Ayıplı Araç Satışında Tüketicinin Hakları

Ayıplı Araç Satışında Tüketicinin Hakları

Ayıplı araç satışında tüketicinin hakları, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri çerçevesinde belirlenir. İlanda belirtilen niteliklere aykırılık, gizlenen hasar kaydı, düşürülen kilometre, motor ve şanzıman arızaları ya da teslimden önce var olan kusurlar ayıplı mal kapsamına girer. Tüketici, ayıba karşı tekeffül hükümlerinden doğan seçimlik hakları arasından dilediğini seçebilir ve satıcı bu tercihi yerine getirmekle yükümlüdür. Bu yazıda ayıp kavramı, teslimden itibaren 6 aylık ayıp karinesi, bildirim ve zamanaşımı süreleri, garanti süresi içindeki onarım yükümlülüğü, bedel indiriminin hesaplanması, tüketici hakem heyeti ile tüketici mahkemesi arasındaki görev ayrımı ve dava şartı arabuluculuk ele alınmaktadır. Okuyucu, aracında ayıp tespit ettiğinde izleyeceği yolları ve bu süreçte koruması gereken delilleri öğrenir.

Ayıplı Araç Kavramı ve Ayıp Türleri

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.8 uyarınca ayıplı mal, tüketiciye teslimi anında taraflarca kararlaştırılmış örnek veya modele uygun olmaması ya da objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan maldır. Araç satışında ayıp, satılan araçta ortaya çıkan ve alıcının araçtan tümüyle veya gerektiği gibi yararlanmasını engelleyen eksiklik ve aksaklıklardır. TBK m.219 uyarınca satıcı, bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmamasından ve kullanım amacı bakımından değerini ve beklenen faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıplardan, bunların varlığını bilmese bile sorumludur. Satıcının ayıbı bilmemesi sorumluluğu ortadan kaldırmaz.

Maddi, Hukuki ve Ekonomik Ayıp

Maddi ayıp, aracın kararlaştırılan modele uygun olmaması veya sahip olması gereken özellikleri taşımaması hâlidir; sıfır araçların fabrika boyası dışında yeniden boyanıp bunun alıcıdan gizlenmesi bu türe örnektir. Motor ve şanzıman arızaları, elektronik aksam kusurları, su kaçağı gibi kullanım değerini düşüren teknik eksiklikler de maddi ayıp kapsamındadır. Hukuki ayıp, araç üzerinde hukuken bir kısıtlama bulunmasıdır; haciz, yakalama veya rehin gibi kayıtlar sıfır araçlarda pek görülmez, ancak ikinci el satışlarda aracın çalıntı çıkması veya şase numarası üzerinde oynama bulunması hukuki ayıp oluşturur. Ekonomik ayıp ise alıcının araçtan beklediği yararlanmayı azaltan ve aracın ekonomik değerini düşüren ayıplardır; gizlenen ağır hasar (tramer) kaydı, boyalı veya değişen parça, düşürülmüş kilometre, pert kaydı bu grupta değerlendirilir. İlanda "boyasız", "hatasız", "ilk sahibinden" gibi vaatler satıcıyı bağlar; bu niteliklere aykırılık başlı başına ayıp sayılır.

Satışa konu araç hukuki ayıplıdır. Satıcı ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.

Satıcının ayıplı devretmekteki kusuru, tekeffül borcunun doğması için aranmaz; TBK m.219 sorumluluğu kusursuz sorumluluk olarak düzenler.

Açık Ayıp ve Gizli Ayıp Ayrımı

Açık ayıp, teslimden sonra uzman yardımı olmaksızın yapılan basit muayenede tespit edilen ayıptır; çatlak cam, patlak lastik, görünür gövde hasarı bu türe girer. Gizli ayıp ise basit kontrol ve muayene ile ortaya çıkmayıp aracın kullanılmaya başlanmasından sonra beliren ayıptır. Uygulamada sıfır araçlarda görülen ayıpların çoğu gizli ayıptır; motor içi arızalar, şanzıman kusurları ve teslimden önce var olan ancak kullanımla ortaya çıkan teknik eksiklikler bu grupta değerlendirilir.

Gizli ayıplar ise basit bir kontrol ve muayene ile ortaya çıkmayıp kullanılmaya başlanmasından sonra ortaya çıkan ayıplardır.

Durumun gerekli kıldığı, muayene ile anlaşılamayan ayıplar gizli ayıptır.

TBK m.223 uyarınca alıcı açık ayıbı uygun süre içinde, gizli ayıbı ise ortaya çıkmasının ardından derhal satıcıya bildirmelidir. Sürelere uyulmazsa alıcı aracı ayıplarıyla kabul etmiş sayılır ve ayıptan doğan haklarını kaybeder. Arızanın giderilememesi ve aracın yolda kalması, gizli ayıbın varlığını gösterir. Gizli ayıbın satıştan sonra oluştuğuna ilişkin delil bulunmadıkça, aracın satılırken gizli ayıplı olarak satıldığı kabul edilir.

