SGK Hizmet Dökümünde Hata Varsa Ne Yapılır?

SGK Hizmet Dökümünde Hata Varsa Ne Yapılır?

SGK hizmet dökümünde eksik veya hatalı görünen prim günü ile işten çıkış bildirgesindeki yanlışlıkların nasıl düzeltileceği, hangi belgeyle hangi makama başvurulacağı ve sürelerin nasıl işlediği bu yazının konusudur. Okuyucu, eksik gün bildiriminin hangi hâllerde meşru olduğunu, işverenin ek veya iptal bildirgesi verme usulünü, SGK dilekçesinin nasıl hazırlanacağını ve hizmet tespiti davasının koşulları ile beş yıllık hak düşürücü süreyi öğrenecek. Ayrıca kendi durumunda hangi belgeyi saklaması, hangi sırayla başvurması ve hangi hâllerde dava yoluna gitmesi gerektiğini somut olarak değerlendirebilecek.

Hizmet Dökümünde Eksik Gün Görünmesinin Nedenleri ve Doğru Okunması

Eksik Gün Bildiriminin Yasal Çerçevesi ve Belge Zorunluluğu

Hizmet dökümünde bir ayın otuz günden az görünmesi, tek başına bildirim hatası anlamına gelmez. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ayı otuz gün sayar (m.3/1(14)); ay içinde çalıştırılmayan ve ücret ödenmeyen günler için işveren eksik gün sayısını ve nedenini bildirmekle yükümlüdür (m.86/4). Eksik gün nedeni ve sayısı aylık prim ve hizmet belgesinde veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesinde beyan edilir; nedenlerin ve belgelerin şekli, içeriği ve saklanması Kurum yönetmeliğiyle belirlenir (m.86). Dökümde görünen kod, bu beyanın sigortalı tarafındaki karşılığıdır.

Kurum, otuz günden az çalışmayı gösteren belgeleri işverenden isteyebilir. Belgeler istendiği hâlde ibraz edilmez veya geçerli sayılmazsa, otuz günden az bildirilen sürelere ait belgeler tebligata rağmen bir ay içinde verilmezse Kurum belgeyi re'sen düzenler ve primleri tahsil eder (m.86/5). Bu sonuç, belgesiz bırakılan bir eksik günün sonradan tam gün kabul edilmesi ve prim farkı doğurması anlamına gelir. İşveren defter ve belgeleri ilgili yılı takip eden yıl başından itibaren on yıl saklamak ve denetim memurlarına göstermek zorundadır (m.86/2).

Prim hesabında, çalışılmayan ve ücret alınmayan günlerde günlük kazanç, prime esas kazancın ücret alınan gün sayısına bölünmesiyle bulunur (m.80). Kısmi süreli yazılı sözleşmede prim gün sayısı, toplam çalışma saatinin günlük çalışma saatine bölünmesiyle hesaplanır. Bu nedenle dökümü okurken önce ilgili ayın prim gün sayısı, sonra eksik gün nedeni ve fiilî çalışma durumu karşılaştırılır.

Eksik Gün Nedenlerinin Gruplara Ayrılması

Her nedenin bir kodu vardır ve kod listesi güncellenir; kod ezberlemek yerine nedenin grubunu anlamak doğru seçimi kolaylaştırır. Nedenler kaynağına göre ayrılır:

  • Sağlık kaynaklı nedenler: hastalık, iş kazası ve analık raporu gibi istirahat hâlleri; dayanak belge e-rapor kaydı ve hekim raporudur.
  • İzin kaynaklı nedenler: ücretsiz izin; dayanak, çalışanın yazılı talebidir.
  • Çalışma düzeni kaynaklı nedenler: kısmi süreli çalışma ve puantaj; dayanak, yazılı sözleşmedir.
  • Çalışan davranışı kaynaklı nedenler: devamsızlık ve disiplin cezası; dayanak, gün gün tutulan tutanaktır.
  • Hukuki durum kaynaklı nedenler: gözaltı ve tutukluluk; dayanak, resmî yazıdır.
  • İşyeri kaynaklı nedenler: grev, lokavt, kısa çalışma ve doğal afet; dayanak, resmî tutanaktır.
  • Ayrılış kaynaklı nedenler: fesih tarihinde çalışmamış olma; dayanak, fesih belgesidir.

Uygulamada kullanılan kodlar arasında 01 – İstirahat, 06 – Kısmi istihdam, 19 – Ücretsiz doğum izni, 20 – Ücretsiz yol izni ve 21 – Diğer ücretsiz izin yer alır. Kodun gerçek durumla uyuştuğu hâllerde, örneğin gerçekten kısmi çalışmada 06 bildirilmişse eksik gün bildirimi normaldir. Bir ayda birden fazla neden varsa her nedenin belgesi ayrı saklanır; "diğer" seçenekleri yalnızca hiçbir kategoriye uymayan durumlar içindir.

Ücretli yıllık izin, ücretli mazeret izinleri, hafta tatili ve genel tatiller ile işverenin işi vermemesi eksik gün değildir; bunlar tam gün bildirilir. Bu son durum, işverenin iş vermediği günleri eksik gün olarak bildirmesi hâlinde risk doğurur.

Dökümü okurken izlenen sıra şudur: e-Devlet'ten hizmet dökümü açılır, eksik gün görünen ay belirlenir, prim gün sayısı ve kodu kontrol edilir, kodun çalışma durumuyla uyumu değerlendirilir. Kayıt gerçekten hatalıysa ilk adım işveren veya işyerinin insan kaynakları ya da muhasebe birimiyle görüşmektir; iş sözleşmesi, ücret bordrosu, işe giriş-çıkış bilgileri ve ödeme kayıtlarının saklanması yararlı olur. Çalışanın prim gününü e-Devlet üzerinden kendisinin değiştirmesi mümkün değildir; e-Devlet'teki 4A, 4B ve 4C SGK bilgileri Kurum kayıtlarından gelir ve bu bilgilerde güncelleme e-Devlet üzerinden yapılamaz.

