Deepfake İle Yapılan Şantajda Hukuki Yollar

Deepfake İle Yapılan Şantajda Hukuki Yollar

Deepfake veya montaj görüntü ve seslerle tehdit edilen kişinin hangi ceza hükümlerine dayanabileceği, şikâyetin nasıl ve nereye yapılacağı ve manevi tazminatın hangi koşullarda istenebileceği bu yazıda ele alınıyor. Yargıtay dairelerinin montaj ve sahte hesap kararlarındaki ölçütler, deepfake içeriğin delil olarak incelenmesinde metadata, hash ve bilirkişi incelemesinin yeri ve erişimin engellenmesi gibi koruma tedbirleri okuyucuya somut çerçevede aktarılıyor.

Deepfake ile Şantajın Cezai Nitelendirilmesi

Şantaj Suçunun Unsurları ve İçeriğin Sahteliğinin Önemsizliği

Deepfake veya montaj yoluyla üretilen görüntü ya da sesle baskı kurulması, Türk ceza hukukunda öncelikle TCK m.107 kapsamında şantaj suçunu gündeme getirir. Madde uyarınca bir başkasını, hukuka aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya ya da haksız bir çıkar sağlamaya zorlayan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırılır. Fiil cebir veya tehditle işlenirse ceza yarı oranında artırılır (TCK m.107).

Suçun oluşumu bakımından belirleyici olan, failin elindeki görüntünün gerçek olup olmaması değil, failin amacı ve elde etmeye çalıştığı yarardır. Şantajda tehdit, gerçek bir görüntüye dayanabileceği gibi tamamen sahte veya montaj bir içeriğe de dayanabilir; mağdurun içeriğin sahte olduğunu bilmesi ya da bilmemesi suçun tipikliğini ortadan kaldırmaz. Bu nedenle derin öğrenme ile üretilmiş sahte bir görüntü, klasik montajdan farklı bir hukuki rejime tâbi tutulmaz; her iki durumda da aranan ölçüt, failin mağduru belirli bir davranışa zorlayıp zorlamadığıdır.

Şantajcı tipik olarak deepfake içerikleri mağdura göndererek para veya belirli bir eylem talep eder, içeriği paylaşma tehdidiyle baskı kurar. İçeriğin oluşturulmasında mağdurun rızası dışında elde edilen görüntü veya ses verileri kullanılmışsa TCK m.136 (kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi veya yayılması) ve TCK m.134 (özel hayatın gizliliğini ihlal) hükümleri de devreye girer.

Deepfake İçeriğin Ortaya Çıkardığı Diğer Suç Tipleri

Deepfake içerikle şantaj, tek bir suç tipiyle sınırlı kalmaz; olayın somut özelliklerine göre birden fazla suç birlikte oluşabilir.

  • Özel hayatın gizliliğini ihlal (TCK m.134): Gizliliğin görüntü veya ses kaydıyla ihlal edilmesi hâlinde ceza bir kat artırılarak uygulanır. Deepfake içeriğin üretiminde mağdura ait gerçek görüntü veya ses verisi kullanılmışsa bu hüküm gündeme gelir.
  • Kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi veya yayılması (TCK m.136): Mağdurun yüz görüntüsü, ses kaydı veya kimlik bilgisi rızası dışında elde edilip kullanıldığında iki yıldan dört yıla kadar hapis öngörülür.
  • Bilişim suçları (TCK m.243 ve m.244): İçeriğin yayılmasında bilişim sistemleri kullanıldığında, bilişim sistemine girme ile sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme suçları da söz konusu olabilir.
  • Hakaret ve iftira (TCK m.125, m.267): İçerik, kullanıldığı bağlama göre kişiyi küçük düşürmeye veya işlemediği bir suçla itham etmeye yönelikse bu hükümler ayrıca uygulanır.
  • Müstehcenlik (TCK m.226): İçerik müstehcen nitelik taşıyorsa, özellikle mağdurun çocuk olduğu hâllerde rejim ağırlaşır.

