
EYT Reddine Nasıl İtiraz Edilir?
Emeklilik başvurusunun yaşlılık aylığı bağlanmasına imkân bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmesi, Kurumun hesabının mutlaka doğru olduğu anlamına gelmez. Sigortalılık başlangıç tarihinin yanlış kabul edilmesi, hizmetlerin sisteme aktarılmaması, farklı statülerdeki sürelerin hatalı değerlendirilmesi, prim günlerinin eksik hesaplanması veya borçlanmaların dikkate alınmaması sonucu değiştirebilir. Ret kararının gerekçesini doğru okumak, hangi hizmetin veya prim gününün dikkate alınmadığını somutlaştırmak ve başvuruya doğru belgeleri eklemek sürecin merkezindedir. İdari itiraz ve yargı yolu aşamalarında izlenmesi gereken usul, süre ve görevli mahkeme kuralları, emeklilik hakkının korunması bakımından belirleyicidir.
EYT Reddinin Temel Nedenleri ve Ret Kararının İncelenmesi
Emeklilikte Yaşa Takılanlar düzenlemesinin hukuki kaynağı, 03.03.2023 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanan 7438 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanun'a eklenen geçici 95. maddedir. Anılan hüküm, 8 Eylül 1999 ve öncesinde sigortalı olanlar bakımından yaş şartını kaldırmış, ancak prim gün sayısı ile sigortalılık süresi şartlarını korumuştur. Ret kararlarının incelenmesinde ilk adım, kararın hangi şarta dayandığının saptanmasıdır.
Sigortalılık Başlangıç Tarihine İlişkin Uyuşmazlıklar
EYT kapsamı, sigortalılık başlangıcının 8 Eylül 1999 tarihine kadar uzanmasına bağlıdır. Başlangıç tarihinin bu sınırın sonrasına düşmesi, prim günü ve sigortalılık süresi yeterli olsa bile başvurunun reddine yol açar. Uyuşmazlık çoğu zaman işe giriş bildirgesinde yer alan tarih ile fiilî ve geçerli sigortalılık süresinin birbirinden ayrılmasından doğar; kişinin fiilen çalışmasına rağmen hizmetlerinin hiç bildirilmemiş olması mümkündür ve bu durumda basit itirazdan çok hizmet tespiti veya hizmet kaydının düzeltilmesi süreci gündeme gelir.
Kurum bir işyerini sahte veya kontrollü sayıp hizmetleri geçersiz kılmışsa esas mesele iptal edilen hizmetlerin gerçek çalışmaya dayanıp dayanmadığıdır; bordrolar, banka ödemeleri, işyeri yazışmaları ve tanık anlatımları bu noktada değerlendirilir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, dosyadaki delilleri bu ölçütle tartışmıştır:
Davacının kardeşi olduğunu beyan eden tanık İ.D'nin 1989 senesi sonunda çırak olarak işe başladığını ve 1993 yılından Şubat 2006 tarihine kadar kesici olarak çalıştığını, davacının da Nisan-Mayıs 1994 tarihlerinde işe başladığını doğruladığı; akrabalık ilişkisinin tek başına tanık beyanına itibar edilmemesini gerektirmediği belirtilmiş, bu nedenle davacının 01.05.1994-31.01.2006 tarihleri arasında kesintisiz olarak çalıştığının kabulü ile bu dönem yönünden hüküm kurulması, sonraki dönemler yönünden ise SGK kayıtlarına itibar edilmesi gerektiği belirtilmiştir. (Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin kararı)
Kararda hizmet süresinin belirlenmesinde SGK kayıtları, işveren ve işyeri kayıtları, giriş-çıkış belgeleri, işyeri iç yazışmaları, işyeri ve komşu işyeri çalışanlarının tanıklıkları ile dosya kapsamındaki diğer delillerin dikkate alınabileceği ifade edilmiştir. Yakın akrabalık, tanık beyanını tek başına geçersiz kılmaz; beyanın diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Yurt dışında işe başlayan sigortalılar bakımından SGK, yurtdışı işe başlama tarihini Türkiye'de işe başlama tarihi olarak kabul etmemektedir. 1980 yılında yurtdışında işe başlayan bir kişinin bu tarihi önceden Türkiye'de işe başlama tarihi olarak kabul edilmekteyken, 2019 yılında çıkan bir genelge ile bu kabul sona ermiş; yurtdışı borçlanması yapıp EYT kapsamında emeklilik talebinde bulunan gurbetçilerin başvuruları, 8 Eylül 1999 başlangıç tarihine erişemedikleri gerekçesiyle reddedilmektedir. Uluslararası anlaşmalara aykırılık teşkil eden bu ret cevaplarına karşı, red işleminin iptali ve emeklilik hakkının kazanılması için dava açılması gündeme gelir.
Askerlik borçlanması bazı dosyalarda emeklilik tarihini değiştirebilir; askerliğin ilk sigortalılıktan önce yapılması hâlinde borçlanmanın sigorta başlangıcına etkisi ayrıca değerlendirilir. Ancak her borçlanmanın sigorta başlangıcını geriye götürdüğü veya yaşı otomatik düşürdüğü inanışı doğru değildir.