Prim Gün Sayısının Emeklilik ve Tazminata Etkisi

Prim gün sayısı, dökümdeki ayların toplamıdır; tam ay otuz gündür. Her ay yirmi iki gün bildirilen bir işçi yılda 264 gün biriktirir; aradaki 96 gün toplama yazılmaz. Bu fark, yalnızca toplam gün sayısını değil, emeklilik koşullarının oluşup oluşmadığını da etkiler. İlk defa 5510 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olanlarda yaşlılık aylığı için kadın 58, erkek 60 yaş ve en az 9000 gün prim aranır; hizmet akdiyle çalışanlarda bu 7200 gündür ve yaş şartı 2036'dan itibaren kademeli yükselir (m.28/2). 08.09.1999'da sigortalı olanlar için geçiş hükümleri ayrı ve kademelidir (506 geçici m.81).

Kıdem tazminatında ölçü prim günü değil, işe başlangıçtan itibaren hizmet akdinin sürdüğü süredir (1475 m.14). Bu nedenle eksik gün bildirimi, kıdem tazminatı hesabını doğrudan değiştirmez; ancak prim günü, emeklilik hakkının kazanılmasına ve emekli aylığının hesaplanmasına etki eder. Primlerin eksik ödenmesi işçi için haklı fesih nedenidir; bu sebeple fesihte ihbar tazminatı alınamaz ancak kıdem tazminatına hak kazanılır.

Prim günü ile ücret bildirimi birbirinden ayrı kayıtlardır. Ücret tam yatmışken gün eksik bildirilmiş olabilir; bu hâlde hizmet dökümü bildirimi yansıtır ama fiilî çalışmayı kesinleştirmez. Ücret bordrosu ödenen ücreti gösterir ve işçi imzası taşıyorsa işveren lehine sunulur; banka dekontu ödemeyi gösterir, gün sayısını göstermez; iş sözleşmesi kesintisiz çalışmayı tek başına kanıtlamaz; izin veya rapor belgesinin imzasız olması hâlinde geçerliliği mahkemece incelenir. Primlerin eksik ödenmesi hâlinde işveren, eksik primleri gecikme faizi ve idari para cezasıyla geriye dönük yatırabilir; aksi hâlde mahkeme kararıyla primler işverenden tahsil edilerek SGK kayıtları düzeltilir.

Başvuru Süreci ve Hak Düşürücü Süreler

İşverene Yazılı Başvuru ve Ek-İptal Bildirgesi

Dökümdeki farkın kaynağı işverenin bildirimi olduğundan ilk muhatap işverendir. Çalışan, eksik görünen ay ve günü belirterek işverene yazılı başvuruda bulunur; başvuruda işyeri sicil numarası, çalışma dönemi ve eksik aylar açıkça yazılır. İşveren bildirimi düzeltme yollarına sahiptir: ek, iptal veya düzeltme mahiyetindeki bildirgeyle beyanını düzeltir. Bu düzeltme, kaynağın bulunmasını, doğru gün ve kazancın yeniden hesaplanmasını, ardından prim farkı, gecikme cezası, gecikme zammı ve idari para cezasının hesaplanmasını gerektirir; işveren çalışana yazılı bilgi verir. Yasal süresinden sonra verilen bildirgeler otomatik olarak kesinleşmez. SGK ünitesi işyeri kayıtlarını inceler ve uygun görürse işleme alır. Bu nedenle işverenin sözlü olarak "düzelttim" demesi yeterli değildir; güncel barkodlu hizmet dökümü yeniden alınarak ilgili ayın gün ve kazanç kaydının gerçekten değişip değişmediği kontrol edilir. İşverenin elektronik sistemde hata düzeltmesi yapabilmesi döneme ve işlemin niteliğine bağlıdır; geriye dönük iptal veya ek bildirge denetim gerektirebilir. İşveren faaliyetine son vermiş veya temsilcisine ulaşılamıyorsa çalışan başvuru hakkından mahrum kalmaz; SGK'nın bildirge, denetim ve işyeri tescil kayıtları kullanılabilir. Bildirim yükümlülüğünün kapsamı kanunda belirlidir. İşverenler, 4/a bendi kapsamındaki sigortalıları sigortalılık başlangıç tarihinden önce sigortalı işe giriş bildirgesi ile Kuruma bildirmekle yükümlüdür; sigortalılar çalışmaya başladıkları tarihten itibaren en geç bir ay içinde bildirilir, ancak sigortalının bildirimde bulunmaması sigortalı aleyhine delil teşkil etmez (m.8/2). İşveren defter ve belgeleri ilgili yılı takip eden yıl başından itibaren on yıl saklamak zorundadır (m.86/2); bu süre, geçmiş bir dönemin sonradan incelenmesini mümkün kılar.

