Malulen Emeklilik Şartları Nelerdir?

Malulen Emeklilik Şartları Nelerdir?

Malulen emeklilik, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu uyarınca çalışma gücünün en az %60\'ını kaybeden sigortalıya yaş şartı aranmadan malullük aylığı bağlanmasını sağlayan bir sosyal güvenlik hakkıdır. Bu yazıda malul sayılma şartları, aranan sigortalılık süresi ve prim günü, başvurunun nasıl yapıldığı, sağlık kurulu raporunun nasıl düzenlendiği ve SGK Sağlık Kurulu ile Yüksek Sağlık Kurulu incelemesinin işleyişi ele alınır. Ayrıca %60 oranının yetmediği durumlarda %40 ve üzeri kayıplar için engelli erken emeklilik yolları, aylığın başlangıç tarihi, kontrol muayenesi ve aylığın kesilmesi halleri ile reddedilen taleplerde itiraz ve yargı yolu açıklanır.

Malul Sayılma Şartları ve Aranan Çalışma Gücü Kaybı Oranı

Malul sayılmanın hukuki çerçevesi 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 25. maddesinde düzenlenmiştir (5510 sayılı Kanun m.25). Buna göre sigortalının veya işverenin talebi üzerine Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurullarınca usulüne uygun düzenlenecek raporlar ve dayanağı tıbbi belgelerin incelenmesi sonucu, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün veya meslekte kazanma gücünün en az %60'ını, (c) bendi kapsamındakiler için çalışma gücünün en az %60'ını ya da vazifelerini yapamayacak şekilde meslekte kazanma gücünü kaybettiği Kurum Sağlık Kurulunca tespit edilen sigortalı malul sayılır.

Malul sayılma, malullük aylığına hak kazanmanın tıbbi boyutudur. Aylık bağlanması bunun ötesinde sigortalılık süresi ve prim gün sayısı gibi idari şartların da tamamlanmasını gerektirir; tek başına malul sayılmak aylık bağlanması için yeterli değildir. Maluliyete esas hastalığın sigortalı olarak ilk defa çalışmaya başlanılan tarihten sonra ortaya çıkmış olması temel ilkedir. İşe girişte zaten %60 ve üzeri kaybı bulunanlar malul sayılmaz.

Maluliyet oranı, Sigortalı olarak ilk kez çalışmaya başladığı tarihten itibaren çalışma gücünde en az %60 oranında kayıp yaşandığının Kurum Sağlık Kurulunca tespiti ile belirlenir. Bu oran, SGK tarafından yetkilendirilen tam teşekküllü sağlık kuruluşlarından alınan sağlık kurulu raporlarının SGK Sağlık Kurulunca incelenmesiyle tespit edilir.

4/a, 4/b ve 4/c Sigortalıları Yönünden Maluliyet Tespiti

Tespit yöntemi sigortalılık statüsüne göre ayrılır. 4/a (hizmet akdiyle çalışanlar) ve 4/b (kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar) sigortalıları için maluliyet değerlendirmesinde Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği esas alınır. Bu Yönetmelik, 5510 sayılı Kanun'un maluliyet hükümlerinin yürürlüğe girmesiyle 11.10.2008 tarihinde kabul edilmiştir. Yönetmeliğe göre birden fazla hastalık bulunması halinde en ağır sekel bulgu dikkate alınır; hastalıklar Balthazard formülüyle birleştirilmez.

Değerlendirme yöntemindeki bu ayrım, oran belirlemede belirleyici sonuç doğurur. Özürlü raporunda tüm vücut fonksiyon kaybı oranı %60'tan fazla olsa dahi malulen emekli olunamayabilir; özürlü raporlarında tüm hastalıklar Balthazard formülüyle birleştirilerek oran belirlenirken maluliyette Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği uygulanır. Tek bir hastalıktan %60 oranına ulaşılamadığı sürece, birden fazla hastalığın toplamı üzerinden malullük aylığı bağlanmaz.

4/c (kamu görevlileri) sigortalıları bakımından ölçüt farklıdır. Bu kapsamdaki sigortalılar için Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliği, Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği ve 5188 sayılı Kanun kapsamındaki özel güvenlik görevlileri için ilgili yönetmelikte belirlenen sağlık şartları esas alınır. 4/c sigortalısı, çalışma gücünün en az %60'ını ya da vazifesini yapamayacak şekilde meslekte kazanma gücünü kaybettiğinde malul sayılır.