Prim Günü, Statü ve Kayıt Hatalarından Doğan Retler
Prim günlerinin hizmet dökümünde görünmemesi, ret kararlarının sık karşılaşılan nedenlerindendir. İşverenin primleri eksik bildirmesi, eski kayıtların elektronik sisteme aktarılmaması, farklı sicil numaralarının birleştirilmemesi, kamu hizmetlerinin HİTAP'a eksik girilmesi veya yurt dışı kayıtların dosyada bulunmaması yanlış sonuca yol açabilir. Yalnızca e-Devlet'te görünen toplam prim günü üzerinden yapılan hesap her zaman doğru değildir.
4/a, 4/b ve 4/c hizmetleri aynı dosyada bulunabilir ve hangi statüden aylık bağlanacağı hizmet tarihçesine göre belirlenir. Farklı statülerde çalışmada son yedi yıllık prim ödemesi esas alınarak aylık bağlayacak kurum belirlenir. 4/b kapsamındaki sigortalılarda kişinin yaşlılık aylığına hak kazanmış olması yetmez; tahsis talep tarihinde prim ve prime ilişkin borcunun da bulunmaması gerekir. Bağ-Kur'da yanlış tesciller de sonuç doğurur; sona eren şirket ortaklığı sistemde devam ediyor veya vergi kaydı kapandığı hâlde 4/b tescili sürüyor görünebilir, bu da prim borçlu görünmeye ve ret kararına yol açar. Ret yazısında "prim borcu" ifadesi varsa borcun gerçekten kişiye ait olup olmadığı, hangi döneme ilişkin olduğu ve yapılandırma veya ihya işlemlerinin dosyaya doğru işlenip işlenmediği kontrol edilmelidir.
Hizmet çakışmaları, kademeli yaş şartı ve kayıt hataları nedeniyle tahsis talebi reddedilebilir; sahte sigortalılık şüphesiyle hizmetlerin iptali de ret nedenleri arasındadır. 8 Eylül 1999 öncesi girişliler için EYT gündemde olsa da bu tarihten sonra girenler için kademeli yaş şartı sürer; kadınlarda 20, erkeklerde 25 yıllık sigortalılık süresi ve yaş kriterinden birinin eksikliği ret gerekçesidir.
5510 sayılı Kanun'un 28. maddesi, işe girişte malul olanlar ile çalışma gücü kaybı belirli oranlarda bulunanlar için yaş şartı aranmaksızın özel sigortalılık süresi ve prim günleri öngörmektedir; bu tür retlerde tıbbi belgeler ve Kurum Sağlık Kurulu kararı ayrıca incelenir.
Ret kararının incelenmesinde önce ret yazısının gerekçesi ayrıntılı biçimde okunmalıdır; gerekçe öğrenilmeden hazırlanan genel bir dilekçe çoğu zaman etkili değildir. Hangi hizmetin dikkate alınmadığı, hangi prim gününün eksik kabul edildiği, hangi başlangıç tarihinin esas alındığı somutlaştırılmalıdır. Başvuruya eski dönem çalışma belgeleri, ücret bordroları, işe giriş bildirgeleri, hizmet dökümü, Bağ-Kur tescil ve terk kayıtları, vergi kaydı, oda sicil kayıtları, askerlik veya doğum borçlanması ödeme belgeleri, HİTAP kayıtları, yurt dışı çalışma belgeleri ve önceki SGK kararları eklenebilir. SGK sigorta başlangıcını 2001 kabul edip kişiyi EYT dışında bırakmış ancak kişinin 1998'de fiilî ve gerçek sigortalı çalışması varsa uyuşmazlığın merkezi bu kayıt olur; yalnızca işe giriş bildirgesi bulunup fiilî çalışma veya prim bildirimi yoksa sonuç farklı olabilir ve mahkeme her olayda gerçekten sigortalı çalışma olup olmadığını araştırır. Doğum ve yurt dışı borçlanması, ihya edilen Bağ-Kur süreleri ve fiilî hizmet süresi zammı da prim gününü veya koşulları etkileyebilir. Gerekçe anlaşılmadan rastgele yeni borçlanma yapılmamalı; sorun prim günü değil statü veya başlangıç tarihi olabilir. Ret, yeniden başvuruyu engellemez; eksik gün tamamlanabilir veya hata düzeltilerek yeni tahsis talebi yapılabilir.
SGK Ret Kararına İdari İtiraz Süreci ve Dilekçe
Ret kararına karşı izlenecek ilk yol, Kurum nezdinde yapılacak idari itirazdır. Bu aşamada amaç, Kurumun hesabındaki hatayı somutlaştırarak dosyanın yeniden incelenmesini sağlamaktır; itirazın kapsamı ve dayanakları, ret yazısında gösterilen gerekçeye göre belirlenir.
