Dul Ve Yetim Aylığı Alma Şartları

Dul Ve Yetim Aylığı Alma Şartları

Ölüm aylığı, sigortalı bir kişinin vefatı halinde geride kalan eşine, çocuklarına ve kimi durumlarda anne-babasına bağlanan bir sosyal güvenlik hakkıdır. Bu yazıda dul ve yetim aylığının hangi prim koşullarına bağlı olduğunu, hak sahiplerinin kimler olduğunu ve aylık oranlarının nasıl belirlendiğini bulacaksınız. Kimlerin hangi şartlarda aylık alabildiğini, kız ve erkek çocuklar için yaş ve öğrenim kurallarını, evlenme veya çalışma halinde aylığın kesilip kesilmediğini ve başvurunun nasıl yapıldığını bu içerikte okuyacaksınız. Yeniden evlenme, muvazaalı boşanma ve fiilen birlikte yaşama gibi aylığı düşüren durumlara da yer veriliyor.

Aylık Bağlanmasının Prim ve Sigortalılık Şartları

Ölüm aylığı bağlanabilmesi, ölen sigortalının prim ve sigortalılık koşullarını sağlamış olmasına bağlıdır. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.32 bu koşulları düzenler. Kanunun yürürlük tarihinden sonra ölen sigortalıların hak sahiplerine aylık bağlanabilmesi için iki alternatiften birinin gerçekleşmiş olması gerekir:

  • En az 1800 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olması.
  • 4/1-(a) kapsamındaki sigortalılar için her türlü borçlanma süreleri hariç en az 5 yıldan beri sigortalı bulunmak ve toplam 900 gün prim bildirilmiş olması.

1800 günlük eşik, ölüm aylığının olağan prim koşuludur. 900 günlük alternatif ise yalnızca 4/1-(a) kapsamındaki çalışanlar bakımından geçerlidir ve beş yıllık sigortalılık süresiyle birlikte aranır. Bu koşulda gerek ölen sigortalı gerekse hak sahipleri tarafından yapılan borçlanmalar dikkate alınmaz; ancak 1/10/2008 tarihinden önce ölen sigortalıların 900 gün hesabında borçlanılan tüm süreler dikkate alınır.

Ölüm aylığı, yalnızca prim günü tamamlanmış sigortalılar için söz konusu değildir. Ölen kişi malullük, vazife malullüğü veya yaşlılık aylığı almakta iken ya da bu aylığın bağlanmasına hak kazanmış olup işlemleri tamamlanmamışken veya bağlanmış aylığı çalışma sebebiyle kesilmişken vefat etmişse, hak sahiplerine yazılı istek halinde ölüm aylığı bağlanır. Bu hallerde ayrıca 1800 gün prim aranmaz.

Kendi nam ve hesabına çalışan 4/1-(b) kapsamındaki sigortalılar için ayrı bir koşul öngörülmüştür. Bu sigortalıların hak sahiplerine aylık bağlanabilmesi için genel sağlık sigortası primi dahil prim ve prime ilişkin her türlü borçların ödenmiş olması şarttır. Bağ-Kur kapsamında 900 gün kolaylığı uygulanmaz; 1800 gün prim ve borç kapatma şartı birlikte aranır.

Prim koşulunun bir istisnası iş kazası ve meslek hastalığından kaynaklanan ölümlerdir. Ölümün iş kazası veya meslek hastalığı sonucu gerçekleşmesi halinde prim şartı aranmaksızın ölüm geliri bağlanır. Sigortalı olarak işe başladığı ilk gün geçirdiği iş kazası sonucu hayatını kaybeden kişinin hak sahiplerine dahi şartları dahilinde ölüm geliri bağlanabilir. İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan ölümde ölüm aylığı yerine ölüm geliri bağlanır ve 1800 gün şartı aranmaz. İşverenin kastı veya mevzuata aykırı hareketi halinde Kurumca yapılan ödemeler ile gelirin peşin sermaye değeri işverenden istenir (5510 m.21).

Prim günü yetmeyen sigortalıların hak sahiplerine kanunda öngörülen şartlarla toptan ödeme yapılabilir. Primler hiç bildirilmemişse, sigortalılık hizmet tespiti davasıyla kanıtlanabilir. Sonradan borçlanma veya hizmet tespitiyle şartlar oluşursa ihya yoluyla aylık istenebilir. Prim günü eksik olan dosyalarda askerlik, doğum veya yurt dışı süreleri borçlanılabilir.