Hastalık listelerinin kapsamı yıllar içinde değişmiştir. 03.08.2013 tarihli ve 28727 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan ve 01.09.2013 tarihinde yürürlüğe giren Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği, önceki yönetmeliklere ek olarak yayımlanan hastalık listelerinin kapsamını değiştirmiştir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2016/10994 E., 2017/137 K. sayılı kararı bu değişikliğin somut olaya uygulanmasını şu şekilde ortaya koymuştur:

Dava, aksine Kurum işleminin iptali ile maluliyet oranının belirlenmesi ve aylık bağlanması istemine ilişkindir. 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un 25'inci maddesi ile tüm sigortalılar açısından 'malul sayılma' şartları yeniden düzenlenmiştir. Eldeki davada, sonradan aldırılan raporların da usulünce ve özellikle lehe olabilecek Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği ile getirilen hükümlerin dikkate alınmadığı görülmektedir. Maluliyet Tespit işlemleri Yönetmeliği ile daha önceki yönetmeliklere ek olarak yayımlanan hastalık listelerinin kapsamı değiştirilmiş olup, davacı hakkında bu yönetmelik hükümlerinin de irdelenmesi gereği dikkate alındığında, belirtilen yasal düzenlemeler çerçevesinde mahkemece, davacı hakkında 01.09.2013 tarihli Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde malul olup olmadığı, maluliyeti mevcut ise başlangıç tarihini de belirtecek şekilde Adli Tıp Genel Kurulundan bir kez daha aldırılacak rapora göre davacının talebinin 5510 sayılı Yasanın 25, 26 ve 28. maddeleri kapsamında maluliyet aylığı almaya hak kazanıp kazanmadığı irdelenerek infaza elverişli şekilde bir karar verilmesi gerekir. (17.01.2017 tarihli karar)

Buna göre maluliyet tespitinde, sonradan yürürlüğe giren yönetmeliğin hastalık listeleri davacı lehine hüküm içeriyorsa bu hükümler de değerlendirilmelidir; yalnızca önceki yönetmeliklere göre düzenlenmiş raporlarla sonuca varılamaz. Karar, maluliyetin tespitinde yürürlükteki mevzuatın ve hastalık listelerinin kapsamının dikkate alınması gerektiğini, maluliyeti mevcut ise başlangıç tarihinin de belirtilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

Sigortalılık Süresi ve Prim Günü Şartları

Malullük aylığı bağlanabilmesi için tıbbi şartın yanında idari şartların da tamamlanması gerekir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 26. maddesi bu şartları sayar: sigortalının 25. maddeye göre malul sayılması, en az on yıldan beri sigortalı bulunup toplam olarak 1800 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olması ve maluliyeti nedeniyle çalıştığı işten ayrıldıktan, işyerini kapattıktan veya devrettikten sonra Kurumdan yazılı istekte bulunması (5510 sayılı Kanun m.26). Yaş şartı aranmaz. On yıllık sigortalılık süresi ile 1800 gün prim, aylık bağlanmasının idari tarafını oluşturur; tıbbi şart olan %60 çalışma gücü kaybı tek başına yetmez. 1800 gün prim malulen emeklilik için yeterlidir, ancak yaşlılık aylığı için yeterli değildir. Eksik prim günleri askerlik veya doğum borçlanması gibi yöntemlerle tamamlanabilir. 4/b kapsamındaki sigortalılar için bu iki şarta bir yenisi eklenir: kendi sigortalılığı nedeniyle genel sağlık sigortası primi dahil her türlü borcun ödenmiş olması zorunludur; borç bulunması halinde başvuru kabul edilmez.

  • Malul sayılma kararı (5510 sayılı Kanun m.25).
  • En az 10 yıldan beri sigortalı olmak ve toplam 1800 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirmiş olmak.
  • Maluliyet nedeniyle işten ayrılma, işyerini kapatma veya devir.
  • 4/b sigortalılarında genel sağlık sigortası primi dahil prim ve prime ilişkin borcun bulunmaması.
  • Kuruma yazılı dilekçeyle başvuru. Maluliyeti nedeniyle sigortalı olarak çalıştığı işten ayrılmış olma şartını Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2019/941 E., 2019/4537 K. sayılı kararında şu şekilde ortaya koymuştur:

