Sigortasız Çalıştırıldım Haklarım Nelerdir?

Sigortasız Çalıştırıldım Haklarım Nelerdir?

Sigortasız çalıştırılmak, işçinin SGK\'ya hiç bildirilmemesi veya eksik bildirilmesi anlamına gelir ve 5510 sayılı Kanun\'a göre yasaya aykırıdır. Bu yazıda sigortasız çalıştırılan işçinin SGK\'ya şikayet, işveren denetimi ve hizmet tespit davası yolları, beş yıllık hak düşürücü süre, ispat araçları, kıdem ve ihbar tazminatı ile idari para cezaları ele alınır. Sigortalılığın anayasal bir hak olduğu, işçinin feragatnamesinin geçersiz sayıldığı ve deneme süresinde bile sigorta zorunluluğunun bulunduğu açıklanır.

Sigortasız Çalıştırılmanın Hukuki Niteliği ve Sigortalılığın Zorunluluğu

Sigortalılık Hakkının Anayasal Dayanağı

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, her şahsın kendisi ve ailesi için sağlığını ve refahını temin edecek uygun bir hayat seviyesine ve işsizlik, hastalık, sakatlık, dulluk, ihtiyarlık veya geçim imkânlarından iradesi dışında mahrum bırakılacak diğer hâllerde sosyal güvenlik hakkına sahip olduğunu belirtir. Türkiye'de bu hak Anayasa'nın 60. maddesinde düzenlenmiştir; herkes sosyal güvenlik hakkına sahiptir ve Devlet bu güvenliği sağlayacak tedbirleri alıp teşkilatı kurar.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu sigortalıyı tanımlar: kısa ve/veya uzun vadeli sigorta kolları bakımından adına prim ödenmesi gereken veya kendi adına prim ödemesi gereken kişi sigortalıdır. Sigorta, işçinin çalışma yaşamı boyunca iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve doğum gibi öngörülmeyen durumlara karşı güvence altına alınmasını; emekliliğinde asgari yaşamını idame ettirebilmesini sağlar.

Sigortalı olmak vazgeçilmez bir hak ve zorunluluktur; işçinin ya da işverenin iradesine bırakılamaz ve akitlerle istisna konulamaz. Sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez. 5510 sayılı Kanun'un 8. maddesinin son fıkrası, işçinin kendi bildirimini yapmamasının aleyhine kullanılamayacağını ve işverene açılan davada aleyhine delil olamayacağını belirtir.

Sahte sigortalı bildirimi veya prim gün sayısını gerçeğe aykırı beyan etme fiilleri TCK m.204 kapsamında resmî belgede sahtecilik suçu oluşturur ve üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasını gerektirir.

İşverenin Bildirim Yükümlülüğü

Sigorta hak ve yükümlülükleri, sigortalı işçiler için fiilen çalışmaya başladıkları tarihten itibaren başlar. Çalışanlar işe alınmalarıyla kendiliğinden sigortalı olur. İşverenler, istisnai durumlar dışında, sigortalılık başlangıç tarihinden önce sigortalı işe giriş bildirgesi ile Kuruma bildirimde bulunmak zorundadır.

Bu kural hem 1.10.2008 tarihinden önce yürürlükte olan 506 sayılı Kanun döneminde hem de 1.10.2008 tarihinden sonra yürürlükte olan 5510 sayılı Kanun döneminde, 4-1/a bendi (SSK) kapsamındakiler için aynı şekilde ifade edilmiştir: sigorta hak ve yükümlülükleri çalışmaya başlanan tarihten itibaren başlar ve işveren, işçiyi sigortalılık başlangıç tarihinden önce sigortalı işe giriş bildirgesi ile Kuruma bildirmekle yükümlüdür.