Tahsis Dosyasının İncelenmesi ve Belge Toplanması
İtirazın dayanağı, SGK'nın ret yazısıdır. Tahsis talebine verilen cevabın, hangi mevzuat hükmüne ve hangi eksikliğe dayandığı belirlenmelidir. Kurum, gelir, aylık veya toptan ödemeyi gerekli belge ve incelemelerin tamamlanmasından itibaren en geç üç ay içinde hesaplayıp sonucu yazıyla bildirir (5510 sayılı Kanun m.42). Üç aylık süre, başvurunun Kuruma girdiği tarihten değil, gerekli belge ve incelemelerin tamamlandığı tarihten başlar; eksik belgenin ne olduğu, hangi birimden istendiği ve işlemin hangi aşamada bulunduğu yazılı olarak sorulabilir. Üç ayın dolması aylığı kendiliğinden bağlamaz; maddi şartların ayrıca gerçekleşmesi gerekir. Dosyanın incelenmesinde istenen belgeler, ret gerekçesine göre değişir. Sigortalılık başlangıcına ilişkin bir ret varsa ilk işe giriş bildirgeleri, eski dönem çalışmalara ait ücret bordroları, işyeri kayıtları ve varsa hizmet dökümü; prim günü eksikliği ileri sürülmüşse dönem bordroları, banka ödeme kayıtları ve borçlanma dekontları; statü uyuşmazlığı varsa 4/a, 4/b ve 4/c hizmetlerine ilişkin tescil, terk ve hizmet cetvelleri; Bağ-Kur kaynaklı bir ret varsa vergi kaydı, oda sicil kayıtları, ticaret sicili kayıtları ve borç yapılandırma belgeleri toplanır. Malullük değerlendirmesine dayanan retlerde sağlık kurulu raporu ve Kurum Sağlık Kurulu kararı ayrıca incelenir. Başvuruda talep edilen husus ile ilgili hizmetin veya prim gününün açıkça gösterilmesi gerekir. Kurumdan hizmet cetveli, esas alınan ilk işe giriş tarihi, hesaplanan prim günü ve ret gerekçesinin ayrıntılı açıklanması istenebilir; "prim gününüz yetersizdir" gibi tek cümlelik bir gerekçenin arkasında hangi günlerin sayılmadığı anlaşılmadan etkili bir itiraz hazırlanamaz. İtiraz süresinin belirlenmesinde, itiraz edilen işlemin niteliği esas alınır. İdari para cezalarına karşı, tebliğden itibaren 15 gün içinde itiraz edilir (5510 sayılı Kanun m.102). Prim borcuna itirazın usulü 5510 sayılı Kanun m.55'te, sigortalılık ilişkisinin bildirilmesine ilişkin hükümler ise aynı Kanun'un 86. maddesinde düzenlenmiştir. Her ret kararı için geçerli tek ve genel bir "15 gün" ya da "30 gün" itiraz kuralı bulunduğu varsayılmamalı; süre, itiraz edilen kararın türüne göre belirlenmelidir. Ret yazısının tebliğ tarihi kaydedilmeli ve başvuruya ilişkin evrak kayıt numarası veya dilekçe alındısı saklanmalıdır.
İtiraz Dilekçesinin Kapsamı ve Başvuru Şekli
İtiraz dilekçesinde başvuru sahibinin adı, soyadı, T.C. kimlik numarası, iletişim ve adres bilgileri ile itiraz edilen kararın tarihi ve numarası yer alır. İtiraz gerekçeleri, itiraz edilen kararın gerekçesine bağlanarak ayrı ayrı yazılır: hangi hizmetin dikkate alınmadığı, hangi prim gününün eksik kabul edildiği ve hangi başlangıç tarihinin esas alındığı somutlaştırılır. Talep edilen işlem açıkça belirtilir ve ek belgeler dilekçeye eklenir. Başvuru, yazılı olarak SGK il müdürlüğüne veya sosyal güvenlik merkezine yapılır; e-Devlet üzerinden de tahsis talebinde bulunulabilir. Başvurunun yeri, usulü ve süresi dilekçenin içeriğine ve itiraz edilen karara göre değişebileceğinden, dilekçe ilgili birime sunulmadan önce güncel mevzuat kontrol edilir. Ret, yeniden başvuruyu engellemez; eksik gün tamamlanabilir veya hata düzeltilerek yeni bir tahsis talebi yapılabilir. Ancak kişi ilk başvuru tarihinde tüm şartları taşıyorsa hatalı ret, geriye dönük aylık kaybı doğurabilir; bu nedenle ilk başvuruya ilişkin belgeler korunmalıdır. Gerekçesi anlaşılmadan yeni bir borçlanma yapılmamalı; sorun prim günü değil, statü veya başlangıç tarihi olabilir. İtiraz dilekçesine, itiraz edilen karara ve talebe ilişkin belgeler eklenir. Dilekçe, kararın yeniden incelenerek talebin kabulünü ve gerekli görülmesi hâlinde kararın düzeltilmesini içerir; tarih ve imza ile tamamlanır. İtirazın dilekçe ile yapılması zorunlu olmamakla birlikte, ret gerekçesinin hangi önermelere ayrıldığı ve her birinin dayanağının dilekçede gösterilmesi, dosyanın bu aşamada çözülme olasılığını artırır. İtiraz, Kurumun ret kararını ortadan kaldırmadığı takdirde uyuşmazlık yargı yoluna taşınmadan önce SGK'ya başvuru dava şartı gündeme gelir; bu başvuruya Kurum 60 gün içinde cevap vermezse talep reddedilmiş sayılır. Üç aylık bildirim süresi ile altmış günlük ön başvuru süresi farklı işlemleri düzenler ve birbirine karıştırılmamalıdır.