SGK İl Müdürlüğüne Dilekçe ile Düzeltme

İşveren düzeltme yapmazsa başvuru, işyerinin bağlı bulunduğu sosyal güvenlik il müdürlüğüne veya sosyal güvenlik merkezine verilen yazılı dilekçeyle yapılır. Fiilî çalışma bildirilmemişse belgeleriyle SGK'ya kayıtlı dilekçe verilebilir; işverenden düzeltme istemek bu başvurunun zorunlu ön koşulu değildir. ALO 170 üzerinden ihbar veya şikâyet kaydı da oluşturulabilir; belge içeren ve evrak kayıt numarası alınan yazılı dilekçe daha güçlü bir dosya sağlar. Dilekçede uyuşmazlık konusu kayıt ve dönem belirlenir; kaydın dayanak belgesi istenir veya mevcut belgelerle karşılaştırılır; hata, eksik veya mükerrerlik türü somutlaştırılır. Ay bazında karşılaştırmada her ay için mevcut SGK günü, ileri sürülen gerçek çalışma, aradaki fark ve dayanak belge ayrı yazılır; işyeri sicili değişmişse eski ve yeni sicilin hangi aylara ait olduğu gösterilir. Eksik gün ile eksik kazanç ayrı iddialardır: eksik gün, prim ödeme gün sayısının az bildirilmesidir; eksik kazanç ise gün doğru olsa bile ücretin prime esas kazanca tam yansıtılmamasıdır. Dilekçede gün ve kazanç iddiaları ayrı satırlarda kurulur; yalnız gün uyuşmazlığı bulunan kişi kazanç farkı varmış gibi talep kurmaz. Dilekçeye barkodlu SGK tescil ve hizmet dökümü, işe giriş ve işten ayrılış bildirgeleri, iş sözleşmesi ve özlük dosyası belgeleri, imzalı ücret bordroları ve puantaj çizelgeleri, banka ücret ödemeleri ve hesap hareketleri, işyeri kimlik kartı, vardiya veya görev çizelgesi, işveren yazışmaları, iş müfettişi ve resmî kurum kayıtları ile tanıkların ad ve iletişim bilgileri eklenir. Tanık anlatımı tek başına her dosyada yeterli olmayıp tanıkların aynı işyerinde ve aynı dönemde çalışmış olması ispat gücünü artırır. Bankadan alınan net ücret, doğrudan prime esas brüt kazanç olarak yazılmaz; ücret ve diğer ödemelerin prime esas kazanca dahil edilmesinin kapsamı m.80'de düzenlenmiştir. Kurum incelemesinin dayanağı kanunda sayılmıştır. Kurum denetimleri, işyeri kayıtları, kamu idarelerinin incelemeleri ve kamu kurumları ile bankaların belge ve bilgileri çalışma araştırmasına dayanak olur (m.86/7). İşyeri kayıtlarından ve resmî belge veya bilgilerden anlaşılan çalışmalara ilişkin belgeler işverenden istenir; tebligata rağmen belgenin bir ay içinde verilmemesi veya noksan verilmesi durumunda Kurum belgeyi re'sen düzenler ve primleri tespit eder. Kayıt ve belgelere dayanmadan fiilen yapılan tespitler ile kamu idarelerinin soruşturma, denetim ve incelemelerinde belirlenen geriye dönük hizmet ve kazançlar için en fazla tespit tarihinden önceki bir yıllık kısım dikkate alınır (m.86/8); bu özel sınır, bütün kayıt düzeltmelerinin her durumda yalnız bir yıl için yapılabileceği anlamına gelmez. Dilekçe verilmesi, eksik hizmetin kesin kabul edildiği anlamına gelmez ve mahkeme süresini kesin olarak durdurmaz.

Beş Yıllık Hak Düşürücü Sürenin İşleyişi ve İstisnaları

Aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi işveren tarafından verilmeyen ya da çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, hizmetlerini hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde iş mahkemesinde açacakları davayla ispatlar (m.86/9). Bu süre zamanaşımı değil hak düşürücü süredir; taraflarca yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi hâkim tarafından da resen incelenir. Sigortalının mirasçılarının dava açabilmesi için süre sigortalının vefatından sonra başlar. Örneğin 2021 yılında sigortasız çalışan kişi en geç 31.12.2026 tarihine kadar dava açmalıdır.

Davacının işe giriş bildirgesinin düzenlenmemesi ve Kuruma herhangi bir şekilde hizmet bildirimi ile ücretinden prim kesintisi de yapılmaması, yönetmelikte belirtilen belgelerin bulunmaması sebebiyle hak düşürücü sürenin işçinin işten ayrıldığı yılın son gününden itibaren başlayacağına kanaat getirilmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (E.2016/906, K.2020/383)

Sürenin başlangıcı, çalışmanın niteliğine göre belirlenir. İşe giriş bildirgesi işe başlama tarihinden sonra verilmiş, yani çalışmanın başlangıç dönemi bildirilmemişse ve bildirim öncesindeki çalışma bildirilen dönemi de kapsayacak şekilde kesintisiz sürmüşse, süre bildirimsiz dönemin sonundan değil kesintisiz çalışmanın sona erdiği yılın sonundan itibaren başlar.

Çalışmanın bir bölümü bildirilmemiş, sonrası bildirilmiş ve çalışma kesintisiz sürmüşse beş yıllık süre, bildirilmeyen dönemin sonundan değil çalışmanın sona erdiği yılın sonundan itibaren başlar.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi (E.2013/6727, K.2014/4317)

Sürenin işlemeyeceği hâller kanunda ve Yönetmelikte sayılan belgelere bağlanmıştır. Yönetmelikle tespit edilen belgelerden herhangi birinin verilmiş olması hâlinde hak düşürücü süreden söz edilemez; benimsenen belgeler işe giriş bildirgesi, dört aylık sigorta primleri bordrosu ve aylık sigorta primleri bildirgesi ile sigortalı hesap fişidir.

Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde işverence verilecek belgeler düzenlenmiştir. Bunlar, aylık sigorta primleri bildirgesi, dört aylık sigorta primleri bordrosu, sigortalı hesap fişi vs.dir. Yönetmelikte sayılan bu belgelerden birisinin dahi verilmiş olması hâlinde artık Kanun'un 79. maddesinin 10. fıkrasında yer alan hak düşürücü süreden söz edilemez. Yargıtay uygulamasında anılan maddenin yorumu geniş tutulmakta; eğer sayılan belgelerden birisi işveren tarafından verilmişse burada Kurumun işçinin çalışmasından haberdar olduğu ve artık hizmet tespiti davası için hak düşürücü sürenin varlığından söz edilemeyeceği kabul edilmektedir. Diğer taraftan, Kurum tarafından yapılan bir tespitin olması hâlinde de aynı kabul şekline ulaşılmaktadır. Bu kabul şeklinin temelinde yatan neden, hiç bildirim yapılmayan sigortalılarla, kısmi bildirim yapılan sigortalıların aynı hukuksal statüye tabi tutulmalarının hukuka ve hakkaniyete aykırı olacağının düşünülmesidir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (E.2016/2343, K.2020/560)

Süre, çalışmanın Kuruma kısmen bildirildiği hâllerde eksik bildirimlere ilişkin davada işlemez; askerlik nedeniyle hizmet akdi kesilmişse hak düşürücü süre oluşmaz; ücretten sigorta primi kesilen hâllerde Kurumun denetim görevini yapmaması karşısında süre işlemez; blok çalışma hâlinde süreden söz edilemez.