Birden fazla suçun içtimaı hâlinde fail, TCK m.44 uyarınca en ağır cezayı gerektiren suçtan cezalandırılabilir; ancak her olayda içtima kuralı uygulanmaz, bazı hâllerde her suçtan ayrı ayrı mahkûmiyet kurulur. Nitelendirme, içeriğin hangi amaçla üretildiğine ve nasıl kullanıldığına göre değişir; her deepfake olayı otomatik olarak aynı suç tipine girmez.

Yargıtay Kararlarında Deepfake ve Montaj Ölçütü

Şantaj Unsurlarının Oluşmadığı Hâller

Yargıtay, montaj iması içeren sözlerin şantaj suçunu oluşturup oluşturmadığını değerlendirirken failin somut bir yarar elde etmeye yönelip yönelmediğine bakmaktadır. Yargıtay 4. Ceza Dairesinin kararı bu ölçütü ortaya koyar:

Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2014/50185, K.2019/5282, T.26.03.2019: Elinde görüntü olmadığı hâlde montaj imasında bulunan sanığın sözlerinin somut yarar elde etmeye yönelik olmadığı, şantaj unsurlarının oluşmadığı, eylemin olsa olsa tehdit kapsamında değerlendirilebileceği belirtilmiştir.

Buna göre failin görüntüyü ifşa etme imasını bir menfaat talebine bağlamadığı hâllerde şantaj suçunun unsurları oluşmaz; eylem tehdit suçu kapsamında değerlendirilir. Deepfake içerikle baskı kurulmasında da aynı ölçüt geçerlidir: içeriğin sahte olması suçun nitelendirilmesini değiştirmez, ancak failin parayı, eylemi veya başka bir haksız çıkarı talep edip etmediği belirleyicidir.

Talebin somut bir yarara yöneldiği hâllerde ise şantaj suçu oluşur. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin kararı bu ayrımı netleştirir:

Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2021/2364, K.2021/6593, T.06.10.2021: Para ve altın göndermemesi hâlinde çıplak fotoğrafları ifşa tehdidiyle şantaj suçunun oluştuğu, yağma suçunun oluşmadığı vurgulanmıştır.

Karar, ifşa tehdidiyle malvarlığı talep edilmesinin şantaj suçunu oluşturduğunu, ancak yağma suçunun unsurlarının aranmadığını gösterir. Failin mağdurdan para ya da altın istemesi ve karşılığında görüntüleri yayacağını bildirmesi, şantajın tipik görünümüdür; tehdidin deepfake ya da gerçek bir içeriğe dayanması bu sonucu değiştirmez.

Sahte Hesap ve Görüntü Yayma Fiillerinde Uygulanan İlkeler

Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2024 tarihli kararı, deepfake içerikle işlenen fiillerin birden fazla suç oluşturabileceğini ve bu suçların içtima kurallarına göre değerlendirileceğini göstermektedir:

Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2020/984, K.2024/3050, T.10.06.2024: Mağdurun resmiyle sahte hesap açıp akrabalarına ait görüntüleri müstehcen resimlere montajlayan sanığın fiili m.125, m.136 ve m.226/2 suçlarını oluşturur; TCK m.44 uyarınca en ağır cezayı gerektiren suçtan (m.136) hüküm kurulur ve resmi kullanılan her mağdur için ayrı ceza tayin edilir.

Karar, mağdurun fotoğrafının sahte hesap açılarak kullanılmasının kişisel verilerin hukuka aykırı yayılması suçunu (TCK m.136) oluşturduğunu; montajlanan görüntülerin müstehcen nitelik taşıması hâlinde m.226/2 hükmünün de uygulandığını ortaya koyar. İçtima hâlinde fail, en ağır cezayı gerektiren suçtan mahkûm edilir. Fotoğrafı hangi mağdura ait olursa olsun kullanılması, o mağdur bakımından ayrı bir suç oluşturur ve her mağdur için ayrı ceza tayin edilir.

Dairenin 2018 tarihli kararı, hangi görüntülerin hangi suçu oluşturduğu sorusunu yanıtlar:

Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2017/2290, K.2018/1496, T.14.02.2018: Özel hayat alanına ilişkin sayılamayacak sıradan fotoğrafların dahi sahte hesaptan yayılmasının m.136 suçunu oluşturduğu, m.134 yerine m.136 nın esas alınması gerektiği vurgulanmıştır.

