Senet Zamanaşımı Süresi Ne Kadar?

Senet Zamanaşımı Süresi Ne Kadar?

Elinizde vadesi geçmiş bir senet mi var? Yasal süreyi kaçırdınız mı? Senet zamanaşımı, alacaklıların en sık karşılaştığı ve en ağır sonuçlar doğuran hukuki tuzaklardan biridir. Kambiyo senetlerinde 3 yıl, adi senetlerde 10 yıl olarak belirlenen zamanaşımı süreleri; hangi tarihten başladığı, nasıl kesildiği ve durduğu bakımından son derece teknik bir hesap gerektirir. Bu makalede TTK ve TBK hükümleri ile Yargıtay'ın emsal kararları ışığında senet zamanaşımı sürelerini, kesme ve durma hallerini ve zamanaşımına uğramış senette alacaklının başvurabileceği hukuki yolları ayrıntılı biçimde ele alıyoruz.

Senet Zamanaşımı Nedir ve Hukuki Niteliği Nedir?

Senet zamanaşımı, kambiyo senetlerinin (bono, çek, poliçe) yasal süreler içinde takibe konulmaması veya dava yoluna başvurulmaması durumunda alacaklının kambiyo hukukuna özgü icra ve dava yollarını kullanma hakkını kaybetmesi anlamına gelir. Bu tanım, uygulamada sıkça karşılaşılan bir yanılgıyı da beraberinde gündeme getirir: zamanaşımı, borcun kendisini ortadan kaldırmaz. Borç, hukuki varlığını "eksik borç" olarak sürdürmeye devam eder; yani borçlu dilerse borcunu ödeyebilir, ancak alacaklı artık onu kambiyo senetlerine özgü zorla icra yoluyla ödemeye zorlayamaz.

Zamanaşımının bir diğer temel özelliği, def'i niteliği taşımasıdır. Borçlu, zamanaşımı itirazını açıkça ileri sürmek zorundadır; hâkim bu itirazı kendiliğinden (re'sen) dikkate alamaz. Borçlunun bu def'i hakkını kullanmaması durumunda takip veya dava, zamanaşımı süresinin dolmuş olmasına karşın usule uygun biçimde devam eder.

Kambiyo Senetlerinde Zamanaşımı Süreleri: TTK m.749 Çerçevesi

Türk Ticaret Kanunu'nun 749. maddesi, kambiyo senetlerinden doğan talep hakları için kademeli bir zamanaşımı sistemi öngörmektedir. Bu sistem, senet ilişkisindeki tarafların konumuna göre farklı süreler belirler:

  • Düzenleyene (keşideciye) ve aval verene karşı talepler: Vade tarihinden itibaren 3 yıl
  • Hamilin cirantalara karşı talepleri: Protesto tarihinden veya vadeden itibaren 1 yıl
  • Bir cirantanın diğer cirantalara karşı talepleri: Ödeme veya dava tarihinden itibaren 6 ay

Bu kademelendirme, senet zincirindeki her halkayı farklı bir süreyle bağlar. Pratikte en önemli süre, asıl borçlu konumundaki düzenleyene yönelik 3 yıllık zamanaşımı süresidir. Alacaklının bu süreyi vade tarihinden itibaren takip etmesi ve gerekli hukuki adımları zamanında atması zorunludur.

Vadesi Gösterilmemiş Bonolarda Zamanaşımının Başlangıcı

Uygulamada önemli bir sorun kaynağı olan vadesi gösterilmemiş bonolar, "görüldüğünde ödenecek" bono olarak kabul edilir. Bu tür senetlerde düzenleme tarihinden itibaren 1 yıl içinde ibraz zorunludur. Senet bu süre içinde ibraz edilmezse, 1 yılın dolduğu tarih vade tarihi olarak kabul edilir ve 3 yıllık zamanaşımı süresi bu tarihten itibaren işlemeye başlar. Dolayısıyla ibraz yükümlülüğünün yerine getirilmemesi, zamanaşımı hesabını doğrudan etkiler ve alacaklının aleyhine sonuç doğurabilir.

Adi Senetlerde Zamanaşımı: TBK m.125

Kambiyo senedi niteliği taşımayan adi senetlerde zamanaşımı süresi, Türk Borçlar Kanunu'nun 125. maddesi uyarınca 10 yıl olarak uygulanır. Banka veya kamu kurumlarından kaynaklanan senetler de bu genel rejime tabidir. 10 yıllık süre, TTK m.749 kapsamındaki 3 yıllık süreyle kıyaslandığında alacaklıya çok daha geniş bir hareket alanı tanır; ancak bu uzun süre, alacaklıların zaman zaman hak kaybına uğradıklarının farkına geç varmalarına da yol açabilir.

