
OnlyFans İçeriklerinin İzinsiz Paylaşılması Suç Mudur?
OnlyFans içeriklerinin izinsiz paylaşılmasının suç oluşturup oluşturmadığı, görüntünün rıza dışı ifşası ile müstehcenlik arasındaki ayrıma dayanır. Yazıda TCK m.134, TCK m.136, TCK m.226 ve TCK m.107 hükümleri, Yargıtay kararlarındaki ölçütler ve izinsiz paylaşımda failin karşılaşacağı yaptırımlar ele alınır. Ayrıca mağdurun izlemesi gereken şikayet, erişimin engellenmesi ve tazminat yolları açıklanır.
Görüntünün Rıza Dışı Paylaşılmasında Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu
Kaydetme ve İfşa Suçlarının Ayrımı
Türk Ceza Kanunu m.134'te özel hayatın gizliliğine karşı iki ayrı suç düzenlenmiştir. Birinci fıkrada, kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimsenin bir yıldan üç yıla kadar hapis ile cezalandırılacağı, ihlalin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle işlenmesi hâlinde cezanın bir kat artırılacağı belirtilmiştir. İkinci fıkrada ise kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kimsenin iki yıldan beş yıla kadar hapis ile cezalandırılacağı, bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması hâlinde de aynı cezaya hükmolunacağı düzenlenmiştir.
İki fıkra bağımsız suçlar tanımlar. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2022/1756 E., 2022/4593 K. sayılı kararında bu ayrım şöyle kurulmuştur:
Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu, TCK'nın 134. maddesinde düzenlenmiştir. Bir özel hayat görüntüsünün ya da sesinin, ilgilisinin bilgisi ve rızası dışında, resim çekme veya kaydetme özelliğine sahip aletle belli bir elektronik, dijital, manyetik yere sabitlenmesi, TCK'nın 134/1. fıkrasında; bu kayıtların, taksirle ya da tamamen hukuka uygun elde edilmiş olsa dahi, bilerek, isteyerek ve ilgilisinin bilgisi ve rızası dışında ifşa edilmesi, yani yayılması, açığa vurulması, kamuoyuna duyurulması, aleniyet kazandırılması, özetle içeriğini öğrenme yetkisi bulunmayan kişi veya kişilerin bilgisine sunulması, TCK'nın 134/2. fıkrasında, birbirinden bağımsız iki ayrı suç olarak düzenlenmiştir. İlk fıkradaki suçun oluşması için, görüntüdeki kişinin tanınabilir ya da sesin anlaşılabilir olması gerekmez. İlk fıkra açısından görüntünün veya sesin kaydedilmesi; ikinci fıkra açısından bu kayıtların ifşa edilmesi yeterli olup, başkaca bir neticenin doğması ve mağdurun zarara uğramış olması gerekmediği gibi, sanığın kaydedilen görüntüleri izlememiş ya da sesleri dinlememiş olmasının suçun oluşumuna bir etkisi yoktur.
Buna göre kaydetme suçunda görüntünün tanınabilir olması aranmaz; kayıt işlemiyle suç tamamlanır ve mağdurun ayrıca zarara uğraması gerekmez. İfşa suçunda ise görüntüdeki kişinin anlaşılabilir olması gerekir.
Görüntülerin ifşasının içeriğini öğrenme yetkisi bulunmayan kişilerin bilgisine sunulması gerekir. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2016/1129 E., 2017/6742 K. sayılı kararı, mağdureye kendi özel görüntüsünün gönderilmesinin ifşa suçunu oluşturmadığına hükmetmiştir. Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2021/14519 E., 2023/2200 K. sayılı kararında da sanık, birlikte olduğu eski sevgilisiyle yaşadığı cinsel ilişkiyi önceden yerleştirdiği cep telefonunun kamerasıyla katılanın rızası dışında kaydedip ayrılması üzerine görüntüleri ona göndermiş; Daire, görüntülerin yetkisiz üçüncü kişilere ifşa edilmemesi nedeniyle TCK m.134/2'deki ifşa suçunun değil, m.134/1-2. cümledeki görüntü veya seslerin kaydedilmesi suretiyle ihlal suçunun oluştuğuna karar vermiştir.
