
İşyerinde Cinsel Tacize Uğrayan Çalışanın Başvuru Yolları
İşyerinde cinsel tacize uğrayan çalışanların hakları nelerdir? Ceza, iş ve borçlar hukuku boyutlarıyla cinsel tacizle mücadele yöntemleri, haklı fesih süreçleri, tazminat istemleri ve Yargıtay'ın cinsel suçlarda uyguladığı güncel ispat kriterleri bu rehberde detaylandırılmaktadır.
İşyerinde Cinsel Taciz Kavramı ve Yasal Dayanakları
İşyerinde cinsel taciz, çalışanların fiziksel ve ruhsal sağlığını tehdit eden, çalışma barışını bozan ve muhatabın kişilik hakları ile çalışma özgürlüğüne doğrudan saldırı teşkil eden hukuka aykırı bir eylemdir. Türk hukuk düzeninde bu eylem; cezai, borçlar hukuku ve iş hukuku boyutlarıyla ayrı ayrı ele alınmış ve yaptırıma bağlanmıştır. Konuya ilişkin yasal süreçlerin yürütülmesinde Türk Ceza Kanunu (TCK), Türk Borçlar Kanunu (TBK) ve 4857 sayılı İş Kanunu ana mevzuat kaynakları olarak uygulanmaktadır.
Cinsel Taciz Suçunun Tanımı
Cinsel taciz, bir kimsenin vücut dokunulmazlığı ihlal edilmeksizin, cinsel amaçlı davranışlarla rahatsız edilmesidir. Bu eylem, Türk Ceza Kanunu'nun 105. maddesinde (TCK m.105) müstakil bir suç olarak düzenlenmiştir. Kanunun birinci fıkrasına göre, suçun temel şeklinin soruşturulması ve kovuşturulması mağdurun şikayetine bağlı olup, fail hakkında üç aydan iki yıla kadar hapis cezasına veya adlî para cezasına hükmolunur. Fiilin çocuğa karşı işlenmesi hâlinde ise ceza altı aydan üç yıla kadar hapistir (TCK m.105/1).
6545 sayılı Kanun ile 28.06.2014 tarihinde yapılan değişiklik öncesinde ve sonrasında suçun nitelikli halleri farklılık göstermektedir. Yapılan bu değişiklikle birlikte, "hiyerarşiden kaynaklanan nüfuzun kötüye kullanılması" ibaresi madde metninden çıkarılmış; yerine daha geniş koruma sağlayan nitelikli haller ikame edilmiştir. Güncel düzenleme uyarınca; suçun kamu görevinin, hizmet ilişkisinin veya aile içi ilişkinin sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle (TCK m.105/2-a) ya da aynı işyerinde çalışmanın sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle (TCK m.105/2-c) işlenmesi halinde ceza yarı oranında artırılır.
Cinsel taciz suçunun bu nitelikli hallerinin soruşturulması ve kovuşturulması şikayete tabi olmayıp, savcılık tarafından resen yürütülür. Ayrıca, bu fiil nedeniyle mağdur işi bırakmak zorunda kalmışsa, verilecek ceza bir yıldan az olamaz (TCK m.105/2).
"İşyeri sahibinin çalışanına cinsel içerikli mesajlar göndermesi üzerine mağdurenin işi bırakmak zorunda kaldığı olayda, netice sebebiyle ağırlaşmış hal olan (TCK m.105/2) ikinci cümlesinin uygulanmasının şikayete bağlı olmadığı vurgulanarak mahkumiyet hükmü onanmıştır." (Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 14.10.2014 T., Esas: 2013/1054, Karar: 2014/10982)
Yargıtay'ın bu kararı, cinsel taciz eyleminin mağdur üzerindeki ekonomik ve sosyal etkilerini koruma altına almaktadır. Mağdurun taciz nedeniyle iş akdini sonlandırmak zorunda kalması durumu, suçun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hali olarak kabul edilmiş ve şikayetten vazgeçilse dahi kamu davasının devam edeceği net bir şekilde ortaya konulmuştur.
