Geçici Koruma Statüsündeki Suriyelilerin Türk Vatandaşlığına Geçiş Şartları

Geçici Koruma Statüsündeki Suriyelilerin Türk Vatandaşlığına Geçiş Şartları

Türkiye'deki geçici koruma statüsündeki Suriyelilerin Türk vatandaşlığını kazanma şartları, hukuki statüleri, ikamet süreleri, idari başvuru yolları ve idari yargıdaki yetki uyuşmazlıklarına ilişkin hukuki inceleme.

Geçici Koruma Statüsü ve İkamet Yoluyla Vatandaşlık Kazanımı

Suriye’de 2011 yılında başlayan iç savaş sonrasında Türkiye’ye gelen Suriyeli sığınmacıların yasal statüsü "geçici koruma" olarak belirlenmiştir. Bu statü, kitlesel sığınma hareketleri neticesinde ülkeye kabul edilen yabancılara acil, geçici ve insani bir hukuki çatı sunmaktadır. Geçici koruma rejiminin temel amacı; kişilerin sınır dışı edilmeme güvencesiyle Türkiye’de yasal olarak ikamet etmelerini temin etmek ve temel insani ihtiyaçlara erişimlerini yasal zemine oturtmaktır.

Geçici Koruma Altındaki Yabancıların Hukuki Rejimi

Geçici koruma altındaki Suriye vatandaşları, Türkiye’de bulundukları süre boyunca belirli idari ve sosyal haklardan yararlanırlar. Bu kapsamda ilgililere;

  • Türkiye’de yasal olarak ikamet etme ve barınma,
  • Sağlık ve eğitim hizmetlerinden faydalanma,
  • İnsani yardım alma,
  • Belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde çalışma izni alarak yasal olarak çalışabilme hakkı tanınmıştır.

Uluslararası hukuk metinleri incelendiğinde, mülteciler ve sığınmacıların vatandaşlık durumlarına ilişkin küresel düzenlemeler mevcuttur. Bu alandaki temel metinlerden biri olan 1951 Mülteci Sözleşmesi m. 34 hükmü, taraf devletlerin imkânlar dâhilinde mültecilerin vatandaşlığa alınmasını ve topluma entegrasyonunu (insimlakını) kolaylaştırmasını öngörmektedir.

Söz konusu uluslararası ilke, taraf devletlere sığınmacıların ve mültecilerin hukuki statülerini sağlamlaştırma yönünde tavsiye niteliğinde bir sorumluluk yüklemektedir. Türkiye'deki geçici koruma statüsü de bu uluslararası ve ulusal hukuki parametrelerin birleştiği noktada şekillenmekte; ancak statünün kendisi kişilere kendiliğinden doğrudan bir vatandaşlık hakkı doğurmamaktadır.

İkamet Süresi ve Genel Başvuru Şartları

Türkiye'de yabancıların sonradan Türk vatandaşlığını kazanması süreçleri, 5901 Sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu hükümleri uyarınca yürütülmektedir. Yetkili makam kararı ile ikamet yoluyla vatandaşlığın kazanılması, Kanunda kesin ve emredici şartlara bağlanmıştır.

5901 Sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu kapsamında ikamet yoluyla Türk vatandaşlığına başvuruda bulunacak bir yabancının taşıması gereken temel şartlar şunlardır:

  • Kesintisiz İkamet Süresi: Yabancının başvuru tarihinden geriye doğru Türkiye’de kesintisiz olarak 5 yıl boyunca yasal ikamet etmiş olması zorunludur.
  • Yasal İkamet İradesi: Başvuruda bulunacak kişinin Türkiye'de yerleşmeye karar verdiğini davranışlarıyla teyit etmiş olması gerekmektedir.
  • Kamu Düzeni ve Güvenlik: İlgilinin millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir halinin bulunmaması şarttır.
  • Genel Sağlık ve Ahlak Şartları: Tehlikeli bir salgın hastalık taşımamak ve iyi ahlak sahibi olmak aranan kanuni kriterlerdendir.