Yönetmelikle tespit edilen belgelerin (işe giriş bildirgesi) verilmesi durumunda hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği gibi çalışmaların sigorta müfettiş raporu ile saptanması durumunda da hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemeyeceği açıktır. Bir sigortalının askere gitmeden önce çalıştığı işyerini askerliğe müteakip girmesi durumunda hizmet akdi mecburi hizmet nedeniyle kesilmiş olduğundan artık hak düşürücü sürenin oluştuğundan bahsedilemez. Davacıya ödenen ücretten sigorta primi kesilen hallerde, davacının iş ve sosyal sigorta mevzuatının öngördüğü sigorta hak ve yükümlülüklerini yerine getirmesi nedeniyle Kurumun Yasaklan kaynaklanan denetim ve inceleme görevini yapmaması karşısında hak düşürücü sürenin işlemeyeceği kabul edilmelidir. Davacının sigortalı çalışmalarının Kuruma kısmen bildirildiği hallerde, eksik bildirimlere yönelik olarak açılan davada hak düşürücü süre işlemeyecektir. (Hukuk Genel Kurulunun 23.06.2004 gün ve 2004/21-369 E, 2004/371 K. sayılı kararı) Ayrıca çalışmanın blok çalışma niteliğinde olması yani kesintisiz devam etmesi halinde hak düşürücü süreden bahsedilmeyeceği gibi, mevsimlik çalışmanın bulunması ve bu çalışmanın yıllar itibariyle kesintisiz sürdüğünün kabulü halinde de çalışılmayan dönemde hizmet akdi askıda olduğundan hükme esas alınan 5 yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcı olarak, mevsimlik çalışmanın sona erdiği yılın sonu esas alınması gerekir. Eldeki davada, 1001073 sicilli işyeri ile birlikte 1060449 sicilli işyerinin de davalı işverene ait olması nedeniyle hak düşürücü sürenin blok çalışma halinde söz konusu olmayacağı dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken; hatalı değerlendirme sonucu hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine dair karar tesisi yerinde görülmemiştir.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi (E.2021/2870, K.2021/5681)

Mevsimlik işlerde sürenin başlangıcı ayrıca değerlendirilir.

Mevsimlik işlerde, sezon dışında kalan dönemlerde iş sözleşmesi askıda kabul edilir. Mevsimlik çalışmanın sürdüğü dönemlerde iş sözleşmesinin askıda kalması nedeniyle hak düşürücü sürenin işlemeyeceği kabul edilmiştir. Ancak bir yıl hiç çalışılmamışsa, mevsimlik çalışma bütünlüğü kesilir ve süre o yılın öncesindeki çalışmalar bakımından işlemeye başlar. İşverenden bordro, puantaj ve diğer kayıtların istenmesi, işyerinin Kurum dosyasının ve varsa işçilik alacağı davası dosyasının getirtilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi (E.2025/6016)

Sürenin işlemediği hâller birden fazla işe giriş bildirgesinin varlığına da bağlanmıştır.

506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Öte yandan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2003/21-43 Esas, 2003/97 Karar ve 26.02.2003 tarihli kararında ayrıntıları açıklandığı üzere; kural olarak işe giriş bildirgeleri ve ücret ödeme bordroları sigortalının imzasını içermelidir. Sigortalı, anılan belgeleri hile, hata veya manevi baskı altında imzaladığını ileri sürmemiş veya imzanın kendisine ait olmadığını ya da kesintisiz çalıştığını söylememiş ise, birden fazla işe giriş bildirgesinin varlığı ve işyerinden yapılan kısmi bildirimler, sigortalının o işyerinde kesintili çalıştığına karine oluşturur. Bu karinenin, aksinin, ancak, eş değer de delillerle kanıtlanması gerekmekte olup tanık sözlerine değer verilemez. Bu halde ise hak düşürücü sürenin kesinti tarihleri dikkate alınarak her bir dönem bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekecektir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında, somut olayda; 1993 Ocak-1995 Ocak tarihleri arasında davalı yanında çalışmalarının tespitini istenilmiş ise de, davacının işe giriş bildirgesinin verildiği tarih olan 01/01/1995 tarihi öncesinde, sigortalı davacıya ait herhangi bir belgenin kuruma verilmediği, kurumca da sigortalı davacı tarafından talep edilen 1993 Ocak-1995 Ocak tarihleri içerisinde çalıştığına dair herhangi bir tespit raporunun bulunmadığı anlaşılması karşısında, tespiti talep edilen süre yönünden hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle davanın reddi gerekir.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi (E.2020/9977, K.2021/9701)

Buna göre birden fazla işe giriş bildirgesi ve kısmi bildirim, o işyerinde kesintili çalışıldığına karine oluşturur; bu hâlde süre kesinti tarihleri dikkate alınarak her dönem için ayrı ayrı değerlendirilir. Anılan karine ancak eş değerde delillerle çürütülebilir, tanık sözlerine bu karinenin aksini ispat için değer verilemez. Kuruma zaten bildirilmiş bir dönem için mükerrer tespit yapılması ise hatalıdır.

Hizmet Tespiti Davasında Görevli Mahkeme, Taraflar ve Hak Düşürücü Süre

SGK'nın Fer'î Müdahil Sıfatıyla Katılımı

Dava, 5510 sayılı Kanun m.4 uyarınca sigortalı sayılan ancak bildirimleri eksik veya hiç yapılmamış kişi tarafından işverene karşı açılır. Sigortalılığın başlangıcı, bildirimi ve tescili m.7, 8 ve 9'da düzenlenmiştir; 6552 sayılı Kanun m.64'ün 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.7'de yaptığı değişiklikle, hizmet akdine tabi çalışmalardan doğan zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talebiyle işveren aleyhine açılan davada SGK'ya husumet yöneltilmesi ortadan kaldırılmıştır. Dava Kuruma resen ihbar edilir; ihbar üzerine davaya davalı yanında fer'î müdahil olarak katılan Kurum, katıldığı taraf başvurmasa dahi kanun yoluna başvurabilir ve kesinleşen kararı uygulamakla yükümlüdür. Kurum taraf olmazsa karar Kurum bakımından sonuç doğurmaz. İşveren ölmüşse dava mirasçılarına, işyeri devredilmişse devralana yöneltilir. Taşeron işçileri açısından asıl işverenle birlikte alt işveren de davalı gösterilebilir. Davada işverenin kabulü tek başına mahkemeyi bağlamaz.