Rızanın Kapsamı ve Suçu Ortadan Kaldırmayan Haller
Bir görüntünün çekilmesine rıza gösterilmesi, o görüntünün herkese açık biçimde paylaşılmasına rıza anlamına gelmez. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2020/1257 E., 2024/1712 K. sayılı kararı, sosyal paylaşım platformu üzerinden yapılan paylaşımın ifşa suçu oluşturduğunu şu sözlerle ortaya koymuştur:
Eski sevgilisine ait mahrem görüntüleri ayrıldıktan sonra annesine gönderen fail TCK m.134/2 gereği özel hayatın gizliliğini ifşa etme suçu nedeniyle cezalandırılmalıdır. Sanığın geçmişte duygusal yakınlık yaşadığı katılanla birlikteyken çekmiş olduğu, katılana ait mahrem görüntüler içeren fotoğrafları, katılanın annesine sosyal paylaşım platformu üzerinden göndermesi eyleminin görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturduğu gözetilmeden suçun nitelendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi, bozma nedenidir.
Buna göre görüntünün çekildiği sırada rıza bulunması, görüntünün sonradan rıza dışı olarak paylaşılmasını hukuka uygun hâle getirmez.
Özel hayata ilişkin olmayan görüntülerin rıza dışı ifşasında fıkra uygulaması değişir. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2020/1772 E., 2022/4808 K. sayılı kararı, özel hayata ilişkin görüntü içermeyen fotoğrafların TCK m.136 kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Sosyal paylaşım platformunda ifşa, çok sayıda kişinin içeriği öğrenmesini sağlar ve TCK m.134/2 uygulanır. Bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması hâlinde de aynı cezaya hükmolunur; 6352 sayılı Kanunun 81. maddesiyle 2012'de yapılan değişiklikle ifşa suçunun cezası iki yıldan beş yıla çıkarılmıştır.
Basın ve Yayın Yoluyla İfşanın Nitelikli Unsur Sayılması
Özel hayata ilişkin görüntülerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması hâlinde de iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur (TCK m.134/2). Görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal, aynı maddenin birinci fıkrasında cezanın bir kat artırılmasını gerektiren hâl olarak düzenlenmiştir (TCK m.134/1).
Basın ve yayın yoluyla ifşa, hukuka uygunluk nedenlerinin bulunması hâlinde suç oluşturmaz. Basın özgürlüğü kapsamındaki haber verme hakkı, haberin gerçek ve güncel olması, haberin kamuyu ilgilendirmesi ve haber ile veriliş şeklinin uyumlu olması koşuluyla TCK m.26/1 uyarınca hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilebilir. Bu nedenle basın ve yayın yolu unsuru, ifşa suçunun cezasının ağırlaşmasına yol açmakla birlikte, hukuka uygunluk nedenlerinin bulunduğu hâllerde suçun unsurlarının oluşmadığı sonucu doğurabilir.
İzinsiz Paylaşımın Kişisel Verileri Hukuka Aykırı Verme Suçu Kapsamında Değerlendirilmesi
Herkese Açık Profillerden Alınan Fotoğrafların Hukuki Durumu
Özel hayata ilişkin görüntü içermeyen fotoğrafların izinsiz paylaşılması, özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu değil, Türk Ceza Kanunu m.136/1'deki verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu oluşturur. Madde uyarınca kişisel verileri hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.
Herkese açık profillerden alınan fotoğraflar da kişisel veri sayılır. Instagram'da "men.dakka.dukka" rumuzlu kullanıcının gizli olmayan, herkese açık profillerden elde ettiği fotoğrafları kendi hesabında paylaşması üzerine açılan davada yerel mahkeme 2 yıl 1 ay hapis cezası vermiş; istinafı inceleyen Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi, fotoğrafların herkese açık hesaplardan alınması nedeniyle eylemin suç oluşturmadığına hükmederek beraat kararı vermiştir. Şikayetçilerin itirazı üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesi, herkesçe bilinen veya kolaylıkla ulaşılabilen kişisel bilgilerin de yasal anlamda kişisel veri sayıldığını ve izinsiz paylaşımların kişisel verileri ele geçirme suçunu oluşturduğunu belirterek beraat kararını bozmuştur.