Prim koşulunun yanında hak sahiplerinin yazılı talepte bulunması da zorunludur (5510 m.32). Aylık, talep tarihini izleyen ay başından bağlanır. Hakkın kazanıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde istenmeyen kısım zamanaşımına uğrar (5510 m.97). Bu beş yıllık sınır, prim koşulunu sağlayan ancak başvuruyu geciktiren hak sahipleri bakımından geriye dönük ödemenin kapsamını belirler.

Ölüm tarihine göre uygulanacak mevzuat değişebilir. 5510 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi uyarınca, 1/10/2008 tarihinden önceki dönemde ölen sigortalılar bakımından eski sosyal güvenlik kanunları uygulanır. Yargıtay, eşinin 08.04.1999 tarihinde ölümü nedeniyle 1479 Sayılı Kanun uyarınca ölüm aylığı alan davacının, 1479 Sayılı Yasaya tabi babasının 07.09.1980 tarihinde ölümü nedeniyle ayrıca yetim aylığı alıp alamayacağına ilişkin uyuşmazlıkta, davanın yasal dayanağının 1479 Sayılı Kanun'un 45 ve 46. maddeleri olduğunu belirtmiştir:

Uyuşmazlık, davacının eşinin 08.04.1999 tarihinde ölümü nedeniyle 1479 Sayılı Kanun uyarınca aldığı ölüm aylığı yanında, 1479 Sayılı Yasaya tabi olan babasının 07.09.1980 tarihinde ölümü nedeniyle ayrıca yetim aylığı alıp alamayacağı noktasında toplanmaktadır. 5510 Sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 1479 Sayılı Kanun'un 45 ve 46. maddeleridir. Somut olayda yasal mevzuat doğrultusunda değerlendirme yapılmadan sonuca gidilmiş olması hatalıdır. Yapılacak iş; hem aylık bağlanmasına ilişkin 1479 Sayılı Kanun'un 45. maddesi hem de aylığın kesilmesi koşullarını düzenleyen 46. maddesi bakımından, davacının eşinin ve babasının 02.08.2003 tarihinden önce vefat etmiş olmaları nedeniyle 02.08.2003 tarihinden önceki mevzuatın uygulanacağını ve davacının eşinden dolayı almakta olduğu ölüm aylığının "geçimini sağlayacak gelir" kapsamında değerlendirilemeyeceğini göz önünde bulundurarak, davacının babasından dolayı alabileceği aylık bakımından eşinden aldığı aylık dışında başkaca geliri bulunup bulunmadığını kapsamlı bir şekilde araştırmak ve belirtilen yasa maddelerine göre değerlendirme yapıp sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir. Bölge Adliye Mahkemesi'nin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı usul ve yasaya aykırı olup, HMK 373/1 uyarınca kaldırılmasına ve ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına 16.10.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verilmiştir.

Buna göre ölüm tarihi 02.08.2003'ten önceki dosyalarda, aylık bağlanması ve kesilmesi 1479 Sayılı Kanun'un 45 ve 46. maddelerine göre değerlendirilir ve davacının eşinden aldığı ölüm aylığı "geçimini sağlayacak gelir" sayılmaz.

Prim koşulu, ölüm aylığı ile ölüm geliri arasındaki ayrımı da belirler. Ölüm aylığı uzun vadeli sigorta kollarından belirli prim ve sigortalılık şartları sağlandığında bağlanırken, ölüm geliri sigortalının iş kazası veya meslek hastalığı sonucunda hayatını kaybetmesi halinde gündeme gelir ve bu halde 900 veya 1800 günlük prim şartı aranmaz.

Hak Sahipleri ve Aylık Pay Oranları

Ölüm aylığında hak sahipleri dul eş, çocuklar ve şartları varsa anne-babadır (5510 m.34). Paylar kanunla sabittir ve her hak sahibi için ayrı ayrı bağlanır. Payların toplamı, ölen sigortalı için hesaplanan aylığın tamamını aşamaz; aşarsa her hak sahibinin hissesi orantılı olarak indirilir.