Dava, davacının maluliyet aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, davacının çalışma gücü kaybı oranı ile maluliyet aylığına hak kazanıp kazanmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davanın yasal dayanağı olan 5510 sayılı Kanunun 'Malûllük Sigortasından Sağlanan Haklar Ve Yararlanma Şartları' başlıklı 26. maddesi uyarınca malûllük aylığı bağlanabilmesi için sigortalının 25 inci maddeye göre malûl sayılması, en az on yıldan beri sigortalı bulunup toplam olarak 1800 gün prim bildirilmiş olması ve malûliyeti nedeniyle sigortalı olarak çalıştığı işten ayrıldıktan sonra Kurumdan yazılı istekte bulunması gerekmektedir. Bedensel ve ruhsal arızalar nedeniyle sigortalıya ya da hak sahiplerine sosyal sigorta yardımlarının yapılabilmesi, yasal çerçevede bir raporun alınmış olmasına bağlıdır. Buna göre aylık talebi, maluliyet nedeniyle işten ayrılma ve Kuruma yazılı istek şartları bir arada gerçekleşmeden değerlendirilemez.

Sürekli Bakıma Muhtaç Sigortalılar için Özel Koşullar

Başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede malul olan sigortalılar için 10 yıllık sigortalılık süresi şartı aranmaz. Bu sigortalıların toplam 1800 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirmiş olması yeterlidir (5510 sayılı Kanun m.26). Prim günü sayısı aynı kalmakla birlikte süre şartının kaldırılması, işe giriş ile maluliyet arasında on yılı doldurma imkânı bulunmayan ağır vakaları kapsar. Sürekli bakıma muhtaçlık durumu, aylık bağlama oranına da yansır. Başkasının sürekli bakımına muhtaç olanlarda aylık bağlama oranı 10 puan artırılır (5510 sayılı Kanun geçici m.27/1). 5754 sayılı Kanun'un 14. maddesinde yapılan değişiklik öncesinde sürekli bakıma ihtiyaç duyanlar için en az 5 yıl sigortalılık ve 900 gün prim öngörülmüşken, değişiklikle prim günü 1800 gün olarak yeniden düzenlenmiştir. Söz konusu değişiklik, 5510 sayılı Kanun m.43 uyarınca 5 yıldan az olmamak üzere sigortalılık süresi ve prim gün sayısı şartlarını yerine getirmek kaydıyla tanınan hakkı da kapsayacak şekilde uygulanır. Malulen emeklilikte kadın-erkek ayrımı yoktur.

İşe Girişten önce Maluliyet ve Erken Yaşlılık Aylığı Seçeneği

İşe girdiği tarihte malul olduğu belirlenenler hakkında malullük hükümleri uygulanmaz; durumları yaşlılık sigortası koşulları çerçevesinde değerlendirilir. Ancak işe girerken %60 oranını bulmayan mevcut maluliyetin sonradan ilerleyerek %60'a ulaşması halinde aylık bağlanabilir (5510 sayılı Kanun geçici m.25/2). Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 18.09.2024 tarihli, 2024/6727 E. ve 2024/8658 K. sayılı kararı bu ayrımı şu şekilde ortaya koymuştur: Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının çalışma gücünün en az %60'ını kaybettiğine ilişkin Yüksek Sağlık Kurulu raporu davalı … bağlar. Yöntemince alınan raporlarla ise davacının işe girerken ki maluliyetinin %60'a varmadığı belirlenmiştir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 03.10.2017 tarih 2017/1536 esas 2017/6355 karar sayılı içtihadında yazıldığı gibi işe girerken %60 oranını bulmayan oranda maluliyetin daha sonra %60'ı bulması ihtimalinde aylık bağlanabilecektir. (18.09.2024 tarihli karar) Atıf yapılan içtihatta da belirtildiği üzere işe girerken %60 oranını bulmayan oranda maluliyetin daha sonra %60'ı bulması ihtimalinde aylık bağlanabilecektir (03.10.2017 tarihli karar, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/6727 E. 2024/8658 K. sayılı ilamında atıf yapılmıştır). Bu durumda maluliyetin %60'a ulaştığı tarih, aylığın başlangıcı bakımından ayrıca belirlenir. İşe girdiği tarihte malul kararı verilenlerden en az on beş yıldan beri sigortalı olup 3960 gün prim bildirilmiş olanlar, yaş şartı aranmaksızın yaşlılık aylığına hak kazanır (5510 sayılı Kanun m.28/4). Bu hak, 15 yıl sigortalılık ve 3960 gün prim şartına bağlıdır. Görevden ihraç, ihraçtan önce sağlık raporuyla kesinleşmiş maluliyet haklarını ortadan kaldırmaz (Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E: 2023/12371, K: 2023/13620, T: 28.12.2023). Başvuru kuruma yazılı taleple yapılır; dava açmadan önce Kuruma müracaat yasal zorunluluktur, aksi halde açılan davalar usulden reddedilebilir. Malullük aylığının başlangıcı, rapor tarihi ile yazılı istek tarihinin karşılaştırılmasına bağlıdır. Kurum, gerekli belgelerin ve incelemelerin tamamlandığı tarihten itibaren aylık bağlama işlemlerini en geç üç ay içinde sonuçlandırmalıdır; aksi halde faiz sorumluluğu doğar.

