Gayrimenkul Alım Satımında Tapu Devir İşlemleri ve Dikkat Edilecek Hususlar

Gayrimenkul Alım Satımında Tapu Devir İşlemleri ve Dikkat Edilecek Hususlar

Gayrimenkul yatırımlarınızda mülkiyet hakkını güvence altına alan tapu devir süreci, titizlikle takip edilmesi gereken hukuki ve mali prosedürler bütünüdür. 2644 sayılı Tapu Kanunu ve güncel mevzuat ışığında hazırladığımız bu rehberde; randevu aşamasından harç ödemelerine, yasal sınırlamalardan hak kayıplarını önleyecek kritik uyarılara kadar tapu devrine dair tüm detayları bulabilirsiniz.

Tapu Devir Süreci ve Başvuru Mekanizmaları

Gayrimenkul mülkiyetinin el değiştirmesi, Türk hukuk sisteminde sıkı şekil şartlarına bağlanmış resmi bir süreçtir. Taşınmazın bir kişiden başka bir kişiye (gerçek veya tüzel) hukuken geçebilmesi için sadece tarafların anlaşması yeterli olmayıp, bu işlemin Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü bünyesindeki ilgili müdürlüklerde tescil edilmesi zorunludur. Tapu devri süreci, mülkiyet hakkının korunması ve işlem güvenliğinin sağlanması amacıyla belirli bir hiyerarşi ve prosedür dahilinde ilerler.

Randevu ve Gerekli Belgeler

Modern tapu yönetimi sisteminde işlemlerin hızlı ve düzenli yürütülebilmesi için randevu sistemi temel taşı oluşturmaktadır. Tapu devri için başvurular fiziksel olarak müdürlüklere giderek değil, dijital kanallar veya çağrı merkezleri üzerinden başlatılmaktadır. Bu noktada en yaygın kullanılan iki ana kanal Web Tapu ve ALO 181 hattıdır. Web Tapu, maliklerin taşınmazlarını dijital ortamda yönetebilmelerine, belgelerini sisteme önceden yüklemelerine ve sürecin her aşamasını SMS yoluyla takip etmelerine olanak tanıyan oldukça güvenli bir platformdur. ALO 181 ise telefon üzerinden randevu almak isteyen vatandaşlar için 7/24 hizmet veren bir destek hattıdır.

Tapu dairesine gitmeden önce, işlemin eksiksiz tamamlanabilmesi için belirli belgelerin hazır edilmesi hayati önem taşır. Bu belgeler hem alıcının hem de satıcının haklarını korumak ve devletin vergi kaybını önlemek amacıyla talep edilir:

  • Kimlik Belgeleri: Alıcı ve satıcının (veya vekillerinin) nüfus cüzdanlarının aslı ve fotokopisi işlem anında yanlarında bulunmalıdır.
  • Vesikalık Fotoğraflar: Tapu siciline işlenecek olan fotoğrafların güncel olması şarttır. Bu kapsamda, hem alıcıdan hem de satıcıdan istenen fotoğrafların son 6 ay içerisinde çekilmiş olması gerekmektedir. Eski tarihli fotoğraflar işlem güvenliği gerekçesiyle reddedilebilir.
  • Zorunlu Deprem Sigortası (DASK): 6305 sayılı Afet Sigortaları Kanunu uyarınca, binalı taşınmazların devrinde geçerli bir DASK poliçesinin ibrazı zorunludur. Sigortası bulunmayan veya süresi dolmuş taşınmazların devir işlemi gerçekleştirilemez.
  • Rayiç Bedel Belgesi: Taşınmazın bağlı bulunduğu belediyeden alınan bu belge, mülkün o yılki emlak vergisine esas olan alt sınır değerini gösterir. Tapu harcı hesaplanırken beyan edilen satış bedeli, bu Rayiç Bedel Belgesi üzerinde yazan tutardan düşük olamaz. Aksi takdirde, eksik harç ödemesi nedeniyle vergi cezaları ile karşılaşılması kaçınılmazdır.
  • Tapu Senedi: Varsa taşınmazın mevcut tapu aslı veya fotokopisi işlemleri hızlandıracaktır.

Tüzel Kişi ve Vekaletle İşlemler

Tapu devir işlemleri her zaman mülk sahibinin bizzat katılımıyla gerçekleşmeyebilir. Şirketlerin taraf olduğu işlemler veya tarafların bir vekil aracılığıyla temsil edildiği durumlar özel ek belgeler ve yetki kontrolleri gerektirir.