Servis kayıtlarının incelenmesinde; servis tarafından bir kısım hizmetler verilmiş ise de esas itibariyle arızanın giderilemediği ve en son 18/03/2015 tarihinde aracın yeniden arızalanarak yolda kaldığı, bu durumun ARAÇTA GİZLİ AYIP BULUNDUĞUNU GÖSTERDİĞİ, tespit raporunun 19/03/2015 tarihli olup davacı tarafından 23/03/2015 tarihinde davalıya ihtar çekildiği, bu itibarla süresinde ve usulüne uygun bir şekilde ayıp ihbarında bulunulduğu, 0 km araçta bu kadar kısa sürede bu denli arıza çıkmasının normal olmadığı…

Buna göre arızanın tekrar etmesi ve aracın yolda kalması gizli ayıbın varlığını gösterir; ihbarın ispat yükü alıcıdadır ve noter ihtarnamesi veya iadeli taahhütlü mektup ispat kolaylığı sağlar.

Önemli ve Önemsiz Ayıp Ölçütü

Alıcı, aracı ayıptan dolayı satın almayacaksa veya daha ucuza satın alabilecekse ayıp önemli sayılır. Kolayca fark edilen veya düşük masrafla giderilebilen ayıplar önemsizdir. Önemsiz ayıpta dahi tüketici ayıp oranında bedel indirimi veya ücretsiz onarım hakkını kullanabilir; bu iki hak, ayıbın ağırlığından bağımsız olarak tanınmıştır. Aracın değerini ve beklenen faydayı önemli ölçüde azaltan motor bloğu değişimi gerektiren arızalar, direksiyon sisteminin kilitlenmesine yol açan kusurlar veya aracın kullanım emniyetini tehlikeye sokan ayıplar önemli ayıp kapsamındadır. Aracın orijinalliğini kaybetmesine neden olan çok sayıda parça değişimi, tüketicinin araca duyduğu güvenin sarsılması sonucunu doğurur ve aracın kullanılamaz hâle gelmese bile değişim talebine dayanak oluşturur. Alıcının satıştan önce kayıt inceleme veya ekspertiz yaptırma yükümlülüğü yoktur; satıcı, ayıbı bildirdiğini veya alıcının ayıbı bildiğini iddia ediyorsa bunu ispatla yükümlüdür.

Satıcının Ayıba karşı Tekeffül Sorumluluğu ve İspat Yükü

Ayıplı araç satışında satıcının sorumluluğu, TBK m.219 uyarınca kusur aranmaksızın doğar; satıcı bildirdiği niteliklerin araçta bulunmamasından ve aracın kullanım amacı bakımından değerini azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıplardan, bunların varlığını bilmese bile sorumludur. Tüketici işlemlerinde ise 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.10, bu sorumluluğun ispat yükünü belirli bir süre için satıcıya yükler.

Teslimden İtibaren Altı Aylık Ayıp Karinesi

Araçta teslim tarihinden itibaren altı ay içinde ortaya çıkan ayıpların teslim tarihinde var olduğu kabul edilir (TKHK m.10). Bu karinenin sonucu, ispat yükünün yer değiştirmesidir: aracın ayıplı olmadığını ispat yükü satıcıya aittir. Satıcı, ayıbın teslimden sonra alıcının kullanımından doğduğunu veya aracın ayıpsız olduğunu ispatlamadıkça sorumluluktan kurtulamaz.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2017/27997 E., 2017/7963 K. sayılı kararı ile Hukuk Genel Kurulunun 29.03.2017 tarihli, 2017/13-664 E., 2017/573 K. sayılı kararı bu karineyi aynı yönde uygular. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 20.01.2021 tarihli, 2019/2366 E., 2021/72 K. sayılı kararı da karinenin somut olaya uygulanmasına ilişkindir. Bu kararlar doğrultusunda, teslimden itibaren altı ay içinde ortaya çıkan ayıp bakımından alıcıdan ayrıca ayıbın teslimde mevcut olduğunu ispatlaması beklenmez.

6502 sayılı Kanun'un 10/1.maddesi uyarınca 6 AY İÇİNDE MEYDANA GELEN AYIPLARIN TESLİM ANINDA VAR OLDUĞU KABUL EDİLİR. Bu durumda ispat yükü üzerinde bulunan davalı aksini ispat edememiş, 6 aylık süre içinde ayıbı davalıya bildiren davacı ise sözleşmeden dönerek bedel iadesine yönelik seçim hakkını kullanmıştır. Dava konusu araç, satış tarihi itibariyle ayıplı mal niteliğindedir. Bu nedenle, mahkemece, 6502 sayılı Kanunun 11.maddesi uyarınca davacının seçimlik haklarından bedel iadesi yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Karar, altı aylık süre içinde ortaya çıkan ayıpta ispat yükünün satıcıda olduğunu ve satıcının aksini ispatlayamadığı hâlde aracın satış tarihi itibarıyla ayıplı mal sayıldığını gösterir.