İkamet yoluyla vatandaşlık kazanımında aranılan geriye dönük 5 yıl kesintisiz ikamet şartı, kanun ve ilgili yönetmelik hükümlerine tam uyum gerektirir. Süreç tamamen devletin egemenlik hakkından doğan takdir yetkisine bağlıdır; bu sebeple kanuni şartların eksiksiz olarak sağlanması doğrudan vatandaşlığa kabul edilme hakkı doğurmaz, yalnızca idareye başvuru yapma ehliyeti kazandırır. Başvuruların değerlendirilmesi ve karara bağlanması yetkili idari mercilerin incelemesine tabidir.

Vatandaşlık Başvuru Usulleri ve Güvenlik Araştırması

Suriye uyruklu kişilerin Türk vatandaşlığını kazanma süreçleri; genel ikamet şartının yanı sıra soy bağı, evlenme, evlat edinilme ve yetkili makam kararı gibi hukuki dayanaklar çerçevesinde yürütülmektedir. 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu kapsamında yürütülen bu başvuru usullerinde idarenin takdir yetkisi ile birlikte güvenlik araştırması ve kimlik doğrulama süreçleri belirleyici bir role sahiptir.

Soy Bağı ve Evlilik Yoluyla Vatandaşlık

Türk vatandaşlığının kazanılmasında soy bağı, doğumla veya sonradan kurulan hukuki bağlar üzerinden esası oluşturmaktadır. Suriye uyruklu kişilerin soy bağı, evlat edinilme veya evlilik yoluyla vatandaşlık başvurusunda bulunabilmesi için kanunun aradığı somut şartların gerçekleşmiş olması zorunludur.

  • Soy Bağı İle Kazanım: Türk vatandaşı ana ve yabancı babadan evlilik birliği dışında doğan çocuk doğrudan Türk vatandaşı kabul edilmektedir. Türk vatandaşı baba ve yabancı anadan evlilik birliği dışında doğan çocukların vatandaşlık kazanımı ise soy bağının usulüne uygun şekilde kurulması şartına tabidir.
  • Evlat Edinilme: Bir Türk vatandaşı tarafından evlat edinilen ergin olmayan yabancı, millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak kaydıyla Türk vatandaşlığını kazanabilmektedir.
  • Evlenme Yoluyla Kazanım: Bir Türk vatandaşı ile evlenmek tek başına doğrudan Türk vatandaşlığı kazandırmamaktadır. Türk vatandaşı ile en az üç yıldan beri evli olan ve evliliği devam eden yabancılar yetkili makam kararı ile vatandaşlığa başvurma hakkına sahiptir. Başvuru sahiplerinde; aile birliği içinde yaşama, evlilik birliği ile bağdaşmayacak bir faaliyette bulunmama ve millî güvenlik ile kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmama şartları aranmaktadır.

Suriye uyruklu kişilerin yetkili makam kararı çerçevesinde vatandaşlığa kabulü, idarenin detaylı incelemesine ve kanunların öngördüğü başvuru usullerinin eksiksiz yerine getirilmesine bağlıdır.

Arşiv Araştırması ve Veri İşleme Esasları

Vatandaşlık başvurusu yapan yabancıların hukuki durumlarının, kimlik bilgilerinin ve geçmişlerinin doğrulanması amacıyla idare tarafından kapsamlı bir arşiv araştırması ve güvenlik tahkikatı yürütülmektedir. Bu aşama, vatandaşlık kazanım sürecinin en kritik idari safhasını oluşturmaktadır.

Vatandaşlık arşiv araştırması sürecinde bireyin geçmişine dair şu resmi belgeler titizlikle taranmakta ve doğrulanmaktadır:

  • Nüfus cüzdanı ve pasaport kayıtları,
  • Doğum belgesi ve evlilik cüzdanı,
  • Aile kütüğüne ve medeni duruma ait resmi belgeler,
  • Şahsın menşe ülke ile olan bağlarını teyit eden idari evraklar.