Görüntünün özel hayatın gizliliği kapsamına girmemesi, sahte hesaptan yayılması hâlinde m.136 hükmünün uygulanmasını engellemez. Bu yaklaşım, deepfake içeriğin üretiminde kullanılan gerçek fotoğrafın hangi nitelikte olduğuna bakılmaksızın kişisel veri korumasının devreye girdiğini gösterir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2026 tarihli kararı, birden fazla suçun bir arada oluştuğu ve her suçtan ayrı mahkûmiyet kurulduğu bir olayı ele alır:

Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2023/4629, K.2026/3072, T.30.03.2026: Fotoğrafı "hırsızlık yapıyor" iddiasıyla paylaşıp "seni rezil ederim" mesajı gönderen sanığın eylemi m.125, m.136 ve m.107 suçlarını oluşturur; üç suçtan ayrı ayrı mahkûmiyet kurulur.

Karar, aynı fiille hem hakaret (TCK m.125), hem kişisel verilerin hukuka aykırı yayılması (TCK m.136), hem de şantaj (TCK m.107) suçunun oluşabileceğini ve bu suçların ayrı ayrı değerlendirileceğini gösterir. Görüntünün gerçek bir fotoğraf olması ya da deepfake tekniğiyle üretilmiş olması, kararın nitelendirme ölçütünü değiştirmez; belirleyici olan failin görüntüyü hangi amaçla paylaştığı ve ifşa imasını bir talebe bağlayıp bağlamadığıdır.

Bu kararlar birlikte değerlendirildiğinde, Yargıtay'ın montaj fotoğraf davalarında geliştirdiği ilkeleri teknolojiden bağımsız olarak uyguladığı görülmektedir. Belirleyici olan görüntünün yapay zekâyla mı yoksa montajla mı üretildiği değil, failin amacı ve elde etmeye çalıştığı yarardır.

Nitelikli İftira ve Çocuğa Yönelik Deepfake İçerikte Ağırlaştırılmış Rejim

İçeriğin Soruşturma Makamına Sunulması

Deepfake içeriğin yalnızca mağdura gönderilmesi veya sosyal medyada yayılması hâlinde gündeme gelen suç tiplerinden ayrı olarak, içeriğin kişiyi işlemediği bir suçla itham etmek amacıyla yetkili makamlara sunulması TCK m.267 kapsamında nitelikli iftira suçunu oluşturur. Maddenin ikinci fıkrası, iftira suçunun failin elinde olmayan bir delil uydurması veya var olan bir delili değiştirmesi hâlinde nitelikli hâlin uygulanacağını düzenler. Yapay zekâ ile üretilen sahte görüntü, ses veya video, kişinin işlemediği bir fiille itham edilmesi amacıyla Cumhuriyet Başsavcılığına ya da kolluk birimine sunulduğunda bu hükmün tipik uygulama alanı doğar.

Nitelikli iftira suçunun oluşumu için soyut bir isnat yeterli değildir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi kararı bu ölçütü ortaya koyar:

Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2020/11861, K.2021/17078, T.29.06.2021: Nitelikli iftira için soyut isnadın yetmediği, maddi eser ve delil hazırlanması gerektiği, eserin önceden var olması ile sonradan uydurulması arasında fark bulunmadığı açıklanmıştır.

Buna göre failin yalnızca "bu kişi şu suçu işledi" şeklinde bir beyanda bulunması nitelikli iftira için yeterli değildir; isnadı destekleyen maddi bir eser veya delilin hazırlanmış olması gerekir. Deepfake görüntü tam olarak bu işlevi görür: kişinin işlemediği fiille bağlantılı görünen sahte bir görüntü veya ses kaydı üretilip soruşturma makamına sunulduğunda, m.267/2 hükmü devreye girer. Karar, eserin isnattan önce zaten var olması ile isnadı desteklemek için sonradan üretilmesi arasında bir ayrım gözetmemektedir; belirleyici olan, sunulan materyalin isnadı somutlaştıracak nitelikte olmasıdır.