Karinenin uygulanması, malın veya ayıbın niteliğiyle bağdaşmadığı hâllerde sınırlanır (TKHK m.10/3). Araçta altı ay içinde ortaya çıkan bir arızanın niteliği, teslim anında mevcut olduğu varsayımıyla bağdaşmıyorsa karine uygulanmaz ve ispat yükü genel kurallara döner. Altı aylık süre geçtikten sonra da tüketicinin hakkı sona ermez; yalnızca ispat yükü genel kurala döner ve ayıbın teslimde var olduğunu alıcı ispatlamak durumunda kalır. TBK m.222/1 uyarınca satıştan önce alıcının fark edip kabul ettiği veya satıcının alıcıya bildirdiği ayıplar bakımından satıcının sorumluluğu doğmaz; aracın piyasa değerinin altında satılması ise tek başına ayıbın alıcıca bilindiğini göstermez.

İhbar Yükümlülüğü ve İspat

Ayıp ihbarı, alıcının seçimlik haklarını kullanabilmesi için yapması gereken bildirimdir. TBK m.223 uyarınca alıcı, açık ayıbı uygun süre içinde, gizli ayıbı ortaya çıkmasının ardından derhal satıcıya bildirmekle yükümlüdür. Sürelere uyulmazsa alıcı aracı ayıplarıyla kabul etmiş sayılır ve ayıptan doğan haklarını kaybeder.

Alıcı, teslim aldığı malı işlerin olağan akışına göre, imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp gördüğü zaman bunu satıcıya derhal (uygun süre içinde) ihbar etmekle yükümlüdür. Bunu ihmal ettiği takdirde, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirme ile meydana çıkarılamayacak bir ayıp bulunması halinde, bu ayıp sonradan meydana çıkarsa, bu durumu da hemen satıcıya bildirmediği takdirde yine satılanı bu ayıp ile birlikte kabul etmiş sayılır. O halde, gizli ayıpların, dava zamanaşımı süresi içinde ve ayıp ortaya çıktıktan sonra derhal (dürüstlük kuralına uygun olan en kısa sürede), ihbar edilmesi gerekmektedir. 818 sayılı TBK.'nun 198. maddesinde (6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 223. maddesi) öngörülen süre içinde ihbar edilmeyen ayıplar için dava açılamaz.

Buna göre gizli ayıp, ortaya çıktıktan sonra dürüstlük kuralına uygun en kısa sürede ve her hâlde zamanaşımı süresi içinde ihbar edilmelidir; süresinde ihbar edilmeyen ayıp için dava açılamaz.

İhbarın yapıldığını ispat yükü alıcıdadır. Bu nedenle aracın servise götürülmesi ve servis kaydı oluşturulması, ihtarname çekilmesi veya iadeli taahhütlü mektup gönderilmesi ispat kolaylığı sağlar. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2022/1353 E. sayılı kararında, aracın birden fazla kez servise götürülmesi ihbar olarak değerlendirilmiş ve aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile araçtaki ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğu, araçtaki ayıp nedeni ile birden fazla kez aracın servise götürüldüğü halde sorunun giderilemediği, ARACIN SERVİSE GÖTÜRÜLMESİNİN İHBAR OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ GEREKTİĞİ, bilirkişi raporu ile de ayıbın ve araçtan beklenilen yararın sağlanamadığının sabit olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne davacıya ait aracın davalıya iade edilmek koşulu ile ayıpsız misli ile değiştirilmesine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, kaldırılan hükmün yerine, davanın kabulü ile, davaya konu 2019 model aracın üzerindeki takyidatlarından ari olarak davalıya iadesi ile tüm masrafları davalıya ait olmak üzere aracın ayıpsız (0 km) misli ile değiştirilmesine karar verilmiştir. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 Sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA…

Karar, salt ürünün servise verilmesinin ücretsiz onarım hakkının kullanıldığı anlamına gelmediğini ve servis kaydının ihbar yerine geçtiğini gösterir; servisin tüketicinin talebi olmaksızın onarım yapması bedel iadesi seçimlik hakkını ortadan kaldırmaz (Ankara BAM 3.Hd. 28.02.2019 T. 2018/1397 E. 2019/361 K.; Ankara BAM 3.Hd. 14.02.2019 T. 2018/1334 E. 2019/278 K.). Aracın satıcı tarafından kusursuz denilerek satılması, ayıbın alıcıdan gizlendiğini gösteren olgular arasındadır.

Satıcının ayıbı ağır kusuru veya hilesiyle gizlediği hâllerde ihbar sürelerine uyulmasa dahi alıcı kanundan doğan haklarını kullanabilir; ağır kusurlu satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz (TBK m.225).

Tüketicinin Seçimlik Hakları ve Müteselsil Sorumluluk

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.11 uyarınca tüketici, ayıplı araç karşısında sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedel indirimi, ücretsiz onarım ve ayıpsız misli ile değiştirme haklarından birini kullanır; satıcı, tercih edilen talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Seçim tüketiciye aittir ve satıcı bu tercihi kendi değerlendirmesiyle başka bir hakla değiştiremez (TKHK m.11/1). Aynı yapı TBK m.227'de adi satış için öngörülmüştür; alıcı, satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönebilir, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteyebilir, aşırı masraf gerektirmediği takdirde tüm masrafları satıcıya ait olmak üzere ücretsiz onarım isteyebilir ve imkân varsa satılanın ayıpsız benzeriyle değiştirilmesini talep edebilir.