İşverenin bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemesi, işçiyi sosyal güvenceden mahrum bırakır. Deneme süresi 2 ay, toplu iş sözleşmesiyle 4 aya kadar uzatılabilse de sigorta yapılması zorunludur; deneme süresi dahi sigortasız çalıştırmaya gerekçe olamaz. İşçinin sigortasız çalışmayı kabul ettiği yönündeki savunma hukuken sonuç doğurmaz; sigortalılık kamu düzenine ilişkin zorunlu bir statüdür.

5510 sayılı Kanun'a göre sigortalı işe giriş bildirgesini 30 gün içinde vermeyen işverene her bir sigortalı için bir asgari ücret tutarında idari para cezası uygulanır. Bildirgenin verilmediğinin mahkeme kararından, Kurum denetim memurlarınca yapılan tespitlerden, diğer kamu idarelerinin denetiminden veya kamu kurumlarından alınan belgelerden anlaşılması hâlinde ceza her bir sigortalı için asgari ücretin iki katı tutarındadır. Bu belgelerin Kurum'a intikalinden itibaren bir yıl içinde tekrar bildirge verilmediğinin anlaşılması hâlinde ise her bir sigortalı için asgari ücretin beş katı tutarında idari para cezası uygulanır.

Ayrıca temel kural olarak: 5510 sayılı Kanun'un 8. maddesinin son fıkrası gereğince kendi bildirimini yapmaması işçinin aleyhine kullanılamaz ve işverene açılan davada aleyhine delil olmaz.

SGK Denetimi ve Şikayet Süreci

Şikayet Başvuru Kanalları

Sigortasız çalıştırılan işçi, çalıştığı süre içinde Sosyal Güvenlik Kurumu İl Müdürlüklerine veya Merkez Müdürlüklerine, işyerinin bağlı olduğu birime yazılı dilekçe ile müracaat eder; sözlü başvurular dikkate alınmaz. Dilekçede işyerinin adı veya unvanı, adresi, işverenin adı, biliniyorsa SGK işyeri sicil (dosya) numarası ve hangi tarihler arasında çalışıldığı yazılır. Sağ alt köşeye isim ve imza, sol alt köşeye T.C. Kimlik Numarası, açık adres ve telefon bilgileri eklenir; çalışmaya ilişkin belge varsa fotokopileri dilekçeye konulur.

Başvuru ALO 170 Çalışma ve Sosyal Güvenlik İletişim Merkezi üzerinden de yapılabilir. Bu hatta ihbar sahibinin kimliği işverene açıklanmaz ve başvuru takip numarası verilir; işçi üç iş günü sonra tekrar arayarak başvurusunun durumunu öğrenir. CİMER üzerinden yapılan yazılı şikâyetler otuz gün içinde yanıtlanır. SGK il veya ilçe müdürlüğüne ya da sosyal güvenlik merkezine dilekçeyle yapılan başvuruda çalışanın adı, soyadı ve çalıştığı yerin adresi yazılır, dayanak belgeler eklenir. KVKK gereğince şikâyetçi isimleri gizli tutulur.

Şikâyetin işyerinde çalışırken yapılması en hızlı sonucu verir. İşten ayrıldıktan sonra yapılan şikâyette ispat yükü ağırlaşır. İşçi işten ayrıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde sigortasız çalıştığı dönemlerin tespiti için SGK'ya şikâyet edebilir veya hizmet tespit davası açabilir.

Sigortasız kapıcı çalıştırılan binalarda tüm kat malikleri, büyük sitelerde ayrıca yönetim kurulu sorumludur. İşçi SGK'ya şikâyet ettiği veya haklarını aradığı için işten çıkarılırsa fesih kötü niyetli sayılır ve ihbar tazminatının üç katı tutarında kötü niyet tazminatı doğar.

Denetim ve Fiili Tespit

SGK, işyeri ile çalışan bildirimi arasındaki farkı denetimle, aylık prim ve hizmet belgelerinden, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu kapsamında bankalardan ve kamu kurumlarından alınan bilgi ve belgelerden tespit eder. Denetimde Kurum memuru işyerine habersiz gider, çalışanların kimliklerini toplar ve aylık prim ve hizmet belgesindeki sigortalılarla karşılaştırır. Belgede bulunmayanlar için durum tespit tutanağı tutulur. Kişi fiilen çalışıyorsa en azından o gün itibarıyla sigortası başlar.