İşverenin Gözetme Borcu ve Sorumluluğu
İşverenler, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğini sağlamanın yanı sıra çalışanların kişilik haklarını korumakla da yükümlüdür. Bu yükümlülük, Türk Borçlar Kanunu'nun 417. maddesinde (TBK m.417) açıkça düzenlenmiştir. İlgili hüküm uyarınca işveren; iş ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak, saygı göstermek, dürüstlük ilkelerine uygun bir düzen sağlamak ve özellikle işçilerin psikolojik ve cinsel tacize uğramamaları, uğramışlarsa daha fazla zarar görmemeleri için gerekli her türlü önlemi almakla yükümlüdür.
İşverenin gözetme borcunun sınırları, Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde (TMK m.2) yer alan dürüstlük ve iyi niyet kuralları çerçevesinde belirlenir. İşverenin bu borca aykırı davranması, yani işyerinde cinsel taciz iddialarını ciddiyetle soruşturmaması, tacizi engelleyici önlemler almaması veya şikayet mekanizmalarını işletmemesi durumunda hukuki sorumluluğu doğar.
İşçinin cinsel tacize uğraması nedeniyle uğradığı zararlar karşısında işverenden tazminat talep etme hakkı saklıdır. Bu kapsamda;
- Bedensel zararlar ve gelir kayıpları için maddi tazminat (TBK m.54),
- Kişilik haklarının zedelenmesi nedeniyle manevi tazminat (TBK m.58),
- Ölüm halinde yakınları tarafından destekten yoksun kalma tazminatı (TBK m.53/3) talep edilebilir.
İş Kanunu Kapsamında Haklı Fesih İmkânı
İşyerinde cinsel taciz eyleminin gerçekleşmesi, hem mağdur işçi hem de işveren açısından iş sözleşmesini derhal ve haklı nedenle feshetme imkanı tanır. Süreç, eylemin failinin işveren, işçi veya üçüncü bir kişi olmasına göre farklı yasal zeminlerde yürütülür.
İşçinin Haklı Fesih Hakkı: 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24. maddesinin II. fıkrasının (d) bendi uyarınca; işçinin işyerinde diğer bir işçi veya üçüncü kişiler tarafından cinsel tacize uğraması ve bu durumu işverene bildirmesine rağmen gerekli önlemlerin alınmaması halinde, işçinin iş sözleşmesini süresinin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin haklı nedenle feshetme hakkı vardır. Bu kapsamda haklı fesih hakkını kullanan işçi, şartları oluşmuşsa kıdem tazminatına hak kazanır.
İşverenin Haklı Fesih Hakkı: 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinin II. fıkrasının (c) bendi uyarınca; işçinin işverenin başka bir işçisine cinsel tacizde bulunması, işverene haklı nedenle derhal fesih hakkı tanır. İşveren, taciz eylemini gerçekleştiren işçinin iş sözleşmesini kıdem ve ihbar tazminatı ödemeksizin feshedebilir.
"Cinsel taciz eylemi, çalışanların korunması kapsamında (4857 sayılı İş Kanununun 24. maddesinin II/b ve d bentleri) uyarınca işçi açısından haklı fesih sebebi, (4857 sayılı İş Kanununun 25/II-c maddesi) uyarınca ise işveren açısından haklı fesih sebebi olarak düzenlenmiştir. Cinsel taciz eyleminin yapısı gereği arkasında delil bırakmasının her zaman mümkün olmadığı, mağdurun tek başına olduğu yerlerde bu eylemlere maruz kaldığı ve olayı işverene yansıtabilenlerin azlığı dikkate alınarak ispat noktasında tacize uğrayan lehine değerlendirme yapılması gerektiği vurgulanmıştır. Ayrıca ceza davasında delil yetersizliğinden verilen beraat kararının hukuk hakimini bağlamayacağı ifade edilmiştir." (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 10.02.2020 T., Esas: 2017/14071, Karar: 2020/1819)
Yargıtay'ın bu kararı, iş hukukunda cinsel taciz iddialarının ispatı bakımından devrim niteliğindedir. Karar doğrultusunda, ceza yargılamasında aranan "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi ve mutlak sübut şartı, hukuk mahkemelerindeki haklı fesih ve tazminat davalarında aynı katılıkta uygulanmaz. Ceza davasında delil yetersizliğinden beraat kararı verilmiş olması, iş mahkemesi hakiminin feshin haklılığını değerlendirmesine engel teşkil etmemekte; mağdurun ve tanıkların tutarlı beyanları feshin haklılığı için yeterli kabul edilmektedir.