Dul Eşin Aylık Oranı ve Özel Durumlar

Dul eşe kural olarak aylığın %50'si bağlanır. Aylık bağlanmış çocuğu bulunmayan ve kanun kapsamında çalışmayan veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir ya da aylık almayan dul eşe ise %75 oranında aylık bağlanır (5510 m.34). Oranı belirleyen ölçüt, eşin çalışıp çalışmaması değil, aylık bağlanmış çocuğun bulunup bulunmaması ile eşin kendi sigortalılığından gelir veya aylık alıp almamasıdır. Dul eşin çalışması aylığı kesmez; yalnızca oran %75'ten %50'ye düşer. Kendi emekli maaşı bulunan eş de ölüm aylığı alabilir, bu durumda oran %50 olur ve iki aylık bir arada ödenir. Eşe aylık bağlanabilmesi için ölüm tarihinde yasal evlilik bağının bulunması zorunludur. Evlilik süresi, eşin yaşı veya gelir durumu tek başına hak doğurmaz; dini nikâh eşe aylık hakkı kazandırmaz. Boşanmış eski eş, ölüm tarihinde evlilik bağı bulunmadığından hak sahibi değildir. Dul eşin yeniden evlenmesi halinde ölüm aylığı kesilir. Yeni evliliğin boşanma veya eşin ölümüyle sona ermesi halinde, başvuruyu izleyen ay başından itibaren aylık yeniden bağlanır. Birden fazla eşten aylık hakkı doğması halinde aylıkların birleşmesine ilişkin hükümler uygulanır. Hak sahipliği yalnızca bir sıfata bağlı değildir; koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekir:

Hak sahipliğinin yalnızca "kız çocuğu" sıfatından ibaret olmadığı; evli olmama, çalışmama ve kendi sigortalılığından aylık almama koşullarının birlikte arandığı vurgulanmıştır. Bu nedenle kız çocuğunun durumunda meydana gelen her değişiklik SGK'ya bildirilmelidir. Buna göre hak sahipliği, koşullardan birinin ortadan kalkmasıyla sona erer ve bu değişiklikler Kuruma bildirilmelidir.

Çocukların Hak Sahipliği ve Yaş Şartları

Hak sahibi her çocuğa ölüm aylığının %25'i oranında pay bağlanır. Anne ve babasını kaybeden ya da başka hak sahibi bulunmayan çocuğa ise %50 oranında aylık bağlanır (5510 m.34). Çocuklara aylık bağlanmasında cinsiyet, yaş, malullük, öğrenim durumu ve medeni hal ölçütleri ayrı ayrı uygulanır. Erkek çocuklar öğrenim görmüyorlarsa 18, ortaöğrenimde 20, yükseköğrenimde 25 yaşına kadar aylık alabilir. Bu yaş sınırlarıyla birlikte çalışmamaları ve kendi sigortalılıkları nedeniyle gelir veya aylık almamaları şarttır. Öğrenim durumu her yıl belgelenir; öğrenimin sona ermesi veya yaş sınırının dolması aylığı kestirir. Kız çocuklarında yaş ve öğrenim şartı aranmaz. Kız çocuğa, evli olmaması, çalışmaması ve kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık almaması koşuluyla aylık bağlanır. Evlenmiş olmakla birlikte sonradan boşanmış veya dul kalmış olanlar da bu koşulları taşıdıkları sürece aylık alır. Evlenme aylığı kestirir; boşanma veya dul kalma halinde koşullar devam ediyorsa aylık yeniden bağlanır. Çalışma gücünü en az %60 oranında kaybettiği SGK Sağlık Kurulunca tespit edilen malul çocuklara evlilik, yaş ve cinsiyete bakılmaksızın aylık bağlanır. Engelli sağlık kurulu raporundaki oran tek başına yeterli değildir; malullük değerlendirmesinde SGK Sağlık Kurulunun kararı esastır. Malul çocuğun çalışmaya başlaması, kendi sigortalılığından gelir veya aylık bağlanması ya da kontrol muayenesi sonucu çalışma gücünü en az %60 yitirmediğinin tespiti halinde aylık, izleyen ödeme dönemi başından kesilir. 2018 düzenlemesiyle, 27/3/2018 tarihinden itibaren 4/1-(a) kapsamındaki çocuklara 18 yaşını, lise ve dengi öğrenimde 20 yaşını, yükseköğrenimde 25 yaşını doldurana kadar aylık bağlanır. Aylık almakta iken 4/1-(a) kapsamında çalışmaya başlayan çocukların aylıkları, yaş ve öğrencilik nitelikleri devam ettiği sürece kesilmez. Paylar kişiseldir; her hak sahibi için ayrı bağlanır ve başvuruya tek tek yansıtılmalıdır. Toplam paylar aylığın tamamını aşarsa, her hak sahibinin hissesi orantılı olarak azaltılır.