Dava Öncesi Zorunlu SGK Başvurusu, Görevli Mahkeme ve Süreler
Sosyal güvenlik uyuşmazlıklarında yargı yoluna başvurmadan önce Kuruma yazılı başvuru, dava şartıdır. İdari itiraz aşamasında çözülmeyen dosyalarda bu şartın yerine getirilip getirilmediği, mahkemece re'sen incelenir.
7036 Sayılı Kanun Kapsamında Dava Şartı
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 4. maddesi, 5510 sayılı Kanun ve diğer sosyal güvenlik mevzuatından doğan uyuşmazlıklarda, kanunda gösterilen istisnalar dışında, dava açılmadan önce SGK'ya başvurulmasını zorunlu kılar. Kurum bu başvuruya 60 gün içinde cevap vermezse talep reddedilmiş sayılır. Altmış günlük süre, dava açma süresinin son günü değildir; yalnızca zımni ret sonucunu doğurur. Dava şartının kapsamı, uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenir. Bilgi talebi, örneğin dosyanın hangi aşamada olduğunun sorulması, aylık bağlanması talebiyle aynı kapsamda değildir; ön başvuru, hakkın kendisine ilişkin bir talebi içermelidir. Başvurunun tarihi, kayıt numarası, ek listesi ve teslim yolu saklanmalıdır; yalnızca e-Devlet onay ekranı, hangi talebin iletildiğini göstermez. Ön başvuru yapılmadan açılan davada eksiklik, dava şartı incelemesinde gündeme gelir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, bu eksikliğin tamamlanması için kesin süre verilmesi gerektiğini belirtmiş ve hükmü bu usul eksikliği nedeniyle bozmuştur:
Bildirilmiş hizmetlerin basın işçiliği ve itibari hizmet niteliğine ilişkin dosyada Daire, SGK'ya başvuru eksikliğinin tamamlanması için kesin süre verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Hüküm, bu usul eksikliği nedeniyle bozulmuştur. Başvuru ve ret koşulu tamamlanırsa esasa girilmesi, tamamlanmazsa dava şartından ret gündeme gelir. Karar, her hizmet uyuşmazlığını zorunlu sigortalılık tespiti istisnası saymamıştır. (Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 13.02.2024 tarihli kararı) Buna göre mahkeme, ön başvuru eksikliğini doğrudan ret sebebi yapmadan önce tamamlanması için kesin süre verir; süreye uyulmaması hâlinde dava, dava şartı yokluğundan reddedilir. Kurumun başvuruyu süresi içinde sonuçlandırmaması, sigortalı aleyhine yorumlanamaz: Kurum tarafından gerekli yazışmaların sonuçlandırılamaması gibi gerekçelerle başvuruya süresi içinde cevap verilmemesi davacı aleyhine yorumlanamaz; süresinde yapılan başvurunun varlığı dikkate alınarak ilgilinin ilgili haktan yararlandırılması gerekir. (Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 01.11.2021 tarihli kararından aktarılarak özetlenmiştir) Hizmet akdine tabi zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti davaları, ön başvuru zorunluluğunun dışında tutulmuştur; bu davalar işverene karşı açılır ve SGK'ya resen ihbar edilir. Ön başvurunun kapsamı belirlenirken, uyuşmazlığın gerçekten bu istisnaya girip girmediği değerlendirilir.
