
Yapay Zeka Destekli Sözleşmeler Hukuken Geçerli Midir?
Yapay zekâ destekli sözleşmelerin hukuki geçerliliği, sözleşmenin kim tarafından hazırlandığına değil Türk Borçlar Kanunu
Yapay Zekâ Destekli Sözleşmelerin Hukuki Geçerliliği
Geçerlilik Şartları ve İrade Beyanı
Yapay zekâ ile hazırlanan sözleşmenin geçerliliği, metni kimin kaleme aldığına değil 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda öngörülen şartlara bağlıdır. TBK m.1 uyarınca sözleşme, tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla kurulur. Yapay zekâ desteğiyle hazırlanan bir metin de bu beyanların varlığı halinde kurulmuş sayılır; aracın yapay zekâ olması kuruluşa engel oluşturmaz.
Geçerlilik için üç şart aranır. Tarafların irade beyanlarının karşılıklı ve birbirine uygun olması gerekir. Sözleşmenin konusu hukuka, ahlaka, kamu düzenine ve emredici hukuk kurallarına aykırı olmamalıdır; TBK m.27 uyarınca emredici hükümlere, ahlaka, kamu düzenine veya kişilik haklarına aykırı hükümler kesin hükümsüzdür, ancak m.27/2 gereği yalnızca aykırı hüküm hükümsüz kalır ve sözleşmenin geri kalanı geçerliliğini korur. Kanunun belirli sözleşmeler için öngördüğü yazılı veya resmi şekil şartları da yerine getirilmelidir. Bu şartlar sağlandığı sürece sözleşmenin avukat, taraf veya yapay zekâ desteğiyle hazırlanması geçerlilik açısından farklı sonuç doğurmaz.
Yapay zekâ tarafından üretilen metinlerde irade beyanının kime ait olduğu sorusu öne çıkar. Yapay zekâ, kullanıcı tarafından verilen bilgiler doğrultusunda metin üreten teknolojik bir araçtır; eksik veya yanlış bilgi verilmesi halinde taslak hukuki açıdan yetersiz kalabilir. İrade beyanı, metni kullanan gerçek veya tüzel kişiye ait sayılır ve sözleşme bu kişinin onayıyla geçerlilik kazanabilir.
Tek tip hazırlanan standart metinler genel işlem şartı niteliği taşıyabilir. TBK m.20 vd. hükümleri uyarınca bu şartlar denetime tabidir; haksız ve dürüstlük kuralına aykırı hükümlerin bağlayıcılığı reddedilir. Yapay zekânın ürettiği çok sayıda benzer sözleşmede kullanılan kalıp hükümler de bu denetimin kapsamındadır.
Yapay Zekânın Hukuki Statüsü ve Sorumluluk
Mevcut hukuk sisteminde yapay zekânın bağımsız hukuki kişiliği bulunmadığından sözleşmenin tarafı olamaz ve doğrudan sorumluluğundan söz edilemez. Yapay zekâ kendi başına hukuki özne sayılmadığından, ürettiği sözleşmeler ancak gerçek veya tüzel kişi tarafından onaylanmasıyla geçerlilik kazanabilir. Sorumluluk, somut olayın özelliklerine göre sözleşmeyi hazırlayan, kullanan veya karşı tarafa sunan gerçek ya da tüzel kişilere ait olabilir.
Türkiye'de yapay zekâyı doğrudan düzenleyen müstakil bir kanun yürürlükte değildir. 18 Ağustos 2026 tarihli 2026/9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı (2026-2030) yürürlüğe konulmuştur; bu metin bir politika belgesidir ve yapay zekâ destekli sözleşmelere özgü maddi bir kural getirmez. Bu nedenle yapay zekâ çıktısına dayanan sözleşmelerin geçerliliği, mevcut TBK hükümleri çerçevesinde değerlendirilir.