Tüzel Kişilerin İşlemleri: Eğer taşınmaz alım-satımında taraflardan biri bir şirket (tüzel kişi) ise, işlem yetkisinin kanıtlanması gerekir. Bu durumda müdürlüğe sunulması gereken ek evraklar şunlardır:

  • Yetki Belgesi: Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden alınan, şirketin taşınmaz tasarrufunda bulunabileceğini ve bu işlemin kimin tarafından yürütüleceğini gösteren güncel belge.
  • İmza Sirküleri: Şirket yetkilisinin imza örneğini içeren noter onaylı belge.
  • Vergi Levhası: Şirketin vergi bilgilerini teyit eden belge.
  • Sicil Gazetesi: En son yapılan yönetim kurulu seçimini veya yetkilendirmeyi gösteren ilan örneği.

Vekaletle Yapılan İşlemler: Taraflardan birinin veya her ikisinin tapu dairesinde hazır bulunamaması durumunda, işlemler noter onaylı bir vekaletname ile yürütülebilir. Ancak tapu işlemlerinde kullanılacak vekaletnamelerin "özel yetki" içermesi ve taşınmazın bilgilerini net bir şekilde tanımlaması gerekir. Vekaletnamede vekilin fotoğrafının bulunması ve mühürlenmiş olması zorunludur. Ayrıca, yurt dışından gönderilen vekaletnamelerin apostil şerhi taşıması veya Türk konsolosluklarınca düzenlenmiş olması yasal bir zorunluluktur.

Tapu müdürlüğü, başvuruyu aldıktan sonra belgeleri inceler ve harç ödemeleri için taraflara bir bilgilendirme mesajı gönderir. Harçlar ve döner sermaye bedeli yatırıldıktan sonra, belirlenen randevu saatinde taraflar huzurda imzalarını atarak devir sürecini resmen tamamlar. Bu süreçte mülkiyetin tescili, mülkiyet hakkının üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesini sağlayan kurucu bir işlemdir.

2644 Sayılı Tapu Kanunu ve Yasal Çerçeve

Türkiye’de taşınmaz mülkiyetinin yönetimi, tescili ve devri süreçlerini düzenleyen en temel yasal dayanak, 22 Aralık 1934 tarihinde kabul edilen 2644 Sayılı Tapu Kanunu’dur. Bu kanun, mülkiyet hakkının tesisinden yabancıların taşınmaz edinimine kadar geniş bir yelpazede usul ve esasları belirleyerek, mülkiyet güvenliğini devlet güvencesi altına almaktadır. Gayrimenkul hukukunun omurgasını oluşturan bu düzenleme, tapu sicilinin tutulmasından resmi senetlerin düzenlenmesine kadar her aşamada emredici hükümler içermektedir.

Yetkili Makamlar ve Tescil Usulleri

Tapu Kanunu uyarınca gayrimenkul mülkiyetinin el değiştirmesi veya üzerinde sınırlı ayni hak tesis edilmesi, belirli şekil şartlarına ve yetkili makamların onayına tabidir. Kanunun 1. maddesi, tescil işlemlerinde yetkili mercileri açıkça tanımlar; devlet adına en büyük mal memuru, belediyeler adına belediye başkanı ve köyler adına muhtar yetkili kılınmıştır. Tüzel kişilerin taraf olduğu işlemlerde ise Madde 2 gereğince, ilgili kurumun taşınmaz tasarrufuna yetkili olduğunu gösteren mülkiye amirinden veya ticaret sicil memurluğundan alınmış bir yetki belgesinin ibrazı zorunludur.

2644 Sayılı Kanun m.26, mülkiyet ve irtifak hakkı tesisine dair resmi senetlerin mutlaka tapu sicil müdürlükleri tarafından düzenlenmesi gerektiğini hükme bağlar. Türk hukuk sisteminde "resmi şekil şartı" olarak adlandırılan bu kural, tapu müdürlüğü dışında yapılan (noter satışı hariç) harici satış sözleşmelerinin mülkiyeti devretme noktasında geçersiz olduğu anlamına gelir. Ancak, noterler tarafından düzenlenen "Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmeleri" ve "Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmeleri" tapu kütüğüne şerh edilebilir. Bu noktada kritik bir zaman aşımı kuralı mevcuttur:

  • 5 Yıl Kuralı: Noterlerce yapılan satış vaadi şerhleri, tapu siciline işlendikten sonra 5 yıl içinde satışa dönüştürülmez veya tescil işlemi tamamlanmazsa, bu şerhler tapu müdürlüğü tarafından re’sen terkin edilir (silinir). Bu durum, alıcının hak kaybına uğramaması için süreci titizlikle takip etmesini zorunlu kılar.