Anne ve Babaya Aylık Bağlanma Koşulları

Ölüm aylığında anne ve baba, eş ve çocuklardan sonra gelen, koşulları daha ağır bir hak sahibi grubudur (5510 m.34). Anne ve babaya aylık bağlanabilmesi için eş ve çocuklara ayrılan hisselerden geriye artan pay bulunması gerekir. Artan hisse yoksa, diğer koşullar gerçekleşse bile aylık bağlanmaz.

65 yaşın altındaki anne ve baba bakımından üç koşul birlikte aranır:

  • Hak sahibi eş ve çocuklardan geriye artan hisse bulunması.
  • Her türlü kazanç ve irattan elde edilen gelirin asgari ücretin net tutarından az olması.
  • Diğer çocuklardan hak kazanılan gelir veya aylıklar hariç, kendilerine başka bir gelir veya aylık bağlanmamış olması.

Her türlü kazanç ve irattan elde edilen gelirin asgari ücretin net tutarından az olması, tek başına yeterli değildir. Anne ve baba, diğer çocuklarından hak kazandıkları gelir veya aylıklar dışında kendilerine bağlanmış bir gelir veya aylık bulunmaması koşulunu da taşımalıdır. Bu üç koşul birlikte gerçekleşmediği sürece 65 yaşın altındaki anne ve babaya aylık bağlanmaz.

65 yaşını dolduran anne ve baba bakımından artan hisse şartı aranmaz. Bu durumda, diğer koşullar sağlanmak kaydıyla aylık, eş ve çocuklardan artan pay bulunmasa dahi bağlanabilir. Yaş koşulunun gerçekleşmesi, artan hisse şartını ortadan kaldırır; gelir sınırı ve başka bir gelir veya aylık bulunmaması koşulları ise varlığını korur.

Anne ve babaya ayrılabilecek toplam pay %25'tir. Bu pay, anne ve baba arasında paylaştırılır. Eş ve çocuklardan artan hissenin bu oranı aşması halinde, aşan kısım anne ve babaya ödenmez. Payların toplamı ölen sigortalı için hesaplanan aylığın tamamını geçemez; geçerse her hak sahibinin hissesi orantılı olarak indirilir.

Ölüm tarihi ve sigortalılık statüsü, anne ve babaya aylık bağlanmasında sonucu değiştirir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.34'teki artan hisse ve gelir koşulları, Kanunun yürürlük tarihinden sonraki ölümlerde uygulanır. 1/10/2008 tarihinden önce ölen sigortalılar bakımından ise Kanunun geçici 1. maddesi uyarınca eski sosyal güvenlik kanunları uygulanır ve bu dosyalarda anne ve babanın hak sahipliği, kendi statüsünün kurallarına göre değerlendirilir.

5510 kapsamında anne ve babaya aylık bağlanmasında Kurum Sağlık Kurulu kararı aranmaz; malullük değerlendirmesi çocuklar bakımından geçerlidir. Yaş ve artan hisse koşullarının dosya bazında incelenmesi gerekir; bu nedenle başvuruda gelir durumunu gösteren belgeler ve nüfus kayıtları sunulur.

Anne ve babanın aylığı belirli hallerde kesilir:

  • 4/1-(c) kapsamında çalışmaya başlaması.
  • 4/1-(a) ve 4/1-(b) kapsamında çalışma nedeniyle gelirin asgari ücretin net tutarını aşması ve muhtaç olmadığına karar verilmesi.
  • Türk Vatandaşlığından çıkma veya çıkarılma.

Annenin aylığı, evlenme tarihini takip eden aybaşından kesilir. Babanın aylığı ise evlenme halinde kesilmez. Vazife ve harp malullerinin annelerine bağlanan aylıklar evlenme halinde kesilmez. Baba ve annelere bağlanan aylıklar, 4/1-(a), 4/1-(b) ve 4/1-(c) statüsünde çalışmaya başlamaları halinde de kesilmez; kesilme, yalnızca yukarıdaki hallerle sınırlıdır.