Yapay zekâ sistemlerine aktarılan bilgiler arasında kişisel veri veya ticari sır bulunuyorsa 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve diğer veri koruma yükümlülükleri dikkate alınmalıdır. Sözleşme taslağının yurt dışı sunuculu bir yapay zekâ hizmetine girilmesi KVKK kapsamında veri işleme sayılır; bu durumda gerçek kişisel veri yerine yer tutucu kullanılması önerilir.
Yapay zekâ çıktısı, şekil ve irade şartları yerine getirildiğinde delil niteliğini korur ve resmi şekil şartları sağlandığı sürece noter işlemlerine engel oluşturmaz. İrade sakatlıkları bakımından ise yanılma, hata veya hile sözleşmenin geçersizliğine yol açabildiğinden, yapay zekâ metinlerindeki hatalar nedeniyle iptal için TBK'nın genel hükümleri uygulanabilir.
Elektronik Ortamda Kurulan Sözleşmeler ve Onay
İrade Beyanının Ulaşması
Elektronik ortamda kurulan sözleşmeler, tarafların fiziki olarak bir araya gelmeksizin irade beyanlarını iletmesiyle doğar. İrade beyanının hüküm ifade etmesi iki safhaya bağlıdır: beyanın yapılması ve muhataba ulaşması. Gönder emri verildiği anda beyan gönderilmiş sayılır; beyan belli bir zamanda gönderilmek üzere programlanmışsa fiilen gönderildiği an esas alınır. Ulaşma anı, beyanın muhatabın hâkimiyet alanına girdiği andır. E-posta kutusu kullanıcının hâkimiyet alanına dâhil olduğundan, beyan posta kutusuna kaydedildiği anda ulaşmış sayılır; muhatabın beyanı okumuş olması şart değildir. Beyan muhatabın kutusuna kaydedildikten sonra silinse veya muhatap beyana erişemese bile ulaşma gerçekleşmiş kabul edilir. Posta iletim sırasında kaybolursa ulaşma gerçekleşmez. Ulaşmadan önceki riskler gönderene, ulaşmadan sonraki riskler muhataba aittir.
Ticari kullanıcı ile tüketici arasındaki ayrım ulaşma anını değiştirir. Ticari kullanıcıda elektronik posta adresinin evrakta, arama motorunda veya web sitesinde açığa vurulması ulaşma için yeterlidir. Tüketicide bu yeterli değildir; tüketicinin iletişime girdiği muhatabına elektronik posta iletişimini hukuki işlemlerde kullandığını bildirmesi gerekir. Bu bildirim yapılmamışsa beyan öğrenme anında ulaşmış kabul edilir.
İcap ve Kabul
TBK m.1 uyarınca sözleşme, karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla kurulur; bu beyanların ilki öneri (icap), ikincisi kabuldür. Elektronik ortamda beyanda bulunmak için fiil iradesi, beyan bilinci ve hukuki sonuç iradesinin dış dünyaya açıklanması gerekir. Kullanıcının "Kabul Ediyorum" gibi bir kutucuğu işaretlemesiyle irade beyanında bulunabileceği kabul edilir.
Web sitesi üzerinden kurulan iletişim kural olarak hazır olmayanlar arasında gerçekleşir; e-posta yoluyla gönderilen sipariş anında etkileşim sunmadığından hazır olmayanlar arası beyan niteliğindedir. Hazır olmayanlar arasında kurulan sözleşmeler kabulün gönderildiği andan hüküm doğurur (TBK m.11). Buna karşılık eşzamanlı sohbet ve video konferans uygulamalarında doğrudan ve kesintisiz iletişim bulunduğundan, bu kanallarla kurulan sözleşmeler hazırlararası hükümlere tabidir; icapçının teklifi derhal kabul edilmezse teklifle bağlılığı kural olarak sona erer.