Kambiyo senedi ile adi senet arasındaki bu süre farkının pratik bir yansıması da şudur: Bir senet, geçerli bir kambiyo senedi sayılabilmek için kanunun öngördüğü zorunlu unsurları (keşide yeri, düzenleyenin imzası vb.) eksiksiz taşımak zorundadır. Bu unsurlardan birinin eksikliği, senedi kambiyo vasfından yoksun kılar ve 3 yıllık özel zamanaşımı yerine 10 yıllık genel zamanaşımı devreye girer.

Zamanaşımının Hukuki Sonucu: Alacak Sona Ermez, Yol Kapanır

Senet zamanaşımının en kritik hukuki sonucu, alacak hakkını değil; kambiyo senetlerine özgü icra ve dava yolunu kapatmasıdır. Zamanaşımı süresinin dolmasıyla birlikte alacaklı artık kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatamaz ve bu senede dayanarak kambiyo hukuku çerçevesinde dava açamaz. Ancak borç, eksik borç olarak hukuki varlığını korumaya devam ettiğinden, alacaklının başvurabileceği başka hukuki yollar tamamen kapanmış değildir. Bu yolların neler olduğu ilerleyen bölümlerde ayrıntılı biçimde ele alınacaktır.

Zamanaşımının Kesilmesi ve Durması

Kambiyo senedine dayalı bir alacak için yasal sürenin dolmasını beklemek zorunda değilsiniz. TTK m.750 ve m.751 kapsamındaki hukuki işlemler zamanaşımı süresini keser; TBK m.153'te sayılan belirli koşullar ise süreyi durdurur. Bu iki kurumun birbirinden farkını ve pratikte nasıl uygulandığını doğru kavramak, hak kaybının önüne geçmek açısından kritik önem taşır.

Zamanaşımını Kesen Haller

TTK m.750 uyarınca aşağıdaki hukuki işlemler kambiyo senedinde zamanaşımını keser:

  • Dava açılması
  • İcra takibi başlatılması
  • Davanın ihbar edilmesi
  • Alacağın iflas masasına bildirilmesi

Bunlara ek olarak, borçlunun borcun tamamını ya da bir kısmını ödemesi veya borcu yazılı olarak kabul etmesi de zamanaşımını keser.

Kesmenin sonucu TTK m.751 ile düzenlenmiştir: zamanaşımı kesildiğinde, kesilen süre ne kadar olursa olsun, aynı uzunlukta yeni bir zamanaşımı süresi sıfırdan işlemeye başlar. Başka bir deyişle, 3 yıllık kambiyo zamanaşımı kesilmişse kesme tarihinden itibaren yeniden 3 yıl işlemeye başlar. Aynı maddede önemli bir sınırlama daha yer almaktadır: kesme işlemi yalnızca hakkında gerçekleştirildiği borçlu bakımından hüküm ifade eder. Birden fazla borçlunun bulunduğu durumlarda, bir borçlu aleyhine yapılan kesme işlemi diğer borçlular bakımından otomatik olarak sonuç doğurmaz.

Zamanaşımını Durduran Haller

Durma, kesmeden farklıdır: zamanaşımı süresini sıfırlamaz, yalnızca askıya alır. Durma sebebi ortadan kalkınca süre kaldığı yerden devam eder.

TBK m.153 kapsamında zamanaşımını durduran haller şunlardır:

  • Mücbir sebep
  • Borçlunun fiil ehliyetinin bulunmaması
  • Yasal temsilcinin yokluğu
  • Zorunlu askerlik hizmeti

Bu hallerin varlığı, alacaklının hukuki işlem yapmasını fiilen ya da hukuken engelleyen koşulları kapsar. Örneğin borçlu, fiil ehliyetini kazandığı tarihten itibaren durma öncesinde işlemiş olan süre üzerine kalan süre eklenerek hesaplama devam eder.

Zamanaşımını Kesmeyen İşlemler

Uygulamada en çok hata yapılan alan burasıdır. Alacaklılar zaman zaman icra dosyasında çeşitli işlemler yaptıklarında zamanaşımının kesildiğini zanneder; ancak bu işlemlerin büyük çoğunluğu icrai nitelik taşımadığından zamanaşımını kesmez.