Görevli ve Yetkili Mahkemenin Belirlenmesi
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5. maddesi, 5510 sayılı Kanun ve diğer sosyal güvenlik mevzuatından doğan uyuşmazlıklarda iş mahkemelerini görevli kılar. İdari para cezaları ile 5510 sayılı Kanun'un geçici 4. maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar bu görevin istisnasıdır. 5510 sayılı Kanun'un 101. maddesi de sosyal güvenlik uyuşmazlıklarında yargı yolunu ve iş mahkemelerinin görevini belirler. Geçici 4. madde istisnası, eski kamu görevlisi rejimine ilişkin uyuşmazlıkları kapsar; bu nedenle 5510 öncesi 5434 sayılı Kanun iştirakçileri ile yeni 4/c sigortalıları ayrılır. Uyuşmazlık Mahkemesi, bu ayrımı bir görev uyuşmazlığında uygulamıştır: 5434 kapsamında bağlanan yetim aylığının kesilmesi ve borç çıkarılması uyuşmazlığında idari yargının görevli olduğuna karar verilmiştir. Karar eski iştirakçi rejimiyle yeni 5510 kamu görevlisi rejimini ayırır. Bu hüküm yalnız görev sorununu çözer; aylığın kesilmesinin esas bakımından doğru olduğunu söylemez. (Uyuşmazlık Mahkemesinin 09.03.2026 tarihli kararı) Buna göre 5434 kapsamındaki eski iştirakçi rejiminden doğan uyuşmazlıklarda dava, iş mahkemesi yerine idari yargıda açılır; görevli yargı yeri, uyuşmazlığın hangi rejime bağlı olduğuna göre belirlenir. Yargı yolunun türü belirlenirken uyuşmazlığın niteliği esas alınır; 7036 sayılı Kanun'daki altmış günlük ön başvuru süresi bütün idari işlemlere taşınamaz. İdari yargıda, özel bir düzenleme bulunmadıkça genel dava açma süresi altmış gündür ve idare mahkemesinde sürenin başlangıcı ile işleyişi, iş mahkemesindeki dava şartından farklı kurallara bağlıdır. Yetkili mahkeme, davalının yerleşim yeri ile işin veya işlemin yapıldığı yer ölçütlerine göre belirlenir. Bursa'da görevli yargı kolu ve yetki, somut belgelere göre saptanır; büronun veya kişinin Bursa'da bulunması tek başına yetki oluşturmaz. Birden çok başvurunun bulunduğu dosyalarda her işlem için talep konusu, kayıt ve tebliğ tarihi ayrı tutulur; tekrar başvurunun bütün süreleri sıfırladığı varsayılmamalıdır. Karar sonrasında hüküm fıkrası ile kesinleşme ve Kurumun yeni tahsis işlemi karşılaştırılır; görevsizlik veya usul kararı, esasın kabulü sayılmaz.
Hizmet Tespiti Davası ve Eksik Prim Günlerinin Tamamlanması
Hizmet akdine tabi zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti davaları, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu uyarınca SGK'ya ön başvuru zorunluluğunun dışında tutulmuştur. Bu davalar işverene karşı açılır ve SGK'ya resen ihbar edilir. Hizmetin hiç bildirilmemiş veya eksik bildirilmiş olması hâlinde izlenecek yol, kayıtlarda görünen sürenin düzeltilmesinden farklıdır; önce uyuşmazlığın hangi türde olduğu belirlenir.
Kayıtlarda Görünmeyen Çalışma Sürelerinin İspatı
Kurum kayıtlarında bulunan bir süreyi yanlış hesaplamışsa işlemin düzeltilmesi istenir. Kişi fiilen çalışmış ancak işveren hiç bildirimde bulunmamışsa hizmet tespiti gündeme gelir. Eksik prim günü nedeniyle EYT kapsamına giremeyen çalışana ilişkin Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin kararında iki aşamalı bir değerlendirme yapılmıştır:
Davacının kardeşi olduğunu beyan eden tanık İ.D'nin 1989 senesi sonunda çırak olarak işe başladığını ve 1993 yılından Şubat 2006 tarihine kadar kesici olarak çalıştığını, davacının da Nisan-Mayıs 1994 tarihlerinde işe başladığını doğruladığı; akrabalık ilişkisinin tek başına tanık beyanına itibar edilmemesini gerektirmediği belirtilmiş, bu nedenle davacının 01.05.1994-31.01.2006 tarihleri arasında kesintisiz olarak çalıştığının kabulü ile bu dönem yönünden hüküm kurulması, sonraki dönemler yönünden ise SGK kayıtlarına itibar edilmesi gerektiği belirtilmiştir. (Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin kararı) Bu yaklaşıma göre tespit, çalışmanın tamamı için değil, uyuşmazlık konusu dönem için istenir. Kayıtlarda görünen ve taraflar arasında çekişmesiz olan dönemler bakımından ayrıca hüküm kurulmaz. İspat yükü, hizmetin varlığını ileri süren sigortalıdadır. Bordro, banka ödeme kayıtları, işyeri iç yazışmaları, giriş-çıkış belgeleri, komşu işyeri kayıtları ve çalışma arkadaşlarının anlatımları bu yükün yerine getirilmesinde kullanılır. Hizmet tespitinde hak düşürücü süreler bulunduğundan, çalışmanın bittiği dönem ile dava tarihi arasındaki sürenin ayrıca değerlendirilmesi gerekir; gecikme hâlinde hakkın dava yoluyla kullanılması engellenebilir. İşveren kapanmış olsa da vergi ve ticaret sicili kayıtları, dönem bordroları ve komşu işyeri kayıtları üzerinden çalışmanın varlığı araştırılabilir.