Görüntünün özel hayata ilişkin olup olmadığı, paylaşımın hangi suçtan cezalandırılacağını belirler. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2020/1257 E., 2024/1712 K. sayılı kararı, sokakta yürüyen kişilerin fotoğrafını çekip Facebook üzerinden yayınlayan sanığın eyleminin TCK m.134/2 kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine, m.136/1'den mahkumiyetin bozma nedeni olduğuna hükmetmiştir:
Mağdurların sokakta yürürken resmini çekerek facebookta yayınlayan sanık TCK m.134/2 gereği özel hayatın gizliliğinin ifşası suçu nedeniyle cezalandırılmalıdır. Sanığın sokakta yürüyen şikâyetçilere cep telefonunun kamerasını odaklayarak çektiği resmi şikâyetçilerin rızası dışında facebook üzerinden yayınlamasına konu olayda sanığın sübut bulan eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 134/2. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde aynı Kanun'un 136/1. maddesinde düzenlenen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan mahkûmiyet kararı verilmesi bozma nedenidir.
Buna göre sıradan kişisel veri niteliğindeki görüntülerin paylaşımı TCK m.136 kapsamına girerken, özel hayat alanına giren görüntülerin ifşası TCK m.134/2'ye göre cezalandırılır. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2019/10411 E., 2020/7153 K. sayılı kararı, damatlık ve gelinlikle poz verilmiş düğün fotoğraflarının özel hayatın gizliliğini ihlal edecek nitelikte görüntüler olmadığını, ancak kişisel veri niteliğindeki bu fotoğrafları başkalarının görgüsüne sunan sanık hakkında TCK m.136/1'in uygulanması gerektiğini belirtmiştir.
Verme ve Yayma Hareketlerinin Kapsamı
TCK m.136'daki suç seçimlik hareketli olup verilerin başkasına verilmesi, yayılması veya ele geçirilmesi hareketlerinden birinin gerçekleştirilmesiyle oluşur. Verme hareketinde "başkası" gerçek veya tüzel kişi olabilir, veriler elden, posta veya elektronik yolla iletilebilir; verilerin hukuka uygun ya da aykırı elde edilmiş olmasının önemi yoktur, önemli olan verme eyleminin hukuka aykırı olmasıdır. Yayma hareketi web sitesinde yayımlama, çok kişiye e-posta veya kısa mesaj gönderme, yazılı ya da görsel medyada yayınlama şeklinde gerçekleşebilir. Ele geçirme ise verilerin kayıtlı olduğu belgenin alınması veya bilişim sisteminden çıkarılmasıyla olur.
Suçun konusunu kişisel veriler oluşturur. TCK m.135 gerekçesinde gerçek kişiyle ilgili her türlü bilginin kişisel veri sayılacağı, bilgisayar veya kâğıt ortamında kayda alınması arasında ayrım gözetilmediği belirtilmiştir. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu m.3/1-(d)'de kişisel veri "kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgi" olarak tanımlanmış; telefon numarası, plaka, sosyal güvenlik numarası, pasaport numarası, özgeçmiş, resim, görüntü ve ses kayıtları, parmak izleri ve genetik bilgilerin dolaylı da olsa kişiyi belirlenebilir kıldığı açıklanmıştır. Suçun oluşması için neticenin gerçekleşmesi aranmaz; suç soyut tehlike suçudur.
Kişisel verinin kaydedilmeden öğrenilmesi hâlinde uygulanacak hüküm değişir. Kişisel verilerin kaydedilmiş hâlde bulunması gerekir; kaydedilmeden öğrenilen verilerin açıklanması veya verilere duyu organları aracılığıyla vakıf olunması TCK m.134/1-1. cümle kapsamında değerlendirilir. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2022/5295 E., 2025/88 K. sayılı kararına göre HTS raporlarının tanığa gösterilmesi bu suçu oluşturur.
Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu ile kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme suçu şikayete tabidir ve fiil ile failin öğrenilmesinden itibaren altı aylık hak düşürücü şikayet süresi işler. Fiil TCK m.226'daki müstehcenlik suçunu da oluşturuyorsa, bu suç resen soruşturulduğundan şikayetten vazgeçme kamu davasını düşürmez.
Müstehcenlik Suçu Kapsamında Paylaşımın Değerlendirilmesi
Suç Teşkil Eden ve Kısıtlı Müstehcenlik Ayrımı
İçeriğin müstehcen olması tek başına suç oluşturmaz. Türk Ceza Kanunu m.226, müstehcen görüntü, yazı veya sözlerin çocuğa verilmesi, gösterilmesi, çocukların girebileceği veya görebileceği yerlerde ya da alenen sergilenmesi, satışa veya kiraya arz edilmesi, sair mal veya hizmet satışları yanında bedelsiz dağıtılması ve reklamının yapılması hareketlerini altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezasıyla cezalandırır. Bu seçimlik hareketler, içeriğin kamuya açık hâle gelmesini esas alır. İçeriğin müstehcen olması, kendiliğinden bir ceza sorumluluğu doğurmaz. Yargıtay uygulamasında TCK m.226/1'deki hareketlerin gerçekleşmesi için müstehcen ürünün çocukların girebileceği veya görebileceği yerlerde ya da alenen kullanıma sunulması aranır. Erişim abonelik, yaş doğrulama ve ödeme duvarıyla sınırlandığında içerikler genel kamuya açık hâle gelmez; bu durumda aleniyet unsuru gerçekleşmediğinden maddede tanımlanan suçun unsurları oluşmaz. Aleniyet, sosyal medya hesaplarındaki tanıtım üzerinden ayrıca doğabilir. TCK m.226/1-f uyarınca müstehcen görüntü, yazı veya sözlerin reklamını yapan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezasıyla cezalandırılır. Açık sosyal medya hesaplarındaki tanıtım görselleri ve platform bağlantıları, platformdaki içerikten bağımsız olarak bu reklam suçunu oluşturabilir.
Basın ve Yayın Yoluyla İşlenen Müstehcenlik Suçu
Müstehcen görüntü, yazı veya sözleri basın ve yayın yoluyla yayımlayan veya yayımlanmasına aracılık eden kişi altı aydan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır (TCK m.226/2). Bu hüküm, aleniyetin herkese açık bir yayın aracılığıyla gerçekleştiği ve belirsiz sayıda kişiye ulaştığı hâlleri kapsar. "Basın ve yayın yolu" kavramı m.226/2'de ayrıca tanımlanmamış, TCK m.6/1-g'ye atıfla her türlü yazılı, görsel, işitsel ve elektronik kitle iletişim aracıyla yapılan yayın olarak belirlenmiştir. Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2020/20641 E., 2020/12046 K. sayılı kararı, bireysel iletişimin kitle iletişim aracı sayılamayacağını ortaya koymuştur:
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, TCK m. 6/1-g'de tanımlanan basın ve yayın yolu kavramının bireysel iletişimi kapsamadığını; kitle iletişim araçlarının belirsiz sayıda kişinin ulaşabileceği ve kitlesel boyutta ileti dağıtabilen araçlar olduğunu belirtmiştir. Daire, bir mesajlaşma uygulamasındaki kapalı bir grupta yapılan paylaşımların, aynı anda belirsiz sayıda kişiye ulaşmasının mümkün olmaması nedeniyle kitle iletişim aracıyla yayın sayılamayacağına oy çokluğuyla karar vermiştir. Karşı oyda ise grubun büyüklüğü, ticari amaç taşıyıp taşımadığı ve dışarıdan kişi eklenip eklenemeyeceği araştırılmadan bu sonuca varılamayacağı belirtilmiştir (T. 15.10.2020). Buna göre içeriğin belirsiz sayıda kişinin ulaşabileceği bir kanaldan yayımlanması gerekir; bireysel iletilerle yapılan paylaşım m.226/2 kapsamına girmez. Aynı ölçüt, çocukların kullanıldığı içeriklerde uygulanan ve işlediği bir