Miras yoluyla geçen taşınmazlarda ise Ek Madde 1 ile getirilen düzenleme, tapu sicilinin güncelliğini korumayı amaçlar. Eğer bir taşınmazın maliki ölmüş ve ölüm tarihinden itibaren 2 yıl içinde mirasçılar tarafından intikal işlemleri yapılmamışsa, tapu müdürlükleri mirasçılık belgesi almak ve tescili gerçekleştirmek üzere yargı yoluna başvurma yetkisine sahiptir. Bu, devletin mülkiyet kayıtlarını düzenli tutma konusundaki kararlılığını gösteren önemli bir idari yetkidir.

Yabancıların Taşınmaz Edinimi

Yabancı gerçek ve tüzel kişilerin Türkiye’de taşınmaz edinimi, ulusal çıkarlar ve mütekabiliyet ilkeleri çerçevesinde 2644 Sayılı Kanun m.35 ile sıkı sınırlara tabi tutulmuştur. 6302 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler neticesinde, yabancıların mülkiyet edinimi belirli kota ve şartlara bağlanmıştır.

Yabancı gerçek kişilerin edinim sınırlamaları şu şekildedir:

  1. Miktar Sınırı: Bir yabancı gerçek kişi, ülke genelinde kişi başına en fazla 30 hektar taşınmaz edinebilir. Cumhurbaşkanı, bu miktarı iki katına kadar artırmaya yetkilidir.
  2. Yüzölçümü Sınırı: Yabancıların edinebileceği toplam alan, ilgili ilçenin özel mülkiyete konu olan yüzölçümünün yüzde onunu (%10) geçemez.
  3. Proje Zorunluluğu: Üzerinde yapı bulunmayan (arsa, arazi) bir taşınmaz satın alan yabancı, satın alma tarihinden itibaren 2 yıl içinde geliştireceği projeyi ilgili Bakanlığın onayına sunmak zorundadır.

Yabancı sermayeli şirketlerin edinimleri ise Kanun’un 36. maddesi kapsamında; askeri yasak bölgeler, güvenlik bölgeleri ve stratejik alanlar dikkate alınarak Valilikler veya Genelkurmay Başkanlığı’nın iznine tabi kılınmıştır.

Tapu Kanunu üzerindeki yasal düzenlemeler zaman zaman yargı denetimine de konu olmuştur. Özellikle mülkiyet hakkının sınırlandırılmasına ilişkin hükümler, Anayasa Mahkemesi tarafından titizlikle incelenmektedir. Bu kapsamda verilen önemli bir karar aşağıda yer almaktadır:

Anayasa Mahkemesi’nin 12/5/2011 tarihli ve E.: 2008/79, K.: 2011/74 sayılı Kararı

Yukarıdaki karar, Tapu Kanunu’nun Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ve mülkiyet hakkının kullanımını kısıtlayan bazı hükümlerin iptaline ilişkindir. Anayasa Mahkemesi bu kararıyla, mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabileceği ilkesine vurgu yaparak, ölçüsüz sınırlamaların hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayacağını ortaya koymuştur. Bu karar, özellikle kadastro çalışmaları ve mülkiyet uyuşmazlıklarında bireylerin hak arama hürriyetini güçlendiren bir emsal teşkil etmektedir.

Sonuç olarak, 2644 sayılı Kanun, taşınmaz devirlerinde sadece usulü belirlemekle kalmaz, aynı zamanda mülkiyetin intikali sürecindeki tüm paydaşların (devlet, vatandaş, yabancı yatırımcı) hak ve yükümlülüklerini dengeler. İşlem güvenliği açısından, Kanun’un 26. maddesindeki resmi şekil şartına uymak ve 35. maddedeki sınırlamaları gözetmek, ileride doğabilecek tapu iptal ve tescil davalarının önüne geçmek için hayati önem taşır.