Web sayfasında mal veya hizmetin fiyat ve özellikleriyle sergilenmesinin bağlayıcı icap mı yoksa icaba davet mi olduğu tartışmalıdır. Çoğunlukla bu sunumların icaba davet niteliğinde olduğu kabul edilir; satıcı, sınırsız kişiye ulaşan sunumlarda stok kapasitesini aşan talep riskiyle karşılaşabilir. Bu yoruma göre alıcının sipariş formunu doldurup iletmesi asıl icap, satıcının onayı veya ürünü göndermesi kabul sayılır ve sözleşme bu noktada kurulur. Karşı görüşe göre sağlayıcı ürünü fiyatlandırarak satışa çıkarmışsa bu beyan icap niteliğindedir ve kullanıcının beyanı kabul ya da ret olarak değerlendirilir. Bir başka görüş ise sergilemeyi icap saymakta, icap ile icaba davet ayrımının her vakanın somut koşullarına bağlı olduğunu savunmaktadır.
E-İmza ve İspat Sorunu
Yazılı şekilde yapılması öngörülen sözleşmelerde imza zorunludur. TBK m.14 uyarınca imzalı mektup, asılları imzalanmış telgraf, teyit edilmiş olmaları kaydıyla faks veya benzeri araçlar ya da güvenli elektronik imza ile gönderilip saklanabilen metinler yazılı şekil yerine geçer. Güvenli elektronik imza, 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu m.5 gereği elle atılan imzayla aynı hukuki sonucu doğurur. E-posta veya mesajla verilen onay ise güvenli elektronik imzanın yerine geçmez.
Sözleşmelerin geçerlilik şekli ile ispat şekli birbirinden farklıdır. HMK m.200 uyarınca değeri iki bin beş yüz Türk Lirasını geçen hukuki işlemlerde senetle ispat zorunluluğu vardır. HMK m.199 elektronik ortamdaki verileri belge sayar. Bu veriler tek başına senet niteliği taşımaz. Log kayıtları senet yerine geçmez; delil başlangıcı sayılır ve tanık dinlenebilmesine imkân tanır. Elektronik ortamda onaylanan bir metnin senet sayılabilmesi için sözleşmenin TBK m.14 uyarınca teyit edilmesi gerekir. İrade beyanının yorumlanmasında gerçek ve ortak irade esas alınır (TBK m.18-19); belirsizlik halinde hüküm, metni hazırlayan aleyhine yorumlanır.
Tüzel kişiler arasındaki sözleşmelerde onaylayan gerçek kişinin temsile yetkili olup olmadığı ayrıca incelenir; yalnızca "kabul ediyorum" kutucuğunun işaretlenmesi bu konuda belirsizlik doğurabilir. Bu nedenle sisteme yetkisiz girişi önlemek amacıyla yetkiliye SMS veya e-posta ile onay kodu gönderilmesi ve tıklama sonrasında ayrıca teyit kodu ile iradenin doğrulanması uygulanır. Salt log kaydı, iradenin sıhhatini göstermesi bakımından yeterli değildir.
İrade Sakatlıkları ve Genel İşlem Şartları
Yapay zekâ çıktısına dayanan bir metin, tarafların irade beyanları sakatlandığında geçerlilik kazanamaz. Bu bölümde önce sakatlığın doğrudan hukuki çareye bağlandığı hile hali, ardından bedelin ödenmemesine bağlanan ifa riskleri ve check-box ile kurulan sözleşmelerin genel işlem şartı denetimi ele alınmaktadır.
Aldatma (hile) hali, irade beyanını sakatlayan irade sakatlıkları arasında ayrı bir yere sahiptir; zira kanun, hileye bağladığı sonuç bakımından yanılmadan daha ağır bir koruma kurmuştur. TBK m.36/1 uyarınca taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse, yanılma esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Hile bir kimseyi irade beyanında bulunmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya var olan hatalı kanıyı korumak şeklinde tanımlanır. Aldatılan taraf, hukuki ilişkiyi geçmişe etkili olarak ortadan kaldırabilir; hilenin her türlü delille ispat edilebileceği kabul edilir ve iptal hakkının kullanılması hiçbir şekle bağlı değildir. İptal hakkı, aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde kullanılabilir.