Ücretsiz onarım ve ayıpsız misli ile değişim hakları üretici veya ithalatçıya karşı da kullanılabilir; bu iki hakkın yerine getirilmesinde satıcı, üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur (TKHK m.11/2). Sözleşmeden dönme ve bedel indirimi ise yalnızca satıcıya karşı ileri sürülür. Tüketici, üretici veya ithalatçıya bir ödeme yapmadığı için sözleşmeden dönerek satıcıya ödediği bedeli üretici veya ithalatçıdan geri isteyemez.

6502 Sayılı Tüketici Yasası'nın 11.maddesinin gerekçesi bu hususa açıklık getirmektedir. Gerekçenin 6. paragrafında 'Sözleşmeye aykırılıktan, sözleşme tarafı olarak öncelikle satıcının sorumlu olması esastır. Ancak, tüketici satıcının ortadan kaybolduğu durumlar da dâhil olmak üzere, ayıpsız misli ile değiştirme veya ücretsiz onarınm haklarını üreticiye veya İthalatçıya karşı da kullanabilir. Üretici veya ithalatçı ile tüketici arasında bir sözleşme ilişkisi bulunmamaktadır. Tüketici, üreticiye veya ithalatçıya karşı bir ödeme yapmadığı için sözleşmeden dönme hakkını kullanarak satıcıya ödemiş olduğu parayı üretici veya ithalatçıdan geri alması veya bedel indirimi hakkını kullanması mümkün değildir. Tüketici bu haklarını ancak satıcıya karşı kullanabilir. Buna karşılık ücretsiz onarım ve ayıpsız misli ile değiştirmenin üreticiden veya ithalatçıdan istenmesi anlamlıdır. Zira elinde yeni mal bulunan veya o malı gereği gibi onaracak olan üretici veya ithalatçıdır. Dolayısıyla bu hallerde, sözleşmelerin nisbiliği ilkesini aşarak tüketicinin doğrudan üreticiye veya ithalatçıya gidebilmesi kabul edilmiştir.' açıklaması yapılmıştır. Buna göre yöneltilecek seçimlik hakkın türü, müteselsil sorumlu tarafları belirler: bedel iadesi ve indirim talebi satıcıya, onarım ve değişim talebi satıcı, üretici veya ithalatçıya yöneltilir.

Sözleşmeden Dönme ve Bedel İadesi

Sözleşmeden dönme, tüketicinin aracın iadesi karşılığında ödediği bedeli geri istemesidir. Dönme hâlinde taraflar edimlerini iade eder ve yükümlülüklerini aynı anda yerine getirir; satıcı bedeli, tüketici aracı aynı anda teslim eder. Aracın tüketici kullanımında kaldığı sürece bedele faiz işlemez. Ayıp aracı kullanılamaz hâle getirmişse veya tüketici aracı bayiye ya da servise teslim etmişse bu tarihten itibaren faiz istenebilir. TBK m.227 uyarınca alıcı, sözleşmeden dönmesi hâlinde yapmadığı masraf ve giderlerin tazminini genel hükümlere göre satıcıdan isteyebilir. Aracın satıştan sonra ortaya çıkan arızası nedeniyle yapılan çekici, ekspertiz veya kullanamama giderleri bu talebe dayanak olur. Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2008/9676 E., 2009/6001 K. sayılı kararı, satıcının kusursuzluğunu ispatlamadıkça zarardan sorumlu olduğunu belirtmiştir.

Davacı, davalıdan aldığı aracın ayıplı olması nedeniyle, sözleşmeden döndüğünü bu konuda açtığı davanın lehine sonuçlandığını, ayıplı aracı kullanmadığı için araç kiralamak zorunda kaldığını belirterek uğradığı zarar karşılığının reeskont faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı hiçbir kusuru olmadığını kanıtlamadıkça oluşan davacı zararından sorumludur. Davalılar, toplanan delillerle kusurlu olmadıklarını kanıtlayamadıklarından tüketicinin ihtiyacını karşılamak için araç kiralamak zorunda kalmasından doğan zararı da karşılamakla yükümlüdür. Bu bağlamda davacı aracın ayıplı olması ve kullanamaması nedeniyle uğradığı zararı isteyebilir. Mahkemece, öncelikle davacıdan araç yoksunluğu nedeniyle yapmak zorunda kaldığı masraflara ilişkin delilleri sorulup, toplanarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekir. Karar, aracı ayıplı olduğu için kullanamayan tüketicinin araç kiralama zararını satıcıdan isteyebileceğini, satıcının kusursuzluğunu ispatlamadıkça bu zarardan sorumlu olduğunu gösterir. Arızanın devam etmesi hâlinde, garanti kapsamında onarım hakkı kullanılmış olsa bile bedel iadesi istenebilir (Yargıtay 13.Hd. 01.03.2016 T. 2015/3271 E. 2016/6288 K.). Arızanın devam etmesi halinde garanti kapsamında onarım hakkı kullanılmış olsa bile bedel iadesi veya değişim seçimlik hakkının kullanılabileceğine dair karar.