Tespitten önceki çalışmalara delil varsa ya da tanık beyanlarıyla önceden beri çalıştığı tespit edilirse bir yıla kadar geriye dönük hizmet kazandırılır. Bu haktan yalnız şikâyetçi değil, denetim anında sigortasız çalıştığı tespit edilen bütün sigortalılar yararlanır. 5510 sayılı Kanun m.86 hizmetlerin tespiti ve prim belgelerinin düzenlenmesine ilişkin esasları düzenler; hizmet tespit davasının dayanağını bu madde oluşturur. Kurum'a bildirilmeyenlerin tescil işlemleri SGK'ca re'sen yapılır, geriye dönük primler tamamlattırılır ve işveren gecikme cezası ile gecikme zammı öder.

Müfettiş raporu ile çalışmanın tespit edilmesi hâlinde beş yıllık hak düşürücü süre işlemez. Kısmi bildirimlerde, yani çalışmanın bir kısmı bildirilip bir kısmı eksik bırakıldığında eksik bildirime yönelik davada süre işlemez:

Çalışmanın bir kısmı bildirilmiş, bir kısmı eksik bırakılmışsa, eksik bildirime yönelik davada süre işlemez. Kısmi bildirimler halinde hak düşürücü süre uygulanmaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 23.06.2004, E. 2004/21-369, K. 2004/371

SGK'nın yaptığı tespit sonrası da bildirim yapılmazsa idari para cezası artar. Sigortalı işe giriş bildirgesinin verilmediğinin denetim memurlarınca yapılan tespitten anlaşılması hâlinde her bir sigortalı için asgari ücretin iki katı tutarında ceza uygulanır. Denetimle tespit edilen çalışma hizmet tespit davasına gerek kalmadan prim tahakkukuna esas alınabilir; bu durumda işçinin kıdemi ve prim gün sayısı geriye dönük olarak artar.

Denetim sırasında işyerinde fiilen tespit edilen her işçi için o gün sigorta başlangıcı yapılırken, geriye dönük dönemler için delil ve tanık beyanı aranır. SGK denetim raporları işveren aleyhine sonuç doğurur; işveren, işçinin primlerini eksik yatırdığı iddiasını çürütecek somut delil sunmadığında işçinin sunduğu belgeler esas alınır. İşyerinde yapılan denetimde işveren, sigortasız işçi çalıştırdığı tespit edilirse geçmişe dönük prim borcu, gecikme faizi, idari para cezaları ve bir yıl süreyle teşviklerden men yaptırımıyla karşılaşır.

Hizmet Tespit Davası ve Hak Düşürücü Süre

Beş Yıllık Hak Düşürücü Süre

Hizmet tespit davası, işverenin SGK'ya hiç bildirmediği veya eksik bildirdiği çalışmaların mahkeme kararıyla sigortalılık kayıtlarına işlenmesini sağlar. Dava 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.86'ya dayanır ve doğrudan iş mahkemesinde açılır. Dava üç durumda gündeme gelir: çalışmanın hiç bildirilmemesi, işe başladıktan sonra sigortalı gösterilmesi ve otuz gün çalışıldığı hâlde daha az gün bildirilmesi. Gerçek ücretin altında bildirim yapılması ise prime esas kazancın tespiti davasıyla istenir; iki talep çoğu zaman birlikte ileri sürülür.

5510 sayılı Kanun m.86 uyarınca dava, çalışmanın geçtiği yılın sonundan itibaren beş yıl içinde açılmalıdır. Bu süre zamanaşımı değil hak düşürücü süredir; kesilmez, durmaz, uzatılamaz ve mahkemece re'sen dikkate alınır. Aynı işyerinde aralıklarla birden fazla çalışma varsa zamanaşımı her periyot için ayrı işler.