Görev ve Yetki Kuralları

Görevli mahkeme iş mahkemesidir; bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi iş mahkemesi sıfatıyla bakar. Yetkili mahkeme, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.6 uyarınca davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri ile işin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesidir; birden fazla davalı varsa birinin yerleşim yerinde dava açılması yeterlidir. Uygulamada işin yapıldığı yer mahkemesi tercih edilir. Dava tespit davası olduğundan zorunlu arabuluculuğa tabi değildir; 7036 sayılı Kanun'un 4. maddesindeki Kuruma başvuru şartı bakımından 4/1-a kapsamındaki hizmet tespit davası istisna tutulmuştur. Kuruma başvuru şartının arandığı diğer sosyal güvenlik davalarında, örneğin Bağ-Kur sigortalılığının tespitinde bu şart tamamlanabilir bir dava şartıdır.

Kuruma başvuru şartının arandığı diğer sosyal güvenlik davalarında, örneğin Bağ-Kur sigortalılığının tespitinde ise bu şart tamamlanabilir bir dava şartıdır. Kuruma başvurmadan açılan davanın doğrudan reddedilmemesi, davacıya başvuru için süre verilmesi gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (E.2017/2695, K.2020/587) Buna göre dava şartı eksikliği, davanın doğrudan reddi yerine süre verilerek giderilir. Kıdem, ihbar gibi işçilik alacakları aynı dosyada istenirse bu talepler için arabuluculuk zorunludur. Hak düşürücü süre, m.86/9 uyarınca hizmetin geçtiği yılın sonundan başlar ve beş yıldır. Bu süre kesilmez, durmaz, tarafların iradesiyle uzatılamaz; mahkemece resen gözetilir. Kuruma zaten bildirilmiş bir dönem için mükerrer tespit yapılması hatalıdır. Kuruma zaten bildirilmiş olan bir dönem için mükerrer tespit yapılması hatalıdır. Çalışma Kuruma bildirilmiş veya Kurumca tespit edilmişse ve çalışma kesintisiz devam etmişse, hak düşürücü süre işlemez. İşe giriş bildirgesi işe başlama tarihinden sonra verilmiş, yani çalışmanın başlangıç dönemi bildirilmemişse ve bildirim öncesindeki çalışma, bildirilen dönemi de kapsayacak şekilde kesintisiz sürmüşse, süre bildirimsiz dönemin sonundan değil, kesintisiz çalışmanın sona erdiği yılın sonundan itibaren başlar. Tanık beyanları arasındaki çelişki tarafsız bordro tanıkları, SGK kayıtları ve zabıta ve muhtarlık aracılığıyla belirlenecek komşu işyeri çalışanları dinlenerek giderilmesi gerekir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi (E.2023/11694)