Hileye bağlanan bu sonucun pratik görünümünü, satış bedelinin ödenmemesi üzerine açılan davalar oluşturur. Satılanın zilyetliği satış bedeli ödenmeden alıcıya devredilmişse, satıcının dönme hakkını kullanarak satılanı geri alması, bu hakkın sözleşmede açıkça saklı tutulmasına bağlıdır (TBK m.235/3). TBK m.246 uyarınca taşınır satışına ilişkin kurallar kıyas yoluyla taşınmaz satışında da uygulanır. Bedelin sonradan ödeneceği iddiası, taşınmazın devri sırasında ipotek tesis edilmemesi veya ihtirazi kayıt konulmaması halinde ispatlanamaz. İspat yükü, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.6 uyarınca hakkını dayandırdığı olgunun varlığını ispatla yükümlü olan tarafa, HMK m.190 uyarınca ise iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
- Sözleşmeyi kurarken karşı tarafın aldatıcı davranışına maruz kalan taraf, iptal hakkını aldatmayı öğrendiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde kullanır (TBK m.36/1).
- Taşınmaz devrinde satış bedelinin sonradan ödeneceği iddiası, bedelin kararlaştırıldığını ispatlayan bir kayıt veya teminat bulunmadıkça ispatlanamaz (TBK m.235/3, m.246).
- Bedelin sonradan ödeneceği iddiası karşısında kaynakta belirtilen delil tespiti yolu HMK m.400 veya noterdir; ihbar veya ihtarname yoluyla satıcı, alacağını yazılı biçimde karşı tarafa bildirmelidir.
- Delil tespiti veya noter tespiti, ileride açılacak davada ispata elverişli delil elde etmek için kullanılabilir.
Check-box yöntemiyle kurulan sözleşmelerde geçerlilik tartışması, salt teknik onayın irade açıklaması sayılıp sayılmayacağı eksenine oturur. İnternet ortamında check-box işaretlenerek kabul edilen sözleşme ve ön bilgilendirme metinleri genel işlem şartı niteliği taşır; salt teknik onay gerçek irade açıklaması için yeterli değildir. TBK m.20/1 uyarınca genel işlem şartları, düzenleyenin ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleridir. Müzakere imkânı verilmeksizin dayatılan hükümler TBK ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun çerçevesinde denetime tabidir; haksız ve dürüstlük kuralına aykırı şartların bağlayıcılığı reddedilir. Web sitelerindeki kullanım koşulları ve üyelik sözleşmeleri tipik olarak genel işlem şartı niteliğindedir. Genel işlem şartı taşıyan hükümler, kabul beyanında bulunan taraf lehine yorumlanır.
Bilgilendirme yükümlülüğü, check-box ile kurulan sözleşmelerde iradenin sıhhatini belirleyen ölçüt haline gelir. Satıcı veya sağlayıcı, sözleşmenin kurulmasından önce tüketiciyi mal veya hizmetin temel özellikleri, toplam fiyatı, cayma hakkı ve sözleşmenin süresi gibi konularda açık ve anlaşılır şekilde bilgilendirmek zorundadır. Cayma hakkına ilişkin bilgilendirmenin ispat yükü satıcı veya sağlayıcıya aittir; tüketiciye usulüne uygun bilgilendirme yapılmamışsa on dört günlük cayma süresi işlemeye başlamaz, bilgilendirme yapıldığı kabul edildiğinde ise süre hizmet sözleşmelerinde sözleşmenin kurulduğu tarihten itibaren işler. Bilgilendirme yükümlülüğü yalnızca tüketicinin korunmasına değil, sözleşme özgürlüğünün gerçek bir iradeye dayanmasına da hizmet eder.