Yargıtay bu konuda son derece net bir çizgi çizmiştir:

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2016/24719 E., 2017/15441 K. sayılı kararında; takip dosyasında alacaklı tarafından yapılan yenileme talebinin, "icrai işlem yapılması talebi içermediği" gerekçesiyle zamanaşımını kesen işlemlerden sayılmayacağına hükmetmiştir. Kararda, icra takibinin zamanaşımına uğramaması için mutlaka icrai işlem yapılmasının gerektiği vurgulanmıştır. Somut olayda takip dosyasında, her ne kadar 07/02/2013 tarihinde icrai işlem yapılması talebi içermeyen yenileme talebinde bulunulmuşsa da bu talebin zamanaşımını kesen işlemlerden olmadığı…

Bu karar, Yargıtay'ın "icrai işlem" ölçütünü ne denli sıkı uyguladığını açıkça ortaya koymaktadır. Söz konusu kararda tespit edilen ilke, yalnızca yenileme talebiyle sınırlı kalmayıp benzer nitelikteki diğer işlemlere de uygulanmaktadır. Buna göre zamanaşımını kesmediği kabul edilen başlıca işlemler şunlardır:

  • Dosya kapak hesabı yaptırılması
  • Adres sorgusu yapılması
  • İcra dosyasının yenilenmesi talebi
  • İhtarname çekilmesi

Bu işlemlerin ortak özelliği, alacaklının icra sürecini fiilen ilerletmeye yönelik somut bir talepte bulunmamasıdır. Yargıtay'ın benimsediği ölçüte göre zamanaşımını kesebilecek bir icra işleminin, takibi aktif biçimde yürütmeye dönük —haciz talebi, muhafaza tedbiri istenmesi gibi— somut bir icrai içerik taşıması gerekir.

Pratikte bu ayrım son derece kritik sonuçlar doğurur. Alacaklının yıllarca dosyada çeşitli yazışmalar yapması, sorgu talep etmesi veya ihtarname göndermesi, 3 yıllık kambiyo zamanaşımının işlemeye devam etmesini engellemez. Dolayısıyla alacaklıların, zamanaşımı süresini gerçek anlamda kesmek için icra takibi başlatmak, haciz talep etmek veya dava açmak gibi hukuki sonuç doğuran adımlar atması zorunludur.

Zamanaşımına Uğramış Senette Alacaklının Başvurabileceği Hukuki Yollar

Kambiyo senedinin zamanaşımına uğraması, alacaklının tüm haklarını yitirdiği anlamına gelmez. Alacaklı, kambiyo hukukuna özgü icra ve dava yollarını kullanamaz hale gelse de hukuk düzeni ona üç ayrı başvuru imkânı tanımaktadır: sebepsiz zenginleşme davası, temel borç ilişkisine dayalı genel alacak davası ve ilamsız icra takibi. Bu yolların her birinin farklı koşulları, süreleri ve ispat rejimleri bulunmaktadır; hangi yolun seçileceği büyük ölçüde zamanaşımının üzerinden geçen süreye ve elindeki delil durumuna göre belirlenir.

Sebepsiz Zenginleşme Davası

Kambiyo senedinin zamanaşımına uğramasının ardından alacaklının başvurabileceği ilk ve en güçlü yol, TTK m.732 kapsamındaki sebepsiz zenginleşme davasıdır. Bu dava, zamanaşımının dolduğu tarihten itibaren 1 yıl içinde açılmak zorundadır; aksi hâlde bu özel yol da kapanır.

Bu davanın alacaklı açısından en kritik avantajı, ispat yükünün yer değiştirmesidir. 1 yıllık süre içinde açılan sebepsiz zenginleşme davasında zamanaşımına uğramış senet, kesin delil niteliğini korumaya devam eder. Dolayısıyla alacaklının senedin varlığını ve borcun kaynağını ayrıca kanıtlaması gerekmez; borçlu, senedin haksız bir zenginleşmeye yol açmadığını ispat etmek durumundadır.

Bu 1 yıllık süre, hak düşürücü nitelikte değil zamanaşımı niteliğinde olmakla birlikte son derece kısa bir pencere sunduğundan alacaklının zamanaşımının dolduğu tarihi doğru tespit etmesi ve derhal harekete geçmesi zorunludur.