Başvuru Süreci, Sağlık Kurulu Raporu ve Kurum Sağlık Kurulu İncelemesi

Malullük aylığı talebi, sigortalının veya işverenin Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü ya da Sosyal Güvenlik Merkezine yazılı dilekçeyle başvurusuyla başlar. Kamu görevlileri (4/c) rapor ve dilekçeyi çalıştıkları kuruma ibraz eder. Sağlık kurulu raporlarının usul ve esasları, 5510 sayılı Kanun'un 95. maddesi uyarınca çıkarılan yönetmelikle belirlenir (5510 sayılı Kanun m.95); malullük durumunun tespiti ile itirazların incelenmesine ilişkin usul ise Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nin 55. ve 56. maddelerinde düzenlenmiştir. 4/a ve 4/b sigortalıları ile köy ve mahalle muhtarları için Gelir/Aylık/Ödenek Talep Belgesi istenir. Maluliyeti nedeniyle işten ayrıldıktan sonra ilk on gün içinde talepte bulunanlar için ayrıca Sigortalı İşten Ayrılış Bildirgesi gerekir. 4/c sigortalıları bakımından ise görevde bulunanların kurumları aracılığıyla başvurusu, malulen emekliye sevke ilişkin emekliye sevk onayı ve Sağlık Kurulu raporu istenir. Dosyada maluliyet talep dilekçesi, ilk işe giriş bildirgesi, erkek sigortalılar için askerlik süre belgesi, askerlikten muaf olanlar için ayrıntılı muayene bulgularını içeren askeri hastane sağlık raporu, ilk işe giriş sağlık raporu veya beyanı, sevk sonucu düzenlenmiş sağlık kurulu raporu aslı ve dayanağı tıbbi belgeler, mevcut rahatsızlığa ilişkin önceki rapor, tıbbi belge ve epikriz örnekleri ile varsa önceki maluliyet kararı örneği ve dayanağı belgeler bulunmalıdır.

Gerekli Belgeler ve Sevk İşlemleri

Başvurunun ardından Kurum, sigortalıyı yetkili sağlık hizmeti sunucusuna sevk eder; sevk yazısında raporun düzenleneceği sağlık kuruluşu belirtilir. Sevk sonucu düzenlenen sağlık kurulu raporları ve diğer belgeler, bağlı bulunulan müdürlükçe Kurum Sağlık Kuruluna gönderilir. Sağlık hizmeti sunucularından alınan maluliyet raporları tek başına yeterli değildir; malullük, Kurum Sağlık Kurulunca tespit edilmelidir. Rapor, sevk yazısında belirtilen Devlet üniversite hastaneleri, Sağlık Bakanlığı Eğitim ve Araştırma Hastaneleri ile Askeri Hastanelerce düzenlenir; bunların bulunmaması halinde Devlet Hastaneleri de rapor düzenleyebilir. Son altı ay içinde düzenlenmiş bir rapor varsa sevk yapılmaksızın işlem görür. Sevksiz alınan raporlar çoğu kez geçerli sayılmaz; raporun muayene bulgularını ve fonksiyonel kısıtlılığı içermesi gerekir.