Mali Yükümlülükler ve Harç Oranları

Gayrimenkul devir işlemleri, sadece mülkiyetin el değiştirmesi sürecini değil, aynı zamanda devletin vergi ve hizmet bedeli alacaklarını da kapsayan ciddi bir mali yükümlülük sürecidir. Tapu siciline tescil aşamasında tahsil edilen harçlar ve döner sermaye bedelleri, işlemin yasal geçerlilik kazanması için zorunlu olan ödemelerdir. Bu maliyetlerin doğru hesaplanması ve beyan edilmesi, ileride karşılaşılabilecek vergi cezalarının ve hukuki uyuşmazlıkların önüne geçilmesi açısından hayati önem taşır.

Satış ve Hibe Harçları

Gayrimenkul alım satım işlemlerinde en büyük maliyet kalemini tapu harcı oluşturur. 2024-2025 dönemi itibarıyla uygulanan güncel mevzuata göre, satış işlemlerinde tapu harcı oranı, taşınmazın beyan edilen satış bedelinin %4’ü (binde 40) olarak belirlenmiştir. Bu oran, yasal olarak alıcı ve satıcı arasında eşit olarak paylaştırılır; yani hem alıcı hem de satıcı beyan edilen bedelin %2’sini harç olarak ödemekle yükümlüdür. Ancak taraflar kendi aralarında yapacakları özel bir sözleşme ile bu harcın tamamının bir tarafça ödenmesini kararlaştırabilirler; bu durum Tapu Müdürlüğü nezdinde bir engel teşkil etmez.

Tapu harcı hesaplanırken dikkat edilmesi gereken en kritik husus, beyan edilen bedelin gayrimenkulün gerçek satış değerini yansıtmasıdır. İlgili belediyeden alınan Rayiç Bedel Belgesi, harç ödemesinde alt sınırı belirler. Satış bedeli bu rayiç değerin altında gösterilemez. Ancak piyasa değeri rayiç bedelin üzerindeyse, harcın gerçek satış rakamı üzerinden yatırılması yasal bir zorunluluktur. Bedelin düşük gösterilmesi (eksik beyan) durumunda, Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından aradaki farkın harcı ve cezası faiziyle birlikte tahsil edilebilir.

Aile içi veya üçüncü kişilere yapılan bedelsiz devirlerde, yani hibe (bağış) işlemlerinde ise harç oranları farklılık gösterir. Bir gayrimenkulün bedelsiz olarak bir başkasına devredilmesi durumunda, satış harcı yerine hibe harcı tahsil edilir. Bu oran, satış harcından oldukça yüksektir ve taşınmazın emlak beyan değerinin binde 68,31’i olarak uygulanır. Hibe yoluyla yapılan devirlerde harcın tamamı, taşınmazı devralan (hibe alan) kişi tarafından ödenir.

Döner Sermaye Ödemeleri ve Devletin Sorumluluğu

Tapu harcına ek olarak, her işlemde maktu bir ücret olan döner sermaye hizmet bedeli tahsil edilmektedir. 2024 yılı verilerine göre, bu bedel yaklaşık 1.183 TL’den başlamakta olup, işlemin yapıldığı bölgeye ve sunulan ek hizmetlere (örneğin; yetki alan dışı işlemler) göre değişiklik gösterebilmektedir. Döner sermaye ödemesi, tapu müdürlüklerinin sunduğu teknik altyapı ve arşiv hizmetlerinin karşılığı olarak alınır ve genellikle alıcı tarafından ödenmesi teamül haline gelmiştir.

Mali yükümlülüklerin yerine getirilmesi, devletin tapu sicilinin tutulmasındaki sorumluluğunu da beraberinde getirir. 2644 sayılı Tapu Kanunu’na eklenen düzenlemeler, bu süreçteki hatalardan doğan zararların tazminini hüküm altına almıştır.

Ek Madde 2: Tapu işlemlerinde, tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur. Devlet, zararın meydana gelmesinde kusuru bulunan görevlilere rücu eder. Bu rücu davası, ödeme tarihinden itibaren iki yıl, her hâlde zarara yol açan işlemin yapıldığı tarihten itibaren on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

Bu madde, tapu işlemlerindeki mali ve hukuki güvenliğin en büyük teminatıdır. Devletin kusursuz sorumluluğu ilkesi gereğince, hatalı bir tescil veya işlem sonucu maddi kayba uğrayan vatandaşlar, bu zararlarını devletten talep edebilirler. Ancak kanun koyucu, devletin ödediği bu tazminatı hatayı yapan personele rücu etmesi için belirli süreler (2 ve 10 yıl) öngörmüştür.