Yasada yer alan 5 yıllık süre hak düşürücü olup mahkeme tarafından kendiliğinden nazara alınması gerektiği gibi davacının aynı işyerinde çalışmasını sürdürmesinin veya 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde tekrar aynı işyerine girerek çalışmasının, hak düşürücü sürenin işlemesine engel olmayacağı ve hak düşürücü sürenin, kesilmesi ve durmasının mümkün bulunmadığı hukuksal gerçeği de ortadadır. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, 17.05.2018, E. 2016/13420, K. 2018/4943

Buna göre işçinin aynı işyerinde çalışmayı sürdürmesi veya süre içinde yeniden girip çalışması, önceki dönemler için açılacak davada süreyi durdurmaz.

Sigorta bildirimi hiç yapılmadığında sürenin başlangıcı ayrıca belirlenir:

İşçinin sigorta bildirimi hiç yapılmadığı durumda, davacının işe giriş bildirgesinin düzenlenmemesi ve Kuruma herhangi bir şekilde hizmet bildirimi ile ücretinden prim kesintisi de yapılmaması, yönetmelikte belirtilen belgelerin bulunmaması sebebiyle hak düşürücü sürenin işçinin işten ayrıldığı yılın son gününden itibaren başlayacağına kanaat getirilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2016/906, K. 2020/383

Bu hâlde beş yıllık süre, işçinin işten ayrıldığı yılın son gününden işlemeye başlar. İşe giriş bildirgesinin geç verildiği durumda ise bildirimin yapılmış olması süreyi kaldırır:

İşçinin sigorta girişinin geç yapılması haline ilişkin olarak, davalı işyerinden bildirim yapıldığından ihtilaf konusu olan 01.07.1974 tarihi öncesi çalışmaların birleşen blok çalışma sebebiyle 506 sayılı Kanun'un 79. maddesi gereğince hak düşürücü sürenin işlemeyeceğine kanaat getirilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2016/2343, K. 2020/560

Kuruma verilen tek bir belge bile süreyi ortadan kaldırır:

İşe giriş bildirgesi, aylık sigorta primleri bildirgesi veya dönem bordrosundan yalnızca birinin Kuruma verilmiş olmasının 5 yıllık hak düşürücü süreyi ortadan kaldıracağını kabul etmiştir. Tek bir belgenin Kuruma verilmesi süreyi kaldırır. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2008/9842, K. 2009/7830

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, davanın 506 sayılı Kanun'un 79/10. (5510 sayılı Kanun'un 86/9.) maddesi uyarınca açılmış bir hizmet tespit davası olduğunu ve sürenin bu çerçevede incelendiğini belirtmiştir (Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2020/3479, K. 2021/3831). Süre şu hâllerde işlemez: işverenin işe giriş bildirgesi, aylık prim belgesi veya dönem bordrosu vermesi; müfettiş raporuyla tespit; kısmi bildirimler; kesintisiz (blok) çalışma; yıllar itibarıyla kesintisiz mevsimlik çalışma; askerlik dönüşü aynı işyerine girme. Bazı dönem ve alacaklar bakımından 5510 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesi dikkate alınarak değerlendirme yapılır.

Süre örneği: Mart 2022 ile Ekim 2023 arasındaki çalışma için süre 31 Aralık 2023'ten işler ve 31 Aralık 2028'e kadar dava açılabilir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Hizmet tespit davasında görevli mahkeme iş mahkemesidir; bulunmadığı yerlerde asliye hukuk mahkemesi iş mahkemesi sıfatıyla bakar (7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.4; 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.1). Yetkili mahkeme kural olarak işin yapıldığı yer mahkemesidir; davalı işverenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3, alacak davalarında zorunlu arabuluculuğu dava şartı olarak düzenlerken zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti taleplerini bu kapsam dışında bırakmıştır. Bu nedenle hizmet tespit davası açılmadan önce arabulucuya başvurulmaz; 5510 sayılı Kanun'dan kaynaklanan uyuşmazlıklarda da zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti için SGK'ya ön başvuru aranmaz. İş mahkemelerinde şifahi yargılama usulü uygulanır ve davaların iki ay içinde incelenip karara bağlanması gerekir.