Davada İspat ve Re'sen Araştırma İlkesi

Hizmet tespiti davası kamu düzenine ilişkin olduğundan, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmez; gerekli araştırma re'sen yapılır ve kanıtlar re'sen toplanır. Dava, 506 sayılı Yasanın 79/10. ve 5510 sayılı Yasanın 86/9. hükümleri uyarınca açılmış hizmet tespit davasıdır. Bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re'sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır. İnceleme konusu davada; davacı, 01.10.1992 – 01.02.2013 tarihleri arasında davalı işverene ait işyerinde çalıştığının tespitini talep etmiş, Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, hüküm eksik araştırma ve incelemeye dayalıdır. Davalı işveren ve bazı tanıkların, davacının talep konusu dönemde yurt dışına gidip geldiğini beyan etmeleri karşısında, çalışmanın kesintili olup olmadığının tespiti açısından davacının yurt dışına giriş çıkış tarihleri araştırılmalı, bildirim yapılmayan dönemlerin bu tarihler olup olmadığı incelenmeli, çalışmanın kesintili gerçekleştiği anlaşılır ise hak düşürücü süre yönünden irdeleme yapılmalı, böylelikle, kayıtlarda görünmeyen davacı çalışmalarının, hangi nedenlerle kayıtlara geçmediği ya da bildirim dışı kaldığı hususu, çalışmanın varlığı ve süresi yöntemince araştırılmalı, kabule göre de davacının 20.04.1993 tarihinde 18 yaşını dolduracağı gözetilerek, 506 sayılı kanunun 60/G maddesi hüküm kurulurken dikkate alınmalı, böylelikle uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip, deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek, eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi (E.2016/1706, K.2016/3080) Mahkeme yalnız taraf tanıklarıyla yetinmez; işe giriş-çıkış belgelerini, dönem bordrolarını, puantaj kayıtlarını, işyeri sicil dosyasını, müfettiş raporlarını ve vergi kayıtlarını getirtir. Mahkemece, davacının çalıştığını iddia ettiği davalılara ait işyerine ilişkin işyeri sicil dosyası celp edilmek suretiyle işyerinin tescil ve kapsam durumu araştırılmalı, kabule konu dönemdeki işyerine ait dönem bordroları, puantaj kayıtları, işe giriş ve çıkış belgeleri tamamıyla istenerek; bordro tanıklarının beyanlarına başvurulmalı ve bu beyanlar arasındaki çelişkiler giderilmeli; aynı şekilde komşu işyeri tanıkları tespit edilerek, komşu işyeri ve çalışanlarına ait mükellefiyet, vergi, ruhsat, çalışma kayıtları celp edilip, komşu işverenlik sıfatları resmileştirilmeli, davacının tespiti istenen süre içinde çalışıp çalışmadığı, yaptığı işe göre davacının isim ve imzasını taşıyan fatura ve benzeri her türlü belge celbedilmeli; işin yönetiminin, denetiminin kim tarafından yapıldığı, ücret ödemeleri ile ilgili kiminle muhatap olunduğu belirlenmeli; böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi (E.2020/7665, K.2021/9639) Çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabilir; hâkim tarafların ileri sürmediği vakıaları da resen araştırıp kararını bu vakıalara dayandırabilir. Sosyal Güvenlik hakkı kamu düzenine ilişkin olduğundan, bu hakka ilişkin davalarda kendiliğinden araştırma ilkesi uygulanır. Kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalar, daha çok tarafların dava konusu üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri davalardır. Kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda hakimin kararını (hükmünü) tarafların bildirmiş oldukları vakıalara dayandırılabilmesi için, onların varlığına kanaat getirmiş olması gerekir. Taraflar arasında çekişmeli olmayan vakıaları da hakim kendiliğinden inceleme konusu yapar. Bundan başka hakim tarafların ileri sürmedikleri vakıaları da kendiliğinden araştırıp kararını bu vakıalara dayandırabilir ve davanın ispatı için bütün delillere kendiliğinden başvurabilir. Çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabileceğinden; bu davalarda iş yerinde tutulması gerekli dosyalar ile kurumdaki belge ve kanıtlardan yararlanılmalı, ücret bordroları getirtilmeli, müfettiş raporları olup olmadığı araştırılmalı, mümkün oldukça tespit istenen dönemde işyerinin müdür ve görevlileri, işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde, tarafları veya işyerini bilen veya bilebilecek durumda olanlar zabıta marifetiyle araştırılarak saptanmalı, sigortalının hangi işte hangi süre ile çalıştığı, çalışmanın konusu, sürekli, kesintili, mevsimlik mi olduğu, başlangıç ve bitiş tarihleri ve alınan ücret konularında beyanları alınarak, tanıkların sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli, beyanları diğer yan delillerle desteklenmelidir. Bu amaçla, tanıkların, hizmet tespiti istenen tarihte, aynı işyeri, komşu işyeri sigortalısı ya da işvereni olup olmadıkları araştırılmalı, davalı Kurumdan, bu kişilerin belirtilen tarihte sigortalılık bildirimlerinin hangi işyerinden yapılmış olduğu da sorularak, elde edilen bilgilerin ifadelerde belirtilen olgularla örtüşüp örtüşmediği de irdelenmeli, işyerin kapsam kapasite ve niteliği ile bu beyanlar kontrol edilmelidir. Eğer, davacı işçinin sicil numarasında bir karışıklık ya da mükerrerlik varsa bunların nedenleri araştırılmalı, davacıya ait bordroda başka işçilerin isimleri geçiyorsa bunların da davaya yöntemince katılımı sağlandıktan sonra deliller hep birlikte değerlendirilmelidir. Nitekim açıklanan bu ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.05.2003 gün ve 2003/21-362-360; 15.10.2003 gün ve 2003/21-571-575; 14.04.2004 gün ve 2004/21-226-223; 24.09.2008 gün ve 2008/21-578-569; 06.10.2010 gün ve 2010/10-433-453 sayılı kararlarında da açıkça vurgulanmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (E.2012/1147, K.2013/244) Tanıklıkta önce aynı dönemde bordroda görünen ve bildirimi yapılmış çalışanlar dinlenir. İşçinin hizmet süresi yalnızca SGK kayıtlarıyla belirlenemez. İşçinin hizmet süresinin yalnızca SGK kayıtlarıyla belirlenemeyeceği, çalışma olgusunun her türlü delille ispatlanabileceği ve tanığın akraba olmasının beyanının dışlanması için tek başına yeterli olmadığı belirtilmiştir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi (E.2025/9317, K.2026/3959) İşyeri kayıtlarında eksik gün, ücretsiz izin belgesi veya puantaj bulunması hâlinde bunların mahkemeye sunulması gerekir. Bordrodaki çalışma olgusu, tanık beyanları ve diğer yan delillerle birlikte değerlendirilir.

SGK Kayıtlarının Düzeltilmesi ve Yanlış Kayıtla Karşılaşılması

Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği Kapsamında Kayıt Düzeltme