Genel Alacak Davası

Sebepsiz zenginleşme davası için öngörülen 1 yıllık süre de kaçırılmışsa alacaklı, temel borç ilişkisine dayanarak TBK m.125 kapsamındaki 10 yıllık genel zamanaşımı süresi içinde adi alacak davası açabilir. Bu yolda dava, kambiyo hukukuna değil; taraflar arasındaki satım, kira, hizmet veya ödünç gibi temel hukuki ilişkiye dayandırılır.

Ancak bu noktada ispat rejimi köklü biçimde değişir. Zamanaşımına uğramış senet, genel alacak davasında artık kesin delil olarak kabul edilmez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bu meseleyi 2017/937 E., 2021/357 K. sayılı kararında açıkça karara bağlamıştır:

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2017/937 E., 2021/357 K. sayılı kararında; zamanaşımına uğrayan bononun kambiyo senedi vasfını kaybetmesiyle birlikte adi senede de dönüşmeyeceğini, bu nedenle alacağın ispatı açısından tek başına yeterli kabul edilemeyeceğini vurgulamıştır. Zamanaşımına uğramış bono, yalnızca HMK m.202 kapsamında yazılı delil başlangıcı olarak kullanılabilir; alacaklının temel borç ilişkisini başka delillerle de ispatlaması gerekir.

Bu kararın pratik sonucu şudur: Alacaklı, elindeki zamanaşımına uğramış senedi mahkemeye sunarken bunu yalnızca bir başlangıç delili olarak kullanabilir ve alacağını tanık beyanı, yazışmalar, fatura, banka dekontu gibi ek delillerle desteklemek zorundadır. Senedin tek başına sunulması, davayı kazanmak için yeterli olmayacaktır.

Bu yolun tercih edildiği durumlarda temel borç ilişkisinin her türlü unsurunu belgelemek, dava açılmadan önce hukuki danışmanlık almak büyük önem taşır.

İlamsız İcra Takibi

Alacaklının üçüncü seçeneği, ilamsız icra takibi yoluyla genel haciz yoluna başvurmaktır. Zamanaşımına uğramış bir senet, kambiyo senetlerine özgü icra yolunda (İİK m.167 vd.) kullanılamaz; ancak alacaklı aynı senedi adi bir alacak belgesi olarak ilamsız icra takibine konu edebilir.

Bu yolda senet, kambiyo senedi sıfatını yitirmiş olduğundan borçluya tanınan itiraz süresi ve usulü de değişir. Borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde icra dairesine itiraz ederek takibi durdurabilir. İtiraz üzerine alacaklının itirazın iptali davası açması gerekir ve bu davada da ispat yükü yukarıda açıklanan genel alacak davasındaki kurallara tabidir; zamanaşımına uğramış senet yalnızca HMK m.202 anlamında yazılı delil başlangıcı işlevi görür.

İlamsız icra yolunun pratik avantajı, mahkemeye başvurmaksızın hızlı biçimde başlatılabilmesidir. Ancak borçlunun itiraz etmesi durumunda süreç yargıya taşınacağından, alacaklının temel borç ilişkisini ispatlayacak delil dosyasını önceden hazırlamış olması gerekir.


Üç yolun karşılaştırmalı değerlendirmesi yapıldığında şu tablo ortaya çıkar: Zamanaşımının dolmasının hemen ardından en güçlü konum sebepsiz zenginleşme davasında elde edilir; zira ispat yükü borçludadır ve senet kesin delil değerini korur. Bu pencere kapandıktan sonra alacaklı ya genel alacak davası ya da ilamsız icra yolunu seçmek durumundadır; her iki hâlde de senedin delil değeri zayıflamış olup alacağın temel ilişkiden ispatlanması zorunlu hale gelir.

Önemli Yargıtay Kararları ve Özel Durumlar

Senet zamanaşımı hukuku, kanun maddelerinin lafzının ötesinde Yargıtay içtihatlarıyla şekillenmektedir. Uygulamada sıkça karşılaşılan tereddütlü durumlar; keşide yeri eksikliği, vadesi gösterilmemiş bonolar, zamanaşımı sonrası temerrüt hesabı ve avukat sorumluluğu gibi alanlarda Yargıtay'ın emsal kararlarıyla netlik kazanmıştır. Aşağıda bu kararlar, pratik etkileriyle birlikte ele alınmaktadır.