Tapu mevzuatının anayasal sınırlar içerisinde kalması ve mülkiyet hakkının korunması adına yargı organları da kritik denetimler yapmaktadır. Bu kapsamda Tapu Kanunu'nun bazı maddeleri geçmişte iptal davasına konu olmuştur:

Anayasa Mahkemesi’nin 12/5/2011 tarihli ve E.: 2008/79, K.: 2011/74 sayılı Kararı

Bu karar, Tapu Kanunu’ndaki bazı sınırlayıcı hükümlerin anayasal mülkiyet hakkı ve hukuk devleti ilkesiyle uyumlu hale getirilmesi açısından dönüm noktası niteliğindedir. Mahkemenin bu müdahalesi, tapu devir süreçlerinde hem mali hem de idari kuralların bireylerin haklarını zedelemeyecek şekilde uygulanması gerektiğini tescillemiştir.

Sonuç olarak, tapu devri sırasında ödenecek harçların doğru hesaplanması ve yasal beyan sürelerine uyulması, sadece mali bir ödev değil, aynı zamanda mülkiyet hakkının hukuki güvenliğini pekiştiren bir adımdır. Eksik beyanlardan kaçınmak ve döner sermaye gibi ek maliyetleri önceden planlamak, sürecin sorunsuz tamamlanmasını sağlar.

İşlem Güvenliği ve Dikkat Edilecek Hususlar

Gayrimenkul alım-satım süreci, sadece bir mülkün el değiştirmesi değil, aynı zamanda yüksek maddi değerlerin ve uzun vadeli hakların hukuki güvence altına alınması işlemidir. Bu sürecin en kritik aşamasını oluşturan tapu devrinde, tarafların telafisi güç zararlarla karşılaşmaması için işlem güvenliğine azami dikkat gösterilmesi gerekmektedir. Türk hukuk sisteminde taşınmaz mülkiyetinin devri, sıkı şekil şartlarına ve kapsamlı denetim mekanizmalarına tabi tutulmuştur.

Hukuki Kısıtlamalar

Tapu devri işlemlerinde karşılaşılan en büyük risklerden biri, taşınmazın üzerinde mülkiyet hakkını kısıtlayan veya devri engelleyen hukuki kayıtların bulunmasıdır. Bu noktada Resmi Şekil Şartı büyük bir önem arz eder. Türk Medeni Kanunu uyarınca, gayrimenkul satışlarının geçerli olabilmesi için işlemin mutlaka tapu sicil müdürlükleri nezdinde yapılması ve tescil edilmesi zorunludur. Noterlerde yapılan "satış vaadi" sözleşmeleri mülkiyeti doğrudan nakletmez; sadece kişisel bir hak sağlar. Bu nedenle, tapu siciline tescil gerçekleşmeden yapılan harici satışlar hukuken geçersizdir.

İşlem güvenliğini sağlamak adına dikkat edilmesi gereken temel hukuki kısıtlamalar şunlardır:

  • Şerh, Haciz ve İpotek Kontrolü: Satış işlemi öncesinde taşınmazın üzerinde mülkiyeti kısıtlayan herhangi bir unsur olup olmadığı titizlikle incelenmelidir. Web Tapu sistemi üzerinden veya ilgili tapu müdürlüğünden alınacak güncel tapu kayıt örneği ile taşınmaz üzerinde haciz, ihtiyati tedbir, aile konutu şerhi veya ipotek olup olmadığı kontrol edilmelidir. Bu tür kısıtlamalar, yeni malikin mülkiyet hakkını kullanmasını engelleyebilir veya taşınmazın cebri icra yoluyla satılmasına neden olabilir.
  • Önalım Hakkı (Şufa): Hisseli tapu devirlerinde en büyük risklerden biri, diğer paydaşların sahip olduğu kanuni önalım hakkıdır. Paylı mülkiyette bir hissedar kendi payını üçüncü bir kişiye sattığında, diğer hissedarlar satıştan itibaren üç ay (ve her halükarda iki yıl) içinde dava açarak satılan payı aynı bedelle öncelikle satın alma hakkına sahiptir. Bu durum, alıcının mülkiyet hakkını kaybetmesine yol açabileceği için hisseli satışlarda diğer paydaşlardan feragat alınması veya noter kanalıyla bildirim yapılması kritik önem taşır.
  • Sulh Hukuk Mahkemesi İzni: Eğer taşınmazın sahibi kısıtlı (vesayet altında) bir kişi ise, bu taşınmazın satışı için sadece vasinin beyanı yeterli değildir. Türk Medeni Kanunu uyarınca, kısıtlı kişilere ait taşınmazların satış işlemleri için Sulh Hukuk Mahkemesi’nden izin alınması zorunludur. Bu izin alınmadan yapılan işlemler hukuken sakattır.