SGK'nın merkezi sosyal sigorta kayıtları, usulüne göre düzenlenmiş belgelere dayanmak zorundadır (SSİY m.7). Hatalı, eksik, yazılmamış veya mükerrer kayıtlar; SGK tespiti, denetim raporu, mahkeme kararı ya da kamu kurumu, banka ve kanunla kurulan kuruluşlardan gelen bilgi ve belgeler üzerine yapılacak inceleme sonucunda düzeltilebilir, silinebilir veya kayda yeni bilgi eklenebilir. Dayanak belgede doğru bilgi bulunmasına rağmen kayda yanlış veya eksik girilen bilgi de aynı yolla düzeltilir. Yönetmeliğin düzeltme kaynakları beş grupta toplanır. Birincisi, sosyal sigorta kayıtlarının usulüne göre düzenlenmiş belgeye dayanması zorunluluğudur. İkincisi, dayanak belgede bulunduğu hâlde kayda yanlış veya eksik girilen, hiç yazılmayan ya da mükerrer oluşturulan bilginin Kurum tespiti üzerine düzeltilebilmesidir. Üçüncüsü, kamu idarelerinin denetim elemanları ile SGK denetim ve kontrol görevlilerinin raporlarının kayıt değişikliğine dayanak olabilmesidir. Dördüncüsü, mahkeme kararının açıkça düzeltme, silme veya yeni kayıt ekleme dayanağı sayılmasıdır. Beşincisi, kamu idareleri, döner sermayeli kuruluşlar, 5411 sayılı Kanun kapsamındaki kuruluşlar ile kanunla kurulan kurum ve kuruluşlardan temin edilen bilgi ve belgelerin, Kurumca yapılacak inceleme sonrasında kayıt işlemine dayanak olabilmesidir. Kurum dışı bilgi doğrudan ve sorgusuz biçimde kayda çevrilmez; bu bilgilere istinaden Kurumca inceleme yapılır. Uygulama adım adım ilerler: uyuşmazlık konusu kayıt ve dönem belirlenir; kaydın dayanak belgesi istenir veya mevcut belgelerle karşılaştırılır; hata, eksik veya mükerrerlik türü somutlaştırılır; sayılan resmî dayanaklardan hangisinin bulunduğu gösterilir; ardından Kurumun ilgili özel düzeltme usulüyle kayıt güncellenir veya uyuşmazlık yargısal yola taşınır. İşlem tarihi, kullanılan belge ve SGK ekranındaki karşılığı tek dosyada tutulur. Bu adımlar atlandığında aynı kişiye ait tescil, hizmet, prim veya statü bilgilerinin birbirine karıştırılması mümkündür. m.7 bütün sosyal sigorta kayıtları için genel düzeltme dayanaklarını düzenler; m.24 ise özel olarak hizmet kayıtlarındaki gün, kazanç ve hizmet düzeltmesinin kurum içi işlem biçimini ayrıntılandırır. Yalnız Yönetmelik maddesinin başlığına bakılarak prim günü, aylık hakkı veya idari yaptırım sonucu çıkarılamaz; ilgili ana Kanun hükmü de aynı dosyada kontrol edilir. e-Devlet veya SGK ekranında görünen bir bilginin hangi hukuki kategoriye ait olduğu belirlenmeden işlem yapılmaz: tescil kaydı kişinin sisteme hangi statüyle alındığını, hizmet kaydı çalışma ve prim dönemlerini, tahakkuk-tahsilat kaydı prim hareketlerini, gelir veya aylık kaydı bağlanmış ödemenin sürecini gösterir; aynı ekranda görünmeleri aynı hukuki işlevi taşıdıkları anlamına gelmez. Barkodlu hizmet dökümü çıktısının resmî belge olarak kullanımı m.23'te düzenlenmiştir; e-Devlet çıktısı mevcut SGK kaydını gösterir, kayıtla dayanak belge arasında uyuşmazlık varsa Yönetmelikteki belge ve düzeltme hükümleri ayrıca incelenir. Düzeltme başvurusunda sık yapılan hatalar şunlardır: yalnız e-Devlet ekran görüntüsünü nihai dayanak belge saymak; mükerrer kaydı yeni bir hizmet kazanımı gibi yorumlamak; mahkeme kararının kapsamından daha geniş dönem için düzeltme istemek; kamu kurumundan gelen her verinin incelemesiz otomatik kayıt değişikliği doğurduğunu sanmak; m.7 genel düzeltme kuralı ile m.24 hizmet kaydı işlem usulünü aynı madde gibi uygulamak. Her birinde düzeltme yöntemi, madde lafzındaki şartı doğrulayan kayıt veya belge üzerinden kurulur. Başvurunun talep sonucu, hangi alanın hangi doğru veriye çevrilmesinin istendiğini belirtir; başvuruya hata türü, dönem, dayanak belge ve istenen düzeltmenin tam olarak ne olduğu eklenirse Kurum işlemi denetlenebilir hâle gelir. Yönetmelik m.17 ve m.18'de düzenlenen dört aylık ve aylık sigorta primleri bordrosu ile sigortalı hesap fişi, hak düşürücü süre istisnasında sayılan belgeler arasında yer alır; bu belgelerin varlığı kayıt düzeltmesinin yanı sıra süre bakımından da sonuç doğurur. SGK denetim tutanakları aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir (5510 sayılı Kanun m.59).

Hiç Çalışılmayan İşyerinin Hizmet Dökümünde Görünmesi

Hizmet dökümünde hiç çalışılmamış bir işyeri görünüyorsa, önce kaydın gerçekten kişiye ait olup olmadığı ve bildirimin nedeni araştırılır. Yanlış kimlik numarası, şirket unvanı değişikliği, işyeri devri veya fiilî çalışma olmadan yapılmış bildirim olasılıkları vardır. Çözüm, dökümdeki ay ve işyeri sicil numarası gösterilerek SGK'ya kayıt inceleme ve düzeltme başvurusu yapılmasıyla başlar. İlk incelemede yalnızca isim karşılaştırması yapılmaz. İşyerinin ticaret unvanı, mağaza veya marka adından farklı olabilir; alt işveren, bordro hizmeti sağlayan veya devralan şirket başka adla görünebilir. İşyeri sicil numarası, çalışma adresi ve tarihler sorgulanır; aynı dönem için gerçek işyerinin banka ödeme açıklaması ve sözleşme bilgileri karşılaştırılır. Hiç gidilmeyen bir şehirdeki şirkette düzenli bildirim somut şüphe yaratır; ancak uzaktan çalışma veya görevlendirme ihtimalleri de gözden kaçırılmaz. Kaydın garip görünmesi tek başına sahtecilik suçunu kanıtlamaz; işveren bildirimi ve Kurumun dayanak kayıtları görülmelidir. Yalnızca toplam gün sayısını gösteren ekran görüntüsü yeterli değildir. Barkodlu ve ayrıntılı hizmet dökümünde işyeri sicili, ay, belge türü, prim günü ve prime esas kazanç görülmelidir. İlgili dönemlerin işe giriş ve işten ayrılış bildirgeleri de araştırılır. Görüntünün tarihi saklanır; işveren veya Kurum sonradan değişiklik yapabilir. Başkasına ait kişisel bilgiler kamuya açık paylaşılmaz, yalnızca gerekli başvuru kanalına sunulur. Başvuru, ilgili sosyal güvenlik il müdürlüğüne veya merkezine yapılır; kişinin kimlik bilgileri ve tartışmalı işyeri kaydı açık gösterilir. Hangi tarihlerde çalışılmadığı belirtilir, gerçek çalışma veya ikamet düzenini destekleyen kayıtlar eklenir; işe giriş bildirgesi, aylık prim bildirimi ve dayanak belgelerin incelenmesi istenir. Talep bütün hizmetin silinmesi biçiminde kurulmaz; doğru ve yanlış kayıtlar ayrılır, aynı işveren yanında gerçekten çalışılan aylar korunur. Dilekçenin teslim numarası alınır, eklerin listesi tutulur. Bir yandan hiç çalışılmadığı söylenip diğer yandan o dönemin emekliliğe sayılması istenirse çelişki oluşur; hedef, gerçek sigortalılığın doğru kayda geçirilmesidir. 5510 sayılı Kanun kapsamındaki hizmet akdine bağlı sigortalılıkta fiilî çalışma temel önemdedir; primlerin yatırılmış olması hiç yapılmayan işi gerçek hizmete dönüştürmez. Çalışmanın ücret, bağımlılık ve iş görme unsurları araştırılır; "prim parası ödendi, Kurum silemez" yaklaşımı doğru değildir. Kurum geri ödeme talep etmişse gerekçesi, dönemi ve hesap tablosu istenir; hizmet düzeltme ile para iadesi uyuşmazlığının talepleri ayrılır. Yanlış hizmet günleri emeklilik hesabına girmişse çıkarılması gerekli prim şartını değiştirebilir; aylık bağlanmışsa Kurumun iptal, yeniden hesap veya yersiz ödeme incelemesi gündeme gelebilir. Hizmet dökümünde çalışıyor görünmek işsizlik ödeneği veya gelir durumuna bağlı yardımların kesilmesine neden olabilir; düzeltme sonrası ilgili kuruma gerçekte çalışılmayan tarihler gösterilir. Ödenek itiraz süreleri yalnızca SGK sonucu beklenerek kaçırılmaz; her kuruma başvurunun tarihi ve istenen hak açık yazılır. Kurumun kayıt inceleme talebini reddetmesi hâlinde uyuşmazlığın niteliği belirlenir. 5510 sayılı Kanun'dan doğan sosyal güvenlik uyuşmazlıklarında iş mahkemesi görev düzenlemesi önemlidir; idari para cezası gibi istisnalar farklı yargı yoluna tabidir. Başkasının hizmetinin çıkarılması ile sigortasız çalışmanın hizmet tespiti aynı dava değildir; dilekçenin talep sonucu buna göre kurulur. 7036 sayılı Kanun'un 4. maddesindeki Kuruma başvuru düzenlemesinde zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti taleplerine ilişkin istisna vardır; her kayıt uyuşmazlığı bu kapsamda sayılmaz.