fiille birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişinin en ağır cezayı gerektiren suçtan cezalandırılmasını düzenleyen m.44 ile birlikte değerlendirilir: çocukların kullanıldığı müstehcen ürünleri basın ve yayın yoluyla yayımlayan veya aracılık eden ya da çocukların görmesini, dinlemesini veya okumasını sağlayan kişi altı yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır (TCK m.226/5). Hem bulundurma hem yayma hareketi birlikte gerçekleştiğinde m.44 gereği en ağır cezayı öngören m.226/5 uygulanır (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2021/9009, 2021/7831, 2021/1817). Aynı Daire, herkese açık bir sosyal paylaşım sitesinde paylaşımın m.226/5 kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine karar vermiştir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2020/18119 E., 2021/627 K., T. 13.01.2021). Özel hayata ilişkin çıplak görüntünün ifşasında TCK m.134/2 ile müstehcenlik suçu birlikte oluşur; bu hâlde m.44 uyarınca daha ağır cezayı gerektiren suçtan hüküm kurulur. 18 yaşından küçüklerin çıplak görüntülerinin ifşasında eylem müstehcenlik suçu oluşturduğundan dosya, inceleme görevi müstehcenlik suçuna ilişkin Daireye ait olmak üzere değerlendirilir (Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2016/10970 E., 2017/7759 K.).
Doğal Olmayan Yoldan Cinsel Davranışların Kapsamı
Şiddet kullanılarak, hayvanlarla, ölmüş insan bedeni üzerinde veya doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranışlara ilişkin ürünleri üreten, ülkeye sokan, satışa arz eden, satan, nakleden, depolayan, başkalarının kullanımına sunan veya bulunduran kişi bir yıldan dört yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır (TCK m.226/4). "Doğal olmayan yoldan yapılan" kavramı yalnızca insanları aşağılayıcı veya onaylanması mümkün olmayan ya da insan türünün biyolojik devamlılığını tehlikeye sokan parafilik eylemleri, ürofili, koprofili ve ensest gibi davranışları kapsar (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 25.06.2020 tarihli, 2018/18-461 E., 2020/323 K.). Anal veya oral yoldan yapılan, eşcinsel ya da grup hâlindeki birleşmelere ait görüntüler ile cisimle yapılan mastürbasyon görüntüleri, toplumun bir kısmınca rahatsız edici görülse de bu kapsamda sayılmaz (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2021/32862 E., 2021/29512 K.). Buna göre bu tür ilişkilere ait görüntülerde m.226/4 değil m.226/1 hükümleri uygulanır. Hayvanlarla cinsel ilişki görüntülerinin cep telefonu, bilgisayar veya başkaca depolama alanında bulundurulması ise m.226/4 gereği cezalandırılır. Şiddet içerikli, hayvanlarla veya doğal olmayan yollardan yapılan cinsel davranışlara ilişkin görüntülerin yanı sıra çocukların kullanıldığı içeriklerin de tespit edildiği hâllerde eylem, m.44'teki fikri içtima kuralları gereği en ağır cezayı öngören m.226/3'teki suçu oluşturur (Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2016/9010 E., 2018/8917 K.; Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2020/24313 E., 2021/18512 K.).
Tehdit Unsuruna Dönüşen Paylaşımda Şantaj Suçu ve Fikri İçtima Uygulaması
Şantaj Suçunun İfşa Suçuyla Birlikte Değerlendirilmesi
Görüntünün paylaşılması bir tehdit aracına dönüştüğünde eylem, ifşa suçunun yanında Türk Ceza Kanunu m.107'deki şantaj suçunu da gündeme getirir. Mağdurun kendisine ait görüntülerin yayılmasını engellemek için para veya başka bir menfaat istenmesi, ifşa tehdidini şantaj suçunun hareketi hâline getirir.
Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2021/41 E., 2024/2113 K. sayılı kararı, ifşa tehdidiyle menfaat sağlama amacını taşıyan eylemi şantaj suçundan ayrı değerlendirmiştir:
Evli şikayetçilerin cinsel içerikli görüntülerini rızaları dışında elde ederek cd kaydı haline getiren sanık TCK m.134/1 gereği özel hayatın gizliliğini ihlal suçu nedeniyle cezalandırılmalıdır. Evli olan katılanların kendi rızalarıyla video kaydına altına almış oldukları başkalarınca görülmesini ve bilinmesini istemeyecekleri özel hayat kapsamında sayılan mahrem görüntülerini, katılanların rızası dışında elde ettikten sonra cd kaydı haline getiren sanık hakkında, TCK'nın 134/1-1 ve 134/1-2. madde, fıkra ve cümlelerinin uygulanması ihtimaline binaen ek savunma hakkı tanınarak, sanık hakkında görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken, hukuki nitelendirmede yanılgıya düşülerek, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması, bozma nedenidir.
Karara göre görüntülerin rıza dışı ele geçirilip kayıt hâline getirilmesi, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçu değil, görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturur; sanığa bu nitelendirme değişikliği için CMK m.226 uyarınca ek savunma hakkı tanınmalıdır. Eylemin şantaj boyutu, ifşa tehdidiyle menfaat temini ayrıca gerçekleştiğinde m.107 kapsamında değerlendirilir.
Görüntünün mağdurun kendisine gönderilmesi, şantaj suçunu oluşturmaz. Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2021/14519 E., 2023/2200 K. sayılı kararında sanık, birlikte olduğu eski sevgilisiyle yaşadığı cinsel ilişkiyi önceden yerleştirdiği cep telefonunun kamerasıyla kaydedip ayrılması üzerine görüntüleri ona göndermiş; Daire, görüntülerin yetkisiz üçüncü kişilerle paylaşılmaması nedeniyle ifşa suçunun oluşmadığına, ancak rıza dışı kaydetme nedeniyle m.134/1-2. cümledeki suçun oluştuğuna karar vermiştir. Tehdit, görüntünün üçüncü kişilere iletileceği bildirimiyle kurulur; görüntünün mağdura geri gönderilmesi tek başına şantaj suçunu doğurmaz.
Fikri İçtima ve Zincirleme Suç Hükümlerinin Uygulanması
Hukuki anlamda tek fiille birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, m.44 uyarınca en ağır cezayı gerektiren suçtan cezalandırılır. Yaptırım gerektiren tek bir davranışla hem ifşa hem şantaj suçunun oluşması hâlinde, iki suçtan ayrı ayrı ceza verilmez.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2015/510 sayılı kararı, fikri içtima ilişkisindeki suçların hükümde ayrı ayrı gösterilmesi, ancak tek fiil nedeniyle yalnız en ağır cezayı gerektiren suçtan hüküm kurulması gerektiğini belirtmiştir:
Sanığın yolsuzluk iddialarıyla ilgili fotoğraflarının haber sitesinde yayınlanması TCK 134'te düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturmaz. Habere ulaşma, haberi yorumlama ve eleştirme ile haberi kamuya ulaştırmayı kapsayan bu hakkın hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilebilmesi için; haberin gerçek ve güncel olması, haberin kamuyu ilgilendirmesi yani kamuoyunun haberi öğrenmekte menfaatinin bulunması ve haber ile haberin veriliş şeklinin uyumlu olması gereklidir. Bu açıklamalar ışığında, basın özgürlüğünün fotoğrafların yayımlanmasını da kapsaması, haberin güncel, görünür gerçeğe ve ölçülülük ilkesine uygun olması karşısında sanığa yüklenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun yasal unsurlarının oluşmadığının kabulü gerekmektedir.
Buna göre fail, ifşa suçundan cezalandırılmadan önce eylemin basın özgürlüğü kapsamında hukuka uygunluk nedeni taşıyıp taşımadığı değerlendirilir. Haberin gerçek, güncel ve kamu yararı taşıması hâlinde suçun unsurları oluşmaz; bu durumda şantaj boyutu da gündeme gelmez.