Ayıpsız Misli ile Değişim

Değişim talebinde, imkân varsa aracın aynı marka, model ve donanımdaki ayıpsızı verilir. Aracın mevcut olmaması hâlinde satıcı, üretici veya ithalatçı aracın değerini ödemekle yükümlüdür. Tüketici, değişim talebiyle dava açtıktan sonra da aracı kullanabilir; ayıpsız yeni araç teslim edilinceye kadar elindeki aracı iade yükümlülüğü altında değildir. Tüketicinin dava açana kadar hatta dava açtıktan sonra aracı kullanması satıcıyı ve onunla birlikte sorumlu olanları yasal sorumluluktan kurtarmaz. Tüketici sözleşmeyi ayakta tutarak malın yenisi ile değiştirilmesini istediğine göre malın yenisi gelene kadar elindekini iade yükümlülüğünde de değildir. Karar, değişim talebinde aracın kullanılmaya devam edilmesinin satıcının sorumluluğunu etkilemediğini ve iade yükümlülüğünün yeni aracın teslimine ertelendiğini gösterir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesinin 2019/2267 E., 2022/902 K. sayılı kararı, sıfır alınan araçta direksiyon kilitlenmesi ve yolda kalma nedeniyle ayıpsız misli ile değişime hükmedilen uyuşmazlığa ilişkindir; karar Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2022/5138 E., 2022/6501 K. sayılı ilamıyla onanmıştır. Dava konusu aracın 06.08.2017 tarihinde 152.078,60 TL bedelle davacı tarafından sıfır (0) km olarak satın alındığı, davalı H.. Otomotiv'in aracın satıcısı, diğer davalı şirketin ise aracın üretisici/ithalatçısı olduğu anlaşılmaktadır. Somut olay ele alındığında; Dava konusu aracın sıfır kilometre olarak satın alınmasını mütekaip, 1 - 1,5 yıllık süre içerisinde değişik tarihlerde benzer şikayetlerle servise götürülmüş olduğu, bazılarında yolda kalarak çekici marifetiyle servise götürelebildiği, son olarak 'direksiyon dişli kutusu, yürüy aksam ölçümü, hidrolik direksiyon sökülmesi ve takılması, çekici ücreti' olarak 26.600,27 TL tahsilat yapıldığı, araçta yapılan direksiyon dişli kutusunun değiştirilmesi işleminin araçta beklenen faydayı azaltarak, davacı tüketicinin araca olan güveninin azalmasına yol açtığı, alınan bu miktar araç bedeli olan 152.078,60 TL ile oranlandığında azımsanamayacak bir oranın ortaya çıkacağı, davacının onarım bedeline ilişkin tahsilat yaparken 'ihtirazi kayıt' düştüğü, bu hususlar birlikte ele alındığında TKHK'nun 11/3 maddesinde hüküm altına alınan 'misli ile değişim' seçimlik hakkın kullanımının yasal şartlarının oluştuğu, bu halde davacıdan tahsil edilen onarım bedelinin davalılar tacir oldukları gözetilerek avans faizi ile hüküm altına alınması gerektiği anlaşılmaktadır. Davacı istinaf talebinde haklıdır. Bu itibarla; davalıların istinaf taleplerinin reddine, davacının istinaf talebinin kabulü ile HMK m.353/1-b-2 gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu aracın seçimlik haklar kullanılmasına rağmen üretimden kaynaklı gizli ayıp mevcudiyeti ve tekrarı nedeniyle misli ile değişim talebinin kabulüne… Karar, onarım bedelinin araç bedeliyle oranlandığında azımsanamayacak düzeye ulaşması ve tüketicinin araca duyduğu güvenin sarsılmasının değişim şartını oluşturduğunu gösterir. Arızaların giderilmesi için aracın birçok parçasının değişmesi ve aracın orijinalliğini kaybetmesi de aynı sonucu doğurur; tüketici, değer düşüklüğüne ilişkin zararı giderilerek de olsa aracı kullanmaya zorlanamaz. Tüketicinin dava açana kadar hatta dava açtıktan sonra aracı kullanması satıcıyı ve onunla birlikte sorumlu olanları yasal sorumluluktan kurtarmaz. Tüketici sözleşmeyi ayakta tutarak malın yenisi ile değiştirilmesini istediğine göre malın yenisi gelene kadar elindekini iade yükümlülüğünde de değildir. Satıcı/ithalatçı firma yetkili servisine yapılan başvuru üzerine, tüketicinin tercihine göre, sorunun çözümlenmesi ile yükümlüdür. Somut olayda arızaların giderilmesi amacıyla aracın bir çok parçası değiştirilip, böylece aracın orijinal halini kaybettiği gibi, tüketicinin araca duyduğu güvenin sarsılması nedeniyle araçtan beklediği yararı sağlayamadığı, daha baştan değişiklik talebi ilet

Süreler, Zamanaşımı ve Ağır Kusur–hile İstisnası

Ayıplı maldan sorumluluk, ayıp sonradan ortaya çıksa bile teslim tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir (TKHK m.10). Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 11.10.2010 tarihli, 2010/1116 E., 2010/12853 K. sayılı kararı, servisin tüketiciyi sonuç alınamayan tamirlerle oyalaması ve arızanın belli periyotlarla tekrarlaması karşısında zamanaşımı def'inin dinlenemeyeceğini belirtmiştir. Bu iki yıllık sürenin geçmesi, ayıplı araçtan doğan hakların tamamen sona erdiği anlamına gelmez; süre yalnızca zamanaşımı def'inin ileri sürülmesine dayanak oluşturur ve satıcı bu def'i ileri sürmediği takdirde talep incelenir. Alıcının devirden itibaren iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def'i hakkı, sürenin geçmesiyle ortadan kalkmaz.