Kurum Sağlık Kurulu Kararları ve Ara Karar

Maluliyet tespiti, çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybı oranlarını, erken yaşlanmayı ve malullük derecelerini belirlemeye yetkili hekim ve/veya diş hekimlerinden oluşan Kurum Sağlık Kurullarınca yapılır. Kurul maluldür veya malul değildir kararı verebileceği gibi, belgelerin yetersiz veya eksik olduğu hallerde ara karar da verir. İlk raporun yetersiz veya eksik olması halinde talebin hemen reddedilmemesi ve mağduriyetin önlenmesi için Sağlık Kurullarınca ara karar verilerek eksik tıbbi bilgi, belge ve tetkikler tamamlanır. Malul olduğuna karar verilen sigortalı; soruşturma, karar gereği, aylık bağlananların malullük durumunda artış veya başka birinin sürekli bakımına muhtaçlık talebi ile ihbar ve şikâyet halinde kontrol muayenesine tabi tutulabilir. Değerlendirme yine Kurum Sağlık Kurulunca yapılır ve tebliğ yazısında belirtilen tarihten önce bağlı bulunulan kurum ünitesine müracaat gerekir. Kurul kararlarına en yakın Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne veya Merkezine verilecek dilekçeyle itiraz edilebilir. "Çalışma gücünün %60'ını kaybetmediği" gerekçesiyle verilen ret halinde, raporların bir kez de Yüksek Sağlık Kurulunda incelenmesi dilekçeyle istenebilir; bu kurul hastayı muayene etmez, karar verilen raporlar üzerinden branş uzmanı görüşleri alarak değerlendirme yapar. Sonuç, müracaat edilen sosyal güvenlik il veya merkez müdürlüğünden öğrenilir; sürece ilişkin bilgi bağlı bulunulan müdürlük veya merkezlerden alınır. Maluliyeti reddedilen sigortalılar dosyalarının bir kez de Yüksek Sağlık Kurulunda incelenmesini talep edebilir. İlk raporun yetersiz veya eksik olması hâlinde ise sağlık kurulunca ara karar verilerek eksik tıbbi bilgi, belge ve tetkiklerin tamamlanması yoluna gidilir.

Sağlık Kurulu Kararlarına İtiraz, Yüksek Sağlık Kurulu ve Yargı Yolu

Kurum Sağlık Kurulunun ret kararına karşı başvurulacak idari itiraz mercii Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kuruludur (SSYSK). Bu Kurul, sigortalıyı muayene etmez; karar verilen raporlar üzerinden branş uzmanı görüşleri alarak dosya üzerinden değerlendirme yapar. İtiraz, en yakın Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne veya Merkezine verilecek dilekçeyle yapılır ve "çalışma gücünün %60'ını kaybetmediği" gerekçesiyle verilen ret halinde raporların bir kez de Yüksek Sağlık Kurulunda incelenmesi istenebilir. İnceleme usulü, 5510 sayılı Kanun'un 95. maddesi uyarınca çıkarılan yönetmelik ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nin 55. ve 56. maddelerinde düzenlenmiştir (5510 sayılı Kanun m.95).

Yüksek Sağlık Kurulu kararının bağlayıcılığı taraflara göre farklıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bu ayrımı ve itiraz halinde izlenecek yolu şu şekilde ortaya koymuştur:

Dava, Kurum'un davacının malulen emeklilik talebinin reddi işleminin iptali istemine ilişkindir. Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de, diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu, giderek Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir. Somut olayda, SS Yüksek Sağlık Kurulu'ndan rapor alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur. Yapılacak iş; öncelikle SS Yüksek Sağlık Kurulu'ndan rapor almak, SSYSK raporu ile ATK 3. İhtisas Kurulu raporu arasında çelişki oluşması durumunda çelişkiyi gidermek ve davacının çalışma gücü kaybı oranını tespit etmek için Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulundan rapor almak ve çıkacak sonuca göre karar vermekten ibarettir. (08.02.2018 tarihli karar)

Buna göre Yüksek Sağlık Kurulu kararı Kurumu bağlar; diğer ilgililer yönünden bağlayıcı olmadığından itiraz halinde inceleme Adli Tıp Kurumu, giderek Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Dayanak, 28.06.1976 tarihli ve 1976/6-4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararıdır. Aynı usul, ilk raporun yetersiz veya eksik olması hâlinde sağlık kurulunca verilen ara kararla tamamlanan eksikliklerin ardından da işletilir.