Tanık, Belge ve İşyeri Kayıtlarının Değerlendirilmesi
Hizmet süresinin belirlenmesinde SGK kayıtları, işveren ve işyeri kayıtları, giriş-çıkış belgeleri, işyeri iç yazışmaları, işyeri ve komşu işyeri çalışanlarının tanıklıkları ile dosya kapsamındaki diğer deliller birlikte değerlendirilir. Tanık beyanı, diğer delillerle çelişmediği ölçüde çalışmanın kabulüne esas alınır. Tanığın davacının kardeşi olması, tek başına beyanına itibar edilmemesini gerektirmez; Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, bu ilişkiyi beyanı geçersiz kılan bir sebep saymamıştır. Kesintili kayıtla 13 yıl 2 ay 25 gün çalışma bulunduğu yolundaki Bölge Adliye Mahkemesi değerlendirmesi, Daire tarafından hatalı bulunarak bozulmuştur. Delil değerlendirmesinde iki nokta belirleyicidir: tanığın davacıyla aynı dönemde ve aynı işyerinde çalışmış olması, beyanın işyeri ve komşu işyeri kayıtlarıyla uyumlu olması. Hizmetin niteliği de önem taşır; basın işçiliği veya itibari hizmet gibi özel nitelik iddiaları, tespit talebinin kapsamına etki eder. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, bildirilmiş hizmetlerin basın işçiliği ve itibari hizmet niteliğine ilişkin dosyada SGK'ya başvuru eksikliğinin tamamlanması için kesin süre verilmesi gerektiğini belirtmiş ve hükmü bu usul eksikliği nedeniyle bozmuştur: Bildirilmiş hizmetlerin basın işçiliği ve itibari hizmet niteliğine ilişkin dosyada Daire, SGK'ya başvuru eksikliğinin tamamlanması için kesin süre verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Hüküm, bu usul eksikliği nedeniyle bozulmuştur. Başvuru ve ret koşulu tamamlanırsa esasa girilmesi, tamamlanmazsa dava şartından ret gündeme gelir. Karar, her hizmet uyuşmazlığını zorunlu sigortalılık tespiti istisnası saymamıştır. (Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 13.02.2024 tarihli kararı) Bu nedenle bildirilmiş bir hizmetin niteliğine ilişkin uyuşmazlıkta davacı, ön başvuru zorunluluğunun kapsamı dışında olduğunu varsayarak hareket edemez. Hizmet tespiti istisnası, hizmet akdine tabi zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti davalarıyla sınırlıdır; bildirilmiş hizmetin niteliğine ilişkin uyuşmazlıkta ön başvuru ve ret koşulu aranır. Hizmet tespiti davası yoluyla kazanılan süre, prim gününü ve sigortalılık başlangıcını etkileyerek EYT kapsamındaki koşulların yeniden değerlendirilmesini sağlar. Tespit kararı, Kurumun dosyayı yeniden ele almasına ve tahsis talebinin bu kayıt üzerinden değerlendirilmesine dayanak oluşturur. Fiilî hizmet süresi zammı, itibari hizmet, yer altı çalışmaları ve ağır engelli çocuğu bulunan kadın sigortalıya ilişkin gün ilavesi gibi özel düzenlemeler, tespiti yapılan sürenin prim günü hesabına nasıl yansıyacağını belirler; her ek düzenleme, tespit edilen çalışma süresini aynı ölçüde artırmaz.
Ret Sonrası Yargı Yolu, Taleplerin Kurulması ve Sonuçları
Ret kararına karşı yargı yoluna gidilmesi hâlinde talebin doğru kurulması, dosyanın esasına girilip girilmeyeceğini belirler. Mahkeme, kişinin emeklilik koşullarını gerçekten sağlayıp sağlamadığını hizmet kayıtları ve ilgili mevzuat üzerinden değerlendirir; gerekirse tahsis dosyasını, hizmet cetvellerini ve işveren kayıtlarını getirtir. Eksik hizmet varsa iddia, tespit yoluyla ortaya konur; uyuşmazlık hukuki hesaplamadan doğuyorsa hangi kanun hükmünün uygulanacağı tartışılır.
Aylığa Hak Kazanıldığının Tespiti Talebi
Özel hukuk niteliğindeki uyuşmazlıklarda aylığa hak kazanıldığının tespiti, aylığın belirli bir tarihten itibaren bağlanması ve birikmiş aylıkların ödenmesi istenebilir. Eksik hizmet nedeniyle ret verilmişse önce o hizmetin tespiti gerekebilir; 7036 sayılı Kanun, hizmet akdine tabi zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti davalarını SGK'ya ön başvuru zorunluluğunun dışında tutmuştur, bu davalar işverene karşı açılır ve SGK'ya resen ihbar edilir. Kurum kayıtlarında bulunan süreyi yanlış hesaplamışsa işlemin düzeltilmesi, kişi çalışmış ancak işveren hiç bildirmemişse hizmet tespiti istenir. İşveren kapanmış olsa da vergi ve ticaret sicili kayıtları, dönem bordroları, komşu işyeri kayıtları, banka ödemeleri ve çalışma arkadaşlarının anlatımları değerlendirilebilir; hizmet tespitinde hak düşürücü süreler bulunduğundan gecikilmemelidir.