İkinci el satışlarda satıcının sorumluluğu bir yıldan az olamaz (TKHK m.10/3). Tarafların sözleşmeyle bu asgari süreyi kısaltması geçersizdir; süre yalnızca tüketici lehine uzatılabilir.

İki Yıllık Zamanaşımı ve İkinci El Satışta Asgari Sorumluluk

Satıcı, ayıplı devretmekte ağır kusurluysa veya ayıp ağır kusur ya da hile ile gizlenmişse iki yıllık zamanaşımından yararlanamaz. Bu durumda garanti süresinin sona ermesi tüketici açısından engel oluşturmaz; satıcı, ayıbın süresinde bildirilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz (TBK m.225).

Satım konusu mal bir deniz motorudur. Şayet teslim alındığı tarihte yapılan çalıştırma ile motordaki arıza anlaşılamıyor ve ancak uzun süreli bir çalışma sonucunda arıza meydana çıkabiliyorsa o takdirde bu ayıba gizli ayıp denir.

Karar, teslim anında yapılan basit muayeneyle anlaşılamayan, ancak uzun süreli kullanımla ortaya çıkan arızaları gizli ayıp sayar; gizli ayıpta zamanaşımı süresi ayıbın ortaya çıktığı andan değil, teslim tarihinden itibaren işlemeye başlar.

Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 13.10.2015 tarihli, 2015/8094 E., 2015/12630 K. sayılı kararı, sıfır kilometre araçta satıcının ağır kusurunun sonuçlarını düzenler:

Aracın, satıcı tarafından sağ yan, tavan kenar direği ön kısmının değişim yapılarak, yeni araç şeklinde satımının yapılması TBK 225. maddede düzenlenen 'satıcının ağır kusuru' nun sonuçlarını doğurur. Aynı maddede, 'ağır kusuru olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek, sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz. Satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hüküm geçerlidir.' denilmiştir. Ağır kusur (iğfal) halinde alıcı, ticari satımdaki ayıp ihbar sürelerine uyulmaksızın, kanundan doğan haklarını kullanabilir.

Karara göre satıcılığı meslek edinen galeri ve bayiler, bilmeleri gereken ayıplar bakımından da ağır kusurlu sayılır; bu durumda alıcı, ihbar sürelerine uymasa dahi kanundan doğan seçimlik haklarını kullanabilir. Ağır kusurun ispatı, ilan ekran görüntüleri, servis ve hasar kayıtları ile yazışmalarla ortaya konur.

Azami Tamir Süresi ve İkame Araç

Ücretsiz onarım hakkında garanti belgesiyle satış zorunludur; ancak garanti belgesi verilmemiş tüketici de Kanun ve Yönetmelik'teki haklarını kullanabilir. Garanti süresi içinde araç tekrar arızalanırsa tüketici bedel iadesi, ayıp oranında bedel indirimi veya imkân varsa ayıpsız misli ile değişim talep edebilir. Azami tamir süresi binek otomobil ve kamyonetler için 30 iş günü, motosiklet ve bisikletler için 20 iş günüdür.

Satış Sonrası Hizmetler Yönetmeliği'nin 14/4. maddesine göre arıza, teslimden itibaren on iş günü içinde giderilemezse üretici veya ithalatçı, tamir tamamlanıncaya kadar benzer özellikli bir malı tüketiciye tahsis etmelidir. Bu yükümlülük yerine getirilmezse tüketici benzer araç kiralayıp faturayla üretici veya ithalatçıdan talepte bulunabilir.

Davacı, davalıdan aldığı aracın ayıplı olması nedeniyle, sözleşmeden döndüğünü bu konuda açtığı davanın lehine sonuçlandığını, ayıplı aracı kullanmadığı için araç kiralamak zorunda kaldığını belirterek uğradığı zarar karşılığının reeskont faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı hiçbir kusuru olmadığını kanıtlamadıkça oluşan davacı zararından sorumludur. Davalılar, toplanan delillerle kusurlu olmadıklarını kanıtlayamadıklarından tüketicinin ihtiyacını karşılamak için araç kiralamak zorunda kalmasından doğan zararı da karşılamakla yükümlüdür. Bu bağlamda davacı aracın ayıplı olması ve kullanamaması nedeniyle uğradığı zararı isteyebilir.

Karar, aracın ayıplı olması nedeniyle kullanamayan tüketicinin araç kiralama zararını satıcıdan isteyebileceğini ve satıcının kusursuzluğunu ispatlamadıkça bu zarardan sorumlu olduğunu gösterir; zararın talep edilebilmesi için kiralama masrafının fatura veya benzeri delillerle ortaya konması gerekir.