Adli Tıp Kurumu Raporları ve Çelişkilerin Giderilmesi

İdari itirazlardan sonuç alınamazsa İş Mahkemesinde maluliyetin tespiti ve aylık bağlanması talepli dava açılır. Raporlar arasındaki çelişkiler öncelikle SSYSK'dan, ardından Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurullarından veya Genel Kurulundan alınacak raporlarla giderilir. Çelişkinin hangi merci önünde giderileceği konusunda Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2025/12728 E., 2025/17173 K. sayılı kararı, 5510 sayılı Kanun'un 95. maddesi ile 28.06.1976 tarihli ve 6/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararına göre Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu raporu ile Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi raporu arasında çelişki çıkması hâlinde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.10.2010 gün ve 10-390/449 sayılı kararı uyarınca çelişkinin Adli Tıp Kanunu'nun 15. maddesi gereği Adli Tıp Genel Kurulunca giderilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Dairenin 2016/10994 E., 2017/137 K. sayılı kararında da, sonradan alınan raporların usulünce düzenlenmediği ve özellikle lehe olabilecek Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinin dikkate alınmadığı görülmüş; davacı hakkında 01.09.2013 tarihli Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde malul olup olmadığı, maluliyeti mevcut ise başlangıç tarihini de belirtecek şekilde Adli Tıp Genel Kurulundan bir kez daha rapor alınması gerektiği belirtilmiştir.

Çelişkinin giderilmemesi bozma nedenidir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2017/1536 E., 2017/6355 K. sayılı içtihadına atıf yapan 18.09.2024 tarihli 2024/6727 E. ve 2024/8658 K. sayılı kararı, işe girerken %60 oranını bulmayan oranda maluliyetin daha sonra %60'ı bulması ihtimalinde aylık bağlanabileceğini belirtmiştir; bu ihtimalde maluliyetin %60'a ulaştığı tarihin ayrıca tespiti gerekir.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2025/12728 E., 2025/17173 K. sayılı kararı, malulen emeklilik talebinin reddi sonrası maluliyet başlangıç tarihinin tespiti ve aylık başlangıç tarihinin düzeltilmesine ilişkindir. Davacı, 16.10.1999'da ilk kez sigortalı çalışmaya başlamış, 2005'te Fabry hastalığı teşhisi konulmuş, 27.08.2012'deki malulen emeklilik başvurusu kurumca reddedilmiştir. İlk Derece Mahkemesi 24.12.2015'te davanın kabulü ile 5510 sayılı Kanun'un 25. maddesi uyarınca dava tarihinden itibaren malulen emekliliğe hak kazanıldığının tespitine karar vermiştir. Daire, bu hükmü eksik araştırma nedeniyle bozmuş; bozma sonrası İlk Derece Mahkemesi 05.09.2012 tarihinden itibaren malulen emekliliğe hak kazanıldığının tespitine ve aylıkların yasal faiziyle ödenmesine karar vermiştir. Daire, 5510 sayılı Kanun m.27/b gereği yazılı istek tarihinin 27.08.2012, rapor tarihinin 05.09.2012 olduğunu, rapor tarihi esas alınarak takip eden ay başından aylığın bağlanması ve murisin 02.03.2025'te vefatı gözetilerek hüküm kurulması gerektiğini belirtmiştir. Bu hata yeniden yargılama gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hüküm düzeltilerek onanmıştır. Buna göre aylık başlangıcı, yazılı istek tarihinden değil, rapor tarihini takip eden ay başından hesaplanır.

Karar, maluliyet tespiti davalarında Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu ile Adli Tıp Kurumu arasındaki rapor çelişkilerinin giderilmesine ilişkin izlenecek usulü ve aylık başlangıç tarihinin hesaplanmasındaki hukuki yöntemi netleştirmesi bakımından emsal niteliği taşımaktadır.

Adli Tıp incelemesinin sonucu, talebin kabulünü de reddini de belirleyebilir. Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 2019/941 E., 2019/4537 K. sayılı kararında, YSK raporu ile Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu ve Adli Tıp Genel Kurulu raporlarında davacının çalışma gücünün en az %60'ını kaybetmediğinin ve malul sayılamayacağının tespit edildiği belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir. Aynı doğrultuda Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2024/12609 E., 2025/736 K. sayılı kararında, 28.09.2021 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 31612 sayılı Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde ATK 3. İhtisas ve İkinci Üst Kurulundan raporlar alınmış, davacının çalışma gücünün en az %60'ını kaybetmediği sabit görülerek davanın reddine karar verilmiştir. Daire, 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesindeki bozma sebeplerinin bulunmadığını belirterek temyiz itirazlarını reddetmiş ve kararı onamıştır. Çelişki giderilip tek bir oran tespit edildiğinde, bu oran üzerinden aylığa hak kazanılıp kazanılmadığı 5510 sayılı Kanun'un 25, 26 ve 28. maddeleri kapsamında değerlendirilir; maluliyet oranının doğru belirlenmediği gerekçesiyle İş Mahkemesinde malullük oranının tespiti davası açılabilir.