Cinsel Taciz Suçunun Sınırları ve Diğer Suçlarla İlişkisi
Türk ceza yargılamasında cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar, hassas sınırlarla birbirinden ayrılmaktadır. Türk Ceza Kanunu kapsamında cinsel taciz suçu (TCK m.105), mağdurun vücut dokunulmazlığı ihlal edilmeksizin, cinsel amaçlı olarak rahatsız edilmesiyle oluşur. Bu suçun sınırlarının doğru belirlenmesi; eylemin sarkıntılık, cinsel saldırı, cinsel istismar veya yalnızca genel hükümler çerçevesinde cezalandırılan diğer suç tipleriyle karışmasını önlemek açısından hayati önem taşımaktadır.
Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma Suçu ile Farklar
Cinsel taciz suçu ile kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu (TCK m.123) arasındaki en temel fark, failin güttüğü amaç ve eylemin içeriğidir. Bir eylemin cinsel taciz olarak nitelendirilebilmesi için failin mutlaka cinsel amaç gütmesi ve sergilediği söz, yazı veya davranışların cinsellik barındırması gerekir. Cinsellik içermeyen veya cinsel amaçla gerçekleştirildiği kesin olarak kanıtlanamayan ısrarlı rahatsızlıklar, koşulları varsa yalnızca kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunu oluşturur.
Yargıtay yerleşik içtihatlarında, taraflar arasında evliliğe ahlaki veya kanuni bir engel bulunmadığı durumlarda yapılan nazikane beğeni, tanışma veya evlenme tekliflerini cinsel taciz olarak kabul etmemektedir. Ancak bu tekliflerin kaba bir üslupla yapılması veya reddedilmesine rağmen ısrarla sürdürülmesi halinde eylem, kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu kapsamında değerlendirilmektedir. Örneğin; telefondan birden çok kez arayarak "seninle tanışmak istiyorum, seninle evlenmek istiyorum" demek (Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2021/14516 E., 2023/1855 K.) veya yolda karşısına çıkarak "Araca gel, nerede çalışıyorsun güzelim, gideceğin yere götüreyim" şeklinde ısrarcı olmak (Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2022/15181 E., 2023/1499 K.) cinsel taciz değil, (TCK m.123) kapsamında değerlendirilmiştir.
"Sanığın Facebook sayfasında mağdurenin fotoğrafının altına yazdığı 'Sadece ömrümü ömrüne adamak istiyorum…' şeklindeki sözlerin bizatihi cinsellik içermediği ve cinsel amaçla yazıldığına dair kesin delil bulunmadığı durumlarda beraat kararı verilmelidir." (Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2021/15907 E., 2023/1098 K.)
Bu kararda da vurgulandığı üzere, cinsel taciz suçunun oluşabilmesi için eylemin doğrudan kastla ve cinsel arzuları tatmin maksadıyla gerçekleştirilmesi zorunludur. Cinsellik barındırmayan soyut sevgi ve bağlılık ifadeleri, cinsel taciz suçunun maddi unsurunu oluşturmaya elverişli değildir.
Nitelikli Cinsel Taciz Halleri ve Re'sen Soruşturma
Cinsel taciz suçunun temel şeklinin soruşturulması ve kovuşturulması mağdurun şikayetine bağlıdır (TCK m.105/1). Ancak kanun koyucu, suçun belirli kolaylıklardan veya nüfuz ilişkilerinden yararlanılarak işlenmesini nitelikli hal kabul ederek cezayı artırmış ve bu durumları şikayet şartından istisna tutmuştur.
Türk Ceza Kanunu m.105/2 uyarınca; suçun kamu görevinin, hizmet veya aile içi ilişkinin ya da aynı işyerinde çalışmanın sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı veya gözetim yükümlülüğü olan kişilerce, posta veya elektronik haberleşme araçlarıyla ya da teşhir suretiyle işlenmesi nitelikli halleri oluşturur. Bu nitelikli hallerin varlığı durumunda soruşturma ve kovuşturma şikayete tabi olmayıp, cumhuriyet başsavcılıklarınca re'sen yürütülür (Ceza Genel Kurulu 2023/479 E., 2023/674 K.).
