devlet üzerinden "Talep ve Taahütname" başvuru ekranındaki "İtiraz Başvurusu" butonuna tıklanarak, açıklama metninin girilmesi ve gerekli destekleyici belgelerin (mülkiyet belgesi, hasar tespit itirazına ilişkin teknik rapor vb.) sisteme yüklenmesi suretiyle tamamlanmaktadır. Kura sürecinde mükerrer tahsis mağduriyeti yaşayan bir hak sahibi, bu ekran üzerinden yapacağı başvuruda, aynı konutun kendisinden önce veya sonra başka bir kişiye de tahsis edildiğini somut belgelerle (tahsis yazısı, kura sonuç belgesi gibi) ortaya koymalı; böylece idarenin listeleme hatasının düzeltilmesini talep etmelidir.
15 günlük bu itiraz süresinin dolmasından sonra idarenin verdiği nihai karara karşı, önceki bölümlerde ele alınan idari işlem denetimi ilkeleri çerçevesinde idare mahkemesinde iptal davası açma yolu her zaman açık kalmaktadır. Hatay'da hak sahipliği ve kura sürecinde mağdur olan kişilerin, önce ilçelerine özgü veya güncel dönem için belirlenen itiraz süresini titizlikle takip etmesi, süresi içinde gerekli belgelerle idari itirazını yapması ve bu yol tükendiğinde idari yargıda yürütmenin durdurulması talepli dava açması, hem konut tahsisinin fiilen gerçekleşmesini hem de mükerrer veya hatalı tahsislerin hukuken düzeltilmesini sağlayan bütüncül bir hukuki strateji oluşturmaktadır.