Aylık Başlangıcı, Kontrol Muayenesi ve Aylığın Kesilmesi Halleri

Malullük aylığının başlangıcı, maluliyetin tespit edildiği tarih ile Kuruma yapılan yazılı isteğin karşılaştırılmasına bağlıdır. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2025/12728 E., 2025/17173 K. sayılı kararında, 5510 sayılı Kanun m.27/b gereği aylığın başlangıç tarihi belirlenirken yazılı istek tarihinin değil, rapor tarihini takip eden ay başının esas alınması gerektiği gözetilmemiş; bu hata yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm düzeltilerek onanmıştır. Kurum, gerekli belgelerin ve incelemelerin tamamlandığı tarihten itibaren aylık bağlama işlemlerini en geç üç ay içinde sonuçlandırmalıdır; bu sürenin aşılması faiz sorumluluğu doğurur. Malul olduğuna karar verilen sigortalı, karar sonrasında kontrol muayenesine tabi tutulabilir. Kontrol muayenesi; soruşturma, karar gereği, aylık bağlananlarda malullük durumunda artış veya başka birinin sürekli bakımına muhtaçlık talebi ile ihbar ve şikâyet hallerinde istenir. Değerlendirme yine Kurum Sağlık Kurulunca yapılır ve sigortalının tebliğ yazısında belirtilen tarihten önce bağlı bulunulan kurum ünitesine müracaat etmesi gerekir. Malulen emekli edilip kontrol muayene tarihi bildirilmişse, süre dolmadan hastaneye sevk alınarak kontrol muayene raporu Kurum Sağlık Kuruluna gönderilmelidir; aksi halde aylık kesilir ve yeni karar oluşturuluncaya kadar aylık ile sağlık yardımı alınamaz.

Aylık Bağlama Oranı ve Hesaplama

Malullük aylığının tutarı, prim ödeme gün sayısı, maluliyet oranı ve prime esas kazançlar üzerinden hesaplanır; bu nedenle aylık kişiye özeldir ve statü (4/a, 4/b, 4/c), toplam prim günü, prime esas kazanç ile güncelleme unsurlarına göre değişir. 1800 gün prim bildirmiş iki sigortalının maaşı dahi aynı olmayabilir. Aylık, prim gün sayısı 9.000 günden az olanlar için 9.000 gün üzerinden hesaplanır; 4/a kapsamındakiler için 9.000 prim gün sayısı 7.200 gün olarak uygulanır. Başkasının sürekli bakımına muhtaç olanlarda aylık bağlama oranı 10 puan artırılır (5510 sayılı Kanun geçici m.27/1). Prim gün sayısı, prime esas kazanç ve statü, aylık tutarını belirleyen unsurlar olduğundan kesin tutar, ancak Kurumun dosya bazlı incelemesi sonunda ortaya çıkar. Çalışma gücü kaybı %60'ın altında kalıp %40 ve üzerinde olanlar için malullük aylığı değil, yaşlılık aylığı yolu açıktır. 5510 sayılı Kanun m.28/5 uyarınca özür oranı %50–%59 arasında olanlar en az 16 yıl sigortalılık ve 4320 gün, %40–%49 arasında olanlar ise en az 18 yıl sigortalılık ve 4680 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirmek şartıyla yaş şartı aranmaksızın yaşlılık aylığına hak kazanır. Bu iki hak da kontrol muayenesine tabi tutulabilir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 24.12.2025 tarihli, 2025/11654 E. ve 2025/17986 K. sayılı kararı, bu sınırları ve erken yaşlılık aylığı haklarının kontrol muayenesine bağlılığını şu şekilde ortaya koymuştur:

Kurum Sağlık Kurulunca çalışma gücündeki kayıp oranının, %50 ilâ %59 arasında olduğu anlaşılan sigortalılar, en az 16 yıldan beri sigortalı olmaları ve 4320 gün, %40 ilâ %49 arasında olduğu anlaşılan sigortalılar, en az 18 yıldan beri sigortalı olmaları ve 4680 gün, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olmak şartıyla ikinci fıkranın (a) bendindeki yaş şartları aranmaksızın yaşlılık aylığına hak kazanacakları ve bunların 94. madde hükümlerine göre kontrol muayenesine tâbi tutulabilecekleri belirlenmiş olup, davalı Kurumca davacıya %53 maluliyet oranı üzerinden 5510 sayılı Kanun'un 28. maddesi gereğince 01.08.2021 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığının bildirilmesi karşısında Mahkemece kararın hüküm kısmında kanuni ifadeler olmayan "malulen emeklilik" ve "sakatlık aylığı" ibarelerinden bahsedilmesi isabetsiz olup, davanın yasal dayanağına aykırılık teşkil etmiştir. (24.12.2025 tarihli karar) Buna göre %40–%59 arası kayıplarda bağlanan aylık, malullük aylığı olmayıp 5510 sayılı Kanun'un 28. maddesi kapsamındaki yaşlılık aylığıdır ve bu ayrım kararın hüküm kısmında da doğru biçimde gösterilmelidir. İşe girdiği tarihte malul kararı verilenlerden en az on beş yıldan beri sigortalı olup 3960 gün prim bildirilmiş olanlar ise 28. maddenin 4 üncü fıkrası uyarınca yaş şartı aranmaksızın yaşlılık aylığına hak kazanır.

Yeniden Çalışmanın Aylığa Etkisi

Malullük aylığı, sigortalının 5510 sayılı Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmaya başlaması ya da kontrol muayenesi sonucu malullük durumunun ortadan kalkması halinde kesilir; kesilme hali yurt içi ve yurt dışı çalışmaları kapsar. Malullen emekli olan kişi yeniden çalışmaya başlarsa aylık kesilir ve öncesinde Kuruma bildirimde bulunulmalıdır. Aylık ayrıca sigortalının ölümü halinde sona erer. Kontrol muayenesi sonucunda çalışma gücü kaybının %60'ın altına düştüğü tespit edilirse aylık durdurulur. Çalışma gücü kaybı %60'ın altına inen sigortalı, 5510 sayılı Kanun m.28/5 kapsamındaki süre ve prim şartlarını tamamlamışsa yaşlılık aylığına geçebilir; oran yeniden %60'a ulaşırsa malullük aylığı için tekrar başvurulabilir. Kontrol muayenesinde maluliyetin kalktığı saptanırsa aylık kesilir, gerekirse yersiz ödemeler faiziyle geri alınır. 5434 sayılı Kanun kapsamında bağlanan malullük (adi) aylığı bakımından ayrı kesilme halleri düzenlenmiştir. Bu kapsamda Türk Vatandaşlığından çıkarılan, Türk Vatandaşlığını bırakan veya yabancı memleket uyruğuna girenlerin (Türk Vatandaşlığını muhafaza edenler ile Sosyal Güvenlik Antlaşması yapılan ülkelerde o ülke vatandaşlığına girenler hariç) hakları düşer. Emekli aylığı alanların 4/1-c statüsündeki vazifelere atanmaları halinde aylıkları kesilir; 4/1-a ve 4/1-b statüsünde çalışmaya başlamaları halinde aylıkları kesilmez. Malullük aylığına hak kazanıldığı halde yeniden çalışmaya başlanması, aylığın kesilmesi yanında yersiz ödeme riskini de doğurur. Bu nedenle çalışmaya başlamadan önce Kuruma bildirimde bulunulması gerekir. Malullük aylığı bağlanan kişi, prim ödemeden genel sağlık güvencesinden yararlanır ve rehabilitasyon hizmetlerinden faydalanabilir. İş kazası veya meslek hastalığı kaynaklı meslekte kazanma gücü azalması bulunanlarda ise malullük aylığından ayrı olarak sürekli iş göremezlik geliri hakkı doğabilir. Maluliyeti reddedilen sigortalı, ret kararının tebliğinden itibaren 30 gün içinde Kuruma yazılı dilekçeyle itiraz ederek dosyanın bir kez de Yüksek Sağlık Kurulunda incelenmesini isteyebilir; idari itirazdan sonuç alınamazsa İş Mahkemesinde maluliyetin tespiti ve aylık bağlanması talepli dava açabilir. Kontrol muayenesi tarihi bildirilmişse, bu tarih beklenmeden hastaneye sevk alınarak elde edilecek kontrol muayene raporunun Kurum Sağlık Kuruluna ulaştırılması, aylığın kesilmesini önleyen tek yoldur. Aylık kesildiği veya talep reddedildiği takdirde, başvuru ve itiraz süreleri kaçırılmadan yazılı talebin ve raporların dosyada bulunduğundan emin olunmalıdır.

Yazar Görseli
Müellif

Av. Ali Haydar GÜLEÇ

Güleç Hukuk Bürosu'nda 9 yıldır yöneticilik ve avukatlık yapmaktadır.