
Yapay Zeka Destekli İçerik Üretiminde Kaynak Gösterme Yükümlülüğü
Yapay zeka araçlarının metin, görsel ve akademik içerik üretiminde giderek yaygınlaşması, bu içeriklerin kaynağının nasıl gösterileceği ve hukuki sorumluluğun kime ait olacağı sorusunu güncel ve tartışmalı hale getirmiştir. Bu yazıda, FSEK çerçevesinde yapay zeka ürünlerinin eser niteliği, karşılaştırmalı hukuktaki yaklaşımlar, akademik yayıncılıkta benimsenen etik standartlar ve kaynak gösterme yükümlülüğünün sınırları detaylı biçimde ele alınmaktadır.
Yapay Zeka Üretimi İçeriklerin FSEK Kapsamında Eser Niteliği
Yapay zeka sistemlerinin ürettiği metin, görsel ve müzikal içeriklerin Türk hukuku bakımından telif korumasından yararlanıp yararlanamayacağı sorusu, doğrudan 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK)'nin eser tanımı üzerinden çözümlenmelidir. Kanun koyucu eser kavramını sübjektif bir ölçütle sınırlamış olup, bu sınırlama yapay zeka çıktılarının hukuki niteliğini belirleyen temel eşiği oluşturmaktadır.
Hususiyet Şartı ve Gerçek Kişi Zorunluluğu
FSEK m.1/B, eseri "sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim-edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri kapsamında değerlendirilen fikir ve sanat mahsulü" olarak tanımlamaktadır. Bu tanımda yer alan "hususiyet" unsuru, eser ile onu ortaya çıkaran kişi arasındaki illiyet bağını ifade eden sübjektif bir kıstastır; dolayısıyla bir ürünün eser sayılabilmesi için yalnızca kanunda sayılan eser kategorilerinden birine girmesi yetmez, aynı zamanda o ürünün belirli bir gerçek kişinin yaratıcı damgasını taşıması da zorunludur.
Bu noktada dikkat çekici bir gelişme, 5101 sayılı Kanun ile 2004 yılında FSEK m.1/B'deki eser sahibi tanımından "gerçek" sözcüğünün çıkarılmış olmasıdır. Ancak bu değişiklik, eser sahipliğinin tüzel kişilere veya insan-dışı varlıklara tanınabileceği anlamına gelmemektedir; zira eserin fikri çabanın ürünü olması zorunluluğu değişmediğinden, tüzel kişiler yalnızca eser sahipliğinden doğan hakları kullanabilmekte, bizzat eser sahibi statüsünü kazanamamaktadır. Bu yorum, hususiyet şartının doğası itibariyle ancak bir gerçek kişiye atfedilebileceği gerçeğinden kaynaklanmaktadır.
Yargı içtihadı bu ilkeyi açık biçimde teyit etmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 04.02.2015 tarihli, 2014/16277 E., 2015/1285 K. sayılı kararında şu tespitlere yer verilmiştir:
"Ayrıca 5846 sayılı FSEK 1. ve 2/3 maddesi uyarınca bir eserin sahibi onu meydana getiren kişidir. Davacı TSE 132 sayılı Kanun ile kurulmuş ve tüzel kişiliği haiz bir kurum olduğundan, esasen yaratıcı faaliyeti olmayan tüzel kişi davacının eser sahibi olduğundan da söz edilemez."
Bu karar, eser sahipliğinin FSEK m.1 ve m.2/3 hükümleri çerçevesinde münhasıran eseri meydana getiren kişiye ait olduğunu, yaratıcı faaliyette bulunmayan bir tüzel kişinin eser sahibi sayılamayacağını hükme bağlamaktadır. Kararın gerekçesi, hususiyet unsurunun yaratıcı faaliyetle doğrudan bağlantılı olduğunu ve bu faaliyetin ancak gerçek kişilere özgü bir kapasite olduğunu ortaya koymaktadır. Yapay zeka sistemleri açısından bu içtihadın sonucu nettir: yapay zeka bir tüzel kişi bile olmadığından, yaratıcı faaliyet kapasitesine sahip olmayan bir tüzel kişiden daha zayıf bir hukuki konumda bulunmakta, dolayısıyla eser sahipliği bakımından a fortiori dışlanmaktadır.