Kimlik Numarası Hatası ile Sahte Sigortalılığın Ayrılması

Kimlik numarası hatası ile sahte sigortalılık birbirinden ayrı durumlardır. Kimlik hatasında gerçek çalışan, ücret ödemesi ve işe giriş belgesiyle belirlenir; sahte sigortalılıkta fiilî çalışma olmadan sigortalılık iddiası vardır. Kimlik numarası başkasının bordrosuna yazılmışsa gerçek çalışan; kimlik, ücret kaydı ve işveren bildirimiyle belirlenir. Çalışanların kendi aralarında yazdığı dilekçe, kamu sigorta kaydını kesinleştirmez ve resmî kayıt değişikliğinin yerine geçmez. İşverenin hatayı kabul etmesi yardımcıdır, ancak geriye dönük değişiklik Kurumun denetimine tabidir. Kimlik bilgilerinin üçüncü kişice kullanıldığından şüpheleniliyorsa irade dışı işlemler açıkça belirtilir, belgenin kaybolma veya yenilenme tarihi açıklanır. Suç duyurusu gerektiğinde savcılığa başvurulabilir; ancak bu, SGK kayıt düzeltme sürecini kendiliğinden tamamlamaz ve savcılığa şikâyet SGK kaydını kendiliğinden silmez. İspat dosyasında tartışmalı işyerinin bildirimi, kişinin o dönemde bulunduğu yer ve çalıştığı gerçek iş ile karşılaştırılır. Banka ücret kayıtları, iş sözleşmesi, görev çizelgesi veya eğitim belgesi yardımcı olabilir; yurt dışı dönemler için giriş çıkış kayıtları araştırılır, ancak yurt dışında bulunmak uzaktan çalışmanın hiç yapılmadığını tek başına kanıtlamaz. İşverenin sunduğu imzalar kişiye ait değilse belgenin aslına ulaşılır; internet görüntüsü üzerinden kesin imza sahteciliği sonucu çıkarılmaz. Elektronik işe giriş bildirgesinin verilmiş olması, çalışanın onu imzaladığını göstermez. Kaydı silmek için aracıya para verilmesi veya gerçekte çalışılmayan günlere ilişkin yeni belge imzalanması uygun değildir; resmî Kurum kanalı ve hukuki başvuru kullanılır. "Bilerek sigortalı oldum" veya "primleri ben ödedim" gibi gerçek olmayan ifadeler sorumluluk incelemesini etkileyebilir. Doğru hizmetlerin de yanlış kayıtla birlikte silinmesi istenmez; düzeltme talebi ay ve gün bazında sınırlandırılır. Kişi kaydı fark ettikten sonra işverenden para isteyip bildirimin sürdürülmesini kabul ederse irade ve sorumluluk bakımından yeni olgular doğabilir; başlangıçtaki bilgisizlik veya kimlik hatası açık anlatılır. Tanıklar gerçekten gördüklerini açıklar; fiilen yapılmayan iş için anlatım üretilmez. Düzeltme süreci tamamlandığında toplam gün, kazanç ve bağlı ödemeler yeniden kontrol edilir, başvuru sonucu yazısı saklanır. İşsizlik maaşı kesilmişse İŞKUR'a da süresinde başvurulur. Kuruma başvurudan itibaren altmış gün, bütün SGK kararlarına karşı tek ve genel dava açma süresi değildir; her uyuşmazlığın süresi ve yargı yolu ayrı değerlendirilir. İzlenecek yol özetle şudur: e-Devlet'ten barkodlu hizmet dökümünü alıp tartışmalı ay ve işyeri sicil numarasını belirleyin; kaydın dayanak belgesini ve varsa işveren bildirimini isteyin; hata türünü (eksik gün, eksik kazanç, yanlış eşleştirme, mükerrer kayıt ya da sahte bildirim) somutlaştırın; belgelerle birlikte ilgili sosyal güvenlik il müdürlüğüne veya merkezine evrak numarası alarak yazılı başvurun; düzeltme yapılmazsa hizmet tespiti ya da kayıt düzeltme davası bakımından görevli mahkemeyi ve beş yıllık hak düşürücü süreyi dosyanıza özgü olarak değerlendirin; düzeltme sonrası güncel dökümü yeniden alıp bağlı ödemeleri kontrol edin. Bu bilgilendirme 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu esas alınarak hazırlanmıştır; belge temini ile süre, görev ve yetki konuları somut dosyada ayrıca incelenmelidir ve bu metin avukat–müvekkil ilişkisi kurmaz.

Yazar Görseli
Müellif

Av. Ali Haydar GÜLEÇ

Güleç Hukuk Bürosu'nda 9 yıldır yöneticilik ve avukatlık yapmaktadır.