Keşide Yeri Bulunmayan Senet: Kambiyo Vasfının Kaybı ve 10 Yıllık Zamanaşımı

Kambiyo senedinin geçerliliği, kanunun öngördüğü zorunlu unsurların tamamını barındırmasına bağlıdır. Bu unsurlardan birinin eksikliği, senedin kambiyo senedi niteliğini doğrudan etkiler ve zamanaşımı süresi bakımından köklü sonuçlar doğurur.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2013/34573 E., 2014/45 K., 13.01.2014 tarihli kararında; keşide yeri bulunmayan senedin kambiyo senedi vasfını taşımadığına ve bu nedenle 3 yıllık değil 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğuna hükmetmiştir. Kararda "TMK'nın 688/6. maddesine göre bononun, kambiyo senedi vasfını taşıyabilmesi için, tanzim yeri unsurunu ihtiva etmesi gereklidir" ve "Somut olayda alacaklı tarafından takibe konu edilen senette keşide yeri bulunmadığı anlaşıldığından bono vasfı bulunmamaktadır" denilerek, kambiyo vasfını kaybeden senedin "adi havale hükmünde olduğundan mücerret borç ikrarı taşımayan bu belge Borçlar Kanunu'nun 125. maddesinde düzenlenen on yıllık zamanaşımına tabidir" şeklinde değerlendirme yapılmıştır. İcra mahkemesinin 3 yıllık süreyi esas alarak icranın geri bırakılmasına karar vermesi, 10 yıllık sürenin henüz dolmamış olması nedeniyle hatalı bulunarak bozulmuştur.

Bu karar, uygulamada son derece önemli bir güvenceyi de beraberinde getirmektedir: Kambiyo senedinin şekil eksikliği nedeniyle 3 yıllık zamanaşımına tabi olmadığı anlaşıldığında, alacaklı TBK m. 125 kapsamındaki 10 yıllık genel zamanaşımı süresinden yararlanabilir. Dolayısıyla keşide yeri eksikliği, alacaklı açısından her zaman hak kaybı anlamına gelmez; ancak bu durumun icra takibinin başında tespit edilmesi ve doğru takip yolunun seçilmesi zorunludur.

Vadesi Gösterilmemiş Bonoda Keşidecinin Sorumluluğu

Uygulamada vadesi boş bırakılarak düzenlenen bonolar sıkça görülmektedir. Bu tür senetlerde ibraz süresi ile zamanaşımı süresinin birbirine karıştırılması, hatalı icra takiplerine ve gereksiz itirazlara yol açmaktadır.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2015/18318, K. 2015/29405, T. 25.11.2015 tarihli kararında; vadesi gösterilmemiş bonoların hukuki durumunu netleştirmiştir. Kararda, "vadesi gösterilmemiş bir bono görüldüğünde ödenmesi şart bir bono sayılır" ve "görüldüğünde ödenecek bononun tanzim tarihinden itibaren bir yıl içinde ödenmek üzere ibrazı zorunludur" denilerek temel kural ortaya konmuştur. Mahkeme, "vadesi gösterilmemiş bononun bir yıl içinde ibraz edilmemiş olması, zamanaşımı müddeti dolmadıkça senet keşidecisini sorumluluktan kurtarmaz" ve "senedin süresi içinde, yani keşide tarihinden itibaren bir yıl içinde ibraz edilmemesi vadenin geçirilmesi hükmünde olup, bu halde rücu hakkı düşeceğinden cirantalara müracaat edilemez. Fakat zamanaşımı süresi dolmadıkça senedi tanzim eden borçlunun (keşidecinin) sorumluluğu devam eder" ifadeleriyle, 1 yıllık ibraz süresi geçse bile keşidecinin (düzenleyenin) 3 yıllık zamanaşımı süresi boyunca sorumlu kaldığını açıkça belirtmiştir. Somut olayda da icra takibinin borçlusu bononun keşidecisi olduğundan ve takip zamanaşımı süresi içinde başlatıldığından, mahkeme takibin iptali talebinin reddedilmesi gerektiğine hükmetmiştir.

Bu içtihat, ibraz süresi ile zamanaşımı süresini birbirinden kesin biçimde ayırt etmektedir. 1 yıllık ibraz süresinin geçirilmesi yalnızca cirantalara karşı rücu hakkını düşürür; keşideciye karşı 3 yıllık zamanaşımı süresi dolmadıkça takip hakkı varlığını korur.