Yapay zekâ destekli metinlerde iradenin sıhhati bakımından iki ayrı sakatlık birlikte ortaya çıkabilir. Metin check-box ile onaylanmışsa, onay anının teknik bir prosedüre dönüşmesi irade beyanını zayıflatır; kullanıcı hükümleri okumadan işlemi hızlıca tamamlamak için onay verir ve görünüşte var olan irade bilinçli ve özgür sayılmaz. Metnin yapay zekâ tarafından üretilmesi halinde ise sakatlık, karşı tarafın kasıtlı aldatmasına bağlanan hile halinden ayrıdır; bu durumda iptal, TBK m.36/1 değil, taslağı kullanan tarafın beyanına bağlanan genel hükümler çerçevesinde değerlendirilir.
Akıllı Sözleşmeler ve Blokzincir Uygulamalarında Geçerlilik
Kod ile Kurulan Sözleşmeler
Akıllı sözleşmeler, önceden tanımlı koşullar gerçekleştiğinde otomatik çalışan ve doğal dilde değil programlama dilinde yazılan şarta bağlı bilgisayar programlarıdır. Kavram, Nick Szabo'nun 1990'ların başında ortaya attığı, dönemin teknolojik altyapısı yetersiz olduğu için uygulanamayan bir fikre dayanır; Bitcoin (2008) ve özellikle Ethereum blokzincirinden (2014) sonra farklı uygulamaların oluşturulmasına imkân tanımıştır. Ethereum'un yanı sıra Hyperledger, Polkadot, Solana ve Cosmos gibi platformlarda oluşturulan akıllı sözleşmeler, blokzincirin şeffaflık, değişikliğe kapalılık ve aracı ihtiyacını azaltma özelliklerini taşır; DeFi uygulamaları, token değişimi, bahis, NFT'ler ve DAO'ların oluşturulmasında kullanılır. Akıllı sözleşmeleri elektronik sözleşmelerden ayıran temel özellik, temelinde otomasyonun yatmasıdır; icra insan müdahalesi olmadan gerçekleşir ve akıllı sözleşme ifadan kaçınamaz. Yalnızca koda dönüştürülebilen edimler kodlanabilir; takdir veya yorum gerektiren muğlak edimler akıllı sözleşmede yer alamaz. Taraflar akıllı sözleşmeyi üç şekilde oluşturabilir: doğal dilde hazırlanan sözleşmenin kodla icrası, kısmen doğal kısmen kodlama dilinde hazırlanması ve tamamen kodla yazılıp bilgisayarca icra edilmesi. Hukuki açıdan en çok sorun, tamamen kodla yazılan ihtimalde çıkar; zira doğal dilde kurulmuş bir sözleşme bulunmadığından kurulma, yorumlama ve ifa tamamen blokzincirinde gerçekleşir. Bu noktada asıl soru, blokzincirdeki asimetrik şifreleme sisteminin (açık-özel anahtar entegrasyonu) yazılı şekil şartındaki imza koşulunu sağlayıp sağlamadığıdır. Akıllı sözleşme her zaman sözleşme niteliği taşımaz veya hukuki etki doğurmaz. Tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanı varsa hukukun kesişim alanı devreye girer ve bunlara bazen "smart legal contract" denir. Bu sözleşmelerin hukuken sözleşme sayılıp sayılmayacağı, uygulanacak hukuk düzeninin kurallarına göre değerlendirilir. Bir başka deyişle akıllı sözleşme, bir sözleşme tipi değil; tipik ya da atipik sözleşmelerin kuruluş yöntemidir. Kodun değişikliğe kapalı olarak yazılması ve şartlar gerçekleşmedikçe icra edilememesi, uygun ifayı garanti ettiği ve pacta sunt servanda ilkesinin mutlak uygulandığı izlenimini verir. Ancak bu mutlak doğru değildir; otomasyon ifa etmeme riskini düşürse de tarafların arzu etmediği sonuçlar ortaya çıkabilir. Teknoloji hatası, kodlayanın kodlama hatası, yazılım açıkları ve dış dünyadan veri sağlayan, blokzincirin güvenilirlik ve değişikliğe kapalılık