Gelir sınırı bakımından dikkate alınan ölçüt, her türlü kazanç ve irattan elde edilen gelirin asgari ücretin net tutarının altında kalmasıdır. Gelir durumundaki değişiklikler aylığın kesilmesine yol açabileceğinden, Kuruma bildirilmesi gerekir. Bildirilmeyen değişiklikler yersiz ödeme doğurur ve ödenen tutar geri istenir (5510 m.96).

Anne ve baba, 65 yaşın altında olup olmadıklarına göre farklı koşullara tabidir. 65 yaşın altındaki anne ve baba için artan hisse, gelir sınırı ve başka bir gelir veya aylık bulunmaması koşulları birlikte aranırken, 65 yaşını dolduranlarda artan hisse koşulu düşer. Yaşın ilerlemesi, aylık hakkının doğması için tek başına yeterli değildir; gelir sınırı ve başka bir gelir veya aylık bulunmaması koşulları 65 yaş üstü dosyalarda da geçerlidir.

Uygulamada anne ve babanın aylık talebi, genellikle eş ve çocuklardan sonra incelenir. Eş ve çocukların payları belirlendikten sonra artan hisse kalıp kalmadığı tespit edilir. Artan hisse bulunması ve gelir koşulunun sağlanması halinde anne ve babaya toplam %25 oranında pay bağlanır. Pay, anne ve baba arasında Kurumca belirlenen esaslara göre dağıtılır.

Aylığın Kesilmesi, Yeniden Bağlanması ve Evlenme Ödeneği

Ölüm aylığı, bağlandığı tarihteki koşulların sürmesine bağlı olarak ödenir. Aylığın kesilmesi ve yeniden bağlanması 5510 sayılı Kanun m.35'te düzenlenmiştir. Dul eşin yeniden evlenmesi, kız çocuğun evlenmesi, erkek çocukta yaş sınırının dolması ya da öğrenimin sona ermesi, çalışmaya başlama ve sürekli iş göremezliğin sona ermesi kesilme sebebidir. Kesilme durumunun bildirilmemesi yersiz ödeme doğurur ve ödenen tutar kanunda öngörülen esaslara göre geri istenir (5510 m.96); değişiklikler gecikmeden Kuruma bildirilmelidir.

Yeniden Evlenme ve Boşanma Halleri

Dul eşin yeniden evlenmesi halinde ölüm aylığı kesilir. Boşanma veya yeni eşin ölümüyle evlilik sona ererse aylık, başvuruyu izleyen ay başından itibaren yeniden bağlanır. Kız çocuğun evlenmesi de aylığı kestirir; evliliğin boşanma veya dul kalma ile son bulması halinde, evli olmama, çalışmama ve kendi sigortalılığından gelir veya aylık almama koşulları devam ediyorsa aylık yeniden bağlanır.

Evlenmesi nedeniyle aylığı kesilen kız çocuğuna, talebi halinde bir defaya mahsus evlenme ödeneği ödenir. Ödenek, evlenme tarihindeki gelir veya aylığın iki yıllık yani 24 aylık tutarı üzerinden hesaplanır (5510 m.37). Bu ödenek dul eşe verilmez; yalnızca evlenme nedeniyle aylığı kesilen kız çocuğu yararlanır. Ödeneğin alındığı tarihten itibaren iki yıl içinde boşanılması halinde, bu süre dolmadan aylık yeniden bağlanmaz; süre tamamlandıktan sonra hak kazanılır.

Aylık birden fazla kaynaktan doğduğunda aylıkların birleşmesine ilişkin kurallar uygulanır. Hem eşten hem ana veya babadan ölüm aylığına hak kazanılması halinde, yüksek olanın tamamı, düşük olanın ise yarısı ödenir (5510 m.54). Kanunda sayılan hallerde iki aylık birlikte ödenebilir; bu durumda tercih beyanı dosyaya konulmalıdır. Ölüm aylığı almakta olan kız çocuğuna evlenmesi nedeniyle aylığı kesildiğinde, evlenme ödeneği 24 aylık tutar üzerinden bir defalık ödenir.