Bu incelemeler neticesinde başvuru sahibinin kimlik bilgileri, medeni durumu ve aile bağları resmi kayıtlar üzerinden kesin olarak teyit edilmektedir. Ayrıca Göç İdaresi Başkanlığı tarafından yürütülen veri güncelleme projeleri kapsamında, geçici koruma altındaki Suriyelilerin kayıt altına alınan verileri sürekli olarak güncellenmekte ve eksik hususlar tamamlanmaktadır.

Vatandaşlık başvuruları ve veri güncelleme süreçlerinde kişisel verilerin işlenmesi hukuki bir zeminde yürütülmektedir. Bu kapsamda veri işleme faaliyetleri 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu m. 5 hükümlerinde öngörülen şartlara uygun olarak gerçekleştirilmektedir. Söz konusu madde uyarınca kişisel veriler; kanunlarda açıkça öngörülmesi, veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi ve kamu düzeninin korunması gibi kanuni işleme şartlarına dayanılarak işlenmekte ve korunmaktadır.

Geçici koruma rejimine ve bu statüdeki kişilerin idari süreçlerine ilişkin temel esaslar, 22.10.2014 tarihli ve 29153 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren mevzuat hükümleri doğrultusunda uygulanmaktadır. Tüm idari ve güvenlik araştırmaları, ilgili mevzuatın çizdiği hukuki sınırlar dâhilinde yürütülmektedir.

Geçici Koruma İptal İşlemleri ve İdari Yargıda Yetki

Geçici koruma rejimine tabi tutulan Suriye vatandaşlarının idari statüleri, Geçici Koruma Yönetmeliği ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu çerçevesinde yürütülen idari işlemlerle belirlenmektedir. Bu kapsamda, İl Göç İdaresi Müdürlükleri tarafından yetki sınırları dahilinde tesis edilen statü sonlandırma veya iptal kararları, yabancının hukuki durumunu doğrudan etkiler. Bu tür idari kararların yargısal denetiminde ise 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) hükümleri tatbik edilerek idari yargı yerlerinin görev ve yetki sınırları çizilmektedir.

Geçici Koruma Statüsünün Sona Ermesi

Geçici koruma altındaki yabancıların statülerinin sonlandırılması ve iptali süreçleri Geçici Koruma Yönetmeliği m. 8 ile aynı yönetmeliğin ilgili diğer hükümleri doğrultusunda yürütülür. Kişinin kendi isteğiyle ülkeden ayrılması, kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından tehdit oluşturması gibi hallerde idare tarafından statünün sona erdirilmesine ilişkin işlemler tesis edilmektedir.

Özellikle geçerli idari izinler ve yasal prosedürler dışında Türkiye sınırlarından çıkış yapıp tekrar yasa dışı yollarla yurda giriş teşebbüsünde bulunulması durumu, koruma statüsünün kendiliğinden sona ermesine veya idarece tahdit kodu konulmasına sebebiyet vermektedir. Yasa dışı sınır hareketleri sonucunda uygulanan Ç-113 (Yasadışı giriş çıkış yapan yabancı) tahdit kodları ve süreli yurda giriş yasakları, idari yargı denetimine tabi kılınmaktadır.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2016/3090 E. , 2021/4939 K. T.C. DANIŞTAY ONUNCU DAİRE Esas No : 2016/3090 Karar No : 2021/4939. Suriye uyruklu davacı hakkında Ç-113 (Yasadışı giriş çıkış yapan yabancı) koduyla yurda süreli giriş yasağı kararı alınmıştır. Geçici koruma statüsü kapsamındaki yabancının kendi isteğiyle Türkiye'den ayrılması durumunda Geçici Koruma Yönetmeliği'nin 12. maddesi uyarınca geçici koruma statüsü bireysel olarak sona erer. Dosya incelemesinden, davacının ülkemizden birkaç kez çıkış yaptığı, dolayısıyla geçici koruma statüsünün sona erdiği, tekrar dönüşte yetkili mercilerce statüsünün devamı yönünde idari işlem tesis edilmediği anlaşılmıştır. Geçici koruma statüsü kapsamında olmayan ve yasa dışı yollarla ülkemize gelen davacının durumu kamu düzenine aykırılık oluşturduğundan 6458 sayılı Kanun'un 9. maddesi uyarınca yurda girişinin yasaklanması işleminde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne ve İdare Mahkemesi kararının BOZULMASINA 20/10/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yukarıda yer alan yargı kararından da anlaşılacağı üzere, geçici koruma altındaki bir yabancının idareden izin almaksızın Türkiye’den ayrılması halinde Geçici Koruma Yönetmeliği uyarınca koruma statüsü kendiliğinden sona ermektedir. Statüsü sona ermiş olmasına rağmen yasa dışı yollardan tekrar ülkeye giriş yapılması kamu düzenini ihlal edici nitelikte kabul edilmekte ve 6458 sayılı Kanun m. 9 kapsamında tesis edilen yurda giriş yasağı kararları idari yargı mercilerince hukuka uygun bulunmaktadır.