Tapu Kanunu'nun geçmişteki bazı sınırlayıcı hükümlerine ilişkin olarak yüksek mahkemenin müdahalesi de söz konusu olmuştur. Bu bağlamda, yabancıların taşınmaz edinimindeki hak kayıplarını veya usulsüz sınırlamaları önlemek adına verilen şu karar büyük önem taşır:

Anayasa Mahkemesi’nin 12/5/2011 tarihli ve E.: 2008/79, K.: 2011/74 sayılı Kararı

Bu karar, Tapu Kanunu’nun Geçici 3. maddesindeki bazı sınırlayıcı hükümlerin iptal edilmesini sağlayarak, mülkiyet hakkının korunması ve hukuki öngörülebilirliğin sağlanması noktasında emsal teşkil etmiştir. Karar sonrası, özellikle miras yoluyla intikal eden hakların korunması ve tescil süreçlerindeki belirsizlikler giderilmiştir.

Risk Yönetimi

Gayrimenkul devirlerinde finansal ve idari riskleri yönetmek, en az hukuki kontroller kadar değerlidir. Satış bedelinin doğru beyan edilmemesi, ileride hem alıcı hem de satıcı için ciddi vergi cezalarına ve hukuki uyuşmazlıklara zemin hazırlayabilir.

  • Rayiç Bedel ve Vergi Uyumu: Satış bedelinin, belediyeden alınan Rayiç Bedel Belgesi'nin altında gösterilmesi yasaktır. Ancak gerçek satış bedeli rayiç bedelin üzerindeyse, harç ödemelerinin gerçek bedel üzerinden yapılması gerekir. Aradaki farkın tespiti halinde, eksik ödenen harçlar faiziyle birlikte tahsil edilir ve usulsüzlük cezası uygulanır.
  • Vekaletle İşlemlerde Güvenlik: İşlemler vekil aracılığıyla yürütülüyorsa, vekaletnamenin kapsamı, süresi ve üzerindeki fotoğrafın güncelliği kontrol edilmelidir. Noter onaylı olmayan veya yetkileri sınırlı vekaletnamelerle işlem yapılmamalıdır.
  • Teknik Kontroller: Taşınmazın sadece tapu kaydı değil, fiziksel durumu da incelenmelidir. Yapı ruhsatı, iskan belgesi ve imar planındaki durumu, yatırımın gelecekteki değerini ve kullanım olanaklarını doğrudan etkiler.

Özetle; gayrimenkul alım satımında tapu devri, taşınmaz mülkiyetinin yasal olarak el değiştirmesini sağlayan, Tapu Kanunu ve Türk Medeni Kanunu çerçevesinde yürütülen resmi bir süreçtir. İşlem, Tapu Müdürlükleri nezdinde randevu sistemiyle gerçekleştirilmekte olup; gerekli belgelerin temini, tapu harcı ve döner sermaye ödemeleri ile tescil aşamalarından oluşur. Satış bedelinin rayiç değer üzerinden doğru beyan edilmesi, taşınmaz üzerindeki haciz/ipotek kontrollerinin yapılması ve yabancı edinimindeki yasal sınırlamalara dikkat edilmesi, sürecin hukuki güvenliği açısından kritik önem taşımaktadır. Tüm bu süreçlerin bir uzman eşliğinde veya titiz bir ön araştırma ile yürütülmesi, mülkiyet hakkınızın en sağlam şekilde tesis edilmesini sağlayacaktır.

Yazar Görseli
Müellif

Av. Ali Haydar GÜLEÇ

Güleç Hukuk Bürosu'nda 9 yıldır yöneticilik ve avukatlık yapmaktadır.