Muvazaalı Boşanma ve Fiilen Birlikte Yaşama

Boşanma sonrası aylıkta en çok tartışılan konu, yalnızca aylık almak amacıyla boşanmadır. 5510 sayılı Kanun m.56/2 uyarınca, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların gelir ve aylıkları kesilir; ödenen tutarlar geri alınır. Anayasa Mahkemesi, 5510 sayılı Yasa'nın 34. maddesinde öngörülen ölüm aylığını alabilmek için "evli olmamak" koşulunu aşmak amacıyla iyi niyete dayanmayan ve dürüst olmayan boşanma isteği ve çabasıyla boşanma kararı elde edilip buna bağlı olarak ölüm aylığı alınmasını hakkın kötüye kullanılması saymıştır:

5510 sayılı Yasa'nın 34. maddesinde öngörülen ölüm aylığını alabilmek için "evli olmamak" koşulunu aşmak amacı ile iyi niyete dayanmayan ve dürüst olmayan boşanma isteği ve çabası ile boşanma kararı elde edilip buna bağlı olarak ölüm aylığı alınması, açıkça hakkın kötüye kullanılmasıdır.

Buna göre boşanma, aylık hakkı doğurmak amacıyla yapıldığında hukuki koruma görmez ve aylığın kesilmesine yol açar.

Eylemli birlikte yaşamanın tespiti somut delillere dayanır. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşamanın hem aylık kesme sebebi hem de aylık bağlanmasına engel olduğunu; bu olgunun somut delillerle ortaya konulması gerektiğini belirtmiştir:

Boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşamanın hem aylık kesme sebebi hem de aylık bağlanmasına engel olduğu belirtilmiş, eylemli birlikte yaşama olgusunun somut delillerle ortaya konulması gerektiği vurgulanmıştır.

Denetim adres kayıtları, tanık beyanları ve sosyal inceleme raporları üzerinden yürütülür; ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir (HMK m.190, m.203). Kurumun tespit yazısına önce Kuruma itiraz edilir, sonuç alınamazsa iş mahkemesinde dava açılır; yersiz ödeme borcuna karşı menfi tespit talebi ileri sürülebilir.

Sosyal güvenlik yasalarından doğan dul ve yetim aylığı, yasanın ilgilisine verdiği bir haktır; terekeden veya murisin malvarlığından istenmez, Sosyal Güvenlik Kurumundan yasa gereği talep edilir:

Sosyal Güvenlik Yasalarından doğan dul ve yetim aylığı, bu kişilere yasanın verdiği doğrudan talep edilen bir haktır ve terekeden yahut murisin malvarlığından talep edilmeyip, Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan yasa gereği talep edilir. Bu itibarla, dul ve yetim aylığı murisin yahut vasiyet edenin "malvarlığı" içerisinde yer almayıp, ölüme bağlı tasarrufa konu edilemezler.

Bu nitelik, aylığın mirasçılar arasında paylaştırılmaması ve ölüme bağlı tasarrufla devredilmemesi sonucunu doğurur.

Ölüm Tarihine göre Uygulanacak Mevzuat ve Yargı Kararları

Ölüm aylığında uygulanacak mevzuat, hak sahibinin başvuru tarihine değil, sigortalının ölüm tarihine göre belirlenir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Geçici 1. maddesi uyarınca 1/10/2008 tarihinden önce ölen sigortalılar bakımından eski sosyal güvenlik kanunları uygulanır. Bu nedenle 506 sayılı Kanun, 1479 sayılı Kanun ve 5434 sayılı Kanun dönemlerine ait dosyalarda, aylığın bağlanması ve kesilmesi o günkü mevzuatın kurallarına göre değerlendirilir. Aynı anda geçerli olan iki farklı sonucun kaynağı budur: bugün aylık alamayacak bir hak sahibi, ölüm tarihi eski mevzuata düştüğü için aylık almaya devam edebilir. 506 sayılı Kanuna eklenen geçici madde, 06.08.2003 tarihinden önce hak sahibi kız çocuklarına bağlanan gelir ve aylıkların evlenme ve çalışma halleri hariç geri alınamayacağı kuralını getirmiştir. Düzenlemenin etkisi iki yönlüdür: bu tarihten önce bağlanmış aylıklar, evlenme ve çalışma dışındaki nedenlerle kesilemez; kesilmiş olsalar bile talep şartı aranmaksızın yeniden başlatılır. 06.08.2003 tarihinden sonra kesilen aylıklar ise bu korumadan yararlanmaz. Yargıtay'ın yerleşik uygulaması, bu geçiş hükmünü hak sahibinin lehine yorumlar. Ölen eşi üzerinden dul aylığı alan kadının, daha önce ölen babasından da yetim aylığı talebiyle açtığı davada yerel mahkemenin direnme kararı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nca bozulmuştur:

Ölen eşi üzerinden dul aylığı alan bir kadının, daha önce ölen babasından da yetim aylığı almak istemiyle açtığı davada yerel mahkemenin direnme kararı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nca bozulmuştur. 06.08.2003 tarihinden önce hak sahibi kız çocuklarına bağlanan gelir ve aylıkların, evlenme ve çalışma halleri hariç geri alınamayacağına ilişkin 506 sayılı Kanun'a eklenen geçici madde uyarınca; 06.08.2003'ten önce ölen babası nedeniyle hak sahibi olan davacının, evli olması nedeniyle eşinin ölüm tarihinden önce ölüm aylığı talep etmesi mümkün olmasa da, eşinden ölüm aylığı almakta olsa dahi evliliğinin ölüm nedeniyle son bulmasından sonra babasından da ölüm aylığı talep etme hakkına sahip olduğuna karar verilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.03.2012 Tarih 2012/21-21 Esas 2012/223 Karar sayılı kararı. Buna göre 06.08.2003 tarihinden önce hak sahibi olunan dosyalarda, daha sonra eşten ölüm aylığı bağlanması babadan gelen aylık hakkını ortadan kaldırmaz. Aylıkların birleşmesine ilişkin tercih kuralları da bu dosyalarda farklı işler. Aynı kural, Yargıtay 21. Hukuk Dairesince farklı bir dosyada şu sınırla birlikte uygulanmıştır: 506 sayılı Kanun gereği babasından aylık bağlanan kadının kocasından da aylık almaya hak kazanması halinde kural olarak bu aylıklardan yalnızca fazla olanı ödenir; ancak 2005 yılında eklenen geçici 91. madde ile 06.08.2003'ten önce hak sahibi kız çocuklarına bağlanan gelir ve aylıkların, evlenme ve çalışma halleri hariç geri alınmayacağı, bu haller dışındaki nedenlerle kesilen aylıkların talep şartı aranmaksızın yeniden başlatılacağı kabul edilmiştir. 27.08.2003'te eşi ölen ve 01.10.2003'ten itibaren eşinden ölüm aylığı alan davacının, 01.04.1996'da ölen babasından dolayı da ölüm aylığı talep edebileceği sonucuna varılmıştır. Bağ-Kur statüsündeki dosyalarda uygulanacak mevzuatın seçimi, davanın yasal dayanağını doğrudan belirler. 5510 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 1479 sayılı Kanun'un 45 ve 46. maddeleridir. 45. maddenin (c) bendindeki "geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak" koşulu, 619 sayılı KHK ile "bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmama, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almama" biçiminde değiştirilmiş; 46. maddeye ise "evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almaya hak kazanan kız çocuklarına bu aylıklardan fazla olanı ödenir" cümlesi eklenmiştir. 619 sayılı KHK ile getirilen bu düzenleme, Anayasa Mahkemesi'nin 26.10.2000 gün ve 61/34 sayılı kararı ile iptal edilmiştir. İptale konu kural, 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun'un 23. maddesiyle yeniden benimsenmiştir. Bu kronoloji, 02.08.2003 öncesi ve sonrası olmak üzere iki ayrı hukuki rejim oluşturur:

  • 02.08.2003 tarihinden önce vefat eden sigortalılar bakımından önceki mevzuat uygulanır.
  • 02.08.2003 tarihinden sonra vefat eden sigortalılar bakımından 4956 sayılı Kanun'la yeniden benimsenen kural, yani fazla olan aylığın ödenmesi geçerlidir. Ölüm tarihi 02.08.2003'ten önce olan dosyalarda, fazla olan aylığın ödenmesi kuralı uygulanmaz. Yargıtay bu noktayı, eşi 08.04.1999'da, 1479 sayılı Yasaya tabi babası ise 07.09.1980'de ölen davacının dosyasında açıkça vurgulamıştır. Karara göre, davacının eşinden dolayı almakta olduğu ölüm aylığı "geçimini sağlayacak gelir" kapsamında değerlendirilemez. Bu nedenle, babasından dolayı alabileceği aylık bakımından eşinden aldığı aylık dışında başkaca geliri bulunup bulunmadığı kapsamlı biçimde araştırılmalı ve 1479 sayılı Kanun'un 45 ve 46. maddelerine göre değerlendirme yapılmalıdır. Bu içtihat, uygulamada şu sonucu doğurur: ölüm tarihi eski mevzuata düşen bir dosyada, kız çocuğunun eşinden aldığı ölüm aylığı, babasından aylık bağlanmasına engel sayılmaz. Bağlanacak ikinci aylığın önündeki tek engel, "geçimini sağlayacak başka gelir" ölçütüne giren başka bir gelirin varlığıdır. Aylığın niteliği de statüden ve ölüm tarihinden bağımsızdır. Sosyal güvenlik yasalarından doğan dul ve yetim aylığı, mirastan tamamen ayrı bir haktır; terekeden veya murisin malvarlığından değil, doğrudan Sosyal Güvenlik Kurumundan talep edilir: Sosyal Güvenlik Yasalarından doğan dul ve yetim aylığı, bu kişilere yasanın verdiği doğrudan talep edilen bir haktır ve terekeden yahut murisin malvarlığından talep edilmeyip, Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan yasa gereği talep edilir. Bu itibarla, dul ve yetim aylığı murisin yahut vasiyet edenin "malvarlığı" içerisinde yer almayıp, ölüme bağlı tasarrufa konu edilemezler. Bu nitelik, ölüm tarihi hangi döneme düşerse düşsün değişmez; aylık mirasçılar arasında paylaştırılmaz ve ölüme bağlı tasarrufla devredilemez. Ölüm tarihine bağlı değerlendirme, SGK'nın ret kararlarının en sık gerekçelerinden birini de açıklar. Kurum, başvuruda bulunan hak sahibinin yürürlükteki 5510 sayılı Kanun kurallarına göre değerlendirilmesi gerektiği varsayımıyla hareket edip eski mevzuata düşen dosyada farklı sonuca ulaşabilir. Bu hallerde ilk adım, ölüm tarihini ve dosyanın tabi olduğu kanunu tespit etmektir. Aylık talebinin reddi halinde izlenecek yol şu adımlardan oluşur:
  • Ölen sigortalının hangi sosyal güvenlik statüsüne tabi olduğu ve ölüm tarihi belirlenir.
  • Ölüm tarihi 1/10/2008'den önce ise dosyanın tabi olduğu kanun (506, 1479 veya 5434 sayılı Kanun) ve o kanunun uygulanacak maddeleri saptanır.
  • 06.08.2003, 02.08.2003 ve 1/10/2008 tarihlerinin dosyaya etkisi ayrı ayrı değerlendirilir; bu tarihlerden önceki hak sahipliği, geçiş hükümlerinin korumasına girebilir.
  • Kurumun ret yazısındaki gerekçe, uygulanan kanun ve madde üzerinden kontrol edilir.
  • Ret kararında Kuruma başvuru dava şartıdır; başvurudan itibaren altmış gün içinde cevap verilmezse talep reddedilmiş sayılır (7036 s.K. m.4). Uyuşmazlık iş mahkemesinde görülür (7036 s.K. m.5).
  • Prim günü eksik görünen dosyalarda hizmet tespiti veya borçlanma değerlendirilir; şartlar sonradan oluşursa ihya yoluyla aylık istenebilir. Ret kararının dayandığı madde, dilekçede uygulanan kanun ve ölüm tarihiyle birlikte gösterilmelidir. 06.08.2003 veya 02.08.2003 tarihlerinden önce ölen babası nedeniyle hak sahibi olan kız çocukları için talep, hem dul aylığının hem yetim aylığının birlikte değerlendirilmesini gerektirir; bu dosyalarda aylıklardan yalnızca birinin seçilmesi kuralı uygulanmaz.
Yazar Görseli
Müellif

Av. Ali Haydar GÜLEÇ

Güleç Hukuk Bürosu'nda 9 yıldır yöneticilik ve avukatlık yapmaktadır.