Deepfake içerikle işlenen fiillerin cezai nitelendirilmesinde, içeriğin kime ve hangi amaçla sunulduğu belirleyicidir. İçerik mağdura baskı kurmak için gönderildiğinde şantaj (TCK m.107), sosyal medyada yayıldığında hakaret (TCK m.125) veya kişisel verilerin hukuka aykırı yayılması (TCK m.136), yetkili makama suç isnadı için sunulduğunda ise nitelikli iftira (TCK m.267/2) gündeme gelir. Aynı içerik birden fazla suçun konusu olabilir; nitelendirme, failin amacına ve içeriği hangi bağlamda kullandığına göre yapılır.

Çocuğun Müstehcen İçerikte Kullanılması ve Suçların Yarışması

Mağdurun çocuk olduğu deepfake içeriklerde hukuki rejim belirgin biçimde ağırlaşır. TCK m.226/3 uyarınca çocuğun müstehcen görüntüsünü üretmek, kullanmak veya yaymak ayrı bir suç oluşturur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararı bu suçun kapsamını genişletmiştir:

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2019/216, K.2023/591, T.08.11.2023: TCK m.226/3 için müstehcen ürünün profesyonel hazırlanmasının aranmadığı, ürünün hiç izlenmemiş olmasının bile sonucu değiştirmediği; önemli olanın çocuğun müstehcen ürün üretiminde kullanılması olduğu vurgulanmıştır.

Karar, suçun oluşumu için profesyonel bir üretim süreci veya ürünün yayılmış, izlenmiş olması gibi ek koşullar aramamaktadır. Çocuğun görüntüsünün herhangi bir biçimde müstehcen içerik üretiminde kullanılması suçun oluşumu için yeterlidir. Deepfake tekniğiyle çocuk görüntüsünün müstehcen içeriğe dönüştürülmesi de bu kapsamda değerlendirilir; içeriğin gerçek bir çekim olması ile yapay zekâ ile üretilmiş olması arasında m.226/3 bakımından fark gözetilmez.

Suçların yarışması bakımından Yargıtay 9. Ceza Dairesinin kararı yol göstericidir:

Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2023/12277, K.2025/1981, T.11.03.2025: Görüntü özel hayat ihlali niteliği taşısa dahi en ağır cezayı gerektiren müstehcenlik suçundan hüküm kurulması gerektiğine hükmedilmiştir.

Buna göre mağdurun görüntüsünün ihlali aynı zamanda özel hayatın gizliliğini ihlal (TCK m.134) veya kişisel verilerin hukuka aykırı yayılması (TCK m.136) suçlarını da oluşturuyorsa, mahkeme en ağır cezayı gerektiren müstehcenlik suçundan hüküm kurar. Çocuğa yönelik deepfake içerikte m.226/3, m.134 ve m.136 suçları bir arada oluşabilir; ancak müstehcenlik suçunun cezası ağır bastığı ölçüde mahkûmiyet bu hüküm üzerinden kurulur.

Failin görüntü ifşasıyla mağdurun şikâyet yolunu kapatmaya çalışması hâlinde ise şantaj suçunun nitelikli hâli devreye girer. Yargıtay 6. Ceza Dairesinin kararı bu durumu açıklar:

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2023/14493, K.2025/4827, T.05.05.2025: Polise başvuruyu engelleme amacıyla görüntü ifşa tehdidinin TCK m.107/2 şantaj suçunu oluşturduğuna hükmedilmiştir.

Karar, failin mağduru bir davranışa zorlamak amacıyla görüntü ifşası tehdidi kullanması hâlinde şantaj suçunun cebir veya tehditle işlenmiş sayılarak cezanın yarı oranında artırılacağını gösterir. Polise başvurunun engellenmesi, hukuka aykırı bir şeyin yapılmaya zorlanması niteliğindedir; deepfake içerikle kurulan baskıda da aynı ölçüt uygulanır. Mağdurun çocuk olduğu hâllerde bu suçların yanı sıra müstehcenlik suçunun nitelikli hâli de gündeme gelir; failin farklı suçlardan ayrı ayrı veya en ağır cezayı gerektiren suçtan cezalandırılması, olayın somut özelliklerine ve itham edilen suçların birbirleriyle ilişkisine göre belirlenir.