Sonuç olarak, tamamen otonom biçimde -insan katkısı ve yönlendirmesi olmaksızın- üretilen yapay zeka çıktıları, hususiyet şartını karşılayamadığından FSEK m.1/B kapsamında eser sayılamaz. Buna karşılık, kullanıcının prompt mühendisliği yoluyla yaratıcı seçimler yaptığı, çıktıyı önemli ölçüde düzenlediği veya işlediği hallerde, ortaya çıkan ürün üzerindeki insan katkısının hususiyet düzeyine ulaşıp ulaşmadığı olay bazında değerlendirilmelidir.
Fotoğraf ve Portre Haklarına İlişkin Özel Düzenlemeler
Fotoğraf eserleri, FSEK sistematiği içinde ayrı bir hassasiyetle düzenlenmiştir. FSEK m.4 uyarınca estetik değer taşıyan fotoğraflar güzel sanat eseri sayılmakta; teknik veya ilmî nitelikli fotoğraflar ise eser niteliği taşımasa dahi kanunun öngördüğü özel koruma rejiminden yararlanmaktadır. Bu ayrım, yapay zeka araçlarıyla üretilen veya işlenen görsellerin hukuki statüsünün belirlenmesinde de referans noktası oluşturmaktadır; zira bir görselin eser sayılabilmesi için estetik nitelik ve hususiyet unsurlarının birlikte aranması gerekmektedir.
Portre fotoğrafları bakımından ise kanun, kişilik haklarını koruma amacıyla ayrı bir denge kurmuştur. FSEK m.86 hükmüne göre, kural olarak bir kimsenin portresi, o kişinin ölümünden itibaren on yıl geçmedikçe kamuya sunulamaz. Bu kuralın istisnaları şunlardır:
- Toplumsal veya siyasal rol üstlenen kişilere ilişkin portreler,
- Kamuya açık tören ve toplantılara ait fotoğraflar,
- Haber niteliği taşıyan fotoğraflar.
Bu istisnaların uygulandığı hallerde de Türk Medeni Kanunu'nun kişilik haklarına ilişkin genel hükümleri devreye girmekte ve kullanımın hukuka uygunluğu bu çerçevede ayrıca denetlenmektedir. Ayrıca fotoğraf üzerinde çift yönlü bir hak sahipliği yapısı söz konusudur: telif hakkı fotoğrafı çekene ait olmakla birlikte, fotoğrafta görünen kişinin de kişilik hakları korunmaktadır; bu nedenle açık rıza bulunmaksızın yapılan kullanımlar, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve Türk Ceza Kanunu m.135 vd. hükümleri kapsamında hukuka aykırılık oluşturabilir.
Bu düzenlemeler, yapay zeka araçlarıyla tarihi veya güncel kişilere ait görsellerin yeniden üretilmesi bağlamında iki ayrı denetim katmanının birlikte işletilmesi gerektiğini göstermektedir: birincisi, üretilen görselin FSEK m.1/B anlamında hususiyet taşıyıp taşımadığı; ikincisi ise portrede yer alan kişinin kişilik haklarının FSEK m.86 ve TMK çerçevesinde ihlal edilip edilmediğidir. Bir görsel eser niteliği taşımasa dahi, kişilik haklarına ilişkin kısıtlamalardan bağımsız olarak serbestçe kullanılabileceği sonucuna varılamaz.
Sonuç itibarıyla, FSEK'in eser tanımı ve buna bağlı yargı içtihadı, yapay zeka çıktılarının hukuki statüsünü belirlerken katı bir insan-merkezli ölçüt uygulamaktadır. Hususiyet şartının gerçek kişiye özgülenmiş olması, tamamen otonom yapay zeka üretimlerini telif korumasının dışında bırakırken; fotoğraf ve portre haklarına ilişkin özel hükümler, eser niteliği tartışmasından bağımsız olarak kişilik haklarının korunmasını güvence altına almaktadır. Bu iki düzenleme birlikte değerlendirildiğinde, yapay zeka destekli içerik üretiminde hukuki risklerin yalnızca telif hakkı boyutuyla sınırlı kalmadığı, kişilik hakları ve veri koruma mevzuatının da gözetilmesi gerektiği açıkça görülmektedir.