özelliklerini taşımayan oracle hataları bu sonuçların başlıcalarıdır. İrade sakatlıkları da (yanılma, aldatma) akıllı sözleşmelerde ortaya çıkabilir. Sözleşme kurma ehliyeti bulunmayanlar, sınırlı ehliyetsizler veya ayırt etme gücü olmayanlar blokzincirde taraf olabilir; zira ehliyeti tespit eden bir mekanizma yoktur ve bu durumda sözleşmenin akıbeti askıda hükümsüzlüktür. Kod, tarafların iradesini doğru yansıtmayabilir; doğal dilden koda çeviri hatası olabilir ve bazı koşullar doğal bazıları kod dilinde ise hangisinin üstün tutulacağı sorunu doğar. Karşı taraf tüketici olduğunda tüketici hukuku, özellikle genel işlem şartları ve haksız şartlar ön plana çıkar. Akıllı sözleşmeler değişikliğe kapalıdır; kodlandıktan ve mutabakat mekanizmasıyla onaylandıktan sonra içeriği değiştirilemez, koşullar değişse de uyarlanamaz. Uyuşmazlık çıktığında mahkeme önüne taşınır; akıllı sözleşmeler hukuk düzeninden bağışık değildir. Dağıtık defterin yapısı gereği sınır ötesi işlemler yaygındır ve taraflar birbirinin kimliğini bilmeden işlem yapabilir; birçok hukuk düzeninde karşı tarafın kimliğinin bilinmesi şart değildir. Yorumlama da zordur; bazı yazarlar akıllı sözleşmenin kod parçası olarak yorumlanamayacağını belirtir, zira bilgisayarlar komutları yorumlamaz, yalnızca icra eder; kodların anlamı değil etkisi vardır. Birleşik Krallık Jurisdiction Taskforce (UKJT), hâkimin yorumda tarafların iradelerinin objektif olarak edimlerinin ne olması yönünde olduğuna bakması gerektiğini; yorumun bir kısmının kodun tarafların edimlerini tanımlamak için mi yoksa uygulamak için mi kullanıldığının tespiti olduğunu benimsemiştir. Bu yaklaşımda, kodlamayı bilen makul bir kişinin ("reasonable coder") kavrama yüklediği anlam araştırılır. Avrupa Hukuk Enstitüsü (ELI) 2018'de Blockchain Teknolojisi, Akıllı Sözleşmeler ve Tüketicinin Korunması projesini başlatmış ve akıllı sözleşmeyi, önceden tanımlı koşulların gerçekleşmesi üzerine otomatik çalışan ve önceden tanımlı eylemleri yürüten bilgisayar programı olarak tanımlamıştır. Enstitünün ilkeleri şunlardır: doğal dilde bir versiyon varsa üstün tutulur; kodu anlaması mümkün olmayan kişilere doğal dildeki versiyon ulaştırılmalıdır; tüketiciler geleneksel sözleşmelerdeki haklarla eşit korumaya sahip olmalıdır. Düzenleyicilerin akıllı sözleşmelere yaklaşımı, genellikle kavramı tanımlamanın ötesine geçmemektedir. Avrupa Birliği düzeyinde akıllı sözleşmelere ilişkin özel bir çalışma yoktur; EU Blockchain Observatory and Forum'un 2022'de güncellediği raporda Birleşik Krallığın daha esnek ve kapsayıcı bir tutum benimsediği belirtilmiştir. Dijital Finans Paketi kapsamındaki MiCA'da kripto varlık türleri, hizmet sağlayıcı ve ihraççıların lisans ve yetkileri ile yatırımcı korunması yer almakla birlikte akıllı sözleşmelere ilişkin açık hüküm yoktur. Komisyonun 2022'deki Data Act önerisi, veriye adil erişim ve kullanımda yeknesaklık hedefler; akıllı sözleşmelerin nesnelerin interneti verileri bağlamında veri paylaşımını sağlayabileceği düşünülmektedir. Data Act md. 30(1)'e göre akıllı sözleşmeler işlevsel hatalara ve üçüncü kişi manipülasyonlarına karşı yüksek koruma sağlamalı; sözleşmeyi sıfırlayabilen veya icrayı durdurabilen