Talebin kapsamını belirleyen ölçüt, Kurumun hangi işleminin hukuka aykırı olduğudur. Ret gerekçesi yalnızca aylık bağlanmasına ilişkinse talep, aylığa hak kazanıldığının tespiti ve aylığın bağlanmasıyla sınırlıdır. Ret gerekçesi bir hizmetin yokluğuna dayanıyorsa önce o hizmetin tespiti, ardından tespit edilen süreyle koşulların değerlendirilmesi istenir. Kurum bir işyerini sahte veya kontrollü sayıp hizmetleri geçersiz kılmışsa esas mesele, iptal edilen hizmetlerin gerçek çalışmaya dayanıp dayanmadığıdır; bordrolar, banka ödemeleri, işyeri yazışmaları ve tanık anlatımları bu değerlendirmede kullanılır.
Kamu görevlilerinde talep iradesinin yokluğu, tek başına ayrı bir uyuşmazlık konusudur. Danıştay 12. Daire, EYT düzenlemesiyle getirilen hakkın talep olmadan kullanılamayacağını açıkça belirtmiştir:
5510 sayılı Kanun'un geçici 95. maddesiyle tanınan erken emeklilik hakkı isteğe bağlı istisnai bir hak olup, yaş koşulu dışındaki diğer koşullar sağlanmış olsa bile ancak talep edilmesi halinde faydalanılabileceği açık olup, bu yönde talepte bulunmayanlar hakkında anılan kanuni düzenlemenin, ilgililerin aleyhine olacak biçimde ve resen emekliye ayırma şeklinde yorumlanması ve uygulanması hukuken mümkün değildir. Emekliliğin isteğe bağlı bir hak olması nedeniyle davacının açtığı davanın reddedilmesi hukuka aykırıdır. (Danıştay 12. Dairenin 14.04.2025 tarihli kararı; aynı yönde: E: 2025/1336, K: 2025/2354, T: 08.05.2025; E: 2024/6472, K: 2025/1899, T: 14.04.2025; E: 2025/412, K: 2025/1901, T: 14.04.2025)
Buna göre talep bulunmayan personel hakkında re'sen emeklilik işlemi yapılamaz; işlem, hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine aykırı bulunarak iptal edilir.
Birikmiş Aylıklar ve Geriye Dönük Ödeme
Aylığın doğumu, başvuru tarihine bağlanmıştır. Aylık, başvuruyu takip eden ay başından itibaren doğar ve geriye dönük ödeme yapılmaz (5510 sayılı Kanun geçici 95/1). Bu nedenle talebin zamanında ve içeriği açık biçimde yapılması, aylığın başlangıç tarihini doğrudan etkiler. Aylığın başlangıç tarihi ile Kurumun karar tarihi ayrıdır; m.42'deki üç aylık bildirim süresinin başlangıcı, tek başına aylığın başlangıcını değiştirmez. Geç işlem hâlinde faiz veya parasal sonuçların dayanağı, temerrüt ve talep tarihi ayrı değerlendirilir.
Hizmete ilişkin uyuşmazlığın aylığın kesilmesine yol açtığı dosyalarda, aylığın yeniden bağlanması için yeni bir talep aranıp aranmayacağı ayrı bir sorundur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, daha önce tahsis talebi bulunan sigortalı bakımından bu konuda şu sonuca varmıştır:
Daha önce tahsis talebi bulunan ve aylığını almaya devam eden sigortalı bakımından, bazı hizmetlerinin iptalinden sonra geri kalan prim gün sayısıyla yaş şartının gerçekleştiği tarihi takip eden ay başından itibaren, yeni bir tahsis talebine gerek olmaksızın aylığın yeniden bağlanması gerekir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.03.2022 tarihli kararından aktarılarak özetlenmiştir)
Buna göre daha önce tahsis talebinde bulunmuş sigortalı için aylık, yeni bir başvuru şartı aranmadan yaş şartının gerçekleştiği tarihi takip eden ay başından itibaren bağlanır. İlk kez başvuran veya talebi bulunmayan sigortalı bakımından ise aylığın başlangıcı, başvuruyu takip eden ay başıdır.