Danıştay Onuncu Dairesi Yetki Uyuşmazlığı Kararı

Geçici koruma statüsünün sonlandırılması veya iptal edilmesi işlemlerine karşı açılacak iptal davalarında hangi yer idare mahkemesinin yetkili olduğu hususu idari yargılama usul hukuku bakımından kritik bir önem taşır. Özel kanunlarda aksine bir yetki kuralı bulunmadığı takdirde idari davalarda genel yetki kuralı geçerlidir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 32/1 uyarınca, dava konusu idari işlemi tesis eden idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesi genel yetkili mahkeme konumundadır. Farklı yer idare mahkemelerinin aynı uyuşmazlıkta karşılıklı olarak yetkisizlik kararı vermeleri halinde ortaya çıkan yetki uyuşmazlığı ise 2577 sayılı Kanun m. 43 gereğince yetkili merci olan Danıştay Onuncu Dairesi tarafından karara bağlanmaktadır.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı Yetkili Yargı Yerinin Belirlenmesi Kararı: Davacı vekili tarafından, Suriye vatandaşı müvekkili hakkında verilen geçici koruma statüsünün sonlandırılmasına ilişkin İstanbul Valiliği İl Göç İdaresi Müdürlüğünün işleminin iptali istemiyle İstanbul Valiliğine karşı açılan davada, İstanbul 18. İdare Mahkemesi ile Hatay 1. İdare Mahkemesi arasında ortaya çıkan yetki uyuşmazlığına ilişkin dosya incelendi. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 32. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, dava konusu idari işlemi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesi yetkilidir. Davacı hakkındaki geçici koruma kararının iptaline ilişkin dava konusu işlemi tesis eden İstanbul Valiliği İl Göç İdaresi Müdürlüğünün bulunduğu yer mahkemesi olan İstanbul İdare Mahkemesinin uyuşmazlığın çözümünde yetkili olduğuna, dosyanın İstanbul 18. İdare Mahkemesine gönderilmesine oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Açıkça görüldüğü üzere, geçici koruma statüsünün sonlandırılmasına ilişkin işlemlerde yetkili idare mahkemesinin tespitinde idari işlemi doğrudan tesis eden merciin fiziki konumu belirleyicidir. Yabancının başka bir ile gitmiş olması veya farklı bir yerde ikamet etmesi genel yetki kuralını değiştirmemekte; işlemi tesis eden valilik veya İl Göç İdaresi Müdürlüğü neredeyse dava oradaki idare mahkemesinde görülmektedir.

Türkiye’de bulunan geçici koruma altındaki Suriye vatandaşlarının hukuki statüleri, ikamet süreleri ve Türk vatandaşlığını kazanma yolları gerek mevzuat gerekse yüksek yargı kararları doğrultusunda sıkı şartlara bağlanmıştır. İdari makamlarca yürütülen veri güncelleme, arşiv araştırması ve güvenlik değerlendirmeleri süreçlerin temelini oluştururken; idari işlemlerin iptali veya statü değişikliklerinde idari yargı mercilerinin içtihatları ile belirlenen usul kurallarına uyulması hukuki güvenliğin sağlanması bakımından elzemdir.

Yazar Görseli
Müellif

Av. Ali Haydar GÜLEÇ

Güleç Hukuk Bürosu'nda 9 yıldır yöneticilik ve avukatlık yapmaktadır.