Başvuru Yolları, Görevli Merci ve Dava Şartı Arabuluculuk

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.73/1 uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğan uyuşmazlıklarda tüketici mahkemeleri görevlidir. Görev, tüketici hakem heyetinin parasal sınırı aşılarak belirlenir; sınır hesabında asıl alacakla birlikte faiz ve diğer feriler de dikkate alınır. Görev kuralları kamu düzenine ilişkindir; taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir.

Eldeki davada davacı, ayıplı satış gerekçesi ile satış bedelini talep etmiştir. Davalının dosyadaki delillere ve beyanına göre araç alım satımını mesleki amaçla yapan galerici sıfatını taşıdığını, davacının ise mevcut alım satımda tüketici sıfatını haiz bulunduğu; bu haliyle taraflar arasındaki ihtilafın çözüm yerinin genel mahkeme değil Tüketici Mahkemesi'nin olması gerektiği halde bu hususa dikkat edilmeksizin mevcut şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir.

Satıcının galeri veya ticari işletme olması hâlinde tüketici mahkemesi görevlidir; aracın ikinci el olması ve ruhsatta "yük nakli-hususi" yazması tek başına tüketici işlemi niteliğini kaldırmaz, alıcının ticari veya mesleki amaçla hareket etmemesi esastır.

Davacının yerleşim yerinin Ordu ili olduğu, halen oturduğu yer mahkemesinde dava açtığı anlaşılmaktadır. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73 md./5.bent hükmüne göre tüketici, yerleşim yeri mahkemesinde de dava açma imkanına sahiptir. Bu nedenle, mahkemece işin esasına girilerek hüküm kurulması gerekirken aksine düşüncelerle yazılı şekilde yetkisizlik kararı verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.

Bu yetki hükmü yalnızca tüketici lehinedir; tüketici davasını kendi yerleşim yerinde açabileceği gibi satıcının yerleşim yerinde de açabilir. Satıcı veya sağlayıcı bu hükme dayanarak tüketiciyi kendi yerleşim yerine çekemez.

Tüketici Hakem Heyeti ve Parasal Sınır

Tüketici uyuşmazlığında izlenecek yol, başvuru tarihindeki güncel parasal sınıra göre belirlenir. Ticaret Bakanlığının 2026 yılı için açıkladığı parasal sınır gereğince değeri 186.000 TL'nin altındaki tüketici uyuşmazlıklarında il veya ilçe tüketici hakem heyetine başvuru zorunludur; 186.000 TL ve üzerindeki uyuşmazlıklar hakem heyetinde karara bağlanamaz ve doğrudan tüketici mahkemesinde dava açılır.

Tüketici hakem heyetine başvuru harçsızdır ve e-Devlet üzerinden yapılabilir. Başvuruda uyuşmazlığın konusu, talebin hukuki dayanağı ve deliller açıkça gösterilir; ayıplı araç uyuşmazlığında aracın mevcut hâli, servis ve hasar kayıtları ile yazışmalar başvuruya eklenir.

Hakem heyeti kararı tarafları bağlar ve ilamların yerine getirilmesine ilişkin hükümler çerçevesinde icraya konulabilir. Karara itiraz süresi iki haftadır; 7499 sayılı Kanunun geçiş hükmüne göre bu süre 1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen kararlar için uygulanır. İtiraz, kararın icrasını kendiliğinden durdurmaz; tüketici mahkemesinden tedbiren durdurma istenebilir. Altı aylık ayıp karinesi (TKHK m.10) ve ispat yükü, hakem heyeti aşamasında da satıcının aleyhine işler; satıcı, aracın ayıplı olmadığını heyet önünde de ispat etmek durumundadır.

Tüketici Mahkemesi ve Yetki

Hakem heyetinin sınırının üzerindeki uyuşmazlıklarda tüketici mahkemesinde dava açılır (TKHK m.73/1). Tüketici, davasını kendi yerleşim yerindeki tüketici mahkemesinde açability gibi, 6502 sayılı Kanun m.73/5 uyarınca yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesinde de açabilir. Bu hüküm münhasıran tüketici lehine bir özel yetki kuralıdır.

Tüketiciyle imzalanan satış sözleşmesindeki "yetkili mahkeme" şartı geçersizdir; zira HMK m.17/1 uyarınca gerçek kişiler yetki sözleşmesi yapamaz. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, satıcının sözleşmeye koyduğu yetkili mahkeme kaydına dayanarak yetki itirazında bulunamayacağını; tüketicinin kendi yerleşim yerinde dava açabileceğini belirtmiştir. Başka ilden araç alınmış olması tüketicinin bu seçimlik hakkını ortadan kaldırmaz.

Hakem heyetinin zorunlu görev alanına giren uyuşmazlıklar ile hakem heyeti kararlarına itiraz, dava şartı arabuluculuk kapsamına girmez. Bunun dışında, 6502 sayılı Kanun m.73/A'da öngörülen istisnalar saklı kalmak üzere, hakem heyetinin sınırını aşan ve tüketici mahkemesinde görülecek uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır (6325 sayılı Kanun ek m.1). Arabuluculukta anlaşmaya varılamazsa dava şartı yerine getirilmiş sayılır ve dava açılabilir; anlaşmaya varılırsa belge icra edilebilirlik şerhiyle ilam niteliği taşır.