Ret kararı emeklilik hakkının kesin olarak bulunmadığı anlamına gelmez; ancak her ret kararının hatalı olduğu da varsayılmamalıdır. Uyuşmazlığın niteliği, izlenecek yolu belirler. İşçi-işveren alacaklarına ilişkin ihtiyari arabuluculuk tutanakları, irade fesadı ispatlanmadıkça geçerli ve ilam niteliğindedir:
Arabuluculuk anlaşma tutanağı sahteliği ispat edilinceye kadar geçerli olup ilam niteliğindedir; davacının iradesinin fesada uğratıldığı ve arabulucunun tarafsız olmadığı somut olarak ispatlanamadığı takdirde tutanağın iptali istenemez. (Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 28.11.2024 tarihli kararından aktarılarak özetlenmiştir)
İşçinin emeklilik nedeniyle ayrılması hâlinde kıdem tazminatı, 1475 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca talep edilir. Yaş dışındaki şartları tamamlayan işçi kendi isteğiyle ayrılarak kıdem tazminatına hak kazanır:
4447 sayılı Yasanın 45. maddesi ile 1475 sayılı Yasanın 14. maddesinin birinci fıkrasına (5) numaralı bent eklenmiştir. Anılan hükme göre, işçinin emeklilik konusunda yaş hariç diğer kriterleri yerine getirmesi halinde kendi isteği ile işten ayrılması imkânı tanınmıştır. Başka bir anlatımla, sigortalılık süresini ve pirim ödeme gün sayısını tamamlayan işçi, yaş koşulu sebebiyle emeklilik hakkını kazanamamış olsa da, anılan bent gerekçe gösterilmek suretiyle işyerinden ayrılabilecek ve kıdem tazminatına hak kazanabilecektir. (Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 09.03.2020 tarihli ilamı)
Emeklilik sebebiyle ayrılan işçinin kısa süre sonra başka bir işyerinde çalışmaya başlaması, kıdem tazminatı hakkını ortadan kaldırmaz:
Çalışmakta olduğu işyerinde yıpranmış olan ve bu arada sigortalılık yılı ile prim ödeme süresine ilişkin yükümlülüklerini tamamlayan davacının, kendisi için çalışma şartlarının daha olumlu olduğunu düşündüğü bir iş yerinde çalışma amacı ile bu hakkını kullanması halinde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde öngörülen dürüstlük kuralına aykırı davrandığı kabul edilemez. Kanun ile tanınmış emeklilik sebebi ile fesih hakkının kullanması ile birlikte kıdem tazminatına hak kazanılacağının kabulü gerekir. Davacının hangi amaçla bu hakkı kullandığı, kıdem tazminatına hak kazanması açısından önem arz etmemektedir. Dolayısıyla davacının kıdem tazminatı talebinin kabulü gerekirken yazılı gerekçeyle hatalı değerlendirme yapılarak reddi bozma sebebidir. (Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 07.12.2020 tarihli kararı)
İşveren, SGK işten ayrılış bildiriminde "08 - Emeklilik (Yaşlılık) veya Toptan Ödeme" kodunu kullanır; hatalı kod, kıdem tazminatı ve işsizlik ödeneği bakımından uyuşmazlık doğurur. İşçinin ayrıldığı tarihte süre ve prim gününü tamamlamış olması yeterlidir; "emekli olabilir" yazısını sonradan ibraz etmesi hakkı ortadan kaldırmaz, yalnızca muacceliyet ve faiz başlangıcını etkiler (Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, 09.03.2020, 2016/33376 E., 2020/4526 K.).
Karar sonrasında hüküm fıkrası ve kesinleşme, Kurumun yeni tahsis işlemiyle karşılaştırılır; görevsizlik veya usul kararı, esasın kabulü sayılmaz. Karara karşı istinaf ve temyiz yolu açıktır. Karar kesinleştiğinde Kurum, hükümde gösterilen tarihten itibaren aylığı bağlar; birikmiş aylıklar bu tarihe göre hesaplanır.
Dosyanın bu aşamada çözüme kavuşması için izlenecek yol, önceki bölümlerde açıklanan aşamalarla birlikte yürütülür. Ret gerekçesinin hangi şarta dayandığı belirlenir: sigorta başlangıcı mı yanlış, prim günü mü eksik, Bağ-Kur borcu mu var, hizmetler mi birleştirilmemiş, EYT koşulları mı yanlış uygulanmış, sağlık kurulu mu olumsuz karar vermiş veya eksik bir çalışma dönemi mi bulunuyor? Kişi kendi emeklilik dosyasını oluşturur; ilk işe giriş belgeleri, 4/a hizmet dökümü, 4/b tescil ve borç durumu, varsa 4/c hizmetleri, borçlanmalar, banka dekontları, başvuru evrakları ve ret yazısı tek dosyada toplanır. 7036 sayılı Kanun uyarınca uyuşmazlıkların büyük bölümünde dava açmadan önce SGK'ya başvuru zorunludur ve 60 gün içinde cevap verilmezse talep reddedilmiş sayılır. Başvuruda talep açık gösterilir; ret gerekçesi ayrı önermelere bölünerek her birinin dayanağı belirlenir. Eksik hizmet nedeniyle ret varsa hizmet tespiti, kayıt hatası varsa işlemin düzeltilmesi, aylığa hak kazanılmışsa tespit ve aylığın bağlanması talebi yöneltilir; dava, uyuşmazlığın türüne ve statüye göre görevli mahkemede açılır. Ret devam ederse uyuşmazlığın türüne ve statüye göre görevli mahkemede yargı yoluna gidilir. Emeklilik, e-Devlet ekranındaki toplam prim sayısından ibaret değildir; bir günlük sigorta başlangıcı, tek bir hizmet kaydı veya yanlış tescil sonucu değiştirebilir.