Eylemin tek bir hareketle birden fazla suçun oluşmasına sebebiyet vermesi halinde ise fikri içtima kuralları (TCK m.44) gündeme gelmektedir. Örneğin, bir kişinin balkonda oturan katılanlara yönelik olarak cinsel organını göstermesi eylemi, hem cinsel taciz (TCK m.105) hem de alenen hayasızca harekette bulunma (TCK m.225) suçunu oluşturur. Bu durumda (TCK m.44) uyarınca fail hakkında en ağır cezayı öngören cinsel taciz suçundan hüküm kurulması gerekmektedir (Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2013/983 E., 2014/7413 K.).
Temassız Eylemlerin Hukuki Niteliği
Cinsel taciz suçunu, cinsel saldırı (TCK m.102) ve çocuğun cinsel istismarı (TCK m.103) suçlarından ayıran en kesin sınır "bedensel temas" olgusudur. Mağdurun vücut dokunulmazlığını ihlal etmeyen, bedensel temas içermeyen her türlü cinsel içerikli söz, yazı, işaret veya sergilenen davranışlar cinsel taciz suçu kapsamında kalmaktadır.
Yargıtay, fiziksel temas içermeyen ancak cinsel içerikli olan eylemleri istikrarlı bir şekilde cinsel taciz olarak nitelendirmektedir. Örneğin, işyerinde mağdureye dokunmaksızın kendisinden hoşlandığını ve onu öpmek istediğini söyleyen sanığın eylemi sarkıntılık düzeyinde bir cinsel saldırı/istismar değil, cinsel tacizdir (Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2021/13215 E., 2023/1371 K.). Benzer şekilde, 15 yaşından küçük mağdura cinsel organ göstererek ilişki teklif etmek de bedensel temas içermediği sürece çocuğun cinsel istismarı suçunu değil, cinsel taciz suçunu oluşturmaktadır (Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2021/15311 E., 2023/447 K.).
"Sanığın mağdureye hiçbir bedensel temasta bulunmaksızın, elindeki resimleri montajlayarak kötü sitelere ve ailesine göndereceğinden bahisle tehdit edip internetten görüntülü görüşme sırasında elbiselerini çıkartmasını ve cinsel içerikli hareketler yapmasını temin etmesi eylemi çocuğun basit cinsel istismarı suçunu değil, 5237 Sayılı TCK'nın 105. maddesinde düzenlenen cinsel taciz suçunu oluşturur." (Yargıtay 14. Ceza Dairesi Esas: 2014/3380, Karar: 2016/2793)
Bu karar, teknolojik imkanlar kullanılarak gerçekleştirilen ve fiziksel temas barındırmayan cinsel içerikli dayatmaların da cinsel istismar sınırına geçemeyeceğini, eylemin hukuki niteliğinin cinsel taciz olarak kalacağını kesin biçimde ortaya koymaktadır.
Genel Değerlendirme ve Sonuç
İşyerinde ve sosyal hayatta cinsel taciz, bireyin ruhsal bütünlüğünü, çalışma barışını ve kişisel özgürlüğünü zedeleyen en ağır hak ihlallerinden biridir. Türk Hukuku bu ihlalle mücadelede çok boyutlu bir koruma mekanizması öngörmüştür. Çalışanlar, maruz kaldıkları cinsel taciz karşısında Türk Ceza Kanunu uyarınca cezai süreci başlatma hakkına sahip oldukları gibi, İş Kanunu kapsamında iş sözleşmelerini haklı nedenle derhal feshederek kıdem tazminatı talep edebilirler. Ayrıca, işverenin işçiyi koruma ve gözetme borcuna (TBK m.417) aykırı davranmasından ötürü maddi ve manevi tazminat davası açılması da mümkündür.
Yargısal süreçlerde cinsel suçların kapalı alanlarda işlenmesi ve delil yetersizliği gibi ispat zorlukları, Yargıtay'ın geliştirdiği "mağdurun tutarlı beyanları", "hayatın olağan akışı" ve "olayın hemen ardından durumu yakınlarına aktarması" gibi fiili karinelerle aşılmaktadır. Ancak tüm bu süreçlerde, masumiyet karinesi ile "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi göz ardı edilmemeli; iftira riski ile haklı talepler arasındaki denge her somut olayda titizlikle kurulmalıdır.