Deepfake İçeriğin Delil Niteliği ve İncelenmesi

Elektronik Verinin Belge Sayılması ve Hukuka Uygunluk Şartı

Yapay zekâ ile üretilmiş veya deepfake tekniğiyle değiştirilmiş bir ses, video ya da görüntü kaydı, mahkemede tek başına gerçek olayın doğrudan yansıması sayılmaz. Bu tür bir kaydın delil değeri iki ayrı sorunun yanıtına bağlıdır: içerik gerçek mi ve elde ediliş yöntemi hukuka uygun mu.

HMK m.199 uyarınca yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ve elektronik ortamdaki veriler belge sayılır. Telefon kaydı, dijital video veya mesaj dışa aktarımı bu kapsamda ispat aracı olabilir. Belge sayılmak, içeriğin kesin doğru olduğu anlamına gelmez; ispat gücü, karşı tarafın itirazı, üretim yöntemi, doğrulanabilirliği ve diğer delillerle birlikte değerlendirilir.

Hukuka uygunluk şartı ayrı bir süzgeçtir. HMK m.189/2 hukuka aykırı olarak elde edilen delillerin ispatta dikkate alınamayacağını düzenler. Ceza yargılamasında CMK m.217/2 uyarınca yüklenen suç, ancak hukuka uygun şekilde elde edilmiş delillerle ispat edilebilir. Bu nedenle deepfake içeren bir dosyada gerçek bir özel konuşmanın hukuka aykırı biçimde kaydedilmesi ile hiç gerçekleşmemiş bir konuşmanın yapay zekâ ile üretilmesi ayrı hukuki sorunlar doğurur ve mahkemenin bu iki sorunu birbirinden ayırması gerekir.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin kararı, görüntünün sahte olup olmadığı tartışmasının kişilik hakkı ihlalini ortadan kaldırmadığını göstermektedir:

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi E.2019/2484, K.2022/547, T.31.03.2022: İzinsiz görüntü kullanımının kişilik hakkı ihlali oluşturduğu, görüntünün "gerçek" olup olmadığının esas alınmadığı kabul edilmiştir. Buna göre salt görüntü kullanımı, içeriğin sahte olduğu savunmasıyla kişilik hakkı ihlali sonucundan kurtulamaz; teknik gerçeklik tartışması ayrı bir düzlemde yürütülür. Hukuk yargılamasında ispat yükü HMK m.190 hükmüne göre dağıtılır ve delilin güvenilirliğine ilişkin itiraz bu çerçevede değerlendirilir.

Metadata, Hash ve Bilirkişi İncelemesiyle Özgünlük Tespiti

Bir kaydın yapay zekâ ürünü olduğu ileri sürülüyorsa, dosyanın aslı, metadata, hash değeri, cihaz kayıtları, kaynak dosya ve gerektiğinde bilirkişi incelemesiyle özgünlük doğrulanmalıdır.

Metadata, dosyanın oluşturulma zamanı, cihaz veya kodlama bilgileri hakkında ipucu verebilir; fakat değiştirilebilir veya silinebilir, tek başına mutlak gerçeklik garantisi taşımaz. Hash ise dosyanın sayısal parmak izidir, tek bir bitin değişmesiyle değişir; sonradan müdahale yapılıp yapılmadığını göstermede önemlidir, ancak içeriğin başlangıçtan beri gerçek olduğunu ispatlamaz.

Bilirkişiye yöneltilecek sorular somut kurulmalıdır. "Video sahte mi" sorusu yerine;

  • Dosyada kesme-birleştirme izi bulunup bulunmadığı,
  • Kareler arası anormallik ve yeniden kodlama izleri,
  • Dudak-ses eşleşmesi,
  • Ses spektrumunda sentez bulgusu,
  • Metadata ve kaynak cihaz bilgilerinin tutarlılığı,
  • Sesin belirli kişiye ait olup olmadığı

teknik alt sorular olarak sorulur. Kaydın tamamı yapay olmayabilir; gerçek bir videoda yalnızca belirli sözcükler veya bir yüz değiştirilmiş olabilir. Bu durumda segmentler ayrı ayrı analiz edilir ve "bir kısmı gerçek, o hâlde tamamı gerçektir" varsayımıyla hareket edilmez.