dahili işlevlere sahip olmalı; sonlandırılmış sözleşmenin işlem verileri, mantığı ve kodu arşivlenebilmeli; erişim kontrol mekanizmalarıyla korunmalıdır. Birleşik Krallık'ta 2018'den beri akıllı sözleşmeleri destekleyen bir ortam yaratılmaya çalışılmış; yeni düzenleme yapmak yerine geçerli olduklarının tespiti yolu izlenmiştir. Ayrıntılı düzenlemenin teknoloji gelişimini engelleyebileceği, yasal tanımın teknoloji ilerledikçe içi boşalabileceği belirtilmiştir. İngiliz Hukuk Komisyonu, hükümete verdiği tavsiyede mevcut yasal çerçevenin hukuk reformu gerekmeksizin akıllı yasal sözleşmelerin kullanımını kolaylaştırabileceğini, ortak hukukun esnekliğinin ideal bir platform sağladığını, mevcut kuralların geleneksel sözleşmeler gibi akıllı sözleşmelere de uygulanabileceğini, bazı türlerin yeni sorunlara yol açsa da mevcut kurallarla çözülebileceğini belirtmiştir. Amerika Birleşik Devletleri'nde birçok eyalet akıllı sözleşmelere ilişkin kurallar oluşturmuş; düzenlemelerin çoğu kavramı tanımlamakta ve hukuki geçerliliği ortaya koymakta, ayrıca public ve private key'lerin elektronik imza sayılabileceğini düzenleyen kanunlar bulunmaktadır. Temel avantaj, eyaletlerin akıllı sözleşme dostu olduğunu göstererek yatırımcılara cazip gelmesidir.
Sorumluluk ve Uyuşmazlık
Kod hatalarından doğan kayıplar (Parity, DAO Hack gibi) hukuki sorumluluk sorusunu gündeme getirir. En yaygın açıklar reentrancy, integer overflow, access control hataları ve oracle manipülasyonudur. TBK çerçevesinde geliştirici, kasıt veya ağır kusur halinde sorumlu tutulabilir; açık kaynak lisansı (MIT, GPL) sorumluluk sınırlaması içerir. Audit firması ile yapılan sözleşmede kusurlu denetim sorumluluk doğurur, ancak raporlar genellikle "no warranty" kayıtları taşır. Audit edilmiş bir kontratta dahi açık çıkabilir (örn. Wormhole); bu durumda audit firmasının kusur derecesi ayrıca incelenir. Sorumluluk genellikle kullanıcıda olup geliştirici veya audit firması ağır kusur halinde sorumludur; audit edilmiş kontrat daha güvenlidir ancak tam bir güvence vermez ve kayıp fon çoğu zaman geri alınamaz. Geliştirici sorumluluğu, kusurlu davranış, zarar ve illiyet bağı üzerinden değerlendirilir. Sözleşmesel sorumlulukta TBK m.27 (emredici hükümlere ve ahlaka aykırılık), TBK m.114 (kusur sorumluluğu), TBK m.2, m.18-19, m.96-117; haksız fiilde TBK m.49, m.50, m.56 ve m.66 dikkate alınır. Kullanıcı açısından ise 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.244 (bilişim suçları), TBK haksız fiil ve sebepsiz zenginleşme talepleri gündeme gelebilir. Cezai sorumluluk bakımından TCK m.158/1-f, m.243, m.244 ve m.220 hükümleri değerlendirilir. Saldırı tipleri arasında reentrancy (2016 DAO hack), integer overflow/underflow, flash loan, oracle manipulation, front-running/sandwich (MEV) ve self-destruct/privileged function abuse (rug pull) sayılabilir. Türk hukukunda akıllı sözleşmelere ilişkin doğrudan bir düzenleme yoktur; konu TBK m.1'deki sözleşme özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilir. Mağdurun izleyebileceği pratik yol haritası belirli adımlardan oluşur:
- Zararın ve işlemin ispatı için delil tespiti yapılır; bu yol HMK m.400 veya noter aracılığıyla işletilir.