Fikri içtima hükmü, yalnızca hukuki anlamda tek fiil için uygulanır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2019/414 sayılı kararı, TCK m.44'ün uygulanması için hukuki anlamda tek fiille birden fazla farklı suçun oluşması ve kanunda fikri içtima hükmünün uygulanmasının engellenmemiş olması gerektiğini belirtmiştir:
Katılanın çıplak fotoğraflarını cadde duvarlarına asan fail, TCK 134. madde gereği özel hayatın gizliliğini ihlal suçu ve TCK 43. gereği cezalandırılmalıdır. TCK'nın 134. maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan suçu oluşturan fiil, kişilerin özel hayatının gizliliğinin ihlalidir. Gizliliğin ne şekilde ihlal edildiğinin suçun temel şekli bakımından bir önemi olmayıp bu yönüyle serbest hareketli bir suçtur. Maddenin ikinci fıkrasında, kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya seslerin hukuka aykırı olarak ifşa edilmesi ayrı bir suç olarak düzenlenmiştir. Bu suçlar ancak kasten işlenebilen suçlardan olup suçun oluşumu için saik aranmaz. TCK'nın 44. maddesinde düzenlenen farklı neviden fikri içtima hükmünün uygulanması için hukuki anlamda tek olan bir fiille birden fazla farklı suçun oluşması ve işlenen suçlarla ilgili kanunda açıkça fikri içtima hükmünün uygulanmasının engellenmemiş olması gerekmekte olup anılan maddenin uygulanma şartları arasında 'tek suç işleme kastı' koşulunun bulunmadığı…
İfşa eylemi, bir suç işleme kararı kapsamında değişik zaman ve yerlerde birden fazla kez gerçekleştirildiğinde zincirleme suç hükümleri uygulanır. TCK m.43 uyarınca ceza artırılır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2015/510 sayılı kararı, katılanın fotoğraflarını fikirleştirilmiş suç işleme kararı kapsamında farklı zaman ve yerlerde birden fazla ifşa eden failin cezasının m.43 uyarınca artırılması gerektiğini, fikri içtima ilişkisinde ise en ağır cezayı gerektiren m.134/2'den hüküm kurulacağını belirtmiştir.
Fikri içtima uygulanmasında, farklı neviden fikri içtima hükmünün uygulanması için tek suç işleme kastı aranmaz; saik önemsizdir. Failin kastının, hukuka aykırı hareket ettiğini bilmesi ve bu biçimde hareket etmeye devam etmesi yeterlidir. Birden fazla ifşa eylemi arasında suç işleme kararı bulunmuyorsa zincirleme suç uygulanmaz; her bir ifşa eylemi bağımsız suç olarak değerlendirilir.
Görüntünün ifşası sona erdirilse bile işlenmiş fiilin sorumluluğu ortadan kalkmaz; ancak devam eden yayının sona erdirilmesi cezanın belirlenmesinde dikkate alınabilir. İfşanın durdurulması ve içeriğin kaldırılması, mağdurun izleyeceği adımların başında gelir:
- Paylaşımların ekran görüntülerini almak ve URL adreslerini kopyalamak suretiyle delil toplamak.
- Fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren altı ay içinde Cumhuriyet Başsavcılığına şikayet dilekçesiyle başvurmak.
- Sulh Ceza Hakimliğinden içeriğe erişimin engellenmesi kararı aldırmak.
- Ceza soruşturmasından bağımsız olarak manevi tazminat davası açmak.
Soruşturmada şüphelinin bilgisayar, telefon ve hesaplarında arama, kopyalama ve el koyma işlemleri CMK m.134 uyarınca hâkim kararıyla, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının kararıyla yapılabilir. İçeriğin kaldırılması veya hesabın kapatılması fiilin işlenmiş olmasını ortadan kaldırmaz; ancak inceleme sonucunda elde edilen veriler cezanın belirlenmesinde mağdur lehine değerlendirilir. Failin kimliğinin belirlenememesi hâlinde şikayetçi, savcılığın siber suçlar birimi aracılığıyla IP ve giriş kayıtlarından failin kimliğine ulaşılmasını talep edebilir.