Davacı işçidir; işçinin ölümü hâlinde mirasçıları murisin bildirilmeyen hizmetlerinin tespiti için dava açabilir. Davalı işverendir; işyeri el değiştirmişse eski işveren yanında yeni işverenin de hasım gösterilmesi, husumetin üçüne birden yöneltilmesi gerekir; aksi hâlde hizmet tespit edilse dahi Yargıtay hükmü bozar. Dava kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkeme re'sen araştırma yapar; SGK, işveren yanında fer'i müdahil olarak davaya katılır.

Uygulamada hizmet tespiti davası ile işçilik alacakları davası ayrı görülür; biri diğerini beklemez. Mahkeme, çalışmanın sigortasız olduğu gerekçesiyle önce hizmet tespiti davası açılmasına karar veremez:

Hiç kimse hizmet tespiti davası açmaya zorlanamaz. Hizmet tespiti davası sosyal güvenlik hakkını ilgilendirir. Bir kişinin işçi sayılması için mutlak surette SSK'lı çalışması gerekmez. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2014/9313, K. 2014/20041, T. 03.11.2014

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi de çalışma olgusu çekişmeli olsa bile işçinin hizmet tespiti davası açmaya zorlanamayacağını, işçilik alacaklarına ilişkin davada tanık dahil her türlü delille çalışma olgusunu ispat edebileceğini kabul etmiştir (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2011/37084, K. 2013/27909).

Dava açma hakkı öncelikle işçiye aittir; emekli olmuş kişi de prim gün sayısını veya sigortalılık başlangıcını düzelttirmek için dava açabilir. 8 Eylül 1999 öncesi çalışmalar 506 sayılı Kanun dönemine aittir ve sigortalılık başlangıcının geriye çekilmesi için tek bir günün tespiti bile istenebilir. Aynı soyadı taşıyan davalı ve davacıların akraba olup olmadıkları araştırılır; akrabalar arası hizmet tespitinde husumete daha titiz yaklaşılır. Dava maktu harca tabidir; ilk derece kararına karşı tebliğden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir, istinafı Bölge Adliye Mahkemesi inceler; Bölge Adliye Mahkemesi kararı da belirli şartlarla tebliğden itibaren iki hafta içinde temyiz edilebilir ve inceleme Yargıtay tarafından yapılır. Davanın kabulü hâlinde tespit edilen çalışma süreleri SGK kayıtlarına işlenir; bu süreler prim gün sayısına eklenerek emeklilik hakkının kazanılmasına ve emekli aylığının hesaplanmasına etki eder, ödenmeyen primler gecikme cezası ve zammıyla işverenden tahsil edilir, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti işverene yüklenir.

İspat Yöntemleri ve Delil Değerlendirmesi

Tanık Beyanları

Hizmet tespiti davasında kanunda özel bir ispat yöntemi öngörülmemiştir. Çalışma olgusu tanıkla, belgeyle ve kayıtla ispatlanabilir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, çalışma olgusunun çekişmeli olduğu hâllerde dahi işçinin hizmet tespiti davası açmaya zorlanamayacağını ve işçilik alacaklarına ilişkin davada çalışma olgusunu tanık dahil her türlü delille ispat edebileceğini kabul etmiştir:

Çalışma olgusu çekişmeli hâlde bile işçi, hizmet tespiti davası açmaya zorlanamaz; işçilik alacaklarına ilişkin davada tanık dahil her türlü delil ile çalışma olgusunu ispat edebilir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2011/37084, K. 2013/27909 Bu karar, işçilik alacakları davasında hizmet tespiti kararının beklenmesinin zorunlu olmadığını gösterir. Tanıkların kimlerden seçileceği delilin ağırlığını belirler. En güçlü tanık, aynı işyerinde ve aynı dönemde birlikte çalışan diğer işçilerdir (Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, 2003/681 E.). Tanıkların davacının çalıştığı süre ile çalışma gün ve saatlerine ilişkin somut bilgi vermesi aranır; bu koşul yerine geldiğinde mahkeme davanın esastan değerlendirilmesi gerekir: Davacı tanıklarının davacının davalı yanında çalıştığı süre ile çalışma gün ve saatlerine ilişkin somut bilgiler verdikleri görülmektedir. Bu nedenlerle açılan davanın toplanan delillere göre esastan değerlendirilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle reddi hatalı olup bozma nedenidir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2014/9313, K. 2014/20041, T. 03.11.2014 Çalışan tanık bulunamazsa işyerine komşu işyerlerinin çalışanları dinlenir (Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, 2012/10225 E.); mahkeme SGK kayıtlarından komşu işyerlerini tespit edip re'sen tanık çağırabilir. Müşterilerin beyanı da delil sayılır. Müşteri, komşu işyeri çalışanı, aynı dönemde birlikte çalışan işçi: bunların hiçbiri diğerinin yerini tutmaz, ama mahkeme hepsini birlikte değerlendirir. Yalnız yakın tanıklara dayanılırsa, beyanlar diğer delillerle desteklenmelidir. Tek bir tanık anlatımı tek başına yeterli görülmez ve ispatın yetersizliği hâlinde talepler reddedilebilir. Çalışan tanıkların anlatımı, aynı işyerinde aynı dönemde geçen hizmeti gösterdiği için en güvenilir olanıdır. Ancak işyerinde çalışan başka işçi yoksa, işyeri uzun süredir kapanmış ya da tanıklara ulaşılamıyorsa, mahkeme komşu işyerleri ile müşterilere başvurur. Bu noktada işçinin tanık listesini eksiksiz vermesi, tanıkların adres ve iletişim bilgilerini doğru bildirmesi gerekir. Tanık beyanları çelişkili olmamalı, tanık belirtilen dönemde fiilen çalışmış olmalıdır. Çelişkili beyan, davanın seyrini tersine çevirebilir.

Yazılı ve Görsel Deliller

Yazılı belgeler her zaman işe yarar. İşçi, imza attığı ya da kendisinin düzenlediği belgeleri saklamalı veya kayıt altına almalıdır. Delil olarak kullanılabilen belgeler şunlardır:

  • İşyeri bildirgelerindeki işçi adına işe giriş bildirimleri.
  • İşçinin imzasının bulunduğu işyeri belgeleri (imzalı asansör aylık bakım formları delil kabul edilmiştir; Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, 2013/955 E.).
  • Özlük dosyası gibi işyeri dosyalarındaki belgeler ve işyeri puantaj kayıtları.
  • İşçinin isminin yer aldığı ücret bordroları.
  • Teftiş yapılmışsa müfettiş raporları ve eklerinde işçinin isminin geçmesi.
  • İşçinin işyerinde veya çalışırken çekilmiş fotoğrafları (Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, 2014/1442 E.).
  • Çalıştığını gösterir video kayıtları (Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 2010/6603 E.).
  • İşçi ile işveren ya da işyeri arasındaki e-posta yazışmaları (Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 2013/1701 E.).
  • İşveren adına bankaya yatırılan paralara ait dekontlarda işçinin isminin olması ve işçinin kıdem tazminatı gibi alacakları için açtığı davayı kazanması (Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, 2015/22431 E.). Dava kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkeme re'sen araştırma yapar. SGK işyeri dosyası, işe giriş bildirgeleri ve aylık prim ve hizmet belgeleri getirtilir; ücret bordroları, yasal defterler, puantaj ve banka kayıtları bilirkişiye incelettirilir ve zabıta araştırması yapılır. İşverenin işyeri belgeleri, işçinin çalıştığını kanıtlayan en güçlü deliller arasındadır: İşverenin, işçiyi sigortalı göstermediği ve primlerini ödemediği anlaşılmış, mahkeme işçinin sigortalı olarak kabul edilmesine karar vermiştir. İşyeri belgeleri, işçinin çalıştığını kanıtlayan en güçlü deliller arasındadır. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, Dosya No: 2020/5980, Karar No: 2021/7754, Tarih: 19.11.2021 İşveren, işçinin primlerini eksik yatırdığı iddiasını çürütecek somut delil sunmadığında, işçinin sunduğu belgeler esas alınır: İşveren, işçinin primlerini eksik yatırdığı iddiasını çürütecek somut deliller sunmadığında, işçinin sunduğu belgeler esas alınmalıdır. Banka hesap hareketleri, maaş bordroları ve işyerine giriş çıkış kayıtları, işçinin fiilen çalıştığını kanıtlamak için önemli delillerdir. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, Dosya No: 2022/3142, Karar No: 2023/5290, Tarih: 28.03.2023 Kuruma verilen tek bir belge, hizmet tespit davasının hak düşürücü süreye takılmadan görülmesini sağlar (Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2008/9842, K. 2009/7830). Kısmi bildirim hâlinde de eksik bildirime yönelik davada süre işlemez (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 23.06.2004, E. 2004/21-369, K. 2004/371). İşyeri kayıtlarının bulunmadığı hâllerde yazılı ve görsel deliller tanık beyanıyla birlikte değerlendirilir: İşçinin sigortalı çalıştırıldığını kanıtlayacak belgelerin eksik olması durumunda, tanık beyanları davanın seyrini değiştirebilir. Tanık ifadeleri ve işyeri kayıtları birlikte değerlendirilerek karar verilmelidir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, Dosya No: 2021/5234, Karar No: 2022/6872, Tarih: 14.06.2022 Delil bakımından zamanaşımı da dikkate alınır. Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti talepleri fesih tarihinden itibaren beş yıllık zamanaşımına tabidir; ücret alacaklarında süre alacağın doğduğu tarihten işler. Hizmet tespitinde ise süre hak düşürücüdür ve çalışmanın geçtiği yılın sonundan başlar. Hizmet tespit davasının dayanağı 5510 sayılı Kanun m.86'nın 9. fıkrasıdır (Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2020/3479, K. 2021/3831). Dava, işyerinin bulunduğu yerdeki iş mahkemesinde açılır; SGK davaya fer'i müdahil olarak katılır. Delillerin zamanında toplanması hak kaybını önler. İşçi, hizmet dökümünü alıp sigortasız dönemleri belirlemeli; aynı dönemde çalışan iş arkadaşlarının iletişim bilgilerini, banka dekontlarını, mesaj ve e-posta yazışmalarını, işyerinde çekilen fotoğraf ve video kayıtlarını saklamalıdır. Çalışmanın bir kısmı bildirilmişse yalnız eksik kalan dönem için dava açılır; bu hâlde beş yıllık hak düşürücü süre işlemez. İspat yükünün işçide olduğu unutulmamalıdır; yazılı delil bulunamayan hâllerde tanık beyanları diğer delillerle desteklenmelidir. İşten ayrılmadan hizmet tespiti davası açmak mümkündür; işçi çalışırken de talep edebilir. Delillerin henüz işyerinde bulunduğu bu dönemde toplanması, işten ayrıldıktan sonra ortaya çıkabilecek belge kayıplarını önler. İşverene ulaşılamıyorsa veya işyeri kapanmışsa mahkeme yine de dosya üzerinden işçinin delillerini değerlendirir. Şüphe hâlinde dava açılmadan önce iş hukuku alanında uzman bir avukattan destek alınması, eksik delil nedeniyle hak kaybı riskini azaltır.
Yazar Görseli
Müellif

Av. Ali Haydar GÜLEÇ

Güleç Hukuk Bürosu'nda 9 yıldır yöneticilik ve avukatlık yapmaktadır.