- Blokzincir analizi yapan bilirkişi raporu alınır; delil kaybı riski nedeniyle borsa log kayıtlarının tutulma süresi dikkate alınır.
- Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyette bulunulur; bu başvuruda CMK m.158 ve TCK m.158/1-f hükümlerine atıf yapılır.
- Mal kaçırma riskine karşı HMK m.389 ve İİK m.257 uyarınca ihtiyati tedbir veya haciz talep edilir; tedbirdeki gecikme halinde varlıkların üçüncü kişiye transferi riski doğar.
- Tazminat davası, TBK m.49, m.114 ve m.96-117 hükümlerine dayandırılarak açılır.
- Yurt dışında yerleşik geliştirici için adli yardımlaşma (MLAT) yolu ve HMK m.57-59 uyarınca toplu dava imkânı değerlendirilir. Sürelere ilişkin sınırlar uyuşmazlığın niteliğine göre değişir. Ceza şikâyetinde TCK m.66 uyarınca basit dolandırıcılık için 8 yıl, nitelikli dolandırıcılık için 15 yıl; tazminat talebinde TBK m.72 uyarınca iki yıllık öğrenme ve on yıllık mutlak zamanaşımı; vergi tarhiyatında VUK m.114 uyarınca 5 yıllık süre uygulanır. Yetki bakımından HMK m.16 uyarınca mağdurun yerleşim yeri mahkemesi, TCK m.8/1 uyarınca zarar Türkiye'de doğmuşsa Türk ceza yargısı yetkilidir. Akıllı sözleşme istenen sonucu doğurmazsa sözleşmeye aykırılık ve hukuki çareler uygulanır; ancak blokzincirin değiştirilemez yapısı bunu zorlaştırır, akıllı sözleşmenin geri alınması veya ortadan kaldırılması mümkün değildir. Bu nedenle kodlanırken ifanın durdurulması ve iadeye imkân sağlayacak iptal hakkı tanınabilir; "reverse transaction" yöntemiyle hukuken geçmişe etkili iptal sonucu doğuran işlem blokzincirde görünür kılınabilir. Kodlama aşamasında bu tür bir mekanizmanın eklenmemiş olması, uyuşmazlık çıktığında tarafların elindeki araçları daraltır. Akıllı sözleşme denetimi hizmeti sunan kuruluşların yaygınlaşması beklenmektedir; bir hukuk bürosunun web sayfasında denetimin güvenlik risklerini ortaya çıkarabileceği, optimizasyon önerileri sağlayabileceği, kod analizi, bilinen saldırılarla karşılaştırma ve test dağıtımında simüle saldırılar içerdiği belirtilmiştir. Sonuç olarak yapay zekâ çıktısına dayanan bir sözleşmeyi imzalamadan önce şu adımlar izlenebilir: metnin geçerlilik şartlarını (irade beyanları, konunun emredici kurallara uygunluğu ve şekil şartları) kontrol edin; check-box ile onaylanan standart hükümlerin genel işlem şartı denetimine tabi olduğunu göz önünde bulundurun; şekle bağlı sözleşmelerde güvenli elektronik imza kullanın veya metni TBK m.14 uyarınca teyit ettirin; hile, yanılma veya bedelin ödenmemesi halinde bir yıllık hak düşürücü süreyi kaçırmayın; akıllı sözleşmelerde kodlanmadan önce iptal ve ifayı durdurma mekanizmalarını sözleşmeye ekleyin; zincir üzerinde yaşanan bir kayıpta delil tespiti, bilirkişi raporu, ceza şikâyeti ve ihtiyati tedbir adımlarını sırasıyla ve süre sınırlarına uyarak işletin.