Ses incelemesinde konuşmacı karşılaştırması, frekans özellikleri, nefes ve duraklama yapısı, ortam gürültüsü sürekliliği, codec izleri ve spektral anormallikler incelenebilir; ses klonlama teknolojisi geliştikçe tek bir işaretle kesin sonuca varmak güçleşir. Videoda kareler arası tutarlılık, ışık-gölge, yüz sınırları, göz hareketleri, dudak-ses senkronizasyonu ve sıkıştırma izleri değerlendirilir. Sosyal medyadan alınan kayıt yeniden sıkıştırıldığı için bazı izleri yitirebilir; bu nedenle platformdan alınan kopya yerine özgün dosyanın celbi istenir. WhatsApp gibi uygulamalar dosyayı sıkıştırıp metadata'yı değiştirebilir; gönderenin cihazındaki kaynak dosya daha güçlü inceleme sağlar.

Ekran görüntüsü başlangıç delili olabilir; ancak ses verisi, metadata, kare yapısı ve orijinal codec bilgilerini taşımaz. Noter tespiti, içeriğin belirli bir tarihte mevcut olduğunu belgelendirir; içeriğin teknik olarak gerçek kişi tarafından oluşturulup oluşturulmadığını kanıtlamaz. Mevcudiyetin ispatı ile özgünlüğün ispatı birbirinden farklı aşamalardır.

Delil Zincirinin Korunması

Delilin bozulmadığını göstermenin yolu, zincirin her aşamasının kayıt altına alınmasıdır. Cihaz, ilk kopyalama, aktarım ve erişim kayıtları tutulur; zincirdeki bir boşluk tek başına sahtelik anlamına gelmez, fakat delilin güvenilirliğini tartışmalı hâle getirir.

Özgün cihazdan adli kopya alınması, kopyanın hash değerinin hesaplanması ve incelemenin çalışma kopyası üzerinden yapılması, "delil sonradan değiştirildi" iddiasını azaltır. Deepfake içeriği eline geçiren kişi dosyayı düzenlememeli, özgün biçimde kopyasını almalı, kaynağın URL'sini, gönderici bilgisini ve cihaz bilgilerini not etmelidir.

İçerik sosyal medyada yayımlanmışsa paylaşım zamanı ve teknik kayıtlar platformdan istenir; yurt dışı platformlarda yürütülen adli yardımlaşma süreçleri bu zincirin süresini etkiler. Klasik montajda gerçek parçaların kesilip birleştirilebildiği, deepfake'te ise kişinin yüzünün, sesinin veya konuşmasının gerçekte bulunmayan içerikle sentezlenebildiği göz önünde tutulduğunda, tarafların dilekçede yalnızca "montajdır" demekle yetinmeyip hangi unsurun sahte olduğunu ayrıştırması gerekir: ses mi yapay üretilmiştir, yüz mü değiştirilmiştir, dudak hareketleri mi senkronize edilmiştir, zaman çizelgesi mi kesilmiştir, yoksa dosya bütünüyle yapay mı oluşturulmuştur. Her bir olasılık farklı teknik inceleme yöntemini ve farklı itiraz hattını gerektirir; bu ayrıştırma, ceza dosyasında CMK m.217/2 uyarınca delilin hukuka uygunluğu incelemesinin de ön koşuludur.

Şikâyet, Koruma Tedbirleri ve Manevi Tazminat Yolu

Cumhuriyet Başsavcılığına Suç Duyurusu ve Delil Toplama

Deepfake içerikle şantajda suç duyurusu doğrudan Cumhuriyet Başsavcılığına dilekçeyle veya kolluk kuvvetine sözlü ya da yazılı olarak yapılabilir. Şantaj suçu şikâyete bağlı değildir; savcılık resen soruşturma başlatabilir. Dilekçede mağdurun kimlik ve iletişim bilgileri, şüpheli hakkında bilinenler (bilinmiyorsa "kimliği belirsiz şahıs/şahıslar"), olayın tarih, saat ve yeri, ayrıntılı anlatımı, hukuki nitelendirme, delil listesi ve talep yer alır. Deepfake ve bilişim suçlarında Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlükleri IP tespiti, dijital iz sürme ve sosyal medya incelemesiyle savcılığa yardımcı olur.