Zamanaşımına Uğrayan Bonoda Temerrüt ve Faiz Talebi

Zamanaşımına uğrayan senetlerde alacaklıların sıklıkla hata yaptığı bir diğer alan, temerrüt faizinin hesaplanmasıdır. Vade tarihinin temerrüde esas alınıp alınamayacağı meselesi, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu tarafından bağlayıcı biçimde karara bağlanmıştır.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu'nun 25.12.2019 tarih, 2019/1 E., 2019/8 K. sayılı kararında; zamanaşımına uğrayarak kambiyo senedi vasfını kaybeden bononun artık yalnızca yazılı delil başlangıcı sayılacağı, bu bonodaki vade tarihinin temel ilişkiye dayalı takip veya davalarda borçlunun temerrüdüne esas alınamayacağı, alacaklının öncelikle borçluya ihtar göndermesi veya dava açması gerektiği vurgulanmıştır. Kurul, zamanaşımına uğrayan bonoda faiz talep edilebilmesi için temerrüt koşulunun ayrıca gerçekleşmesi gerektiğini ve vade tarihinin tek başına borçluyu temerrüde düşürmeyeceğini hükme bağlamıştır.

İçtihadı birleştirme kararları tüm mahkemeler için bağlayıcıdır. Bu kararın pratik sonucu şudur: Zamanaşımına uğramış bir bonoya dayanarak genel alacak davası açan ya da ilamsız icra takibi başlatan alacaklı, vade tarihinden itibaren faiz talep edemez. Temerrüt faizinin işlemeye başlaması için alacaklının ayrıca ihtarname göndermesi veya dava açması zorunludur.

Avukatın Senedi Zamanaşımına Uğratması: Sorumluluk ve Zarar Araştırması

Avukatın, müvekkiline ait kambiyo senedini gerekli hukuki işlemleri yapmayarak zamanaşımına uğratması, vekâlet sözleşmesinden doğan özen borcunun ihlali anlamına gelir. Ancak bu ihlalin hukuki sonuçları, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun önemli bir kararıyla sınırlandırılmıştır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2021/(13)3-422 E., 2022/1651 K. sayılı kararında; avukatların özen borcuna aykırı davranarak müvekkillerine ait kambiyo senedini zamanaşımına uğratmaları durumunda, doğrudan zararın varlığından söz edilemeyeceğini, davacının bu nedenle gerçekten bir zararının doğup doğmadığının ayrıntılı olarak araştırılması gerektiğini vurgulamıştır. Mahkemenin, sadece kambiyo takibi hakkının kaybı gerekçesiyle zararın oluşmadığına karar vermesi isabetsiz bulunmuş, zararın ve nedensellik bağının detaylı incelenmesi gerektiği belirtilmiştir.

Bu karar iki yönlü bir mesaj içermektedir. Bir yandan, kambiyo takibi hakkının kaybedilmiş olması tek başına tazminat için yeterli değildir; alacaklının gerçek anlamda zarara uğrayıp uğramadığı, örneğin alternatif hukuki yolların hâlâ açık olup olmadığı, borçlunun ödeme gücünün bulunup bulunmadığı gibi olgular araştırılmalıdır. Öte yandan, zararın varlığının kanıtlanması durumunda avukatın sorumluluğu doğar; dolayısıyla senet takibini üstlenen avukatlar açısından zamanaşımı sürelerinin titizlikle takip edilmesi zorunlu bir mesleki yükümlülüktür.


Senet zamanaşımı, yalnızca sürelerin hesaplanmasından ibaret değildir. Keşide yeri eksikliği gibi şekil unsurları senedin hukuki niteliğini dönüştürebilir, ibraz süresinin geçirilmesi ile zamanaşımının dolması birbirinden farklı sonuçlar doğurur, zamanaşımı sonrasında faiz talebi ayrı bir temerrüt şartına bağlanır ve avukatın ihmali bile tek başına tazminat hakkı yaratmaz. Bu karmaşık tabloda, TTK m. 749-751 ile TBK m. 125 ve 153 kapsamındaki sürelerin ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarının birlikte değerlendirilmesi; hem alacaklıların hak kaybına uğramaması hem de borçluların hukuka aykırı takiplerden korunması açısından vazgeçilmezdir. Senetle ilgili herhangi bir hukuki işlem başlatmadan önce bir avukattan güncel içtihat bilgisiyle desteklenmiş hukuki danışmanlık alınması, ileride telafisi güç sonuçların önüne geçecektir.

Yazar Görseli
Müellif

Av. Ali Haydar GÜLEÇ

Güleç Hukuk Bürosu'nda 9 yıldır yöneticilik ve avukatlık yapmaktadır.