Delil Tespiti ve İspat Araçları

Başvuru hangi mercie yapılırsa yapılsın, araç onarılmadan önce mevcut durumun kayıt altına alınması gerekir. Arıza kodu, servis kaydı, fotoğraf, video, ekspertiz raporu ve gerekirse mahkeme delil tespiti ile araç ayıbın tespit edildiği hâliyle korunur; aksi hâlde ayıbın teslimde var olup olmadığı ve onarımın kapsamı konusunda ispat güçleşir. Mahkemede aracın mevcut hâlinin delil tespitiyle kayda geçirilmesi ve değer kaybının bilirkişiyle hesaplanması davanın esasını oluşturur.

Tüketici, aracın değerinin bilirkişi raporuyla; örneğin 100.000 TL'ye alınan araçta ayıplı değer 90.000 TL, ayıpsız değer 105.000 TL ise bedel indiriminin 100.000 – (100.000/105.000 x 90.000) = 14.285 TL olarak nispi metotla hesaplanmasını isteyebilir. Ayıpsız değer satım bedeliyle aynı belirlenirse (100.000 TL) indirim 100.000 – 90.000 = 10.000 TL'dir.

Dosyaya sunulacak belgeler şunlardır:

  • Noter satış sözleşmesi, fatura ve ödeme dekontları.
  • Bağımsız ekspertiz raporu ile ekspertiz raporuna ait QR sorgu çıktısı.
  • TRAMER hasar sorgusu ve sigorta kayıtları.
  • Servis iş emirleri, arıza kodları ve çekici kayıtları.
  • İlan ekran görüntüsü, URL ve ilanın tarihi.
  • WhatsApp veya e-posta yazışmaları, satıcıdan gelen mesajlar.
  • Satıcıya çekilen noter ihtarnamesi veya iadeli taahhütlü mektup.

Satıcının satış öncesi aracın ağır hasarlı olduğunu bildirdiğini ispat yükü satıcıdadır.

Dosya kapsamından, dava konusu aracın oto pazarından alınmış olduğu anlaşılmıştır. Taraflarca dava konusu araca ait herhangi bir satış ilanından bahsedilmemiş, dosyaya da buna dair herhangi bir delil sunulmamıştır. Bu durumda davalı taraf, satış öncesinde davacıyı aracın ağır hasarlı olduğu konusunda bilgilendirdiğini veya davacının bu hususu bildiğini ispatlayamamıştır. Mahkemece HDI sigortaya müzekkere yazılarak dava konusu ayıplı aracın hasar kayıtları, kasko belgeleri ve tramer kayıtları istenmiş, cevaben; araçta 15.07.2013 tarihli ağır hasar toplamının 10.857,58 TL olduğu, sigortalı araçta yapılan inceleme sonucu aracın ön tampon, ön kaput, sağ ön çamurluk, ön cam, sağ ön kapı, sağ ön direk, sağ arka çamurluk kısımlarından hasarlı olduğu tespit edilmiş ve hasarın tutanakta belirtilen çarpışma sonucu oluşabileceği kanaatinde oldukları bildirilmiştir. Satışa konu araç hukuki ayıplıdır. Satıcı, ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur ve satıcının ayıba karşı tekeffül borcu bulunmaktadır. Bu nedenle davacı; TBK'nın 219. ve devamı maddelerinde düzenlenen ayıptan sorumluluk hükümlerine göre akidi olan davalıdan uğradığı zararları istemekte haklıdır.

Ekspertiz "boyasız" deyip araç sonradan boyalı çıkarsa, satıcının yanında hatalı rapor nedeniyle ekspertiz firmasına karşı da sorumluluk gündeme gelir. Ağır kusur veya hile iddiası varsa ilan, mesaj, ekspertiz, servis ve hasar kayıtları ayrıca korunur; bu hâllerde satıcı iki yıllık zamanaşımından yararlanamaz (TBK m.225).

Araç ayıplı çıktığında izlenecek sıra şudur: önce arıza kodunu, servis kaydını, fotoğraf ve videoyu almak; ardından satıcıya ayıbı ve seçilen seçimlik hakkı yazılı ve ispatlanabilir yolla bildirmek; uyuşmazlık sürerse mahkeme öncesi delil tespiti ve bilirkişi incelem esi istemek; talebin tutarına göre tüketici hakem heyetine ya da tüketici mahkemesine başvurmak; hakem heyetinin sınırını aşan uyuşmazlıkta dava açmadan önce arabuluculuk dava şartını tamamlamak. Sözleşmeden dönme veya bedel indirimi talep edilecekse bu talep satıcıya; ücretsiz onarım veya ayıpsız misli ile değişim talep edilecekse satıcı, üretici ve ithalatçıya yöneltilir.

Yazar Görseli
Müellif

Av. Ali Haydar GÜLEÇ

Güleç Hukuk Bürosu'nda 9 yıldır yöneticilik ve avukatlık yapmaktadır.