Delil toplamada şantajcının taleplerine uyulmaz; ödeme yapılması şantajı artırır ve iletişim gereksiz yere sürdürülmez. Şantaj mesajlarının ekran görüntüleri tarih, saat ve gönderen bilgisiyle alınır; deepfake içeriklerin URL'leri, iletişim bilgileri ve banka dekontları saklanır, e-postalar .eml formatında tutulur. Yeterli delil toplandıktan sonra iletişim kesilir. Delillerin hukuka uygun yollarla elde edilmesi zorunludur; CMK m.217/2 uyarınca suç hukuka uygun elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir, hukuka aykırı deliller hükme esas alınmaz. Rıza dışı ses ve görüntü kayıtları kural olarak hukuka aykırıdır.

Erişimin Engellenmesi İçerik Kaldırma ve Adli Kontrol

5651 sayılı Kanun uyarınca içeriğe erişimin engellenmesi veya içeriğin kaldırılması Cumhuriyet Başsavcılığından ya da sulh ceza hâkimliğinden talep edilebilir. Şantajcının kimliğinin tespiti için CMK m.135 uyarınca iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması hâkim kararıyla uygulanabilir. Kaçma şüphesi, delil karartma riski veya mağdura baskı hâlinde adli kontrol ya da tutuklama talep edilebilir.

Failin eski eş, sevgili veya aile bireyi olduğu hâllerde 6284 sayılı Kanun kapsamında uzaklaştırma kararı istenebilir. Fail tespit edilemese bile savcılık ve Siber Suçlarla Mücadele soruşturmayı sürdürür, "meçhul şüpheli" hakkında işlem yapılır ve mağdur içeriğin kaldırılması ile erişimin engellenmesi tedbirlerini her zaman talep edebilir.

TMK ve TBK Temelli Tazminat Talebi

Kişilik hakkı ihlaline karşı açılacak tazminat davası TMK m.24-25 ve TBK m.58 hükümlerine dayanır. Bu dava, ceza soruşturmasından bağımsız bir hukuk yoludur ve içeriğin sahteliğinin kanıtlanmasını gerektirmez. Görüntünün veya sesin gerçek olup olmadığı tartışması ceza dosyasının konusudur; tazminat talebinde belirleyici olan izinsiz görüntü kullanımının kişilik hakkı ihlali oluşturmasıdır. Ödeme, iş kaybı ve tedavi giderleri maddi tazminat; şeref, onur, itibar ve özel hayatın gizliliğine verilen zarar nedeniyle duyulan elem ve ızdırap manevi tazminat kapsamında talep edilebilir. Miktar, olayın ağırlığı, mağduriyetin derecesi ve tarafların ekonomik ve sosyal durumuna göre mahkemece belirlenir.

Mağdur için pratik sonuç, ceza şikâyetiyle yetinmeyip tazminat davasını paralel yürütmenin daha hızlı ve görüntünün sahteliğinin kanıtlanmasını gerektirmeyen bir güvence sağlamasıdır.

Dava Zamanaşımı

TCK m.107, m.134 ve m.136 suçlarında dava zamanaşımı süresi 8 yıldır ve suçun işlendiği tarihten itibaren başlar. Bu süre, fail hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılmasına engel değildir; soruşturma, savcılığın delil toplaması, gerekirse bilirkişi raporu alması ve iddianame düzenlemesi veya kovuşturmaya yer olmadığı kararı vermesi aşamalarından oluşur. Kovuşturma, iddianamenin kabulüyle başlar; delillerin tartışılması ve karar bu aşamada gerçekleşir.

Deepfake içerikle şantaj mağduru için izlenecek yol, delilleri hukuka uygun biçimde korumak, Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluk kuvvetine suç duyurusunda bulunmak ve içeriğin kaldırılması ile erişimin engellenmesi tedbirlerini talep etmektir. Bu süreçle eş zamanlı olarak TMK m.24-25 ve TBK m.58 temelli tazminat davası açılabilir; dava zamanaşımı süresi 8 yıl olduğundan, mağdur hem ceza hem hukuk yolunu birlikte yürütebilir.

Yazar Görseli
Müellif

Av. Ali Haydar GÜLEÇ

Güleç Hukuk Bürosu'nda 9 yıldır yöneticilik ve avukatlık yapmaktadır.